Posts Tagged With: Mehdi
MEHDİ ALEYHİSSELÂM (SON KURTARICI)
Mehdî’nin Sözlük Anlamı Arapça kökenli, هدي (doğru yolu bulmak, yol göstermek) kelimesinden ismi mef’ul olup “doğru yola iletilmiş, hidayete ulaştırılmış, kendisine Allah Teâlâ tarafından yol gösterilen” anlamlarına gelen Mehdî genel anlamda kıyametten önce ortaya çıkarak dünyada adaleti, düzeni sağlayacağına inanılan şahıs olarak tanımlanmaktadır. Mehdî İnancının Doğuşu Mehdî inancının doğuşu hakkında farklı görüşler vardır. Bu görüşlerden birine göre [...]
21.YÜZYILIN EN BÜYÜK LİDERİ: TELEVİZYON
Çocukluğumda deccal yorumları[1] yapılırken “Mesih-üd Deccal’ın sağ gözü kör, sanki kurumuş bir üzüm gibi olacaktır.” [2] , bir anda yeryüzünü dolaşacak, insanları peşine takacak, Yahudiler ve kadınlar askeri olacak [3] derler ve televizyona işaret ederlerdi. Günümüz itibarıyla bunu daha iyi anlamış olmaktayız. Dindar olsun olmasın herkes gibi bu liderin önünde diz kırmasak da oturmaktayız. Bir [...]
“NASIL BİR DEVLET” Kitabından
Sonuç İslâmî siyaset tartışmalarının tutarlılık kazanabilmesi için, İslâmî devlet kavramından tamamen vazgeçilmesi gereklidir. Bunun yerine müslümanlar için bir devlet tanımını, yani İslâmî siyasî toplum deyimini kullanmak gereklidir. Yine, İslâm’ın altın çağını yeniden tesis etmek için bir mucize gibı ortaya çıkacak veli ve aziz bir liderin idare edeceği ütopik toplum hayalinden de vazgeçilmelidir. (Mehdi) Ütopik hayallerimizi [...]
KIYAMET ALÂMETLERİ HADİSLERLERİNİN KİTABI MUKADDESLE KARŞILAŞTIRILMASI
Kıyamet alametleri ve geleceğe yönelik haberlerle ilgili olarak Kitab-ı Mukaddes ile hadisler arasında gerek muhteva gerekse üslup bakımından benzerlikler söz konusudur. Bu durum Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve selleme dayandırılan fiten rivayetlerinin sıhhati sorununu ortaya çıkarmaktadır. Bu sözleri Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem söylemiş midir? Yoksa bu sözler ona atfedilen sözler midir? Hz. Rasûlüllah [...]
İNSAN GERÇEKTEN DE ,“KUL” OLAMADI!
İnsan, doğumundan ölümüne kadar, hep mutlu olma, hayalindeki isteklerine hep kavuşma arzusu içerisindedir. Bu istek, insanın hayatının amacı ve anlamıdır. Bu yüzden o, daima kendine bu zevki yaşatacak şeyleri arar durur. Zamanımızda teknolojinin ve bilimin hızla ilerlemesiyle birlikte insanların mutluluğunun da artacağı düşünülmüştür. Oysaki teknolojinin ilerlemesi insanın mutlu olmasına vesile olamamış, aksine sıkıntının, stresin artmasına [...]
BURHÂNÜ’S SÂLİKÎN
SEYYİD MUHAMMED NÛR’UL ARABÎ Kaddese’llâhü sırrahu’l azîz 1813 yılında Mısır’ın “Mahalletü’l-kübrâ” adlı kasabasında dünyaya gelen Seyyid Muhammed Nûr’un hayatı hakkındaki bilgileri halifelerinden Harîrîzâde Kemâleddin Efendi’nin Tibyân ü Vasâ’ili’l-hakâ’ik fî beyân-ı selâsili’t-tarâik adlı eserinden ve Bursalı Mehmet Tâhir’in onun hakkında yazmış olduğu menâkıbnâmesinden öğrenmekteyiz. Hz. Ali kerremallâhü vecheye nisbet edilen Noktatü’l-beyân adlı eseri şerh etmesinden dolayı [...]
