SİDDHARTHA (1972) -Hermann Hesse


Yönetmen: Conrad Rooks

Senaryo: Hermann Hesse, Conrad Rooks, Natasha Ullman 

Ülke: ABD

Tür:Dram, Gizem

Vizyon Tarihi: 01 Ağustos 1972 (İtalya)

Süre: 89 dakika

Dil: İngilizce

Müzik: Hemanta Mukherjee       

Oyuncular: Shashi Kapoor, Simi Garewal,    Romesh Sharma,    Pinchoo Kapoor, Zul Vellani

Özet

Hermann Hesse’nin, Buddha’nın yani Siddhartha Gautama hayatını konu alan, Budizm felsefesinin içrik yönlerini işleyen ve yazarın en ünlü eserleridir. Roman kahramanı Siddhartha, tıpkı Buddha gibi bir prenstir. Gerçek bilgiye ulaşmak için babasının uzun süreli direnişine aldırmayarak sarayını, gençliğini ve ailesini geride bırakarak ormanlara çekilir. Gezgin bir dilenci olarak yaşamını sürdürdüğü uzun bir dönemin ardından Buddha ile karşılaşır ve aralarında uzunca bir sohbet geçer. Buddha ona, Budizm’in içrek yapısını ve felsefi derinliğini anlatır. Uzun meditasyon denemelerinden sonra aradığını tam olarak bulamamanın verdiği bıkkınlıkla hedefine götürecek aracı değiştirerek bir kente yerleşir ve ticaretle uğraşmaya başlar. İleri yaşlarında içindeki boşluğun baskısıyla birlikte yaşadığı kadını, varlığını henüz bilmediği çocuğunu ve edinmiş olduğu tüm servetini geride bırakarak yeniden kaçınık yaşama geri döner.

Siddharta daha sonra bir ırmağın kıyısında kayıkçılık yapan -insanları ufak bir para karşılığında karşıdan karşıya geçiren- yoksul bir kayıkçı olan Vasudeva‘nın yanına yerleşir. Vasudeva Siddharta’ya gerçek bilgiye ve aydınlanmaya ulaşabilmesi için klavuzluk edecektir. Romanın sonunda Siddharta ırmakta gerçek bilgiyi bulur ve aydınlanır. Romanda açıklanmaz ama Vasudeva, Sanskritçe’de “ırmak tanrısı” anlamına gelmektedir.

**

ROMAN

Brahman Siddhartha

Hermann Hesse’nin anlatımı olan bir Hint Destanı olan Siddhartha’yı    Berlin’deki S. Fischer Verlag isimli yayınevi 1922 yılında ilk defa yayımlanmıştır.

Kitap Siddharta ismindeki genç bir Brahman’ı ve arkadaşı Govinda’yı anlatmaktadır. Herkes tarafından değer gören ve hayran olunan Siddharta, hayatını her insanın içinde var olan Atman’ı, yani canda bütünlüğü aramaya adar.

Samana Siddhartha

Siddharta’nın canda bütünlüğü araması onun Brahmanlıktan vazgeçip bir samana, bir gezgin çileci ve dilenci olmasını gerektirir. Ancak Siddharta samanayken bir süre sonra hayatın onu hedefine götürmeyeceğini hisseder. Govinda ile beraber Gotama’nın, yani Buda’nın yanına gitmiştir (Hesse kitabında bu kelimeyi Pali dilinde yazıldığı gibi yazmayı tercih etmiştir; Gotama, bu kelime Sanskritçede Gautama diye yazılmaktadır). Ancak Siddharta Buda’nın öğretisini kabullenemez. Siddharta Gotama’nın aydınlığa erişmeyi arzu ettiğinin farkına varır ve Gotama’nın öğretisinin doğruluğundan kuşku etmez; ancak Siddharta bu öğretinin sadece Gotama için geçerli olduğuna inanır. İnsan sadece öğreti sayesinde Buda olamaz, öğretilerin yanı sıra bu hedefine kendi deneyimleriyle erişmek durumundadır. Arkadaşı Govinda, Gotama’nın yanında kalırken Siddharta kendi deneyimlerini edinme bilinciyle yeniden yola koyulur.

