Somon

THE LAST OF ENGLAND (1988) İngiltere’nin Sonu


Büyük Britanya sonun bir adaya sığınmış balıkçı ülkesi olmak mı?

Yönetmen ve Senaryo: Derek Jarman

Ülke: İngiltere, Batı Almanya

Tür: Dram

Süre: 87 dakika

Dil: İngilizce

Müzik: Simon Fisher-Turner     

Oyuncular:  ‘Spring’ Mark Adley, Gay Gaynor,  Matthew Hawkins, Spencer Leigh Gerrard McArthur,  Jonny Phillips,  Nigel Terry, Tilda Swinton

Hakkında:

İngiliz yönetmen Derek Jarman’ın hazırladığı yenilikçi bir belgeseldir. The Last Of England [İngiltere’nin Sonu] filmini sonradan çektiği standart (+18) erotik görüntüleri birleştirmiştir. Belgesel eski ev filmleri, yeni çekilmiş 8 milimetre filmler, “düz” aktüalite tarzı fotoğraf görüntüleriyle zenginleştirip, bilinen müzikler eşliğinde kıyameti kopmuş İngiltere’nin imajını canlandırmasıyla bir özgünlüğü bulunmaktadır. Siyasi konulara karşı isyanı yanında Londra ve Belfast noktalarındaki görüntü mozaikleri içerisinde İngiltere’nin düşüşünü gözler önüne sermektedir. Açıkçası en başarılı İngiliz yönetmenlerinden birisinin, herkesin beğenisine yönelik olmayacağını bilerek, İngiltere’nin Son’u 1980′lerin acılı ve ağlanacak durumuna dikkat çekmesine, belgesel hakkında  birçok yorum yapılabilir.

Jarman’ın belgeselinde ise, doğrudan dertlerinin, korkuların/nın ve tüm sıkıntılarınızı müşahede edebilir ve hissedersiniz. Aslında herkes için gereksiz bir bilgi gibi bir söylemini tekrarlıyor olsada imaj farkı ile belgesel ve öteki ülkelere nasihat edilmekte olduğunu söyleyebiliriz.. Ayrıca Jarman, bu filmin konusunu işleyen bir kitapta yazmıştır. Sonuç olarak AİDS’ten vefat eden yönetmenin bir iç hesaplaşması mı diye düşüneceğimiz belgesel film, tüm dünyayı tehdit eden yozlaşmanın acıklı bir hikâyesidir.

Önemli not: Kısa bir metni olduğu halde Türkçe altyazısı hazırlanmaması garip karşılanabilir. Altyazıcılara duyurulur.

Belgeselden

Ruhlar ölmüş sessizlik içinde, sıçanlar ise hala ayakta.

**

Onlar ne diyor?

 Tamam, yorum gereksizdir.

Bazıları Sessiz durur.

Ve burada gardiyanlar.

Bunun şifresi nedir?

 Kaçmak.

Başka ne görüyorsun?

 Kanallara dökülen yalanlar ve rüşvet.

Sonra her şey yolunda?

 Evet.

Umut nerede?

**

Genç adam Kral olmak için doğmuş. Bize gülmek olmaz,

Kıyıda duransa bizim düşmanımızdır.

**

Zenginliğimiz çöp kutuları.

Hayallerinizdeki evden topladığınız şeyleri atın.

**

Bir sonrakine hazırlanın?

 - Evet,

- Bu doğru, harika olacak?

 - Umuyoruz.

Sadece ileri

 Devam edin.

****************

DALLAS BUYERS CLUB/ Sınırsızlar Kulubü (2013)


Yönetmen: Jean-Marc Vallée  

Ülke: ABD

Tür: Biyografi | Dram | Tarihi

Vizyon Tarihi: 28 Şubat 2014 (Türkiye)

Süre: 117 dakika

Dil: İngilizce, Japonca

Senaryo: Craig Borten, Melisa Wallack               

Görüntü Yönetmeni: Yves Bélanger     

Yapımcı: Robbie Brenner, David L. Bushell, Nicolas Chartier    

Firma: Voltage Pictures | Truth Entertainment (II)

Oyuncular:    Jared Leto,  Matthew McConaughey,    Jennifer Garner ,   Dallas Roberts ,   Denis O’Hare

Özet

“Emin olduğum şeylerden biri, karakterin anarşist mizahına ve bencil bir serseri olduğu gerçeğine sadık kalmaktı.”

Amerikalı tipik bir kovboy Ronald Woodroof, beyaz, taşralı, ırkçı ve homofobik. Çok yakında bu ‘sempatik’ kişiliğine yeni bir özellik ekleyecek: ilaç kaçakçılığı. AIDS’liolduğunu ve 30 günlük ömrü kaldığını öğrenip büyük bir öfke nöbeti geçirdikten sonra, bize bir adamı neyin ‘iyi’ yaptığını göstermek üzere harekete geçiyor. FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onaylı ilaçların hastalıkla savaşta etkisiz kaldıklarını anlayınca, internette duyduğu etkili ama yasak ilaçları edinmek üzere Meksika’ya yola çıkıyor. 80’lerden bahsediyoruz.

AIDS sendromunun en yüksek olduğu, AIDS’li insanları dışlamanın meşru olduğu dönemler… Doktorların ve ilaç şirketlerinin hastaların yaşamı pahasına korkunç paralar kazandıkları dönemler… Fondaki gerçeklik buyken, bizim adamımız Dallas’ta bir satış noktası kuruyor: Sınırsızlar Kulübü. Kendisiyle aynı durumdaki yüzlerce insana ilaç temin ediyor. Drama ve sosyal eleştiriyi maharetle birleştiren etkileyici bir gerçek hayat hikâyesi… Merkezinde de sevgiyle nefret edilesi, nefretle sevilesi bir anti-kahraman.

DALLAS SATINALMA KLÜBÜ

Filmden

Azidothymidine yani AZT aslında kanser için geliştirilmişti. Gel gör ki HIV’in başlangıcı ile, Avinex Endüstüri’de efekte laboratuar hayvanlarına AZT tatbik etmeye başladık. İlk buluşlar CD4 değerinin yükseldiğini,… – …T hücrelerinin onarıldığını… – Hayvan testlerinde bazı can sıkıcı yan etkiler olduğu doğru değil, değil mi?

 Kırmızı ve beyaz kan hücrelerinde aşırı düşüşün olduğu. Evet, ama virüsün etkileri test edilmiş diğer her şeyden daha iyi. 1964′te AZT kanser tedavisi için geliştirildiğinde ertelenmişti. Anti kanser etkisi yoksunluğu ve toksik etkiden dolayı. Doz bazlı olduğuna inanıyoruz. Yani başka bir hayvan testi daha yürütüyorsunuz?

 FDA insan testi için bize izin verdi. Bu yüzden buraya geldim. ABD’nin her yerinde plasebo kontrollü çift kör çalışma yöntemi yürütüyoruz.

Doktor. Bana AZT bulabilir misin? Bir ay ömrün var diyorlar.
 Avinex Endüstri, ilacı test için daha yeni piyasaya sürdüler değil mi?
 - Hemen şimdi biraz satın almak istiyorum.
- İşler öyle yürümüyor. Bir yıl kadar bir grup hastaya ilaç ya da plasebo veriliyor, tamamen şansına kalmış, doktorların bile bilmeye hakkı yok.
-Ölen insanlara şeker mi veriyorsunuz?
 İlacın işe yaradığını anlamanın tek yolu bu. Benim için biraz bulabilir misin?

Dr. Vass’ı arıyordum.

 - Buyurun. AZT için arıyorum. Öyle mi?

 Onu burada bulamazsın. Kendini zehirlemek mi istiyorsun?

 - Allah kahretsin!

- Maria?

 Onu kontrol edin. Kokain, alkol, metamfetamin. AZT mi?

 Buna felaketin formülü derim işte.

- Burası berbat bir yer, doktor.

- Doktor olduğumu kim söyledi?

 Lisansımı 3 yıl önce iptal ettiler.

Bu yüzden bu berbat yerdeyim. Neden?

 Ne yaptın?

 Kullandığın uyuşturucular bağışıklık sistemini bozuyor, enfeksiyonlara karşı duyarlı yapıyor.

Kokain beni zatürree mi etti yani?

 Hayır, kokain seni daha duyarlı yaptı diyorum. Tıpkı AZT gibi. AZT’nin beni iyileştirmesi gerekiyor sanıyordum. AZT sadece onu satanlara yardım eder. İrtibata geçtiği her hücreyi öldürür. Sana bir dozaj vitamin ilaveten mineral çinko yazıyorum. Bağışıklık sistemin inşa etmek için. Ayrıca esansiyel yağ asidi de alacaksın.

Eğlenceli geliyor mu?

 Son deneme randevunu kaçırdın, Ray. Neredeydin?

 Bu elbiseyi beğendin mi?

