TÜRK DİN MÛSİKÎSİ’NDE TEMCİDLER VE SAKARYA İLİ TARAKLI İLÇESİNDE OKUNAN TEMCİD ÖRNEKLERİ

Hzl: Ferdi KOÇ

TEMCİD

a- Temcid’in Anlamı

Halil Can’ın verdiği bilgiye göre Türk Din Mûsikîsi’nde Câmi Mûsikîsinin bir formu olan “Temcidlügatlarda şu anlama gelir: “Arapça bir isim olup şan, şeref ve büyüklük manasına gelen “Mecd“‘den müteaddi sena ile ul u­lamak ve tazim terkim anlamında kullanılan bir kelimedir; çoğulu ise “Temcidât” olarak kullanılır.”[1]

Bir başka lügatta şöyle ifade edilir: “Temcid: Ululama, ağırlama, sabah namazı vaktinden evvel minarelerde belli makamlarda söylenen Arapça ni­yaz ilahisi olarak tanımlanır.”[2]

Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü’nde ise “Temcid“; sena ve ta­zimi havi olarak sabaha karşı minarelerde lahin ile okunan dua için kullanı­lan tabirdir. Bu dua Kamus-ı Osmanî de sahur manasında kullanılır ya da “Temcid vakti” denilir.[3]

Yılmaz Öztuna ise Temcid’i “Bir çeşit Münacaat, kelime Arapça ‘Mecd: ululamak‘ mastarından gelir. Cenâb-ı Hakk’ın azameti hakkında olup, güfte kısa, vazih ve Arapça’dır. Binaenaleyh Türkçe şiirlerin bestelenmesiyle ya­pılmış Münacaat’tan ayrılır ve dua mahiyetindedir. Tevhid duygusu telkin edilir. Bazı bölümleri cumhur ya da solo okunur.”[4] şeklinde tarif eder.

Yukarıdaki Temcid tariflerinden genel bir tanım yapacak olursak, Temcid: “Mecd: Ululamak” fiilinden gelen ve Cenâb-ı Hakk’ın azametiyle ilgili Arapça ya da Türkçe güfteyle[5] serbest veya ölçülü bestelenmiş, minârelerde icrâ edilen dini mûsikî formudur.

b- Temcid’in Ortaya Çıkışı ve İcrâsı

Temcid’in ortaya çıkışı hususunda Cemaleddin Server Revnakoğlu, Temcid’in ilk olarak Peygamber Efendimiz (s.a.)’in müezzini Hz. Bilâl-i Ha­beşi (r.a.) tarafından icâd edildiğini söylemektedir.[6] Ethem Cebecioğlu da Temcid’i Hz. Bilâl-i Habeşi (r.a.)’nın icâdı olduğunu tekrarlamış ve sabah namazı, bayram namazı, bilhassa sahur vakitleri icrâ edildiğini zikretmekt e- dir.[7]

Mehmed Zeki Pakalın ise şu ifadeleri kullanmıştır: “Gecenin sülusâhirindeki bir Tesbih ve Temcid (ki biz ana esselât ederiz) o dahi öyledir [duadır].”[8] Buradaki Tesbih, cami içindeki icrâsından farklı olarak Temcid ve Münacaat esnasında esnasında minâreden okunan dua anlamındadır.[9]

Bir rivâyete göre, Hicri elli sekiz senesinde eski Mısır Valisi Mesleme bin Muhalled, bazen cami dâhilinde itikâfa girdiği cihetle Hıristiyanların gece yarısından sonra çaldıkları nakus sedasından ibadeti esnasında olumsuz etkileniyordu. Bu sebeple Havran Emiri Şuraybil bin Amr’ın gece yarısı mina­reye çıkıp sabahın ilk ışıklarına kadar Temcid okuduğu rivâyet edilir.[10]