Siddhartha “Çocuk İnsanlar“’ın yanında

Siddharta kendi çevresinin ve önceleri samana olarak gözlemlemeyi öğrendiği doğanın güzelliğini yoğun bir şekilde tecrübe eder. Kayıkçının ona kehanetini sunduğu bir ırmaktan karşıya geçer (kehanete göre Siddharta bu ırmağa geri dönecektir) ve büyük bir şehre ulaşır. Metres Kamala ona aşk sanatının öğretmeni olmayı teklif eder. Siddharta Kamala’nın isteklerini yerine getirebilmek için tüccar olur. İlk başlarda başarıya ulaşılırken gösterilen çabayı görür ve dünyevi şeylere bağlanıp kalmış insanlara taktığı isim olan “çocuk insanların” ilginç bir özelliği olarak paraya bağlılığı tanır. Ancak onun ilk başlardaki tavırları sonradan kibre dönüşür ve kendisi de gittikçe aynen çocuk insanlar gibi olur. Gördüğü bir rüya onu kendine getirir ve ona tekrar aydınlığa erişme arayışını hatırlatır.

Siddharta bunun üzerine Kamala’yı terk eder ve onun kendisinden hamile olduğunun farkında değildir. Daha önce tattığı yaşamın ve ölümün; ayrıca tüm varlıkların döngüsü olan Sansara duygusundan daha derin bir duygu içinde uzun bir zaman önce üzerinden geçtiği ırmağa tekrar varır. Asıl amacı olan Nirvana’ya erişmekten ne kadar uzakta olduğunun farkına vardığında ırmakta boğulmanın eşiğinde durmaktadır. Aslında intiharından sonra Sansara’ya daha sıkı bir şekilde yakalanacak, yeniden doğacaktı. Yeniden kendine gelmesi üzerine mutlu bir şekilde tekrardan inzivaya çekilmeye başlar ve uyuyakalır. Uyandığında yanında onun Siddharta olduğundan haberi olmayan keşiş Govinda’yı bulur.

Govinda da henüz bir Buda olamamıştır ve diğer yandaşlarıyla birlikte Buda’nın yanına göç etmektedir. Siddharta, Govinda’nın yanında şimdiye kadar yaşadıklarını gözünün önüne getirir: “O Brahman Siddharta nereye gitti?”, “O Samana Siddharta’ya ne oldu?”, “O zengin Siddharta nerede şimdi?”, “Ölümlü nesneler hızlı bir değişim içindedir, Govinda, biliyorsun bunu.” (Siddharta, Şipal Kamuran, Can Yayınları, 2006, 7.Basım, s. 97/98). Siddharta inzivaya dalar ve bir zamanlar Gotama’nın yanından ayrıldıktan sonra nasıl bir haldeyse, şimdi de onu tekrardan gelişiminin tam başında durduğunu ve yeni bir hayatın başında olduğunu hisseder. Öğretilen bilginin hiçliği hakkındaki bilgisi ve kısmen deneyimin önemi ona önceye göre daha açık bir şekilde malum olmuştur. Bu zamana ilişkin düşünceleri birçok bakımdan onu Gotama’nın yanında kalmaya zorlayan şeylerin uygunluğunu oluşturur; ancak bu uygunluklar o zamanlar daha çok kuramsal düşüncelerken Siddharta bu düşünceleri dünyayı tanıdıktan sonra tecrübe eder.

Kayıkçı Siddhartha

Siddharta yeni yolunu arayışında ırmağa kadar gelir ve orada tekrar kayıkçı Vasudeva ile karşılaşır, Vaseduva ona yanında yardımcı olarak kalmasını teklif eder. Aydınlığa erişmiş Vasudeva Siddharta’ya ırmağın sesini dinlemeyi ve o sesten bir şeyler öğrenmesini öğretir.

Baba Siddhartha

Siddharta kayıkçıyken ölen Gotama’nın yanına giden Kamala ile tekrar karşılaşır. Kamala babası ile aynı ada sahip oğlunu, Siddharta’yı, yanında götürmektedir; fakat ırmağın kenarında bir yılan tarafından sokulduktan sonra ölür. Siddhartha şimdiye kadar şehrin lüks hayatına alışmış olan oğlunu yanına alır, ona yetingenliği ve huzuru öğretmek ister. Siddharta burada farkında olmadan Gotama’nın yaptığı hatayı yapar: Küçük Siddharta’ya gerçek bilgiyi öğreteceğine ve kendisinin şu ana kadar yaşadıklarını ona aktaracak durumda olduğuna inanır. Küçük Siddharta babasının söylediklerine aklı yatmayınca nehri geçerek oradan kaçar.

