ÖNEMLİ BİR MEVZU VESVESE


GAVS-ÜL ÂZAM İHRAMCIZÂDE HACI İSMAİL HAKKI TOPRAK
NAKŞÎ-HÂKÎ TARİKÂTI ve İLM-İ LEDÜN SIRLARI KİTABINDAN

İnsan hayatının bir kısmında azda olsa her kişinin başına gelen olaylardan birisi olması hasebiyle vesvese üzerine yapılmış bir araştırmayı kitaba almak yerinde ve uygun görülmüştür. Çünkü vesvese inanç hayatında şeytanın kullandığı silahlardan biridir. Bunu yenme yoları ise, Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem tarafından müslümanlara öğretilmiştir.

Birçok insan üzerinde gördüğümüz kadarı ile vesveseler inanca öyle tesir etmiştir ki, takva sadedinde yaptığı ameller aslında onun vesveselerinin neticesi olmuştur. Onun için Efendi Hazretleri “Cahilin sofusu şeytanın maskarasıdır” deyimini çok kullanmıştır. Bu konu toplum içerisinde bir hastalık gibi çok olmasına rağmen, kişiler tarafından dile getirilmekte zorlanılan bir husus olmasından dolayı rahatsız olan ihvan kardeşlerimizi de uyarmak ve bilgilendirmek için konu hakkında bir bölüm ayırmak uygun görüldü. [1]

I-Temizlik ve İbadetteki Vesveseler

1- Abdest Almakla İlgili Vesveseler

Bazı kişiler, abdest alırken uzuvlarının ıslanıp ıslanmadığı konusunda tereddüde düşerek “Yıkamadığım yer kaldı mı? Kalmadı mı? Azalarımı iki defa mı yıkadım, üç defa mı?” şeklinde düşünmeye başlarlar. Suyun ıslatıp ıslatmadığını veya uzuvlarını kaç defa yıkadıkları hususunda tereddüt ederler. Üç defa yıkaması gereken uzvu, beş defa yıkarlar ya da “su ulaşmadı” diye haddinden fazla su kullanırlar. Bir litre kullanması gerekirken, on litre su sarf ederler. Böylece su israfı ve zaman isrâfı ile birlikte, şeytanın vesvesesine düşerek onun maskarası olurlar. Bu hâl ilerleyince de kişide psikolojik rahatsızlık ortaya çıkar.

Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem bazı insanların bu konuda vesveseye düşebileceklerini haber vermiş ve “Abdest (alırken vesvese vermek) için ‘Velehân’ denilen bir şeytan vardır. Suyun vesvesesinden sakının.”[2]

Hadîste geçen ve “veleh” kelimesinden türetilmiş olan “Velehân”; hevâ ile aklın gitmesi, hayrete düşme mânâsına gelmektedir. [3] Abdest alırken kişiye vesvese vererek haddinden fazla su kullandırması sebebiyle bu şeytana “Velehan” denilmiştir[4]. Kişi, abdest alırken bu şeytanın vesvesesine kapılır ve şeytan da bu kişi ile oynamaya başlar. Dolayısıyla Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem, böyle bir şeytanın, abdest alırken vesvese verdiğini haber vermek suretiyle kişiyi aşırılığa düşmekten sakındırmıştır.

Bu konu ile ilgili şu hadîs de dikkati çekmektedir:

“Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve selleme bir a’râbî gelir ve abdest hakkında soru sorar. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemde abdest azalarını üçer kere yıkayarak abdestin alınışını ona gösterir, sonra da İşte abdest budur, kim üçten fazla yıkarsa kötü etmiş veya haddi aşmış veya zulmetmiş olur[5] buyurur.

Hadîs kitaplarında Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin abdestte kullandığı su miktarı anlatılırken, günümüz ölçü birimiyle yaklaşık bir litreye yakın miktardaki (bir müdd) su ile abdest aldığı bildirilmektedir.[6] Bu da bize abdest alma konusunda su israfı yapmadan kifayet edecek derecede su kullanılmasının gerekliliğine işaret etmektedir.[7]

