SÖZLER


****
“Hedef, aracı ge­çerli kılar.”
Niccoló Machiavelli
****

Şeytan aslında doğruyu söylemez.
Fakat fitne olsun diye doğru konuşuyorsa;

Doğru bildiklerimizde yalanı doğru
söylemekte de pek mahir değilse;

Şeytanın doğru sözlü olduğu günlerde
yaşayan insanlara kimselerde acımazsa;

“Doğru sözlü yalancılar devri”
biraz uzun sürecek demektir.

******
Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz;
-”Yer yüzünde helak olan yahut deryalara gark olan emvalin (malların) telef olması zekat verilmediğindendir”
buyurmuşlardır. Mâni-i zekat olan kimseye Cenab-ı Hakk envâ-ı zulme duçar ve günâ gün belâya giriftar eder de, malını sarf etmeye mecbur eyler.
(Kaynak: Hasan BURKAY, Menâkıb-ı Şerefiyye [Kitap]. – Ankara (Beş Cilt) : Çınar Yayınları, 1995-2010, c. V, s. 122)
*************

Aradığını bulmak isteyen önce kimi nerede arıyor ona baksın. Aradığın bir şey varsa zaten o seni bulmuş demektir. Yoksa bilmediğini nasıl arayabilirsin ki!
İha

***
İsmail İsmi:
Aslı ibranicedir. “Allah’ı dinleyen” anlamında olup يسع anlamındaki يشمع ve الله anlamındaki أيل kelimelerinin sentezinden oluşur.
Es-Subkî’den yapılan rivayete göre Allah’ın hediyesi anlamında, Fîrûzâbâdî’ye göre ise “Allah ’a itaat eden” anlamındadır-
(Selahattin BULUT; Ta’rîb Ve El-Cevâlîkî’nin El-Mu‘arrabı, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı Arap Dili Ve Belagatı Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi-217418 Konya-2007, s.91)
***

Eğer dilber ararsan

Kâbe-i âli makamda bul beni

Orada bulamaz isen

Ravzâ-i ser-firâzda bul beni

Orada bulamaz isen

Cami-i Yahya’da niyazda bul beni

Orada da bulamaz isen

Sivas’a eyle bir sefer

Ulu Cami namını alan makamda bul beni

İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak
Kaddesellâhü sırrahu’l azîz

***
اللهم واقية كواقية الولد
Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdu ki;
“Ey Allah Teâlâ’m Küçük çocukları koruduğun gibi, beni de koru”
Şihâbü’l Ahbâr, 892
***

Hz. Ömer, Hz. Selmân Farisi’ye (radiyallâhü anhüma) sordu :

“Ben hükümdar mı yoksa halife miyim?”

Hz. Selmân şöyle cevap verdi:

“Eğer Müslüman ülkesinde bir dirhem, yahut az veya çok vergi alırsan ve bunu kanunsuz bir şekilde kullanırsan sen halife değil, hükümdarsın. Ve Ömer ağladı.” (Taberî, Tarihü’l Rusul ve’l Mülûk.)

Devlet veya yönetici adaletle topladığı vergiyi, harcarken de adil olmalıdır. Bir yönden adil olmak yeterli değildir. Milletin malını tarumar edip zayi ediyorsa zulmediyor demektir.

***
“Cahilin şekerli helvasını yeme, kâmilin zehrini iç, zararı olmaz.”
İhramcızade İsmail Hakkı Toprak.

***
Yolu yolsuza uğrayanın başına çok işler gelir.

Dosttan yediği kazığı düşmanından yiyen yoktur.

Kazık yemek için aptal olmayada gerek yoktur.

Siyasetin incesini bilmeyenin başından balta eksik olmaz.
Siyasetin eğrisi çivi eğrisine benzer. Keser çakmak istersede onu çakamaz.

Durgun suyu bulandırma mırığını çıkarırsın. Suyu belki sakinleştirirsin fakat kokusu ciğerini dalar.

Şaşı gözüne eğri yolun doğru geliyor diye sevinme, çukurlar eğriliğin devamında çok gelir.