Temcid metinlerini inceleyen Recep Tutal, gözden geçirdiği yazma Mecmûa-i Güfte’lerde Bilâl Habeşi (r.a.)’ye atfedilen Temcid metni gibi, Sul­tan II. Mustafa’nın Temcid metnine rastlamıştır. Tutal dört tane Temcid tes­pit etmiştir.[11] Bunlar:

1- Acemaşirân Temcid (Serm sâr etme Hüdâyâ rûz-i mahşerde beni) Beste: Bilinmiyor, Güfte: Sultan II. Mustafa

2- İlâhi Temcid [Makamı bilinmiyor] (Hamden lillâh kullar için eylemiş mâlen atâ) Beste ve Güfte: Bilinmiyor

3- Temcîd-i Bilâl-i Habeşî [Makam bilinmiyor] (Teyekkazû teyekkazû niyâm) Beste ve Güfte: Bilinmiyor

4- Irak Temcid ( Hazret-i Mevlâ Mevla’l-Mevâli ente’l-Kerîm)

Beste: Hatip Zâkiri Hasan Efendi, Güfte: Sünbül Efendi

Sâbit (ö. 1124H.) mahlaslı şairin

“Sabah olunca İlâhiye soktular rindi Müezzinânşeb-i îyd verdiler temcîdbeytinde[12] olduğu gibi bayram günü minarelerde müezzinlerin “Temcid” okumalarına işaret ederek, kelimeyi kullanması gibi tarikat şeyhlerinin her

birinin divanlarında ayrı ayrı Temcidler yazmış olmaları, Temcid’in tarihini aydınlatabilir.

Suphi Ezgi’nin açıkladığı gibi Temcid’in icrâsı şu şekildedir: Özellikle büyük camilerde gece yarısı; evvelâ birinci cümlenin iki devrelik lahnini bir müezzin okur. Onu takiben üçüncü devre olan mülâzimeyi müezzinler top­luca okur. Hz. Âdem’den Peygamber Efendimize (s.a.) kadar Peygamber isimleri Hz. Âdem’den evvel üç defa (Lâ ilâhe illallah) ve “Âdem Safiyyullah” kısmındaki bestesiyle okunur. İstenilirse Peygamber Efendimiz (s.a.) cümle­siyle okunan mûsikî cümlesi terennüm olur. Eserin Arapça ve Türkçe olan Münacaat kısmı bir müezzin tarafından kuvvetli sesle minareden halka hitab edilir ve aynı müezzin “Nasrun minallahi ve fethün karib ve beşşiri’l– müminin ya Muhammed” ve “bismike” der; sonra topluca “Ya Allah Hû” diye bitirilir.[13]

Suphi Ezgi’nin ifadesine göre, yaşadığı dönemde (1869-1962) Temcid okuma üslûbu Anadolu’da ve İstanbul’da Tekke Mûsikîsinin icrâ edildiği yerlerde devam etmekteydi.[14] Câmi ya da Tekkede Temcid’e çıkmak ve Temcid kafilesini idare etmek müezzinliğin, zakirliğin mutad vazifeleri için­de idi, bilhassa mûsikîye hevesli ve sesi güzel olup da kendi civarında veya başka bir yerde Temcid’e çıkmamış bir semt delikanlısı yok gibiydi.[15]

Temcidler Osmanlı Devleti zamanında üç aylara mahsus olup Recep ayı­nın birinci gecesinden Ramazan-ı Şerif’in son gecesine kadar okunurdu. Mübarek gün ve gecelerde Temcidlerin önemi artardı.[16] İstanbul’da birçok cami ve tekkede Temcidlerin okunmasına üç aylarda başlamasına karşılık Süleymaniye Camii’nde yalnız ramazan gecelerinde başlanılmaktaydı.[17] Cemaat Temcid’in makamı ve okunuş üslûbu üzerine mûsikî münazarası yapardı.