Abdestin Bozulması ile İlgili Vesveseler

Dinimizde abdesti bozan şeyler bellidir. Kişi abdestli iken küçük ve büyük abdest mahallinden çıkan necasetler veya yellenme, vücudun her hangi bir yerinden çıkan kan, iltihap vs. şeyler abdesti bozar. Ancak bazı zaman, kişinin makadında bir hareketlenme meydana gelir ve “Acaba yellenme mi oldu?” diye tereddüt eder, abdesti konusunda şüpheye düşer, namaz kılmakta ise, namazı bırakır gider. Aslında o hareketlenme, bir yellenme değildir. Nitekim aşağıda zikredeceğimiz hadîslerde de görüleceği gibi, Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem böyle bir hareketlenmeyi şeytanın vesvesesi olarak nitelendirmiş ve böyle bir durumla karşılaşan kişiye şu tavsiyeyi yapmıştır: Ses ve koku olmadıkça abdest almaya gerek yoktur.” [8]

Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve selleme, namazda iken ‘hayaline abdesti bozuldu gibi’ gelen bir adamdan bahsedilmişti. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem Sesi işitip kokuyu duymadıkça namazı sakın terk etmesin.”[9] Buyurmuştur. İbnu Huzeyme (v.311/923)’nin rivayetinde

Birinize şeytan gelip de ‘Abdestini bozdun’ dediği zaman, o da (içinden) ‘yalan söyledin’ desin. Ancak burnu ile koku hisseder ve kulağı ile de sesi duyarsa o hariç.”[10] Buyrulmaktadır.[11].

Yine birçok rivayette bu mevzu hakkında hadisi şerifler şöyledir.

Biriniz namazda iken ona şeytan gelir ve dübüründen bir kıl alır, onu uzatır. O kişi de abdestinin bozulduğunu sanır. Böyle bir durumda ses duymadıkça veya koku hissetmedikçe namazdan ayrılmasın.”[12]

Biriniz mescidde iken, karnında (dübüründe) bir hareket hissetse ve abdestinin bozulup bozulmadığı hususunda tereddüde düşse bir ses işitmedikçe veya bir koku duymadıkça (abdest almak için) mescidi terk etmesin.”[13]

Biriniz namazda iken şeytan ona gelir ve bir adamın hayvanını yumuşakça zapt ettiği gibi, o kimseyi ele geçirir, ona hâkim olunca o kişinin kalçalarının arasından, onu namazdan vazgeçirmek için, yellenme gibi, bir şey yapar. Biriniz böyle bir durumla karşılaşırsa, şüphe bırakmayacak şekilde kesin olarak bir ses duymadıkça ya da koku hissetmedikçe namazını bozmasın.”[14]

2-Gusül Abdesti ile İlgili Vesveseler

Bazı kişilerde görülen bir vesvese şekli de banyoda haddinden fazla kalarak banyo yapmakla meşgul olmasıdır. Gusül abdestinin alınışı ile ilgili farklı rivayetleri değerlendirdiğimizde ve Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin gusül abdesti almasına baktığımızda şunu görürüz: Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem önce ellerini, sonra vücudundaki necasetleri yıkar, sonra da namaz abdesti gibi, abdest alırdı; parmaklarını suya batırarak kuru yer kalmaması için saçlarının diplerini hilâllardı; sonra başına su döker, sonra sağ omuzuna ve daha sonra da sol omuzuna üçer kere su döker, vücudunda kuru yer bırakmadan bütün bedenini yıkardı[15]. Ancak yıkanılan yerde su birikmesi durumunda ayakların yıkanmasının en sona bırakıldığı[16] görülmektedir. Namaz abdesti gibi, abdest almadan da gusül abdesti alınabilir, bunun için gusülde esas olan vücutta kuru yerin kalmamasıdır.

Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin gusül abdestinde kullandığı su miktarı anlatılırken, konu ile ilgili farklı rivayetler değerlendirildiğinde, günümüz ölçü birimiyle yaklaşık 2,5 litreden 5 litreye kadar varan miktarlarda (bir sâ’) su kullandığı açıkça anlatılmaktadır.[17]

Yine erkeklerde özellikle de bazı gençlerde vesveseye sebep olan bir durum daha vardır ki, o da meni ile mezinin birbirinden farklı şeyler olduğunun bilinmemesidir. Zira kişi, kendisinden mezi geldiğinde, meni geldi zannı ile her mezi geldiğinde banyo yapmakta, bu kadar fazla banyo yapmakla da baş edemeyince sıkıntıya düşmektedir.

Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin her erkeğin mezi ifraz edebileceğini haber vermiş ve böyle bir durumla karşılaşan kişinin erkeklik uzvunu ve husyelerini yıkayarak namaz abdesti almanın yeterli olacağını bildirmiştir.[18]

Bir başka örnek olarak şu hadîsi zikredebiliriz: Sehl İbnu Hüneyf anlatıyor:

“Ben mezi akıntısından epey bir sıkıntı çekiyordum. Bu yüzden de sık sık gusül abdesti alıyordum. Sonunda Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve selleme bu durumu sordum. Bana:

Meziden dolayı sana abdest kafidir.’ buyurdu. Ben de:

‘Ey Allah’ın Rasûlü! Elbiseye değen meziyi ne yapmalıyım?’ dedim. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem de:

Bir avuç su alıp, bunu mezinin değdiğini gördüğün yerlere serpmen yeterlidir.’ buyurdu.”[19]

3- İstibra ile İlgili Vesvese

İstibra; küçük abdest bozduktan sonra idrar akıntısının kalmaması için beklemektir[20]. Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem

Biriniz bevlettiğinde erkeklik uzvunu üç kere sıyırsın.”[21] Buyurarak istibrayı tavsiye etmiştir[22]. Taharetlendikten sonra kişi, idrar yolunda idrarın çıkma ihtimalinden iyice emin olması bakımından da başkalarının dikkatini çekmeyecek şekilde, biraz yürümek, hafifçe öksürmek, ayakları hareket ettirmek,[23] kımıldamak gibi, bazı metotlardan birisini yapabilir. Şayet akıntı gelecek olursa tekrar taharetlenir (istinca yapar) ve abdestini alır. İstibranın yapılışı, genellikle insandan insana değişir: Kimi, hafifçe bir sıyırmakla; kimi, öksürmekle yapabilir; kimi de bunların hiç birine ihtiyaç duymadan biraz bekleyerek bunu sağlayabilir. Şâyet, küçük abdesti bozduktan sonra, istibra yapmadan, hemen abdest alınırsa bu sakıncalı olabilir. Çünkü idrar yolundaki kalıntılar, abdest aldıktan sonra çıkarsa abdest bozulur,[24] namaz da olmaz. Bununla birlikte elbise kirlenir ve idrar, el ayasından fazla miktarda olduğunda yine namaza engel olur. Bu bakımdan istibra yapmanın büyük önemi vardır. İdrar akıntısının kesilmesi kişiden kişiye değişebilir: Bazı kişilerde çabuk, bazı kişilerde de biraz gecikmeli olabilir. Fakat bazı kişiler, istibra yaparken, normal şartlarda yukarıda söz konusu edilen ve kendisine en uygun olan metotlardan birini yapması yeterli olmasına rağmen, aşırılığa kaçarak idrarının kesilmediği vesvesesine kapılır ve abdestini bozduktan sonra istibra yapmak maksadıyla tuvalette ya da dışarıda uzun süre beklerler, yürürler, hatta bu yüzden de cemaatle namaz kılmayı kaçırırlar. Böyle kişilerde şâyet anormal (patolojik) bir rahatsızlık varsa idrar tahlili yaptırması ve tıbbî bir rahatsızlık tespit edildiğinde tedâvî görmeleri lazımdır.

Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem istibradaki vesvese için;

Cebrâil (bana) geldi ve: ‘Ey Muhammed! Abdest aldığında(avucuna biraz) su alıp (avret mahalline) serp.’ dedi.” [25]

İbnu Mâce’nin rivayetinde de Cebrâil bana abdesti öğretti ve abdest aldıktan sonraki çıkacak idrar (şüphesin)den dolayı elbisemin altına su serpmemi emretti.”[26] Buyrulmaktadır. Bu şekilde su serpmenin sebebi, vesveseyi gidermek içindir[27] ki, elbisesinde yaşlık hisseden kişi, (yaşlığın idrardan olmadığında yakîn sahibi olmak şartıyla) bu hissin su serpintisinden geldiğine hamlederek vesveseden kurtulmuş olur.[28]

4-Diğer Temizlikler ile İlgili Vesveseler

Yukarıda da bahsedildiği gibi, temizliksiz sağlıklı bir hayatın olması düşünülemediği gibi, temizlik olmadan ibadetler de makbul olmaz. Ancak psikiyatristlerin tespitlerine göre bazı kişilerin özellikle de bazı bayanların, temizlik yapma hususunda aşırılığa vardırdıkları görülmektedir. Bu konuda psikiyatristlerin tespitlerinden bazıları şunlardır: Bazı kimselerin;

