DUA – KADERİN DEĞİŞİMİ

Hzl: Fatma BAYRAKTAR  “Dua, bir çeşit zihni ve uzvi değişiklikten ibarettir.” [1] Zira duada, var olan beğenilmemekte, onun yerine farklı bir durum istenilmektedir. Böylelikle dua, öncelikle bir değişim çağrısı olmaktadır. Özellikle istek dualarında Tanrı’nın bu dünyadaki bir durumu değiştirmesi talebi vardır. Duanın kabulü ile beklenilen, var olanın değişmesidir. Ancak bu değişme, Allah’ın iradesinde mi, yoksa […]

DUA ve İNSAN

Hzl: Fatma BAYRAKTAR Allah Teâlâ’nın insanı yaratması, yaratıcının yarattığı ile ilişki içerisine girmesi, onu yönlendirmesi, ona hitap edip onu değerli kılması, dinin varlığını anlamlı kılmaktadır. Kuran-ı Kerim’de insanın yaratılışına farklı bir yer verilmiştir. İnsandan beklentiler ve insana yüklenen sorumluluk da farklıdır. Yüce Allah insanı yarattıktan sonra özgür ve irade sahibi bir varlık olan insanla diyaloğa […]

DUA – KADER BAĞLAMINDA İNSAN

Hzl: Fatma BAYRAKTAR Yaratılmış olan evrende belli kurallar vardır. Bu kurallar, evrenin yaratıcısı tarafından belirlenmiş ve devam ettirilmektedir. [1] Evrende, yaratılmış olan ve varlıkların uyduğu genel kurallara uyan farklı bir varlık vardır. Bu varlık, yaratılmış olanlar içerisinde ayrıcalıklı yeri olan insandır. [2] Duada insanın kilit bir rolü vardır. İnsanın bu rolü onun yaratan ile ilişkisini […]

AŞK – Semîha Cemâl Hanımefendi [Büyük Hikaye] 4. BÖLÜM

DOLANAY’IN HÜCRESİNDE Bir sade yatak. Baş ucunda bir kandil ve bir testi su, bir kaç tomar papirüs… Ve bütün bu sadeliğe en büyük ihtişamı, en doyulmaz güzelliği, zenginliği veren Dolunay’ın kendi.. Onun bulunduğu yer, dünyanın en lâtif, en fevkalâde, en cazibeli yeridir. O nerede bulunursa, orada bir fevkalâdelik hasıl olur. Dolunay güzelliği hiç bir şeyden […]

AŞK – Semîha Cemâl Hanımefendi [Büyük Hikaye] 3. BÖLÜM

İKİNCİ KISIM (Yürek için) Ayça’nın duyguları: Ziyafetten bir kaç gün sonra, Emre’nin bilmediğim bir sebepten Mısıra gittiği gündü. Dolunay bize gelmişti. Can’ın odasında oturuyorduk. Göğsümde mavi bir böcek kabuğundan kendi yaptığım bir iğne vardı, Dolunay onu istedi, vermedim. Hele bu isteyişteki hususî manayı sezince isyan ettim. O: —         Zorla alırım! dedi… Ve Can’ın yanında gelip […]

AŞK – Semîha Cemâl Hanımefendi [Büyük Hikaye] 2. BÖLÜM

AŞK   BİRİNCİ KISIM DOLUNAY’LA CAN —         Can, aşk senin kendine mahsus varlığını yakmış ve sende boş bir kalıptan başka bir şey bırakmamıştır. Sen içi boş bir kaval gibisin ki bu vücuttan duyulan ses, kaval çalıcının sesidir. Sen kendi vücudundan ölmüş ve benim aşkımla yaşayan bir vücutsun. Aşkın cünun [delilik] anları senden gitmiştir. Mademki artık […]

AŞK – Semîha Cemâl Hanımefendi [Büyük Hikaye] 1. BÖLÜM

      “Kadında muayyen bir heykel-i hüsn ü hayal, mevcut değildir. Kadın, mazhar-ı aşktr.” [Semîha Cemâl] [Kenan Rifâî ve Yirminci Asrın  Işığında Müslümanlık, s. 189.]   Allah Teâlâ, Yusuf ve Züleyhâ’nın aşkını kıymetli değerli bulduğundan, Kur’ân-ı Kerim’de “En güzel hikâye” diye bahsetti. Aşk Mektebinde olup, aşkın büyük hikayesinden habersiz olmak olur mu? **** —         […]