***
Dualar vardır, dönüşü olmayan,
Dualar yoktur, kabul olmayan
Dualar dualar vardır muhtaç olan
Dualar yoktur, kaybolan
Dualar vardır, duasız olan
Hepsine amin
***

KUR’ANA DÖNELİM DİYEN KALPLER
Hiç fark ettiniz mi, Kur’ân-ı Kerim’den başka bir şeye itibar etmeyiz, diyenlerin dillerinde mirasla ilgili hiçbir konu duyamazsınız. Çünkü miras onların içine girmeye korktukları bir konudur. Eğer Hadis-i şerifleri kabul etmiyorsanız, miras ayetlerini niçin uygulanması için gayret göstermiyorsunuz? Demeniz gerekmiyor mu?
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu;
“ Ferâiz (ilmin)i Öğreniniz ve öğretiniz. Çünkü ilmin yarısıdır ve bu ilim unutulur. Ümmetimden çekilip çıkarılacak ilk şey bu ilimdir.”
Kusura kalmayın dostlar, işimize geleni görmek insanlığın adetidir.
Ayrıca Teravih namazı spekülasyonunda son cümle şudur.
Teravih namazı bir devletin İslam ile olan ilişkisini gösterir.
Siyasî mahiyetler taşıyan bir namazdır.
Velev ki, bidatı hasene olsun.
Teravih namazı kılınması halkın ve dolayısıyla devletin din ilişkisini gösterir. Yani Teravih devletin inanç haritasıdır. Onu cemaatle kılınmasını kaldırmak için fazla konuşmak ve spekülasyon yapmak millet ve din birliğini parçalamak gibi bir düşüncenin eserinden başka bir şey değildir.
Teravihi cemaatle kılanlara saygı duymamız üzerimize borçtur.
Ne de olsa insanoğlu tembel ve aceleci yaratılmıştır.

Önemli bir hatırlatma;
Mehdi aleyhisselam döneminde İslam Rasülüllah sallallahu aleyhi ve sellem dönemi gibi olacak denilir. Bu sebeple bazıları kendilerini kurtarıcı gibi gördüklerinden, şartlar ve sosyolojik sebeplerle oturmuş ve gelenekleşmiş İslam’ı değiştirmeyi arzu etmeleri altındaki gizli sır, kendilerinin Mehdi oluş işaretlerini vermelerindendir. Aslında onlar Mehdi’nin geleceğini de kabul etmezler. Ne var ki, kurtarıcı rollerinin sığınağı Mehdi olmaktan vaz geçemezler.
Bizim İslam’ı teati ederken, bütün cepheleriyle görmek hususunda acizlik göstermemizin yegane sebebi çok cahil olmamızdan başka sonuç olmadığıdır.
Allah Teâlâ hepimizi zihin karışıklığından korusun.
Amin
Allah Teâlâ şımaran kullarını çok sevmez. Velevki bu şımarma İslam adına olsun.
Haddimizi bilmek için illaki sopa yemeğe gerek yoktur.
Din Rasülüllah sallallahu aleyhi ve sellemin tekelinde olmadığını söyleyenlerin kendi tekellerinde olması için niçin ısrar ederler diye düşünürsek, bu garabetin ta kendisidir.
Haddimizi aşmayalım.
Yoksa fil hikayesi ile bu iş bitmez.
Altında ezilir kalırız.