—Ellerini, mikropların çıkmadığı kaygısıyla uzun süre yıkamaları,

—Ellerinin derisi soyulmaya varıncaya kadar sabunlayarak yıkamaları,

—Evlerini her gün yıkamaları,

—Elleri bir şeye dokunduğunda hemen sabunlamaları,

—Çorapla yere basınca o çorapla namaz kılmamaları,

—Bir eşyayı haddinden fazla defalarca yıkamaları,

—Kirlenme düşüncesiyle çocuğunu kucağına almamaları ve bebeklere dokunmamaları,

—Eve her hangi bir misafir geldiğinde evin kirlendiği vesvesesiyle misafir gider gitmez misâfirin bulunduğu yerleri tekrar tekrar silmeye başlamaları gibi, birçok durumlar.[29]

Vesveselerin çok olma sebepleri olarak Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

Hiç biriniz yıkandığı yere asla bevl etmesin, sonra orada gusül abdesti alır, zira vesvesenin çoğu bundan hâsıl olur.”[30]

II- İbâdetler İle İlgili Vesveseler

1-Namazla İlgili Vesveseler

Namazla ilgili hadîsler incelendiğinde Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin, namaz kılarken şeytanın kişiye verdiği bir kısım vesveseleri ve bu vesveselere karşı alınacak tedbirleri beyan ettikleri görülmektedir. Hatta Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem:

Kim, Benim şu abdestim gibi, abdest alır sonra da vesveseye düşmeden iki rekat namaz kılarsa Allah onun geçmiş günahlarını bağışlar[31] buyurarak, insanın namaz kılarken vesveseden kurtulmasının âdetâ imkânsız olduğuna işaret etmekte ve namazda mümkün olduğu kadar dünyevî meşgalelerden uzak durmak suretiyle namaz kılındığında küçük günahların affedileceğini beyan etmektedir[32].

Namazla ilgili olarak şeytanın ilka ettiği vesveseleri; namazda şaşırma, nafile nevinden çok namaz kılma ve ibadet etme, namazın kabul olup olmamasını ya da doğru yapılıp yapılmamasını düşünme gibi, birkaç kısımda değerlendirmek mümkündür.

Şeytanın Namazdaki Vesvesesi

Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem şeytanın insanın aklına birçok şeyleri hatırlatmak suretiyle şaşırttığını bildirerek şöyle buyurur: Namaza nidâ edildiğinde (ezan veya ikamet okunduğunda) şeytan geri döner, ezanı duyamayıncaya kadar yellenerek kaçar, uzaklaşır. İkamet bitince döner, kişi ile nefsi arasına vesvese atarak şöyle der: ‘Şunu hatırla, şunu hatırla, bunu hatırla … Ta kaç rekat kıldığını hatırlayamayıncaya kadar devam eder.’ Kişi de kaç rekat kıldığını hatırlayamayacak kadar şaşırır.”[33]

Görüldüğü üzere hadîste, şeytan vesvese vermek suretiyle bir takım düşünceleri hatırlatarak insanların zihinlerini meşgul ettiği ve namazda şaşırttığı bildirilmektedir.

Namazda şeytanın vesvesesine maruz kalan insanların alacağı tedbirleri de Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem, şu şekilde beyan etmektedir:

Şüphesiz şeytan âdemoğlu ile kalbi arasına girer ve kişi kaç rekât kıldığını bilemez. Bu hal adamın başına geldiği zaman(tahiyyata) oturduğunda iki secde etsin.”[34]

Herhangi biriniz namaz kılmaya başladığında şeytan ona gelir ve namazını kaç rekât kıldığını bilmemesi için şaşırtır. Biriniz böyle bir duruma maruz kalınca iki secde yapsın.”[35]

“Biriniz namazın rekâtında şüpheye düştüğünde şüpheyi atsın ve şüphesiz bildiği rekâtı üzerine hareket etsin. Eğer namazı tamam ise, fazla kılınan rekât nafile olur. Eğer noksan kılmış ise, o rekât, namazı tamamlamak için olmuş olur. Namazın sonunda yaptığı iki secde de şeytanın burnunun toprağa sürünmesi için olmuş olur.”[36]

