ABDULBAKIY GÖLPINARLI HOCA HAYATI, KİŞİLİĞİ, ESERLERİ

Hzl. Leyla İLKAY ÖZSÜER Hayatı Abdulbaki Gölpınarlı, hicri 1317 yılı Ramazan ayının onuncu gecesinde (12 Ocak 1900) Sultanahmet civarında Kâtip Sinan Mahallesi’nde doğdu. Ailesinin kökeni Azerbaycan’dan gelmekteydi Gence’nin Gölbulağ köyüne mensup olduğu için, köyüne nispetle, Gölpınarlı soyadını aldı. Ailesi Rus savaşından önce Bursa’ya oradan da İstanbul’a göçmüştü. Babası Ahmet Âgâh Efendi “Tercümân-ı Hakikat” gazetesinde çalışmaktaydı. […]

Alexis Carrel_Dua Kitabı

RASÛLÜLLAH SALLALLÂHÜ ALEYHİ VE SELLEMİN TAİF SEFERİ DÖNÜŞÜ YAPTIĞI DUA “Sizden Hayra davet eden, iyiliği emreden, kötülükten nehyeden bir ümmet bulunsun, işte kurtuluşa erenler yalnız onlardır.” (Al-i İmrân,104) İlahî! Kuvvetimin za’fa uğradığını, çaresiz kaldığımı, halk nazarında hor görüldüğümü, an­cak sana arz eder, sana şikâyet ederim. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Herke­sin zayıf görüp de dalına bindiği […]

SEYR-İ SÜLÛKTE MEŞGUL EDEN SORULAR

Bir kardeşimizin maili üzerine bu metin hazırlandı. Sorular ve Cevaplar Kısaca sunuldu 1) Mürşidler beka diyarına göçtükleri zaman rabıta kesilir mi? Bu konuda Kuşadalı Efendimizden; Rabıta rabıta derler, Hakk’dan gafil olmamak demektir. Yine Kuşadalı Efendimizden; “Ahirete intikal etmiş mürşide rabıta olmaz, eğer olsaydı Resul Efendimizden başkasına olmazdı.” Huzurda teveccüh olmaz. Asıl rabıta şeyhinin uluhiyyetini tasdiktir. […]

HZ. MEVLÂNA’DA PEYGAMBER SEVGİSİ

Hzl: Alb. Şefik CAN Bu konu insanın tuhafına gidebilir. Yalnız Mevlâna değil bütün veliler ve bütün Müminler elbette alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizi severler. Hatta sadece kendi Peygamberimizi değil bütün peygamberleri severler, onlara saygı gösterirler. Nitekim vaktiyle Viyana Muhasarasında Müslüman olan papaz Hz. İsa’ya küfrettiği için öldürüldü. Bizler Kur’ân-ı Kerim’de beyan buyurulduğu üzere bazılarını […]

BOSNALI ABDULLAH EFENDİ (Abdullah-ı Rûmî) kaddesellâhü sırrahu’l azîz

Osmanlı evliyâsının büyüklerinden. 1583 (H.992) senesinde Bosna’da doğdu. Asıl ismi Abdullah Abdî olup, babasınınki Muhammed’dir. Bosnâvî, Rûmî ve Gâibî nisbet edildi. Şârih-ul-Fusûs ve Şârih-il-Mesnevî diye meşhûr oldu. Doğum yeri olan Bosna’da ilim tahsîline başlayan Abdullah Efendi, sonra İstanbul’a geldi. Tahsîlini tamamladıktan sonra Bursa’ya gitti. Bursalı Hasan Kabaduz Efendi ile görüştü. Bu zâtın sohbetlerinde kemâle gelip […]

FARK VE CEM’

Hzl: Nurgül KARAYAZI Ayırmak, dağıtmak, seçilmek, ayırt etme, başkalık alâmeti gibi mânâları olan fark, tasavvufî bir terim olarak, çoklukta birliği, birlikte çokluğu herhangi bir engelleme olmadan görmek demektir. Yine bir târife göre, beşerî hâllere yaklaşma ve kulluğu yerine getirme açısından kulun kesbine, fark (tefrika) denir.[1] Mutasavvıflar fark ile cem’i birlikte kullanmışlardır. Cem’ toplamak, dikkat ve […]

REFÎK-İ A’LÂ

Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellemin son kelâm-ı şerifi “Allah’m, beni refîk-i âlâya ulaştır”ı anlamak üzere Kâmil Tabiat’a benzer varlıklardan biri de “Refîk-i A’lâ” olarak adlandırılan varlıktır. Refîk-i A’lâ, Peygamberimizin vefatı esnasında söylediği; “Allah’m, beni refîk-i âlâya ulaştır” [Sahih-i Müslim (Nevevi’nin Şerhi ile birlikte), Fezâil, no: 87,88,89; Nesefî, no: 34. ] hadisinde geçen bir kavramdır. İşte […]