***
ÖMER HAYYAM-RUBÂİLERİNDEN
[İnsan kalbine asla gam ve kasavet fidanları dikmemelidir..
Daima saadet ve şâdümânının kitabını okumalı..
Daima şarap içmeli ve zevk ile yaşamalıdır..
Malûm ya, şu fânî dünyada ne kadar kalacağımız belli değil..]
***
[Daima şarap ile hoş geçin..
Çünkü (saltanat Mahmudî) budur..
(Davud) un meşhur olan ahenk ve ilhamı budur..
Geçmiş ve geleceği düşünme, vaktini hoş geçirmeğe bak,
zira yaşamaktan maksat budur..]
***
[Daha gelip zuhur etmemiş olan bir iş için bu kadar düşünür ve keder edersin?
Sen zevkine bak, dünyayı gönlüne dar etme.
Zira düşünme ve keder etme insanlarla,
rızk ve hayat ne azalır ve ne de çoğalır.]
***
[Düşün ki, bir gün gelecek (ruh) tan ayrılacaksın ;
(Âdem) in esrar perdesi arkasında kalarak görünmez olacaksın..
Madem ki nereden geldiğini bilemiyorsun ve mademki nereye gideceğini de keşfedemiyorsun..
O halde, iç şarabı, zevkine bak..]
[Farz et ki, dünyada istediğin gibi mes'ut ve bahtiyar yaşamışsın.
Fakat sonu ne?..
Farz et ki, bu ömür denilen kitabı baştan başa okuyarak hatmetmişsin..
Sonu ne?..
Farz et ki, bu dünyada yüz sene bütün arzularına muvaffak olarak ömür sürmüşsün.
Sonu ne?..
Farzet ki, yüz sene daha muammer olacaksın bunun da
sonu ne?]
***
[Bir insanın hatır ve gönlünü şâd etmek,
yeryüzünü baştan başa imar eylemekten daha üstündür.
Bir adamı, lütuf ve ihsanla kendine kul etmek ise,
Esir olan bin kulu âzat eylemekten daha evlâdır..]
[Yarab!
Sen. İnsanların kalbindeki, aşk ve muhabbet ilişlerini arttıran, dilberlerin çehresini sümbül gibi büklüm büklüm, anber gibi mis kokulu saçlarla süslemiş ve sonra da!
— Onlara bakmayınız, diye emretmişsin. Senin bu emrin:
— İç bâde dolu bir kadehi eğri tut., lâkin “içindekini dökme” demeğe benzer.]
***
[Mehtabın nurları gecenin esmer tüllerini yırttı..
Şarap iç. zira
—belki
— bir daha böyle lâtif bir zaman ele geçiremezsin..
Sen, bugün, keyfine bak.
çünkü bir gün gelecek,
bu mehtabın nurları ikimizin kabrine ayrı ayrı nurlar yağdıracak..]
***
[Geçmiş olan bir günü yâd etme..
Henüz gelmemiş olan günlerden de şikâyet etme..
Vaktini hoş geçirmeye bak.
Kıymettar olan ömrünü, israf eyleme...]
***
[Bir cidalgâhtan başka bir şey olmayan bu dünyada,
mademki insanların nasibi mihnet ve meşakkat içinde can çekişmekten ibarettir..
Şu halde, bu dünyadan erken gidenlere..
Hele, cihana hiç gelmeyenlere ne mutlu..]
***
[Gerek bu dünyaya yeni gelenler ve gerek bu dünyada bir müddet kalıp ta eskiyenler,
Birer birer bu dünyadan çıkıp giderler.
Bu köhne dünyada ebediyen kalmak, kimseye nasip olmaz.
Gelenler, gittiler. Gidenler, yine gelirler, tekrar giderler..]
****

Hangi tanrı öldü?

Gerçekten ölmüş olan şey, geleneksel Hristiyanların ve Yahudilerin tanrı inancıdır.
İnancı ne kadar zayıf olursa olsun, dindar hiçbir kişi tanrıtanımaz değildir. Şeytan dahi tanrıtanımaz değildir. Materyalist kimse, aynı zamanda bir tanrıtanımazdır. Onlar düşüyorlar ki; bir işçi devrimi olmadıkça, bir tanrı var olacaktır. Tanrı kaldığı sürece işçi devrimi olmayacaktır.

Tanrı vardır!

Az ilim insanı ateizme, çok ilim ise dine götürür. Eğer tanrı düşünülüyorsa onun var olması gerekir. O delillerin ötesindedir, şeklinde bir cevap vermek boşunadır. O, delillerden önce gelir.
Sebepsiz sonuç olmaz.