Şeytanın namazda vesvese vermesiyle kaç rekât kıldığını şaşıran kişinin başvuracağı çözümü Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem beyan ederek, kişinin emin olduğu rekât sayısına göre -eksik ise, rekâtları tamamlamak suretiyle- selamdan önce veya sonra iki secde (sehiv secdesi) yaparak namazı bitirmesini belirtmektedir. Sehiv secdesi ile namazın eksikliği giderilmekle birlikte şeytanın burnu da yere sürtülmüş olmaktadır. Çünkü şeytan secde etmekten imtina ettiği için secdenin yapılması ona çok ağır gelmektedir. Bu bakımdan şeytana, Allah Teâlâ için secde yapılmasından daha ağır gelen bir şey yoktur.[37]

Namazda yanılmak sadece sıradan kişilere mahsus değildir. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem de namaz kıldırdığında O’nun da namazda yanıldığı vuku bulmuş, O da sehiv secdesi yaparak namazı tamamlamıştır. Böylece namazda unutma vuku bulan ümmetine nasıl yapması gerektiği hususunda da örnek olmuştur. Mesela, Abdullâh b. Mes’ûd radiyallahü anhden rivâyet ediliyor:

“(Bir keresinde) Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem öğle namazını beş rekat kılmıştı da kendisine: ‘Namâza ziyâde mi kılındı?’ diye soruldu. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem de:

‘Bu nasıl suâldir?’ buyurdu. Sonra bir sahâbînin:

‘Namazı beş rekat kıldınız.’ demesi üzerine Rasûlüllah, selâm verdikten sonra (sehiv için) iki defa secde yaptı.”[38]

Abdullâh b. Mes’ûd radiyallahü anhden rivâyet ettiğine göre: (Bir defasında) Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem namaz kıldırdı. İbnu Mes’ûd radiyallahü anhden rivâyet eden Alkame b. Kays-i Nehal’den rivâyeten, İbrâhîm b. Yezîd-i Nehal: “Amma (namazı) fazla mı, eksik mi kıldırdı bilemiyorum.” Dedikten sonra İbnu Mes’ûd’un lâfzını rivayete dönerek der ki; Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem selâm verince biri ona: “Yâ Rasûlâllâh, namaz hakkında yeniden bir şey (vahy) mi geldi?” diye sordu. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem “Neden sordun?” deyince:

“Yâ Rasûlâllâh, şöyle böyle kıldırdın da ondan.”dediler. Bunun üzerine Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem, teşehhüd vaziyetini almak üzere iki bacağını büktü ve kıbleye karşı yöneldi, iki secde etti, sonra da selâm verdi. Yüzünü bize dönünce:

Namaz hakkında yeni bir şey gelmiş olsaydı, size (önceden) haber verirdim. Fakat ben de sizin gibi beşerim. Sizin unuttuğunuz gibi, Ben de unuturum [39]. (Bir şeyi) unuttuğum zaman (tesbîh ve sâire ile) bana hatırlatınız. İçinizden biri namazda şüphe edecek olursa doğru olanı araştırıp (doğrusu budur diye verdiği karâra binâen) namazını tamamlasın. Sonra selâm verip ondan sonra da iki kere secde etsin.’ buyurdu.” [40]

Osman b. Ebi’l-Âs radiyallâhü anh namazda kendisine şeytanın vesvese verdiğini Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve selleme haber verir ve Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin bu konudaki tavsiyelerini şöyle anlatır: “Şeytan, benim ile namazım arasına giriyor ve kıraatimi karıştırıyor (beni şüpheye düşürüyor) der. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemde: Bu, Hınzıb denilen bir şeytandır. Onu hissettiğin zaman ondan hemen Allah’a sığın ve(namazdan sonra) sol tarafına üç kere üfür.”Buyurur. Osman:

‘Bu tavsiyeyi yaptım ve Allah Teâlâ o şeytanı benden giderdi’ [41] der. Hadîste de görüldüğü gibi, Osman b. Ebi’l-Âs radiyallâhü anh namazda kendisine vesvese veren durumdan Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemi haberdâr eder ve Rasûlüllah ona bu vesvesenin, namazda insana vesvese veren hınzıp adındaki şeytanın olduğunu ve bu şeytanın vesvesesinden kurtulmanın çaresinin de Allah Teâlâ’ya sığınmak olduğunu bildirir. Osman da Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin kendisine yaptığı tavsiyeyi yerine getirdiğini ve o şeytanın vesvesesinden kurtulduğunu söylemektedir. Namaz kılan her insanın da, Osman b. Ebi’l-Âs radiyallahü anh gibi, aynı şekilde vesveseye düştüğünü ve bu durumdan şikâyette bulunduğunu duyuyoruz. Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem işte böyle bir vesvesenin çaresini göstermektedir. Böyle rahatsızlığın tedavisi de, o vesvesenin şeytandan olduğunu bilmek, o vesvese ile meşgul olmamak ve şeytanın şerrinden Allah’a sığınmaktır. Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem namazda şeytanın vesvesesine mâruz kalanlara onun şerrinden Allah’a sığınmayı tavsiye ettiği gibi, kendiside mescide girdiği zaman