 Çünkü bence ön taraf biraz fazla aşağıda gibi. Bu çalışmanın tek amacı AZT’nin insanlara yardım edip etmediğini belirlemek. Hadi ama Eve, bana yardım edecek bir şey olmadığını biliyorsun. Bu denemeyi bırakacağım anlamına gelmez.

Bana karşı neden bu kadar iyisin?

Üç Ay Sonra Pekala?

 Daha iyi. – T hücrelerin gelişme gösteriyor.

- Hala HIV var mı?

 HIV’in her zaman pozitif çıkacak, ve şimdi de AIDS’sin, kanına pompaladığın bütün o pislikler toksik olabilir. Bağışıklık sistemini vurmuşsun. Şimdi diğerlerinin arasında bir de zatürreesin. Hafıza kaybı, ruh hali değişimi,… – …eklemlerde ağrıya sebep…

 - Berbatsa bende vardır. Dalgamı kaldıramam filan falan.

- Her ne boksa bende var değil mi?

 - Evet. Acıma partisini erkenden başlatmayalım. Bu DDC. AZT gibi virüs önleyici ama daha az toksik. Ve bu Peptide T. Protein, hiç toksik yok. Önceki çalışmalar bunların yardımı dokunabileceğini gösterdi. Buraya geldiğinden beri sana bunları veriyordum.

- Bunlardan ABD’de satın alınamıyor mu?
 - Hayır, onaylanmadılar.
Şuraya bak. Çinliler, homolar, mahkumlar. Seksi hemşireler. Burada yeni dünya düzenin var, Vass. Bundan bir servet kazanabilirdin. Eğer yakalanırsan AIDS olduğunu söyleme. Yoksa bir daha gelmene izin vermezler.
Zararlı AZT faydalı ilaç gibi piyasaya sürüldü. [Rant]

Avinex Endüstiri AZT’nin AIDS tedavisinde onaylanan ilk ilaç olduğunu bugün duyurdu.  AZT hasta başına yıllık 10 bin dolarlık fiyatıyla ilaç piyasasındaki en pahalı ilaç oldu. Avinex borsada sıçrama yaparak %12 yükseldi.

AZT Rakibi Peptide T

Sizin. AZT kullandık, başlarda biraz yardımcı oldu

 Öncelikle, o pisliği tuvalete atın. Kötü haber.

İkincisi, içinizi yakacak her şeyden uzak durun. Temiz kalmanız lazım. Tamam mı?

 Üçüncüsü, sağlıklı yaşayın ve beyninizde sorun olursa Peptide T düzeltecek. Tamam mı?

 Başlangıç paketim var. Bir hafta içinde daha çok gelecek. O zamana kadar, yediğinize ve kiminle yiyiştiğinize dikkat edin.

Roger Thompson?

 Bu benim hastam. Bu insanları sen mi tedavi ediyorsun?

 - Kendi kendilerini tedavi ediyorlar.

 - Neyle?

 Vitamin, Peptide T, DDC. Sizin sattığınız zehirler harici her şey.

FDA  onaylı AZT, Rakibi Peptide T karşısında yenik duruma düşünce kanunî hilelere başvuruyor.

11 Mart 1987 FDA mevzuatında daimi değişikliğe gidiyor. Bu yeni mevzuatlar özellikle doğrudan hayati tehlike taşıyan durumlar için uygulanacak. Bu tür hastaların normal durumlara göre daha büyük risk olduğu kabul edilecek. Bu mevzuat sadece hekim tarafından reçete yazılmış hastaları kapsayacak. Ne demek oluyor bu?

 Onaylanmadık demek. Artık yasa dışıyız!

Dr. Vass:

Tırtılların kuluçka döneminde kendilerini korumak için kullandıkları hücre içi salgılar insanlarda virüs önleyici olarak davranıyor ve toksik değil. Soruna cevap. Şuna bir bak. The Lancet tıbbi incelemesi. Fransa’da yürütülen bir çalışma yayınladılar. AZT’nin tolere edilmek için çok toksik olduğunu kanıtlıyor. HIV’in kandaki seviyesine de kalıcı bir etkisi yok. Elbette Avinex ve NIH kendi yayınlarında buna yer vermediler. Elbette vermezler. Bunlar önceki Fluconazole deneme sonuçları.

- Mantar önleyici mi?

 - Evet. – Okumuştum.

- Biraz eve götürmek ister misin?

 - Taşıyabildiğim kadar.

Peptide T’yi neden kestiniz

 İşe yaradığına dair kanıtım olan toksik olmayan ilacı. Sadece Uluslararası Akıl Sağlığı Enstitüsü değil, sizinkiler de öyle diyor. Tamamen güvenilir.

 Bay Woodroof. Korkarım sıradan bir uyuşturucu satıcısından farkınız yok.

- Ben mi uyuşturucu satıcısıyım. Hayır, sensin o. Lanet olsun, insanlar ölüyor. Ve siz oradakiler, siz olmadan bir alternatif bulacağımızdan korkuyorsunuz. İlaç şirketleri kendi mallarını kabul ettirmek için FDA’e para ödüyor.Ama yok, benim araştırmalarımı görmek istemiyorlar. Cebimde bunlara bahşiş verecek kadar para yok.

Karar

San Francisco Bölge Mahkemesi Anayasa, özellikle 9. Düzenleme zihinsel ya da fiziksel olarak sağlıklı olma hakkınızı ifade etmez. Kendi tıbbi tedavinizi seçme hakkınızı ifade eder. Ama bu yorum FDA tarafından tıbbi tedavi olarak onaylanmıştır. FDA’e gelince, mahkeme FDA’in zorba yöntemlerini ve sahibi olduğu ajans tarafından ilacın toksik olmadığının bulunması konusunda doğrudan müdahalede bulunmasından aşırı rahatsız olmuştur. FDA insanları korumak için kurulmuştur onların yardım almasını engellemek için değil. Kanunlar bazen sağ duyulu gözükmeyebilir. Eğer kişi ölümcül derecede hasta olarak bulunmuşsa elinden geldiğince hastaya yardım edecek şekilde her şeyi vermelidirler ama bu kanun değil. Bay Woodroof, zor durumunuzdan etkilenmiş bulunmaktayım. Ama buradaki yetersizlik adli makama müdahale etmektir. Üzgünüm. Bu dava böylelikle kapanmıştır.

Sonuç

Mahkemenin  Devamında FDA Ron’un kişisel kullanımı için Peptide T almasına izin verdi.

Ronald Woodroof AIDS olduğunu öğrendiği gün bir ay sonra öleceğini duysa da mücadelesi sonuç verdi.  2557 gün sonra 12 Eylül 1992′de HIV teşhisinden yani 7 yıl sonra öldü. İlaç karışımları ile yaygınlaşan düşük doz AZT kullanımı milyonlarca hayat kurtardı.

*************

Sınırsız hayat yaşayanların imtihanları ağır olur. Ancak onların bu halini yine insanlık için hayra çeviren Allah Teâlâ’ya şükretmek gerekir. Onlar olmasa idi sömürücü ilaç şirketlerinin elinden çok çekerdik. Cesur adamlara selam olsun.

Aşağıdaki yazılara bakmanızı tavsiye ederim

COMA (2012)
İLAÇLAR, DNA VE PSİKANALİZ DİVANI
İLAÇLAR ZİYAN OLUYOR!!!!!!
KATARAKT ARTIK İLAÇLA TEDAVİ EDİLİYOR
VİTAMİNLER -NİÇİN VİTAMİNLER?
ASTIM TEDAVİSİNDE VİTAMİN D’NİN ROLÜ
B12 VİTAMİNİ İLE FOLİK ASİTİN NÖROLOJİK HASTALIKLARLA İLİŞKİSİ
BİLMEDİĞİMİZ BİRÇOK MESELE- MEGAVİTAMİN TEDAVİSİ- FOOD
ÇOCUK SAĞLIĞINDA DOKTORLARIN DİKKAT ÇEKMEDİĞİ VİTAMİN B12 EKSİKLİĞİ
HASTALIK İYİLEŞMEYE GİDEN YOLDUR” KİTABINDAN SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİM
HASTALIĞIN ÜSTESİNDEN GELMEK-KANSER
BİLİNMESİ GEREKEN MUHTELİF BİLGİLER
AHMED BÎCAN YAZICIOĞLU KADDESELLÂHÜ SIRRAHU’L AZÎZ -DÜRR-İ MEKNUN-(SAKLI İNCİLER) KİTABINDAN
OSMAN NURİ KOÇTÜRK
OSMAN NURİ KOÇTÜRK YAZILARI
FOOD MATTERS (2008)
MİLLETİN BESLENMESİ
ROTANIZI DEĞİŞTİRİN
FORKS OVER KNİVES (2011)
MONSANTO KERAMETLERİ
THE CENTURY OF THE SELF         (BEN ASRI) 2. BÖLÜM
HAŞHAŞ VE EMPERYALİZM – Aytunç ALTINDAL
ZEİTGEİST: MOVİNG FORWARD (2011)

Not: Son günlerde vitaminler üzerine bir operasyon başlatıldı. İki ay öncesi B12 Vitamini piyasada yoklar arasına katıldı. Talep çok olunca serbest bırakıldı. Şimdilerde  ise  “D VİTAMİNİ İŞE YARAMIYOR” bunun benzeri vitamin  haberleri iki günde bir yayınlanıyor. Yeni bir salgın olacağı şüphesini duyuyoruz.  Ayıca Deposilin (nedense 2Tl gibi ucuz bir fiyatı olan aylık pensilin iğnesi ) piyasada yok satıyor.

