YAHUDİ BAKIŞIYLA: RUSYA YAHUDİLERİ TARİHİ



(Yönetilmeyi İstemek)

 

SSCB, İsrail’i 1948 yılında derhal tanıdı. İki ülke arasındaki bağlar ise, İsrail’in Batı ile müttefik olmasının ardından çarpıcı biçimde kötüleşti. Yahudilerin bir millet olduklarına dair fikirler ise, Yahudi karşıtı hisleri daha da körükledi.

1967 yılında, Sovyetler Birliği, İsrail ile diplomatik bağlarını kopardı ve bu bağlar ancak 1992′de yeniden kuruldu. Altı Gün Savaşları’ndan kısa süre sonra, Sovyetler Birliği’nde kitlesel bir propaganda kampanyası başlatıldı.

1967 yılındaki savaşın ardından, İsrail’e doğru Yahudi göçü durdu. Sovyetler Birliği, Arap devletlerinin başlıca silah tedarikçisi haline gelmişti.

Avı HEİN

YAHUDİ TARİHİ UZMANI

Milattan Sonra 7. Yüzyıl’da Yunanistan, Babil, Pers, Orta Doğu ve Akdeniz bölgesinden birçok Musevi; Kafkaslar ve ötesine göç etti. Orta Çağ başlarından itibaren, ‘Rus seyyahlar’ (holkhei Rusyah) olarak bilinen Musevi tüccarlar, Hindistan ve Çin’e varmak üzere Slav ve Hazar toprakları üzerinden yolculuk yaptılar.

Sekizinci yüzyılın ilk yarısında Hazar Krallığı Yahudi dinine geçti ve yeni bir Yahudi krallığına dönüştü. Kimi akademisyenler, Aşkenaz Yahudilerinin kökenlerini, Hazarların Yahudiliğe geçişleriyle ilişkilendirirler. Bu konu, bugün halen akademisyenlerin araştırmaları için önemli bir boyut teşkil ediyor.

Yahudi Hazarlar’ın krallığı, eski Rus literatüründe ‘Yahudilerin Toprağı’ olarak bilinir. Aynı zamanda, o dönemde Kiev’de yaşayan Yahudiler de bulunmaktaydı. Tarih belgelerinde, Kiev Yahudileri ile Hıristiyan din adamları arasındaki tartışmalardan söz edilir. Öte yandan, Kiev’deki Yahudiler ile Babil ve Batı Avrupa’daki Yahudiler arasında iletişimin tesis edildiğine dair kayıtlar da bulunur. 1237 yılında ise, Moğolların işgali, Rusya’da yaşayan Yahudi topluluklarına büyük acı çektirmiştir.

14. Yüzyıl’da, Batı Rusya’nın kontrolünü Litvanyalılar ele geçirdi ve yüzyıl sonuna doğru, denetimleri altında yaşayan Yahudi topluluklarına ilk imtiyazları da yine onlar verdi. Aynı dönemde birçok Yahudi, Ukrayna ve Batı Rusya’nın bazı bölgelerine göç etti.

1648-1649 yılları arasında yaşanan Chmielnicki kıyımlarından dolayı bu Yahudilerin bir bölümü büyük cefa çekti ve bu kıyımlar birkaç yüzyıl daha devam etti.

19. ve 20.yüzyıllarda, Rusya’da yaşayan Yahudilerin Polonya ve Litvanya’daki Yahudilerle bağlantılan kunılmaya başlandı. Bunda, Rusya’nın 18. Yüzyıl sonunda Polonya topraklarını ilhak etmesinin ve 20.Yüzyıl’da Sovyetler Birliği’nin kurulmasının payı bulunmaktaydı.

1791 yılında alınan bir karar gereği, Rus Yahudileri’ne, Polonya’dan ilhak edilen topraklarda yaşama ve ikamet etme hakkı verildi. Bundan sonra yapılan fetihler ve toprak ilhakları, Moskova’yı Yahudiler’den temizlemek için 1791′de oluşturulan bölgenin (Pale Yerleşimi olarak adlandırılan söz konusu bölge, Rusya İmparatorluğu’nda Yahudilerin daimi ikamet etmesi için izin verilen bölgeyi ifade eder’Editör Notu) ön plana getirilmesine yardımcı oldu. Bölgenin hudutları, 1812 yılında, Besarabya’nın topraklarına katılmasıyla birlikte nihai haline kavuştu.

1618. Yüzyıllar arasında, ticaret işlerinden dolayı Yahudiler Rusya’ya ya yasadışı yollardan, ya da Polonya ve Litvanyalıların izniyle girdiler. Sınır dışı edilecekleri kendilerine sürekli tekrarlanmasına karşın bazı küçük Yahudi toplulukları ise varlıklarını korudu; çünkü ticarette önemli bir rol oynuyorlardı. Yahudilerin ekonomik pozisyonu, Pale Yerleşimi olarak adlandırılan bölge içine hapsolmalarıyla birlikte kötüleşmeye başladı. Rus kontrolü altına geçen söz konusu topluluklara dayatılan yeni ve orantısız vergi yükünden dolayı güçsüzleştiler. Zamanının müreffeh Yahudi cemaati, bu dönemde yoksullukla boğuşur hale geldi.

