PORNOGRAFİ İDEOLOJİSİNE GİRİŞ YADA PORNOGRAFİ HADIM EDER  

Hzl: Mahan DOĞRUSÖZ

1.Pornografi Nesneleştirir:

Pornografi kadını nesneleştirir. Nesneleştirme kadını kendi bağımsız varlığı, benliği, iradesi, kişiliği olmayan insan olmayan bir “şey”e indirgemektir. Nesne bağımlıdır, kendini tanımlamaz, kendi dışındaki bir özne tarafından tanımlanır. Onun olmasını istediği gibidir. Öznenin istencine göre şöyle ya da böyle olur, şöyle ya da böyle görünür, öznenin isteği doğrultusunda mutlu eder, zevk verir, tatmin eder, şehvet ve haz kaynağı olur, kışkırtır ya da mutlu edilir, zevk verilir, tatmin edilir, kışkırtılır. Bütün bunlann hiçbirini seçmez; bunlar onun için belirlenir. Seçimlerinden hiçbiri kendi bireyselliğinin göstergeleri değildir. Etken ve edilgen olması nesnelliğiyle çelişmez. O, efendisinin, öznesinin olmasını gerektirdiği gibidir. Burada iki cins arasında varolan bir hiyerarşiden söz edilemez. Buradaki hiyerarşi, özne ve nesne arasındaki hiyerarşidir. Nesne istenildiği gibi kurgulanır, seyredilir, soyulur, giydirilir, okşanır, ve ilerisi! “O” içi boş bir maket, bir vitrin mankenidir. Tek amaç, “özne”nin “kendini var edebilmesi”, pornografik düzlemde tatmin edebilmesidir. Burada kastedilen tatmin sadece bedensel değildir, insan bedenseliigi, insan düşünselliğinden bağımsız değildir, insan, ona hükmeden doğayı bir yönüyle aşmıştır. Bütün kurgulan kültürle belirlenir, yoğrulur! Beden, bedensel tatmin, kadın, erkek, cinsel ilişki, boşalma… Bütün bunların hepsi kültürel kodlardır. Sonsuz sayıda kültürel göndermeleri vardır, sonsuz sayıda kültürel çağrışıma yol açarlar. Burada iddia ettiğim bedenlerimizin olmadığı, kadın ve erkek olmanın ya da genel manasıyla cinselliğin bir yanılsama olduğu değil; sadece varolan bu “verili” gerçeklerin, düşünsel mekanizmalar aracılığıyla kültürel kodlara dönüştürüldükleri ve sadece ve yalın manasıyla “doğal” olarak adlandırılamayacak olmalarıdır.

2. Pornografi Stereotipleştirir:

Burada bahsettiğim stereotipleştirme [şablon, basmakalip örnek, stereotip. f. -i basmakalıp bir kategoriye sokmak] kadınların değil, yukarıda da adını koyduğum gibi nesnelerin stereotipleştirilmeleridir.

a. Görüntülerin stereotipleştirilmeleri:

Pornografi nesnesini (kadını) fiziksel özellikleriyle, görüntüsüyle tanımlar, sunar. Pornografik kadın imajının sınırları belirlidir. Belki, bir tek stereotip yoktur; ama sınırlan çok iyi çizili, çok iyi tanımlanmış stereotipler vardır. Nesnenin kendine özgü bir görünüşü (varlığı değil) yoktur. Burada kastedilen, kendinde bulunan beden uzuvlarının, nesnenin kendilindenliğine bile ait olmaması, tanımlı şu ya da bu kategorinin (stereotipin) birine ait olmasıdır. O anda bir kadına bakıyor, izliyor ya da dokunuyor değilsinizdir. Karşınızdaki sadece kurgusal bir kategorinin (stereotipin) rastgele bir örneğidir. Kategorinin diğer olası örneklerinden hiçbir farkı yoktur.

b. “Nesne”nin davranış ve iç dinamiklerinin stereotipleştirilmesi :

Pornografi “kadın” davranış ve iç dinamikleriyle ilgili stereotipler oluşturur. Kadın itaatkardır. Sizi ister, boyun eğer, her an sizin istekleriniz doğrultusunda hazırdır, sizi merkez yapar, köleniz, nesneniz olur, itiraz etin ez, tatmin olur, beniniz, egonuz için vardır! O bir seks makinesidir, kırılganlık, duygusallık onun maskesidir, “o” aslında elinizi uzattığınız yerdedir, uzatın elinizi, aslında, kıştırtan, isteyen odur.