Unutmadan yıllarca milletimize kollestrol hikayesi ile yumurta, tereyağ yedirmeyenler  şimdi yiyin diyorlar. Milleti  aptal yerine koydular. Şimdi düzeltmeye çalışıyorlar….

İlmî çevrelerdeki ters bilgilerin akışı ve  çıkışı üzerine Rahmetli Aytunç Altındal Beyefendinin açıklamaları hepimize  ışık tutacaktır.

AYTUNÇ ALTINDAL BEYEFENDİNİN AÇIKLAMALARI

DÜNYAYI KİM YÖNETİYOR?

İnsan dünyayı yönetendir. Hayvanın yöneticilik vasfı yoktur. Peki yönetmek ve yönetilmekteki kıstas nedir? Bunda esas olan bilenler, bilmeyenleri yönetmekle hükümlü kılınmış olasıdır. Ancak “Bilen Yöneteciler” çıkar çizgisinde olunca sorunlar çıkmaktadır. Tarihin geçmişinden gelen yönetenleden en güçlü olanlar okült örgütlerdir.  Bunların yönetimdeki etkinlikleri ve dünya yöneticilerini fark etmekte zor olmaktadır.

Gizliliğin içinde olan okült yönetenleri bilebilmek için gizli ilimlere ulaşan bilgiye sahip olmak ve  onların kendi aralarında kullandığı takvimi bilmek gerekir. Onların takvimi 360 gün üzerinedir.  Bu nedenle onların bize göre gaybî kendilerine göre huzûrî bilgileri bugün  itabarıyla 2500 gün öncedendir. Onların bu bilme özellikleri ile yönetilen dünya üzerinde hâkimiyet kurmaktadırlar.

Dünyayı yönetenlerdeki hâkimiyette bir ayrıcalık var mı diye düşündüğümüzde, onlar için devletlerin esası ve varlıkları üzerinde “üst tasarımcılar” diye adlandırılırlar. Bu hâkimiyet her zaman bir şekilde kendilerini yok eder gibi, görünerek bir diğer guruba intikal ettirilir.

Dünyada olaylar bahsedilen takvim esasına göre  36 yıllık periyotlar ile 108 yıllık zaman çevresinde doğudan batıya dönüşümlü olarak devreder. Her otuzaltı yılda insanlar bir önceki yılın inkarı ve çelişkisi ile uğraştırılırken “üst tasarımcılar” yönetilen bilmeyenlere hâkim olurlar.

Günümüz itibarıyla yönetenler, 19 yüzyılın izimleri iken, gelecek yüzyılı kuantum ve teknoloji terorileri bilgileri ile mücehhez olanlar yönetecektir, denilebilir.

Yöneten  “üst tasarımcılar” koydukları kuralları tespit eder. Yönetilen insanlara bildirdikleri kavramlar da kozmik âlemde pek değer taşımayanlardır. Her 36 yılda değişim tekrar eder. (1989 baz aldığımızda enigma oprasyonlarının bu yüzyıl için başlangıç kabul edilmektedir. ) eski bilgiler paçavraya dönüştürlmekte ve  yeni bilgiler ile inasn bilgilikleri  sarsıntıya uğratılmaktadır. İşte bu sebeple bazı kimselerin önceden bildikleri komplo türüne varacak kadar olan bu bilgiler ve olaylar 2500 gün önceden tasarlanmış ve uygulamaya sokulmuş planın aksiyon şeklidir.

Kavramlar, bilgiler “üst tasarımcılar”elinde oyuncak gibidir. Bu şekilde oluşan gelecek zaman zuhuratı, daha önceden yönetilenlere kehanet ve öngürü gibi sunulması ve ön aşamada  kastî bilgi sızdırılması ile mümkün olmaktadır. Neticede bu tür bilgiler toplumda tatmin sağlama yanında bir korku imparatorluğu da oluşturulmaktadır. Bu korku yönetilen gurubta tahliye, tasfiye ve mankurtlaşmayı sağlamaktadır.

TAVİSTOCK ENSTİTÜSÜ

İlluminati, gül ve haç kardeşliği vesair örgütlerin en tepesinde bulunan ve bir çatı vazifesi gören bu örgütlenme CIA’in kontrol etmek istediği ülkelerde operyasyon yapabilmek için kurduğu bir enstitüdür. Bunlar anglo sakson kökenlidir ve dünyadaki atmosfere İngiltere kanadından gizli olarak yön verildiği kanısı oluşurken göz ardı edilmemesi gereken örgütlenmedir. Haklarında çok geniş bilgiye ulaşmak mümkün değildir.

tavistock enstitüsü’nün ilham kaynağı ünlü psikanalist Sigmund Freud’un “insan davranışlarının kontrolü” konusundaki araştırmaları olmuştur.  Zihin kontrol operasyonları, toplumların psikolojileri ve insanların psikolojileri üzerinde çok derin araştırmalara sahiplerdir ve bir enstitü olmasından dolayı bu alanda çok önemli çalışmaları vardır. Bu örgütün en üstte olduğunu düşünmek, işlerini gizliden yönetmeleri ve doğrudan insan ve toplum psikolojileri üzerine çalışmalarından dolayı gayet mantıklı bir yaklaşımdır. Teknolojik yapılanma ve tasarımda bu örgüt ve silsilesinde on yıllar olacak kadar en üst düzeydedir.

AMERİKA’NIN DIŞ SİYASETİ

Amerika tarihte tek başına bir savaş kazanamamıştır. Bir tek 81 ölü vererek Ordusu olmayan Panama’ya karşı kazanmıştır.

Amerika’da her şey olağanüstüdür. Hiçbir olay, suikast vb. onun imajını zedelemez.

Amerikan toplumunda ekonomik çıkarları zedelenenince temizleme operasyonları vardır. Kovboy demokrasisi olduğundan Amerika’nın imajı hiç zedelenmez.

Amerikan, son dönme dış siyasette Afganistandan Suriye meselesine kadar 40 000 askeri öldüğü için Amerika artık HOLİSTİK DIŞ POLİTİKA uygulamasına geçmiştir.

HOLİSTİK, şumulî bütünselci, bütüncülük, eşyaların bütün birimler olduğu ve bunların böylece muamele görmesi ve birbirinden ayrılmaması teorisi dir. Yani bedensel hastalıkların tedavisi ancak beden tarafından yapılmalı, dışarıdan müdahale edilmemelidir. Ancak dışardan yardımcı olacak takviye yapılarak bedene yardımcı olmaktır. Bu nedenle son dönemde Amerika İslâm âlemine bir bütün olarak bir hastalığı var olarak bakmaktadır. Hastalık vardır, bu İslâm Dininin kendisidir ve bu din getirmiştir demektedirler.  Öyle ise biran önce İslâm Devletlerine Laikleşme ve sekülerleşme ilacı verilmelidir. Dil yapısına göre Fransızca konuşanlara ve kültürüne yakın olanlara laisizm, İngilizce konuşanlara ve kültürüne sahip olanlara sekülerizm ilacı verilmesi gerekiyor, diye dış politikalarını geliştirmektedirler.

Dünya bankası Amerika’ya ı değil, BM ye bağlı ekonomik Ve sosyal Konseye bağlıdır. Bu Konseyde 26 şirkete bağlıdır. Son Arap Baharı da Finans sektörüne 65 Milyon Kredi kartı kullanıcı sağlanması için demokratikleşme paketi altında canlandırma operasyonlarının görünmeyen yüzüdür.

İSRAİL HAKKINDA

İsrailin güvenliği Ortadoğu’daki terörle korunmakta olduğundan Siyonistlerin iktidarda kalabilmeleri için bir Orta Doğuda 20-30 yıl daha sürmesi beklenen Kürt problemi çıkartılmıştır. Çünkü Amerika’nın İsrail’in toprak büyütmesine izin vermemesi ve Filistin arasında büyük bir savaş yükünü çekmek artık mümkün değildir.

