DİNDÂRIN CİNSELLİK KONUSUNDAKİ YALANLA İLİŞKİSİ


Dindar olanlar, baştan çıkarıcı şeylere ve cinselliğe karşı diğer kimselerden daha dirençli mi oluyorlar? Yoksa…

Alıntıladığımız diyalog ve araştırma Richard Dawkins’in Sex, Death and the Meaning of Life (2012–) belgesel filminde geçiyor. Bahse konu mevzuların üzerindeki gölgelerin kalkmasına muhafazakâr kesim el atmadığından, ateist bir araştırmacının konuya yaklaşımıyla ve insanların durumunu güzel tahlil etmesi açısından bilinmesi gereken bir konu olduğunu düşünüyoruz.

BELGESELDEN

2011′de, Psikolog Darrel Ray kanıtları ortaya koydu. İnternet üzerinden yapılan bir anketle, dinini bırakan 14.000′den fazla insandan, dinden önceki ve sonraki seks yaşamlarına dair verileri topladı. Dört soru sorduk:

Ne zaman mastürbasyona başladın?

 Ne zaman oral sekse başladın?

 Ne zaman sevişmeye başladın?

 Ne zaman cinsel ilişkiye başladın?

 Ve daha çok dindar olan ile daha az dindar olanlar arasında bir karşılaştırma yaptık. Her iki gruptan da binlerce insan vardı. Ve neredeyse hiçbir fark olmadığı sonucuna vardık. Pornografi bakımından küçük bir fark vardı. Hatta, çoktan beridir dindar olanlar, dindar olmayanlara göre yüzde 5 ya da 10 oranında daha fazla pornografik içerikle ilgileniyorlardı. Dindar olun ya da olmayın, biyoloji işini yapacaktır. Mastürbasyon yapacaksınız, seks yapacaksınız. Peki fark nerede?

Suçluluk duygusunda! Dindar insanlar, evlilik öncesi seks yaparken veya mastürbasyon yapmaya başladıklarında kendilerini çok fazla suçlu hissediyorlar. Ve bununla nasıl başa çıkacaklarını bilmiyorlar. Yani gerçekten de, dindar olan ve olmayan insanlar arasında, seksüel davranışlardan zevk alma bakımından bir fark yok.

Suçluluk hissetmelerine sebep olan fark nedir peki?

Dindar olan, pornografi hakkında, mastürbasyon hakkında, evlilik öncesi seks hakkında olumsuz şekilde konuşur. Ve bu, iyi bir şey değildir. Birleşik Devletler’deki en yüksek pornografi kullanımı Utah ve Mississippi’dedir. Tüm bunlar kilisenin kötülediği şeyler ancak yine de, kilise üyeleri, dindar olmayanlardan daha çok kullanıyor bunları. Seks üzerine konuşmalar yaparken, sık sık şunu sorma eğilimindeyimdir:

“Kaçınız mastürbasyon yapıyorsunuz?”

Her yerdeki insanlar da ellerini kaldırıyor. Belki de yüzde 80 ya da 90′ı. Bazıları iki elini de kaldırıyor. Aynı soruyu dindar bir gruba sorarsam, kimse elini kaldırmayacaktır. Ama çevremizdeki erkeklerin yüzde 95′inin, kadınların ise yüzde 70 veya 75′inin mastürbasyon yaptığını biliyoruz. Kimsenin elini kaldırmıyor oluşu, onların yalan söylediği anlamına gelir.

Niçin Dindar insanlar yalan söylemeye kendilerini mecbur hissediyorlar?

Büyükannem, 83 yaşına kadar yaşadı. Öldüğünde, daha önce boşanmış olduğunu inkâr ediyordu. Çünkü onun dini inançlarına göre boşanan insanlar ahlaksız ve kötü insanlardır. Bunu asla kabul etmedi. Hepimiz boşandığını biliyorduk. Ama bu, onu tüm hayatı boyunca tutsak alan dinin gücüydü. Çok acı verici. İlginç olan şu ki, dinin, insanları günahtan uzak tutamamasının yanında, bir de, onları yalan söylemeye zorlamasıdır. Bunun en güçlü kanıtını Paris’te buldum. Burada, dini geleneğin yalanlar zinciri neticesinde nasıl ikiyüzlülüğe dönüştüğünü görebiliriz. Şanzelize Caddesi’nin şık mağazalarından birkaç yüz metre uzaklıkta, plastik cerrah Dr. Marc Abecassis geçmişteki günahları gizleyebiliyor. Uzmanlık alanı, kadınların vajinasındaki kızlık zarlarını eski haline getirmek. Dış görünüş itibariyle, seks yapmış kadınları tekrar bakire gibi gösterebiliyor. Bir cerrah olarak kendinize şöyle sorabilirsiniz:

Bu, adil mi?

Böyle bir şeyi sağlıyor olmam doğru mu?

[Dr. Marc Abecassis] “Hastalarımıza şöyle sorular sorarız çoğu zaman: Bunu yaptıktan sonra samimiyetinizi koruyabilecek misiniz, hanımefendi?

- Kesinlikle.

- Evet. Evliliğinizi veya ilişkinizi bir yalan üstüne kurmuş olmayacak mısınız?

 Biliyor musun, bu soruları daha fazla sordukça, defalarca aynı cevapları aldım. Şöyle söylüyorlar:

“Dr. Abecassis, kim olduğunuzu sanıyorsunuz? Belki gerçekten bakire olmayacağım ama kendimi rehabilite etmek istiyorum. Namusumu düzeltmek istiyorum. Bu, sevebileceğim ve evlenebileceğim kişiyi geri kazanmamı sağlayacak bir saflık. Ama bu kızlık zarının yeniden oluşturulması, aslında olmayan bir şeyin sembolik bir şekli. Bir yalan! Sizin için bir yalan! Sizin için bir yalan.

Dr. Abecassis haftada dört defa bu operasyonları gerçekleştiriyor ve talep giderek artıyor. Hastaların çoğu Cezayirli Müslümanlar. Ve ne yazık ki çoğu için bu, keyfi bir seçim değil; korkunç bir zorunluluk.

Diyorlar ki: “Erkek kardeşim beni öldürecek.” Bozulmamış bir zar sunamazlarsa, başkalarına çok kötü şeyler gelecektir. Yani kan akmazsa? Öyle mi?

Artık günümüzde kanama zorunluluğunun olmadığının farkındalar ama eğer cinsel ilişkiye karşı koyabilirlerse, işlerin yoluna gireceğini biliyorlar. Ve kocası bir şeyler olduğunu fark edecek. “Cezayir kökenli olmak…” Kendi güvenliği için, bu hasta kimliğini gizlemeyi istedi.

“Ölmeyi göze alamam.” “Sanmıyorum.” “Çünkü tüm bunlar bittikten sonra geriye ailem kalacak…” “…ama onlardan ayrılma ve yargılanma riskim bulunacak.” “Kuzey Afrika toplumunda, aile içinde olan aile içinde kalır.” Dini inancın bizleri saflaştırması gerekiyordu. Ancak bu kadın iki günah arasına sıkışmış durumda: Toplumdan utanma ve kendini kandırma. “Tanrının karşısına yalnız çıkacağım.” “Toplumumun önündeki imajım, ailemi de lekeleyecek.” “Yalnız değilim.” “Ne demek istediğimi anlıyor musunuz?” “Demek istediğim, sadece ben değil; onlar da yargılanacak.” “Annemi, babamı, büyük anne ve babalarımı, amcalarımı, teyzelerimi yargılayacaklar.” “Yaşadığım çevreye baktığımda, yalanlarla dolu bir toplum görüyorum. Kendimi o kadar da suçlu hissetmiyorum.” Sadece eski moda günah fikirleriyle sınırlı değil bunlar. Gerçeklerle çatıştığını, suçluluk ve yalanlarla dolu bir toplum yarattığını görüyoruz. Şimdi, tanrıyı geride bırakmak ve ahlakın gerçek kökenine ilişkin bilimin bizlere neler söylediğini araştırmak istiyorum. Bazı insanlar tanrıya ve dini değerlere inanılmazsa, anarşinin doğacağını düşünür.

SEX, DEATH AND THE MEANİNG OF LİFE (2012–) Belgesel Film

Yönetmen: Alison Ramsay        

Ülke: İngiltere

Vizyon Tarihi:15 Ekim 2012

Süre:47 dakika

Dil:İngilizce

Özet:

3 bölümlük Richard Dawkins belgeseli olan Sex, Death and the Meaning of Life, tanrının varlığı ve yokluğu tartışmalarından ziyade, ateist birinin günah, ölümden sonra yaşam ve hayatın anlamı üzerine düşüncelerini ele alıyor. Bir diğer deyişle, tanrıya inanmayan biri için, bu hayatın ne denli yaşanabilir olduğu irdelenirken, dini ögelerin insan hayatını sürdürmesi bakımından faydaları ve zararlı yine Dawkins üslubu röportaj ve kayıtlarla ele alınıyor.

********************

KİNSEY (2004) Film

Yönetmen:Bill Condon

Ülke: ABD, Almanya

Tür:Biyografi | Dram

Vizyon Tarihi:18 Mart 2005 (Türkiye)

Süre:118 dakika

Dil:İngilizce

Senaryo:Bill Condon

Müzik:Carter Burwell

Görüntü Yönetmeni:Frederick Elmes

Yapımcılar:Francis Ford Coppola | Kirk D’Amico | Valerie Dean |

OYUNCULAR: Liam Nesson, Laura Linney

Özet

Alfred Kinsey, Harvard mezunu bir zoologdur. Indiana Üviversitesi’nde biyoloji dersleri vermeye başladıktan sonra, özgür düşünceleri ve mizahi yapısıyla diğerlerinden çok farklı olan öğrencilerinden biriyle evlenir.  Kinsey’i kendilerine yakın bulan öğrenciler, zamanla onunla özel hayatlarını da konuşmaya başlarlar. Özellikle cinsel yaşam ve seks üzerine sorulan sorulara cevap veremeyen Kinsey, aslında hiç kimsenin bu sorulara cevap veremeyeceğini fark eder. Çünkü o güne kadar seks üzerine klinik incelemeler yapılmamıştır. Kurduğu ekiple bu konu üzerinde çalışmaya başlayan Kinsey ilk olarak erkekler üzerinde çalışmaya başlar. Yapılan görüşmeler ilerledikçe insanlar utançlarını ve korkularını yenip, deneyimlerini paylaşmaya başlarlar.  Alfred Kinsey’nin ilk çalışması Sexual Behaviour in the Human Male, 1948′de yayınlanır ve tüm Amerikan basınının ilgi odağı olur. Ancak bunun peşinden kadınların seks hayatları üzerine incelemeler yapmaya başlayan Kinsey’nin çalışmaları Amerika’da atom bombası etkisi yapar.   Alfred Kinsey’nin gerçek yaşamından beyazperdeye aktarılan film, 20. yüzyılın en radikal bilim adamlarından birinin portresini yansıtıyor.

