NİYÂZÎ-İ MISRÎ

ÖNSÖZ

NİYÂZÎ-İ MISRÎ YAŞADIĞI ASRA GENEL BAKIŞ   

NİYÂZÎ-İ MISRÎ kaddese’llâhü sırrahu’l azîzin HAYATI

 

MECMUA-İ KELİMÂT-I KUDSİYYE-İ HAZRET-İ MISRÎ

 

NİYÂZÎ-İ MISRÎ KUDDİSE SIRRUHU’L-AZİZİN HAYAT KRONOLOJİSİ

 

 

TÜRKÇE İLÂHİLERİ VE AÇIKLAMASI

 

***İlâhilerin üzerine tıklayarak tümünü görebilirsiniz.***

Ey gönül gel gayriden geç aşka eyle iktida,

Zümre-i ehl-i hakîkat anı kılmış mukteda.


Zihi kenz-i hafî ki andan gelür her var olur peydâ,

Gehi zulmet zuhur eder,  gehi envar olur peydâ.


Ey derde dermân isteyen yetmez mi derd dermân sana,

Ey râhat-ı cân isteyen kurbân olandır cân sana.


İki kaşın arasında çekti hatt-ı istiva,

(Allemel esma) yı ta’lim etti ol hattan Hüdâ.


Habs için geldi,  gelür ıtlâk için fermân bana,

Evvelki kahr,  âhiri ihsân eder Sultan bana.


“Salik-i rah-ı hakikat aşka eyler iktida.”

Cümle eşyaya birer hâlet konulmuştur müdâm,


Ey çarh- ı dûn n’ettim sana hiç vermedin râhat bana,

Güldürmedin önden sona ah mihnetâ vah mihneta


Uyan gafletten ey gâfil seni aldatmasın dünyâ,

Yakanı al elinden kim seni sonra kılar rüsvâ.


Bahr içinde katreyim bahr oldu hayrân bana,

Ferş içinde zerreyim arş oldu seyrân bana.


Hatm-i cem-il mürselinin fahrıdır fakr-u fenâ,

Hatm odur kim bir ola yanında hem şâh-ü gedâ.


Ey Muhammed ümmeti sen Hakk’a eyle iktidâ

Bu cihâna doğdu ruhen nûr-ı asl-ı sâfiyâ


İster isen ma’rifette olasın âli-cenâb,

Ehl-i irfan eşiğinde yüzünü eyle türâb.


Aç gözün dildâra bak ref oldu yüzünden nikâb,

Zulmeti sürdü çıkardı ara yerden âfitâb.


Oldum çü mahv-ı mahz-ı zât,  buldum vücûdumdan necât,

Ben içmişem âb-ı hayât,  irmez bana hergiz memât.


Sırr-ı Hakk’ı nicesi fâş eyleyem ben, ey sikât,

Kânı ancak remz ile etmiş beyân ehl-i nikât.


Can kuşun her zamân ezkârıdır vâridât,

Akl u hayâlin hemân efkârıdır vâridât.


Serây-i din esâsıdır şerîat
Tarîk-i Hak hedâsıdır şerîat


Yakup aşk oduna cânı meşâmın bûy-i tevhid et,

Kamûya yek nazar birle şuhûdun rûy-i tevhid et.


Bakup cemâl-i yâre çağırıram dost dost,

Dil oldu pâre pâre çağırıram dost dost.


Bağrım pür-hûn eder şol çeşm-i mestâniyle bahs,

Dağıtır aklımı şol zülf-i perişân ile bahs.


Can bu ilden göçmedin cânânı bulmazsa ne güç
Yârini terk etmedin yârânı bulmazsa ne güç.


Hep güzeller arasında buldu hüsnün çün revâc,

Cem olup uşşak bir bir sana eyler ihtiyâc.


Muhakkikler dimişlerdür Benî Asfar durur Efrenc

Delîl-i müntehâsıdur emân ile gelür İsveç


İster isen olasın ehl-i felâh,

Kulluk eyle bi’l gadatü ve-r’revâh.


Ey karındaş bir sözüm var tut sımâh,

Zikre meşgul ol sakın olma irâh.


Müşkülüm var size ey Hakk dostları, eylen reşâd,

Kim cevâbın vere olsun Hakk katında ber-murat.