Eûzü billâhi’l-Azîm ve bivechihi’l-Kerîm ve sultânihi’l-Kadîm mine’ş-şeytanirracîm.” Şeklinde duâ etmiş[42] ve ümmetine bu konuda da örnek olmuştur. Yine Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem Her derdin bir devâsı vardır. Derdin devasına denk gelindiği zaman Allah Teâlâ’nın izni ile o dert iyi olur.”[43] Buyurmuştur.

2- Daha İyi İbâdet Etme Düşüncesi ile İlgili Vesvese

Şeytanın vesvesesinden biri de kişiye, daha iyi ibadet etmesi şeklinde verdiği vesvesedir. Bazı kişiler, “en güzel şekilde ibadet edeyim” düşüncesiyle ibadetlerini son derece güzel yapmaya çalışır ve” âdaplarını tam olarak yaptım mı? Güzel oldu mu?” şeklinde vesveseye kapılır, “En iyiyi yapayım” derken, âdablarındaki küçük bir noksanlıktan ve kendince en iyi şekilde olamayışından dolayı tekrar tekrar meşgul olduğu ibâdeti yapmaya çalışır. Bu tür bir hareket en iyi şekilde yapma vesvesesinden kaynaklanmaktadır. “Acaba benim yaptığım ibadetler tam oldu mu?” düşüncesine kapılan insan, böyle bir düşünce yerine “Acaba makbul oldu mu?” şeklinde düşünmekle ibadetteki noksanlığından olayı istiğfar etmelidir.

Bu hususların yanında önemli olan diğer bir husus daha bilinmeli ki, o da; “En iyi şekilde yaptım.” Şeklindeki bir düşünceyle kibre ve ucba, ameline güvenmeye sebep olan bir ibâdetten, noksanlığı ve layıkıyla yapılamadığı bilinen ve bundan dolayı da Allah’a yönelip ilticâda ve istiğfarda bulunulan bir ibâdet, daha üstün ve daha iyidir. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem İstikametli olun,(ne kadar istikametli olmaya çalışsanız da) güç yetirmezsiniz ..” [44] Buyurmaktadır.

3- Daha Çok İbadet Etme Düşüncesi ile İlgili Vesvese

Kişiyi vesveseye düşüren şeytanın diğer bir vesvesesi de nafile nevinden ibadet etmek, yani “ ‘Daha çok ibadet edeyim’, ‘Sabahlara kadar namaz kılayım’, ‘Tesbih ve zikir çekeyim’, ‘Dua okuyayım’ gibi nafile ibadetlerle geceleri ihya edeyim” düşüncesidir. Bu hususta şu bilinmeli ki; şeytan insanı fazla nafile ibadetlerle meşgul ederek farz ibadetlerinden alıkoyar ya da farz ibadetlerini vaktinin sonuna bıraktırır veya unutturarak farz ibadetlerinin vaktini geçirttirir. Meselâ, gecelerini fazla nafile ibadetlerle ihya eden kişi, “Biraz istirahat edeyim.” derken uykuya dalar ve birçok kere farz olan sabah namazını kaçırır.[45] Ya da nafile olan “Evrad ve ezkârımı okuyayım.” “Virdimi bitireyim.” derken farz olan ibadetleri vaktin sonuna kadar tehir eder. Ya da evrâd ve ezkârını okuyamadığı zaman öyle telaşlanır ki, farzlarındaki ihmalinden o kadar endişe duymaz.

Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem en iyiye yakın olanı yapın, az da olsa devamlı olanın daha sevaplı olması ile sevinin, kolaylaştırın ve sabah akşam seferinde ve gece yolculuğunda (tevfik vermesi için) Allah Teâlâ’dan yardım isteyin”buyurmuştur. Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim de Allah Teâlâ, dinde size bir zorluk kılmadı[46] Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem de: Ey insanlar! Dinde aşırılıktan sakının, çünkü sizden öncekileri dindeki aşırılıkları helâk etti.” [47] Buyrulması dini hayattaki itidâlin zirve nokta olduğunu göstermektedir.