Nesneniz tek boyutludur. Burada kastedilen sizden istediği ve vermeye hazır olduğu bir tek şey vardır. Bu nesne, size bu tek boyutun yanında başka hiçbir şeyi çağrıştırmaz. Yani, bu noktada insanın tam bir değil İçmesidir. Sizden seks istiyordur ve size seksi vermeye hazırdır;, ama bunun yanında sizde diğer hiçbir çağrışıma yol açmaz: hüzün, şefkat, acı, sevgi, acıma, takdir, aşk, yakınlık gibi… Onu sevemez, ona yakınlık duyamaz, aşık olamaz, onu takdir edemez, onun hüznünü paylaşamaz, onunla ağlayamazsınızdır.

Aynı zamanda, pornografik kadın imgesi (nesne) bir süreci içermez. Geçmişi yoktur. O, pornografik “süreğen” “şu ana” aittir, şu andaki tek boyutluluğu öyle olagelmiştir. Hiçbir zaman yukarıda saydığım duygulanımları içermemiştir; zaten size çağrıştıramazdır. O cinsel kurgunuzun nesnesidir, şu andaki ve olası sonsuz “şu anda”. Yarın ya da bir ay sonra derginin sayfasını açtığınızda ya da görüntüsüyle karşı karşıya geldiğinizde size yine aynı şeyleri çagrıştıracaktır.

c. Cinsellik ve Cinselliğe Dair Kurguların Stereotipleştirilmesi:

Pornografi cinselliğe dair bir “kurgunun”, kendince bir kurgunun ta kendisidir. Cinsellik başlıbaşına bir stereotiptir pornografide. Başı, adımları, sonucu, oyuncuları, doğruları, yanlışları olan mekanik bir el kitabı, cennetin altın anahtarıdır. Kadın sözede geldiğim bir seks makinası, boş bir vajina, plastik bir vitrin mankenidir. Sizse dünyanın merkezisinizdir, okşar, sokar, boşalır, yok edersiniz. Seks duyguları içermez, bilirsiniz. Tatmin etmenin, olmanın yollan vardır: yazar, okursunuz, bakarsınız. Siz de bir makinesinizdir artık.

3. Pornografi Mittir.

Pornografi mittir; çünkü gerçeğin değillemesidir. Gerçeğin mutlaklıgı ya da kurgusallıgı üzerine tartışmalara girmeyeceğim burada. Tek demek istediğim, pornografi varolan ampirik gerçeklikle uyuşmaz. Kadınlar pornografinin sunduğu seks makineleri değildirler. insandırlar ve sırf bu yüzden çok boyutludurlar. Duyguları, düşünceleri, bireysellikleri vardır; elinizi uzattığınız her an orada değildirler, severler, aşık olurlar, düşünürler, karar verirler ya da nefret ederler. Yani, özerk birer varoluşları vardır. Varoluşlarının amacıysa erkek merkezinin bir uydusu olmak, onun doğrultusunda tatmin etmek ya da olmak değildir. Her insan gibi hayal kırıklığına uğrarlar. Kadınlar onların olmalarını ve görünmelerini istediğiniz gibi değildir. Vardırlar ve görünürler.

Erkeklerse dünyanın merkezi değildirler. Dünya penislerinin etrafında dönmez, zannettiklerinden ve onlara dayatılandan daha çok boyutludurlar. Acı çeker, hüzün, aşağılık duygusu, güvensizlik, kaygı, güçsüzlük yaşarlar. Şefkate muhtaçtırlar. Sever, aşık olur, yakınlık duyarlar! İnsandırlar!