TÜRK DİN MÛSİKÎSİ’NDE TEMCİDLER VE SAKARYA İLİ TARAKLI İLÇESİNDE OKUNAN TEMCİD ÖRNEKLERİ

Hzl: Ferdi KOÇ TEMCİD a- Temcid’in Anlamı Halil Can’ın verdiği bilgiye göre Türk Din Mûsikîsi’nde Câmi Mûsikîsinin bir formu olan “Temcid” lügatlarda şu anlama gelir: “Arapça bir isim olup şan, şeref ve büyüklük manasına gelen “Mecd“‘den müteaddi sena ile ul u­lamak ve tazim terkim anlamında kullanılan bir kelimedir; çoğulu ise “Temcidât” olarak kullanılır.”[1] Bir başka […]

RAMAZAN VE MÛSİKÎ

Müzik Tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. Bilim adamları insanların konuşmayı bilmedikleri devirde duygu ve düşüncelerini müzikle anlattıklarını söylüyorlar. İlkel toplumlardan beri müzik, bir ibâdet, insanları Yüce Yaratıcı’ya ulaştıran bir olgu hatta Tanrı’nın insanlara bir lûtfu olarak görülmüş ve hemen bütün dinlerde yerini almıştır. Aslında pek çok sosyolog, felsefeci ve müzik tarihçisi müziğin din kavramından doğduğu […]

AŞK’IN TERBİYEDEKİ ROLÜ

  hzl:Prof. Dr. Cavit SUNAR “Terbiye; Her bir varlığı kendine has Kemâline ve Cemâline erdiren İlâhî bir San’attır ki, bu San’atın, biricik Üstadı da AŞK’tır.” [Cavit Sunar] Varlığın var olma sebebi aşktır; varlığın varlıktaki gayesi de aşktır. Hayat, baştan başa aşktır, sevgidir, muhabbettir. Tasavvufî görüşe göre yaratma, bir meyl ve arzudan ileri gelir. Söz konusu […]

MUSTAFA DÜZGÜNMAN’IN EBRU SANATINA VE EĞİTİMİNE KATKISI

Hazırlayan Hatice SARI   Klasik Türk ebru sanatının günümüze ulaşmasında büyük emeği geçen Mustafa Düzgünman 9 Şubat 1920’de Üsküdar Sultantepe’de doğmuştur. Babası, aynı semtteki Abdülbaki Efendi ve Aziz Mahmud Hüdayi Camilerinin imamlığını yapan Saim Efendi’dir. Annesi ise Necmeddin Okyay’ın yeğeni Şükriye Düzgünman’dır. ilk tahsilini tamamladıktan sonra babasının Üsküdar çarşısındaki aktar dükkanında çalışmaya başlamıştır. Bu arada […]

NİHİLİZMDEKİ “HİÇ” TEN TASAVVUFTAKİ “HİÇ”E DOĞRU

hzl: Muhsin İYİ       Hiç, Hiççilik, Hiç Olmak, Hiç’in Felsefesi, Tasavvufta Hiç, ….  ‘Hiç’ bir sembol ve slogandır. Arkasında büyük ve engin bir düşünce, felsefe, ideoloji yatar. Tasavvufî hayat düşüncesinin de köşe taşıdır. Eğer, dosdoğru anlaşılırsa insana yüce haller, manevi makamlar bağışlar. Her düşüncede olduğu gibi ‘Hiç’in de bir negatif bir de pozitif yönü bulunmaktadır. […]

ALLAH TEÂLÂ’DAN İSTEDİN DE, NEYİ VERMEDİ?

Gavs’ül-âzam İhramcızâde Hacı İsmail Hakkı Toprak Sivasî kaddesellâhü sırrahu’l azîz Efendim buyurdu ki: —Bismillahirrahmanirrahim —….. —Birbirinizde mahvolun. Gardaşlarım! —Birbirinizde mahvolun. —Yok olun. —Yok —Yok olan var olur. —Lailahe illallah. —Nihayet, Lâ mevcude illallah —Hiçbir mevcud yok, Allah var —Yok olunca, Allah var olur. —Ben yoğmuşum o varmış. —Ben yoğmuşum. Hakkın kullarını bazı kul eyler Anı […]

ÇERKEŞLİ ŞEYH MUSTAFA EFENDİ Kaddesellâhü sırrahu’l azîz

  Meşâyıh-ı izâm-ı Şa’bânîyye’dendir.Neş’etleri Çerkeş’tendir. Şeyh-i mükerremleri Muhammed Efendi’nin vâris-i kemâlâtı olup, ziyâret-i Haremeyn’e dahi muvaffak olarak kemâlât-ı ârîfâneleri şuyû’ bulmuştur. Halka-i irşâddan onüç halîfesi yetişmiş 1224/(1809) senesinde âzim-i dâr-ı ahiret olmuşlardır. Çerkeş’te medfûndur.  Oldu Şeyh vâsıl-ı cânân Yâ Hû (اولدى شيخ واصل جنان يا هو) = 1224 [1] İstanbul’da bir silsile-i urefâ vü ulemâ […]

