TEFAHÜR VE ACZE DAİR – Şeytanla Konuşmalar- Hilmi Ziya ÜLKEN

(4. BÖLÜM) «Tefahür faziletleri büsbütün yıkmasa bile, hepsini sarsar. Başkalarının tefahürünü çekemiyeşimiz, onun bizi kırmasındandır. Müdahene, ancak tefahürümüzle revaç bulan bir kalb akçedir. İzzeti nefs ise müdahinlerin en büyüğüdür…» Aşkı bir nevi tefahür diye tarif eden — La Rochefoucauld’de okuduğum bu satırlar, insanı insan hakkında ne kara görüşlü yapmaya sevkediyor! Pascal da böyle demiyor mu?: […]

NESRE DAİR- Şeytanla Konuşmalar- Hilmi Ziya ÜLKEN

(3. BÖLÜM) İyiliğe yüz tuttuğumu görünce, şeytan ziyaretime geldi. Bu sefer çehrelerinden en sevimlisiyle, Thais’de Paphnus’a görünen, reziletlerini güzelliğin himayesinde huzura çıkarmış Lucifer şeklindeydi. Cildinde öyle bir tatlılık, ve rahatlık vardı ki insan ona baktıkça ferahladığını, içinde bütün düğümlerin çözüldüğünü, huzurun sonsuz lezzetine kavuştuğunu hissederdd. Deniz rengi gözlerinde endişeden, ihanetten, içi kıvrantı ile harap olmuş […]

SIHHATE VE AŞKA DAİR- Şeytanla Konuşmalar- Hilmi Ziya ÜLKEN

(2. BÖLÜM) İnsan sıhhatte olunca, bütün yelkenleri rüzgârla kabaran bir gemi gibi bütün ihtiraslarile yaşar; fakat hastalanınca tek ihtiras kalır: iyileşmek arzusu. O zaman ne aşkın, ne hırscahın, ne san’atın, ne ilmin mânası vardır. Onu rüya âleminde, ayağı yerden kesilmiş gibi yaşatan bu kanatlar kırılınca birden acı hakikatin toprağına düşer. Fakat bu sukut, en kötü […]

ŞEYTANLA KONUŞMALAR- Hilmi Ziya ÜLKEN

  (1 . BÖLÜM) TAKDİM — Size kendimi takdim edeyim: Ben, mukaddes kitapların cennetten tardettiği, Allah’ın en menfur mahlûku, insanları baştan çıkarıp, kötü yollara sevkeden, bu dünyada hastalık, fenalık, delilik, aşağılık namına ne varsa onlara musallat etmeyi kendine başabaş iş edinmiş olan kimseyim. Bu saatte sizi rahatsız ettim diye kusura bakmayın. Çünkü benim için erken […]

“DOST ” -Samiha AYVERDİ

KİTAPTAN EVVEL Her devirde ve asırda, Ebû Bekir ve Ebû Cehil yaradılışlı kimseler olduğunu bilince, gerçeklerin beyânında niçin söz söyler, neden kalem oynatırız diye düşünmemek elde değil. Zîra hakikatler, ancak o hakikatle soydaş olan gerçek kimselere yüz gösterir, gafil inkârcılara değil… Anlamak ve inanmak, dünyâda kazanılan bir imtiyaz olmaktan ziyâde, bir ezelî nasip işidir. Şu […]

AKIL CUMHURİYETİ İSRAİL-Bediî FAİK

“Sen skolastik Doğu kafası!… Vur fakat dinle!…” Bediî FAİK   EFSANEDEN GERÇEĞE.. «Bir milletin büyüklüğü, nüfusunun çokluğu ile değil, akıllı ve fazilet sahibi insanlarının sayısıyla belli olur.   VİCTOR HUGO.» Kudüs’te, Ömer Camii’nin taş döşeli avlusundan Zeytindağı’na bakıyorum. Bu, İslâm Peygamberinin Mirac’a yükseldiği kayadan, Hristiyan Peygamberinin göğe uçtuğu tepeye bakmak demektir. Az önce, «Ağlama Duvarı »m […]

BALLLAR BALINI BULDUM-BURHAN TOPRAK

Ölmek ve yeniden dirilmek, yeniyi bulmak, yeniyi, büyük yeniyi ve ebedi yeniyi bulmak; bütün mesele buradandır. İçimizdeki yıpranmış varlık rahatımızı vermiyorsa, istediğimiz gibi yeni olmak için, beğenmediğimiz eskiyi ve eski şeyleri unutmak şart değil midir. Yeni yaşayış, eski yaşamaya; ancak, her yerde ve her şeyde ölmekle mümkündür. B. T. İçinde yaşadığı zevk çamurundan kurtulup, arı […]