BEN ŞEYHİM-MÜRŞİDİM DİYENLER OKUSUN

EVLİYÂ-İ KİRÂM VE MÜRŞİDÎN-İ İZÂM HAZERÂTINDAN VÂRİS-İ MUHAMMEDÎ EVLİYÂ-İ KİRÂM’A MAHSUS OLAN VE ECELLÜ’L-KERÂME DENİLEN DOKUZ KERÂMETİN BEYÂNINDAKİ MENÂKIB-I ŞERÎFEDİR BİRİNCİ KERÂMET : Cenâb-ı Hakk, kendisine müridân ve itbâını (tâbi olanları) gösterip ve Resûl-ü Ekrem Aleyhisselâm dahi kendisine icap eden vezâifini (görevlerini) gösterdiği lâhzadan itibaren, en sonundaki vazifeye kadar bütün avâlimde (dünyalarda) kendisinden ahd ve […]

MÜRŞİDİNİN VASFINI ÖĞRENMEK İSTİYORSAN OKUMALISIN

MÜRŞİD-İ KİRÂM HAZERÂTININ VASIFLARI VE TARİFLERİ HAKKINDADIR. Mürşidler dört kısımdır: Mürşid-i teberrük, mürşid-i tezkîye, mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye. Makâm ve mertebeleri, ulvîyyet ve kudsiyyeleri, zikrolunduğu tertipdedir. En iptidâ (başlangıç) makâmda olan, mürşid-i teberrük’dür. Mürşid-i teberrük olan zâtta bulunması lâzım gelen evsâf ve şerâitdendir ki; evvelâ o zât kendi mürebbî ve mürşidi tarafından beş bin […]

MÜRŞİDÎN-İ KİRÂM HAZERÂTININ EVSÂF VE AHVÂLİNİ BEYAN EDEN VE MAKÂM-I İRŞAD’IN ŞARTLARI VE ERKÂNI VE MUKALLİD (SAHTE) MÜRŞİDLERİN DE AHVÂLİNİ BEYAN EDER.

BU MENAKIB “ÜMMÜ’L-HİKÂYÂT” DENİLEN MENAKIBTIR.   BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHÎM  “Ve ma tevfîkî illa billah aleyhi tevekkeltü ve ileyhi ünîb “ Hûd suresi (11:88). Meali: “…Başarım ancak Allah’tandır, O’na güvendim; O’na yöneliyorum.” Cenab-ı Hakk Teâla Hazretleri, Âdem Aleyhisselâm’dan itibaren Resûl-ü Ekrem Aleyhisselâm Hazretleri’nin zaman-ı saadetlerine kadar insanları başı boş, delilsiz bırakmamıştır. Nitekim enbiya ve mürselîn-i kirâm göndermiştir. Ve […]

MENÂKIB-I ŞEREFİYYE’DEN LEDÜNNİYÂT

BİR KİMSE LEVHÜ’L MAHFÛZ’UN HAKİKATİNE VÂKIFIM VE LEVH’DE YAZILI OLAN MUKADDERATI BİLİYORUM DERSE. O kimse 124 bin Enbiyâ ve Mürselîn hazerâtının isimlerini bilmesi lâzımdır. ** BİR KİMSE BEN MÜRŞİDİMLE VE ONLARIN RUHLARIYLA GÖRÜŞÜYORUM VE MÜLÂKÂT EDİYORUM DİYE İDDİADA BULUNUYORSA. O kimse halihazırda bulunan yedi tarikatın usullerini ile meşâyih-ı silsile-i şeriflerini bilmesi lâzımdır. Ve her tarikatın […]

“TANRI TUTULMASI” -MARTİN BUBER- Kitabından

Hzl: Martin Buber-(trc: Abdüllatif Tüzer), ÇEVİRENİN ÖNSÖZÜ Felsefe ve din, en yüksek hakikatlere, en derin anlamlara ulaşabilmenin iki ayrı yolu olarak karşımıza çıkar. Düşünce tarihine baktığımızda zaman zaman bu iki yolun mutlak hakikate ancak kendi araçları vasıtasıyla ulaşılabileceği iddiasıyla çatıştıklarını, zaman zaman da aynı amacı güden fakat farklı araçlar kullanan iki kardeş olarak öne sürüldüklerini […]

LEDÜNNÎ SIRLARDAN

GÖRÜNMEYEN CEZALAR “Allah Teâlâ, iman edenlerin velîsidir.” Bakara, 257 “Allah Teâlâ, iman edenleri müdâfaa edip savunur” Hacc, 38 Allah Teâlâ, evliyasına eziyet edenlere karşılık verir; ancak bu karşılığın derhâl olması gerekmez. Çünkü dünya hayatındaki müddet, Allah Teâlâ katında çok kısadır. Allah Teâlâ, dünyanın, sevdiği kullar için mükâfatlandıracağı bir yer olmasını murat etmediği gibi düşmanlarını cezalandırmak […]

RASÛLULLÂH Sallallâhü Aleyhi Ve Sellem NÛRLARIN NÛRU, SIRLARIN SIRRIDIR

Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellem, en yüce mazhar, en parlak berzahtır. O, nûrların çıkış yeri ve sırlar madenidir. O açan ve kapatandır. Kâmil sûrette yüce makâmlar sahibidir. Âlemlerin Rabbinin Resûlü ve evvelkilerin ve sonrakilerin efendisidir. Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve selleme, âline ve bütün ashâbına Allah salât ve selâm eylesin. O nûrların nûru, sırların sırrıdır. Rabbânî […]