“ATEİZM ‘İN ÇIKMAZI” isimli kitaptan

****
HAKİKAT
Ey doğrular, dürüst olanlar, kıyamet günü için sevap işlemenize gerek kalmadı mı, ne?
Çünkü hep alacaklı olduğunuz bir hayat yaşıyorsunuz.
Sizi taklit etmek dahi mümkün olmadı ve olamazda.
Ey Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem Efendim!
Zâtının hakikate vukufiyet ve tahammülü çok olduğu için insanlardan çok üstün oldun.
Hakikati aslıyla ümmetine incitmeden ve kırmadan bildirdin.
Bunu ancak zâtın başardığı için Allah Teâlâ da, başka rasül göndermeye gerek duymadı.
Hakikati görmek kolaydır. Ancak aslıyla söylemek ise ne kadar zordur. Eğer her hakikat gerçeği ile söylenilip yazılsa idi, kör, sağır ve dilsiz olanlardan daha şanslı kimse bulunmazdı.
[Nuh Nebi (Salavâtu'l-lâhi alâ nebiyyinâ ve aleyhi ve alâ sâir'il-enbiyâ-i ecmâin) iblise rast gelir, iblis (aleyhimâ yestahik=azabı hak eden) der ki:
-Ya Nuh, sen bana bir iyilik etmişsindir ki, ne bileyim, nice vasf edeyim, hiç böyle iyilik olmaz, deyince, buyurdular:
-Ne söylersin, nasıl iyilik ettim ben sana?
Der ki:
-Bunca kavmini beddua ile helak ettin. Ancak yetmiş kişi (artık eksik demişler) bunca yüzyılda imana gelebilmiş, ben onların her birine nice yıllar çalıştım, imansız göndermeye nice mekru keyd (hile tuzak) ederdim, sen ise bir kere beddua ettin beni kurtardın. Hiç bana bundan daha iyilik mi olur, dedi.
Hz. Nuh aleyhisselâm ağladı.
Öyle, mü'min olan kişi a'dâ-yı adüvv (düşmanlar) sözüne uymaya.] (Aziz Mahmud HÜDAYİ, Sohbetler, hzl: Sami ARPAGUŞ, 1995, İnsan Yay., İstanbul, 1. Sohbet)
Allah Teâlâ az da olsa yaptığımız iyiliklere karşı bizi bağışlasın.
İsmail Hakkı
***

Siyasetle ilgilenmeyen aydın insanları bekleyen korkunç bir akıbet vardır. Cahiller tarafından yönetilmek… Aristoteles

****
İnsanlar bütün işlerini Allah Teâlâ’ya isnat ederler. ancak, neticesi iyi olunca kendilerinden, kötü olunca O’ndan bilirler. Bütün işlerin hükmü ona aittir. Fakat yanlışın bedelinini ödemek insana kesilmiştir.
LATÎFE (52)
“Kul yaptığının yaratıcısıdır” diyerek kaderi inkâr eden, mutezile (kaderiyye) mezhebinin katı taassubu içindeki münakaşacıların zorlularından Ömer bin Ubeyd bir gün dedi ki :
— Beni hiç bir kimse bir Mecûsînin susturduğu gibi susturamadı. Bir gemide onunla beraber sefere çıkmıştım. Ona :
— Niçin müslüman olmazsın ve iman şerefi ile şeref bulmazsın? dedim.
— Hak Taâla müslüman olmamı takdir eylemedi ve İslam’a girmemi dilemedi, dedi.
— Hak Taâla senin İslam’a girmeni ister, fakat, şeytanlar seni men eder, dedim. Bunun üzerine Mecûsî :
— “Ene mea’ ş-şerîki’ l-ağlebi” Yani : Ben ortaklardan gâlib gelene tâbiyim ve kuvvetli yaratıcıya bağlıyım, dedi.
MESNEVÎ
Ko reh-i i’tizâli ey câhil
Hayr u şerrün müridi Hak’dur bil
Kimse dahi eylemez irâdetine
Karşu durmaz dü kevn kudretine
İdüp isnâd-ı acz Rahmân’a
Şirk-i şirketle uyma şeytâna
(Ey câhil “İnsan yaptıklarının yaratıcısıdır” diyen mutezile yolunu bırak. Hayır ve şerrin Allah’tan olduğunu bil.
Onun buyruğuna kimse karışamaz, iki âlem (dünya ve âhiret) onun kudretine karşı duramaz.
Allah’a acizlik isnâd edip ona ortak (şirk) koşanlar gibi şeytana uyma.)
****

LATÎFE (85)

HER ŞEYİN SONU ÖLÜM OLDUĞUNA GÖRE

Yolsuzun biri Behlül’ün yüzüne bir avuç kül saçar ve başından külahını alıp kaçar. Behlül de gözlerini silerek mezarlıktan yana seğirdip gider. Görenler :

— Hay dîvâne, külahını kapan şu tarafa gitti. Sen mezarlıktan yana seğirdip varıp ne yapacaksın? derler. Behlül :

— Ne tarafa giderse gitsin, isterse yedi iklimi dokuz dolansın, sonunda geleceği yer burasıdır, der.