Temcid’in Mûsikî (Form-Makam) ve Güfte Yönüyle İncelenmesi

Temcid form olarak, Temcid Nutku Şerifi (ya da Mecd) ve Münacaat olmak üzere iki kısımdır. Birinci kısım “Allahü Rahmanü Rahimin” mecd ve sena­sını müterennim besteli bölümden sonraki kısımdır. İkinci kısım da Allah’a Münacaat ve Dua sözlerinin olduğu kısımdır. Notalarını verdiğimiz

Temcidlerde olduğu gibi İstanbul ve Anadolu’da icrâ edilen bazı Temcid’lerde bahsettiğimiz form haricinde serbest ya da ilâhi gibi Türkçe güfteli farklı bir form kullanılabilir.

Hatipzâkiri Hasan Efendi’nin vücuda getirdiği Temcid’in bestesini Suphi Ezgi şöyle analiz etmiştir18: “Eser notada cümlelerini çiftli olarak ayırdığımız onbir kısımdan mürekkeptir. Bu cümlelerde sekizinci cümle iki devreli19, onuncu, onbirinci cümleler dörder ve diğerleri kâmilen üçer devrelidir. Üçüncü ile dördüncünün ezgileri tekrar edilmiştir. Beşinci ve yedinci cümle­lerde cüzî bir değişikle tekrar edilmiştir. Her cümlenin nihayetinde birer devrelik aynı mülâzime mevcuttur. Diğer cümlelerde mülâzimeler az de­ğişmiştir. On bir cümlenin devreleri şöyledir:

  1. (1) A+B+C (5) H+C+E (9) K+M+N
  2. (2) D+C+E (6) H+C+E Cüz’i Değişiklikler (10) S+Ş+P+N
  3. (3) F+C+E (7) H+C+E (11) P+R+N+V
  4. (4) G+C+E (8) H+E

Bu güfte ile oluşan şablonun Kocamustafapaşa Tekkesi’nde medfûn Sünbülî Efendi’nin tertibi olduğu; Hüdâî şeyhlerinden Şehâb Efendinin akrabası olan bir zâtın Temcid’in bu şeklini Suphi Ezgi’ye ilettiği belirtilmektedir. Bu Temcid Sünbülî Dergâhı’nın zâkirbaşısı merhûm Fehmi Efendi’den kayde­dilmiştir.20

Halil Can’a göre bu tertibin kimin olduğu kesinlikle bilinmemektedir, fa­kat Buhûrîzâde Mustafa Itrî’nin tertibi olduğu kuvvetle muhtemeldir. Bazı çevrelerde Hatipzâkiri Hasan Efendi’nin olduğu da iddia edilmektedir.21

Aziz Mahmud Hüdâî Efendi’ye ait bir Temcid’in olduğu da kabul olun­maktadır. Bu eserin usûlü unutulmuş ve melodileri zamanla bozulmuştu. Fakat Hüseyin Saadettin Arel’in yardımıyla Temcid’in melodisi kirlilikten arındırılarak kurtarılmıştır.22

Temcidlerin Ezanlar gibi serbest okunması ve kişiye göre tavır değişmesi sebebiyle elimizde az sayıda nota mevcuttur. İstanbul Kocamustafapaşa’daSünbül Efendi” ve Üsküdar’da “Aziz Mahmud Hüdâî” câmilerinde okunan Temcid’in notası Suphi Ezgi tarafından 1935 senesinde yayınlanmıştır.23 Bu zamana kadar Temcid okunması gelenek olmuştur. Bu gelenek İstanbul ile

birlikte Anadolu’da pek çok beldede Sakarya-Taraklı ilçesinde ve Çorum’da olduğu gibi devam etmiştir. Bu beldelerde okunan Temcidler güfte olarak benzerlik gösterse de makam, usûl ve icrâ yönünden farklı özellikler ihtivâ etmektedir.