Filmden

Nefsin gereklerinden uzaklaşıp ruhun gereklerine yöneliyoruz. Şehvetin binlerce caddesi vardır. Dans salonları, dondurma dükkânları büyük barlar, Türk hamamları. Aynen Hydra gibi,  Yeni başlar yaratır. Her şeyi. Bilimin modern icatları bile ahlaksızlığı geliştirmek için kullanılmaktadır. Benzinle işleyen makine bize otomobille yapılan gezintileri sağlamış oldu. Ve bundan çok daha zararlı bir tehdit ise yol kenarındaki genelevlerdir. Elektrik,  Haysiyet kırıcı görüntüleri olası kıldı. Telefon yüzünden genç bir kadın başı yastığındayken hemen yanı başındaymış gibi talibinin sesini duyabiliyor. Ve şunu da unutmayalım,  Bütün bunlar arasında en rezil icat ise her erkek ve genci ahlaki kayıtsızlığa hızla iten pantolon çözmeyi hızlandıran fermuardır.

******

Kendinizden haz almayı ilk denediğinizde kaç yaşındaydınız?

 Hayır. Hayır. Hüsnü tabir yok. Eğer bir üniversite mezunuyla konuşuyorsanız, mastürbasyon, testikül penis, vajina, vulva, boşalma gibi sözler kullanın. Daha alt seviyede bir erkek için, toplar, penis, işeme, bok kullanın.

******

“Seks boşalmasına sebep olabilecek her türlü alışkanlığa karşı gelinmelidir. Doktorlar bunun birçok hastalığa sebep olabileceğini söylüyor delilik, körlük, epilepsi ve hatta ölüm.” Ya uyurken başına gelirse?

 “20 gram meni kaybının, 1 kilo kana eşdeğer olduğu söylenmektedir.” Kendimi öldürüyorum ve hala farkında bile değilim. Peki ne yapmamız gerekiyor?

 “Bağırsaklarınızı açık tutun. Papazın vaazını okuyun. Hayalarınızı soğuk suyla dolu bir kovanın içine batırarak oturun. Annenizin saf aşkını düşünün”

******

Profesör Kinsey :

20. Bowdoin’da lisans eğitimimi tamamladıktan sonra. Harvard Bussey Enstitüsü’nde doktoramı yaptım. Burada Indiana Üniversitesi’nde zooloji profesörü asistanlığı yaptım. Başlangıçta Rhaetulus didieri ya da bir tür boynuzlu böcek eğitimi aldım. Sonra bundan çok daha etkileyici başka bir böcek keşfettim. Bu Amerikan Cynipidae ya da yaban arısıdır. Burada yaban arısı bulunduğu bitkinin üzerine bir yumurta bırakıyor. Bu vakadaki bir meşe ağacıdır. Yetişkin yaban arısı ağaca doğru yaklaşıyor ve çiftleşiyor. Bu aşamada, ölüm duygusuna çok yaklaşmıştır. Hayvanlar âleminde en az 2 milyon tür böcek yaşar. O zaman, yaban arısını bu kadar etkileyici yapan nedir?

 Son 3 yılımı, ülkenin dört bir yanını gezip yaban arıları toplamakla geçirdim. Evdeki karıncaların yarı boyutundaki bu arkadaşlarımdan ne mi öğrendim?

 Bir flörte ihtiyacının olduğunu. Bu sırnaşık mahlûkların binlercesini mikroskopta inceledikten sonra henüz bir diğerine benzeyen tek bir yaban arısı bile bulamadım. Hatta bazıları o kadar farklıydı ki bir neslin dölü bir koyun bir keçiden ne kadar farklıysa aileye o kadar benzemiyordu. Aramızda bazıları bu gerçekle teselli bulabilirler. Saklı anlamları göz önüne alın. Eğer her bir canlı şey, diğer canlılardan farklı ise o zaman çeşitlilik hayatın sadeleştirilemez bir gerçeğidir. Sadece varyasyonlar gerçektir. Ve onları görebilmek için sadece gözlerinizi açmanız gerekir.

McMillen:

Yaban arıları hakkında bilgi edindim. Sanırım neden size çekici geldiklerini biliyorum. Çok büyük kanatları var fakat uçamıyorlar. Yürüme mesafesinde olmadığı takdirde, şu tepeden bu tepeye gidemiyorlar. Bu da demek oluyor ki her neslin adımlarını şu tepeden, bu tepeye, sonra da bu tepeye yani en başa dönene kadar takip etmek mümkündür.

- Cennet Bahçesi’nin yaban arısı.

******

Profesör Kinsey :

oral seks Cinsel organını öpmek. bunun sorun yarattığını anlattığını söylüyorlar. Bence bu hiç doğru değil. Hayır, bunu ben de duydum. Oral seksle hamilelik arasında hiçbir bağlantı olmadığına sizi temin ederim.

İdeal evlilik: Fizyoloji ve tekniktir. “Oral temas, bir yandan bir uyarı vasıtası olarak kabul edilmekle birlikte eğer orgazma kadar giderse patolojik ve muhtemelen zararlıdır.” “Eller, asla cinsel uyarı amacıyla kullanılmamalıdır. Kadın cinsel organına yaklaşmak için tek bir aşk parmağı vardır o da erkek organıdır.” Bunların hepsi saçmalık. Ahlak gerçek olarak gizlenmiş.

******

Şimdi öncelikle çiftleşmenin 6 safhasıyla başlayacağız.

Uyarma. Islanma, ereksiyon. Artan duyarlılık. Orgazm ve sinirlerin boşalması. Her iki cins de bu aşamalardan eşit şekilde geçer. Uyarma. Kim, insan vücudunun hangi bölümünün 100 katı genişleyebildiğini söyler?

 Sanırım şunu söylemem gerekiyor, korkunç bir hayal kırıklığı yüzünden buradasınız. Çoğunlukla, uyarı gözlerde başlar. Kadın ve erkek cinsel organlarındaki değişiklikler bu slâytta gösteriliyor. Erekte olan erkek organının girebilmesi için vajinanın çok geniş açılması gerekir. Klitorisin şiştiğini görüyorsunuz. Bu, kadın açısından olayın tamamlanabilmesi için gerekli erotik uyarıyı sağlamaktadır. Ayrıca penisin en duyarlı yerlerinden biri olan bu noktanın da aynı şekilde uyarıldığını görüyorsunuz.

******

Çok fazla seks kansere sebep olabilir mi?

 - Yüksek topuk giymek verimsiz yapar mı?

- Sanırım vajinamın anormal bir şekli var.

- Islıktan frengi kapılır mı?

 - Homoseksüellik bir tür delilik mi?

 Kedimi biraz fazla düşünüyorum. Seksi bastırmak kekelemeye sebep olabilir mi?

 “Acaba penisim diğerlerinden daha mı küçük?

” “Çok fazla mastürbasyon zamansız boşalmaya sebep olur mu?

” “Erkek arkadaşımın anüsüme dokunması alışılmışın dışında mıdır?

” Hepsi de mükemmel sorular. Ve hepsinin de aynı cevabı var: Bilmiyorum.

Cinsel açıdan neyin olağan, neyin nadir olduğunu bilmek zordur çünkü insanların aslında ne yaptığı hakkında çok az şey biliyoruz. Bu da çoğumuzu sinirli veya suçlu duruma düşürüyor. “Doğru şeylerle mi ilgileniyorum?

 Her şeyi normal yoldan mı yapıyorum?

” İnsanların ne yaptığını bilmenin yollarından biri ne yapmış olduklarını bilmektir. Bu yüzden lütfen şu seks anketlerini doldurmak için zaman ayırın. Mümkün olduğunca doğru ve dürüst olmaya çalışın. Sadece böyle bir işe yarar. Bunu arkaya geçirin. Eğer doğruyu söylerseniz bu bir işe yarayacaktır.

******

Beni şaşırtan ise, bir kızın seksi görüntüsü ile  seks hayatı arasında hiçbir bağlantı olmaması. Görünüşe göre çirkinler daha çok faaliyette. Ben hep “Çirkin” kelimesinin çirkin olduğunu düşünmüşümdür.

******

Sadece erkeklerin bir mastürbasyon hikâyesi yok. Kadınların çoğunun da var. Bu beni şaşırtmıyor. Evlilik öncesi seksten ne haber?

 Evli erkeklerin yaklaşık üçte biri en az bir tecrübesi olduğunu söylemiş. Kadınlarda sadece onda bir. Tabii doğruyu söylüyorlarsa. Bir de evlilik dışı seks var. Sadece heteroseksüel değil, homoseksüel. Çok daha fazla gönüllü olmasını dilerdim. 100 vaka çok şey demek değil. Bu belki de anket şeklinde olmasındandır. Daha çok sınav gibi. Katılıyorum. Bir de insanlar sana güvenip güvenemeyeceklerini bilmiyor. Sırlarının güvende olduğundan emin olmalılar. Bu komik. Herkes bu anketleri kilitli bir yerde sakladığımı biliyor. Clyde haklı. İnsanlardan zarar gelme olasılığı yüksek çok hassas bir konuda bilgi vermelerini istiyorsun. Peki onlarla konuşsan?

 O zaman bütün sırları senin kafanda kalır.

******

Çoğu insan, cinsellikte yaptığı şeyin herkes tarafından yapıldığını düşünür. Ya da yapması gerektiğini. Fakat neredeyse bütün cinsel sapkınlık adı verilen şeyler biyolojik normallik sınırlarında kalmaktadır. Örneğin, mastürbasyon ağız cinsel organ teması ve homoseksüel faaliyetler insanoğlu dâhil bütün memelilerde sık rastlanan şeylerdir. Toplum bu tür faaliyetleri ahlaki açıdan kınamaktadır. Oysa bunları “gayri tabii” nitelemek gülünçtür. Fakat yaratılışın ilk kitabına ve halkın görüşüne göre bir tek doğru cinsel denklem vardır: Erkek artı kadın eşittir bebek. Bunun dışındaki her şey ahlaksızlıktır. Fakat sırf bu sınıftaki erkeklerin orgazm kayıtları toplumsal kısıtlamaların etkisizliği ve biyolojik ihtiyaç zorunluluğunu kanıtlamaktadır. Neden bazı inekler hat safhada seks ister de diğerleri sadece yerinde durur?

 Neden bazı erkekler haftada 30 kez orgazm olurken bazıları hiç olmaz?

 Çünkü herkes farklıdır. Esas sorun çoğu insanın birbiriyle aynı olmak istemesidir. Bu insanlık halinin temel açısını basit bir şekilde görmezden gelmek onlara daha kolay gelir. Grubun bir parçası olmaya o kadar isteklidirler ki orada bulunmak için kendi doğalarına ihanet ederler. Eğer hoşa giden ve kuvvetle arzu edilen bir şey yasaklanırsa anında bir takıntıya dönüşür. Bunu düşünün.

******

Yabancı bir kültürü anlamanın bir anahtarı pornografidir. Her kültürün aynen mutfaklarında olduğu gibi kendilerine özgü cinsel tasvirleri vardır. Gördüğünüz gibi, Brezilya’nın tasviri zelophilia’ya dönük. Oysa İtalya’nınki rahibeler ve rahiplerle ilgilidir. İngiltere’de çoğunlukla okul müdiresi kıçları resmedilir. Şaplak atanlar vardır. Bu arada uzak doğuda hafif kırbaçlar ve basit kölelik kullanılır.