Yine dil na’atını söyler Muhammed,

Dil ü can mülkünü toylar Muhammed.


Zûlmet-i hicrinle bîdâr olmuşum Yâ Rab meded,

İntizâr-ı subh-ı didâr olmuşum Yâ Rab meded.


Yâ İlâhî sana senden el’ıyâz,

Sensin âhir cümlemize müsteâz.


Âriflere esrâr-ı Hüdâdan haberim var,

Âşıklara dildâr-ı bekâdan haberim var.


Vallâhi Deccâl senin emeklerin hebâdır,

Çalıştığın sihirler ha bir kuru kavgadır.


Her neye baksa gözün bil sırr-ı Sübhân andadır,
Her ne işitse kulağın mağz-ı Kur’ân andadır.


Erimiz erdir Pîrimiz Pîrdir,

Karamız nûrdur yerimiz Tûr’dur


Ey târikat erleri ey hakîkat Pîrleri,

Bir haber verin ol bî-nişân kandedir.


Ey gönül gel ağlama zâri zâri inleme,

Pîrden aldım haberi ol bî-nişân sendedir.


Nice bir mekr-ü hiyel nikbet-i Deccâl nice bir,

Nice bir ey dini yok mezhebi yok dâl nice bir.


Ey garib bülbül diyârın kândedir,
Bir haber ver gülizârın kândedir,


Kus-i rihlet çaldı mevt ammâ henüz cân bî-haber,

Asker-i a’zâya lerze düştü Sultan bî-haber.


Kandedir cehl ile zulmet nefs-i su’bânındadır,

Kandedir ilmiyle hikmet bil anı cânındadır.


Hakk’ın kullarını bâzı kul eyler,

Anı kul eylemez yine ol eyler.


Yâ Rab bize ihsân et vuslat yolunu göster,

Sûrette koma cân et uzlet yolunu göster.


Şunlar ki görüp yüzünü bu dâra gelirler,

Ol ahde vefâ eyleyüp ikrâra gelirler.


Halk içre bir âyineyim herkes bakar bir an görür,

Her ne görür kendi yüzün ger yahşi ger yaman görür.


Soyup bin pâre eden şişe-i kalbi celâlindir,

Yine her pâresinden görünen rûy-ı cemâlindir.


Esmâ-i ilâhiyyede bî-had hünerim var,

Her demde semâvat-ı hurûfa seferim var.


Aşkın kime yâr olur dâim işi zâr olur,

Dinmez gözünün yaşı yanar  içi nâr olur.


Ey sanem n’oldun cana kasdin var,

Bağrımı deldin kana kasdin var.


Hazreti İsâ inüp gökten tamam etti zuhûr,

Ger sen idrâk eylemezsen belki sendendir kusûr.


Katre katre dökülenler dürr müdür bârân mıdır?


İnile ey derdli gönül inile,

Ehl-i derdin inleyecek çağıdır.


Derviş olan kişinin sözleri ümrân olur,

Sâlik-i Hakk olanın râhına bürhân olur.


Bu halvete bakma güzâf zevk-u safâ halvettedir,

Halvetle kıl içini sâf nûr-i ziyâ halvettedir.


Bilenler vech-i cânânı bu cism ü cânı neylerler,

Görünse şemsin envârı meh-i tâbânı neylerler.


Âteş-i hicrinle can durmaz figâna başlar,

Kaynayup akar ol âteşle gözümden yaşlar.


Kim ki aşkın dârına ber-dâr olur,

Cümle uşşâk içre ol serdâr olur.


Esecek bâd-ı sabâ aklıma san şâne değer,

Zirâ ol esrâr-ı dil zülf-ü perîşâne değer.


Rumuz-u Enbiyâ-yı vâkıf esrâr olandan sor,

Enel-Hakk sırrını candan geçüp ber-dâr olandan sor.


Oldu yüzün subh-i senin ey nigâr,

اِنْـفَجَـر  يَـنْفَجِرُ  اِنْـفِجَارٌ


Hakk’ı seven âşıkların eğlencesi tevhid olur,

Aşk oduna yanıkların eğlencesi tevhid olur.


Ey Allâhım seni sevmek ne güzeldir,  ne güzeldir,

Yolunda baş ve cân vermek ne güzeldir ne güzeldir.