Pornografi insanın çok boyutluluğuna ket vurur. DUYGULARI BÜTÜNLÜKLERİNDEN AYRIŞTIRIR, ARALARINA DUVARLAR ÖRER, ŞİZOFRENLEŞTİRİR. Pornografik cinsellik süreci olarak sunulan “şey” de bu noktada bir mittir, insan hayal gücüne ket vurduğu oranda baskısı ve otoriterdir. Tektipleştirir. Cinselliği kalıplaştırır, bireyselliğinden ve sezgiselliğinden koparır, insanların bireysel yaşamlar kurmalarına engel olur.

PORNOGRAFİ CİNSELLİĞİ VE İNSANI HADIM EDER!

MAHAN DOĞRUSÖZ
Şizofrengi Dergi, Sayı 13,
Mayıs 1994

 PORNO İZLEMEYİ BIRAKMAK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?

ALINTI

Ön söz

 

Kendimin de porno bağımlılığının farkında oldum ve araştırmalara başladım.Ben başaracağım, Allen Karr-ın yazmış olduğu “Sigarayı bırakmanın basit yolu”nu okuyarak  sigarayı bırakdığım gibi… Aslında hepimiz başara biliriz.

  

1. İnternetin her eve girmesi çeşitli hastalıkları da beraberinde getirdi. Evlilikleri ve ilişkileri tehdit eden ‘porno bağımlılığı’ bu hastalıklardan en önemlisi ve tedavi edilmezse karşı cinsle ilişkiye girememeye; ‘çocuk pornosu’ izlemeye kadar götürebiliyor.

ABD’de Büyük Yankı Uyandıran “Pornografi” Kitabının Yazarı Pamela Paul, Türkiye’de De Hızla Yayılan “Modern Zaman Vebası” Üzerine Sorularımızı Yanıtladı

Porno bağımlılığı

“Eşim üniversite mezunu, düzgün iş hayatı olan bir erkek. İki çocuğumuz var ve yaklaşık bir yıl öncesine kadar mutlu bir aileydik. Evlendiğimizden beri hiçbir cinsel problemimiz olmamıştı, ta ki eşim geceleri benimle birlikte uyumak yerine saatlerce porno sitelerinde gezmeye başlayana kadar. Ben ve çocuklarım uyuduktan sonra neredeyse sabaha kadar internet başında pornografik videolar izleyen eşimin, bana karşı olan ilgisi de yok denecek ölçüde azaldı. Cinsel hayat bir yana, artık bir sosyal hayatımız da kalmadı. Ben çocuklar uyuduktan sonra geceleri arkadaşlarımla dışarı çıkıyorum. Eşim benimle gelmiyor, bana hiç karışmıyor, çünkü yeterince meşgul! İlişkimiz nereye gidiyor bilmiyorum ama çok mutsuzum.”

Bu sözler porno bağımlısı bir erkeğin eşine ait. Bir tür madde bağımlılığı gibi insanın hayatına sinsice giren ve aile hayatının bitmesine, sosyal hayattan kopmasına neden olan yeni bir bağımlılık türü bu. Kendisini, saatlerce internetin başından ayrılmama, uyku düzeni bozukluğu hatta yeme içme bozukluğu gibi belirtilerle gösteren, zamanla kişiyi gerçek yaşamdan koparan ve karşı cinsle ilişkiye girememeye kadar götüren bir hastalık! Sonuç, biten aşklar, parçalanan evliliklerGenel olarak erkeklere özgü bir bağımlılık türü ve yaş, eğitim düzeyi ayırımı yapmıyor, her kesimden erkek için tehdit oluşturuyor. 

Pornolaştırıldık!