Mustafa Özdamar’ın tespit ettiği gibi Temcidler genellikle Uşşak, Hicaz, Segâh, Nevâ, Hüseynî, Acem, Acemaşîran, Eviç, Muhayyer, Şehnâz ve Irak gibi makamlarda icrâ edilmekteydi.24

Elimizde notası bulunan Temcidler şunlardır25:

1- Irak Temcid26 (Ya Hazreti Mevlâ)

Beste: Hatip Zâkiri Hasan Efendi, Söz: Sünbül Efendi

2- Sabâ Temcid27 (Vâsıl Olmaz Kimse Hakk’a)

Beste: Bilinmiyor, Söz: Şemsî-i Sivâsî Hz.

3- Sabâ Temcid28 (İşte Geldi Iyd ü Edhâ)

Beste-Güfte: Bilinmiyor

4- Sabâ Temcid29 (Açıldı Çün Bezm-i Elest)

Beste: Bilinmiyor, Güfte: Aziz Mahmud Hüdâî Hz.

5- Sabâ Temcid30 (Bağrımdaki Biten Başlar)

Beste: Bilinmiyor, Güfte: Nizamoğlu Seyfullah Hz.

6- Sabâ Temcid31 (Geydim Hırkayı Hakk’ın Yolunda)

Beste: Metin Alkanlı, Güfte: Muhibbiyü’l-Cerrâhî eş-Şeyh Safer Dal Hz.

7- Sabâ Temcid32 (Lâ İlâhe İllallah)

Beste-Güfte: Anonim

8- Bestenigâr Temcid33 ( Onbir Ayın Sultanısın )

Beste-Güfte: Anonim

9- Nevâ Temcid[18] (Lâ İlâhe İllallah)

Beste-Güfte: Anonim

10- Eviç Temcid (Âdem Oldum Bilmedim )

Beste-Güfte: Anonim

11- Hicaz Temcid (Tedbirleri Elde İken)

Beste-Güfte: Anonim

Câmi ve tekkelerde genellikle Hatip Zâkiri Hasan Efendi’nin bestelediği Temcid icrâ edilmektedir. Bu Temcid’in güftesi şöyledir:

Temcid’in Nutku Şerifi

Ya Hazreti Mevlâ; Mevle’l-Mevâlî

Ente’lKerîmü’l-Bâki ve ente’r-Rahîmü

Ya Allah; Ente’l-lezi teferrede bi’l-fadli ve ve’l-keremi ve’l-ulâ

Ya Rahman; İlâhün Vâhidün Rabbün Teâlâ Huvallahü’l-Bediu’l-Hakkü’l-ulâ

Ya Mennân; Sübhâne men tâbe alâ Âdeme ba’de asâ fectebâhü Rabbühû ve rafea ile’s-semâvâti’l ulâ

Ya Sübhân; Sübhâne men encâ Nûhan ile’s-sefineti ve eshâbehû, Sübhâne Men ersele Mûsâ ilâ Fir’avne bi’l-asâ

Ya Deyyân; Sübhâne men ahsene savte Dâvude ve fafea Îsâ, Sübhâne meni’ttehaze İbrâhime halîlen ve’stafâ

Ya Rıdvân; Sübhâne men tecellâ ve kelleme Mûsâ,

Ya Hannân; Sübhâne men hateme’l-enbiyâ bi-Muhammedini’l-Mustafâ, Fedâke ebî ve ümmî keme’l-Halilü İsmaile Fedâ;

Allah, Hazreti Mevlâ;

Lâ İlâhe İllallah, Hak Lâ İlâhe İllallah, Lâ İlâhe İllallah;

Evvel Âdem Safiyyüllah Hazreti Mevlâ;

Lâ İlâhe İllallah, Nuh Neciyyullah, Hazreti Mevlâ;

Lâ İlâhe İllallah, Yusuf Sâdıkullah, Hazreti Mevlâ;

Lâ İlâhe İllallah, Mûsâ Kelîmullah, Hazreti Mevlâ;

Lâ İlâhe İllallah, Îsâ Rûhullah, Hazreti Mevlâ;

Lâ İlâhe İllallah, Muhammedün Resûlullah Hakkan ve Sıdkan ve Salli ale’nNebiyyi’l-Mustafa Ahmedüne’l-Hâdî ve Aleyhi’s-Senâ; Kerîmün, Rahîmün, Allah Mevlâ.