1700′lü yıllarda, Yahudi kitlelere ulaşmak amacıyla Doğu Avrupa’da Hasidik hareketi kuruldu. Rus egemenliğine geçiş dönemi boyunca Hasidiler ile onlara karşı çıkanlar (Mitnagdim) arasındaki anlaşmazlıklar arttı. Bu anlaşmazlık o raddeye vardı ki, önde gelen Hasidik liderlerden biri ‘Sheneur Zalman 1798 yılında tutuklanarak, soruşturulmak üzere St. Petersburg’a gönderildi. Tüm görüş farklılıklarına karşın Hasidik ‘mahkemeleri’ ve Mitnagdik Yeşivotları (din akademileri ‘ e.n) farklı ve gelişmiş bir Yahudi kültürü yaratmak üzere bir araya geldiler.

I.       Nikola dönemi (1825-1855)

Çar I. Nikola (1825-1855), Rusya’daki tüm Yahudi yaşantısını yerle bir etmeyi hedefledi. Dolayısıyla, hükümdarlık dönemi, Avrupa’daki Yahudi tarihi açısından acı verici bir döneme işaret eder. 1825 yılında, 12 yaşından başlamak üzere tüm Yahudi gençlerinin Rus ordusunda askerlik hizmetlerini gerçekleştirmelerini emretti. Gençlerin büyük bölümü, gelişim dönemlerini Rus ordusu içinde geçirmeleri için ‘yankesiciler’ tarafından kaçırıldı. Bu durum, Rus Yahudi topluluğunun moralini büyük ölçüde bozdu. On yıllarını orduda geçirmeye mecbur bırakılmayan Yahudiler ise, çoğu zaman köylerinden ve kasabalarından sürüldü.

Bununla birlikte, bazı Yahudiler bu kıyımdan kaçıp kurtulabildiler; keza hükümet, Yahudi topluluğu içinde tanınla uğraşanları kayırıyordu. Bu Yahudiler, zoraki askerlik görevinden muaf tutulmuştu. Güney Rusya ve Pale Yerleşimi olarak adlandırılan bölgenin geri kalanında birçok Yahudi ziraat arazisi kuruldu. 1840′lı yıllarda, Yahudilere yönelik olarak özel okullardan oluşan bir ağ kuruldu; keza 1804′te kumlan devlet okullarından yararlanma fırsatları olmamıştı. Bu okullar; Yahudilerden alman özel bir vergi ile finanse ediliyordu. 1844 yılında, okullardaki hocaların Hıristiyan ve Yahudilerden oluşması gerektiğine dair bir kanun çıkarıldı. Yahudi cemaati, hükümetin bu okulları açma girişimini, genç kuşakları laikleştirme ve asimile etmenin bir yolu olarak görüyordu. Korkuları da yersiz değildi aslında; keza Hıristiyan öğretmenler bulunmasını şart koşan yasanın beraberinde yayımlanan bir beyannamede; ‘Yahudilerin eğitiminin amacının, onları Hıristiyanlara yaklaştırmak ve Talmud’dan etkilenen zararlı inanışlarını kökünden kazımak’ olduğu belirtiliyordu.

1844 yılında, Polonya tarzı cemaatler yasaklandı; ancak yerlerine yeni bir umumi örgütlenme yapısı getirildi. Yahudilerin perçem bırakmaları (pe’ot) ve geleneksel kıyafetlerini giymeleri yasaklandı. I. Nikola, daha sonra Yahudileri iki gruba ayırdı: yararlı olanlar, yararlı olmayanlar. Zengin tüccarlar ve ticaret için gerekli diğer kişiler ‘yararlı’ kategorisinde değerlendirilirken; diğerleri ‘yararsız’ olarak görüldü. Bu talimat, özellikle Batı Avrupa olmak üzere dünya çapındaki Yahudi cemaatlerinin muhalefetiyle karşılaştı; ancak yine de 1851 yılında uygulamaya geçirildi. Kırım Savaşı’mn patlak vermesiyle birlikte ise, uygulama takvimi ötelendi. Savaş, çocukların ve delikanlıların daha sık kaçınlmasına ve silah altına alınma sına neden oldu.

II.     Aleksandr dönemi (1855-1881)

İkinci Aleksandr döneminde (1855-1881), Yahudilere yönelik sert muamelelere son verildi; ancak yine de Yahudilerin asimilasyonunu sağlamak üzere yeni politikalar uygulamaya geçirildi.

Yahudilerin Pale Yerleşimi’nden dışana çıkmaya başlamalarıyla birlikte, kendilerine, Rusça eğitim veren bir lisede eğitim görenlere daha büyük haklar verilmeye başlandı; bu da Yahudilerin Rus okullarını daha fazla tercih eder hale gelmesine neden oldu. Bunun sonucunda da asimilasyon düzeyi arttı. Ordudaki Yahudilerin memur statüsüne erişmelerinin yasaklanmasıyla birlikte asimilasyon süreci bir ölçüde aksaklığa uğradı; keza bu şekilde Yahudi ve Yahudi olmayanlar arasındaki temas sınırlanıyordu. Yahudilerin bağımsızlıklarına kavuşması yavaş yavaş gerçekleşti ve bir noktadan sonra asimilasyon ciddi boyutlara ulaştı.

