GERÇEK TANRI’NIN MİTOLOJİK DÖNÜŞÜMÜ

İnsan, varoluşundan bu yana, arayış içindedir. Soru sormaya başladığı andan itibaren, gerekli cevapları kendisine sağlayacak verilere ihtiyaç duymuş ve hayal gücünün eseri olarak uydurduğu şeylere dahi inanma eğiliminde olmuştur. İnsana özgü hayal ürünü öyküler toplamı olan mitoloji, tıpkı ilim gibi insanın kâinatı ve dünyayı algılama, açıklama ve anlamlandırma çabasının bir ürünüdür. Mitoloji ve bilim etkileşimi, tarihinin başlangıcından bu yana varlığını sürdürmektedir. İnsanın ilâhi yönü etkisinde kalan mitoloji, günümüze birçok tahrifatlara uğrayarak gelmiştir.  Bu bozulmalarla içindeki safiyetini kaybetmiş ve doğru ve hak inancın yerini tutmaya çalışmıştır. Ancak Allah Teâlâ tarafından zaman içinde gönderilen peygamberlerle düzeltilmeye çalışılsa da, insanlar yeri gelmiş inanmış veya nefsine uyup inkâr ve tahrif tarafına düşmüştür. Ancak unutmamak gerekir ki her zaman küçük bilgiler, semboller ve kelimeler hak ile batıl arasındaki ilişkiyi ifşa etmekten geri kalmamıştır. Fakat bu bilgilere ulaşmak, kasıtlı veya vehimli kişiler tarafından sürekli engellenmiş ve engellenmektedir.[1]

Son zamanlarda araştırmacılar tarafından bulunan bulgular eski ve tahrif edilmiş literatürü alaşağı ettiği görüldüğü halde insanlardan saklanmaktadır. Ne kadar zaman geçer bilinmez ama daha yetkin araştırmacılar gelene kadar daha birçok yalan üzere kurulmuş,  paganlaştırılmış olan hakiki bilgilere kavuşuruz. Bunun zaman alacağı kesindir.

Aşağıdaki ilk alıntıda geçen Siner, Siz’û ve Mâze kelimelerin, Zeus kelimesiyle ses dizimi sizlere bir çağrışım yapacaktır. İlk anda bunu hemen görebilirsiniz. Bu bilgiyi ileriki zamanlarda gerekli olur diye bir yere kaydetmenize ilgi düşüyorum. Zaman içerisinde görülecek ki, insanlığın yaratılışından beri başıboş bırakılmadığı ve son peygamber Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz gelene kadar birçok defa hak ile bilgilendirildiği halde bozularak batıla daldığını fark edeceksiniz. Bir beklenti ve müjde olarak ileri ki tarihlerde Yunan Tarih uzmanları ulaşacağı bulgular ile paganlaşan “Hakiki Zeus Bilgisi” nin de diğer hakikatler gibi Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemi insanlığa müjdeleyişini mecburen açıklayacaklardır.  Bekleyelim.

Bu açıklamadan sonra “Yunan tanrıları Efsaneleri” de biter. Fakat açığa çıkmış hakikat ile insanlık İslam’a yönelişini tekrarlayışını ummaktayız.

İhramcızâde İsmail Hakkı

HARFLERİN ESRARI- Kitab’ül İbriz

Şeyhim (Allah kendisinden razı olsun) buyurdu ki :

— Bu anlattıklarımız harflerin esrarı mahiyetindedir. Sû­relerin başındaki her harfin yedi esrarı vardır ki onlardan yu­karıda sözünü ettiğimiz manalar çıkmaktadır. Ayrıca bu harf­lerin yedi başka esrarı daha var ki Arapça söz onlara uygun gelmektedir. Söz Arapçadan başka bir söz olursa, ona başka esrar da münasip düşmektedir.

Allah Teâlâ bizi başarıya ulaştırsın ve esrarı bize öğretsin, Efen­dimiz Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin yüce makamı hürmetine bizim bu dileğimizi kabul buyursun!

Ey okuyucu! Allah sana merhamet etsin, başka hiçbir di­vanda buna benzer satırların yazılı olduğunu işittin mi veya gördün mü? (Allah Teâlâ daha iyisini bilir).

Şeyhimle buluştuğum ayda veya o aydan hemen sonra ba­na Süryanice üç kelimeden söz etti ve buyurdu ki:

—Bu kelimelere aklını kullanarak kendini ver, sakın unutayım deme!

Siner, Siz’û ve Mâze (Bu kelimelerin açılımı Allah-Peygamber-Kitap)

Bunun üzerine sordum :

—Efendim, dedim, bunlar ne dildendir? Cevap verdi:

— Süryanicedir.. Bugün yeryüzünde bunu —pek az ki­şiden başka— bilen yoktur..

