—Yer yaşlandıkça âlâmı (elemleri) artıyor: insan gibi!
—İnsana en güzel sıfatı “fâni” diyen vermiştir.
—İnsan gönül verdiği mahlûkdan hiç birşeyi diriğ edememek (eksik edememesi) pek tabiidir; zira gönlümüzden daha kıymetli nemiz vardır.
—Şâfiiler nazarında köpek ne ise, benim için taassub da odur: Sanırım ki teması insanın abdestini bozar!
—Zavallı insan hayata o kadar sırnaşıktır ki vücudumuz toprak olduktan sonra gölgemizi bir soluk fotoğraf halinde yaşatmaktan bile gizli bir lezzet umarız.
—Tarihe insan her istediğini söyletebilir, mademki ölüler itiraz edemezler.
—Ölüme nisbetle insan kurbanlık koyunu hatırlatır: Bıçak altına gözleri bağlı gider.
—Aldatabileceğinden emin olduğu mahlûkun (yaratığın) yalanlarını insan tiksinmeksizin dinler.
—Tükrük gibi hakikatlar vardır ki ağızdan çıkınca iğrenç olur ve yutulmak icab eder.
—Her mahkemede adalet namına beşerin (insanın) zaafını tartaklayan bir pençe hissederim.
—Lâfa bakılsa herkes müsavat (eşitlik) ister; fakat insanların bir kısmını ayakları altında görmek için bir kısmını başında taşımayacak pek az kişi vardır
—Hakikat ile hayali insan birbirlerine katık ederek yaşar: Ayağımız yerde iken gözlerimiz göktedir
—Beşeri (insani) gafletlerin hududu yoktur: Tekmesini yediğimiz bir eşek bile olsa başında bir zekâ tacı tevehhüm (kuruntu) ederiz
— Kaplan sırtı için insaniyet en çekilmez yüktür
—Âdemin dudakları Havva’nın dudaklarına dokunduğu anda şiir doğdu ve bu nevzâdın (yeni doğanın) sinesinde beşerin (insanlığın) bütün elem ve lezzeti gizli idi
—Sokağın kıymetini insan bâzı cemiyetlerden çıkınca anlıyor
—insanları oynatan kuvvet başlarında değil, göğüslerindedir. Onları idare için dimağlarına değil, hislerine hitab etmeli
—Tam bîtaraflık (tarafsızlık) insan harcı değildir
—Bâzı acı sözler insanın hafızasında hiç erimeyecek bir buz parçası gibi yaşar
sevimsizdirler
—Bir kitab ilmi var, bir de hayat ilmi: Merd i kâmil (olgun insan) ikisine vâkıf olana derim . Zeki adam kitaptan bir hayat hissesi ve hayattan bir kitap hissesi alır
—Fırtına denizde bir kuvvet eseri, beşerde (insanda) bil’akis (aksine) bir zaaf eseridir
—Hüsn i kabule (iyi kabule) mazhar olmak (ermek) için fikirler de insanlar gibi iyi giyinmiş olmalıdır.
— Hatâlarımızdan münhasıran (yalnızca) kendimizi itham edeceğimiz (suçlayacağımız) yerde çok kere beşeriyeti mes’ul tutarız: En sık dilimize gelen tâbirlerden biri: “İnsan halidir”. Düşünmeyiz ki “insan hali” olsa aynı hatâ herkesten sâdır olmak (çıkmamak) lâzım gelirdi. Hiç kimse ne tamamiyle olduğu gibi görünebilir ne tamimiyle olmadığı gibi.
—Riyakâr (ikiyüzlü) ona denir ki benliğinden sakladığı gösterdiğine galiptir. Riyakârlık (ikiyüzlülük) korkusu bâzılarını kabalığa sevkeder. Kendini beğenmişlerin nedametleri (pişmanlıkları) bile şişkin olur: Sanırlar ki hatâları da kâinatı doldurmuştur.
alıyor
—Az para çalanlar mevzu ı bahis (bahis konusu) oldukça: “Bu kadarcık şey için insan kendini rezil eder mi!” derler. Hâlbuki nefsini (kendini) bâd ı hava (bedava) terzil (rezil) edenlerin ve hattâ üstelik masraf edenlerin hesabı yoktur
—Yalnız bir duayı güzel bulurum: “Ya Rabbi, insanların dualarını kabul et!”