SİMAVNA KADISIOĞLU ŞEYH BEDREDDİN’E İZAFE EDİLEN BİR RİSALE: RİSÂLE-İ BEDREDDÎN

Osmanlı tarihinin önemli simalarından biri olan Şeyh Bedreddin kaddesellâhü sırrahu’l azîz (1358-1420), esas olarak bir din âlimi, bir mutasavvıf bir devlet adamıdır. Birçok kimliği üzerinde barındıran bu şahsiyet, aynı zamanda farklı alanlarda yazdığı eserleriyle de tanınmaktadır. Bunlar arasında Letâif, Câmiu ‘l-Fusûleyn ve Fetâvâ gösterilebilir. Biz burada, Şeyh Bedreddin den yaklaşık dört yüz yıl sonra yazılmış […]

ŞEYH ŞERAFEDDİN-İ DAĞISTANÎ kaddesellâhü sırrahu’l azîz EFENDİMİZ ve SIRLARI (v. 1355/1936):

Şerafeddin Zeynelabidin-i Dağıstanî 1292/1875 yılı, Dağıstan’ın Temirhanşura vilayeti, Gunip kazasının Kikuni köyünde, dünyaya gelmiştir.112 Şeyh Şerafeddin, altı-yedi yaşlarında iken Ebu Ahmed-i Sugurî’nin manevi eğitimine girmiştir. Ebu Ahmed-i Sugurî (v. 1299/1882), İmam Şâmil ile birlikte Ruslara karşı savaştığı için, Ruslar tarafından vatanı Dağıstan’dan sürgün edildiğinde Şeyh Şerafeddin,113 Ebu Ahmed-i Sugurî’nin halifesi olan Muhammed Medenî’nin (v. 1332/1913) […]

“ARİFLERİN DELİLİ – MÜŞKİLLERİN ANAHTARI” KIRIMLI SELÎM DÎVÂNE

VELÎLERİN TEVHİDİ Velîlerin edep, sülük ve huylarını anladınsa, şimdi de Hakikî tevhidi, yani velilerin Hakk’ı tevhid etmesi nasıldır, onu anlata­lım: Ey sâdık âşık, Hakk diye varlığa derler, bâtıl diye de yokluğa. Her ne ki vardır, Hakk’tır, varlığıyla vardır; yani bütün varlıklar Hakk’ın vücudundan meydana gelirler ve yine Hakk’ın vücuduna dönerler. Peygamber “Ondan meydana gelir ve […]

SALÂT-I MAKBÛLE

Hazırlayan: İhramcızâde Hacı İsmail Hakkı ALTUNTAŞ بِسْـــمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ الحمد لله رب العالمين والصلاة والسلام على رسولنا محمد وعلى اله وصحبه وسلم اجمعين  “Salât-ı Makbûle” Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz  için okunan bir medhiye, övgüdür. Âyet, Hadis veya bir me’sur dua değildir. Yalnızca ilk iki satırı ayet-i kerimedir. Bundan dolayı ilk iki satırındaki […]

HALÎFE-İ PÎR-İ MÜNÎR HACI ABDÜLKÂDİR BEY HAZRETLERİ’NİN-SORU VE CEVAPLAR MAHİYETİNDEKİ İKİ RİSÂLESİ

İlişikte Pîr-i Münîr Sultânu’l Muhakikîn Hoca Efendimiz Hazretleri’nin halîfelerinden, Hacı Abdülkâdir Bey Kaddesallahû Sırrahû’l  Azîz Hazretlerinin iki adet mektup cevabı risalesidir. Bu risalelerden birincisi, Azîzimiz, Efendimiz Destgîrimiz Mürşîd-i Kâmil Muhittin USER Kaddesallahû Sırrahu’l Âlî Hazretleri’nin peder-i âlîsi, Manastırlı Niyâzî USER Kaddesallahû Esrârehû Efendimiz Hazretleri’nin talebi üzerine Hacı Abdülkâdir Bey Hazretleri tarafından ihvân-ı sâdıkîn’e hitâben yazılmış […]

ŞEYHİ OLMAYANLAR İÇİN SALÂT Ü SELÂM İLE SEYR U SÜLÜK

Hzl: İhsan ERKUL Tasavvuf ve tarikatlardaki eğitim ve terbiye işine verilen genel ad seyr u sülüktür. Yani Hakk’a vâsıl olmadır. Tasavvuf ıstılâhında seyr, cehâletten ilme kötü huylardan güzel ahlâka, kulun fâni varlığından Hakk’ın varlığına yönelmektir. Sülük ise mânevi yola girmiş kişiyi Hakk’a vâsıl olmaya hazırlayan ahlâkî eğitimdir. Seyr’in başı sülük, sonu vusûldür. Yani Hakk’a vuslattır[1] […]