Yakın zamanda bir İsrailli ere karşılık 1073 Filistinli serbest bırakılması, İsrail için bir vatandaşının ne kadar değerli olduğunu göstermektedir. Ayrıca Filistin BM devlet olmak için başvurduğu için İsrail’in ona direk olarak bir saldırı yapması mümkün olmadığından pasif görünümden kaçınma politikalarına örnek teşkil eder.

İsrailin hedefleri için yeni “çatışma bölgeleri” oluşturulması gerekiyordu. Bu nedenle sorun merkezi için Türkiye en uygun bölge seçilmiş ve 1960 larda PKK yı İsrail bir örgüt olarak dizayn etmiştir. Burada unutulmaması gereken hiçbir zaman PKK istese de dahi kendi iradeleri ile silah bırakamazlar.

İsrailin gerçek adı “İsrail Siyonist Devleti” dir. Yahudiler ikiye bölünmüştür. Siyonizm tutarsızlıkları nedeni ile çökecek önümüzdeki 20 yılda bir çok değişim tedbirleri almazsa sıkıntılara düşeceği görülmektedir. Çünkü Siyonizm İsrailin de başına bela olmuştur.

KÜRT AÇILIMINDAN SONRA GELECEK DİĞER AÇILIMLARDAN

Türkiyenin bütünlüğünü bozmak için Kürt açılımından sonra “Laz açılımı” da hazırlanmaktadır. Almanya’da yaşayan Lazlar kendi anadillerine sahip çıkmak için kurdukları Lazebura Birliği’yle dillerine sahip çıkmaya çalışıyorlar adı altında Lazebura, 1983′te bir çalışma gurubu olarak Almanya’nın Stutgard yakınlarında Üç kişi tarafından kuruldu.. Aralarında etnolog Wolfgang Feurstein de vardır. Lazca’ya uygun bir Latince alfabe geliştirdiler. Ayrıca 1984′te Kafkasoloji Kongresi’ne sunulmuştur.

IRAK DEVLETİ

1930 yılında Irak hükümeti bağımsız bir devlet olma yolunda İngiltere ile 25 yıllık bir anlaşma imzalarken, 1932 yılında Milletler Cemiyeti’ne bağımsız bir devlet olarak katıldı. Irak Devleti (1932)de BM girişinde 12 maddeyi kabul etmiştir. Bu 12 maddeden biri Sınırlarında Irak’ın kontrol edemediği bir sınır çatışmasında ve bir şiddetle karşılaştığı zaman sınırdaşı olduğu komşu ülkeyi davet etme hakkı vardır. (Yani Amerika’dan izin alması gerekmez.)

Irak tarih boyunca kaynayan kazan gibi etnik çatışma kabiliyetine sahip konumdadır. 1933 Kral Faysal’ın ölümünün ardından ülkede dinsel ve etnik çatışmalar arttı. Son zamanlarda Amerika Kuzey Irakta tam teçizatlı 600 Binlik taşeron bir ordu kuruluşuna yardım ettiği için ileride Irak kendi arasında çatışmalara sahne olacaktır, denilebilir.

TESETTÜR SOYGUNU- İTALYA İLİŞKİSİ “SEVAB, KEBAB, MENFAAT ÜÇGENİ”

Nino Lo Bello tarafından yazılan The Vatican Empire “Vatikan İmparatorluğu” isimli kitabın son  bölümünde 1958 de Katolik kadınlar nasıl tesettüre girme yani başlarına şapka giydirdiklerini ve örttürdüklerini izah etmiştir.

1958 baharında, Amerika (İtalyan Menşeli) şapka üreticileri  “Dinsel araştırmalar Merkezi” diye bir paravan örgüt kuruyorlar. Guido Orlando adında bir gazeteci Amerika Şapkacılık Enstitüsü tarafından işe alındı.[1] Orlando derhal ilan Araştırma Enstitüsü, oluşturulan yirmi milyondan fazla “bir anketin sonuçları” Kuzey Amerika’da kadınların her hafta ayinine katılırken başlarını kapatmadan gitmedikleri hakkında bir rapor hazırlayarak Papa Pius XII giderek sundular. Katolik kadınların kiliseye giderken başlarının örtmesi gerektiğini belirterek papayı yönlendirip bir açıklama yapmasını istediler. Papa kiliseye ve dini törenlere giderken şapka giysinler diyerek bildiri yayınlandı.  Sonuçta şapka üreticileri 63 Milyon şapka satıldı.

Daha sonra aynı şirket İran’da ortaya çıkıyor. Şahın döneminde bu İtalya’daki şirket İran’da eşarp, çarşaf ile İranı din adına soydular. Daha sonrada Türkiye’de aynı senaryo dindarlık adına uygulamaya sokuldu ve başarı sağlandı. Şimdilerde  Lüks Eşarplar ve giyim tarzı  Lümpen burjuva (Paçavra burjuvası)nın bütün hayatî alanlarını da kapsayacak şekil ve tarzda muhafazakar ve mutaassıp geçinen elit tabaka tarafından temsil ediliyor. Yeni olarak İtalyanlar Kuzey Irak’ta Kürt kadınlarına başlarını nasıl modern örtmeleri gerektiği şekilleri empoze ediyorlar.

ARAP KARNIBAHARI

Arap baharından sonra Mısır Libya hepsi ikiye bölüncektir. Doğu- batı, şii- sünni, kuzey güney diye ayrılacaktır, öngörüsü hâkimdir.

TÜRKİYENİN İÇ VE DIŞ SİYASASI[2]

Üniter Devlet Tevhid anlayışını kabul eden Merkezi sistem içerisinde bireysel özgürlükleri savunan Müslüman devlet tipine denir. İslam devletleşme tipidir. Muhammedanlar da denir.

Avrupa’da üniter devletler yoktur. 12 tane krallık vardır. Türkiye devleti üniter devlettir. Osmanlıdaki Ümmet toplumundan  Cumhuriyet Türkiye’sinde millet toplumuna geçilmiştir.

Anayasada Türk Devleti değil,  Türkiye devleti denmiştir. Niçin, Özellikle bir ırka dayalı devlet kurulmadığını belirtmek için denmiştir. Ayrıca Hilafet makamı TBBM bünyesinde mevcuttur.

ULUS DEVLET

Ulus Devleti demek kendi içerisinde başka ulusları barındıran ve anayasal vatandaşlıktır. Bir kişinin Çerkez olması kültürel kimliktir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Osmanlı döneminde insanlar Ümmet kategorisinde “kul” vasfındadır. Cumhuriyet dönmesinde Ulus devlet içinde bir vatandaştır.

Dilleri ana, resmi ve meşru dil diye ayrım yapılarak ayrışıma gidenler, meşru dile literatürde yer bulamazlar, bu uydurma bir terimdir.

***

“Dış siyasette ve komşularla sıfır sorun yoktur” bir masaldır.

***

Türkiye’de her genelge ve söylevle 30 yıldır irticai faaliyetler ve bölücülük terimleri ile süslendiğinden bölünmenin psikolojik alt yapısı zihinlerde hazırlanmış bu şekilde Türk insanının beyni yıkanmıştır. Bu meyanda bu iki unsurun biri iktidarda diğeri dağda faaliyet göstermektedir.

***

Türkiye de siyasetçi kıtlığı vardır. Osmanlıda Siyasî at cambazı  olarak geçmektedir. Bizdeki siyasilerin ekseriyeti devlet adamı da olamamışlardır.

***

“Türkiye hiçbir şeye hazır değildir” politikası her zaman geçerlidir.

***

Avrupalılar Türkiye’yi merak ederler. Türkiye bir şey yapmayacak olsa bile Tarih Türkiye’yi bir şey yapmaya zorlamaktadır.

***

Ortadoğudaki insanların davranışları incelenmiş, Anadolu’daki insanların olaylar karşısındaki tepkiler tahmin edilemeyen ülke insanların kategorisinde olduğu görüldüğünden yabancılar  Türkiye İnsanı ile güven sorunu yaşarlar.

NOT: Aytunç ALTINDAL Beyefendinin internet üzerindeki video bilgilerinden derlenmiştir.


[1] http://tr.scribd.com/doc/13225339/Bello-The-Vatican-Empire-The-Authoritative-Report-That-Reveals-the-Vatican-as-a-Nerve-Center-of-High-Finance-and-Penetrates-the-Secret-of-Papal-We

[2] Siyasa, İngilizcedeki policy sözcüğünün karşılığıdır. Belli bir konuda belirlenen hedef, izlenen yöntem ve izlemler bütünüdür. Örneğin Türkiye’nin kurduğu barajlar, Türkiye’nin su siyasasının bir parçasıdır. Siyasa sözcüğü, siyaset bilimi dışında fazla yaygın değildir. Onun yerine siyaset ya da politika sözcükleri kullanılmaktadır. Siyaset biliminde en çok kullanılan kelimelerden biridir. Yerini “siyaset” kelimesi almıştır. ama aralarında ince bir nüans farkı yok değildir. Buna göre, siyasa, daha ziyade kâğıt üzerindeki temel, genel planı ifade ederken siyaset, işin daha çok eyleme geçirilmiş, somutlaştırılıp daraltılmış halini anlatır.