Siddharta oğlunu, Vasudeva’nın gitmemesine ilişkin öğüt vermesine aldırmadan takip eder; fakat şehre varmadan bu arayışının anlamsızlığının farkına varır. Kamala ile ilk karşılaştığı yerde oğlunun peşinden gitmekten vazgeçer ve Nirvana’ya giden yolunu takip etmek için geri döner. Bu olay uzun yıllar Siddharta’nın içini kemirir ta ki o bilgeliğin ne olduğu olgunluğuna erişinceye ve kendi kendinin rehberi oluncaya kadar. Bu olgunluk ona, durmadan dönüşse de sürekli aynı kalan ırmağı dinlemeyi ve onu gözlemlemeyi öğretir. Siddhartha kendi yaşamının karmaşasında kendisini çocuk, genç ve ihtiyar olarak tanımlar. Siddharta ve Vasudeva aydınlığa eriştikten sonra Vasudeva ormana gider. Siddharta kayıkçı olarak işini devam ettirir. Aydınlığa erişen Siddhartha kitabının son bölümünde Hesse gençlik arkadaşları Siddharta ve Govinda’nın tekrardan buluşmasını gösterir. Govinda, olgunluğunu tamamlamıştır ve hala aramaktadır. Kitabın başından beri farklı kısımlarda göze görünen bu zıtlık kitabın son kısmında ortadan kalkmaktadır. Hesse, başlarda Siddharta’nın sözlerini ne anlayabilen ne de o sözlerine inanabilen arkadaşı için Siddharta’nın nesnelerin gerçek doğasına bir anlığına da olsa bir bakış sunduğunu yansıtmaktadır.

Filmden

Siddharta, tapınağa gelmiyor musun?

 Geliyorum. Burası çok huzur verici. Babamın yaşında biri için güzel. Ancak eğer gençsen  Ben Sadhu (Hint Fakiri) olmak istiyorum. Özgür olmak istiyorum. Doğada olmak istiyorum. Ben..ben Sadhu olmak istiyorum. Fakat babana nasıl söyleyeceksin?

 Bilmiyorum. Ama onunla bu akşam konuşacağım.

 – Çok kızacak sana.

 – Ben öyle düşünmüyorum.

 – Öyle mi?

 – Bence kızmayacak. İstediğimi yapabilmek için bana izin vermesini istemeliyim. Biliyor musun, babanda çok huzur verici bir şey var. Her gün Ganj’a girip yıkanması.. Hoş bir şey var bunda. Hoş değil! Hep aynı. Her şey hep aynı Govinda! Nehir, tapınaklar, dağlar İnsanlar, taşlar, kumlar, merdivenler  Her şey aynı!

Oğlum. Ah, oğlum. İzin vermemi böyle gece gündüz bekleyip duracak mısın?

 Durup bekleyeceğim.

 – Yorulursun Siddhartha.

 – Yorulur muyum?

 – Uyuya kalırsın.

 – Uyuya mı kalırım?

 – Ölmek mi istiyorsun?

 – Ölmek mi istiyorum?

 Babanın sözünü dinlemektense, ölmeyi mi tercih edersin?

 Babama hiçbir zaman karşı gelmem. Lütfen duanı eksik etme. Sadhu olmak için her şeyi geride mi bırakacaksın?

 Siddhartha bırakmalı, babası ne diyor?

 Peki, seni durduramam. Sen bir yetişkinsin. Ormana git ve gerçeği bulursan, geri dön ve bana da anlat. Ve hiç bir şey bulamazsan, yine dön, oğlum. Her şeyin geri döndüğü nehir gibi!

– Sen de gelmişsin.

 – Geldim. Ne düşünüyorsun Govinda?

 İlerleyebildik mi?

 Sence amacımıza ulaştık mı?

 Çok şey öğrendik ve hala öğreniyoruz. Sen Siddhartha, çok büyük bir Sadhu oldun. Çünkü çok hızlı öğreniyorsun. Yaşlı Sadhular senin bir gün yüce bir insan olacağını söylüyorlar. Meditasyon nedir?

 Vücudumu terk edebilirsem ne olur?

 Nefesi tutmak nedir?

 Oruç nedir?

 Bir kaçıştır, Govinda. Hayatın ıstıraplarından ve egodan kaçıştır. Biz Sadhular, firarileriz. Diğer insanların yaptıkları da aynı! Bir kaç şişe şarap içer ve uyuyakalır. Sonra o da kendini ve hayatın acılarını hissetmez. Onun yaptığıyla bizim yaptığımız arasındaki fark nedir?

 Neden bunları söylediğini anlamıyorum Siddhartha. Çünkü insanları biliyorsun, ayyaşları da biliyorsun. Bir ayyaşın hiçbir şeyden kaçmadığını çok iyi biliyorsun. Sadece kısa bir rahatlama yaşıyor. Ayıldığında her şeyi eskiden olduğu gibi görür. Daha bilge olmamıştır. Hiç bilgi edinmemiştir. Ne de daha yükseklere çıkabilmiştir. Bilmiyorum, Govinda. Ben sarhoş değilim. Fakat ben..yoruldum tüm bunlardan. Meditasyon çalışmalarından. Bilgelik ve kurtuluştan, babamın evinde olduğum kadar uzağım. Sence bizim en yaşlı Sadhu’muz kaç yaşındadır?

