“ŞAİR MEHMET ZİHNİ BABA,,

 

Kalender meşrep şairlerimizden Mehmet Zihni baba edebî üslubu itibarile emsaline tefevvuk eden maderzat ve lirik bir şairdir. Bundan altmış yetmiş sene evvelki devri edebide yetişmiş olmasına rağmen üslubu çok sade, fikirleri vazıh ve mevzuları ateşindir. Hisleri, terenümleri fuzuliyane olan Zihni baba çok vaktini dem çekmekle geçirir, irticalen söylediği şiirlerle bazan coşar ve coşturur ve bazan da ağlar ve ağlatırdı. Rindane meşrebile hemen bütün halkın muhabbetini kazanmış idi. Halk onu söyletmek için başına toplanır, bir dem [ rakı ] ikram ettikten sonra onu söyletmeğe, vecde getirmeğe bir girizgâh bulurlar ve ekseriya kendisini söyletmeğe muvaffak olurlardı.

Zihni baba sokaklarda yıkılıp kalmaya kadar içerdi. Ne gariptir ki; böyle vaziyetlerde irticalen söylediği şiirler diğer eserlerinden daha ateşli ve daha revnaklidir.

Mumaileyh baytaz zade şeyh Abdullah efendiye intisap etmiş ve ona karşı büyük bir muhabbet ve teslimiyet göstermiş idi.  

Bu itibarla şiirlerinde hep tasavvuf kokusu vardır. Zaten şiirlerinin bir çoğu rindane ve ya aşıkanedir. Kahvehane köşelerinde mest ve kalenderane bir hayat geçiren Zihni baba:

Bir came hobine değmedik biz zemanenin

Kaldık haşiri köhnesinde kahvehanenin

Kendi cesayi filidir hep çektiği belâ

Yoktur mahalli kâri hüdada behanenin

Sazi derune öyle düzen verki; (zihniya)

Değsün samahı çarha sodası teranenin

Teranesile şataretli ve neş’eli bir hayat yaşamıştır. Kendi tabirince «rind ve kalender meşrep» olan şairimiz bu tabiatını bir felsefe halinde şiirlerinde de yaşatmıştır. *

Rindi rüsvayi muhabbet namu şan etmez kabul

Hane berduşun müebbet hanıman etmez kabul

Laubali, mesti bi perva, kalender meşreban

Devri nasazı felekten imtinan etmez kabul

Minneti çarhâ tenezzül eylemez tab’ı bülent

Şahı pest üzere hütna çün aşiyan etmez kabul

Parçası bu vadideki gazellerinden bir nümunnedir. Rindlik ve kalenderlik Zihni babanın yalnız felsefî mesleği değildi. Bütün hayatı da bilfiil kalenderane geçmişti. Bir gazelinde bu halini yine şöyle tasvir ediyor:

Aşıkım, rindim, kalender meşrebim divaneyim

Hırka puşum, badenuşum, ruzu şeb mestaneyim

Bendei piri mugamm saklamam ben zahida

Hidmet arayi zemin busi deri meyhaneyim

Kıymetim yok bi ayarım dehir bûzannda leyk

Nezdi sarraf i hakikatte acep dür daneyim

Kalender meşreb Zihni baba büyük bir gınayi kalbe malikti. Yaşadığı harabatı hayatta ne mal ve mülk sahibi olmağı hatrına getirmiş nede fakrinden kimseye şikâyet etmiştir. Kimsenin minneti altına girmemek ise en büyük emeli idi:.

‘Ne fakrane gınaye talip oldum mülkü fanide

Bu üslup ile ancak çarhı hilebazı aldattım

ve

Ta haşre kadar gitmez olur renci humarı

Bir mey ki; anın neşei minnet var içinde

Diyen Zilini baba tefahür değil; hayatının hakiki bir safhasını anlatmıştır.