Siyaset, siyasadan daha özel ve somuttur. Siyasa ise daha genel ve daha soyuttur.

*********************

 

YAZICIOĞLU AHMED BÎCAN kaddesellâhü sırrahu’l azîz -DÜRR-İ MEKNUN-(SAKLI İNCİLER) KİTABINDAN


ON ÜÇÜNCÜ BÂB (Kısım) HÜKEMA KAVLİNCE OTLAR VE YEMİŞLER VE TAŞLAR HÂSİYYETİN BİLDİRİR

Hakk Sübhanehu ve te’alâ Hazretleri (c.c.) kulları için otları yarattı.

Her birinden bir derde deva, her maraza şifâ için Lokman Hekim’e bildirdi ve hâl diliyle söyledi. Her ot ben filân derde devâyım dedi. Ol dahi halka bildirdi.

Bilgil ki Hak te’alâ hazretleri dünyada bin ot yaratdı. Her birine bir hâsiyyet verdi. Bu otların yeryüzünde yedi yüz yetmiş dördü insan içindir. Bâkisi cin tâifesine mahsusdur. İnsanın ana eli ermez.

Amma bir ot var; iştirak üzerinedir; hem insana nef i vardır. Ana aslü’t-tâh derler, burucu’ssânem (yerücü’s-sanem) dahi derler. Anın yaprağı pazı yaprağına benzer. Ulu dağlarda biter. Irakdan, gece ile çırağ gibi yanar. Yanına varınca kaybolur. Anı her kim yerinden çekip koparsa düşer ölür. Anı koparmak dileyen evvel, dolayı yanını kazar. Ta kim kopmağa kabil ola. Andan bir uzun ipin bir ucunu ota bağlar, bir ucunu bir kelbe bağlar. Dahi kendi kelbe ekmek gösterir, kelb ekmeğe çekinir. Ot kopar. Bir kere ah eyler. Ol ahi işiten ölür. Kelb düşer ölür. Andan gelirler alırlar. Anın kökü âdem gibidir. Kaşı gözü, iki eli iki ayağı, ağzı ve burnu ve saçı [79b] var; avret saçı gibi. Anın hâsiyyeti gayet şirinlikdir. Her kime değdirsen muhabbet eder; ardına uyar, kesilmez götürenler. Her kim anı görse muhabbeti ziyade ola. Şimdiki zamanın yalancı hekimleri bir yumuşak kökü yonarlar; kaş ve göz gibi yerini belirtirler, sünbül-i rumiyun saç ederler, odur diye satarlar.

(bkz: http://www.agaclar.net/forum/bitkiler-hakkinda-genel-konusmalar/7406.htm)

(http://www.e-kutuphane.teb.org.tr/pdf/eczaciodasiyayinlari/ila_habr-subt09/8.pdf)

Dahi acâibin biri SAKANKUR (Kum Balığı) balığıdır. Ol âdemî zâde olduğu yerde olmaz. Umman ya Muhit cezirelerinde olur. Meğer bir gemi vak’aya uğraya; anı bula getire. Anın hâsiyyeti oldur ki bir kişi seksen yaşında pîr olsa mücerred anı eline almak ile otuz yaşında yiğit gibi kıvam bulsa gerek. Amma şimdiki hekimler, Mısır ile Gazze ortasında Kayne derler kum içinde bir köy vardır. Ol kumda bir keler olur, balık gibi. Hekimler ol yerin Arabına nesne verirler. Arap varır anı tutar. Hekimler anı sakankur diye satarlar. Amma hükemâ kitabında yazmışlar; sakankur yelde timsahdan hâsıl olur; kum içinde keler gibi. Âdemi sokar. Eğer sokduğu âdem becid suya girmese, su bulmazsa işemek gerekdir. Dahi sidiğini yutmak gerek kurtula, balık öle. Eğer işemese, suya girmese âdem ölür; balık kurtulur. Zehi kadir! Neler halk eyler. Her müşkil iş ana asandır. Sâni’-i zü’l-celâl ve’l-kemâldir ve bir aceb dahi bu ki hasiletü’ssa’leb/hasiyyeti’s-sa’leb dedikleri od, sakankurun bedelidir [80a] demişlerdir. Anda dahi mukarreblik vardır. Ol dahi ulu dağlarda olur. Anın bir cinsi var yaprağı kızılca olur. Anı daim koparmak âdet edenlerin eli tutmaz olur. Anın ilâcı oldur ki onu kaynattırıp (göyündürüp) mum yağıyla ana dürtseler (sürse demek) şifâ bula. Her kim anı zeyte batıra (yatıra) istimâl ede, cimâya gayet haris ola.

(bkz: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kaplan_kum_k%C3%B6pek_bal%C4%B1%C4%9F%C4%B1)

(Kaplan kum köpek balığı (Carcharias taurus), Türkiye’de yaşamaz. Nadiren ağlara takıldığı olur ama dağılımında değildir. Genelde boyu 1.8 ile 3.6 m arasında değişir. Ahtapot, yengeç gibi hayvanlarla beslenir çünkü yunus ve fok gibi hayvanları avlayacak düzeyde değildir.)

(http://oltakeyfi.com/forum/baliklar/30-trakonya-baligi-kum-trakonyasi.html)

Dahi AKAYBUH derler bir ağaç var; Hind’de olur. Irakdan bakan âdem onu yelkene benzetir. Anı yerücü’s-sanem gibi iple çıkarırlar. Eğer anı çıkaralar içi dolu darı dökülür. Anın dahi hâsiyyeti bu ki hangi evde yaksalar sihir kâr etmese gerek. Bir aceb bu kim nârcil derler bir ceviz vardır; üzerine su dökseler süt olur; sıksalar nardenk olur. Nârcil, Hindistan kozuna dahi derler.

Otların acâibi RÂVEND-İ ÇİNİdir. Bir miskalini yeseler âdemin içinde yanmış ciğerini tâzeler. Çiğ eti pişirip pişdikden sonra râvendi döğüp üzerine ekseler, geri çiğ olur. Ol kozun üzerinde olanı urganlar ederler; gemileri anınla bağlarlar. Hind’de demir kıymetlidir.

Dahi otların acâibi bader nehbube (bader nehbute) ki ana OĞUL OTU da derler. Yüreğe kuvvet verir, hafakana gayet de iyidir. Üç nev’dir. Birinin yaprağı ufacıkdır, kokusu turunç kabı kokusuna benzer. Anı bir kişi güneş Hamel burcunda [80b] iken altın ile kesse götürse her kim anı görse muhabbet eder. Akçe kesesine koşalar bereket ola eksilmeye. Üçünün dahi hâsiyyeti bu kim kalbe kuvvet verir. Âdemi ferah eyler. Gussa giderir. Misk’in bedelidir.

Bir aceb dahi bu kim ŞEHRÂN derler bir il vardır. Anda bir ağaç vardır. Her zilkade ayında çıkarlar, ne kadar su muslukları varsa su ile doldururlar. Her şehir halkı musluklar etmişlerdir. Bir yıldan bir yıla dek anınla yetireler. Anda kalem biter. Mağrib denizinde bir ağaç çıkar, billur gibi ak. Kaçan, ol ağaç çıksa ucuzluk olsa gerek; çıkmasa kıtlık olur. Bir kerre ol ağacı kalın zincirle bağladılar; dahi urganlar ile sarakodular; gitmesin daima ucuzluk olsun dediler. Ağaç zinciri şöyle iplik gibi kesdi gitdi. Sonra maşrıkdan kervanlar geldi. Eyitdiler: Maşrık denizinde bir ağaç gördük, ortasından zincirle bağlı dediler. Dahi bir ilde bir ağaç, yüz budağı var. Her budağında kuşlar yuva etmişlerdir. Ol ağaç yılda bir gün deprenir. Ol kadar kuş yünü dökülür. Halk anı dererler; tarlalarına dökerler; üzerine ekin ekerler. Ve dahi bir ilde bir ağaç vardır. Dibinde kim yatarsa sıtma tutar. Kalkıp yürüse soğukdan donar. Od yakıp ısınalım deseler yağmur yağar. Bir ilde bir ağaç vardır, od anı yakmaz. Ondan sac ederler. [81a] Üzerinde ekmek gibi, yufka gibi ne ise pişirirler. Herenileri ve kazanları andan ederler. Ve bir ağaç var, yemişi yün olur. Ol ilin kavmi anı eğrirler, dokurlar, dikerler (giyerler). Bir ilde bir ağaç var. Ol ilin kavmi ana taparlar; gökden indi derler. Budağını kesseler kan akar. Yaprağı çıra gibi yanar. Aferin o sâni’in sun’una ki bunları halk eyledi. Pes bizim muradımız Hak te’alâ hazretlerinin sun’unu ve acâibini beyân etmekdir. Amma birkaç meşhurca edviyeden diyelim. Ziyade isteyen hükemâ kitablarını mütâlaa eylesin.