Asimilasyon Yahudilerin giderek daha fazla görünürlük kazanmalarına yol açarken, bu durum aynı zamanda Yahudi olmayan topluluklar arasında da öfkeye neden oldu. Yahudilerin başat rol (Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, hâkim) edinmesine karşı çıkanların başında, Dostoyevski ve İvan Asakov gibi Rus aydınları bulunuyordu. Liberal ve devrimci unsurlar da, Yahudilerin günbegün daha görünür bir mevcudiyet sergilemelerine karşı çıkmaktaydı. Yahudi karşıtlığı, 1877-1878 yılları arasında gerçekleşen Balkan Savaşı’nın ardından daha da güçlendi. Bununla birlikte, 1850 ile 19.yüzyılın sonu arasında, Rusya’daki Yahudi topluluğu önemli oranda büyüdü. Bunun nedeni de doğum oranlarının yüksekliğine karşın ölüm oranlarının düşüklüğüydü. 1850 yılında, Rusya’daki Yahudilerin sayısı 2.350.000′i bulmuştu. 19.yüzyılın sonuna gelindiğinde ise, bu sayı neredeyse iki katına çıkarak 5 milyonu buldu.

Yüksek doğum oranlarından dolayı, geleneksel olarak Yahudilere ait olan iş kollarındaki rekabet arttı. Bu da; ekonomik farklılaşmaya neden oldu. Örneğin, akollü içecekler sektörüne bir süreliğine hakim olan Yahudiler (bu sektör, daha sonra hükümet tekeline geçti), inşaat ve endüstriyel kalkınma alanında da faaliyet göstermeye başladılar. Küçük Yahudi grupları, bankacılık endüstrilerinde öncü konuma erişti ve akademi gibi din çevreler ile avukatlar, doktorlar, ilim adamları ve yazarlar gibi profesyonel çevrelere müdahil olmaya başladılar. Serflerin özgürlüklerine kavuşmasıyla birlikte arazi talepleri güçlenince, [hüümet de tarımsal arazileri desteklemeye son yerdi. Baş gösteren arazi yokluğu, Rus İmparatorluğu’nun diğer bolleri genelinde Yahudi toplulukların göç etmesine yol açtı.

Rusya’da Haskalah

Batı Avrupa’dan farklı olarak, haskalah ‘veya Yahudi Aydınlanması-, Yahudi cemaati dinsel aidiyetlerinden uzaklaşırken bile Yahudi kültürü ve değerlerinin korunmasına hizmet etti. Haskalah’tan etkilenen kesimlerin büyük bölümü, milliyetçi veya milliyetçi dindar biçimlerde hareket etti. Siyonizm ve Avrupa Yidiş kültürünün tezat ideolojileri ise, popülerliklerini artırdılar; çünkü Haskala’nın ulusalcı bir boyutu bulunmaktaydı. Bununla birlikte, Maskilimler, Yidiş’e karşıydı ve daha sonraları seküler bir Yidiş kültürü yarattılar.

Öte yandan, İbranice, Yidişçe ve Rusça olarak bir Yahudi gazetesi de çıkardılar. Rus Yahudilerini Rusça öğrenmek ve haskalahı yaymak konusunda teşvik etmek üzere zengin Yahudiler tarafından Hevrat Mefızei Haskalah kuruldu. Haskalah, giderek etüt salonlarına ve Musevi din okullarına doğru etkisini genişletmeye başlayınca, birçok öğrenci bu okullardan ayrılıp, seküler dünyaya asimile oldu.

 

II.Aleksandr dönemi

1881 yılında, Çar İkinci Aleksandır öldürüldü ve Yahudilerin durumu kötüleşmeye başladı. Cinayetler, kitle ayaklanmalarını tetikledi ve Rusya’daki durum herkes açısından anarşik ve kaotik bir hal aldı. Bu durumdan ise, Yahudiler suçlu tutuldu. Toplu kıyımlar, yağmalar, cinayetler ve ırza geçmeler yaşandı. Rus entelektüellerin bu sürece verdikleri destek ise, birçok Yahudi’yi şaşkına çevirdi. Özellikle de asimile olan Rus aydınlarını’

1882 Mayıs’ında, Yahudileri toplu kıyımlardan sorumlu tutan yasalar çıkarıldı. Bu durum, Yahudi arazi sahipleri üzerinde kısıtlamalar getirilmesine, Yahudilerin köylerde yaşamalarının yasaklanmasına ve seküler okullarda okuyan Yahudi sayısının, Pale Yerleşimi’nin %10′u, diğer yerlerin ise %35′i ile sınırlandırılmasına yol açtı. Bu ayrımcılık, Yahudilerin Rus toplumuna gücenmesine sebep oldu. Yahudiler, sistematik olarak Moskova’dan sürüldü. Polis, ayrımcı yasalar uygularken, medya da Yahudilere karşı küstah bir propagandaya girişti.

