Şeyh Ebû’l-Hasan Şâzelî kaddesellâhü sırrahu’l azîz şöyle dedi:
“Allah Teâlâ’m, ümmet-i Muhammed’e mağfiret et. Allah Teâlâ’m, ümmet-i Muhammed’e merhamet et. Allah Teâlâ’m, ümmet-i Muhammed’in kusur ve ayıplarını ört. Allah Teâlâ’m, ümmet-i Muhammed’in hata ve kusurlarını telafi et.” Bu, Hızır’ın duâsıdır. Her gün bu duâyı kim okursa, o kimse abdallardan yazılır.”
Yine şöyle dedi:
“Her gün Bahr kapısından çıkıp Menar tarafına doğru yürüyordum. Yine bir gün Menar tarafına doğru yola çıktım. Menar’da doğu yönünde uzanıp uyudum. Bu esnada gönlüme şu düşünce doğdu:
“Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem ile uzun bir süre beraber olduğu hâlde Hz. Ebû Bekir’i az hadis rivâyet etmeye sevk eden sebep ne idi?” Derken birinin bana şöyle seslendiğini işittim:
“Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemden sonra insanların en âlimi, Hz. Ebû Bekir Sıddîkdır (Radiyallâhü anh). O’nun Hz. Rasûlüllah’dan az rivayette bulunması, onun hakikatine erdiği içindir.” [1]
“Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer risâletin hâlifeleri, Hz. Osman ve Hz. Ali de nübüvvetin halîfeleridir.” (Hepsinden Allah Teâlâ râzı olsun) [2]