Bir bilim adamı ancak yeterince istatistiksel bilgiye sahipse güvenilebilir bir kesinlikle genelleme yapabilir.  Evet. İşte bu yüzden, Amerika nüfusunu 200 temel sosyal alt gruba ayırıyorum. Her gruptan 400 ila 1.000 hikâye arası toplayacağız bu da toplamda aşağı yukarı 100.000 hikâye yapacak. Bu 20 yıl kadar sürebilir fakat sonunda insanın cinselliği konusunda temel sorulara cevap verebilecek düzeye geleceğiz. İlk yayın erkeklerle ilgili olacak. 1 yıl sonra da kadınlarınki çıkacak. Sonra da seks suçluları, homoseksüellik, hamilelik ve çocuk düşürmeyle ilgili 9 kitap. Ve sanat, cinsel bakış açısından hazırlanmış olacak. Bu proje, insanoğluyla bağlantılı olan en büyük girişimlerden biridir. Fakat Rockefeller Vakfı’nın desteği olmadan, bunu gerçekleştirmek mümkün değil. Bazı insanların tereddütleri var. Seks yoğun şekilde duygularla ve psikolojik davranışlarla ilgili bir şey. Bunlar da sizin zoolog olarak aldığınız eğitimin dışında kalıyor. Bu, bir kimyager aşçı olmadığı için yemekleri de analiz edemez demek gibi bir şey.

Bilimin hedeflerinden biri sadeleştirmektir. Herhangi bir bilimsel doğrulukla seks üzerinde çalışmanın tek yolu her şeyi bir kenara bırakıp, fizyolojik fonksiyonları incelemektir.

******

Bir şey daha var. Umarım cinsel tuhaflıklar ve sapkınlıklar üzerinde durmak. Bilim her zaman nadir görülen şeyle ilgilenir. Evet ama normale sadık kalınması tavsiye edilir. İnsanları derinden sarsmak istemezsiniz. Tabii ki hayır. Ben sadece sınıflandırma yaparım, ölçerim. Sosyal politikaları başkalarına bırakmaktan memnun olacağım. O zaman her şey iyi görünüyor.

******

İlk mastürbasyonunu yaptığında kaç yaşındaydın?

- Ne?

 - Kendine dokunduğunda. Ben bunu hiç yapmadım. Mastürbasyon geçmişi olmayan bir erkek neredeyse var olmamış demektir.

Evet var oluyor

Şu anda da ona bakıyorsun. Böyle olmayacak. Neden zahmet ettim bilmiyorum. Olduğun yerde kal. Yeniden deneyeceğim.

Yetişkinken ne sıklıkta mastürbasyon yaptın?

 Bir sorun vardı. Doktorlar kronik bir durum demişti. Bu ne kadar sürdü?

 Sürekli giymem gereken çok sıkı tayt gibi bir şey vardı. Bu da benim cinsel organımla temasa geçmemi engelliyordu.

******

Benim adım Dr. Thurman Rice ve sizinle Profesör Kinsey’nin iğrenç kitabı hakkında konuşmak istiyorum. Okuyup, not almakta serbestsiniz fakat müsveddeler bu odadan çıkarılamaz. Gidişin biraz kaba olduğunu inkâr etmeyeceğim. Dr. Kinsey’nin buldukları şaşırtıcı, hatta bazen şok edici. Örneğin, herkesin tek kabul ettiği tür olan evlilikte seks. Amerikalı erkeklerin orgazma ulaştıkları 9 türden sadece biri. Evlilik önceki seks, evlilik dışı seks mastürbasyon ve homoseksüelliğin daha önce hiç kimsenin tahmin etmediğinden çok daha yaygın olduğu ortaya çıkmıştır. Sizi temin ederim ki. Dr. Kinsey bu kitabı zevkle sunmak için bütün gücünü kullanmıştır. Evet sanırım artı k desteğimizi resmen göstermenin tam zamanıdır. Lehine oy verenler?

******

Kinsey atom bombası attı. Dr. Kinsey tabuları yıktı. 6,50 lütfen. Fakat kültürlerin birçoğunda seks kirli bir sır olarak tutulmaktadır. Şunu unutmayın. Reklâmlar hafifler hafiflemez. Amerikan halkı bu kitabı hak ettiği şekilde fırtına sonrası sessizliğine gömecektir.

Sizi New York’a ne getirdi Dr. Kinsey?

 Artistlerin, yazarların ve oyuncuların seks hikâyelerini alacağız. Ayrıca buna “A Streetcar Named Desire”ın bütün kadrosu da dâhil. Ayrıca kadın araştırmasıyla ilgili bir sonraki kitabımız için kadınlarla görüşeceğiz. Bunun yanı sıra Rockefeller Vakfı’yla da görüşmemiz var. Kitabın başarısı sizi şaşırttı mı?

 Hayır. Dünyanın bunun yapılmasını ne kadar istediğini gösteriyor. Kitaptan yola çıkılarak herhangi bir Hollywood yapımı planı var mı?

 Bunun kadar anlamsız bir şey düşünemiyorum. Ya siz, Bayan Kinsey?

- Hayatınız çok değişti mi?

 - Kocam her zamankinden daha meşgul. Seksle ilgilendiğinden beri onu çok az görebiliyorum. Kadın araştırmasına ne diyorsunuz?

 Beyler. Beyler. Beyler. Lütfen. Eğer yararlı bir şeyler yazmak istiyorsanız güncel seks suçluları şifrelerine bakın. Hapishanelerimizdeki seks suçlularının çoğunluğunun geçmişlerinde nüfusun geri kalanından farklı hiçbir şey yok. Onların tek suçu, bir avukat tutamayacak kadar fakir olmaları. Bu hiç adil değil. Herkesin günahı hiç kimsenin günahı. Ve herkesin suçu aslında suç bile değil. “Herkesin suçu hiç kimsenin suçu.” Bu benim amacım değildi. Gazeteler, sansasyon yaratmak için konu dışı şeylere dikkat çekiyorlar. Yine de senin amacın ahlaki reçeteler vermek değil. Bir bilim adamından çok, vaiz gibi konuşuyorsun. Babam her zaman benim bir vaiz olmamı dilemişti. Peki neden kendi kuruluşunu, fonla beraber gözler önüne sermekte ısrar ediyorsun?

 Sana daha şimdi, şimdiye kadar yayınlanmış en çok satan bilimsel kitabı vermedim mi?

- Sadece burada değil, tüm dünyada.

- Evet. Ve bu da projenin her açısına parlak ışıklar tutuyor. Özellikle de en son yöntembilimine. Kimlerle konuşuyorsun?

 Çoğunun dedikodu olduğuna seni temin ederim. Alan. Kadınları incelemeye koyulduğun söyleniyor. Devam et. Uyandırma boyutunda olduğu söyleniyor.

- Doğru mu?

 - Evet. Ve neden biliyor musun?

 Tanınmış jinekologlara gittik ve fiziksel ölçüler istedik. Neden bahsettiğimiz hakkında çok az fikirleri vardı! Kadınların cinsel organlarına gelince, trajik boyutta cahilmişiz.

- Kim bu kadınlar?

 - Gönüllüler. Projedeki arkadaşlar.

- Fahişeler mi?

 - Hayır. Fahişeler işe yaramaz. Orgazm taklidi yaparlar.

- Tanrım.

- Alan. Elimizdeki seks hikâyeleri çok değerliler. Gerçek bilim doğrudan gözleme dayanır. Hiçbir şey bir gözün doğrudan gördüğünün yerini tutamaz. Ya da kameranın. Kamera mı?

 Sakın bana film çektiğini söyleme. Sadece dişilere özgü davranışların bazı fotoğraf çalışmaları var. Doğa filmleri. Hayvanlar mı?

 Evet, öyle de denebilir. Beyler, kesinlikle nadir bulunan bir yaratıkla tanışmak üzeresiniz. En ilgisiz temas bile, onda cinsel bir tepki uyandırıyor. Cinsel ilişki sırasında, ilk orgazmı girişten 2 ila 5 saniye içinde gerçekleşiyor. Her şey hazır mı Barbara?

 - Sanırım evet.

- İçeri gel.

- Merhaba.

- Nasılsınız?

 Barbara’nın 40 yaşına gelene kadar hiç orgazm olmadığından bahsetmiş miydim?

 İç dudaklar ve klitorise nasıl nazik bir şekilde vurduğuna dikkat edin. Örneklerimizin yüzde 84′ü kendilerini bu şekilde uyarıyor. Peki ya vajina?

 Kadınların küçük bir azınlığı için, vajina çukuru ölü bir yer. Hemen hemen sinir uçlarından yoksun. Penisin girmesinin, uyarı kaynağını değiştirmesiyle hiç ilgisi yok. Pomeroy gibi yetenekli bir eşi olsa bile.

- Bu sensin değil mi?

- Son kez bakmıştım. Yıllarca kadınlara klitoriste bir orgazmın olgunlaşmamış, nevrotik olduğu söylendi. Onlar da büyük bir gerginlik içinde, orgazmı vajinaya yönlendirmeye çalıştılar ki bu birçoğu için biyolojik açıdan imkânsızdı. Psikanaliste göre, bu kadın bir frijit. Güzel haberler millet. Rockefeller Vakfı yıllık burslarını bugün ilan etti. Gelecek sene için, 40.000 dolar verecekler. Bu da bugüne kadar bilimsel bir projeye ayırdıkları en büyük fon. Ve yeni bir kuruluşu finanse etmeyi de kabul ettiler. Böylece hepimiz Seks Araştırmaları Enstitüsü’nün gelecekteki çalışanları olduk.

******

Bize en yakın primat ilişki olan Bonobo şempanzesinde seks sosyal birlik ve barışın birleştiricisidir. Toplumlarının davranışları, romantik aşk, din ve ahlak inançlarından arınmış bir vaziyette biyoloji ve şartların mantıklı bir birliği şeklinde kendini gösteriyor. Hikâyelerimize katkıda bulunan kadınların deneyimlerine dayanarak evlilik dışı ilişkiler hakkında ciddi boyutta motivasyon olduğunu inceledik. Kimi zaman, sosyal statü için yapılan bilinçli ya da bilinç dışı bir girişim oluyor. Diğer durumlarda ise bazen eşlerinden daha üstün olabilen yeni partnerleriyle çeşitli deneyimler yaşama şansını elde ediyorlar. Bazen de eşlerinin evlilik dışı ilişkilerine misilleme olarak yapılıyor. Ya da bazen cinsellik dışı kötü davranışlara maruz kaldıklarında meydana geliyor. Bazı kadınlar duygusal tatminde yeni kaynaklar keşfediyor. Bazıları ise birden fazla partnerle böyle yakın bir ilişkinin neredeyse imkânsız olabileceğini düşünüyor. Ayrıca ciddi miktarda bir grup vaka keşfettik ki kocaları eşlerini evlilik dışı ilişkilere girmeleri için yüreklendiriyordu. Buradaki tek amaç, eşlerine daha fazla cinsel tatmin olanağını yaşatmak içindi.

******

Kenneth Braun: Endişelenmeyin, Dr. Kinsey. Size güveniyorum.

- Biz aslında birbirimize çok benziyoruz.

- Nasıl yani?

 Ben de her şeyi kaydederim. Rastladığım her vajinanın derinliklerini. Her penisin uzunluğu ve çevresini. Orgazma ulaşma zamanını. Boşalmanın mesafesini. Hepsini yazdım. Bu benim hayatımdaki gerçek işimin kayıtları. Bu arada, bu seks. Bence kaydetmek her şeyi ikinci kez yaşamak demektir. Sizce de öyle değil mi?

 Bir de nadir görülen yeteneklerim vardır. Son derece gevşek bir başlangıçtan sonra. 10 saniye içinde erekte olup, boşalabilirim. Bunun aslında fizyolojik açıdan imkânsız olduğunu söyleyebilirim. Kan basıncı bu şekilde,  Başlayabilir miyiz?