İkinci Nikola başa geçtiğinde (1894-1918), Yahudilerin durumu daha da kötüleşti. 1903′teki toplu kıyımın ardından, bu tür kıyımlar bir hükümet politikasına dönüşüp, 1905 Ekim’inde zirve noktasına erişti. Rus sağcılar, bugün bile bazı topluluklarda popülerliğini koruyan büyük bir Yahudi karşıtı evrak sahtekarlığına imza attılar: ‘Yahudi Atalarının Protokolleri’. (Siyon Prtokolleri)

1912 yılında orduda bulunan Yahudilerin sayısını dikkate almaksızın Yahudilerin torunlarının bile askerlik hizmetini yapmalarını yasaklayan yeni bir yasa çıkarıldı. 1897′deki nüfus sayımı, sayıları 5.189.400′ü bulan Rus Yahudilerinin, toplam Rusya nüfusunun %4′ünün biraz üzerinde olduğunu ortaya çıkardı. Dünyadaki Yahudi nüfusunun ise neredeyse yarısı Rusya’da yaşamaktaydı.

Yahudilerin Siyasileşmesi’ Sosyal Radikalizm & Siyonizm

Çarların baskıcı politikalarının ve Yahudilerin artan sosyal özgürlüklerinin bir sonucu olarak, Yahudiler orantısız bir şekilde Rus radikallerinin safına katıldılar. Sosyal Demokratların liderleri (ki içlerinde J. Martov ve L. Troçki ile Rus Sosyal Devrim Partisi’nin liderleri de vardı), hep Yahudi idi. Yahudilere ait bir devrimci işçi hareketi kuruldu. Yahudilerin kurdukları işçi sendikaları, Bund’u (Yahudi İşçi Partisi’ Editör Notu) oluşturdu.

Kendisini tüm Ruslar için Sosyal Demokrat bir yapının parçası olarak gören Bund, Yahudilerin sorunlarını ‘özellikle de Yahudi kitleler için kültürel otonomi meselesini ele aldı. Ayrı bir okul sistemi kurulmasını savundu. Yidiş’in ulusal bir dil olması, Yidişçe yayın yapan basın ve edebiyat kanallarının geliştirilmesi gerektiğini ileri sürdü.

Yahudilerin gördüğü baskıya bir diğer yanıt ise, Siyonist hareketin içinden geldi. Hibbat Siyon hareketi, 1881-1883 yıllan arasındaki toplu kıyımların ardından Siyonizm’i Rusya içlerine dek taşıdı. Rusya’dan kaçan az sayıdaki Yahudi, İsrail diyan Eretz Yisrael’e geldi. Batı Avrupa’da Siyonist hareketin merkezi örgütlenmeleri (Dünya Siyonist Örgütü gibi) kurulurken, Doğu Avrupa’dan kitleler halinde destekçi ve üye akını başladı.

Siyonist hareket, Rus Yahudi topluluğunun tüm kesimlerinde önemli bir destek kazandı. Siyonist hareketin ardındaki bu kapsamlı desteğe rağmen ‘veya bu destek yüzünden, Siyonist örgütler, Rusya’da ‘yasadışı’ ilan edildi. Ancak, Rus Yahudileri, İkinci Aliya’nın (geri dönüş ‘ Editör Notu) çoğunluğunu oluşturdu ve Siyonist İşçi Hareketi’nin temellerini attı. Siyonist hareketin büyümesi ve Siyonist düşüncesinde özsaygı ve özsavunmanın öneminin artmasıyla birlikte, 1903 yılında yeni toplu kıyımlar yaşanırken, Yahudi gençliği kendisini korudu ve Bund, Siyonistler ve Sosyalist Siyonistler tarafından öz müdafaa örgütleri kuruldu.

Kültürel Tepkiler

Siyonizm’in büyümesi, İbranice’nin de yaygınlaşmasına yol açtı. Bu süre zarfında, İbranice ve Yidişçe edebiyatta hızlı bir büyüme yaşandı. Rusya’da Hayim Nachman Bialik, Ahad Ha’Am, Saul Tchernickowsky ve Yidişçe yazan Shalom Aleichem ve I. L. Peretz gibi büyük yazarlar, 19. Yüzyıl sonu, 20. Yüzyıl başlarında ortaya çıktı.

Yahudilere ait birçok büyük hikâye de bu dönemde kaleme alındı. Yidişçe ve İbranice basının yıldızı da aynı dönemde parladı.

Yidişçe destekçileri arasında bazı anlaşmazlıklar baş göstermişti; keza onlar Yahudilerin geleceğini Rusya’da görürlerken; Siyonistler ise, Yahudilerin geleceğinin Yahudi anayurdu Eretz Yisrael’de olduğunu iddia ediyorlardı. Yidişçe yanlılarının dillerinin üstünlüğünü ilan etmesinden kısa süre sonra, İbraniceyi savunan Siyonistler ile Bund arasında çetin bir mücadele yaşandı ve Rus Entelijansıyası, Yahudi ideolojisinin bu boyutu konusunda ikiye ayrıldı.