Çıkıp hüccâc ile gitmek ne güzeldir, ne güzeldir,
Yolunda cânı terketmek ne güzeldir, ne güzeldir.


Ey gönül Mecnûn kimdir zahiren âkil nedir

Gâh habs u gâh ıtlak olmadan hâsıl nedir


Nazar kıldıkça insâna gönül hayrâna dolanur,

Acebdir kimi Hakk ister,  kimi butlana dolanur.


Hâhiş-i dünyâ olanlar dâima sekrândadur

Münkir-i nimet olanlar bî-gümân hüsrândadır


Sırrını nâdâna izhâr itme cânân elden gider

Bülbül-i şûrîde olma gülsitân elden gider


Gelen kuldan eğerki kim hatâdır

Efendimin velî işi atâdur


Hatâya alleme’l-esmâ rumûz-ı sırr-ı vahdetdir

Nişana ilm-i esrarın o kim fehm eylemez remzin


Dertliyüm dermana geldüm dertli olan iniler


Dil derdini dildârına takrîr ideyin dir

Hâl-i dili arz etmeğe tedbîr ideyin dir


Câmi-i Sultân Selîm Hân bin Muhammed Hân mıdur

Yokla bu mısrâı târîh anladum çoğ olmasun


Sırf içirdi bize vahdet câmını cânânımız,

Anın için bir nefes ayrılmadı mestânımız.


Şeriatin sözleri hakîkatsiz bilinmez,

Hakîkatin sözleri tarîkatsiz bulunmaz.


Bulan özünü,  gören yüzünü,

Bir yüzü dahi görmek dilemez.


Eyâ Deccâl Hakk’ın takdîri bil hergiz bozulmaz,

Ezel levhindeki yazı silinmez hem yuyulmaz.


Tâ ezelden biz bu aşk içinde rüsvâ olmuşuz,

İsmimizdir söylenen mâ’nada Ankâ olmuşuz.


Vasl-ı Hakk olmağa eylersen heves,

Aşka ulaş gayriden gönlünü kes.


Dermân arardım derdime derdim bana dermân imiş,

Bürhân sorardım aslıma aslım bana bürhân imiş.


Her yeri hüsnün gülistân eylemiş,

Her tarafta bağ-u bostân eylemiş.


Gözet sun-i kadîmi kim kimin halkın azîm etmiş,

Tamam halka olan,  fiilin,  dilin,  gönlün kerîm etmiş.


Bu tabiat zulmetinden bulmak istersen halâs,

Gel riyâzetle arıt bu cism u cânı çün rasâs


Sen seni bilmektir ancak Pîr’e ülfetten garaz,

Noktayı fehm eylemektir ilm-ü irfândan garaz.


Her denînin sözüne aldanıp etme ihtilât,

Her leîmi sırra mahrem sanma eyle ihtiyât


Bugün bir meclise vardım oturmuş pend eder vâiz,

Okur açmış kitâbını bu halkı ağladır vâiz.


Sıdk ile girdünse yola ey şücâ

Bir kati gerekli söz var kıl sima


Her kimin kim derd-i Hakk-dan yüreğinde olsa dâğ,

Âkibet dermânına erip can gönlü ola sâğ.


Gel ey sofî çıkar sofu kıl insâf,

Ko sûret düzmeği kıl içini sâf.


Bulan cemiyyet-i kübrâ olur sâf,

Vücûdu olur anın “ha” ile “kâf”.


Zâhidâ sûret gözetme içeri gel câna bak,

Vechi üzre gör ne yazmış defter-i Rahmâna bak.


İçerü gel anlar isen söyleyen irfana bak


Hakk ilmine bu âlem bir nüsha imiş ancak,

Ol nüshada bu Âdem bir nokta imiş ancak.


Ey gönül gel olmağıl Hakk’dan ırâk,

Tende cânın vâr iken eyle yârak.


Diyâr-ı dâr-ı Dünyada Hüdâyâ baki dârum yok

Derûnum gayrı sevdada bu dâr içre karârum yok


Hak yolunun rehberi nefesidir Kâmilin,

Dil tahtının serveri nefesidir Kâmilin.


Ey bülbül-ü şeydâ yine efgâna mı geldin,

Azm-i gül edip zârıyla giryâna mı geldin.


