Psikolog dedi ki: “İYİ Kİ ÇALIŞAN ANNE BABALAR VAR, YOKSA AÇ KALIRDIM,”

Psikolojik danışmanlıkla hayatını kazanan yakın bir ar­kadaşım var. Bazen küçük itiraflarda bulunur. Bir keresinde bana,

“iyi ki çalışan anne babalar var, yoksa aç kalırdım,”

demişti. Bir başka çift arkadaşım, çocukları “içine kapanık bir hâl sergilemeye başlayınca” kaptıkları gibi bütün psiko­logları, hekimleri, uzmanları, ne var ne yok gezmişler. Otistik tanısından, şizofreniye  kadar katlanmadıkları kötü haber kalmamış. Kamyonla para harcamışlar. Çocuklarının bu du­ruma gelmesine, yani bu kayıtsız, dut yemiş bülbül halinde, televizyondan gözünü ayırmaksızın bütün uyaranları yanıt­sız bırakmasına hiç anlam verememişler.

Çocukları için çır­pınan, bir dediğini iki etmeyecek olan bunca ilgili anne baba için ne kötü bir durum değil mi?

Üzüntüden perişan haldeki baba ve anne, çok üst düzey iki yönetici. Her türlü imkân ve kabiliyet var.

Yeni türün, net iki örneği. Bir de bakıcıları var. Gerçek türün örneklerinden. Gidip kadınla konuştum. Ona göre çocuk normal.

Arkadaşlarıma öğüt verdim. Anne, uzun bir izin aldı. Önce yardımcı kadını göndermek iste­medi, sonra sadece birkaç saat ev işi için çağırmaya başladı. İkinci haftanın sonunda, ailenin tamamıyla güzel bir telefon görüşmesi yaptık. Hepsi mutluydu. Üç ay sonra evlerine gittiğimde, bir oda dolusu “gereksiz” oyuncağı bir yetiş­tirme yurduna bağışlıyorlardı. Baba çocuğuna otistik vs. ta­nısı koyan hekimleri dava etmeye karar vermişti. Onu he­men bu kararından vaz geçirdim. Kendisiyle olan davasını kazanmış görünüyordu. Anne işine döndü. Ufaklık bundan sonrasını kendi başına halledecek. Olan bitenin farkına var­dılar, ama onlar yeni türün bireyleri. Çocukları da öyle olacak.

Herhangi bir sistemin sadece ve sadece en temel amacını yerine getiren ve sadece ve sadece şimdiki zamanda ifadesi mümkün izdüşümüne, model denir.

Bu tanımlama, her anlamda bir şablondur ve uzun uzun anlatımlarını, Eğitmen Geliştirme Seminerleri isimli kita­bımda yapmıştım. Yine o kitapta anlatılanların ve yukarı­daki tanımın matematik ışığında, bibliyografı bölümünde kaynağını sunduğum, değerli Sargun A. Tont’un Sulak Bir Gezegenden Öyküler adlı eserindeki “model” anlatımı yeni­den gözden geçirilmelidir kanısındayım.

Saatte 10 kilometre hızın üstünde hareket etmesi plan­lanmamış olan insan vücudunu ne hızlara çıkardığımızı bili­yoruz. Dahası, içinde bulunduğu ortam her ne ise, o ortamda da pek çok tehlike, her köşe başında, her elektrik prizinde, her mutfak ve aklınıza ne geliyorsa, orada bekliyor. “Ta­mam” diyor DR. YILDIRAY ÇETE,

“HASTALIKLARLA, ORGAN ÜRETİ­MİYLE, GENLERİN ŞİFRESİYLE BAŞ ETTİK, AMA GELECEĞİN İŞİ, TRAV­MATOLOJİ OLACAK”.

Çok haklı, çünkü insan, ölümlü bedenini ancak içinde bulunduğu yeni çevrede yarattığı yüksek hızlı unsurlardan koruyabildiği sürece ölümsüzlüğe yaklaşabilir. Ancak o za­man, Kızılçam kadar yaşama olanağına kavuşur, işte o za­man, 60-70 yaşındayken doğacak çocuklarıyla ruhunu bes­leyebilir.

Kaynak:

Üner BEKÖZ, Apostaz, “Dünyanın Kutsal İntiharı” Ankara, Phoenix, 2005. s.183-185

Yorumlar Kapalı