YOL VERENİN OLSUNDA, İSTERSE KÂHİN OLSUN


Kendine güvenini kaybetmiş bir adam sığınmak için mağaraya girdi. Orada bir kâhinle karşılaştı ve konuştu. Bu görüşme sayesinde bir şeyi bulmuştu.

Güven.

Adam,  âdem oldu.

Yalanda olsa, doğru da olsa kâhin bile bir adama yol veriyordu. Öyle bir yol ki, kendisi için düşünemeyeceği kadar yüksek bir yoldu.

Kâhin onu alçakken yükseltti ve yüceltti.

Meğer bahsettiğimiz adam ölümsüz olmak istemekte imiş.

İnsan ya, ölümsüz olmak isteyebilirdi. Fakat nasılı vardı. Kâhin onu bu nasıldan geçirecekti ve geçirdi, sonsuzluğa doğru seyrini başlattı.

Adam, mağaraya niye geldiğini sorarak kâhinle söze başladı.

Adam:

“Ben seçilmiş biri miyim?

“Bu Kaderim mi?”

Kâhin:

“Ben kâhinim.

“Kâhinim diyerek, görme gücümün bir lütuf olduğunu düşünüyorsun,

“Ben seçilmek istemem mi?”

“Fakat gün senin için doğdu?”

Adam:

“Bu lütuf mu?”

Kâhin:

“Lütuf olduğu nasıl düşünülür?  Geleceği görebiliyorum, fakat değiştirecek gücüm yok.”

 Adam:

“Niye, Ben?”

Kâhin:

“Annen inançlı bir kadındı?”

“Baban için çok söz söylemeye gerek yok, anne iyi ise sen iyisin, demektir.”

“Nesilleri kıran annelerin iyiliği ve kötülüğüdür.”

Adam:

“Annem iyi idi, öyleyse,   ancak tanrısı en ihtiyaç duyduğu zamanlarda yanında yoktu.”

Kâhin:

“Bilemem”

“Ben ve sen aynı kaderi paylaşıyoruz. Sen geçmiştekilerle ben ise yaşanacak gelecekle.”

Adam:

“O zaman gelecek tam olarak ayarlanmıyor veya ayarlıyamıyor muyuz?”

Kâhin:

“İhtimalleri o kadar çok ki, geçti artık, hayatın bir savaş için olacak. Sen seçildin?”

Adam:

“Bunca yıldır, ilgilenilmeyen biri gibiydim. Şüphelerdeydim.”

“Beni buraya getiren  o zaman şüphem midir?

Kâhin:

“Olabilir, Hayatında savaş yazılmış. Barışı bulmak istiyorsun. Bunun için ne gerekirse, fedâ edeceksin.”

“Bedenin ölecek olsa da, zaferin öyle değil.”

Adam ve kâhin sustular…..

…….

Kâhin:

“Doğrulara şüphe duyarak ulaşabilirsin. Ancak senin bir fazla bilgin var, o da zaferin senin yanında olacağını görüyorum.”

“Korkularını paylaşıyorum!  Savaşmalısın. Savaşta sayının hiçbir önemi yok.  Sadece cesaret vardır.

“Bugün ve bundan sonra kader seninle”

“Rakiplerin çok sayıda ve güçlü diye senden üstün oldukları aklına getirme. Onlar korkaklardır! Maskenin ardına saklanıyorlar!  Onlar da senin gibi ölümlüler.”

“Sakın bu savaştan kaçma, onurunla savaş. Çünkü onlardan senin bir fazlan var. Kazanacağın inancı. Onlarda ise bu yok. Bu büyük bir kayıp.”

Zafer senin ve inananlarındır.”

Yukarıda geçen diyalog tarih sahnesinde onlarca insanın başından geçmiş bir vakıadır. Büyük insan bildiğimiz kimselerin gücünde bu türlü olaylar her zaman vardır ve bundan sonrada olacaktır.

Farz edelim ki bu anlattıklarımızın hepsi bir efsane olsun. Öyle günler yaşıyor ki günümüz insanı, yalan bile olsa ona güç verecek bilgiler sunan kişilerden yoksun olarak başıboş bir hayatın içine doğru sürükleniyorlar.

“Ötekileri ve şüpheleri kalmayan toplumlar yıkılmaya mahkûmdurlar.”

Yalan bile olsa bir inancı olmayan bir kişi ne kadar güçlü olabilir ki;

Etrafınıza bakın şüphesi olmayan insanlarla çevrilisiniz.

İnsanlar neyi kaybettiler ki, şüpheleri kalmadı.

Cemil Meriç’in düşüncesi üzerine “insanlar en değersiz varlığı şüphelerini kaybederlerken ruhları kaybedeceklerini” hatırlarına getiremediler.

Günümüz insanı şüphesini kaybetmiştir.

İnandığı şeyleri, kişileri tabulaştırmayı ne kadar çok seviyorlar. Sonra da niçin, neden böyle oluyor? deyip duruyorlar.

Allah Teâlâ “düşünmüyorlar mı, akletmiyorlar mı?” derken “şüphe etmiyor musunuz?” yani, “beni bile araştırıp öyle bulun, yoksa günün birinde seni, adamla, parayla, mevkiiyle, fikirle vb. şaşırtırlar” demek istemiştir.

Hiç düşündünüz mü?

Büyük şahsiyetlerin çoğunda (meczup) delirme vakitleri bulunur.

Niye mi?

“Sorgulamış, cevabını bulamamış” ancak “çalıştığı ve gayret ettiği için Allah Teâlâ emeğini zayi etmemiş, ona gerçek yüzünü göstermiş,” büyük olmuştur.

Ey gerçeği görmek isteyen kardeşim!

Bela, çile, iftira delhizlerine düşüp delirmeden hakikat deryasına ulaşacağını mı sandın?

…..

Yok,

Yok…..

…..

“Ey yalancı kendinden bile korkuyorsun, gerçek sana yüz açar mı?

 İhramcızâde  İsmail Hakkı  

Yorum

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s