Amerika’da piyasaya çıkar çıkmaz büyük yankı uyandıran ‘Pornified’ kitabının yazarı Pamela Paul konuyla ilgili sorularımızı yanıtlarken pornografinin zararsız bir eğlence olmasına rağmen, insanlar üzerinde ciddi bir negatif etki yarattığını söylüyor. Geçen ay Türkiye’deki kitapçılarda da yerini ‘Pornografi’ adıyla alan kitabında günümüzün sosyal vebasının etkilerini çarpıcı bir şekilde ortaya koyan gazeteci Pamela Paul, porno bağımlısı yüzlerce erkek ve kadınla yaptığı görüşmelerden yola çıkarak ilginç saptamalarda bulunuyor. Paul, “Konuştuğum erkeklerin çoğu kadınlara yakın olma yetilerini kaybettiklerini ve ‘gerçek’ bir kadınla birlikte olunca endişe yaşadıklarını itiraf ettiler” diyor. Çoğunun internet pornografisinin kolay heyecanına alıştıktan sonra bırakmayı başaramadıklarını söylüyor. “Herkes pornografinin kültürümüzdeki yaygınlığının farkında. Fakat bizi ve toplumu nasıl etkilediği konusunda yeterince düşünmedik” diyen Paul, çarpıcı bir saptamada bulunuyor: “Biz pornolaştırıldık”. Pornografinin kültüre, değerlere, standartlara, dile, cinsel ve romantik ilişkilere nüfuz ettiğini anlatan Paul, çocukların cinsel gelişimini de radikal bir şekilde değiştirdiğini belirtiyor. “Pornofiye” olmuş kültürün etkilerini gelecek nesilde çok daha şiddetli bir şekilde göreceğimizi dile getiren Paul, Playboy ile büyüyen 50’lerindeki erkeklerin bile internetteki porno kültüründen etkilendiğini ifade ederken, pornografinin ilişkileri çok olumsuz etkilediğini söylüyor ve ekliyor: “Kadınlar pornoyu erkeklere ait bir şey olarak kabul etmelerine rağmen kendi âşık oldukları adamın bu şeye zaman harcamasından rahatsız”. Paul’ün araştırmalarına göre bunun nedeni, erkeklerin evlendikleri veya birlikte oldukları kadın ile online ortamda baktıkları kadın arasındaki farkı görmekten rahatsız olmaları. Kadınlar da kendilerini erkeklerinin sanal ortamda gördükleri kadınların vücutları ve performanslarıyla kıyaslıyorlar, erkeklerini tahrik etme kabiliyetlerini yitirmekten korkuyorlar ve genelde de bunu kaybediyorlar! Birçok ilişki pornografi yüzünden yıkılıyor ve evlilikler bitiyor. Birçok anne- babanın pornografi izlemelerine rağmen çocuklarının bu yayınları izleme fikrinden bile rahatsız olduklarına da değinen Paul, “Evde filtre programı olsa bile çocuk dışarıdan rahatlıkla pornografiye ulaşabiliyor” diyor. 

Azı karar fazlası zarar!

Konuyla ilgili olarak ülkemizdeki uzmanlardan da görüş aldık. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Tıbbi Seksolog Op. Dr. Akif Poroy, pornografi tarihinin antik Yunan’a kadar dayandığını, eski dönemlerde mabetlerde toplu seks törenleri yapıldığını ve pornografinin insanlık tarihinde daima yer aldığını söylüyor. Orgazm bozuklukları ve cinsel isteksizlik problemlerinde çiftlere ilişkiye girmeden önce porno film izlemelerinin önerilebileceğini belirten Poroy, “Ancak bağımlılık derecesine geldiği nokta tehlikeli olur ve kişiyi sosyal hayattan koparır” diyor. 

Bu tür yayınların, görsel uyarımın seksüel enerjiyi arttırmasından dolayı rağbet gördüğünü söyleyen Poroy’a göre pornografinin çok satmasının nedenlerinden biri de cinsel sapmalara da hizmet ediyor olması. “Homoseksüel ilişkiden sadomazoizme kadar pek çok şey yer alıyor videolarda. Pornografik yayınlar bu anlamda da bir açığı kapatıyorlar” diyor. 

Cinsel Tıp Enstitüsü Başkanı Dr. Cem Keçe de uyarıyor: “Aşırı pornografik yayın seyretmek beynin sinirsel yollarını yeniden oluşturarak, daha önce uyarı veren sahnelerin ve davranışların zamanla uyarı vermez bir hale gelmesine yol açabilir. Çift zamanla cinselliğe duyarsızlaşabilir. Porno materyallerindeki çekici kadınları gören erkek eşini beğenmeyebilir ve zamanla ondan uzaklaşabilir. Aşırı beklentinin yarattığı performans anksiyetesinden dolayı da yeni cinsel sorunlar yaratabilir”. Acıbadem Cinsel İşlev Bozuklukları Merkezi psikiyatri uzmanı Dr. Özay Özdemir ise cinsel hayatını renklendirmek niyetiyle porno film izlemeye başlayan kişilerin bunu bir alışkanlık haline getirdiklerini söylüyor. Azımsanmayacak sayıda erkeğin porno film izlemeden eşleriyle birlikte olamadıklarını anlatan Özdemir şu örneği veriyor: “Evli, genç bir çift vardı. Erkek sertleşme problemi yaşıyordu ve eşiyle ilişkiye girmeden önce mutlaka pornografik yayın izliyordu. Bir gün eşi bu durumu fark etti ve kendisini aldatılmış gibi hissettiği için kocasıyla ilişkiye girmeyi reddetmeye başladı”. 

