HAYALLERİMİZE NE OLDU?


İnsan, bazen hızla akıp geçen dünyada, içe kapanmayı, hayal kurmayı kendine tutunmayı seçer. Bazen de şahsî eleştirisini kendi gerçekliğini ortaya koyarak var kılmaya çalışır. Benliğini, kendisinden geri kalan her şeyden, dünyadan ayıran ve bir parçası olan hayalleri, yaşadığı dünyası karşısında elbette cılız, sakat ve yetersiz olduğunu görür.

Hakikatte insanın hayatı, dünyanın ve onun içindekilerin bizzat kendisiydi.

Gerçeği ise, dünyaya ait olmak, yenilmek ve sonunda ölmekti.

İnsanın hayali bir manada dünyaya muhalif olan isyanı mıydı? Çünkü dünyanın bir parçası olmak kaderi, benliğin değil bedenin ölümüdür. Bu nedenle insan muhalefet etmek iştiyakından bir türlü hayal kurmaktan vazgeçemeyecekti.

Hayal kurmak dünyanın bir parçası olmaktan kaçınmaktır. Kurulu düzene bir şekilde aykırı olmaktır. Bu fark edenin varlığını bütünleyecek, tamamlayacak düşlerine dalma zamanı demektir. Bu bağlamda insan, aşkı, başta olmak üzere varlığı tamamladığına inanılan her türlü ilişkisinde hayallerin kapsama alanına girmekten kendini nasıl kurtarabilir. Bazen de bunu paylaşmaya çalışır. Eğer hayalini paylaşabilirse çeşitli duygularla ruhî olarak yeni biçimlemelere doğru yol açılır. Fakat yaşanılmayan ve sözlerle ifade edilemeyen kimi hayaller ise, çok zaman ortaya çıkamadan bastırılır, düzeninde ezilir, gider.

Zamanımızda bazı hayallerini  ‘şey’ leşerek çıkaran, insanın anlayış kaymalarına düştüğünde Allah Teâlâ’ya ve dolayısıyla ilk’e olan özlemi dünyasını sarınca, umutsuzluğun, çaresizliğin içinde açılan bir penceresi kırılır gider. Belki hayalimiz ilk’e karşı olan özlem değil, belki ayrılıktan kalan izlerin gölgesinde, bastırılmış duygulardan, zaaflardan, bir arayışın işareti miydi? diye düşünülebilir.

İnsan ilişkilerinde bir kavramı, şahsî olarak veya kendiliğinden maddî imgelere dönüştürürken, duyguların suretinde etkisinde kalması, dışarıdan bakılınca ifade edilebilir, yorumlanabilir. Ancak zamanımızda hayal kurabilme yeteneği zayıflamış veya zayıflatılmış olunca bu durum çok zor olmaktadır. Dışlanan, bugünün dünyasında adı kötüye çıkan birçok kişi yalnızlığa düşürülmüştür. Maddiyatın zafer kazandığı bir dönemde hayal kurmak artık gereksizlik, geleceğe yönelik bir engel, yoldan sapmış olarak görülmektedir. İçine düştüğümüz tüketim toplumunda yabancılaşmış insan, ilişkilerini tüketilebilen bir eşya olarak görmektedir.

Günümüzde insanların, fazla bilginin, fazla görüntünün, kucağında ilişkilerini taklitle ve özentiyle yaşaması tüketimi tetiklemiştir. Televizyon yayınlarında, reklamlarda yaratılan ilişki tiplemelerinin yozlaşması, hayalsiz hayata dönüşümün sebeplerindendir. Bu şekilde hayal kapıları ya kırılıyor, ya da kapatılıp mühürlenip. Sadece gerçeklerin dünyasında bunalmış insanlar toplumu oluşmaya başlamış ve dinsizliğin içine doğru çekilmektedir.

Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerim’de buyurdu ki;

“Andolsun ki biz cin ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır.

Onların kalpleri vardır, bunlarla idrâk etmezler;

Gözleri vardır, bunlarla görmezler;

Kulakları vardır, bunlarla işitmezler.

Onlar dört ayaklı hayvanlar gibidir.

Hatta daha sapıktırlar.

Onlar gaflete düşenlerin ta kendileridir. (A’raf, 179)

Bu ayet hayal kurmayan insanlar içinde gelmiştir. Hayatı maddiyat içinde boğulup hayal bile kurmayan insan nasıl inançlı olabilir. Allah Teâlâ’yı nasıl idrak edebilir. Zamanımızda hayallerini teknolojik kurguya bağlayan filmlere dikkatli baktığımızda görüyoruz ki, genel temelinde duygusuzluk ve inançsızlık bulunmaktadır. Bunlar hayal değil, safsatadır. Hayal, insana zevk verirken ruhunu okşayan unsurlar ile doludur ve sonu da gelmemektedir. Bir hayvanın hayal kurduğunu düşündüğümüzde sadece yemek olmasını hayal ederdi. Bu hayvanî durumdur. Buna göre bizim bahsettiğimiz hayal ilk’e olan yani Allah Teâlâ’ya olandır. Diğerleri ise şehvet ve hırs yalaklarında sulanan hayvanlara aittir. Bu hayali insanlardan tenzih ederiz.

Son söz için

“Ah, hayallerimiz mi öldü, inancımız mı kalmadı?”

İhramcızâde İsmail Hakkı

Yorum

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s