 Büyükannem beni cinsel ilişkiyle tanıştırdığında 10 yaşındaydım. İlk homoseksüel ilişkim babamla oldu. 33 kişiden oluşan geniş aile üyeleri arasından, 17′siyle cinsel ilişkiye girdim. 5 nesil vardır. Penisimin uzunluğu 21 santimdir, tam erekte olduğunda 7 santim çevresi vardır. Gençliğimde, boşaldığımda 8 küp santimetre sperm oluşurdu. 50 yaşıma geldiğimde, bu 5′e düştü. 22 çeşit hayvanla seks yaptım. 9.412 kişiyle cinsel ilişkiye girdim. Cinsel ilişkiye girdiğim. 605 ergenlik öncesi erkek ve 231 ergenlik öncesi kız vardır.

Bir erkek çocuğun orgazmını görmüş müydünüz?

 Hayır. Sanırım bu yüzden ben özel biriyim. Fizyolojik açıdan, tıpkı bir yetişkinin orgazmına benziyor. Yeter artık. Sizinle aşağıda barda görüşürüz. Onu tarafsız olması için eğittiğinizi sanıyordum. Bazen zordur. Galiba benim gibi biri, bazen inançlarınızı sınava tutuyor.

- Nasıl?

 - Biliyorsunuz. Herkes istediğini yapmalı. Ben hiç böyle bir şey söylemedim. Kimse istekleri dışında bir şey yapmaya zorlanmamalı. Kimseye zarar verilmemeli. Aslında siz, düşündüğümden çok daha tutucu biriymişsiniz.

******

. Kinsey deli bir Nebuchadnezzar. Kadınları sığırlarla karıştırmak için araziye gönderiyor. “Kendini cinselliğin mesihi ilan ediyor. Erkek cinsiyle yolunu alan Kinsey şimdi de Amerikan kadınlarını zehirliyor.” Dün gece hiç uyudun mu?

 Böcek bilginliğini bıraktığımdan beri kaç yıldır, – , insan davranışlarını inceliyorum?

 - Neden bunları okuyorsun?

 İnsanların bu kitaptan neden bu kadar nefret ettiğini anlamaya çalışıyorum. Onlara büyükannelerinin, kızlarının mastürbasyon yaptığını evlilik öncesi seks yaptığını, birbirleriyle seviştiğini söyledin.

- Ne bekliyordun ki?

 - Biraz saygı.

******

Evlilikteki sadakat sorunu, bugün toplumumuzun karşı karşıya olduğu en karmaşık konulardan biridir. Evli bireyin çeşitli seks partnerleri arzusu ile düzgün bir evliliğin korunması arasındaki uzlaşma problem yaratmaktadır. Bu konu kültürümüzde tatmin edici bir boyutta çözülmemiştir. Gerçek şu ki Amerika cinsel faaliyetlerle doludur fakat sadece bir bölümü toplum tarafından onaylanmaktadır. Cinsel konularda ahlak reform geçirmelidir. Ve bilim bunun yolunu gösterecektir. Bazen,  Ben bazen, Püritenler evlerinde kalsaydı bu ülkenin nasıl bir yere benzeyeceğini merak ediyorum. Ya bütün sahtekârlar ve ahlaksızlar, Atlantik’i geçmiş olsaydı?

 Fakat bütün yasak ilişkiye girenler bir kez daha bilim adamını caydırıyor ve yıldırmaya çalışıyorlar. Araştırmayı bitirmeye ikna ediyor. Bu benim her zaman en büyük korkum oldu Clyde. Bu işi bitirmeden önce ölmek.

******

Vergi muafiyeti olan kurumların oturumları süresince komünistlerin Birleşik Devletler’de nasıl finanse edildiklerini göstermeye çalıştık. Bütün bunlar için şeytani bir komplo vardır ve amacı da Amerika’da sosyalizmin ilerlemesini sağlamaktır. Kinsey’nin araştırmasının, komünist bir amaçla ülke gençliğini uyandırmaya ve yok etmeye yardımcı olduğuna katılıyor musunuz?

 Katılmıyorum efendim. Söyler misiniz Dr. Gregg, acaba Rockefeller Vakfı bu işin sadece bir seks araştırması olduğuna inanıyor mu?

 Bence bu muhtemelen vakfın hiçbir ilgisi olmaması gereken bir şey. Dr. Kinsey’nin projesi şu anda artık başka kaynaklardan destek alacak bir pozisyondadır. Rockefeller Vakfı’nın desteğini kaybeden Dr Kinsey’nin projesi hayatta kalabilmek için şimdi başka kaynakların arayışına girdi.

******

Dr. Kinsey:

 Bu kadın, ilk adet gördüğünde babası tarafından dövülmüş. Şimdi artık her tür fiziksel kapasiteden yoksun. Ve bu adam da,  “Sevgili Bay Kinsey,  Size yazmak için uzun bir süre bocaladım. Sanırım çok utanmıştım ve ben,

” Bu kan nereden geldi?

 Sünnet derimi kestim. Farklı türdeki hisleri anlamak istedim. Bana hiçbir zevk vermedi. Sadece çok ufak bir acı oldu. Ben onlara yardım edemedim Mac. Üstesinden gelemedim. Artık kendini cezalandırmayı kes. Şimdi de herkesi mahvettim!

******

Huntington:

 Hartford A&P servetinin mirasçısı. Finansal sorunlarınızı tek bir kalem oynatmayla çözebilir. Yalvarmayacağım Mac. Yalvarmayacağım. Ohio penise oral seksi yeriyor fakat kadın organına oral seksi tolere ediyor. Benim kendi eyaletim Indiana’da, evlilik içinde dahi olsa her tür oral seks yasa dışıdır. Günümüzdeki seks kanunları, gerçek dünyanın tamamen dışındadır. Benim 4 karım oldu. Bazı insanlar benim seks suçlusu olduğumu söylüyor. Hunt, eğer Dr. Kinsey’nin sözünü kesmeye devam edersen 5.’yi de bulman gerekecek. Lütfen devam edin. Şu anda bile, 43 eyalet yetişkinlerin tek bir cinsel ilişkisini cezalandırabilir. Bir müze açmayı düşünüyorum. Modern sanat hakkındaki fikriniz nedir?

 Bu benim uzmanlı k alanıma girmiyor Bay Hartford. Gerçekten de kendimi bunu tartışacak kalitede görmüyorum. Neden olmasın?

 Benim birkaç süper markete sahip olmam sadece alış veriş konusunda konuşabileceğimi göstermez ki. Siz de benim kadar modern sanattan nefret ediyor musunuz?

 Eğri büğrü çizgiler, bomboş tuvaller,  Peki bir sonraki kitap seks suçlularıyla da ilgili olacak mı?

 Paraya ihtiyacımız var Bayan Hartford. Bizim,  Bize para verecek birine ihtiyacımız var. Diğer bilim adamlarına bahşedilen haklara sahip olabilmek için nelerle başa çıkmam gerektiğini tahayyül edemezsiniz. Ödeneğim tamamen kesildi ve ülke çapındaki her dergi ve gazetede adım çamura bulandı. Kazandığım her dolar,  Beni rahat bırak! Kazandığım her kuruşu yine projeme harcadım. Fakat davayla mücadele etmek bize korkunç bir meblağa mal oldu. İflas ettik!

- Dr. Kinsey,

- Lütfen! Daha ne kadar zamanım kaldığını bile bilmiyorum. Bana yardım edin! Her şeyin kayıtlarını tutmam lazım. Ben gerçekten üzgünüm. Yapacağım her destek, seksi onaylamam şeklinde yanlış yorumlanacaktır. Ben bu tür bir durumu kaldıramam. Anlıyorum. Ama eminim bir şeyler yerine oturacaktır. Haklısın.

******

Biz 23 yıldır evliyiz, 3 tane muhteşem çocuğumuz var. En küçük çocuğum üniversiteye başladığı zaman, ben de işe girdim. Bir sanat kurumunda. Orada bir kadınla tanıştım. Kabul ofisinde çalışan bir sekreter. Hızla arkadaş olduk ve daha da ötesinde, ona âşık oldum. Tabii tahmin edebileceğiniz gibi bu bir şok etkisi yarattı. Bunu görmezden gelmeye çalıştık, duygum daha da kuvvetlendi. Kendi düşüncelerinizin size karşı durmalarının nasıl bir şey olabileceğini hiç bilemezsiniz. Durumum hakkında kimseyle konuşamadım. Ben de bununla baş etmenin başka yollarını buldum. İçki içmeye başladım. Bunun üzerine, kocam beni terk etti. Çocuklarım bile benden uzaklaştı. Artık sona iyice yaklaşmıştım. İşte küçük şeylerin toplumumuzu nasıl değiştirdiğini gösteren başka bir örnek daha. Siz neden bahsediyorsunuz?

 Şimdi her şey çok daha iyi. Öyle mi?

 Ne oldu?

 Siz yaptınız, tabii ki. Kitabınızı okudum ve çok kadının benimle aynı durumda olduğunun farkına vardım. Bu konuyu arkadaşımla konuşma cesaretini topladım. Ve o da bana dedi ki, duygularımız karşılıklıymış, bu da beni çok şaşırttı. Şimdi 3 yıldır mutlu bir şekilde beraber yaşıyoruz. Siz hayatımı kurtardınız efendim.

Bir sorum daha var. Bana bütün hikâyenizi anlattınız. Çocukluğu, aileyi, kariyeri, seks yaptığınız her bir kişiyi. Fakat burada aşkla ilgili tek bir ifade bile yok. Bunun sebebi aşkı ölçmenin imkânsız olması. Ve bildiğin gibi, ölçümler olmazsa bilim de yok demektir. Fakat ben de son zamanlarda bu sorunla ilgili düşünüyorum. “Sorun” mu?

 Mesele aşka gelince hepimiz karanlıktayız. Peki sizce bunun bir önemi var mı?

******

- Uçağımız kaçta Mac?

- Birkaç saat sonra. Ormanda duralım biraz. Mac?

 Buradayım Prok. Bu ağaçların 1.000 yaşında olduğunu bir düşünsene. Bu yüzden adı, sekoya sempervirens. “Her zaman yeşil.” Her zaman canlı. Mac, sana daha önce Mbeere’den bahsetmiş miydim?

 Hayır, hiç hatırlamıyorum. Bunlar eski bir Doğu Afrika kabilesi. Ağaçların kusurlu insanlar olduğuna sonsuza kadar hapis kalmaktan sızlandıklarına inanırlar.

Kökleri onların tek bir yere yapışıp kalmalarını sağlıyor. Ama ben hiçbir zaman hoşnutsuz bir ağaç görmedim. Şuna bak, köklerinin yere nasıl tutunduğuna bak. Bunu gerçekten sevdiklerine inanıyorum.

Haydi gel Mac. Acelemiz nedir?

 Yapacak çok işimiz var.