Sen – ben çatışması sekse zarar!

Kişinin pornografik yayın izlemeye başlamasının çeşitli nedenleri olabiliyor. Poroy, Batı toplumlarında cinselliği rahatça yaşayabilen insanların belli bir noktadan sonra tatminsizlikten dolayı uyarılma sorunu yaşadığını ve bunu da porno izleyerek aşmaya çalıştığını söylüyor. Poroy’a göre özellikle bizim toplumumuzda geçerli olan bir neden ise erkeğin eşini tam bir kadın olarak görememesi, çocuklarının anası, ulvi bir yaratık olarak görmesi ve onunla cinsel fantezilerini paylaşamaması. Bir başka neden ise eşler arasındaki kimlik çatışması. Poroy, “Sen- ben öne çıktığı zaman bu durum seksüaliteyi eziyor” diyor. Kadının erkeği aşağılaması da bir başka neden. Bu gibi sebeplerle erkek eşiyle birlikte olmak yerine porno film izlemeyi tercih ediyor.

Kaynak:     http://www.yeniaktuel.com.tr 

2.  Görseller:

 

3. Porno  seyretmek  hastalık  mı?

Evet porno seyretmek, ilk önce hoşlanma duygusu, sonra alışkanlık, daha sonra bağımlılık, en sonunda da kendimize hakim olamazsak psikolojik hastalık nedeni olabiliyor. Bunların yanında da bedenle ilgili güç kaybı, aşırı uykusuzluk ve hastalıklara davetiye çıkarabiliyor. Birde seyrettiğiniz fantazilerin etkisinde kalıp, eşinizle ya da sevgilinizle aynılarını yapmaya kalkarsanız, ayrılıklara hatta boşanmalara neden olabiliyor. Derler ya herşeyin fazlası zarar diye, galiba bizler bu ayarı pek bilemiyoruz. İşte Milliyet’ten ilginç bir haber.” Seksi aramada dünya 4.süyüz” Arama motorlarında dünya dördüncülüğü gerçekten çok düşündürücü. İnsan ister istemez düşünüyor. Acaba bu konuda çok güçlü oluşumuz mu, yoksa seks açlığı ve bilgisizliğimizmi bizi sıralamaya sokan diye.

Şöyle camdan baktığımda çanak antenler hep çift çift. Uydulardaki ikinci çanağımız malum diğer belgesel kanallar için. Tabiki olacak. Bu en doğal hakkımız. Bendenizde de Hot la başlayan ikinci bir frekansa çevrili çanak mevcut. Pekala tehlike bunun neresinde. İnternettende bu tip porno kanallarına girmek çok kolay olduğuna göre bizmi çok tutucuyuz acaba? Yoksa bu işin tutuculukla pek alakası yok mu? Şimdi isterseniz kendimizin ne derece bağımlı bir porno izleyicisi olduğumuzu bulalım ilk önce.

Birinci derece tehlike riski taşıyanlar : Porno vb. filmler alıp izleyenler ve evlerinde 18 yaş altında çocukları olanlar. Pornoyu cinsel yaşamlarının bir parçası gibi görerek, normal cinsel ilişkilerini ikinci plana itenler. Hergün sabahlara kadar bunların başından kalkmayanlar. Bu materyallerdeki eylemleri cinsel yaşamlarına sokmaya kalkanlar. Bu saydıklarımızın hepsi mevcutsa sizde, işiniz çok zor. Ruhsal bakımdan toplum bireyleri ile psikolojik çatışmalar sizi bekliyor demektir. Yakın bir zamanda auranızı saran pornografik hakimiyet sizi toplumdan, en kötüsü sevdiklerinizden koparacaktır. Çünkü siz artık bir bağımlısınız.