Zihni baba bir cok şiirlerinde maşukunun vefasızlığından şikâyet ediyor;

Sinede dağı temaşa ederiz gül yerine

Dinleriz nevhai dil nağmei bülbül yerine

Yarim ağyar e feda kıldı şarabı lebini

Şimdi biz huni ciğer nuş ederiz mül yerine [şarap]

*

* *

Kayıd edinmez, kılıca dakmaz gussa leylâyi zeman Çekseler zencine bin mecnunu mecnun üstüne

Vadisindeki şikâyetlerine bir çok gazellerinde tesadüf edilir.

Sairin babası Çermik müftüsü Abdullah efendi hoca zade büyük Abdürrahman efendiden mantık tahsili için Kiliste ikamet ettiği sırada Zihni baba 1251 tarihinde Kiliste doğmuştur. Babası icazetname aldıktan sonra Çermike avdet ettiği halde kendisi Kiliste tavattun etmiştir. Bir müddet Bekir Vahit efendinin, bir müddette hattat hocanın dersine devam edebilmiştir, kendisi fıtratan zeki ve hafızası kuvvetli olduğu için az zamanda epeyi şevler öğrendi. Fakat çok yazık ki; genç yaşında işrete müptelâ oldu. Ayni zamanda şairliğede başlıyarak tahsil cihetini ihmâl eyledi.

Merhum Bekir vahit efendinin talebesinden olan Zihni babanın esas adı «Mehmet Nadrat» idi. Bir gün müstehzi hocası kendisine «gel bakalım bizim darrat ! » [osurukça manasınadır.] diye hitap etmesi üzerine darılarak adını değiştirmiş ve şiirde «Zihni» mahlasını kullanmıştır. İşte o günden itibaren mumaileyh Zihni baba olmuştur.

Bekir Vahit efendinin talebesi arasında Zihni babaya denk olerak topal zadelerden Ahmet Hamdi efendi de vardı bunların ikside günlerce dershaneye uğramazlar ve nadiren geldikleri yakıtlarda da beş on dakika oturup savuşurlardı. Bunlardan Ahmet efendi işi hovardalığa dpkmüştü. Zihni baba ise meyhane meyhane dolaşıp dem çekiyordu. Muzip Bekir Vahit efendi o vakit bunların halini tasviren şu kıt’ayı söyledk

İki şikeste çekmece kaldı bu köhne hücrede

Birinin sahibi «Nadrat», birine malik Ede [Ahmet efendinin lakabı. }

Serder havayı aşkı civan oldu birisi

Birine darülaman oldu meyğede

Zihni babanın işrete iptilâsı derecesinde cemâlperestliği de vardı. Fakat bu tabiati lutilik gibi çirkin bir itiyat ile müterafık değildi. 0 yalnız cemâl aşıkı idi. Güzel yüzlüleri çok severdi, Bu itiyat saikasile derviş efendi isminde yakışıklı bir delikanlıya, tutulmuş idi. Bu alâkasında hiç bir fena maksat ve niyeti yoktu. Fakat genç delikanlı Zihni babanın kendisine karşı aşıkane bir vaziyet takındığını görünce niyet ve maksat gözetmiyerek biçareyi fena halde haşlar, rencide ederdi. Derviş efendi henüz mektep talebesi iken Zihni baba yalnız: onun yüzünü görmek maksadile senelerce yolunu beklemiş, ona karşı bir çok gazeller söylemiştir. Derviş ; efendiye karşı söylediği gazellerinden en meşhuru şudur:

Şekerden tatlıdır çaşinei lâli lebin cana!

Hele takrir olunmaz zevki busi gabğabin cana!

Gehi taltif ü hürmet, gâh nigâhi purgazep alut

Acap talimi kimdendir bu tarzı meşrebin cana?

Nedir bu hoş bakışlar, hoş tebessümler, bu imalar?

 Utanma doğru söyle var ise bir matlabin cana!

Gubarın sürme çekmiş hahişile çeşmi nemnake

Beher gün bekler oldum rehgüzari mektebin cana!

 Senide bir cefacu yare mecbur eylesin mevlâ!