******

 

 

 

SORMASI ZOR SORUNLAR
THE ATHEİSM TAPES/ Ateizm Kayıtları (2004- ) Belgesel
ATEİSTLERİN POLEMİKLERİ (Belgesel)
NASIL ATEİST OLUNUR VE NASIL ÇIKILIR?
BATI’DA SEKÜLER DÜŞÜNCENİN GELİŞİMİNE KATKI -Aytunç ALTINDAL

KEOPS PİRAMİDİ’NİN SIRRI


 20. yy. uygarlığı her geçen gün dev adımlarla ilerlemekte. Ancak hala birçok gizemli eseri tam olarak çözememekte. İşte Piramitler çözülemeyen gizemlerini koruyan yapılar olmak özelliklerini hala korumakta.

Elektrik ve elektronik alanındaki gelişmeler son yıllarda büyük hız kazandı. Piramidal yapılar biçimlerinden ötürü bazı enerjileri odak noktası olmakta. Ve, makrokozmosa enerji yaymakta. Piramit enerjisi gerçekten son derece esrarengi bir enerji türüdür. Bir çok araştırmacı bu enerjiye değişik adlar vermiştir. Yale Ünv. Harold Saxton Burr “Elektrik benzeri alan”, Rus Dr. Patrick Flanagan “Piramit ve biyokozmik enerji ile ilişkisi” tanımlamalarını uygun bulurlar.

Keops Piramidi sırf beş köşeli olmasından ötürü mikrodalga ve makrodalga radyasyonu üretir. (Dört taban köşesi ve bir tepe) Piramitteki madde atomlarından çıkan radyasyon, köşe açılarını ortadan bölen ve bu radyasyonun bir ışınını piramidin merkezine aktaran ışın halinde birleşir. Enerji arttıkça, elektron yörüngeleri genişlemeye başlar.

George Van Tassel’e göre Büyük Piramidin içinde oluşturulan enerji öylesine yoğundu ki, bunu bilen firavunlar bedenlerini bu özel enerji ile “ŞARJ” ederek uzun ömürlülüğün sırrını çözmüşlerdir.

Arap Tarihçisi Ebu Zeyd el-Balki’ye göre, Ünlü İslam düşünürü Muhittin Arabi’nin yazdığı Futuhat el-Mekkiye’ye göre ve İskoçyalı bir bilim adamı olan Piazzi Smytlve göre piramitlerin yapılış tarihleri sanıldığından çok daha öncelere uzanmaktadır. Araştırmacı yazar George van Tassel, Bilim ve Din adlı kitabında ilginç bilgiler vermektedir. Ona göre, Gize’deki Keops dünyanın 25.816 yıldan beri el sürülmeyen tek yapısıdır. Bu gezegen üzerinde inşa edilmiş olan en büyük enerji santralidir. Bu anlamda binlerce yıl önce kullanıldığı dönemlerde üretilen enerji, Niagara Şelalesinden binlerce yılda elde edilecek miktardaki enerjiye eşdeğerdir. Büyük Piramit (Keops) hiç bir zaman firavunlara mezar olarak inşa edilmemiştir. Onlardan çok önceleri (Mısır ve Hiksoslar) vardı. Piramit istenilen enerjiyi sağlamak için güneş sistemindeki dakik ölçümler göz önüne alınarak yapılmıştır. Bütün ölçüleri de en doğru şekilde hesaplanmıştır.

Toth Kitabına göre Piramit, Adem ırkı torunlarının yardımıyla Enoch (Hz. İdris) tarafından süslendi. Gizli kayıtlardan yararlanarak SONSUZ IŞIK GÜCÜNÜN ENERJİSİNİ KULLANDILAR.

Piazzi Smyth’e göre Keops Piramidinin dünya üzerindeki konumu da önemlidir. Gize tam olarak Ekvatordan kutba kadar olan uzaklığın üçte birini belirleyen 30 derece kuzey enlemi üzerindedir. Büyük Piramit Mısır’ın tam merkezinde ve üstelik de dünyanın merkezi olarak kabul edilebilecek bir yerde yükselmektedir.

Piramitlerle ilgili en ilginç deneyler Nobel Fizik Ödülünü kazanan Dr. Luis Alvarez tarafından gerçekleştirilmiştir. Dr. Alvarez, Gize’deki piramitlerin taş kütleleri içinden geçen kozmik ışınların ölçülmesi yöntemini geliştirmişti. ABD Atom Enerjisi Komisyonu ve Simithsonian Enstitüsü tarafından desteklenen bu proje için bilgisayarların kullanımı gerekti. Kahire yakınlarındaki Kefren piramidinde yapılan deneylerde, bilim adamları uzay çağına ait elektronik aygıtların kayıtlarını alt üst eden gizemli etkiler karşısında şaşkına döndüler. Çünkü hiç bir kayıt bir öncesinin aynı olmuyordu. Ve bilimin bilinen tüm yasalarını alt üst ediyordu.

Tanınmış araştırmacı ve kahin Edgar Cayce’ye göre Büyük Piramit ile Sfenks arasında bir “KAYITLAR PİRAMİDİ” vardır. Bu yer, insanlık bencilliğini, egosunu yeninceye, belli bir idrak seviyesine ulaşıncaya kadar da gizli kalacaktır.

Cayce’ye göre Keops Piramidinde geometrik, matematiksel ve insanlığın ilerleyişine ait bilgiler vardır.

Danimarkalı mimar Prof. Hubert Paulsen’e göre yapının içinde henüz bulunmayan pek çok gizli bölme vardır. Doğu Alman mimar ve arkeolog Friedrich Hinkel bu konudaki çalışmalarını sürdürmektedir.

Ünlü Mimar, Mimar Sinan’da Mısır’da incelemelerde bulunmuştur. Sinan’a göre Keops’un aşırı derecede yüksek bir ruhsal gücü vardır ve bilinmemesine rağmen hissedilmektedir. Piramidin yanında veya yakınında bulunanlar hafifliyor, huzur dolu bir ortam içinde boşlukta kalıyordu. Mimar Sinan: “Bu tür yapıları inşa etmenin en büyük güçlüğü, yapının tam hizalı olmasındaki güçlüktür. Dolayısıyla evvela tepesi kapanan piramitte aşağıya doğru her kademede, yapı kenarları tam ölçüye girerek hatasız inşa edilmesi sağlanır”demiştir. “Piramidi tabandan başlayarak yapmaya kalkan kim olursa olsun, istenilen boyutta son taşı koyamaz” diye eklemiştir.

KEOPS PİRAMİDİ

Arkeolojik yapılarda, insanlığın merakını sürekli olarak çekmiş olan bir formdur.

Piramit, dünyanın içten dışa doğru yayılmakta olan, enerjinin toplandığı (odaklandığı) bir yapı formudur. Yapıları meydana getiren uygarlıklar, malzemeyi amaca göre seçmişlerdir.

Piramitte etkinliği ortaya çıkaran formdur. Uzay cisimlerin şeklinde görülen gravitik enerji çekişleri, küresel form dolayısıyla yapının merkezinde toplanır. Yer yuvarlağı da uzaydan çekmiş olduğu enerjiyi sınırsız bir şekilde toplayamaz. Zira merkeze yönelik bu dinamizmin çıkış yolu (ucu) yoktur. Bütün formların güç hatlarının bir giriş, bir de çıkış yolu vardır. Oysa geometrik form küre şeklinde olursa, çıkış noktası da küre merkezinde toplanmış olur. Çıkış kapalıdır ve burada yüksek potansiyele varan bir güç oluşur.

Gezegenler ya da yıldızlar içlerinde topladıkları bu enerjiyi dışarıya çıkartmak zorundadırlar. Güneşler büyük atomik kütlelerindeki enerjiyi, termik radyasyon olarak dışarıya verirler. Unutmamalıdır ki bir gezegenin parçalanması hiç bir zaman soğuması sonucu değil, aksine merkezin ısınması sonucunda oluşur. Yer yuvarlağının dışa yansıttığı fotonik enerji toprakta toplanır. Hücrenin bölünme enerjisini sağlayan da budur. Yer yuvarlağından sürekli olarak dışa fışkıran bu enerji bir noktada toplanması istendiğinde geometrik bir forma ihtiyaç duyulur. Bu da piramit ya da konidir. Eski insanların bu konuyu çok iyi uyguladıkları görülüyor.

Piramitler, yer kabuğunun içinden gelen bu enerjiyi en yoğun biçimde toplarlar. Piramit içinde toplanan güç, ateş yakmak suretiyle ya da güneşten elde edilmeye çalışılan enerjiyle aynıdır. Piramidin tepe noktası toplanan güçlerin deşarj edildiği noktadır. Bu nokta da elektriksel bir etki görülür. -aynı bölgeye inşa edilen piramit uçlarında da manyetik akımların görülmesi doğaldır.

Mısır Piramitlerinin bulunduğu bölgeye bakılacak olursa, Sahanın düzgünlüğü ve Büyük Sahra Çölü dikkati çeker. Ancak akla hiç de uygun gelmeyen nokta, Kuzeyde bolgüneşli ve yağmurlu Akdeniz, Atlantik’Okyanusu’ndan gelen rüzgarlar, yağmurlar. Nedense Büyük Sahra’ya bir damla yağmur düşmez. Bunu da toprakta toplanan fotonik enerjinin (hücre bölünmesine yarayan, bitkileri büyüten) piramitlerde toplanmasından dolayı olabilir.

Piramitler bir tür antendirler. Biyokozmik enerjiyi toplayıp, neşrederler. Altına ya d;» üstüne yerleştirilen herhangi bir maddeye ya da insana güç ve bilgi kazandırırlar.

ABU SİMBEL (ABU SUNBUL)

Mısır Firavunu 2. Ramses’in yaptırdığı iki tapınağın bulunduğu yerdir. Ancak tapınak bugün bu adla anılmaktadır. (Abu Simbel aynı zamanda NÜBYE’li bir deve sürücüsünün adıdır).

Ana tapınağın önünde yer alan dört adet anıtsal Ramses heykeli Mısır Sanatının en önemli örneklerindendir. Nil’in batı kıyısındaki ASSUAN İlinde bulunan Korosko’nun (BU GÜN KURUSKU) güneyinde, Sudan sınırının yakınındaki kum taşı kayalarının oyulmasıyla gerçekleştirilmiştir. 1813’te keşfedilene kadar dünya tarafından bilinmiyordu.

Ana tapınağın girişinin her iki yanında ikişer tane olan ve yüksekliği 20 m.’yi bulan, oturur halde tasvir edilen bu heykeller kayalığın oyuk yüzüne dayandırılmışlardır. Ayaklarının çevresinde, Ramses’in kraliçesi NEFERTARİ’nin ve çocuklarının küçük heykelleri oyulmuştur.

Bu iki tapınak güneş Tann’ları AMON-RA ve RA-HORAKTHE’ye adanmıştır. Biribiri içinden geçen üç salondan oluşur. Tapınak yaklaşık 55 m. kadar kayalığın içine girer. Tapınak yılın belirli günlerinde sabahın ilk ışıkları, en dipteki kutsal mekanda bulunan mezarı aydınlatacak biçimde inşa edilmişti.

Ana tapınağın hemen kuzeyinde TANRIÇA HATHOR’a tapınmak için NEFERTARİ’ye ithaf edilen küçük bir tapınak daha vardı. Kral ve kraliçenin 10 m. boyundaki heykelleri de bu tapınaktaydı.

1960’ların başında inşa edilen ASSUAN BARAJI’nın ABU SİMBEL’i sular altında bırakacağı anlaşılınca, UNESCO ve MISIR HÜKÜMETİ ile 50’den FAZLA ÜLKENİN oluşturduğu vakfın maddi ve manevi desteğiyle, bilgisayarlar yarımıyla, bir YAP-BOZ OYUNU gibi parçalara ayrılarak, ırmağın yatağından 60 m. daha yükseklikte bulunan bir alana tapınak yeniden kuruldu. Mühendis ve bilim adamlarından oluşan gurup, kayanın tepesini kazıdılar (1964-1966).