Fasıl:

Zencebil:(Zencefi) Taamı hazmeyler, mideyi kızdırır. Süddeye, cimâya, rutubete ve yellere nâfi’dir.

Dârçini: (Tarçın)Mideye, öksürüğe, nezleye, böbreğe, ciğere, süddeye, istiskaya cimâya nâfi’dir.

Dârıfülfül: Tabiati kızdırır. Hazma, cimâya, yellere, kulunca, soğukdan olan ağrılara nâfi’dir. Fülfiil: Dârıfülfül gibidir. Belki daha lâtifdir.

Cevzibevvâ: (Küçük Hindistan Cevizi) Soğukdan olan hastalıklara, istiskaya, mideye, azmış ahlata, yellere faide eyler.

Cevzihindi: (Hindistan Cevizi) Sidik damlamasına, kavık soğukluğuna, arka ağrısına nâfi’dir. Meniyi ziyâde eyler. Şeker ile yiyeler.

Havlicân: (Kulunç Otu)Mideye, kulunca, ekşi geğirmeğe, hazma, böbreklere, cimâya, çok işemeğe iyidir.

Besbase: (Küçük Hindistan Cevizi) [81b] Kan tükürmeğe, bağırsak çıbanlarına, selesü’l-bevle iyidir. Ahlata (Kafa karışıklığı) iyidir.

Kakule: Hazma, yellere, böbrek taşma, göğüse, boğaza iyidir.

Karanfil: Selesü’l-bevle iyidir. Taze sütle içseler cimâya kuvvet verir. Yemeğe saçsalar kalbe kuvvet verir. Yelleri dağıtır.

Kebâbe: Süddeye, sidiğe, taşlara iyidir. Mideye, a’zâya kuvvet verir.

 Sünbül-î Hindî ve Rumî: Hafakana ve yellere iyidir.

Füsat: Su ile ezip mefluce süreler, nâfi’dir. Fevkal karası: A’zâya kuvvet verir. İki dirhemi adamı ishal eyler. Göze ağrısına iyidir.

Râziyâne: Suyu gözü tiz eyler. Tohumunu kaynatıp içseler böbrek, göğüs ağrılarına, yellere, süddeye, ahlata, kan tükürmeğe, mideye, sidik yoluna, kökünün suyu yerekana, yaz evvelinde bir dirhem yeseler ol yıl hastalık görmeye.

Anduz: Mideye kuvvet verir. Gussa giderir. Kavık ağrısına, sidik damlamasına, yellere, mafsallara, süddeye, balgama, hazma, bal ile yiyeler iyidir. Sıkıp suyunu içseler kan tükürmeğe iyidir.

Buyî: (Meyan) Pişirip bal ile yeseler, ishal ede.

Yelmeşik: Balgama, öksürüğe, basura, mideye nâfi’dir. Cimâya iyidir.

Kasnı: (Hindiba-yaban Marulu) Bal ile göze sürme eyleseler gözü tiz eder. Diş dipleri yenmesine ve ağrısına, dimağa, yakı edeler nâfi’dir. Zibak yağı ile zekere dürütseler [82a] cimâ etdirir.

Nohut: Suyu yerekana ve cimâya nâfi’dir. Bir gece sirkede ıslatıp ertesi yemek yemeden yeseler kara kordonu kıra ve arka ağrısına ve üşümüş yerlere iyidir.

Hanzal (Ebu Cehil Karpuzu) İçini mâ-i asel ile içseler mafsallara balgamı çeker indirir.

Kar çiçeği: Karasından bir dirhem mahmudiyye ile yeseler balgama, sevdaya, yerekana, göğüs zahmetine, öykene, kavığa, göze inen maddeye iyidir.

Hassetü’s-sağleb/hassetü’t-ta’leb: Cimâya kuvvet verir. Üçün biri kalınca pişe nâfi’dir.

Hatmi tohumu: Böbrek taşını dağıtır. Kaynatıp içseler bağırsak çıbanlarına, kan tükürmeğe nâfi’dir. Pişirip şişlere vursalar iyidir.

Zernebâd: (Çekirge ayağı) Adamı semirtir. Ferah verir. Yellere, mideye, kalan a’zâya kıvam verir. Behmen kızılı: (Turpa benzer bir ot) Kanı giderir. Yumurta ile yiyeler. Pişirip nikrise dürtseler nâfi’dir. Yeseler hafakana iyidir. Cimâya kuvvet verir.

Buzidân: Nikrise, mafsallara, soğuk hastalıklarına, ahlata, sekerlere iyidir. Meniyi (zihni) artırır.

Sığır kuyruğu: Suyunu dişe dürtseler ağrısını gidere. Öksürüğe iyidir. Diş dibine yakı ağrısını giderir.

Tuderi lu’uku: (Haşhaş Tohumu)Göğüsde, öykende (böbrek demek) olan balgama, ahlata, yerekana, arkü’nnisâya iyidir.

Cavşirân: Mâi’l-karâtin ile iki buçuk dirhem içseler a’zâ süstlüğüne, iç ağrısına, sidik damlasına [82b], kavuk uyuzuna, rahim ağnsına nâfı’dir. Balgamı ishâl eder.

Cebelhünk: (Gencemut tohumu) Bir dirhemi safrayı, balgamı giderir, amma mâi’l-karâtin ile içeler.

Cündyâne: (Kunduz otu)Bir dirhem suyunu içseler ağrılara, a’zâ süstlüğüne (sertliğine), ciğere, mide ağnsına, süddelere nâfı’dir. Bedeni tenkiye eder.

Mecend (Mercimek)[bir kelime okunamadı] tabana sürse ler nikrise nâfi’dir.

Şerbet-i berdengder: Mercimek kadar yağ ile kulağına tamzırsalar sağırlığı giderir.

Yüzerlik: (Üzerlik) Tavuk ödü, safran, râziyâne suyu ile göze sürseler cilâ verir.

Hardal: Kaynatıp suyunu içseler ahlat sertliğine nâfi’dir. Sıcak içe.

Bûre: (Borik asitten türeyen sodyum tuzu) Sahk edip bir buçuk dirhem bal ile yeseler, yelmeşik ahlatı giderir. Bağırsak yellerine, balgama, sidiğe, öksürüğe, yan ağrısına, yumurta ile yeseler göğüs zahmetine nâfi’dir. Islatıp içseler kanı sâfı ede. Sevdaya ve bedene, dimağ soğukluğuna ve arkü’n-nisâya nâfi’dir.

Hasek: (Demir Dikeni) Kurusunu taam ile yese mideyi ıslah ede. Sıkıp suyunu göze çekseler cilâ vere. Yemesi ekşi geğirmeğe ve sidik yolunda olan taşa nâfi’dir.

 Ratiyene: (Çamsakızı) Uzunu, değirmisi hep birdir. Su ile içseler nikrise, hıçkırığa, uçuğa, azmış ahlata, sinir, beden süstlüğüne iyidir.

Gelincik çiçeği: Döğeler, suyunu göze çekeler cilâ vere, ağrısını gidere.

Şakakul: (Yabani havuç-kara kök)Rutabi mukavvidir. Mideyi, ciğeri kızdırır.

Şeytraç: [83a] Anduzıd ile karıştırıp arkü’nnisâya vursalar azîm fayda, dalağa dahi vursalar nâfi’dir.

Güveyi otu: Ak olanını pişirip suyunu içseler gönül dönmesine, ahlata, ekşi geğirmeğe, balgama, hazma nâfi’dir. İdrarı bol eder. Göz nûrunu ziyade eder. Süddeye faidelidir.

Zam’a: Yumurtaya, tuz yerine saça yiye, öksürüğe nâfi’dir. Galize haltı giderir. Kanırıp tükürmeği def eder. Avâza, mideye, kavığa iyidir.

Akırkarhâ: (Pire otu-nezle otu)  İçenler balgamı çıkarır. Suyunu gövdeye sürseler süstlüğü gidere. Soğuk zahmetine döğüp ekseler iyi ola. Nezleye ziftle yakı edeler iyidir. Cimâa, mideye nâfi’dir. Ayı yağıyla bedene ekse kuvvet verir.

Basal-ı ‘unsal: (nûşâdır soğanı dirler deniz kenârında biter nişânı oldur. kim bir yerine dürtücek ol yeri gicidir ak soğandır büyük ve değirmi olur katmer katmer olur ve kalın olur) Berverdesi zıyku’n-nefese nâfıdir. Yatıncak tabanına sürse yedi güne dek zekeri kıvama getire. Yağı göğüs haltına iyidir. Turp yaprağını pişirip yeseler rutubeti helâk ede. Kendisini pişirip yeseler, eski öksürüğü, göğüs haltına, taşı olan yellere faide eder.