— Fikir vardır ki kuş gibi dâima uçar ve yükselir; yine fikir vardır ki madenciler gibi daima kazar ve derinleşir: İnsaniyet bunların ne birinden vazgeçebilir, ne ötekinden!
— Menfaat, cemiyet i beşeriyenin (insan topluluğunun) çimentosudur
—Dost ve düşman şu noktadan birbirine benzer ki insan ikisi hakkında da kalbindekinden ziyade söyler
— Zarafet insani sevdirmek için kâfi değildir, fakat zarafetten hiç nasibi olmayan güç sevilir
—insan ilmine bile biraz huyunu karıştırır: Riyaziyeyi (matematik) çetinleştiren alelekser (ekseriyetle) riyaziye (matematik) hocalarının (öğretmenlerinin) tabiatıdır.
— Yalan o kadar insanidir ki eğer “yalancı” kelimesi icat edilmiş olmasa yalan zemâim (fena haller) sırasına girmezdi
—Tabiatın güzelliklerini seyrederken insaniyete (insanlığa) muhabbetin artıyorsa kâinatı (âlemi) anladığına hükmedebilirsin,
—Muharebelerde midenin tesiri dimağın tesirinden ziyadedir. Tok karnına insan tepişmek değil uyumak ister
—İnsan ekseriya başkasına sürmek istediği çamura bulanır
—İnsaniyeti (insanlığı) en çok seven, hiç şüphem yok yamyamlardır
—Kendisini beğendirmek hevesi insanda hayati bir ihtiyaçdır; halin takdirinden müstağni (ilgisiz) görünen, emin olunuz ki alkışı âtiden (gelecekten) bekler.
— Kendini öğrendikten sonra insan nasıl mağrur olabilir?
—Develer kılavuzları eşek olduğuna kızarlarmış: Eğer bu rivayet doğru ise demek olur ki develer insandan ziyade nefislerine (kendilerine) hürmetkardır
—Fikir vardır ki kuş gibi uçar ve yükselir; fikir de vardır ki madenciler gibi kazar ve derinleşir: insaniyet bunların ne birinden vazgeçebilir, ne ötekinden
—Dost ve düşman şu nokta i nazardan (görüş bakımından) birbirine benzer ki insan her ikisi hakkında kalbindekinden ziyade söyler
—Zarafet insanı sevdirmek için kâfi değildir, fakat zarafetten hiç nasibi (hissesi) olmayan da güç sevilir
— Gözlerimizden akabilen yaşların merâreti (acılığı) hiçtir, asıl insanı ruhunda mahbus kalan yaşlar zehirler.
— Yaşamak ve iyi yaşamak: İşte yalnız insanlarda değil, bütün uzviyâtta (organlarda) yegâne (tek) gaye!.. Üst tarafı beşerin (insanın) yalanıdır
—Yalnız bir duayı çok güzel bulurum: “Ya Rabbi, insanların hiç kimseyi izrar etmeyecek (zarara sokmayacak) dualarını kabul et!” Bu dua da dua sahasını o kadar tahdit eder ki., (sınırlar ki)
—İnanmak biraz mağlûb olmaktır: Çok kolaylıkla insan ya çok sevdiğine ya çok korktuğuna inanır
—Sözlerimize nazaran hepimiz müsavat (eşitlik) isteriz; fakat insanların bir kısmını ayaklar altında görmek bahasına diğer kısmını başında taşımaya razı olmayacak kimse yoktur.
—Hemen bütün insanlar ikbalde (mevkide) aslan, kibarda (düşkünlükte) sıçandır
— Canı sıkılınca hayvan uyur, insan kötü şeyler düşünür
—Kırka kadar insan yaşa basar, kırktan sonra yaş insana!