 Konu Hakkında Başka Bir Yazı

Piramitlerin Sakladıkları Sır



YERYÜZÜNDE BULUNAN PİRAMİTLER

AMERİKA

VERACRUZ’da (TOTONACS) El-Tazin’de, NİCHES PİRAMİDİ. Yüksekliği 24 m.’den fazladır, her bir taban kenarı 36 m.’dir. Yılın her gününe karşılık gelen 365 adet kare ile dekore edilmiş, 7 kattan oluşur.

PLANQUE KESİK PİRAMİT

MEKSİKA-CUİCULCO’da DAİRESEL BİÇİMLİ PİRAMİT CHOLULA TEPESİ BÜYÜK PİRAMİT (NUESTRA SENORA DE LAS REMEDIOS) Cholula Tepesi’nde yer alan bu piramit, Keops Piramidinden büyüktür.

GUATEMALA (TİKAL-MAYA KUTSAL KENTİ) SİVRİ UÇLU PİRAMİTLER. Bu piramitlerin yükseklikleri 69 m.’dir.

TİKAVde DEV JAGUAR TAPINAĞI (İnsanların kurban edildiği Piramit)

ORTA AMERİKA Yaklaşık 350.000 mil karelik alanda, hepsi bulunmasa da, Arkeologların tahminlerine göre 100.000 piramit vardır.

PERU MOCHE PİRAMİDİ PERU VİRU PİRAMİDİ MİSSİSİPİ VADİSİ PİRAMİTLER OHİO Vadilerinde PİRAMİTLER

CHİPCHEN İTZA (MAYA BAŞKENTİ) EL CASTİLLO PİRAMİDİ. Bu piramidin 365 adet basamağı ve 23 m. yüksekliği vardır.

MEKSİKA UXMAL’da SİHİRBAZ PİRAMİDİ. 89 adet korkulukları olmayan basamaklı rampası vardır. Yan yüzlerinin eğim açısı Kefren Piramidi ile aynıdır.

MEXİCO CİTY SANTA CECILLIA-AZTEK PİRAMİTLERİNİN MÜKEMMEL ÖRNEĞİ

TULA (TOLTEK İMPARATORLUĞUNUN BAŞKENTİ) VENÜS GEZEGENİNİN SOMUT ÖRNEĞİNE ADANMIŞ OLAN PİRAMİT

YUCATAN (MAYA KENTİ PALANQE) PAÇAL PİRAMİDİ-YAZITLAR TAPINAĞI

MEXİCO 60 mil güney batısında XOCHİCALO PİRAMİDİ. Bu piramitte bulunan yazıtlarda, Batık Kıta MU detaylı biçimde anlatılır.

PASİFİK ADALARI

TİNİAN ADASI Okyanusun batısındadır. Üstünde Piramitler vardır.

SWALLOW ADASI Ponapenin 120 mil batısındadır. Piramitler vardır.

CUAM ADASI Piramitler

TİNİAN ADASI Piramitler

PİTCAİRN ADASI PİRAMİTLER

KİNGSMİLL ADASI KİNGSMİLL PİRAMİTLERİ

ANADOLU

NEMRUT DAĞI YIĞMA PİRAMİT. Doğa şartlarının çok çetin olması henüz bu Piramidin içine girilmesine izin vermemektedir.

MEZOPOTAMYA

BABİLON ZİGGURATI (BABİL KULESİ) 89 m. yüksekliktedir.

SÜMER VE KALDANİ’LERİN BAŞKENTİ UR’DA ZİGGURAT. Her kenar 81 m.

BİRS NEMRUT (BARSİPPA) ZİGGURAT

AKARKUL (BAĞDAT YAKINLARINDA) ZİGGURAT

URUK BEYAZ TAPINAK

UR’DAKİ ZİGGURAT’IN alt kademelerinde siyahla, üst kademelerinde kırmızıyla renklendirme yapılmıştır. Bu uygulama karanlık ve aydınlık arasındaki zıtlığı belirtmek ve vurgulamaktadır.

KUZEY IRAK

NİNEVEH-KOSABATDA ASUR ZİGGURATI. KIRMIZI DEKOR TAŞLARI, BEYAZ-SİYAH-TURUNCU-ALTIN-GÜMÜŞ İLE TONLANDIRILMIŞTIR.

İRAN

(ELAM) ÇOĞA ZAMBİL 5 Kademeli, 48 m. yükseklikte en BÜYÜK ZİGGURAT.

HİNDİSTAN

MADURA MADURA TAPINAĞI (PİRAMİDİ) 40-50 m. YÜKSEKLİKTE

SARMATH

DEKHAN HAYSALA’DAKİ PİRAMİT

BODHGAYA 7 KATLI PİRAMİT. 160 m. YÜKSEKLİĞİ VARDIR.

MISIR

MENFİS JOZER (ZOSER) PİRAMİDİ. Basamaklı Piramittir. Mimarı İMHOTEP’dir. 60 m. Yükseklikte, 6 basamaklıdır.

DAHŞUR EĞİK PİRAMİT (GÜNEŞ PİRAMİDİ) 97 m. yüksekliktedir.

MAİDUM YAMUK PİRAMİT. Toprak kaymasından ötürü oluşan eğilik yüzünden bu şekilde anılmaktadır.

DAHŞUR SENEREFU’NUN KUZEY PİRAMİDİ 99 m. yüksekliktedir.

GİZE KEOPS PİRAMİDİ (DÜNYANIN 7 HARİKASINDAN BİRİSİDİR). 226 m. karelik alana yayılmıştır. Duvar eğimi 51 derece 52 dakikadır. Yan duvarlar, kuzeyden güneye ve doğudan batıya uzanır. 105 m.’lik çıkış koridoru ALPHA-DRACONİS adlı kutup yıldızına dosdoğru uzanır. 145 m. yüksekliği olan piramidin gölgesi kışın 80 m. ilkbaharda ise daha azdır. Mevsimlerin hesaplanmasında kullanılmıştır.

GİZE KEFREN PİRAMİDİ. 102 m. yüksekliktedir. Üzerine oturtulduğu tepe nedeniyle KEOPS’tan 135 m. daha yüksekte görülür.

GİZE MİKERİNOS PİRAMİDİ (MİSERİNUS) Daha ufak boyutlardadır.

Mısır’da bu piramitlerin dışında yüzlerce irili ufaklı piramit bulunmaktadır.

Kaynak:
Gör Anla, Çalış Kavra, Araştıran: Mihriban DEMİRAĞ, Derleyen: Meryem YÜZÜAK, Mart 1996, sh:238-244

Sırlar Taşıyan Bir Kitap:
“GÖR ANLA, ÇALIŞ KAVRA”

Sırlar Taşıyan Bir Kitap: “GÖR ANLA, ÇALIŞ KAVRA”


“Işığı camsız görmeye alış ki cam kırıldığında kör olmayasın.”
Hz. Mevlâna kaddesellâhü sırrahu’l azîz
“Her şeyin bir gölgesi varsa sizler neyin gölgesisiniz?”

Işığı ve Hakikâti bulmaya çalışanlar için “Gör Anla, Çalış Kavra” isimi ile hazırlanmış bu eser 250 adet basılmıştır. İçinde kendine mahsus bir takım sırlar barındırdığı görülmektedir. Araştırmacılar için içinden az bir kısmı sizlerle paylaşmak istedim. İncelemenizde fayda vardır.

ışık 1

O zaman unutulmaması gereken şeylerden bazıları şunlardır
  1. Her şeyin bir nedeni vardır.
  2. Olayları tek tek değil bütün olarak görmelisiniz.
  3. Bizde sonuna kadar terk yoktur.
  4. Ulaşılan sonuç hep tektir.
  5. Tesadüfe yer yoktur.
  6. Zıtlıklar doğruyu bulmanız içindir.
  7. Deliller ve işaretler hayatın her köşesinde gizlidir.
  8. Şüpheye yer yoktur.
  9. İnananla uğraşın, inanmayan sizin sorununuz değildir.
  10. Gözlerinizi açmak için, Yaradan’ın her yarattığını çok sevin, görmeye çalışın, o zaman gözleriniz açılır.
  11. Enerjiniz için gerekeni yaşarsınız. Önemli olan onu görmektir.

İyi ve kötü diye yorumladıklarınız bedensel yaşamınızın olgularıdır. Ancak, nedendir bilinmez, “iyi” diye yorumladığınız bir olguyla karşılaşınca hiçbir zaman neden ve niçinini düşünmez “şükür yaradana.” Dersiniz. “Kötü” diye yorumladığınız olguyla karşılaşınca da, ilk işiniz “neden?” Diye sormaktır.

Neden?

Diye sormayı bırakıp, niçin?

Diye düşünmeniz ve nedeni niçinde aramanız gerekmez mi?

O zaman enerjinizin neye ihtiyacı olduğunu bulmanız da kolaylaşır.

Yine içinizdeki zıtlık karşınızdadır.

Bir yandan: “Allah Teâlâ, sevdiği kuluna çektirir.” Der, bir yandan da isyana kalkışırsınız. Hiç düşündünüz mü?

Bu isyan; kime ve ne için?

“Her Şeyi Görmek İsteyip Göremiyorsan, İçini Aç, Aynaya Bak.”
“Işıktan aynanızı kullanmasını biliyorsanız, yansıtma ile ortaya çıkarabilirsiniz.”

Eski zaman ilim sahiplerinde kelimelerin sırları için Ebced ilmi dediğimiz sayı sistemi ile “harflerin Sırları” bulmaya çalışmışlar.  Günümüzde bundan başka daha değişik uygulamalarda vardır. Bu nedenle  günümüz Türkçesine muadil olabilecek Latin esaslı hesap sistemini kullanımında gerekliliği fark edenler bu konuda bazı ilerlemeler kaydetmiştir.  Kelimelerini ve kelâmını Türkçe kullananın sırrıda ona münasip olur kaidesince, harflerin sayısal sırrıda yönden uygun olur; diye düşünülmüştür. Bu gerekçe ile aşağıda hazırlanmış tabloları gözden geçirip sizlerde bazı sırlara kavuşabilir ve gelecek için öngörü sahibi olabilirsiniz.

 ışık 5

ışık 2ışık 3ışık 4

Örnek verecek olursak:

ışık7

Kaynak:
Gör Anla, Çalış Kavra, Araştıran: Mihriban DEMİRAĞ, Derleyen: Meryem YÜZÜAK, Mart 1996,
astral alem*****************

GİZEMLİ BİLGİLERİN KAYNAKLARINDA ASTRAL ÂLEMİN YEDİ KATMANI

BİLMEK VEYA BİLMEMEKTE PAYLAŞIMIN SINIRI

BİLGİ KURAMININ TEMEL KAVRAMLARI

JESUS CAMP- İsa’nın Yaz Kampı (2006) Film


Evanjelik Hıristiyanların irticaî uygulamadaki sosyal faaliyetlerini görmek için bu filmi kaçırmayın. Özellikle çocuklar üzerindeki şartlandırma ve beyin yıkama metodlarının Hitlerin yaz kamplarındaki gibi olduğunu görürsünüz. Bu korkunç durumu gözler öne seren film niçin piyasaya sürüldü diyecek kadar kafa karıştırıcı olduğu görünmektedir. Bu meyanda Hristiyan dünyasının yeni nesli yönlendirme çalışmalarının nedenlerini araştırmak ve düşünmek gerekiyor.