Birinci Dünya Savaşı

Birinci Dünya Savaşı’nın ufukta görünmesiyle birlikte, Rus Yahudileri, Rusya’nın savunmasına katılırlarsa, toplum içindeki standart altı rollerini artırabileceklerini hissettiler. 400.000′in üzerinde Yahudi askere çağrıldı ve 80.000′i de ön cephelerde görev aldı. Pale Yerleşimi’nde gerçekleşti muharebeler’ Ve milyonlarca Yahudi öldü. Bununla birlikte, Rus ordusu yenilgiye uğradığında, Yahudi karşıtı komutanlar, Yahudileri suçladılar ve onların kendilerine ihanet ettiğini, Almanlara casusluk ettiklerini iddia ettiler. Yahudiler kaçırıldı ve casusluk yapmaya zorlandı. Tüm bu gelişmelerin kısa süre sonrasında, cephe hatlarının yakınlarında yaşayan Yahudiler kitleler halinde bulundukları yerden kovuldular. 1915 Haziran’ında, Litvanya’nın kuzeyinden ve Courland’dan sınır dışı edildiler.

Bir ay kadar sonra, yazı ve resimde İbranice karakterlerin kullanımı yasaklandı; dolayısıyla hem İbranice hem de Yidişçe yazmak imkansız hale geldi. Yahudilere karşı yapılan ayrımcılık karşısında tek vücut olan Batılı kamuoyu, Batı ülkelerinden Rusya’ya kredi gelişini de zorlaştırmış oldu. Kısa süre sonra, Ruslar, Yahudilere ayrımcılık getiren yasalan uygulamaya son verdiler. Ve Polonya ve Litvanya’dan gelen Yahudi mülteciler, Rusya’nın orta bölgelerine doğru yerleştiler.

Avusturya ve Macaristan’ın 1915 yılında gerçekleştirdikleri fetihler, 2.260.000 kadar Yahudi’yi (yani Rusya’da yaşayan Yahudilerin %40′ını) askeri idare kapsamına soktu. Bu Yahudiler, Rus Çarı’nın hak ihlallerinden kurtulmuşlardı; ancak aynı zamanda aileleri ve komşularından da ayrı düşmüşlerdi. Rusya’da Yahudice yayın yapan basın organları susturuldu; Yahudi gençliği silahaltına alındı. Doğu Avrupa’nın geri kalanındaki Yahudiler, Rus Yahudileri’nden sökülüp alınınca; bu durum, sosyal ayaklanmalara neden oldu. Sosyal ayaklanmalar ise, Doğu Avrupa Yahudiliği’nin tüm boyutlarını etkiledi.

 

Şubat Devrimi

1917 Mart başında, II. Nikola, tahttan feragat edince, 300 yıllık Romanov iktidarı sona erdi. Geçici bir hükümet kuruldu. 16 Mart 1917′de, geçici hükümet, Yahudilerin üzerindeki tüm kısıtlamaları kaldırdı. Yahudilere, tüm kamu görevlerine gelme hakkı verildi ve yeni özgürlükler edinmeleri sağlandı. Yahudi karşıtlığı, geçici hükümetin sağladığı yeni özgürlükler sayesinde, artık yeraltına süpürüldü. Yahudilere verilen özgürlükler neticesinde, Şubat devrimi, Yahudi cemaatinden önemli bir destek gördü. Yahudiler, Devrim’in her aşamasında son derece aktif rol oynadılar; birçok partide liderlik pozisyonlarına eriştiler. Yahudilerin, aynı zamanda Yahudi milliyetçi politikalarına da müdahil olmalarına izin verildi.

1917 yılında Siyonist hareketi canlandı ve ülke çapında Siyonist gençlik grupları kuruldu. İbranice kitap kulüpleri ve basın organları açıldı. Kasım ayında, Balfur Deklarasyonu‘na ilişkin haberler Rusya’ya ulaştığında, büyük kentlerde Siyonizm yanlısı mitingler yapıldı. ‘Yahudi Askerler Birliği’ adı altında bir öz müdafaa örgütü kuruldu. Başında da Joseph Trumpeldor bulunuyordu. Bundan sadece birkaç ay soma, geçici hükümet ciddi biçimde zayıfladı ve anarşi etrafta kol gezmeye başladı. Önceden yeraltına süpürülmüş olan Yahudi karşıtlığı yeniden gün yüzüne çıktı. Rus imparatorluğu çapında münferit pogromlar yaşandı. 1917 Ekim’inde Bolşevik Devrimi sonunda geçici hükümet yok edildi. Kısa bir süre soma, Rusya, 1921′e dek sürecek bir iç savaşa sürüklendi.

1917 Ekim ila 1921 yılları arasında, Yahudi karşıtı şiddet, yaygınlık kazandı. Kızıl Ordu’nun münferit askerleri Yahudilere saldırırken, Kızıl Ordu’nun resmi politikası, Yahudi karşıtı saldırıları kontrol altına almak olunca, bu durum Yahudilerin Kızıl Ordu’ya ve Sovyet Rejimi’ne sempati duymasıyla sonuçlandı. Beyaz Ordu ise, Kazaklar ve Yahudi karşıtlığının neferi olan devlet memurlarıyla doldurulmuştu. Beyaz Ordu, Yahudi karşıtlığıyla adeta doydu ve sloganı da; ‘Yahudilere Saldır ve Rusya’yı Kurtar!’ idi.