Ki; ta (zihni) gibi fark olmaya ruzu şebin cana!

Günün birinde Derviş efendi asker oldu. Ö vakit askerlik kur’a usulile olduğundan bir ademin askerlikten kurtarılması tabür binbaşılarının elinde idi. Derviş efendinin kışlaya götürüldüğünü işiden Zihni baba hemen kışlaya binbâşınm yanına köştu. İrticalen söylediği bir beyit ile Derviş efendiyi askerlikten kurtarmağa muvaffak oldu. Söylediği beyit şudur:

Hazreti piri kerem piranın olsun aşkına

Hamkahi aşkıma bahş eyleyin Dervişimi

Zihni baba bir gün sokakta tesadüf ettiği Derviş efendiye karşı bermutat şiirler okumağa başladı. Nedense bu defa fazla hiddet ve asabiyet gösteren Derviş efendi biçare Zihni babayı kundurasile döğerek başını varaladı. Zihni baba uğradığı şu hücumu seve seve karşıladı ve başından akan kanları sevdiğinin aşkına tatlı tatlı yalamağa başladı. Ayni zamanda kunduranın altından başına bulaşan bir çamur parçasını «bunda sevgilimin kundurasının kokusu vardır.» diye aylarca yanında taşıdı.

Zihni babanın sesi de çok güzel ve müessir idi. Kendi şiirlerini müessir sadasile ve coşkun bir ahenk ile taganni ettiği vakit dinliyenlerin bir çoğunu ağlatırdı. Bir tarihte yatsıdan sonra halkın sokağa çıkması menedilmişti. Zihni baba yasak filân dinler takımından değildi. O sıralarda bir gece arkadaşlarile beraber meyhaneden gelirken devriyeye tesadüf etti. Hemen cazip sesile bir gazel okumağa başlıyarak yakayı kurtarmağa muvaffak oldu.

Zihni baba en güzel şiirlerini bedmest denecek bir hale geldikten sonra söylerdi. Hattâ:            .

Ben bendei dergâhi resulüssekaleynem

Ben aşıkı müdhet geri ceddil haseneynem

Matlalı natini sokak ortasında sarhoş yatmakta iken söylemiştir.

Şair hacı Nafi efendi, Zihni babanın muasırlarındandı. Mumaileyh Zihni babayı çok takdir eder ve severdi. Bu itibarla birbirile çok laübali görüşürlerdi. Birgün Zihni baba rakı parası istemek için hacı Nafi efendinin yanına gitti. «Ulan Nafi! dem parası yok bana biraz para ver!» dedi. 0 sırada Halep acem şehbenderi hacı Nafi efendinin yanında misafir bulunuyordu. Mumaileyh yüksek bir mevki sahibi olan hacı Nafi efendiye bu suretle hitap edilmesinden çok mütessir oldu ve tessürünü açıkça söyledi. Bunun üzerine kim olduğunu anlatmak zaruretinde kalan harabati Zihni baba şehbendere hitaben hemen şu şirini okumağa başladı:

Benim ol aşıkı tabendei [parlak zıyalı] dil murtazavi

Zulmet efzayi derunum olamaz nefsi gavi [azgın]

Doldu envari muhabbetle dili canım evi

Şem’i aşkı haseneynem aleviyim alevi

Ruhu âdâyı yakar ateşi ahim alevi

bu manzume şehbenderin çok hoşuna giderek Zihni babaya tarziye vermiş ve kendisine beş lirada dem parası ikram etmiştir.

Zihni babanın şiirlerini ihtiva eden divanı matbudur. Birçok dini müesseseler üzerinde mahkük tarihlerine tesadüf edilmektedir. Mensup olduğu baytaz tekyesinin müteaddit yerlerinde hakedilmiş tarih manzumeleri vardır.

Zihni baba harabati ve sarhoş olmasına rağmen itikadı çok sağlamdı, Peygambere ve evladına karşı yürekten bir muhabbet beslerdi hattâ son derece sorhoş bulunduğu sırada mevlut okuduğu ve hiç bir hata yapmadan dinleyen cemaati müessir nagmesile ağlattığı vakidi.