Temcid’in Tercümesi

Ey Efendilerin efendisi olan Hazreti Mevlâ; Sen Kerimsin, Bâkî, Sen Rahimsin Ya Allah.

Sen ki fadlü kerem ve ulviyetle teferrüd ettin, Ey Rahman, bir tek Tanrı’dır, yük­sek Rab’dır, Bedi Hak, Âli olan Çalap’tır.

Mennân; Gaybtan ayna tecelli ederek zahir olunca zâtı yükselmiştir;

Mennân; Âdem aleyyisselâmın isyanından sonra onu affeden ve sonra kendi­sini seçerek yüksek göklere çıkaran Cenâb-ı Hakkı tesbih ederim.

Sübhân; Hazreti Nuh ile eshabını gemiye alıp kurtaran Allah’ı tesbih ederim; Firavun’a Hazreti Mûsâ’yı âsâ ile gönderen Cenâb-ı Hakkı tesbih ederim.

Deyyân; Hazreti Davud’un sesini güzel halkeden ve Hazreti Îsâ’yı göğe yük­selten Tanrı’yı tesbih ederim.

Rıdvân; Mûsâ’ya görünüp onunla mukamele eden Tanrı’yı tesbih ederim.

Hannân; Peygamberleri Muhammed Mustafa ile nihayetlendiren Allah’ı tesbih ederim, Nasıl ki İbrahim Halilullah İsmail’i feda etmişse benimde anam ba­bam sana feda olsun;

Hazreti Mevlâ, Lâ İlâhe İllallah, Hak Lâ İlâhe İllallah, Lâ İlâhe İllallah; Evvel Âdem Safiyyüllah, Nuh Neciyyullah, Yusuf Sadıkullah, Mûsâ Kelîmullah, Îsâ Rûhullah;

Hazreti Mevlâ, Lâ İlâhe İllallah, Hazreti Muhammed Allah’ın hakkan ve sıdkan elçisidir. Bize doğru yolu gösteren güzîde Peygamberimize salât ü selâm ve Allah’ın senâsı onun üzerinde olsun,

Hazreti Mevlâ, Kerimdir, Rahimdir, Allah, Mevlâ.

Münâcât

hâteme’r-risâleti, eşrefe’l verâ; aceben li’l– muhibbi keyfe yenâm;

Küllü nevmin ale’l muhibbi harâm; kum, ya nâimü kem tenâm;

Âşikullahiyenâm; ed’ûke bit-tedarrui ya Dâimel Baka;

Aslih lenâ bi fadlike Vâsia’l-‘atâ; ilahî, ben kimim idem münacât;

Kapunda eyleyim arz-ı hâcât ve dânende; sırrhafiyyât;

Ne hâcet hazretine arz-ı hâcât; ey Kerîmü lem yezel ve Padişah-ı lâ yezâl;

Saltanatı küllî senindir hiç sana irmez zevâl, Salli ala Seyyidinâ Mustafa, Ahmedüne’l-Hâdî aleyhi’s-senâ.

Tercümesi

Ey Peygamberliğin sonuncusu ve mahlukâtın en hayırlısı; Seven nasıl uyur hay­ret! Her çeşit uyku sevene haramdır;kalk ey uyuyan kaç zamandır uyuyorsun

Allah’a âşık olan uyumaz; sana yakararak dua ediyorum, ey sonsuza kadar dâim olan;

Bizi faziletin ile ıslah eyle Ey lütfu çok geniş olan!

Kapunda eyleyim arz-ı hâcât ve danende; sırrı hafiyyat;

Ne hâcet hazretine arzı hâcât; Ey sonsuz lütuf sahibi! Ey sonsuz padişah!

Saltanatı küllî senindir hiç sana irmez zevâl, Efendimiz Mustafa’ya selâm ve Ahmedüne’l-Hadi’ye övgüler olsun.