 

Sovyet Denetimi Altında

Sovyet Rusya’nın sınırlan daraldığı için, daha önce Rus kontrolü altında bulunan birçok Yahudi, kendilerini bir anda Sovyet İmparatorluğu’nun sınırları dışında buluverdiler. Sadece 2,5 milyon kadar Yahudi, Sovyet denetiminde kaldı. Bolşevikler, Yahudi-karşıtlığım inkar ettiler ve Yahudiler üzerindeki sivil kısıtlamaları azalttılar.

Önceden asimile olmuş ve toplum üzerinde nüfuzu bulunan Yahudiler’in etkisiyle, Bolşevikler, Yahudilerin asimilasyonunu ‘Yahudi sorununun yegane çözümü’ olarak görmeye başladılar. Bu süre zarfında, Yahudilerin milliyetçi damarlan kısıtlandı. Bolşevik liderlerin Yahudi-karşıtlığıyla mücadeleleri, onlara Yahudi topluluklarından geniş halk desteği sağladı. Yahudi gençliği, tüm heyecanlarıyla, aslında Leon Troçki adlı bir Yahudi’nin kurduğu Kızıl Ordu’ya katıldılar.

1926 yılında, Yahudiler, Kızıl Ordu memurlarının %4,4′ünü oluşturuyorlardı. Bu da, genel nüfusa olan oranlarının üç katından fazlasına karşılık geliyordu. Ülkenin idari yeniden yapılandrılmasında Yahudi elitler de görev aldılar. Küçük ancak etkili bir Yahudi grup, Rusya’nın yeniden inşasına yardımcı olurken, Sosyalistlerin ekonomi politikaları, kitleleri zayıflattı. Bolşevikler, aynı zamanda hükümet içinde özel bir ‘Yahudi birimi’ kurdular. Keza, Yahudi dinine bağlı milyonlarca Yahudi bulunuyor ve bunlar ibranice konuşuyorlardı. Komünistler ise, Yahudi dinine, İbraniceye ve Siyonizm’e olan nefreti güçlendirmek için seküler asimile olmuş Yahudileri aralarına aldılar.

1919 Ağustos’unda, Yahudi cemaatleri dağılmış; mal varlıklarına el konmuştu. Yeshivot ve cheder gibi Yahudi eğitim ve kültürüne ait geleneksel kuruluşlar kapatıldı. İbranice eğitim ve İbranice kitap basımı yasaklandı. 1928 yılında, din kitapları ve Yahudi takvimleri basmak bile yasak kapsamına alındı. 1927 yılında, Habad Haşidizm‘in lideri Rabbi J. Schneerson, hapse atıldı ve Rusya’dan sürüldü.

Bununla birlikte, her ne kadar İkinci Dünya Savaşı’nın ardından yüzlerce Haşidizm yanlısı Rusya’yı terk edip Eretz Yisrael’e kaçmış olsalar da, Rusya’da Yahudilere ait dini faaliyetler ‘yeraltından’ sürmeye devam etti. Yahudilerin dini yaşantısı üzerinde artan kısıtlamalar ise, Siyonizm’i güçlendirdi.

Yidiş kültürü, aynı zamanda ‘Yahudi proleterya kültürü’nün kurulması yoluyla güçlenmiş oldu. Yidişçe yayın yapan gazete ve basın organları kuruldu; ancak İbranice matbua ile bağlarmı koparmak üzere Yidişçe yazım, Rus yazımıyla fonetikleştirilmişti. Ruslar, Yidişçe’ye resmi statü verdiler; öyle ki mahkemeler Yidişçe yapılmaya başlandı ve Yidişçe eğitim veren okul sistemlerine önemli kaynak yatırımları yapıldı. Bununla birlikte, bir süre sonra Yahudi aileler, bu okullara karşı çıkmaya başladılar; keza okulların Yahudi kültürüyle yegane bağlantısı, Yidiş literatüründeki birkaç satırla sınırlıydı ve okullarda din karşıtı eğitim veriliyordu Okulların kalitesi azaldıkça, giderek yok oldular.

Yidiş kültürü yok olunca, yerini kültürel asimilasyona bıraktı. Yahudi çocuklar Rusça konuşmaya ve Rus okullarına gitmeye başladılar. Karma evlilikler yaygın olarak görülmeye başlandı. Yahudiler Rusya’nın kültür yaşantısında önemli bir rol üstlenmeye başladılar, ikinci Dünya Savaşı sırasında, Yahudilere zulmetmeye yönelik birçok girişim durduruldu, ikin Dünya Savaşı başladığında, Yahudiler Sovyet ordusunda önemli bir rol üstlen diler. Cephe hatlarındaki rolleri, diğer ulusal gruplardan ‘orantısız bir şekilde çok daha fazlaydı.