[1]DÖLEK, Âdem, Yrd. Doç.Dr. Atatürk Ünv. Erzincan İlahiyat M.Y.O. Hadis ABD. Öğrt. Üyesi, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi IV (2004) Hadîsler Işığında Temizlik ve İbâdet Konularındaki Vesveseler ve Tedâvî Yolları Makalesi, Sayı: 4, s.48–69 “Bu kısım ad geçen makaleden faydalanarak yazılmıştır.”

[2]—Tirmizî, Tahâret, 43; İbn Mâce, Tahâret, 49; Ahmed b. Hanbel, V, 136; Ayrıca bkz, Tebrîzî, Muhammed b. Abdillah el-Hatîb, Mişkâtu’l-Mesâbih, Beyrut, 1979, I, 131.

Hz. Ömer radiyallâhü anh buyurdu ki;

İblis’in zürriyyeti dokuzdur:

Zelitün, sokaklarda gezer, bayrağını sokağa dikmiştir;

Vesin, musibet­lerle beraberdir;

Evan, Sultan İle beraberdir; Hefaf, şarap İle beraberdir;

Mürre, üflemekle ses çıkaran çalgı aletlerinin yanındadır;

Leküs, ateşe tapanlarla beraberdir;

Müsevet, ağızlarda dolaşan yalan haberlerdedir;

Dasim, evlerde bulunur. Bir kimse evine girdiği zaman, Allah Teâlâ’nın selâmını vermez ise, aile fertleri arasında geçimsizlik olur.

Velehân, abdestde, namaz ve ibâdetlerde vesvese verir. (BURGAY, Hasan,Hazreti Muhammed (s.a.v.)’in Varisleri, Ankara, 1994, s.53)

[3]—Ebûlbekâ, Eyyub b. Musa, Külliyyât Lüğaviyye, Beyrut, 1993, s. 398.

[4]—Ebûlbekâ, s. 946.

[5]—İbn Mâce, Tahâret, 48.

[6]—Buhârî, Vudû’, 47; İbn Kuteybe, Garib, I, 8; İbnu’l-Kayyım, Şemsuddin Muhammed b. Ebî Bekr, Şeytanın Tuzakları (Terc: Ömer Temizel), Konya, 1993, I, 442–443; Geniş bilgi için bkz.Bâbânzâde, Ahmed Naim, Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, Ankara, 1979, I, 166.

[7]—Bkz. Serahasî, Şemsuddin, el-Mebsut, İst. 1982, I, 45.

[8]—Buhârî, Vudû’, 4; Tirmizî, Tahâret, 56.

[9]—Buhârî, Vudû, 4; Müslim, Hayız, 98.

[10]—İbn Huzeyme, Muhammed b. İshak, Sahih, Beyrut, 1992, I, 19; Hâkim, Muhammed b. Abdillah, el-Müstedrek ala’s-Sahihayn, Beyrut, 1990, I, 227.

[11]—İbn Huzeyme, I, 19.

[12]—Ahmed b. Hanbel, III, 96.

[13]—Müslim, Hayz, 99; Ebû Dâvud, Tahâret, 68 (177); Tirmizî, Tahâret, 56; İbnu Huzeyme, Sahih, I, 19.

[14]—Ahmed b. Hanbel, II, 330.

[15]— Buhârî, Vudû, 1,

[16]— Buhârî, Vudû, 2, 6.

[17]— Buhârî, Vudû’, 3, 47; Bu konuda geniş bil için bkz. Bâbânzâde, I, 164–165; Canan, X, 542–543.

[18]—Ebû Dâvud, Tahâret, 83 (211).

[19]—Ebû Dâvud, Tahâret, 83 (210); Tirmizî, Tahâret, 84; İbn Mâce, Tahâret, 70.

[20]—İbn Manzur, I, 33; Geniş bilgi için bkz. Bilmen, Ömer Nasuhi, Büyük İslâm İlmihali, İst. 1992, s. 70; İSAM (heyet), İlmihal, İst. ts. I, 193–194; Sofuoğlu, s.199.

[21]—Heysemî, Ali b. Ebî Bekir, Mecmeu’z-Zevâid ve Menbeu’l-Fevâid, Beyrut, 1982, I,207.