Kaynak: Lâmi’î-zâde Abdullah Çelebi, LATİFELER, Şark İslâm Klasikleri, Yaşar çalışkan, İstanbul, 1994

***
Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdu ki;
“Bir kimse, Allah Teâlâ katındaki menzilesini bilmek istiyorsa, yüce Allah Teâlâ’nın kendi yanındaki menzilesini öğrensin..
Çünkü Allah Teâlâ kula vereceği dereceyi, kulun kendi nefsinde onun için verdiği derece üzerinden tayin eder..”
hadis-i Şerif
*****

HACİVAT: Vay Karagöz’üm, sana ne oldu böyle. Her yerin rnosrnor olrnuş, geçmiş olsun.

KARAGÖZ: Allah mustehakını versin. Başıma ne işler açtın, (vurur)

HACİVAT: Yıktın perdeyi eyledın vîran.. Varayım sahibine haber vereyim hemen.

KARAGÖZ: Her ne kadar surç-ı lisan ettıkse affola.

Evan’ın intihar notu; Bundan ne anlam çıkarıyorsunuz?

Uğruna Ölünecekler:
  • BAŞARISIZLIK KORKUSU
  • ARKADAŞLARA GÜVENSİZLİK
  • TÜM BU ÇABA NİYE?
  • ASLA UYUM SAĞLAYAMADIM.
  • KÖTÜ OLAN HER ŞEYİN, GERÇEK OLDUĞUNU BİLMEK, TEMBEL, KAYBEDEN, ÇİRKİN, YETENEKSİZ VE APTAL OLMAK.
  • NE ANLAMI VAR?
Uğruna Yaşanacaklar:
  • MÜKEMMEL OLMA POTANSİYELİ
  • SEVDİKLERİME OLAN GÜVEN
  • GELECEK
  • GÜVENİLİR ARKADAŞLAR BULMAK
  • AİLEMİN ÜZÜLECEK OLMASI
  • SONRA DAHA İYİ HİSSETMEK
İşte uğruna ölünecek ve yaşanacak altı şey.
İstediğim şeyler:
  • YORK HAZIRLIK OKULU’NUN NEDEN VE NASIL ÖLDÜĞÜMÜ ASLA BİLMEMESİ.
  • UNUTULMAK.
  • CENAZEME YALNIZCA AİLEMİN GELMESİ.
  • ÖLÜMÜN ACISIZ OLMASI.
  • VE SON OLARAK DA, HERKESİN HAYATINA DEVAM ETMESİ.
  • ÜZGÜNÜM AMA EN İYİSİ BU OLACAK.
Kaynak: Film: BOY INTERRUPTED (2009) “ Aklı Karışık Bir Çocuk”
*****

Aldatılmak için kendinizi hazırlarsanız, sizi muhakkak biri aldatacaktır.

Aldanmamak için kendinizi zorlasanız da, yine biri sizi aldatacaktır.

O zaman şu soru soruyorsunuz.

-Ben hep aldanacak mıyım?

-Evet aldanacaksın.

İnsan kendini değerli zannettiği müddetçe aldanacaktır.

Bunun en güzel örneği birilerinin sözlerine inanıp hayatınıza yön vermelerini istemeniz olacaktır.

İşte o kimseler sizi muhakkak aldatacaktır.

Onun doğrusu senin doğrun olduğu müddetçe aldanacaksın.

Öyleyse; doğruyu kendiniz bulun. Allah bunun için çok şeyleri bizlere ihsan kılmıştır.**

Küçük hataları gözden kaçırmayın. Küçük bir hata koca bir geleceği mahveder.