Sovyet Yahudilerinin büyük bölüm Holokost sırasında hayatını kaybederken, Rusya’da yaşayanlar canlarını büyük ölçüde kurtardılar. Bununla birlikte, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Sovyet Yahudilerini yok etmeye yönelik girişimler bırakılan noktadan yeniden başladı. Stalin’in 1953′te ölümüne dek, Sovyet Yahudileri gulaglara (Sovyet çalışma kampları – e.n) yerleştirildi ve ciddi boyutlarda fiziksel baskılarla karşılaştılar. 1952 yılında, Stalin, ‘Katledilen Şairler Gecesi’ sırasında Rusya’daki Yahudi cemaatinin önde gelen bir dizi entelektüelini öldürttü. Stalin’in ölümünden sonra bile, Yahudiliği ve Yahudi kültürünü sindirmeye yönelik girişim devam etti. Yahudilere ait kitaplar ve dini makaleler, ülkeye gizlice sokulmak zorunda kaldı ve bu kitap ve makaleleri kullanma girişimleri, hep kaçak yollardan gerçekleşti. Bu ‘gizlilik’ durumu, Yahudi yaşantısına sadece az sayıda bireyin nüfuz edebilmesine neden oldu. Yahudi yaşantısını sürdüren az sayıdaki Yahudi, ‘refusenik’ olarak adlandırıldı ve Sovyet mercileri tarafından ciddi şekilde cezalandırıldı. 1965 yılı itibariyle, Rusya genelinde hepsi topu sadece 60 sinagog kaldı. Ancak Gorbaçov’un göreve gelmesi ve glasnost politikasını uygulamaya geçirmesiyle birlikte Sovyet Yahudilerin üzerindeki kısıtlamalar gevşemiş oldu.

Altı Gün Savaşları’nın ardından, Sovyetlerin Yahudilere karşı uyguladığı ayrımcılık arttı. Bu ayrımcılığa karşın, Altı Gün Savaşları, Yahudilerin ulusal bilinç düzeyini güçlendirdi. 1970 yılında, Sovyet Yahudilerinin içinde bulundukları kötü duruma dikkat çekmek isteyen 11 kişi (içlerinden 9′u Yahudiydi), dünya kamuoyunun dikkatini çekmek üzere bir uçak kaçırma girişiminde bulundular. Bu olay, Sovyet Yahudileri’nin hareketine yeni bir soluk kazandırdı. Uçak korsanlarından biri, Yusuf Mendeleviç, Rusya’da tamamen seküler bir kişi iken, şimdilerde İsrail’de bir haham’

Yahudiler, Sovyet mercileri tarafından potansiyel düşmanlar olarak görülüyorlar. Bunun kısmen nedeni, birçok Yahudi’nin ABD’de akrabalarının olması’

1980 ve sonrası

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bile, Rusya, dünyadaki en büyük Yahudi topluluklarından birine sahipti. Rusya; (ABD, İsrail ve Fransa’dan sonra) bugün dünyanın dördüncü büyük Yahudi cemaatine ev sahipliği yapıyor. Moskova ve St.Petersburg, Rusya’daki diğer büyük kentlerle birlikte, binlerce Yahudi barındırıyor.

Bununla birlikte, 1800′lü yıllara dek Rusya’daki kentsel bölgelerde çok az Yahudi yaşar; çoğu Pale Yerleşimi’nde ikamet ederdi. Pale Yerleşimi, hali hazırda Ukrayna, Beyaz Rusya, Moldova, Litvanya ve Polonya topraklarını kapsıyor. Sovyet egemenliği sırasında, Komünist hükümet, ülke içindeki tüm dini yaşantıyı yok etmeyi hedefledi. Bu da, Yahudi cemaati içinde ciddi boyutlarda bir asimilasyon ve sekülerleşmeye yol açtı. Sovyet hükümeti, Yahudilerin ayrı bir birim ve milliyet olarak varlıklarının silinmesi için elinden geleni yaptı. Bu süre zarfında, dünya çapındaki Yahudiler, Sovyet Yahudilerine destek oldular. 1980′li yıllarda ise, Gorbaçov’un göreve gelmesiyle birlikte, üzerlerindeki baskılar tedrici olarak azaldı. Sovyetler Birliği de, bir yandan dağılma sürecine girmişti.

Son Gelişmeler (Sovyet sonrası Rusya)

Rus Yahudileri, göç ve nüfusun yaşlanması yüzünden giderek küçülüyor. Sovyetler Birliği’nin dağıldığı dönemde, milyonlarca Yahudi, Rusya ve eski Sovyet devletlerine ait topraklan terk etmişti. Yahudiler, öncelikli olarak İsrail ve ABD’ye yerleştiler. Bununla birlikte, 2000′den beri, göç eğilimi yavaşladı ve gerek Rusya’daki gerekse eski Sovyet topraklarındaki Yahudi yaşantısının yeniden canlandırılması için daha fazla çaba harcanmaya başlandı.

2003 yılında, Rusya, Yahudi okullarından oluşan bir ağ kurdu. Ağ dahilinde; 17 gündüz okulu, 11 anaokul ve 81 yardımcı okul bulunuyor; yaklaşık 7000 öğrenci eğitim görüyordu. Ayrıca, dört adet Yahudi üniversitesi de vardı. Büyük kentlerde, sinagogları ve hahamlarıyla Yahudi varlığı hissediliyordu. Hasidik bir mezhep olan Çabad-Lubaviç, Rusya’daki Yahudi dini hayatının yeniden inşasında önemli bir rol üstlenmişti. Moskova’daki Çabad’lar, dört okul açtılar ve Yahudilere ait bir Cemaat merkezi kurma çalışmalarını sürdürüyorlar. Üniversite müfredatlarına Yahudi eğitim programları ekleniyor.