 – Saygıdeğer öğretmenimiz.

 – Bilmiyorum. Belki 60 yaşındadır. Altmış. Ve hala aydınlanmaya ulaşamamış! Yetmiş olacak, seksen olacak. Çalışmaya devam edecek. Meditasyon. oruç  Fakat hiçbir zaman aydınlanmaya ulaşamayacak. Hiçbir zaman zihnin sonsuz huzuruna erişemeyecek. Bunların hepsi kandırmaca, Govinda. Kendimizi kandırıyoruz. Hepsi kandırmaca. Asıl önemli olan şey yol ve biz onu bilmiyoruz.

Ah, Govinda ben susadım, susadım ben. Yıllardır bu yolda Sadhularla birlikteyiz. Yıllardır bilgiyi arıyoruz, yıllardır sorular soruyoruz. Ve tanrıdan hiç, hiç cevap yok. Şimdi Buda’ya gidiyorsun değil mi?

 Sen gelmek istemiyor musun?

 Söylediklerimi hatırladın mı?

 Artık öğrenmeye veya öğretmeye inanmıyorum. Ama seninle geleceğim.

Buda: Size öğretmem gereken, kesinlikle bir din değildir! O yüzden maddeden(töz), ruhtan(tin) ya da Tanrıdan bahsetmeyeceğim. Beni takip edenlerden de inançlı olmalarını, inayeti aramalarını, bana biat etmelerini istemem. Hayat tümüyle acılarla dolu ve Dünya tamamen ıstırap içinde. Acının sebebi; arzular, kendini beğenme ve bağlanmadır. Acının ilacı ise, arzuların sistematik olarak yok edilmesidir. NİRVANA Bunu bilinçli zihnin aydınlanması olarak düşünmeliyiz. Kendini kontrol, yoğunlaşma ve meditasyon. Bu sizi bilgeliğe götürecektir.

Sevgili Buda, yolunuza kabul edilmek istiyorum.

Govinda: Siddhartha, ben kabul edildim. Sen neyi bekliyorsun?

 Katılmayacak mısın?

Siddhartha: Sen bir adım attın, Govinda. Kendi yolunu seçtin. Govinda, hep benim bir adım arkamdan geldin. Hep düşündüm Govinda eğer kendin bir adım atarsan, – ki şimdi attın –  devam et, dostum. Sonuna kadar git! Ama bu öğretide yanlış olan ne?

 Niye katılmıyorsun Buda’ya?

 Buda’nın öğretisinde, yanlış olan bir şey yok. Sadece ben..kendi yolumdan gitmeliyim. Yarın Govinda, senden ayrılmalıyım. Huzur içinde ol, Govinda. Huzur içinde ol!

Beni affedin efendim, konuşabilir miyim?

Siddhartha: Nasıl istersen. Dün, arkadaşım ve ben konuşmanızı dinleme onuruna eriştik. Şimdi arkadaşım size sığındı,.. ..ve benden ayrıldı. Şimdi tek başımayım. Sizi ya da başka bir öğretmeni takip edemem. Dün bu hayatın, sebep-sonuç ilişkisiyle bağlanmış bir zincir olduğunu söylediniz. Bence, sebep-sonuç yeterli değil. Benim görüşüme göre her şey bütündür, birleşik, tam. Görüşler güzel, çirkin ya da akıllıca olabilir. Benim amacım bu Dünya’yı bilgi vasıtasıyla açıklamak değildir. Amacım, acıdan kurtuluştur! Buda’nın tüm öğrettiği budur. Daha fazlası değil. Bana kendi aydınlanmanız gerçekleştiği andaki deneyiminizi anlatmanız mümkün değil. Bu yüzden kendi yoluma gidiyorum. Daha iyi bir öğretmen bulmak için değil,.. ..tüm öğretileri geride bırakmak için. Ya kendi başıma bulurum, ya da ölürüm.

Buda:Akıllısın genç Sadhu, belki de fazla akıllı. Bu akıllılığın farkında ol, dikkat et.

