SİYASET


Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdu ki;

“Biz, bu yönetim işinde, kendi tâlip olanları kullanmayız”. (714) 

“Allah bir kula gözetim vazifesi verir de, o, öğüdüyle onların yükünü hafifletmezse, Allah ona cenneti harâm kılar”. (528)

“Allah, müslümanların işlerinden her hangi birinin yönetimini üstlenen kimsenin hayrını dilerse, ona, unuttuğunu hatırlatan, hatırladığına destek olan liyâkatli bir vezir nasib eder”. (361)

“Allah’ın, halkı görüp gözetme vazifesini verdiği bir kimse, şâyet gözettiğini aldatır bir hâl üzere ölürse, Allah ona cenneti harâm kılar”. (529)

“Bir kadının yönettiği ülke, iflâh olmaz”. (558)

“Dört zümre vardır ki, Allah Teâlâ onları sevmez: Çok yemin eden satıcı, hîlekâr fakîr, zinâ eden yaşlı ve haksızlık eden yönetici !”. (237)

“En iyi sadaka, dargınların aralarını bulmadır”. (786)

“Halk, içinde bir tane bile binmeye elverişlisini bulamadığınız yüz develik bir sürü gibidir”. (133)

“Halkı kendi hâline bırakın; Allah, onların bir kısmını bir kısmı vâsıtasıyla rızıklandırır”. (457)

“Halkın Allah’a en çok şükredeni, insanlara en çok teşekkür edenidir”. (642)

“Halkın tamâmı, Allah’ın ayâlidir. Onların Allah katında en sevimlileri ise, çoluk-çocuğuna karşı en faydalı olanlarıdır”. (803)

“İdâre edenler doğru yolda ve doğruyu gösteren kimseler olduğu müddetçe, serkeş ve bozuk da olsa, idâre edilenler kesinlikle helâk olmazlar”. (613)

“İdârecilik talebinde bulunma: Şâyet bir görev sana istemeksizin verilirse, sen, Allah’ın desteğine mazhar olursun; yok, o görev sana, senin talebin sonucu verilirse, o zaman da, kendi kaderine terkedilirsin”. (610)

“İnsanlara müdârâ etmek, sadakadır”. (63)

“İşlerinize, ketûmlukla destek olunuz”. (458)

“İyiye yöneltme veya zoru kolaylaştırma maksadıyla bir iktidar sâhibi nezdinde, müslüman dostu için aracılık yapan kimseye, Allah, bütün ayakların tökezlediği sırat köprüsünden geçişinde yardım eder”. (355)

“Kıyâmet günü, insanların Allah’a en sevimlisi ve O’nun en yakınında yer alacak olanı, âdil bir yöneticidir”. (802)

“Kim mârufla emredici durumda ise, onun bu emri mârufla olsun”. (325)

“Konuşup da kazanan veya susup da selâmet bulan kula, Allah rahmet etsin”. (374)

“Mü’minin diğer inananlar arasındaki mevkii, aynen baş’ın vücuttaki durumu gibidir”. (94)

“Yönetici olduğunuzda, yönettiklerinize karşı iyi davranın; hizmetçilerinizin de kusurlarını bağışlayın”.  (463)

“Yumuşak davranma (rıfk), hikmetin başıdır”. (34)


YÖNETİCİYE İTAAT

Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdu ki;

“Allah’ın sultânına ihânet edene Allah da ihânet eder; Allah’ın sultânına ikrâm edene Allah da ikrâm eder”. (294)

“Cihâdın en üstünü, haksızlık eden bir yöneticinin karşısında, bir hakikati söylemektir’, (791)

“Hâlık’ın günah saydığı hususlarda, mahlûka asla itâat edilmez”. (564)

“İki halifeden birisine bîat edildiğinde, onlardan diğerini etkisiz hâle getiriniz”. (505)

“Sultân hiddetlendiğinde, şeytân musallat olur”. (845)

“Sultân, her mazlûmun kendisine sığındığı, Allah’ın yeryüzündeki gölgesidir”. (219)

“Sultâna sövmeyiniz; zîrâ o, yeryüzünde Allah’ın gölgesidir”. (590)

“Sünnet olan az bir amel, bid’at olan pek çok amelden daha hayırlıdır”. (779)

“Nasılsanız, öyle idâre edilirsiniz”. (370)


ZÜLÜM

Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdu ki;

“Bir serçeyi gereksiz yere öldüren kimseye, kuş, kıyamet günü, Arş’ın yanında bir çığlık kopararak gelir ve şöyle der: “Yâ Rabbi! Bu adama, beni gereksiz yere niçin öldürdüğünü sorar mısın? ” (351)

“Helâli harâm sayan, aynen harâmı helâl kılan gibidir”. (631)

“Mazlûmun âhından sakın; zîrâ o, bulutlara yüklenip yerine hemen ulaştırılır. Allah Teâlâ: “İzzetim ve celâlim hakkı için, sana hemen yardım edeceğim” der”. (482)

“Senin sözüne inanan bir arkadaşına yalan bir söz nakletmen, hıyânetin en büyüğüdür”. (394)

“Titizlikle hesâba çekilen kimse, muazzeb olur”. (247)

“Zâlimle birlikte hareket eden kimse, onun cürmüne iştirâk etmiş olur”. (279)

“Zulüm, kıyâmet günü karanlığıdır”. (75)

“Kâfir de olsa, mazlûmun âhını almaktan sakının”. (621)


CEMAAT

Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdu ki;

“Cemâat, rahmettir; ayrılık azâbdır”. (8)

“Allah’ın eli, cemâatin (topluluk) üstündedir”. (167)

“Bir kimse topluluk “cemaat” tan bir karış ayrılırsa, onun boynundan İslâm bağı çıkarılır”. (313)

  “Büyüklere saygı göstermeyen, küçüklere sevgi beslemeyen; marûfla emir ve münkerden nehy etmeyen kimse, bizden değildir”. (747)

   “Elini itâatten çeken kimsenin, kıyâmet günü hiçbir rehberi olmaz. Cemâatten ayrılan kimse, câhiliye ölümü ile ölür”. (315)

  “Hiçbir kul, kat’iyen, meşveretle bedbaht olmaz. Görüş sormaya tenezzül etmeyen de mutlu olmaz”. (510)

“Topluluktan ayrılan ve devlet otoritesini zaafa uğratan kimse, Allah’ın huzûruna yüzsüz olarak çıkar”. (314)

Yorum

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s