Yahudi Dini Cemaatler Birliği, Ortodoks kuruluşları ve dini yaşantısını destekliyor. İlerlemeci (Reform) hareketi ve Masorti (Muhafazakar) hareketleri de, bu konuda önemli başarı sağlıyorlar. Sovyet döneminde karma evliliklerin oranının artmasının ardından, Yahudi soyundan gelen, ancak Yahudi yasalarına göre Yahudi kabul edilmeyen birçok Rus ortaya çıktı. İlerlemeci Hareket, işte bu kesimler arasında destek buldu; keza İlerlemeciler’in baba soyunu temel alan yaklaşımı, Yahudi yasalarına göre Yahudi kabul edilmeyen birçok kişiyi Yahudi topluluğunun içine kabul ediyor.

Birçok Rus kenti, kendi İbranice gazetelerini basarken; diğer kültürel, sosyal ve dini kuruluşlar da yaygınlık kazanıyor. Moskova’da beş sinagog, altı gündüz okulu, yeshivalar ve bir kosher restoranı (Yahudi inançlarına ve beslenme kurallarına uygun yemek hazırlanan restoranlar’ e.n.) bulunuyor.

Rusya’da Yahudi dini kuruluşlarının artması da, Yahudi karşıtlığına hedef tahtası oluşturuyor. Otobanlarda Yahudi karşıtlığı sloganlar ve işaretler göze çarpıyor. 2002 ve 2003 yıllarında, sinagoglar ve mezarlıklara saldırıda bulunuldu. Hatta gerçek ve sahte bombalar dahi kullanıldı. Moskova’da, 28 yaşındaki bir öğrenci, bu Yahudi karşıtı işaretlerden birini kaldırmaya çalışırken, bir patlama sonucu ciddi şekilde yaralandı. Rusya’da dini kuruluşların artan bir varlık sergilemesine karşın, yıllar süren asimilasyonların ardından Rus Yahudilerinin büyük bölümü, artık gözlemci olmaktan çıkıp, Yahudiliği ‘etnikkültürel bir davranış’ olarak görmeye başladılar. 20.yüzyıl sonu ve 21.yüzyıl başlarındaki kitlesel göç hareketlerinin ardından, Rusya’da yaklaşık 400.000 ila 700.000 kadar Yahudi bulunuyor; ki bu da Rus nüfusunun %9,27′si ila 0,48′ine karşılık geliyor.

Rusya’da Yahudi cemaatinin aktif olduğu bölgelerden birisi de St. Petersburg. Burada bulunan Büyük Sinagog, kentteki Yahudi kültürünün büyük bölümünden sorumlu tutuluyor. St. Petersburg’da iki Yahudi gündüz okulu ve hem kadınlara hem de erkeklere yönelik bir Yeshivot bulunuyor. Tam teçhizatlı bir kosher mutfağı ve yemek salonu da, cemaat üyelerine ve yoksul vatandaşlara günlük yemek servisinde bulunuyor.

Sinagog, aynı zamanda, cemaat içindeki yoksul veya öksüz çocuklara da yuva imkanı sağlıyor. Sinagog üyelerinden çoğu, cemaatin hayır kuruluşuna mensup.

İsrail’le ilişkiler

Sovyetler Birliği, İsrail’i 1948 yılında derhal tanıdı. İki ülke arasındaki bağlar ise, İsrail’in Batı ile müttefik olmasının ardından çarpıcı biçimde kötüleşti. Yahudilerin bir millet olduklarına dair fikirler ise, Yahudi karşıtı hisleri daha da körükledi. 1967 yılında, Sovyetler Birliği, İsrail ile diplomatik bağlarını kopardı ve bu bağlar ancak 1992′de yeniden kuruldu. Altı Gün Savaşları’ndan kısa süre sonra, Sovyetler Birliği’nde kitlesel bir propaganda kampanyası başlatıldı. Kampanya sırasında, Siyonist ile Yahudi kişi arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın Siyonizm ve İsrail’e iftira atılmaktaydı. 1967 yılındaki savaşın ardından, İsrail’e doğru Yahudi göçü durdu. Sovyetler Birliği, Arap devletlerinin başlıca silah tedarikçisi haline gelmişti.

1948 ila 21. Yüzyıl başları arasında, yaklaşık 600.000-700.000 kadar Yahudi, eski Sovyetler Birliği topraklarından İsrail’e göç ettiler. Rus göçmenler, İsrail toplumunun başat (hakim) bir unsurudur. İsrail’de, Rus dilinde yayın yapan birçok gazete, televizyon, dergi bulunur. Rusya, aynı zamanda, BM, ABD ve AB ile birlikte Arap-İsrail barış sürecinde kurulan ve ‘Yol Haritası’nı destekleyen Barış Dörtlüsü’nde rol almıştır.

Kaynak: http://www.jewishvirtuallibrary.org/jsource/vjw/russia.html

TURQUIE Diplomatique NİSAN 2011 – Sayı:27

Yorum

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s