**
Genellikle Siyasilerin hedeflerinde “Zirvedeki kutsal kenti kurma” ve “kurtarıcı rolünü üstlenme” bulunmaktadır. Ancak her zaman çıkan “Yeni Kimlikler” bu hedeflerin olmasında akışı değiştirmişlerdir. Sonuçta çeken ve mağdur olan yine yönetilenler olmuştur.
****

HİKÂYE

Vaktiyle çok zengin olan bir bezirgân, bir lokma ekmeye muhtaç hale gelir. Eşeğinden başka malı mülkü kalmaz. Ancak zavallı eşek de açlıktan halsiz düşer. Bir gün bezirgân hayvanın otlaması için onu sahraya salar. Hayvanı diğer hayvanlardan korumak için de bir aslan postunu onun üzerine örter. Eşeği o kılıkta gören hayvanlar, eşeği aslan sanıp kaçışmaya başlarlar. Böylece eşek rahatça yiyip içerek kendine gelir. Bir gün dolaşırken bir bostana giren eşeği aslan zanneden bahçıvanlar korkarak ağaca tırmanırlar. Eşek de orada bulduğu yeşillikleri yemeye koyulur. Tam bu sırada bahçenin yakınından birkaç eşek geçer. Onların anırmasını duyan aslan postlu eşek de aynı şekilde anırır. Bu sesi duyan bahçıvanlar, aslan postunun altındakinin eşek olduğunu anlayıp zavallı eşeği bir güzel döverler. Sonra da arkasına semer vurup yüke koşarlar. (Tûtî-nâme: 18.gece)

****
Hiç gereği yokken hayatına giren insanlar..
Hiç gereği yokken karşına çıkarlar..
Hiç gereği yokken gününü haftanı ayını belkide yıllarını alırlar..
Hiç gereği yokken gece-gündüz aklından geçen her düşünceye bulaşırlar..
Hiç gereği yokken seni istemediğin kadar mutlu ederler..
Sonra Hiç gereği yokken hayatından çıkıp giderler…
Mevlâna Celâleddin-i Rûmî
****

“Orta Doğuda petrol düzeni yok olacak.”

“Tarım ekonomisine geçenler kendilerine kurtaracak.”

“40 yıl içinde benzinli ve dizel araçlar yasaklanacak.”

“Petrol ekonomisi zayıflayınca altın madeninin yakıt olarak kullanılması gündeme gelecek. Yine Arabistan lider ülke olacak. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin “Uhud dağı kadar altın verse…” hadisinin işareti olarak bir mucizesi daha aşikâr olacak. Çünkü Uhud Dağının altında dünyanın en büyük altın rezevleri bulunmaktadır.”

***
“Eğer bir çobanın koyunu Fırat veya Dicle kenarında helak olsa, korkarım ki Allah Teâlâ
“niçin korumadın diye” onu benden sorar.”
Hz. Ömer radiyallâhü anh
***

“Plan yapanların hesaplarında hiçbir zaman ölüm bulunmaz.

Hiçbir siyasî hata yaptım demez.

İnsanları aptal görmek yönetme sanatları içindedir.

Su birikintisindeki ay’ı görenler, gökyüzündeki aya bakamazlar. Çünkü enselerinde çıban vardır. Patladığı zaman pisliği dışarı çıkar diye korkarlar.

Bir yere gelirken elin değnekliyse, giderken de götür derler.

Akıllı adam durması gereken yeri bilen adamdır.

Tekeri patlamış araba hızlı gider, ancak tosladığı zaman paramparça olur.

Eleştirenleri olmayan kişilerin sonu çabuk geldiği gibi, bitişleri de acılarla doludur.

Söz çok olsa da dinleyeni az olunca, onunda zararı vardır.”

“İstediğin kadar “Ene’l Hakk” (Ben Hakk’ım) desende kulluktan çıkmadığın gibi Hakk’da olamazsın. Kulluğunu inkar etme. Kul olduğunu kabul etmek, Allah olduğunu iddia etmekten daha emniyetlidir. Fakat “tanrı olmak” insana hoş gelen vehimlerdendir.”

“Tarihi yanlış yönlendirmek, devlet olmanın gerekli bir parçasıdır.” ERNEST RENAN

Eğer petrolü kontrol ederseniz ülkeyi kontrol edersiniz

Eğer gıdayı kontrol ederseniz toplumu kontrol edersiniz.