Yönetmen: Heidi Ewing , Rachel Grady

Ülke: ABD

Tür: Belgesel Dram

Vizyon Tarihi: 15 Eylül 2006 (ABD)

Süre: 84 dakika

Dil: İngilizce

Müzik: Force Theory, Neill Sanford Livingston , Michael Furjanic

Görüntü Yönetmeni: Mira Chang , Jenna Rosher

Yapımcılar:Laura Bell ,Nancy Dubuc , Heidi Ewing

Firma: A&E IndieFilms | Loki Films

Ödüller: Adaylık; Oscar, 3 ödül ve 4 adaylık

Web Sitesi: Official site

Çekim Yeri: Colorado Springs, Colorado, USA

Oyuncular:    Becky Fischer,    Ted Haggard,    Mike Papantonio

Özet

Evangelist ahlakla yetiştirilmiş bir grup çocuğun, İsa adına toplandıkları yaz kampında yaşadıkları üzerine bir belgesel.

Onlar, kendi deyimleriyle, İsa’nın askerleri. Yarının Evangelist ordusunun yılmaz neferleri. ‘Kids on Fire’ adlı kampta, çocuklar oyun oynamak, yüzmek, ateş etrafında birbirlerine öyküler anlatmak yerine, gerçek birer ‘Hıristiyan savaşçısı’ olmayı öğreniyor. Kendilerine ait, muhafazakâr, Tanrı eksenli bir yaşamları var. Hayatlarını İncil’e adamışlar ve bu yolda kendilerine benzemeyen herkes düşmanları. Felsefelerini tek cümle ise özetlemişler; “İsa için, Amerika geri alınacak.”

Amerika’da yayınlanan ’Jesus Camp’(İsa’nın Kampı) adlı bir belgesel olay yarattı. Kuzey Dakota’daki bir yaz kampını tanıtan belgeselde, yaşları 7 ile 13 arasında değişen 30 çocuğun Hıristiyan savaşçısı olarak yetiştirilmesi anlatılıyor. Evangelist aileleri tarafından kampa gönderilen çocuklar güne sabah duasıyla başlıyor. Daha sonra İncil eğitimi alıyorlar. Kendilerini Hz. İsa’nın birer askeri olarak gören çocuklar, ayin sırasında ağlıyor ve affedilmek için Tanrı’ya yalvarıyor. Daha sonra da askeri eğitim alıyor.

FİLİSTİNLİLER GİBİ OLUN

Bu sırada kampın lideri Papaz Becky Fischer çocuklara, “Bu bir savaş. Hükümetteki düşmanlarımızı yerle bir edeceğiz. Hazır mısınız” diye bağırıyor. Çocuklar hep bir ağızdan, “Evet” diye yanıtlıyor. Fischer, sonra da “İslam’a olan bağlılıkları için hayatlarını feda edenler gibi olun. İncil ve İsa için hayatınızı vermeye hazırlanın. Onlar nasıl İsrail’de Filistin’de, Pakistan’da radikal bir şekilde hayatları pahasına savaşıyorsa siz de bunun için kendinizi hazırlayın” diye bağırıyor.

KİTAPLAR ŞEYTANI

Kampa gelen çocuklardan biri içinde şeytani şeyler olduğu için kitap okumadığını söylerken, bir diğeri “Burada birer savaşçı gibi eğitiliyoruz, ama bu eğlenceli yoldan yapılıyor” diye konuşuyor. Amaçlarının Amerika’da yeniden Hıristiyanların hakim olmasını sağlamak olduğunu söyleyen Papaz Fischer, “Burada ABD Hükümeti’ni, Parlamentosu’nu, yargısını yeniden şekillendirecek nesiller yetiştiriyoruz” diyor. Kamp ABD’yi ikiye böldü. Ilımlı Hıristiyanlar bu çocukların ileride birer politik militan olarak kullanılmasından endişe duyuyor. Muhafazakar Hıristiyanlar ise kampla ilgili belgeselin yayınlanması sayesinde mesajlarının daha geniş kitlelere ulaşacağı umudunda. Fischer, çocukların beyinlerini yıkadığı yönündeki eleştirileri reddediyor. “Ben Tanrı korkusuna sahip Hıristiyanlar yetiştiriyorum. Amerika’da Hıristiyanların hakim olmasını amaçlıyoruz. Tanrı’nın ordusunu kurmak için çocukları küçük yaşta eğitmeliyiz… “

******************

HZ. İSÂ ALEYHİSSELÂMIN NÜZULÜ MESELESİ: DİNİ VE POLİTİK YAKLAŞIMLAR

Hz. İsâ aleyhisselâmın Nüzulü meselesi, İslam öncesinde dinlerde, kültürlerde, Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam geleneğinde bulunduğu gibi, genel manada “Kurtarıcı Mesih” anlayışı bazında her din, toplum ve kültürde isimleri farklı olmakla birlikte olduğu görülmektedir.

İlâhî dinlerde “Yahudilikteki Kurtarıcı” Davut soyundan gelecek ve Yahudileri Mutluluğa ulaştıracak Tanrı Krallığını kuracaktır.

“Hristiyanlıktaki Kurtarıcı” ise Mesih İsâ’dır. Ve ahir zamanda gelip Tanrı Krallığını Deccal’i yok ederek kuracak Milenyumu başlatacaktır.

İslamiyet’te ise “Nüzulü İsâ” meselesi ile ilgili Kur’ân-ı Kerimde ise bilgi bulunmamaktadır. Hadis külliyatında ise bu konuda rivayetler olsa da, bu rivayetlerin hem sened hem de metin açısından birçok zayıf yönleri olduğu bulunmaktadır.

“Kur’ân-ı Kerim ve hadis birbirine muhalif olmaz” kuralından hareketle Kur’ân-ı Kerim son rasülün ve nebinin Hz. Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem olduğu, O’ndan sonra nebi ve rasül gelmeyeceği ve her canlının fani olduğu ilkelerinden hareketle Nüzulü İsâ meselesinin olmayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle İslam geleneğine bu meselenin daha çok diğer din ve kültürlerden geçtiği şüphesini uyandırmakta ve bu konudaki ortaklıklar bu şüpheyi kuvvetlendirmektedir.

Nüzulü İsâ Meselesini Siyasi ve politik olarak kullanan günümüz Hristiyan cemaatlerinden Evanjelizm, bu teolojiyi Küresel amaçlar için Bush’un önderliğinde Evanjelistlerin ve Fundementalist Hristiyanların Mesih’i Söylemini kullanmaları birçok amaçlara müstenit olduğu görülmüş ve şu sonuçlara ulaşılmıştır.

Aslında bu muhafazakâr grup Evanjelistlerin Yahudileri kollamalarının arkasında dünyanın Hıristiyanlaştırılması ideali yatmaktadır.

Ortadoğu’ya Yahudilerin yerleştirilmesi planlanarak o bölgedeki kaos ve kargaşadan da faydalanarak Hıristiyanların dünya misyonerlik faaliyetlerini rahatça yapmalarına katkı sağlanmak istenmiştir.

Evanjelik Hıristiyanların esas amacı, Yahudilerin dünya hakimiyetini gerçekleştirmek değil, bilakis Hıristiyanlığın ve Amerikalıların dünyaya tamamen hakim olabilmesi için Yahudilerden yararlanmaktır. Bunu Yahudiler biliyorlardı ama Yahudiler de Büyük İsrail’i gerçekleştirmek İçin Amerika’lıların desteğinden güç kazanıyorlardı. Bu sebeple Evanjeliklerle devamlı irtibat halinde oldular.

EVANJELİSTLER VE FUNDEMENTALİST GRUBLAR İÇİN ÖNEMLİ OLAN TEK ŞEY, BİR AN ÖNCE İSÂ MESİH’İN YERYÜZÜNE GELİŞİNİ GERÇEKLEŞTİRMEKTİR. Mesih’in yeryüzüne gelmesi ve “Bin Yıllık Tanrısal Krallığın” kurulması için ise dünyanın bir an önce Hıristiyanlaştırılması gerekmektedir. Onlara göre dünya Hıristiyanlığının önündeki en büyük engeli Müslümanlar oluşturmaktaydı.Yahudilerin arz-ı mev’udu üzerinde bulunan Müslümanlarla en iyi mücadeleyi verecek olan da hiç şüphesiz Yahudiler olacaktır.Kutsal Kitaba dayalı yenidünya düzeninin kurulması, İsâ Mesih’in dünyaya gelişi anlamına geleceği gibi beklenen kıyametin de kopuşu olacaktır. Dolayısıyla bu zannedildiği gibi “Yahudi Kıyameti” değil, bilakis bir Hıristiyan “Armegedonu” (kıyameti) olacaktır

11 Eylül 2001 tarihindeki ABD’ye yapılan terörist saldırılarından sonra yapılan istatistiklere göre Amerikan halkının % 50′si kıyametin kendileri hayattayken kopacağına inanmaya başlamıştır. Eskiden sadece marjinal gruplar bu arzu ve beklenti içerisindeyken, artık günümüzde dünyanın bilhassa da Amerika’nın yaşadığı bazı felaketler, insanları kıyametin kopacağına inandırmaya başlamıştır. Zaten Amerika Halkı devletin güttüğü siyaset yüzünden şu anda büyük bir kaos ve korku ortamı yaşamaktadırlar.

Hıristiyan yayılmasının önündeki en büyük engelin Müslümanlar, Müslümanlar içinde de Türkler olduğu düşünülmektedir.

Oysa bu dönemde Hz. İsâ’nın yeryüzüne gelebilmesi için dünyanın hızla Hıristiyanlaştırılması gerekmektedir. Zira dünyanın Hıristiyanlaşmasını sağlamadan İsâ Mesih’in gelişini beklemek hayal olacaktır. Bundan dolayı fundamentalist gruplar, Anadolu’nun parçalanmasını Armegedon (Kıyamet alameti) olarak algılamışlar ve bu düşüncelerini kutsal metinleri olan Yeni Ahit’in Vahiy Kitabı’nın 9. ve 16. bablarına dayandırmışlardır:

“Altıncı melek borazanını çaldı. Tanrının önündeki altın sunağın dört boynuzundan gelen bir ses işittim. Ses, ‘elinde borazan olan altıncı meleğe, Büyük Fırat Irmağı’nın yanında bağlı duran dört meleği çöz’ dedi. Tam o saat, gün, ay ve yıl için hazır tutulan dört melek, insanların üçte birini öldürmek üzere çözüldü “, “Altıncı melek tasını Büyük Fırat Irmağını boşalttı. Gündoğusundan gelen kralların yolu açılsın diye Fırat Irmağı kurudu… “

Buradaki İncil ifadelerinden anlaşılan mana şudur ki, Tanrının bizzat meleklerini kıyametin kopmasında görevlendirmiş olmasıdır.

Dicle ve Fırat ırmaklarının görevli melekler tarafından kurutulması ve bu bölgedeki kaosun ve savaşların ortaya çıkartılması ise kıyametin başlaması olarak algılanmaktadır. Türklerin Anadolu’yu fethi, İncil ifadelerinin kaleme alınışından bin yıl sonraya denk düşmektedir. Dolayısıyla bu ifadelerden, doğrudan Türkiye’nin parçalanması gibi bir mana çıkarmak zordur.

