“BUKAĞI” Niyâzi-i Mısrî kaddesellâhü sırrahu’l âlî 5. BÖLÜM

  10 Mısrî yine yürüyordu, bu kez o kadar neşeli değildi… Omuzunda irşat sorumluluğu, gönlünde ayrıldıklarının özlemi, ağzında buruk bir tat ve midesinde bir kavuran burkuştu; yürüyordu… üzün yıllardan beri içindeki bütün şiirleri ezbere bildiği, kendisine Derviş Ağa’sının armağanı olan Yunus Divanını, Süleyman’a hediye etmişti. Şimdi heybesinde yine birkaç parça çamaşır, şiir defteri, Uşaktaki pirdaşı […]

“BUKAĞI” Niyâzi-i Mısrî kaddesellâhü sırrahu’l âlî 4. BÖLÜM

  8 Sinan Ümmî hançeri aldı eline ki, ne aldı… Bir taraftan manevi eğitim alırken Mısrî, üstüne pek çok da beden işi yüklendi. İlk şeyhi Hüseyin Efendi, onu virdinde çekmesi lazım gelen yedi Allah isminin İkincisine geçirmişti. Sinan Ümmî onu tekrar birincisine, “La ilahe illallah”a döndürdü. Mısrî aynı zamanda öğrenci okutuyor, şeyhin iki oğlundan biri […]

“BUKAĞI” Niyâzi-i Mısrî kaddesellâhü sırrahu’l âlî 3. BÖLÜM

  4 Ve bir gün, sabah ezanı okunmadan, bir azık torbasıyla yola vurdu kendini. Sabah namazını yolda kırlık bir yerde edâ etti. Niyeti; Mardin’in bir köyünden geçeceği ve güneye ineceği söylenen bir kervana katılmaktı. Artık nereye kısmet olursa oraları dolaşacak ve elbet bir gün onu İskenderiye’ye taşıyacak gemiye binecekti. Tüccar ona, verdiği emeğin üstünde bir […]

“BUKAĞI” Niyâzi-i Mısrî kaddesellâhü sırrahu’l âlî 2. BÖLÜM

2 Böylece günler geçti… Hatice Hanım, kızlarını da alıp Mihriban Hanıma “Hoş geldiniz’e gitti… Yavaş yavaş iki aile arasında da bir dostluk oluştu. Çocuklar, okulda olduğu gibi, güreşte de kendi çaplarında başarılı idiler. Ayrıca aralarından da su sızmıyordu. Günün birinde Kâsım, Mehmet’e: “Sen beni kurtardın, güreşe başlamamı sağladın. Hep yardım ediyorsun, senden çok şey öğreniyorum, […]

“BUKAĞI” Niyâzi-i Mısrî kaddesellâhü sırrahu’l âlî 1. BÖLÜM

Yazan: Emine Işınsu  BAŞLARKEN… Göğün, asık suratlı ve buz grisi, derinden derine gelen o müthiş öfkesi, havada artarak denize aksediyor; denizde buz grisi sular köpürüp, şahlanarak gemiyi dövüyor. Küpeşteye tutunmaya çalışarak, haykıra haykıra gelip gemiyi vuran dalgaları seyreden iki adamdan yaşlısı, başını göğe kaldırıp yağmur arandı. —           Yağmur yağarsa fırtına dinebilir, dedi. Genci alçak […]

OSMANLI İMPARATORLUĞUNU YIKAN BİR VELİNİN AHI

Niyâzî-i Mısrî kaddese’llâhü sırrahu’l azîz hakkında bir yabancı tarihçi olan Dimitri KANTEMİR’in[1] kitabına derc ettiği bu hususu bizim yerli tarihçilerimizin göz ardı etmeleri çok acı olduğu gibi, birde bu tarih kitabının 1980 de Diyanet İşlerinin Din İşleri Yüksek kurulu tarafından yasaklanma tavsiyesinin bulunması gariplikler yurdu olan memleketimizin yalnız dış güçler tarafından yıpratılmadığı kendi kendimize çok […]

GOETHE VE HAFIZ

Prof. Dr. MELÂHAT ÖZGÜ (Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi) Almanlar, bir şahsiyetin değerini belirtmek istedikleri zaman, GOETHE’nin şu beytini tekrar ederler: “Höchstes Glück der Erdenkinder Sei nur die Persönlichkeit “İnsanoğlunun erişebileceği en büyük saadet şahsiyet sahibi olmaktır.” Bunu söyliyen şair, işte böyle bir saadete erişmişti: O, bir şahsiyetti; şahsiyetini eserleriyle kazanmıştı. Şiirleri, dramları, romanları, […]