Ama bu günü hiç unutmayacağım! Buda dostumu aldı, bana inanan dostum Govinda’yı. Ve şimdi ona inanıyor. Onu aldı. Dostum benim yoldaşımdı, şimdi onun yoldaşı oldu. Ama bana Siddhartha’yı verdi. Bana kendimi verdi. Saygı göstermeye değer tek adam oydu! Başka hiçbir öğreti beni onun öğretisi kadar etkilemedi. Ben Dünya’nın ve kendi doğamın sırrına erişmek istedim. Bir şeyi kavrayamadım. Görünüşlerin dünyasının gerçek olduğunu sandım. Ama yanılmıştım. Anlayamadığım kendi gözlerim ve kendi ağzımdı. “KENDİ”mi anlayamadım. Neyse hepsi bitti artık. Uyandım artık, uyandım, bugün doğdum ben!

Vasudeva:  Çok yorgun görünüyordun. Şimdi daha iyi misin?

 – İç bunu.

 – Teşekkür ederim. Gel, nehri geçme vakti geldi.

 – Güzel bir nehir.

 – Evet, güzel bir nehirdir. Severim bu nehri, onunla ilgili her şeyi severim, her şeyi. Sık sık dinlerim onu, bakarım uzun uzun. Ve hep bir şeyler öğrenirim ondan. Bu nehirden öğrenecek çok şey var.

Ben evsizim, sana para veremem. Eh, bunu görebiliyorum. Senden bir şey beklemiyorum ki, başka bir zaman ödersin. Sonra yine buluşuruz. Her şey geri döner.

 – Öyle mi düşünüyorsun.

 – Evet, öyle düşünüyorum. Nehirden öğrendim bunu. Her şey geri döner. Biraz su içebilir miyim?

Metres Kamala’yla

 Bu kız kim?

 Kamala. Zenginlerle yatan bir fahişe. Sen dün dışarıda duran ve beni selamlayan adam değil misin?

 Evet, sanırım beni gördünüz. Sadhu olmak için 3 yıl önce evini terk eden Siddhartha Brahmin’dim. Ancak bu dündü. Bugün sizin bahçenize çıkan bir yola girdim. Gözlerimi sizden alamam. Yelpazeniz bile güzelliğinizi saklayamaz. Bana bunları söylemek için mi geldin genç brahmin?

 Bende eksik olan her şeyin sende olduğunu söylemek için geldim. Güzelliğin Kamala, takip edeceğim gölge olacak. Benim ilk aşkım olacaksın, tek aşkım! Şey, ilk defa bir Sadhu ormandan gelip beni sevdiğini söylüyor. Hiç bu şekilde bir Sadhu görmemiştim. Sakalımı kesince çok şey öğrendim bugün. Bak, saçlarımı taradım ve yağladım. Çoktan senden bir şeyler öğrenmeye başladım bile. Bir sürü genç erkek geliyor bana. Ve hepsinin iyi kıyafetleri, iyi ayakkabıları,   saçlarında güzel kokular ve ceplerinde çok para var. Genç erkekler bu şekilde gelirler bana. Ormandan gelen dilenciler değildir yani, anlamıyor musun?

 Ama ben nasıl zengin olabilirim, nasıl dünyasal olabilirim?

 Hmm, herkes bunu öğrenmek istiyor. Söyle bana, neler yapabilirsin?

 Düşünürüm (meditasyon), beklerim, oruç tutarım (yemem)!

– Hepsi bu mu?

 – Bir öpücük için şiir yazabilirim. Bir şiir için bana bir öpücük verir misin?

 Hani şiir?

 Söyle bana, düşünmekten, yememekten ve şiir yazmaktan başka bir şey yapamaz mısın?

 Heceleme yaparım, büyü yapmayı bilirim ve kutsal yazıları okurum. Okuyup yazabilir misin?

 Şey, sanırım sana bir iş bulabilirim. Başka bir ziyaretçiniz var. Tüccar Kamaswami. Özür dilerim şimdi gitmem gerek, başka bir ziyaretçim var. Fakat belki yarın görüşürüz.

 – Sana bir iş buldum.

 – Öyle mi?

 Zengin tüccar Kamaswami’nin yanında. Çok şanslısın Siddhartha, bütün kapılar bir bir açılıyor sana. Söylesene, nasıl oluyor bu?

 Özel bir büyü mü yapıyorsun?

 Dün söyledim sana. Düşünürüm, beklerim ve yemem. Ancak bunun önemsiz olduğunu düşündün. Göreceksin Kamala, ormandan gelen bu adam diğerlerinin yapamadığı şeyleri yapabilir. Senden aşkı öğrenmek için geldim. Seni gördüğüm ilk an, bana yardım edebileceğini anladım. Öğretmenim, Guru’m.

 – Peki ya ‘hayır’ dersem?