“DİN” SİYASETİN ÇIKMAZ SOKAĞI OLUNCA
İnsanlık tarihi boyunca toplulukların idare edilmesinde yönetenler ve yönetilenler kavramı süregelmiştir. Yönetenler; “Hakimiyet” unsuru olarak her olguyu, amaçları uğruna kullanmışlardır. Asırlardır bu değerli ve kutsal olan olguların en başında da “din” gelmiştir. Din, kendi içinde cihet barındırmazken, insan faktörü karşısında, alt yapısıyla sağa ve sola göre şekillenmek zorunda kalmıştır. Sağ ve soldaki düşünce kavramı, varlık [...]
HERESİYOGRAFİ
Bir dinin, “sapkın”, “zındık” ve “mülhid” kategorisine giren, o dinin içinde veya dışında duran inançlar hakkında incelemeye Heresiyografi denir.[1] Hurafeler dinin vazgeçilmezi olunca, buna bağlı bazı unsurların olması da muhtemeldir. Bilindiği üzere; son ve hak olan din İslâm’ın Allah Teâlâ tarafından kıyamete kadar korunacağı [2] ve “Allah inananların dostu”[3] olduğunu biliyoruz. Konuyla ilişkili olması açısından [...]
Muhakkikler dimişlerdür Benî Asfar durur Efrenc
Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Muhakkikler dimişlerdür Benî Asfar durur Efrenc [1] Delîl-i müntehâsıdur emân ile gelür İsveç Benî asfar zuhûrunda dalâletler olur peyda Tulû-ı kevkeb-i şarkdan mesâlibdür anun Mec Milel küfründe bu kâfir nice sâl eyleye pervâz Mukaddemden olur anun remîniyle Bisenc Kara Eflak ile zıddeyn olur bunlar dahi ol Tatar dahi ider yağma geçer [...]
Yakup aşk oduna cânı meşâmın bûy-i tevhid et,
Vezin: Mefâilün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Yakup aşk oduna cânı meşâmın bûy-i tevhid et, Kamûya yek nazar birle şuhûdun rûy-i tevhid et. Şu mâhiler gibi kendini deryâdan cüdâ sanma, İhâta eylemiş her yana bak sûy-ı tevhid et. Salınma câh-ı taklide suûd et arş-ı tahkîka, Sana senden sefer eyle seni sen dû-yi tevhid et. İzâfâtı bırak gözden [...]
Can kuşun her zamân ezkârıdır vâridât,
7+7=14 Can kuşun her zamân ezkârıdır vâridât, Akl u hayâlin hemân efkârıdır vâridât. İşidicek Hakk adını duydu cânım hub dadını, Bildim kamu âriflerin esrârıdır vâridât. Sıdk ile gönlüm sever görmeğe hem cânım iver, Anın içün kim Hakk’ın envârıdır vâridât. Ol dürr-i yekdânenin kadri bilinmez anın, Bu dil-i vîrânenin mi’mârıdır vâridât. Gerçi kütüp çok yazar ilm-i [...]
NİYÂZÎ-İ MISRÎ kaddese’llâhü sırrahu’l azîzin HAYATI
[1] Niyâzî-i Mısrî kaddese’llâhü sırrahu’l azîz Halvetî târikatının Niyaziyye veya Mısriyye kolunun kurucusu, büyük bir mutasavvıf ve şeyhtir. Yunus’un yolunu takip eden Mısrî, cezbeli ve coşkun bir şairdir. Genç Osman’ın tahta çıktığı yıl, 12 Rebi’ül-evvel 1027 (8 Şubat 1618) cuma günü Malatya’da doğmuştur. Hatıraları’nda “fakir 1027 senesinde dünyaya gelmişim der. Yine aynı eserde Kadir suresinden [...]