[22]—Erkekler, küçük abdestini bozduktan sonra, sol elinin işaret parmağı altta, başparmağı da üstte olmak üzere tenasül uzvunu dipten uca doğru hafifçe birkaç kere sıyırmak suretiyle idrar akıntısının yolda kalmamasını sağlarlar, sonra da taharetlenirler.

[23]—Pamuk ile tıkama metodu vesveseli kişiler için en güzel ve pratik yoldur. (Yazan)

[24]—Zihnî, Mehmed, Nimetü’l-İslâm, İst. 1398/1977, 57; Canan, XIV, 566.

[25]—Tirmizî, Tahâret, 38.

[26]—İbn Mâce, Tahâret, 58; Ahmed b. Hanbel, V, 203.

[27]—İbnu’l-Esîr, Mecduddin, en-Nihâye fî Ğarîbi’l-Hadîs ve’l-Eser, Beyrut, ts. V, 69; Fıkhî açıklamalar için bkz. Serahsî, I, 86.

[28]—Zihnî, 57.

[29]—Bu konularda şikâyetçi olanlara örnek olarak bkz. Saygılı, Sefa, Strese Son, İst.2001, s. 41; Emmelkap, Paul M. G. (heyet), (Terc: Birsen Ceyhun, Nursen Oral), Anksiyete Bozuklukları, Ankara, 1994, s. 126, 127; Karaçay, Yusuf, Bir Psikiyatristle Sohbetler, İst. 2001, s. 24–25; Goleman, Daniel, Duygusal Zeka (Çev: Banu Seçkin Yüksel), İst. 2003, s. 89.

[30]—Ebû Dâvûd, Tahâret, 15; Tirmizî, Tahâret, 17; Nesâî, Ebû Abdirrahman b. Şuayb,Sünen, İst. 1992, Tahâret, 22.

[31]—Buhârî, Vudû’, 28; Ebû Dâvud, Tahâret, 51; Nesâî, Tahâret, 68.

[32]—Bkz. Sindî, Nuruddin. b. Abdilhâdî, Ta’lîkun alâ Sünen-i Nesâî, İst. 1992, I, 64.

[33]—Buhârî, Ezan, 4; Müslim, Salat, 16,18, 19; Ebû Dâvud, Salat, 30 (516).

[34]— İbn Mâce, İkamet, 135.

[35]—Buhârî, Sehiv, 7. Mâlik , Sehiv, 1.

[36]—Müslim, Mesâcid, 88,89; Ebû Dâvud, Salat, 190; Nesâî, Sehiv, 24; İbn Mâce, İkâmet,132.

[37]—Zürkânî, Muhammed b. Abdilbaki, Şerhu’z-Zurkânî alâ Muvattâ-ı li İmam Mâlik, Beyrut, 1990, I, 293.

[38]—Buhârî, Sehiv, 2.

[39]—Buradaki Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin “Ben de unuturum” ifadesi, ahkâmın tebliğinde değildir. Ancak tebliğ dışındaki fiillerinde ise, âlimlerin çoğunluğu, vahiy ya da ilham yolu ile kendisine malum olması şartıyla yanılma vuku bulabileceği görüşündedirler. Nitekim Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemden de birkaç defa vaki olan sehiv ve unutma, “Benim unutmam” veya “unutturulmam, ancak kâide takriri için olur.” İfadesi gereğince ümmetine sehiv ve unutma arız olduğunda ne yapmaları gerektiğini fiilen göstermesi ve öğretmesi hikmetine müstenittir. (Bâbânzâde, II, 344).

[40]—Buhârî, Salat, 31.

[41]—Müslim, Selâm, 68; Ahmed b. Hanbel, IV, 216; İbnu’l-Kayyım, Şeytanın Tuzakları, I, 441.

[42]—Ebû Dâvud, Salat, 18 (466).

[43]—Müslim, Selâm, 69.

[44]—İbn Mâce, Tahâret, 4; Dârimî, Vudû’, 2; Mâlik, Tahâret, 6 (36); Ahmed b. Hanbel, V, 282.

[45]—bkz. Suyutî, Ta’lîk, VIII, 122.

[46]—Hacc, 22/78.

[47]—İbn Mâce, Menâsik, 63; Ayrıca bkz. Nesâî, Menâsik, 217; Ahmed b. Hanbel, I, 215, 347.

VESVESE’NİN SIRLARINDAN

About these ads

Yazabilirsin

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s