 – Ama demedin, Kamala. Çünkü benim suya atılan bir taş gibi olduğumu anladın. Derinliklere doğru hızla yolunu bulan bir taş. Aynı şekilde bir amacım olduğunda, hiçbir şey yapmam. Beklerim, düşünürüm, yemem. Bir brahmin olduğunu söylediler. Yazmayı bilen bir bilgin. Ama bir tüccarın hizmetçisi oluyorsun. O kadar zor durumda mısın?

 Hayır değilim. Hiçbir zaman olmadım. Yıllarca ormanda yaşadım, Sadhu’larla birlikteydim. Niye o zaman ihtiyacın yok?

 Bu Sadhu’lar tamamen mülksüz yaşamıyor mu?

 Bende sahip olmadan(mülksüz) yaşarım, demek istediğiniz buysa. Tamamen kendi isteğimle ‘sahip olmadan’ yaşıyorum. O yüzden ihtiyaç içinde değilim. Hiçbir şeyin olmadan nasıl yaşıyorsun?

 Bunu hiç düşünmedim. Hiçbir şeye sahip olmadan yıllarca ormanda yaşadım. Neye sahip olmam gerektiğini hiç düşünmedim. O zaman başkalarının varlıklarıyla yaşıyorsun. Bir asalaksın yani. Bir tüccarda başkalarının varlıklarıyla yaşar, öyle değil mi?

 Bir tüccar karşılıksız almaz. Karşılığında mal verir. Hayat böyledir zaten. Herkes bir şeyler alır, bir şeyler verir. Peki, hiçbir şeyin yoksa nasıl verebilirsin, ne verebilirsin ki?

 Herkes ne verebilecekse onu verir. Asker güç verir, tüccar mal, balıkçı balık, çiftçi pirinç.. Tamam akıllısın, peki sen ne verebilirsin?

 Düşünürüm, beklerim, yemem! Ne olmuş, ne işe yarar ki bunlar?

 Çok değerlidir! Bir adam hiçbir şeyi olmadan yaşayabilirse, çalışmak zorunda değildir. Sakince başka bir iş için bekleyebilir. Belki, belki brahmin. Bunu okuyabilir misin?

 20 balya pamuk, 50 balya ipek. Ödeme 3 hafta içinde. Harika! Bir şeyler yazar mısın?

 Yazmak iyidir, düşünmek daha iyi. Akıllılık iyidir, sabır daha iyi. Harika, harika! – Hiç bir kadınla seviştin mi?

 – Hayır.

 – Hiç bir kadını öptün mü?

 – Hayır.

 – Hiç bir kadını tanıdın mı?

 – Hayır.

 – İster misin?

 – Çok. Öp beni. Hepsi bu mu?

 Öğreteceğim sana. Beni asla terk etme Siddhartha! Asla. Oraya koyun. Eğer bu şekilde devam ederse, sana karın üçte birini vereceğim.

 – Hasat iyi oldu mu?

 – Teşekkür ederim, hasat çok iyiydi bu sefer. Ama özür dilerim çok geç kaldınız. Önemli değil, sizinle birlikte hasatın verimini kutlarım. Belki gelecek sene hasatı satın almak için daha erken gelirim. Teşekkürler, teşekkürler efendim. Demek geri döndün. Ne kadar pirinç getirdin?

 Hiç getirmedim. Ne demek istiyorsun. Elin boş mu döndün?

 Seni anlamıyorum, aklın nerede senin?

 Çocuksun sen çocuk. Sana bir şey sorayım arkadaşım. Sadece zevk için mi dolaştın?

 Elbette, her zaman zevk için dolaşırım. Her yerde dostlarım, arkadaşlarım var. Görüyorsun, insanlarla çok vakit geçiriyorum Çok şey öğrendim. Onları hiç incitmedim, onlar da beni. Yanlarına gidebilirim yine ve beni gördüklerine sevinirler. Hiç kimseyi gücendirmedim. O yüzden kızma dostum. Eğer benim sana zarar verebileceğimi düşünüyorsan, ‘hoşçakal’ de ve ben giderim. Hadi dostum. İyi ticaretin ilk işareti dostça davranmaktır. Seni besliyorum, senin için her şeyi yapıyorum. Tutumlarını anlamıyorum. Yani, biraz minnettar olabilirsin. Sana hiçbir şey öğretmedim mi?