****
HENRY KISSINGER
Kural tanımaz Kapitalizm, daha çok kar uğruna açgözlü sermayenin yarattığı kaçınılmaz krizler, kitleleri açlık, yoksulluk ve buhrana sürüklerken öncelikle doğa ve ekilebilir topraklar yok oluyor.
****

Türkiye’de çok ciddi bir tohum sıkıntısı yaşanıyor.

En temel besin buğday ekimi için gerekli olan 800 bin ton sertifikalı tohumun ancak % 25′i ülkemizde üretilebiliyor.

Geri kalan % 75′lik bölüm, yabancı büyük tekeller tarafından ülkemize getiriliyor.

Sebze tohumunda % 99 dışarıya bağımlı hale geldik, diğer tohumlarda dışarı bağımlılık oranı %80′lerde.

Yabancı şirketler tohum vermediği an ülke açlığa mahkûm.

Şu anda yalnız tohum bağımlılığı ile ülke sessizce topsuz tüfeksiz teslim alınma tehlikesiyle karşı karşıya. İşte 21. yy’ın yeni koloni düzeni Biyoemperyalizm.

****

Hayat tohumda gizlidir. Siz tohumun yapı taşlarıyla oynayıp bir şekilde onun doğal yapısını değiştirdiğiniz an o da sizin tohumunuzu ve yaşamınızı değiştirecektir.

TOKALAK İsmail KÜRESELLEŞME KISKACINDA TÜRK TARIMI [Kitap]. – İstanbul : Gülerboy, 2010.

***

İnsan özgür yaratılmamış diyenlere duyurulur.
Âdem, Allah Teâlâ’nın cennetinde bile O’nu emrine karşı durduğunu görüyoruz. Bu seçme gücünü veren bu serbest irade, insanı tabiatta Allah’ın halifesi yapar. İnsan, tabiatta bu ilâhî mertebeye er­diğinde Allah Teâlâ, melekleri önünde secde ettirdi ve tabiattaki bü­tün güçleri onun emrine verdi.
(Ali Şeriati-Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri-1993- sh:75)
***

HER ŞEY” tariflerine örnekler

Allah Teâlâ “her şey benim”

Hz. Musa aleyhisselâm, “Kanun (şeriat) her şeydir”

Hz. İsa aleyhisselâm, “Sevgi her şeydir”

Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem “Ben yüksek ahlakı tamamlamak için gönderildim” derken “her şey ahlaktır” demiştir.

Karl Marx, “Para her şeydir”

Einstein “Her şey görecelidir.”

S. Freud “Cinsellik her şeydir.”

*****
“Düşmanından öç almanın en iyi yolu, onun gibi davranmamaktır”
Marcus Aurelius, Düşünceler, s. 83 (VI/6)
Ne at üstündeyim ve ne de bir yükün altında
Ne bir halkın sultanı ne de bir padişahın hizmetçisiyim
Sadî Şirâzi
“İlaç ve deva olarak ne yaptılarsa Istırap arttı, ihtiyaç da giderilmedi.”
“Riyaseti, insanların el açıp beddua edecekleri kişilerin eline vermek hatadır.”
Sadî Şirâzi
***

“Aynı ülkede doğmuş, aynı ninnilerle büyümüş, aynı Tanrılara inanmışlardı. Biri Doğu’da kaldı, öteki Batı’ya göçtü. İki bin yıl birbirlerinden habersiz yaşadılar. Kardeş olduklarını unutmuşlardı. Gururun ördüğü duvarlar vardı aralarında”

Cemil Meriç

“Düşünceye yasak bölge tayin edildiği andan itibaren düşünmek yoktur, bir düşüncenin esareti altına girmek vardır. Batı bütün fetihlerini entelektüel manadaki liberalizmine borçludur… Düşünmek evvela düşünenlerin düşünceleri üzerine düşünmek, sonra da onların tesirinden kurtulmaktır”