Halka Hitap

Eyyühe’l-ihvân, kûmû’s-salâte hayrün minen nevm; Melekün yünâdî hel mined’d-daî esmâe’l-lâhi teâlâ aceben keyfe yenâmü’l-âşikûn; Leyse lehüm menâm; Kûmû eyyüh’el-uşşâk; Tûbâ limen teheyyee li’s-salâti.

Tercümesi

Ey Kardeşler, Uykudan daha hayırlı olan namaza kalkın! Bir melek Allah’ın isimleri ile dua eden var mı diye nidâ ederken âşıklar nasıl uyur hayret! Onlara uy­ku yok; Kalkın Ey Âşıklar; Namaza acele edene müjdeler olsun!


[1]   Halil Can, “Dini Türk Mûsikîsi Lügatı“, Mûsikî Mecmûası, İstanbul 1967, sy. 224, s. 8.

[2]   Ferit Develioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, Ankara: Aydın Kitabevi, 2001, s. 1072.

[3]   Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih ve Deyimleri Sözlüğü, İstanbul: MEB, 1983, III, 451.

[4]   Yılmaz Öztuna, “Temcîd“, Büyük Türk Mûsikîsi Ansiklopedisi, Ankara: Kültür Bakanlığı, 1990, II, 388; Bayram Akdoğan, “Din görevlilerine Mûsikî Eğitimi Verilmesi”, Ankara Üniv. İlahiyat Fak. Dergisi, Ankara 2002, c. XLIII, sy. 2, s. 341.

[5]   Notalarını verdiğimiz Eviç ve Hicaz Temcîd’de olduğu gibi.

[6]   Cemâleddin Server Revnakoğlu, “Minâre Mûsikîmizde Temcîdler“, Tarih Konuşuyor, İstanbul 1967, c. VI, sy. 6, s. 2996-2997; Recep Tutal, Türk Din Mûsikîmizde Na’t, Tesbih ve Temcidler, Yayım­lanmamış Yüksek Lisans Tezi, MÜ, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 1994, s. 27.

[7]   Ethem Cebecioğlu, Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözlüğü, Ankara: Rehber Yay., 1997, s. 281.

[8]   Pakalın, a.g.e., s. 451.

[9]   Tutal, a.g.e., s. 27.

[10]   Tahirü’l-Mevlevî (Olgun), Müslümanlıkta İbadet Tarihi, (Neşr. Abdullah Işıklar), İstanbul: Bilmen Basımevi, 1963, s. 63.

[11]   Tutal, a.g.e., s. 183-188.

[12]   Pakalın, a.g.e., s. 451.

[13]   Suphi Ezgi, Nazarî, Amelî Türk Mûsikîsi, İstanbul: İstanbul Konservatuarı Neşr., 1935, III, 72; [Bu şekil icraya elimizdeki Temcîd’lerden Taraklı’dan derlediğimiz Nevâ Temcîd kısmen uygun olsa da diğer Temcîdler değildir.]

[14]   Ezgi, a.g.e. , s. 72.

[15]   Mustafa Özdamar, İslâmbol Geleneğinde Sivil Merasimler ve Doğumdan Ölüme Mûsikî, İstanbul: Kırkkandil Yay., 1997, s. 160.

[16]   Özdamar, a.g.e., s. 160.

[17]   Revnakoğlu, a.g.e., s. 2999; Hacer Aktaş, Osmanlı’da Mübarek Gün ve Gecelerde Dini Mûsikî, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul: Marmara Üniv. Sos. Bil. Enst., 2006, s. 78.

[18]   Nevâ, Eviç ve Hicaz makamındaki Temcîdler, Sakarya ili Taraklı ilçesinde son zamanlara kadar okunmakta olup, İstanbul Süleymaniye Câmii emekli imamı Taraklı’lı Hattat, Hafız Saim Özel’den derlenip Dr. Ferdi Koç tarafından notaya alınmıştır. (07.07.2002)

 

 

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s