Köstebektir köstebektir köstebek,

Ol münâfıklar vezîr olsun ya bek.


Derviş olan âşık gerek yolunda hem sâdık gerek,

Bağrı anın yanık gerek can gözleri açık gerek.


Derd-i Hakk’a talib ol dermâne erem dersen,

Mihnetlere râgıb ol âsâna erem dersen.


Gözlerini n’oldu bî-dâr eyledin,

Âh-u efgânı sana yâr eyledin,


Ârifin mutlak kelâmın duymaya irfân gerek,

Sırr-ı muğlâktır gönülde zevk ile vicdân gerek.


Sâlikin Mürşîdine hizmeti şâhâne gerek,

Eşiğine koya bâşın diye şâhâ ne gerek.


İster isen bulasın cânânı sen,

Gayre bakma sende iste sende bul,


Ey gönül gel Hakk’a giden râhı bul,

Ehl-i derd olup derûnî âhı bul,


Âşinâ-i aşk olandan âh u zâr eksik değil,
Keşti-i bahre demâdem rûzigâr eksik değil,


Hevâ ise yeter gönül gel Allâh’a dönelim gel,

Sivâ ise yeter ey dil gel Allâh’a dönelim gel.


Bu fenânın izz-ü câhı iyş ü nûşu bir hayâl,

Görmedim bir izzetin kim bulmaya âhir zevâl.


Varlığın mahveyleyip meydâna gel,

Lâ vü illâdan geçip merdâne gel.


Pâdişâha aşkını hem-hâne kıl,

Mâsivâ-yı aşkını bigâne kıl.


Gel ey bahr-ı hakâyıkta talep kılmayan asdâfı,

Gel gevherlerinden hem haberdâr olmayan gönül,


Merhaba ey peyk-i matlûb-ı Celîl


Evvelimde dinmez idi âh-u efgânım benim,

Gice gündüz bitmez idi zâr-ı giryânım benim.


Âdetim budur ezelden kevnde bir ş’en olurum,

Dirilip gâh cem olup gâhî perîşân olurum.


Ey kudret ıssı,  padişâh lûtfeyle açıver yolum,

Bağlandı her yânım şehâ lûtfeyle açıver yolum.


Doğdu ol sadr-ı Risâlet bastı arş üzre kadem,

Saldı ol nûr-i Nübüvvet pertevin fevkal–ümem.


Ayağı tozunu sürme çekelden gözüme cânım

Görünür oldu her gâhı gözüme vech-i cânânım.


Aşkın meyine ben kana geldim,

Şem’in oduna hoş yana geldim.


Ol menem kim vâkıf-ı esrâr-ı ilm-i Âdemim,

Kâşif-i genc-i hakikat hem hayât-ı âlemim.


Hüdânın sun-ına âyîne âlem,

Düşüptür sâni’in mir’âtı Âdem.


Bir kimse aceb yokmu ki ana sînemi yârem,

Şerh ede ana hâlimi sînemdeki yârem.


İbn-i vaktim ben Ebu’l-vakt olmazam,

Abd-i mahzım ben tasarruf bilmezem.


Âsmân-ı manevînin şems ü necm ü mâhıyım

Sûretâ gerçi gedâyım aşk ilinin şâhıyım


Âlem-i ârâyı buldum âlem-i âra menüm
Mâlik-i kevn ü mekânım tac ile dârâ benim


Cânâna görünür bana cânâ neye baksam,

Kâşâne görünür heme virâneye baksam.


Ol cihânın fahrinin sırrına kurbân olayım,

Hutbe-i levlâke inen şânına kurbân olayım,


Ey bu gönlüm şehrini bin kahr ile vîrân eden,

Bî-dühân odlar yakup bu sînemi külhân eden.


Gel ey gurbet diyârında esir olup kalan insan,

Gel ey Dünya harâbında yatıp gâfil olan insan.


Tende cânım canda cânânımdır Allâh hû diyen,

Dilde sırrım sırda sübhânımdır Allâh hû diyen.


Şeha yüz döndüren senden kime dönse gerek yüzün,

Gözün yuman cemâlinden kime açsa gerek gözün.


Gönülden zikre eyle iştiğâli

Zikirden gayrı iştiğâli n’idersin.