Hayalinizde kuracağınız cinsel fantaziler, karşınızdaki insanı tanımanızı engelleyerek, devamlı kendi bildiklerinizi karşınızdaki insanın hoşuna gidip gitmeyeceğini düşünmeden uygulama isteğiyle mücadele etmek zorunda kalarak, büyük hayal kırıklıkları yaşayabilirsiniz. Bir müddet sonra kendinizi yalnız hissedeceğinizden, kendi kendinize fantazi yaratarak cinselliğinizi kendinizle paylaşmaya başlayıp, normal cinsel ilişkiden de zevk alamaz hale gelebilirsiniz. Bu saydıklarımızdan sadece bir kaçı sizde mevcutsa, mümkün olduğu kadar azaltmaya bakmalısınız.

Porno seyretmek eğlence olmalıdır insanın hayatında. İçinden kendi hoşlanabileceğiniz fantazileri seçerek, her önünüze gelen ve ruhumuza zarar vererek bizi cinsellikten iğrendirecek görüntüleri ayıklayarak hayal dünyamızda gezinebilirsiniz. Seçici olarak, kendimize saygımızı yitirmeden, sanatsal estetik taşıyan bir cinsel dünyada dolaşmanın yaşamımıza zarar vereceğini zannetmiyorum. Kendimize hakim olduğumuz ve bağımlılık derecesinde alışkanlık haline getirmediğimiz sürece porno eğlencedir.

Fakat hiç bir zaman kendimiz hoşlanıyoruz diye başkalarının da hoşlanmasını beklemeyin. Unutmayalım ki porno dünyasının içinde, aynı zamanda iğrenç bir dünya da saklıdır. Bu tip zararlı yayınlardan etkilenerek, her türlü sapıklığı yaparak topluma zarar veren insanlarda bir hayli fazladır. İşte son zamanlarda dünya da patlama yapan çocuk pornosuda bunlar arasında gösterebileceğimiz en iğrenç örneklerden biridir. Şimdi soruyorum sizlere de sizce porno hastalık mı? Yoksa aşırıya gidilmediği ve kontrol edildiği takdirde bir eğlence ya da fantazi olarak kabul edilebilir mi?

Kaynak :                                                                              http://blog.milliyet.com.tr/porno-seyretmek-hastalik-mi-/Blog/?BlogNo=33223

4.  Pornografinin zararları üzerine araştırmalar yapıldı…

Pornografiye karşı önlem alınması için sık sık çağrılar yapılıyor ama porno film izleyicilerinin nasıl zarar gördüğüne ilişkin kantılar neler?

Albert Bandura adlı psikolog 1961 yılında çığır açan bir deney yaptı. Bir grup çocuğa bir yetişkinin bir şişme bebeği dövüşünü izlettirdikten sonra, ne yapacaklarını izlemek üzere çocukları tek tek bebekle baş başa bıraktı. Çocuklar da bebeği yumruklamaya başladı.Bandura, şiddet davranışlarını kopyalama eğiliminde olduğumuz sonucuna vardı.Yıllar sonra, California Üniversitesi’nde psikoloji öğrencisi Neil Malamuth, benzer şekilde, pornografi karşısındaki tepkilerimizi test etmeye karar verdi.1986’daki deneyde 42 erkeği “tecavüz etme olasılığına” göre sınıflandırdı. Bu erkekler daha sonra rastgele olarak üç gruba ayrıldı. İlk gruba, tecavüz ve sadomazoşizm içeren seks sahneleri gösterildi. İkinci gruba şiddet içermeyen pornografik görüntüler verildi. Üçüncü kontrol grubunaysa hiçbir şey verilmedi.Bir hafta sonra, ilgisiz olduğunu sandıkları başka bir deneyde, her erkek bir kadınla yan yana getirildi ve bu kadının onlardan etkilenmediği söylendi. Daha sonra bir tahmin oyunu oynamaları istendi; kadına her “yanlış” cevap verdiğinde ona bir ceza verme seçeneği sunuldu.

