TV dizi dünyasının gidişatı içerisinde olmadık işler yok değildir. Yeni başlayan “Yalan Dünya” dizisinde Darwin’in teorisinde geçen “insanların geçmişte yarı insan-yarı maymun şeklinde varlıklar” olduğunun tekrar hatırlatılması meyanında “Bartu Küçükçağlayan”ın canlandırdığı “Orçun karakteri” üzerinde durmak istiyoruz.
Bu karakter ile varılacak menzil, kahkaha içerisinde Darwinizm’in nasıl sindirileceğinin fotosentezidir.
Bazı haberlerde “fenomen oldu” haberlerine layık görülen “zayıf ve biçare tiplemesi” ile insanlara maymundan gelindiği fikrini aşılamak mı isteniyor.
Dizide, “aldatan koca” karakteri canlandıran tipleme bile, çocuğunun bu halinden memnun değildir.
Hangi insan çocuğunun maymun gibi hareket etsin de bu durumdan memnun olsun?
Dizi, senaryo itibarıyla içinde “aldatma, aldanma, aptallık, kadınları aşağılayıcı, vb.” karakter ve manzaraları ile uğraşırken seviyesizliği ile reyting içinde epey uğraşacak görünmektedir.
Ahlaksızlık, insanın karakterinde bulunabilir. Ancak, hastalık bile sayılmayan “maymunluk” tiplemesi ile Darwin teorisinin bir şekilde güncellenmek istenmektedir. (Bir sahnesinde) zorla da olsa, maymunun bir ekmeği nasıl yiyebileceği, öğretilmek için gösterilebiliyor!
Dizi, Darwin teorisini ve yaşayan günümüz insanına bir takım yaratıklardan nasıl evrimleştiğini göstermek için, ataları arasındaki birtakım “ara form”ları yaşadığı iddiasını öngörmektedir. Hayali olan bu senaryoyu “dört temel kategori” içerisinde sunarak, ücretsiz kurs vermeye çalışanlar;
1- Australopithecus
2- Homo habilis
3- Homo erectus
4- Homo sapiens
dizide, evrimcilerin belirttiği gibi sözde ilk maymunsu atalarına “güney maymunu” anlamına gelen Australopithecus başlayan macerasının, son aşaması olan Homo sapiens, denen, günümüz insanına nasıl tekamül ettiğinin gayretindedirler.
Her şeyde olduğu gibi, insanlara dizilerde güzel örnekler gösterilmesi gerekirken, sorumsuzluk, ahlak düşkünü insanları tipleyerek, ne verilebilecek diye düşünüyoruz. Ayrıca Freud’u az buçuk bilenler para için bile olsa bu tür olumsuz karakterlerin ileride insanın hayatında psikolojik travmalara sebep olacağını düşününce genç oyuncuların hedeflerini bilirlerken pek getirisi olmayacak bu karakterlerden uzak durmalarını hatırlatmak isteriz. Bu tür karakterlerde hiç yaşlı kişi seçilmez.
Niçin?
Çünkü bunun ileride bir de “alayı” vardır.
Hem de ne alayı!
Türk sinemasında örnekleri çoktur.
Hayat, çilesini çekenlerin kucağındadır. Hayatı, kolay tarafından tutunanlar, sonunda yaprak gibi döküldüler.
Her zaman bir ağacın meyvesi olmaya gayret edelim.
Ne de olsa meyve, güzeldir.
Süpürüp atmazlar.
İhramcızâde İsmail Hakkı
Ahlak düşkünü:Tanımlanmış olan ahlaktan yoksun veya daha değişik ahlaki değerlere sahip kimseler için kullanılan söz öbeği. ahlaka ihtiyacı olan kimse.