Ey Kerîm Allah,  ey Ganî Sultân,
Derdliyiz senden umarız dermân,


Elâ, ey Mürşid-i âlem haber ver ilm-i Mevlâ’dan,

Elâ, ey mânâ-i Âdem haber ver remz-i esmâdan.


Gel ey bâd-ı sabâ lûtfeyle bir dem,
Haber bize cânân illerinden,


Nâdanı terk etmedin yârânı arzularsın,

Hayvânı sen geçmedin insânı arzularsın.


Cânını sen terk etmedin cânânı arzularsın,

Zünnârını kesmedin imânı arzularsın.


Ey bu cümle kâinâtın aslını bir cân eden

Âdemi kudretle ol cana sevip cânân eden.


Aldın mı gönül hüsn ile yektâ haberin sen,

Duydun mu hem ol Yûsuf-ı zibâ haberin sen,


Yine firkât nârına yandı cihân,

Hasretâ gitti mübârek ramazân,


Gül müdür bülbül müdür şol zâr u efgân eyleyen,

Ten midir yâ can mıdır hem arş-ı seyrân eyleyen


Kim ki candan geçmez ise deyin bize yâr olmasın,

Âr u ırz ile gelüp âşıklara bâr olmasın.


İlm-i bahrî vücûd asdâfının dürdânesiyim ben,

Maarif kenz-i dil vassâfının virânesiyim ben.


Sevdim seni hep vârım yağmadır alan alsın,

Gördüm seni efkârım yağmadır alan alsın.


Teşne-i bahr-ı mûhît olan dile reş neylesin,

Tûti-i sükker-feşân uftâdeye keş neylesin.


Kanı bir mürşid-i kâmil isteyen

Yetiş Elmalı’da Ümmi Sinana


Âlem ahvâlime hayran

Eylemez dil hâlin iz’ân


Mushaf-ı hüsnünde yazmışdur edîb-i kâf u nûn


Gir semâ’a zikr ile gel yâne yâne Hû deyu,
Er safâyı aşkı- Hakk’a yâne yâne Hû deyu.


Nevbahar erişti bi-dâr olayım şimdengerû,

Andelip-i bağ-ı gülzâr olayım şimdengerû.


Bir şehre erişti yolum dört yanı düz meydan kamû

Ana giren görmez ölüm içer âb-ı hayvan kamû.


Ezelden nârına aşkın ben yâne geldim cihân içre,

Akıttım nîce dem yaşlar gözümden dolu kan içre.


Uyan gözün aç durma yalvar güzel Allâh’a,

Yolundan izin ayırma yalvar güzel Allâh’a.


Uyan gafletten ey nâim Hakk’a yalvar seherlerde,

Döküp acı yaşı dâim Hakk’a yalvar seherlerde.


Gönül tesbih çek seccâdeden hiç ayağın ayırma,

Namaz ehlinden özünle sakın sen durma oturma.


Deme kim Hakk’ı sende mevcûd ola ya bende,

Ne sendedir ne bende sığmaz ol bir mekânda.


Hüdâ davet eder Elhamdü-li’llâh,

Bu can Hakk’a gider Elhamdü-li’llâh.


Dönmek ister gönlüm cümle sivâdan,

Dönelim âşıklar Mevlâ derdiyle.


Bilmem n’etsem n’eylesem bu halvetin şerbetine,

Bu cânı teslim eylesem bu halvetin şerbetine,


Zuhûr-u kâinâtın ma’denîsin yâ Resûlallâh,

Rumûz-u Künt-ü kenz’in mahzenîsin yâ Resûlallâh.


Ey bî-misâl vâhid-i hüsnün misâl içinde,

Âyînenin göründü bir hub cemâl içinde.


Kalbini bâğ-ı cinân et ravza-i tevhid ile

Can dimâğın kıl muattar nefha-i tevhid ile.


Zerreler zâhir mi olurdu afitâbı olmasa,

Katreler kande yağardı hiç sehâbı olmasa.


Ahvâl-i serencâmım bu saate erince,

Demem sana icmâlin tâ gâyete erince.


Ey şeyh! Zen-i dünyânın gel âline aldanma

Şem’i ruhi nârına pervâne gibi yanma,


Gele Deccâl gele gele

Gör kim bugün neler ola,


Essalâ her kim gelür bazâr-ı aşka Essalâ,

Essalâ her kim yanarsa nâr-ı aşka essalâ.