Cemil Meriç

****
Eskiden dervişlerin şeyhi vardı.
Şimdi ise şeyhin dervişleri var. Bu şekilde olunca tekke olsa da olur, olmasa da .
Köleleşen ve şeyhlere hizmet etmek için gayret gösterenler için hangi kapı açılır.
Açılma şöyle dursun açık kapılar bile varsa kapanır.
Soruyorlar, şeyhin müridindeki hakkı;
Şeyh hizmetçidir,
Hizmetçinin sahibinde hakkı ve hükmü olabilir mi?
Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem dahi ümmetinden hak talep etmedi. Yalnızca adım anılınca hayırla yad edin ve Ehl-i Beytime iyi davranın dedi. (Bunu da ümmeti olarak yapamadık.)
Ey şeyh!
Aldanma haline,hizmetçi kapı eşiğinde oturur.
Nefsimi aştım dedin ama
Niçin dervişlerinden medet bekliyorsun?
*****

“Dante, cehennemi anlayamamış dostum.

Cehennem hatıraların küllenmesi, ümitlerin susması.

Cehennem haykıramamak, ağlayamamak.

Cehennem çöl değil, kuyu;

sularında yıldızlar parıldamayan kör bir kuyu cehennem.

Çölde yıldızlar konuşur, rüzgâr konuşur.

Görmek, yaşamaktır.

Vuslattır görmek.

Her bakış dış dünyaya atılan bir kementtir.

Bir kucaklayıştır, bir busedir her bakış.

Gözbebeklerimizden fışkıran seyyale, mekân canavarını bir anda ehlileştirir.

Görmek sahip olmaktır.

Gören hangi hakla yalnızlıktan şikâyet edebilir?

Mevsimler bütün işveleriyle emrindedir, renkler bütün cilveleriyle hizmetindedir.

Çiçekler onun için açılır, şafak onun için pırıldar.

Gütenberg matbaayı onun için icat etmiştir.

Hugo o okusun diye yazmıştır şiirlerini.

Şehrin bütün kadınları onun için giyinip süslenir.

Çocukların tebessümü onun içindir”.

Cemil Meriç

“Benim neslim için Avrupa, insan zekâsının zirveye ulaştığı ülke demekti. Türk aydını Tanzimat’tan beri Batı’yı heceliyordu. Ama zirveleri tanımıyorduk…”

Cemil Meriç

****
“Tanrı dünyayı yaratmak suretiyle kendi kendini sınırlar, bu bir fedakârlıktır O’nun için.”
Upanişadlar
*****

Adamın biri, derin bir kuyuya düşmek üzereyken, son anda kuyunun ağzındaki kuru dala tutunmayı başar­mış. Ama ağırlığına dayanamayarak çatırdamaya başla­yan dalın kırılması an meselesiymiş.

Korku içinde düşeceği kuyunun dibine doğru bakın­ca, aşağıda da koca bir canavarın onu ayaklarından ya­kalamak üzere olduğunu fark etmiş.

Durumunun dehşetinden sıyrılıp kendini toparlama­ya çalışan adam, boşlukta sallanırken kendisini taşıyan kuru dalın dibindeki bal peteğini fark etmiş. Bir eliyle yakaladığı dalı sımsıkı tutup, diğer eliyle baldan bir par­mak alarak ağzına atmış. Keyifle bal tutan parmağını yalarken de:

“Ah!!!” demiş, “Hayat ne güzel!”

Feriduddin Attar

***
Buda’ya ait bir kıssa
İşinden dönen bir adam evinin alev alev yandığını, içeride­ki iki çocuğunun da, oyuna daldıkları için, durumun farkın­da olmadıklarını görmüş. Bağırıp çağırmasına rağmen çocuk­ları oyundan koparamayan baba, sonunda en iyi yolun onları kandırmak olduğunu düşünmüş ve “Koşun koşun size oyun­cak getirdim” diye bağırmış. Oyuncak lafını duyan çocuklar, ellerindekini bıraktıkları gibi kendilerini babalarının yanına atmışlar ve farkında olmadan yangından kurtulmuşlar. Buda bu kıssayı şöyle bitiriyor:
“Bu dünya aslında büyük bir yangın yeri, kurtulmanız için hay kırıyoruz, sizlere sesleniyoruz ama oyuna öyle dal­mışsınız ki duymuyorsunuz. Ne yazık ki, bizleri duymanız, söylediklerimize inanmanız için sizlere oyuncak vaad etme­miz gerekiyor…”

Yorum

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s