ÇOCUĞUN KEMALİ, BABANIN KEMALİNDEN FAZLADIR

Muhyiddin İbn Arabî kaddesellâhü sırrahu’l azîz, Futuhât-ı Mekkiyye’sinde buyurdu ki;

Allah Teâlâ erkeği -ki Âdem’dir- kendi suretine göre yaratmış, Havva ise Âdem’in suretine göre yaratılmıştır.

Çocuklar ise -sadece bi­rinden değil- ebeveynin karışımına göre yaratılmıştır. Başka bir ifadey­le çocuklar, duyusal ve vehim olarak, bir toplamdan yaratılmıştır. Ço­cukların istidadı, anne-babanın istidadından güçlüdür, çünkü çocuk her ikisinin istidadını içerir. Kâmil bir çocuğun kemali, babanın kema­linden fazladır. Bu nedenle Hz. Peygamber, bir çocuk olması bakımın­dan yetkin kemal sahibidir. Her çocuk yaratılışının aslında bu kemale sahip olmakla birlikte, çocuklar yetkinlikte derece derecedir. Bunun nedeni, ulvi hareketler, nurani tecelliler ve mutluluğa yaklaşmalarıdır. Her çocuk, yaratılışına eklenen bu ikinci kemalin sahibi değildir. Bura­da, tecellide ilâhı özel yönün vermiş olduğu başka bir sır daha vardır. Bu sır ise, çocuğun kendinden oluştuğu sebebe aittir. Bu özel yönü, diğer isimlerden daha yetkin bir ihata ve kapsama sahip olan İlâhî isim belirler. Söz gelişi, el-Alim ismini burada örnek verebiliriz. el-Alim (Bilen) ismi, kapsam bakımından diğer isimlerden karşılaştırılamayacak ölçüde yetkindir.

Babası, annesi, kendisine özgü ilâhî bir ismi -söz gelişi Refıü’d- derecât (dereceleri yükselten)- olan bir çocuk, babası, annesi, ihata ve derece bakımından daha aşağıdaki bir isme sahip olan başka bir çocuktan daha üstündür. Bir çocuk, bir anne ile mevhum-misal suretindeki bir babadan doğmuş olabilir. Böyle biri, bir babadan yoksun kaldığı için annesinin atasına benzer. Örnek olarak, Hz. İsa’yı verebiliriz. Bu çocuğun niteliği de, (Hakka ait) emirden ortaya çıkışı bakımından dedesinin niteliğidir. Nitekim Allah bunu bize bildirmiş ve dile getirmiştir. Allah Teâla “Kuşkusuz Allah katında İsa Âdem gibidir” (Al-i İmrân, 59) buyurur. Yani, Âdem’in kendinden var olduğu ilâhî isimden İsa da var oldu. “Onu topraktan yarattı.” (Al-i İmrân, 59)  Zamir Âdem’e döner. Hz. İsa ise Havva’nın kardeşidir ve o, (aynı zamanda Havva’nın) kız kardeşinin oğludur. Bir çocuk, annesi olmaksızın bir babadan meydana gelmişse, babasının derecesinden daha aşağıdadır. Örnek olarak Havva’nın sol kaburgadan yaratılışını verebiliriz. Bu nedenle Havva eksik kalmış ve onun eğildiği doğruluğu sayılmıştır. Bu nedenle Havva’nın ilgisi, çocuklarına ve kocasına ait olan hâzinelere yönelmiştir. Bu durum, (Havva’nın kendisinden yaratıldığı kaburgaların insanı koruması gibi) kaburgaların sahibinin yararı için kaburganın altındaki ciğerleri, mideyi vb. şeyleri korumasına benzer. Öyleyse kadının (veya kaburganın) eğikliği, kendisinden istenilen doğruluğunun ta kendisidir. Kavisin eğildiği, onun doğruluğudur. Onu bilinen çizgisel bir doğruluğa zorlarsan, kırarsın ve istediğini elde edemezsin. Böyle yapman, söz konusu şeye özgü doğruluğu bilmeyişinden kaynaklanır.

Âlemdeki her şey, Allah’ı bilenlere ve Allah Teâlâ’nın yaratıklarındaki sırlarını bilenlere göre dosdoğrudur. Bunun böyle olduğunu Allah bize “Her şeye yaratılışını verdi” (Ta-Hâ, 50) ayetinde açıklamıştır. Söz konusu durum, her şeyin kemali ve yetkinliği demektir. Hiçbir şey kemalden yoksun değildir. Bunun nedeni, mutlak kemal sahibinin suretine göre yaratılmış olmamızdır. Bu nedenle, sınırlılığımızla O’nun mutlaklığına benzedik. Çünkü mutlaklık, hiç kuşkusuz, bir sınırlama demektir, çünkü bu sayede o sınırlıdan ayrışır. Kâmilden sudur eden bir şey, O’na yaraşır kemale göre ortaya çıkar. Başka bir ifadeyle, âlemde kesinlikle bir eksildik yoktur. Hastalıkları doğuran geçici durumlar olmasaydı, hiç kuşkusuz, insan (bütün bunları bilen) bir âlim gibi âlemde dolaşır ve gezinirdi. Çünkü âlem Hakkın bostanı, isimler ise ortak bir şekilde onun sahipleridir. Öyleyse her isim âlemde bir pay sahibidir. Hakikatlerin verisi budur.

Şu halde eşyanın kemali, özsel bir nitelik iken eksiklik geçicidir. Her şeyin özünde yetkin olduğunu anlamalısın!

Kendi kıymetini ve değerini bilen biri helak olmaz. Kuşkusuz, erkeğin kadın karşısındaki durumu açıklanmış oldu. Bunlar bir açıdan farklı olsa bile başka bir açıdan ortaktır.

 ‘Allah Teâlâ, hakkı söyler ve doğru yola ulaştırır.’

Kaynak:

Muhyiddin İbn Arabî-Futuhât-ı Mekkiyye [Kitap]. [ ALTMIŞ ÜÇÜNCÜ KISMI-Kadının Durumu Erkekten Farklıdır]-  hzl: Ekrem Demirli, 2011,İstanbul

EN İYİSİ

“Düşmanından öç almanın en iyi yolu, onun gibi davranmamaktır”

Marcus Aurelius, Düşünceler, s. 83 (VI/6)

Ne at üstündeyim ve ne de bir yükün altında

Ne bir halkın sultanı ne de bir padişahın hizmetçisiyim

Sadî Şirâzi

“İlaç ve deva olarak ne yaptılarsa Istırap arttı, ihtiyaç da giderilmedi.”

“Riyaseti, insanların el açıp beddua edecekleri kişilerin eline vermek hatadır.”

Sadî Şirâzi

Reklamlar

yorumda sahte e-posta yazanlara cevap verilmez.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s