Ferfıyun: (Sütleğen Otu veya zamkı)) Karâtin yaprağını içseler başta ve arkada olan ahlatı eritir.

Yonca Tohumu: Yaprağı rneniyi artırır. Titreyen ellere pişirip döğüp vuralar iyidir. Yağını titreyen başa sürseler nâfi’dir.

Karga düleği: Sirke ile pişirip nikrise vursalar nâfi’dir. Hukne etseler arku’n-nisâya [83b] iyidir. Uç miskal suyundan içseler balgamı ishâl ede. İki dirhem arpa unuyla içseler lakataya iyidir. Ham haltı giderir.

Kükürd: Buçuk dirhemini yumurta ile yiye, yerekana iyidir. Zevfâ ile gül suyuyla nikrise vursalar iyidir. Kulağa tütsü etseler ağrısını gidere.

Kişniş: Üç dirhem sinirli yaprağı su ile içseler kanı keser. Yemeğe saçıp yeseler buhara ve hıçkırığa nâfi’dir.

Kimnon: (Kimyon) Tohumunu sirkede ıslatıp kurutup döğe, yiye. Yellere nâfi’dir. Ciğerin, midenin rutubetini giderir ve hıfzı artırır.

Günlük: Yemeğe saçıp yeseler göz kızarmasına nâfi’dir. Bir miskal daima su ile içe, göğüs rutubetini giderir. Göze çekseler kanını kese.

Lâden: papatyaya turak yağıla bir nice kerre vursalar nezleye iyidir.

Süst: mideye vursalar nâfi’dir.

Lisânü’l-asfur: (serçe dili) Kasık ağrısına, selesü’l-bevle, cimaya, hafakana, nâfi’dir.

Lisânü’s-sevr: (Öküz dili)Pişirip içmek ferah verir. Bal şerbetiyle içseler öksürüğe, yüreğe göyünmüş halta, teşvişlere, nâfi’dir. Tîn-i âdemî ile içeler hafakana nâfi’dir.

Mi’a: [(a), günlük ağacı, sığala ağacı (liquidambar orientalis) mey'a-i sâile kim karagünlük revâgıdır kim menteş ilinden gelür eyü râyihası olur türkçe zîgâla derler : (a), "zigale,]Tütsü ede kan yaşlığına nâfi’dir. Yağ ile gövdeye sürseler süstlüğü gidere.

Nanhûn: (anason)Pişirip suyunu içseler kuluncu gidere. Yeseler eski sıtmalara, hazma, gönül dönmesine, böbrek taşına nâfi’dir. Bal ile yeseler berasaya, behakaya vuralar iyidir. [84a]

Hindibâ: (yaban Marulu) Mideye iyidir. Yürek zayıflığına yakı edip vuralar ve yeseler süddeye, kan galebesine iyidir.

Mâi’l-karâtin: Oldur ki yüz dirhem bala iki yüz dirhem su koya biri kalınca kaynata. : “100 dirhem balı 200 dirhem su ile kaynatıp üç bölükte biri kalır”

FASIL:

Limon mideyi kavi eyler, iştahâ getirir, ekşi geğirmeği giderir. Suyu kanın rutubetini, göyünmüş hıltı, (karışım, besinlerin midede sindirildikten sonra kan, balgam, safrâ ve sevda maddelerinden her biri) gönül dönmesini giderir. Çekirdeğinden iki dirhem ıssı ve tuzlu suyla içseler mideyi, ciğeri, kalbi kavi eyler.

Fıstık yemişi mideyi ciğeri eridir. Oyken (göğüs) zahmetine, gönül dönmesine mide buharına iyidir. Kalbe ferah verir.

Unnâb (Kızıl İğde)yeseler ya suyunu içseler kan galebesini giderir. Öksürüğe, göğüs ağrısına nâfi’dir. Yemekden evvel yiyeler. Pişirip yeseler içi yumuşatır.

Sanavber yemişi: (Çam ağacı Fıstığı) Göğez içini bal ile yeseler meniyi artırır ve kavığı eritir. Beden süstlüğünü giderir.

Fındık içini bibere katıp yeseler nezleye iyidir. Kavunun tatlısı âdemi semirtir. Meniyi artırır.

Karpuz sıtmaya, humma hararetine iyidir. Ademin içini yaykar, ateşi teskin eder.

Hıyâr, safraya hararete iyidir. Amma kabını kalın keseler. İçi yaykar, ateşi eritir.

Elma, kalbe kuvvet verir. Soyup yiyeler. Kalbe ferah verir. Amma pişirip yeseler daha lâtifdir.

Armut, gıdadır. Tatlısı âdemi semirtir, faidelidir. Yemek üzerine yiyeler buharı def eyler.

İncir, meniyi artırır. Kulunca iyidir. Çok yemek [84b] gıcık getirir.

Hurma da incir gibidir. Mardilkâni (resul-i kâbini) yani hindibâ, marul gibidir hâsiyyetde.

Üzüm: Tatlı şırası fesaddır. Mizâcı muslihdir. Üzümü kabıyla yemek yel eyler. Çekirdeği kabz eyler. Üzümün hâsiyyeti birkaç gün öğün edip yemekdir.

Anâr: (Nar) Tatlısı üzümün şırası gibidir. Çekirdeği kabızdır. Ekşisi sidiği yürütür. Çekirdeğini taama saçalar midede artık haltlara iyidir. Limon suyla içeler kan tükürmeğe fâide eder. Üç tane anâr çiçeğini yeseler göz ağrısını görmeyeler.

Zeytun: Gıdadır. Onu daim âdet edinip yemek âdemi arıklatır. (zayıflatır) Meniyi kat’eyler, ehl-i riyâzatın taamıdır.

Ayva: Mideye kuvvet verir. Sıtmaya ve hararete bevasıra faide eyler. Çekirdeği kabızdır.

Fasıl: Taşların acâibini bildirir:

Evvela biri elmasdır. Cümle katı nesneleri ol deler. Anı kurşun yonar. Elmas ucub etdi. Hak te’alâ hazretleri benden pek nesne yaratmadı dedi. Hak celle ve alâ ucub edenleri sevmez. Ululuk ana yaraşır. Hâlik-i mahlûk râzık-ı merzukdur. Pes kurşunu ana havale eyledi. Eğer anı dişin üzerine koşalar fılhâl çıkara ve ne yerde evren ve bebir ulu yılan olsa anda elmas vardır. Pes İskender anı çıkardı. Orda bir gözgü (ayna) eyledi. Yılan ve evren anı görür kör olurdu.

Pirûze: (Firuze) Âdeme ferah [85a] verir. Her sabah kalksa pirüzeye baksa gözünün nûru arta. Ağulara assı eyler ve tutya dahi olur. Yüzük kaşına koşalar câzılık kâr kılmaya.

Talk: (alçı taşı) Bir taşdır ki her kim celb eylese yanar. Oda girse od anı yakmaya. Buz ile kar ile ovalar. Mürayiler anı alırlar, evliyâlanırlar.

Mıknatıs: Meşhurdur. Demiri çeker. Hind gemilerine mıknatıs korkusundan mıh vurmazlar.

Yakut: Bir cevherdir. Bir paresini dilin altına koşan susuzluğu keser anın dürüstiti olur. Anı bileyeyim dersen demir ile bilenir. Hergiz anı düribe (döverek toz haline getiremez) almaz ve ana od kâr eylemez.

La’l, inci ve zümrüt ve mercan bunlar cevâhirdendir. Ademin gönülünü ferah eyler Her hâsiyyeti çoktur. Dersek söz uzar.

Yeşim: Bir taşdır. Anı kim götürse yıldırım oku ana kâr etmeye. Hıtayî kavmi anı götürürlerdi. Dahi yıldırım orda çok olur.

Dünyâda taşlar çokdur, biz meşhûrlarını dedik.

 Kaynak:

Yazıcıoğlu Ahmed Bîcan, Dürr-i Meknun-(Saklı İnciler) Çevri: Necdet Sakaoğlu Eski Yazıdan Yeni Yazıya Tarih Vakfı Yurt Yayınları 86, İstanbul-1999

OSMANLICA TIP TERİMLERİ ve BİTKİLER SÖZLÜĞÜ

Kaynak:

Tabîb İbn-i Serîf YÂDİGÂR,
15. Yüzyıl Türkçe Tıp Kitabı YÂDÎGÂR-I İBN-İ ŞERÎF

Proje Danışmanı: Prof. Dr. Ayten ALTINTAŞ
Hazırlayanlar:M. Yahya OKUTAN, Doğan KOÇER, Mecit YILDIZ, İstanbul 2004

ÇOCUK SAĞLIĞINDA DOKTORLARIN DİKKAT ÇEKMEDİĞİ VİTAMİN B12 EKSİKLİĞİ


B12 vitamin eksikliği, çocuklarda megaloblastik anemi, büyüme ve gelişme geriliği, ciddi nörolojik hasar ve uzun dönem entelektüel bozukluklara neden olur. Bu nedenle eksikliğin önlenmesi, tanınması, tedavi edilmesi infant ve çocukların sağlıklı gelişimi için önemlidir.