—Uykuda bütün insanlar insandır; uyandıktan sonradır ki bazen hayvanın dûnuna (aşağısına) düşer
—Zamanın insana en büyük zulmü ihtiyarlık dedikleri gülünç hale getirmesidir
—Bir yaştan sonra insana gazete havadisi (haberleri) kifayet etmiyor (yetmiyor): Ahretten de haber almak istiyorsunuz, çünkü tanıdıklarınızın çoğu artık oradadır.
ÇOCUK
—Aktörlerle farkımız: Onlar komedyayı bile bile oynarlar. Ölüm fikri hayat safhalarım ne güzel tahdid eder (sınırlar): Çocuklukda anlamayız; gençlikde inanmayız; orta yaşda o bize görünür; ihtiyarlıkda biz onlara bağlanırız.
—Namık Kemal, eserleri çocuklara benzetir: Doğru, şu fark ile ki tashihi (düzeltilmesi) daha çok
Güç.
—Avam çocuk gibidir, daima gürültü ister: Gürültülü eğlenceyi, gürültülü matemi ve hattâ gürültülü idareyi sever
—Çocukken perde arkasındaki karagözü canlı sanırdım, şimdi perde önündeki canlıyı karagöz sanıyorum. Hayatta öyle karagözlere rast geldim ki kâğıttan oyulmuş adaşı daha canlı sayılabilir, zira birinin bir değnekle hiç olmazsa bir kolunu kımıldatabilirsiniz.
—Zavallı baş yaşı kaç olursa olsun daima çocuktur: Rahat uyumak için şefkatten yapılmış bir yastık ister.
“İnsan. câhili olduğunun düşmanıdır” derler ama hiç bilmediği şeyin hararetli taraftarı olanları ben çok gördüm
—”Terbiyesiz!” diye çocuklarım azarlayan anaları işittikçe soracağım gelir: “Kabahat kimde?”
—Çocuk küçükken başağrısıdır, büyüdükçe yürek çarpıntısı olur!
—Hangi yaşta olursak olalım, kendi çevirdiğimiz çenberin arkası sıra koşan çocuklarız
—Güç olan kahramanca ölmek değil kahramanca yaşamaktır
—Bir valide (anne) demiş: Dağlar yaklaştıkça büyürler, çocuklar büyüdükçe uzaklaşırlar.
—TATMİN EDİLMEYEN HER HAKLI İHTİYAÇ BİR AHLÂK TEHLİKESİDİR: OYUNCAKSIZ KALAN ÇOCUKLAR EDEB YERLERİYLE OYNARLAR!
—Yalnız küçük çocuklar tam mes’ud olabilirler
—Bütün çocuklar az çok şâirdir; Hakiki şâirler de behemehal (muhakkak) hayatlarının bir tarafını çocuk bırakırlar.
—Ölüler mezarlarından kalksalar ne diyeceklerini bilirim: Çocuklar, cennet ve cehennem yeryüzünde ve hayat içinde imiş!…
—Vesayet (vasilik) altında yasaya yasaya ferd gibi cemiyet de biraz çocuk olur.
—Fikrimiz ne kadar azsa fikrimize irtibatımız o kadar kavi (kuvvetli) olur: İşte evlâdımızla efkârımız arasında bir vech i şebih daha!
Kaynak:
Cenab ŞAHABEDDİN, Tiryaki Sözleri, Hazırlayanlar: Dr. Orhan F. Köprülü Dr. Reyan Erben, Tercüman Gazetesi’nin bir kültür hizmeti olarak yayınladığı 1001 TEMEL ESER Serisi’nin 116. kitabı Cenab Şahabeddin’in “TİRYAKİ SÖZLERİ”, Kervan Kitapçılık Basın Sanayi ve Ticaret A.Ş. Ofset Tesisleri’nde dizilmiş ve basılmıştır. (Ocak 1978)