Devredüp geldim cihâna yine bir devrân ola,

Ben gidem bu ten sarâyı yıkıla virân ola.


Devrân odur kim devrini devr-i felek bilmez ola,

İnsân odur kim sırrını ins ü melek bilmez ola.


Bugün Ya’kûb-ı kalbe Yûsuf-ı cândan geldi,

Kâmîs-i pur- nesîm ile o cânândan haber geldi.


Zevâle gün salındı,  kal’a-i Vân alındı,

Bâtıl vücûd dolandı,  vücûd-ı Hakk bulundu.


Kıldan ince ve kılıçtan keskin ol şâhın yolu,

Her kemâl ehli,  kapusunda anın ednâ kulu.


Kasab elinde koynum, ya o beni,  ya ben onu,

Cellâd önüde boynum, ya o beni,  ya ben onu.


Yakın yalınlı külhanı, atın firengi temreni,

Çoktan arardım ben bunu ya ben sizi, ya siz beni.


Dost illerinden menzili key âli göründü,

Derd-i dile dermân olan Elmalı göründü


Ey kefere o ığrıb avlar mı bu balığı

Yanlış haber söylemiş size viren salıgı


Hamr-ı rûy-i yâr ile sekrân olan anlar bizi,

Katresin bahr eyleyip ummân olan anlar bizi.


Zât-ı Hakk’da mahrem-i irfân olan anlar bizi,

İlm-i sırda bahr-ı bî-pâyân olan anlar bizi.


Ben sanırdım âlem içre bana hiç yâr kalmadı,

Ben beni terk eylerim bildim ki ağyâr kalmadı.


Can yine bülbül oldu hâr açılıp gül oldu,

Göz kulak oldu hep bir her ne ki vâr ol oldu.


Gönülleri doldurur erenlerin halveti,

Ölüleri diriltir erenlerin halveti.


Tâlib-i Hakk’ın devâsız derd durur sermâyesi,

Anın içün âh u zâr olur hemîn hem-sâyesi.


Eylesin Allâh’a çok tahiyyâtı,

Ana kim verdi ilm-i gâyâtı.


Sana âşık olan diller niderler hûri gılmânı

Cemâlin seyreden gözler n’iderler bağ u bostanı.


Ey gönül gûş eyle gel âşıkların güftârını,

Nicedir gör dost ile yânıkların bazârını.


Dilberâ gamzen oku içim dolu kan eyledi,

Şol siyah zülfün teli aklım perişân eyledi.


Çün sana gönlüm mübtelâ düştü,

Derd ü gam bana âşinâ düştü.


Bir yüze dûş oldu gözüm yüzbin gezer divânesi,

Olmuş cemâli şem’nin ayı ile gün pervânesi.


Zühdünü ko aşka düş ehl-i canân etsin seni,

Pîr-i aşka kulluk et cânâne cân etsun seni.


Belirmez Ârifin nâm-ü nişânı,

Değil irfân,  filân ibn-i filânı,


Bârekellâh gülistân-ı bülbülândır Aspozi,

Cenneti tezkir eder âli mekândır Aspozi.


Hamd-ü lillâh habs-i zindân ehl-i hâlin hırfeti,

Fakr u zillet derd ü mihnet ol gürûhun izzeti.


N’olaydı ey Keşiş dağı n’olaydı,

Senin dâim yüzün böyle güleydi.


Elâ ey sâ’il-i mürşid nazar kıl gel bu eşyayı

Kelâm-ı Hakk’ı gel gûş it bu eşya üzre manâyı


Meydân-ı aşka girdiler Hak yolunun âşıkları

Maksûda bunda erdiler Hakk yolunun âşıkları


Bilir var bu yolu cândadır dost ili


Nûr-ı vâhid cümle âlem yok durur bigânesi


Bir göz ki onun olmaya ibret nazarında,


SON SÖZ

Açıklamalarda kullanılan kaynaklar


TASAVVUFÎ HADİSLER


Tasavvufi şiirlerde kullanılan semboller


NİYÂZÎ-İ MISRÎ KASÎDE-İ BÜRDE TESBÎİ

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s