— Bu üç kelimenin manası nedir? diye sordum, fakat Şeyhim bunların manasını açıklamadı. Sadece ben bunların Sür­yanice sözler olduğunu anlamış oldum. Ancak Şeyhim bana sanki lisan-i hal ile şöyle diyordu :

— Benim zatımda sakin olan şu nura dikkatle bak, zahi­rimde perde perde yükselen ve bâtınımda iç âlemimi aydınla­tan parıltıları görmüyor musun? Bu büyük hayra bak ki za­tım ona sahip olmuştur ve zatım bu nûr ile kıvamını bulmuş­tur. İşte bu nûr ile varlık âleminin hepsi şeylerden temizlenir; yerde ve göklerde ve diğer âlemlerde bulunan zahirî ve bâtınî hayırlar bu nûr ile vücut bulur. Evet bütün bunlar benim zatımdaki nurdan istimdad etmekteler..

Müellif Ahmed b. Mübarek diyor ki:

«Şeyhimin bu sözlerinden, varlık âleminde kendisinin ta­sarrufa yetkili kılındığını anladım. Allah daha iyisini bilir.» (c:1, sh: 436-437)

Kaynakça:
Abdülaziz Debbağ trc: Celal YILDIRIM Kitab’ül İbriz [Kitap]. – İstanbul: Demir Yayınları, 1979.

ZEUS BRONTON “Gürleyen Zeus”

Ey şimşekler çaktıran, gökleri gümbürdeten, yıldırımlar fırlatan, toprağı yeşerten Zeus!

(Orphei Hymni, 15,9)

Tanrılar tanrısı ve Olympos tanrıların en güçlüsüdür. Gökyüzü tanrısı olan Zeus’ta, gökle ilgili doğal güçlerin hepsi kişileşir. Işık, aydınlık, bulut, gök gürlemesi, şimşek, yıldırım Zeus’un emri altındadır. Gökteki nesnelerin uyumu, yeryüzündeki düzen, bilgelik Zeus’a bağlıdır. Ölümlüler ve ölümsüzler onun buyruğu altındadır.

Zeus Bronton öncelikle bir hava ve gök gürültüsü tanrısıdır. Tanrının, tapınım gördüğü bölge­lerin tarım ülkesi, kendisinin de yağmur ve fırtına tanrısı olmasından dolayı doğal olarak aynı zamanda bir bereket tanrısı olup özellikle kırsal kesiminde çiftçiler tarafından tapınım gör­müştür.

Zeus’un adına her zaman Kronosoğlu ve Olymposlu sıfatları eklenmiştir. Olympos’ta taht kuran tanrılar tanrısı Zeus, demirci tanrı Hephaistos’un yaptığı krallık asasını taşır.

Tasvirlerinde orta yaşlı, güçlü, uzun ve gür saç ve sakalı olan bir görünümdedir. Elinde Kykloplar’dan aldığı yıldırım demetini tutar. Yanında kutsal kuşu olan kartal vardır. Krallık gücünü simgeleyen asasını kime verirse o kral olur. Bütün krallar Zeus’tan doğma ve onun yetiştirmesi olarak kabul edilirler. Bu nedenle güç ve yetkilerini iyi kullanmazlarsa Zeus onları cezalandırır. En sevgili oğlu, geleceği bildiren tanrı Apollon, en sevdiği kızı ise akıl ve savaş tanrıçası Athena’dır.

Zeus iyiliksever ve konukseverdir, zorda kalanlara, gariplere sevgi ve saygı gösterilmesini ister. Bu nedenle adalete dayanan insanca bir düzenin kurucusu ve koruyucusudur. Ulusların bağımsızlığının koruyucusudur.

Antik Dönem’de, kuraklık zamanında, yörenin yüksek bir tepesine çıkılarak dinsel törenler düzenlenip dualar edildiği bilinmektedir. Bunun sebebi, yağmur getiren Zeus‘un orada oturduğuna inanılmasıdır. Bu çok eski çiftçi inancı bugün Anadolu’nun birçok bölgesinde hâlâ yaşamaktadır. Bu bağlamda, bugün Anadolu çiftçisinin yağmuru “rahmet” olarak adlandırması ve yağmadığı zaman yörenin yüksek bir yerinde “yağmur duasına” çıkması oldukça ilginçtir ve yüzlerce yıllık bir gelenektir. Örneğin, Hititler ‘de yağmur kültünün varlığı bilinmektedir. Hava tanrılarına yağmur için dualar edilmekte ve dualar yerine gelip de yağmur yağınca, hava tanrısına yiyecek sunuları yapılmaktaydı. Aşağıdaki Hitit yağmur duası buna güzel bir örnektir:

“Hava Tanrısı, Efendim,
Bol yağmur gönder ve dindir
Şu kara toprağın susuzluğunu.
Dindir ki yetişsin ekmek,
Hava Tanrısı’na sunmak için! [2]

Tahıl tarımı ve bağcılığın yoğun yapıldığı Phrygia ve Bithynia’da tanrıya tarım ürün­lerinin esenliği için adaklar sunulmuştur. Bolluk ve bereket amacıyla sunulmuş adaklara da rastlanmaktadır. Çiftçiler için vazgeçilmez olan hayvanlarının, özellikle de çifte koştuğu öküzlerinin sağlık ve esenliği oldukça önemlidir ve yazıtlarda öküzleri için ifadelerine sık rastlanmaktadır. Adakların sıklıkla, bizzat çiftçilerin kendilerinin ve ailelerinin sağlık ve esenliği için sunulduğu da görülmektedir. Yazıtlarda bu istekleri dile getiren kendisi için, kendileri ve tüm aile üyeleri için, bütün aileri üyeleri için, kendileri ve bütün aileri üyelerinin esenliği için gibi pek çok ifadeye rastlanmaktadır. Çiftçiler köylerinin sağlık ve esenliği için de adaklar sunmuşlardır. Yazıtlarda aileleri ve köylerinin esenliği için veya bütün aile üyelerinin esenliği ve köyün [esenliği] için) gibi ifadelere sık rastlanmaktadır.

Kaynak:

Nalan Eda AKYÜREK ŞAHİN,
Phrygıa’da Çiftçi Tanrısı: “Dıı Brontontı Eukhen”
Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
-Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü-
Doktora Tezi-122565- Antalya, 2002


[1] Mesela:

Yahudiler Tora ile birlikte İsrailoğullarının Kutsal Kitabını, Hıristiyanları ise Yeni Ahit’i kasten değiştirmiştir.    “Onlardan bir zümre vardır, aslında Kitap’tan olmayan bir şeyi siz Kitap’tan sanasınız diye, dillerini Kitap’la eğip bükerler. O, Allah katında olmadığı halde, “Bu, Allah katındandır.” derler. Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.” (Ali İmran, 78)

“Sonunda, verdikleri mîsakı bozdukları için onları lanetledik de kalplerini kaskatı yaptık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Öğütlenmek üzere çağırıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular. İçlerinden çok azı hariç, sen onlardan hep hainlik görürsün. Bununla birlikte onları affet, ellerini tut. Çünkü Allah güzellik sergileyenleri sever.” (Maide, 13)

“Onlara şöyle denildi: Şu kentte oturun, orada istediğiniz yerden yiyin. ‘Affet!’ diye yalvarın; kapıdan da secde ederek girin ki, hatalarınızı bağışlayalım. Güzel düşünüp güzel iş yapanlara daha fazlasını da vereceğiz. Onların zulme sapanları, bir sözü, kendilerine söylenenin dışında bir sözle değiştirdiler. Bunun üzerine biz de üzerlerine gökten bir pislik azabı saldık; çünkü zulmediyorlardı.” (Araf, 161-2)

[2] Günümüz yağmur duasına ise Nevşehir’den bir örnek verilebilir:

“Yağmur yağmur yağ ister
Koç koyun kurban ister
Teknede hamur
Kuyuda çamur
Ver Allah’ım ver bir sulu yağmur!
 Öksüzler ekmek ister
Çiftçiler yağmur ister
Teknede hamur
Kuyuda çamur
Ver Allahım ver bir sulu yağmur!”

*****************

HANGİ TANRI ÖLDÜ

Hangi tanrı öldü?

Gerçekten ölmüş olan şey, geleneksel Hristiyanların ve Yahudilerin tanrı inancıdır.

İnancı ne kadar zayıf olursa olsun, dindar hiçbir kişi tanrıtanımaz değildir. Şeytan dahi tanrıtanımaz değildir. Materyalist kimse, aynı zamanda bir tanrıtanımazdır. Onlar düşüyorlar ki; bir işçi devrimi olmadıkça, bir tanrı var olacaktır. Tanrı kaldığı sürece işçi devrimi olmayacaktır.

Tanrı vardır!

Az ilim insanı ateizme, çok ilim ise dine götürür. Eğer tanrı düşünülüyorsa onun var olması gerekir. O delillerin ötesindedir, şeklinde bir cevap vermek boşunadır. O, delillerden önce gelir.

Sebepsiz sonuç olmaz.

“ATEİZM ‘İN ÇIKMAZI” isimli kitaptan

YUNAN TANRILARININ VE TANRIÇALARININ ÇIKIŞI GERÇEĞİ HAKKINDA

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s