Bunun gibi birçok deney sonunda Malamuth, cinsel saldırganlık eğilimi taşıyan bir erkeğin çok fazla cinsel saldırganlık içeren pornografik ürün izlediğinde, cinsel saldırganlık davranışında bulunma ihtimalinin büyük oranda arttığı sonucuna vardı.

“Pornografi ve şiddet”

Pornografi karşıtı kampanya yürütenler, aşırılık içeren pornografinin yaygın hale gelmeye başladığından kaygı duyuyor.

Boston’daki Wheelock College’dan Gail Dines, internette şiddet içermeyen pornografik ürün bulmanın zor olduğuna inanıyor.

“İyi tanınan porno yönetmeni Jules Jordan bile, hayranların şiddet içeren porno arzusuna yetişemediklerini söylüyor” diyor.

Hesaplamalı nöroloji uzmanı Ogi Ogas buna itiraz ediyor. Çalışma arkadaşı Sai Gaddam ile birlikte bir milyar internet araması ve porno sitesi verisi topladıklarını ve çok az şiddet içeren porno örneğiyle karşılaştıklarını söylüyor.

Verilerine göre, internette seks materyalleri arayan insanların çoğu “genç” kelimesini kullanıyor. Diğer en popüler arama kategorileri “gey”, orta yaşlı kadınlar için kullanılan “MILF”, “memeler” ve “aldatan kadınlar.”

Ogas, “Cinsel ilgi alanları oldukça monoton. İnsanların aradıkları cinsel ilgi alanı ortalama değeri iki. Her gün aynı şey aranıyor” diyor.

Yaptığı hesaba göre, her 6 veya 7 aramadan biri pornografi amaçlı.

“Ergenler ve pornografi”

İngiltere’deki Middlesex Üniversitesi’nden akademisyenler, bu yılın başında pornografinin ergenlik çağındakiler üzerindeki etkileriyle ilgili kanıtları gözden geçirdi.

Adli psikolog Miranda Hovarth ve çalışma arkadaşları, şu sonuca vardı: “Pornografi seksle ilgili gerçekçi olmayan tutumlarla, kadınların cinsel nesne olduğu inancıyla, daha sıklıkla seksin düşünülmesiyle bağlantılıdır ve pornografi izleyen çocuklar ve gençler gelişimsel olarak cinsel roller edinmekte zorlanmakta.”

Bu alandaki çalışmaların çoğu korelasyona dayalı. Yani örneğin, bir grup gence pornografi görüp görmedikleri ve ne kadar sıklıkla gördükleri, daha sonra da seks veya cinsel rol tutumları konusunda ne düşündükleri soruluyor.

Ancak korelasyonel çalışmalarla pornografinin tutumları değiştirdiği veya beslediği yönünde bir nedensellik kurulması mümkün değil.

Bunu yapmanın tek yolu, Malamuth’un yaptığı gibi deneyler yapmak. Ancak bu tür deneyler yapılması artık etik komisyonlarına takılıyor çünkü deneyde şiddet içeren materyaller gösterilen kişiler, bunlardan olumsuz yönde etkilenebilir.

Horvath, artık sebep ve etkiye odaklanmak yerine, gençlerin özelliklerine, hassasiyetlerine ve güçlü yanlarına odaklanarak, bunların nasıl ve neden pornografiyle ilgili olabileceğine odaklanılmalı.(BBCTürkçe)

Porno zararları  konusunda  çok konuşmak olur.Bazılarımız biliyor ama bilmeyenler de vardır ki,  Anti-Porn ve bu gibi programlar kullanmağınızı da önere bilirim.Ne olursa olsun bizi  mutsuz eden engeli yeneceğız. İnşAllah.

Hazırladı: Her kese yararlı olmak dileyiyle –  HAYATIN ŞİFRESİ

(Sizler de bu dosyayı paylaşın ve kendiniz de bu türlü dosyalar yapın belki de, kimlerese yardımımız oldu…)

 

 

PORNOGRAFİ NASIL SANAT OLDU?
PORNOGRAFİNİN TARİHİ – H. Montgomery Hyde

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s