Zihni baba çok sevdiği şeyh baytaz zade Abdullah efendinin vefatından sonra adeta bi- kes kalmış idi. Kalender ruhu artık bir yerde aram edemiyordu. 1305 tarihinde birecige giderek orada kaldı ve 1309 tarihinde fani hayata ebediyen gözlerini kapadı. Mumaileyhin şiirlerinden müntehap parçaları atiye naklediyorum:

Bir gazelinden:

Aşkın eseri hestii cam dilimizdir

Şevkin sebebi mayei abü gülümüzdür

Viran biliriz bezmi cemi rindi cihanız

Kâşânei eyvani fena mahfilimizdir-

Halloldu biraz hokkai lalü lebin ama

Mevhum nükâti dikenin müşkülümüzdür

Biz rahrevi kâbei iklim cemaliz

Mecnun dâhi naka keş mahmilimizdir

Divanei aşkız yine ay. (zihni) bakılsa

Aklile felatunu zaman cahilimizdir-

diğer bir gazelinden:

Gerçi biz ehli kemale göre kâmil değiliz

Bi hiret sofii hudbin gibi cahil değiliz

Şemle vü şalde yok hahişimız kılca kadar

Tavrı erbai riya şeklini şamil değiliz

Bir alay rindi ne yaşam kedayiz nidelim

Dahili bezimi kibar olmağa kabil değiliz

Eyleriz fenni dirayette cihanı mebhut

Aşk bahsinde yine kısden akıl değiliz

başka bir gazelinden:

Cahile mesnedi ikbal ile izzet gelmez

Arife bahtı nigünsar ile zillet gelmez

Eyşehi mülketi naz her ne kadar cevretsen

Diheni aşıkına harfi şikâyet gelmez

Kâgülün küfrine bir kimse ki; iman itmez

Dili tarikine envari hidayet gelmez

Kılsa neftin ana edna ile âlâyı cihan

Aşkdan (zihni!) divaneye nefret gelmez

diğer bir gazelinden:

Çırağa nuri şöhret suzişi pervaneden gelmiş

Bilinmez andelibe yanmadan perva neden gelmiş?

Ne meyden, ne edayi nağmei rengini mutripten

Bu neşe meclise ol didei mestaneden gelmiş

Elinde tiğı gamze, çeşmi dönmüş tası pürhune

O huni meşrebim serhoş olup meyhaneden gelmiş

Abes sanma rakibe ettiğim tazimi ey (zihni)

Tava fi hâki köyi hazreti cananeden gelmiş

sh:244-253

Kaynak: Avukat Kilisli Kadri, KİLİS TARİHİ, Neşreden: Kilis Cumhuriyet Kütüphanesi sahibi: Osman Vehbi, Bürhaneddin Matbaası, 1932, İstanbul

KİTABI İNDİR

 

HAKKI BABA

Saygımız sonsuzdur sizlere

Can gardaşım Hakkı Baba

Şeref verdiniz bizlere

Can gardaşım Hakkı Baba

Ayrılmaz Kur’an izinden

Herkesi sever özünden

Sevgi süzülür gözünden

Can gardaşım Hakkı Baba

Ehli dildir cana yakın

Sözü güvenilir tekin

İşte örnek insan bakın

Can gardaşım Hakkı Baba

Mehmet Hafızın oğludur

Yüreği aşkla dağlıdır

Ehl-i beyte tam bağlıdır

Can gardaşım Hakkı Baba

Gerçek dostu yokluyoruz

Gönlümüzü paklıyoruz

Mevlâ’dan af bekliyoruz

Can gardaşım Hakkı Baba

KELÂMÎ dostun delisi

Erenlerdendir velisi

Âl-i Âbâ sevdalısı

Can gardaşım Hakkı Baba

 KELÂMÎ (İsmet YILMAZ) 03.08.2010

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s