B12 vitamini eksikliği görülme sıklığının ırk, çevre, cinsiyet, yaş, sosyoekonomik düzey ve beslenme alışkanlıklarına göre farklılıklar göstermesi her ülkenin kendi içinde prevalans çalışması yapmasını gerekli kılmıştır.

B12 Vitamini Eksiklik Bulguları

Kobalamin eksikliğinden esas olarak hızlı çoğalan dokular, özellikle kemik iliği, gastrointestinal sistemin (GIS) iç yüzeyi ve sinir sistemi etkilenir.

Genel Belirtiler:
Büyüme-Gelişmegeriliği-İştahsızlık-Hipotoni-Letarji-Deride hiperpigmentasyon-İrritabilite-Güçsüzlük-Taşikardi-Kalpte sistolik üfürüm –Hepatomegali

Gastrointestinal (mide ve bagirsaklarla) ilgili Belirtiler:
-İştahsızlık-Bulantı-kusma-İshal-Aftöz stomatit (Ağız içi yaralar)-Glossit (Konuşmada sorunlar)-Generalize malabsorpsiyon (Bağırsaklarda Kötü Emilim)-Yutma güçlüğü

Nörolojik Belirtiler:
-Nöro-motor gelişme geriliği ve gerileme-Duyusal kayıplar-Paraliziler (Felçler)-Ataksi (Kas Bozukluğu)-Hafıza kayıpları-Hipotoni (Tansiyon düşüklüğü)-Konvülziyon (Çırpınma)-Koma-Anormal hareket ve tremorlar (titremeler)-Kişilik değişiklikleri –Depresyon -Okul başarısında düşme

Vitamin B12 eksikliği genellikle düşük sosyoekonomik düzeyi olanlarda ve 2 yaş altında sık görülmektedir. Süt çocuklarındaki yüksek sıklık oranı, annelerindeki eksiklikten dolayı düşük vitamin deposuyla doğmuş olmaları ve düşük vitamin B12 konsantrasyonlu anne sütüyle beslenmelerine bağlı olabilir. 2 yaş ve 12-17 yaş aralığında yoğunlaşması bu yaş gruplarının risk altında olduğuna işaret etmektedir. Hayvansal gıda tüketiminin yetersiz olduğunu gösteren demir eksikliği olan hastalarda vitamin B12 düzeylerine bakılmalıdır.

Süt çocuklarının annelerinin %77’sinde vitamin B12 eksikliği, % 41’inde anemi tespit edildi. Vitamin B12 eksikliği, özellikle 0-2 yaş ve adölesan dönemde sık görüldüğü için bu yaş grubundaki hastalarda rutin olarak vitamin B12 düzeyi bakılmalı ve bu yaş grubundaki hastalara daha sık hayvansal gıda tüketimi önerilmelidir.

Ülkemiz şartlarında yenidoğanlara K vitamini gibi rutin olarak tek doz vitamin B12 yapılabilir. Bunun yanında gebelerdeki ve annelerdeki eksiklik mutlaka tedavi edilmeli ve annelere beslenme eğitimi verilmelidir. Çölyak hastalığı, parazit ve diğer sorunlar hastalarında vitamin B12’nin emilim bozukluğu eşlik edebilir. Bu nedenle bu hastalar vitamin B12 eksikliği açısından tetkik edilmelidir.

(Çölyak hastalığı bağırsaklardaki sindirimi sağlayan villus denilen yapıların bozulmasına sebep olan ve dolayısıyla da yiyeceklerdeki besinin emilmesini engelleyen ve ince bağırsakta hasarlar oluşturan bir sindirim hastalığıdır.)

Faydalanılan Kaynak:
Dr. Ülker ÇELİK, Çocuk Kan Hastalıkları Bilim Dalında Vitamin B12 Eksikliği Tanısıyla Takip Edilen Hastaların Retrospektif Olarak İncelenmesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Ve Hastalıkları Anabilim Dalı 272967-Uzmanlık Tezi Samsun Mart-2011

ASTIM TEDAVİSİNDE VİTAMİN D’NİN ROLÜ


Astım, birçok hücre ve hücre elemanının katıldığı genetik ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı kronik enflamatuar, genellikle akciğerlerde yaygın ama değişken ve çoğunlukla kendiliğinden veya tedaviyle geri dönüşlü bir hava yolu hastalığıdır.

Dünya çapında 300 milyon kişiyi etkilediği ve yılda 15 milyon sakatlığa ayarlanmış yaşam yılı kaybına neden olduğu düşünülmektedir. Astımda tedavinin asıl amacı kontrol sağlanabilmesi ve bu kontrolün sürdürülmesidir. Birincil, ikincil korunma ve medikal tedavi ile çoğu astımlı hastada kontrol sağlanabilirken tüm müdahalelere rağmen kontrol sağlanamayan hastaların bulunması astımlı hastalarda yeni tedavi arayışlarına sebep olmuştur.

 Vücutta çoğu doku ve hücrelerin D vitaminin aktif formu olan 1,25(OH)2D bulundurmasının anlaşılmasıyla, vitamin D’nin pek çok biyolojik fonksiyonları araştırılmaya başlanmıştır. Kemik dışında hemen her hücrede (beyin, kalp, mide, pankreas, deri, meme, gonadlar, T ve B lenfositleri, monositler, akciğerler vs.) vitamin D reseptörü (VDR) tespit edilmesi ile D vitamininin kemik metabolizması dışındaki diğer dokuların fonksiyonlarında da önemli rolü olduğu ve astım başta olmak üzere pek çok hastalıkla ilişkili olabileceği düşünülmektedir.  Yapılan çalışmalarda D vitamininin; astım gelişimi, astım alevlenme nedeni olan solunum yolu enfeksiyonları, akciğer fonksiyonları, astım ciddiyeti, total IgE ve eozinofil sayısı, anti-enflamatuar tedavi ihtiyacı gibi birçok faktörle olan ilişkisi araştırılmıştır. D vitaminin astım patogenezine; immün fonksiyonları iyileştirerek, anti-enflamatuar etki göstererek, steroid direncini azaltarak, glukokortikoidlerin etkilerini güçlendirerek, hücre döngüsünü yavaşlatarak ve remodelingi azaltarak katkıda bulunduğu düşünülmektedir.

Yüksek doz oral glukokortikoid tedaviye rağmen klinik cevabın kötü olduğu steroid rezistant astımlı hasta grubunda yapılan bir in vitro çalışmada, D vitamininin interlökin-10 salınımını arttırarak rezistansı azaltabileceği saptanmış ancak invivo çalışmalarla bu görüş desteklenememiştir.  Akciğer fonksiyonları ile vitamin D eksikliği arasındaki ilişkiye yönelik çalışmalarda ise çelişkili sonuçlar elde edilmiştir.

Amerika Birleşik Devletinde yapılan toplum bazlı Üçüncü Ulusal Sağlık ve Beslenme Araştırma Grubunun verilerine göre vitamin D serum düzeyleri ve akciğer fonksiyonları arasında güçlü bir ilişki bulunmuşken, İngiltere’de yapılan The Hertfordshire Cohort çalışmasında, D vitamini ile akciğer fonksiyonları arasında ilişki bulunmamıştır.

Vitamin D ile astım arasındaki bu çelişkili sonuçlar nedeniyle bu çalışmada serum vitamin D düzeyinin ve vitamin D eksikliğinin astım gelişimi ve klinik özellikleri üzerine olan etkisinin araştırılması düşünülmüştür.

Son yıllarda Vitamin D’nin çeşitli hastalıklarla ilişkisine ek olarak astım da rolü olabileceğini gösteren çalışmalar yayınlanmıştır

Bu nedenlestabil astımlı 88 ve alevlenme döneminde olan 24 astımlı hasta ile benzer yaş, cinsiyet özelliklerine sahip 94 sağlıklı yetişkin kontrol grubu olarak alınmıştır. Çalışma sonucunda serum vitamin D düzeyi ve eksikliğinin astımlı hastalarda kontrol grubundan farklı olmadığı ancak kadın cinsiyet, düşük akciğer fonksiyonları ve obezite ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğu saptanmıştır. Vitamin D’nin astım gelişimindeki etkisini ortaya koymada serum vitamin D düzeyi ölçümünün genetik çalışmalarla desteklendiği ileri çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Kaynak:

Dr. Oya BAYDAR, Astım Gelişiminde D Vitamininin Rolü 314499 Uzmanlık Tezi, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Adana-2012