Ancak İncil’e göre kıyametin zuhurunda vuku bulacak hadiseler Anadolu topraklarında başlayacaktır. Anadolu’nun şu anki sakinleri Türklerdir. Günümüzde bazı Evanjeliklerin kıyametin kopmasını hızlandırmak için çırpınmalarının ülkemize zarar verme ihtimali vardır.

Büyük Ortadoğu Projesi, Evanjelik yenidünya düzenini gerçekleştirmede, Evanjelik Hıristiyanlarının Mesih planının en önemli sacayaklarından biridir.

Malum olduğu üzere Ortadoğu, büyük oranda Müslüman ülkelerden oluşmaktadır. Evanjelik Hıristiyanlara göre yenidünya düzeni kurabilmenin yolu Ortadoğu’dan geçmektedir. Çünkü İslam ülkelerinin gücü tamamen kırılmadan, güçsüz ve yetersiz hale getirilmeden, dünyaya şekil vermenin zor olduğu düşünülmektedir. Günümüzde Müslüman ülkelerin görünürde çok fazla güçlü olduklarını da söylemek zordur. Ancak Evanjelik kurguya göre, Müslüman ülkelerin İslam’dan aldıkları ilhamla kendilerine yeniden çeki düzen verebilmesi ve güç birliği yapmaları da ihtimal dâhilindedir; Yenidünya düzeni kurma arzusundaki Evanjelikler, bu ve buna benzer pek çok ihtimali de hesaplamaktadırlar, ince eleyip sık dokumaktadırlar.

Irakla başlayan sözde demokratikleştirme hareketi, dalgalar halinde bölge ülkelerine de kaydırılmaya çalışılmaktadır. Unutmamak gerekir ki Türkiye de bu ülkelerden birisidir. Dolayısıyla gönlümüz hiçbir zaman arzu etmese de Türkiye de, komşularının kaderini paylaşmak durumunda kalabilir. Temennimiz ülkemizin başına asla bir belanın gelmemesidir; ancak temenniler olacakları önlemeye yeterli de olmayabilir. Yani çok dikkatli ve tedbirli olmalıyız., böyle bir tehlike ile karşı karşıya kalmamamız için bütün alanlarda çalışmaya devam etmeliyiz.

Büyük ülkelerin tek bir sebep ve gerekçeyle Ortadoğu’ya çeki düzen vermeye çalışmaları da düşünülemez ve bu girişimi tek bir sebebe bağlamak da gerçeklerle bağdaşmaz. Dini gerekçeler de bu sebeplerden biridir. Ancak emperyalist emeller, dini arzuların önünde engel teşkil etmez. Siyasi, ekonomik, kültürel yatırım ve yaptırımları da dini dizaynlarına paralel olarak pekâlâ işleyebilirler. Nitekim tarihte emperyalizmin, bazı zamanlarda misyonerizmin öncü kolu olarak çalıştığını söylemek mümkündür. Hatta bu projede dinden ziyade Emperyalist emeller birinci sıradadır. Ortadoğunun petrol havzası olması, Ortadoğu’nun enerji kaynakları, bunları küresel pazarlara açan ulaştırma hatları, Ortadoğu’nun su kaynakları, bölgedeki insan kaynakları, Amerika’nın iştahını kabartmaktadır. Ayrıca üç kıtaya yakınlığı bulunan Ortadoğuda Amerika üssü olması Amerika’nın dünyanın jandarmalığını yapması açısından önemlidir.

11 Eylül süreci, daha çok imparatorluk iştahını kabartan bir rol oynamış; stratejinin siyasete dönüşmesini mümkün kılmıştır. Küresel kapitalizmin kutsal mabetlerini hedef alan eylemin çapı ve faillerinin “radikal İslâmcı” bir kimlikle ilişkilendirilmesi, Ortaçağ’ın karabasanı olan “Haçlı ruhu”nun çağrılması için yeterli olmuştur.1

Bu sebeple tekrar hortlayan Haçlı zihniyetine yem olmamak için tüm Müslümanların birlik beraberlik içerisinde olmaları gerekmektedir.Unutulmamalıdır ki Haçlı zihniyetinin, istedikleri ortamı oluşturabilmeleri için Müslümanların özelliklede Türklerin ilerlememesi gerektiğini düşünmektedirler. Daha doğrusu Türklerin yok olması gerekmektedir. Bunu gerçekleştirmeleri için de Misyonerlik, Ilımlı ve Radikal İslam, İnsan Hakları, Kürt sorunu …. vb kavramlar altında sinsi planlar yapmaktadırlar. Bu sinsi planlara karşı uyanık olmak lazımdır. Ve kendimize ait değerlere sahip çıkarak küresel güçlerin oyunlarına gelmemeliyiz.

Kaynak:

Mehmet AKBEN; Hz İsâ’nın Nüzulü Meselesi: Dini Ve Politik Yaklaşımlar, T.C. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı, Master Tezi, Ankara – 2007

1 Esat ÖZ : “Küresel İmparatorluk Stratejisinin Bir Aracı Olarak Din ve “Ilımlı İslâm” Projesi” 2023 dergisi 06 / 04/ 2005.

*******************

MEA MAXİMA CULPA: SİLENCE İN THE HOUSE OF GOD (2012) Madonna Ağlıyor
THE LAST TEMPTATİON OF CHRİST (1988) (GÜNAHA SON ÇAĞRI)

CANKUŞU-YAŞAMINI YİTİRDİ


Hayâtın ikinci yüzü ölümdür. Eskiler ölümü uykunun kardeşi olarak kabul etmişlerdi. İslâm’a göre ölüm, bir ot gibi çürüyüp gitmek, yok olmak, yitmek-bitmek değildir. Ölüm, yeni bir dünyaya doğmaktır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de buyruluyor ki:

“Her nefis, ölümü tadıcıdır. Sonra da ancak, Bize Allah’a döndürülürsünüz”

İslâm ulularının eserlerinde, ölüm bir kadife yumuşaklığıyla anlatılmıştır. Meselâ Hz. Mevlâna’ya göre “ölmek, şeb’i arus’tur, yâni sevgiliyle buluşmak-kavuşmak gecesidir. Sevgililer sevgilisi de Allah’tır”.

Hz. Mevlâna’nın sandukası üzerine yazılan 9 beyitlik gazelinde ölüm, tam bir İslâm inancıyla anlatılmıştır. Hz. Mevlâna diyor ki:

“Öldüğüm gün, benim tabutumu omuzlar üzerinde gördüğün zaman, bende bu cihanın derdi var sanma!

Bana ağlama!

Yazık yazık, vah vah deme!

Şeytanın tuzağına düşersen, vah vahm sırası o zamandır.

Yazık yazık o zaman denir. Cenâzemi gördüğün zaman ayrılık ayrılık deme.

Benim buluşmam, görüşmem o zamandır.

Beni mezara koyunca elvedâ, elvedâ deme.

Mezar, cennet topluluğunun perdesidir.

Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret.

Güneş’le Ay’a, batmadan ne zarar gelir ki?

Sana batma görünür ama, o doğmadır.

Mezar hapishane gibi görünür ama, canın hapisten kurtuluşudur.

Yere hangi tohum ekildi de tekrar bitmedi?

Neden insan tohumuna gelince bitmeyecek zannına düşüyorsun?

 Hangi kova kuyuya salındı da dolu olarak çıkmadı?”

 

Mevlevîler, kat’iyyen öldü, vefât etti, yitti gitti demezler. “Hakk’a yürüdü” derler. Ne güzel, ne sıcak bir ifâde. “Hakk’a yürüdü”. Dünyada doğumu ve ölümü, aynı zamanda bir Mevlevi şeyhi olan şâir Arif Nihat Asya kadar, acaba kim yumuşak ve güzel anlatabilmiştir. Arif Nihat Asya bir mensur şiirinde diyor ki:

“Bir yanağından öptüm söyle ey Dünya, öbür yanağından da öpmek için, kaç günlük yol yürümeliyim?”

Mevlevî Arif Nihat Asya doğumu, dünyanın bir yanağından Öpmek olarak kabul ediyor. Ona göre ölüm, Dünyanın öbür yanağını öpmektir. Ne güzel, ne rahat, ne yumuşak bir söyleyiş.

Şimdi, zaman zaman alkışlarla kaldırılan cenazelerimiz için radyolarımız, televizyonlarımız, gazetelerimiz “yaşamını yitirdi” ifâdesini kullanıyorlar. “Yaşamını yitirdi” ne kadar çirkin, ne kadar zavallı, ne kadar cin çarpmış bir sarsak cümle.

Dünkü zengin Türkçemizde, ölüm gerçeğini anlatan yüzden fazla ifâde vardı. İşte onlardan bazıları. Bir kimse dünyasını değiştirince ondan sadece “öldü” veya “yaşamını yitirdi” diye bahsedilmiyordu. Şu güzel, şu zarif şu ince, şu pırıl pırıl kelimeler, deyimler kullanılıyordu. Meselâ şöyle deniliyordu:

Can kuşunu uçurdu, Cennete kavuştu, Cennetlik oldu, Canını kurban etti, Dünyasını değiştirdi, Dâr-ı bekaya irtihal etti, Ecel şerbetini içti, Ebediyete göçtü, Gerçek hayata uyandı, Hak’ka yürüdü, Hak’ka kavuştu, Kalıbını dinlendirdi, Kulağının dibi sarardı, Kuş gibi uçtu gitti, Merhum oldu, Mevlâsma kavuştu, O dünyaya gitti, Ömrünü size bağışladı, Ölüm kapısını dövdü, Ömür defteri kapandı, Rahmet-i Rahman’a kavuştu, Rahata erdi, Ruhunu teslim etti, Şehit düştü, Sizlere ömür oldu, Topraktan geldi toprağa gitti, Ukbâya irtihal eyledi, Yatağından kalkamadı, Yensiz gömlek giyindi, Vefât etti, Azrail sinesine kondu, Bir varmış bir yokmuş oldu, Gor’a gitti. Ve daha niceleri, ve daha niceleri…

Bir de istenmeyen, sevilmeyen kimselerin ölümlerini anlatan deyimler, kelimeler var ki onları burada saymak istemiyorum. Geberdi, Zıbardı,

Nalları dikti, Gorbegor oldu, Tahtalı köye gitti… gibi ifâdeler. Şu dünkü Türkçe’mizin zenginliğine, dünkü insanımızın inceliğine dikkat buyurun. Bir de bugünkü basitliği, çirkinliği, kuruluğu, yavanlığı düşünün.

Ne olmuş ne olmuş?

-Yaşamını yitirmiş!

-Haydi oradan zavallı adaml Yiten-biten bir şey yok yitirilmek bitirilmek istenen Türkçemizin zenginliği ve güzelliğidir.

“Yaşamını yitirmiş”miş! Yitirilen, kaybedeline bir şeyi bulmak ihtimali varolduğuna göre, ‘‘yaşamını yitirenlerin” yakınları, yitirdikleri yaşamları arasınlar biraz. Şurada-burada bulabilirler (!) belki.

(sh:51-53)

Kaynak:

Yavuz Bülent BÂKİLER, Sözün Doğrusu,
Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları, 17.Baskı, 2011, İstanbul