KASİDE-İ ERCÛZE SEKİNE-İ ÂLİYE
(Tam Metin) Hz. İmam-ı Ali kerrema’llâhü veche tarafından bahr-ı recez vezni üzere yazılan ve istikbalden haber veren meşhur kasidedir. [1] Bu haberleri hakkında Bediüzzaman kaddese’llâhü sırrahu’l azîz Hazretleri kasidesi için şöyle demektedir. “O Ercuzenin mevzuu ve içindeki maksad-ı aslî; İsmi A’zamı tazammun eden altı ismin ehemmiyetini beyan etmek, hem o münâsebetle istikbaldeki bir kısım umur-u [...]
İBN-İ ATÂULLÂH EL -İSKENDERÎ الحكم العطائية ابن عطاء الله السكندري
EL-HİKEMÜ’L ATÂİYYE (Hikmetli Nasihatler) “NAMAZDA KUR’ÂN-I KERİM’DEN BAŞKA BİR KİTAP OKUMAK CÂİZ OLSAYDI EL-HİKEM OKUNURDU.” İBN-İ ATÂULLÂH EL –İSKENDERÎ Kaddese’llâhü sırrahu’l azîz Ebû’l-Abbâs (Ebû’l-Fazl) Tâcûddîn b. Muhammed b. Abdilkerîm b. Atâillâh eşŞâzelî el- İskenderî (hyt. 709/1309). İskenderiye’de doğdu. Mısır’ın fethinden sonra buraya yerleşen Benî Cüzâm kabîlesine mensûptur. Dedesi Abdülkerîm İskenderiye’de tanınmış bir Mâlikî fakîhi olup [...]
YAHUDİ KİMLİĞİ İÇİN GENEL BİLGİLER
[Kur'ân-ı Kerîm'e göre Yahudiler bir türlü huzur ve güven zeminine oturtamadıkları devletlerine de soyundan geldikleri zatın ismini koyan ve Yahudiliği din olarak benimsemiş bulunan millet, tarihin akışı içinde edindikleri, nesilden nesile aktardıkları olumsuz vasıflar ve seciyeler sebebiyle genellikle diğer insanlar ve milletler için zararlı, itici, güvenilmez, egoist ve acımasız olarak bilinmiş, böyle değerlendirilmişlerdir. Bugün dünyada, [...]
SALÂT-I FEVZİYE VE AÇIKLAMASI MUHYİDDİN İBNU’L ARÂBİ
Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz için söylenmiş olan salâvatlar kendi içinde büyük sırları taşıdıkları gibi okuyan kişilerin manevi derecelerinin de yükselmesinde büyük öneme haizdir. Ahmet Ziyâüddin Gümüşhânevî kaddese’llâhü sırrahu’l azîzin[1] tertip ettiği üç cilt olan Mecmuât’ül-Ahzâb Kitabında İbnü’l-Arabî Cildinin başında geçen Ebu Abdillah Muhyiddin Muhammed b. Ali b. Muhammed el-Hatimî et-Taî el-Endelüsi kaddese’llâhü sırrahu’l [...]
GELECEK İSLÂM’IN
[Din insanlığın bir parçası gibi her zaman var olan bir olgudur. Bu yüzden fertler ve toplumlar için din, en büyük bir ihtiyaçtır. Nasıl ki hava bizim için vazgeçilmez bir ihtiyaç ise din de iç dünyamızı saran öyle vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Bu açıdan bakıldığında dinin hem bireysel hem de toplumsal yapılanmada büyük etkinliği vardır. Fakat din [...]
RASPUTİN ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Grigori Rasputin Sibirya’nın Pakrovskoye köyünde (Tyümen şehri’ne 75 km uzaklıkta) 1869 yılında doğmuş, doğaüstü yetenekleri olduğuna inanılan, kimilerine göre ermiş, kimilerine göre kaçık papaz, kâhin, şifacı, kimilerine göre ise yalnız bir şarlatandı. Rasputin’in tarih sahnesine çıkışı Petersburg’a varışından sonra şifacı ve kâhin özellikleriyle saraya girmesinden sonra olmuştur. Çar Nikola ve Çariçe Aleksandra’nın oğulları Veliaht Aleksey [...]