 Lütfen dostum, böyle şakalar yapma. Senden bir sepet balık kaç para eder öğrendim. Ya da verdiğin borç paranın faizi ne kadar eder. İşte senin bilgin bu, Kamaswami. Ama nasıl düşünmem gerektiğini senden öğrenmedim. Bunu sen benden öğrensen iyi edersin. Bana benziyorsun, biliyor musun. Diğer insanlardan farklısın. Sen Kamalasın, başkası değil. Ve içinde her zaman sığınabileceğin bir sakinlik ve dinginlik var. Tıpkı benim gibi. Buna herkes sahipken ne kadar az insanın yapabildiğinin farkında mısın?

 Herkes o kadar akıllı olamaz, Siddhartha. Bununla alakası yok, Kamaswami akıllı. Ama ne sığınağı, ne de merkezi yok. Gördüğüm en iyi sevgilisin. Hepsinden daha güçlü, daha nazik, daha arzulusun. Beni gerçekten sevmiyorsun. Kimseyi sevmiyorsun. Gerçek bu değil mi?

 Belki de senin gibiyimdir. Sen de kimseyi sevemiyorsun. Aksi taktirde, aşkı nasıl bir sanat olarak yapabilirdin. Hayır Kamala, biz aşık olamayız. Sıradan insanlar olabilir, sır bu. Ne tuhaf bir hayatın var böyle! Bir zamanlar, kendi gerçek varlığını arayan bir arayıcıydın. Şimdi hayatın nasıl geçiyor görüyor musun?

 Su yok mu?

 Su yok mu?

 Koş getir hemen! Bana Buda’dan biraz daha bahsetsene. Nasıl gülümsüyordu?

 Bir gün onun öğrencisi olacağım. Zevk bahçemi bırakacağım ve onun öğretilerine sığınacağım. Ne oldu bana böyle?

 Ne haline geldim ben, başka bir Kamaswami!

Özgürlüğümden ne uğruna vazgeçtim?

 Bunlar için mi?

 Masamdaki yemekler için mi?

 Kendimi hasta hissediyorum. Bu yarattığım Dünya’dan tiksiniyorum. Bu kafesten çıkmalıyım. Evim işe yaramaz. Şehirdeki hayatım sona erdi. Bu işi pek sevdiğinizi sanmıyorum, efendim. Sizin gibi giyinen biri için uygun değil. Neden kıyafetlerimle yargılıyorsun beni?

 Hiç param yok. Beni karşı kıyıya geçirmen için sadece bu kıyafetlerim var. Benimle dalga mı geçiyorsunuz, efendim?

 Hayır, dostum. Şaka yapmıyorum. Uzun bir süre önce, beni karşıya parasız geçirmiştin. Lütfen yine öyle yap. Kıyafetlerimi al karşılığında. Peki kıyafetleriniz olmadan nereye gideceksiniz?

 Nereye mi?

 Daha başka bir yere gitmeyeceğim. Bana eski kıyafetler verip, beni çırağın olarak almanı isterim. Seni hatırlıyorum. Kulübemde uyumuştun. Çok uzun zaman önceydi. Seni karşıya geçirmiştim. Yüzünü hatırlıyorum ama ismini hatırlayamadım. Adım Siddhartha. Beni son gördüğünde bir Sadhu idim. Peki, hoşgeldin Siddhartha. Benim adım Vasudeva. Benim evim, senin evindir. Teşekkür ederim.

Biliyor musun, Siddhartha, bir zamanlar bir karım vardı. Bu kulübede yaşadı, şu yatakta yatardı. Siddhartha, bu nehir her yerde. Aynı anda her yerde. Hem kaynağında, hem de döküldüğü yerde. Hem şelalede, hem bu kayıkta. Akıntıda, okyanusta, dağlarda  Her yerde! Nehir sadece ‘şu an’ da yaşıyor. Biz de ‘şu an’ da yaşamayı öğrenmeliyiz. Bizim yanılgımız, zamanı yenmeye çalışmak zorunda hissetmemiz! Para, zenginlik, güç, servet peşindeki bitmeyen koşturmamız! Çok az zamanımız olduğunu düşünmemiz! Hakikati gizleyen budur! Siddhartha! Herkes Buda’yı görmeye gidiyor. Çok uzun yaşamayacak. Aydınlanmaya yakın. Nirvana’ya.

 – Yoruldun mu?

 – Evet Hadi. Anne! Anne! Yardım edin! Neden yardım etmiyorsunuz?

 Neden yardım etmiyorsunuz?

 Anne, anne! Tanıdım seni. Oğlum nerede?

 Endişelenme, burada. Yaşlandık artık, sevgilim. Bir kez daha bana gel bahçeme gel   kıyafetsiz   ayakların tozlu. Gözlerin, gözlerin Siddhartha’ya benziyor. Ben de yaşlandım. Sen de beni tanıdın mı?

 Evet, Kamala. Tanıdım seni. Onu da tanıdın mı?

 Buldun mu?

 Huzuru buldun mu?

 Evet, görüyorum. Ben de huzuru bulacağım.

Kamala Sen huzuru çoktan buldun.

 – Uyumadın mı Siddhartha?

 – Hayır, Vasudeva. Burada oturdum ve nehri dinledim. Beni iyileştiren şeyler söyledi. Beni güzel düşüncelerle doldurdu. Acı çektin Siddhartha. Ancak görüyorum ki üzüntü kalbine girememiş. Neden üzgün olmalıyım?

 Oğluma kavuştum. Oğlum 

Biraz su getir bana oğlum.

Ben senin hizmetçin değilim. Neden dövmüyorsun beni?

 Bana vuramazsın. Bana vurmaya korkuyorsun. Sen adam bile sayılmazsın. Senden nefret ediyorum. Babam değilsin sen benim.

 Oğlun onu takip etmeni istemiyor. Onu bulmalıyım. O sadece bir çocuk Ormana tek başına gidemez. Başına bir şey gelecek. O, çocuk değil. Güçlü bir oğlan. Yolunu kaybetmeden bulacaktır. Hayır, Vasudeva. Onu bulmalıyım.

 – Sıra sende.

 – Tamam. Bahse girerim seni yenebilirim. Evet, kazandım.

 – Seninle oynamak istemiyorum.

 – Niye, kazanıyorum diye mi?

 – Hayır, git evine.

 – Niye, gitmek istemiyorum?

 Siddhartha  Oğlum! Vasudeva! Siddhartha  Siddhartha, bu nehirde çok yolculuk yaptık. Ben yaşlandım artık daha fazla çalışamam. Artık benim gitme vaktim geldi. Tekrar buluşacağız. Ve unutma, hiçbir şey aynı kalmaz. Her şey değişir, her şey geri döner. Beni karşıya geçirir misin?

 Nereye gidiyorsun?

 Neyi arıyorsun?

 Tüm hayatım boyunca doğru yolu aradım. Belki çok fazla veya çok uzun aramışsındır, dostum Govinda.

Siddhartha  Govinda  Benim sevgili dostum. Govinda, eğer birisi arıyorsa, amaca takıntılı hale gelir. Eğer arıyorsan, bulunacak bir şey olduğunu düşünüyorsun. Ancak gerçek özgürlük, hiçbir amacın olmadığını anlamaktır. O zaman sadece ‘şu an’ kalır geriye. Dün olanlar geçti, yarın olacakları asla bilemeyiz. O yüzden ‘şu an’ da yaşamalıyız, tıpkı nehir gibi. Her şey geri döner, hiçbir şey aynı kalmaz. Govinda, bir insan asla tümüyle kutsal, ya da tümüyle günahkar olamaz. Buda, hırsızda da var, hayat kadınında da. Tanrı her yerde! Tanrı her yerde mi?
 Bu taşı görüyor musun?
 Bu taş belirli bir zaman sonra, toprak haline gelecek. Ve topraktan, bir bitki haline gelecek. Belki bir hayvan, ya da insan. Bütün bunların farkına varmadan önce, bu sadece bir taş derdim. Hiçbir değeri yok. Ama şimdi, bu taşın sadece bir taş olmadığını düşünüyorum. O bir hayvan, Tanrı, Buda! Ve değişim döngüsünde, bir insan ve can olabilir. Bir önemi vardır, çünkü her şeyi görmüştür. Bu taşı seviyorum. Seviyorum onu çünkü o ben’im, ve sadece bir taşmış gibi duruyor burada. Govinda, ben kelimeler olmadan da sevebilirim. Bu yüzden kelimelere ve öğretmenlere inanmıyorum. Nehir, nehir en iyi öğretmen. Buda’yı hatırlıyor musun?
 Evet, Buda’yı hatırlıyorum. Ve tüm sevdiklerimizi, uğrunda öldüklerimizi  En sonunda şunu anladım ki, aramayı bırakmalıyız. Bana yardımcı olacak bir şey söyle. Yolum çok zor. Bana anlayabileceğim bir şey söyle. Yardım et bana, Siddhartha. Aramayı bırak, endişe etmeyi bırak! Ve sevgini vermeyi öğren! Burada kal ve nehirde benimle birlikte çalış, Govinda. Huzur içinde ol, Govinda. Huzur içinde ol!

 

 AKIL MI CİNNET Mİ?
İSLÂM’DA KOZMOLOJİK DOKTRİNLER
Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s