ADINI SÖYLEMEMEK İÇİN

Başımı koyduğum her yerde secde edilen
“O”dur.
Altı yönde ve ötesinde, ibadet edilen
“O”dur.
Bağ, bahçe, gül, bülbül, semâ, sevgili
hep birer bahanedir.
Maksut olan hep “O”dur!

 

Divan-ı  Kebir’den

*****

Ben üzümüm, tekmeler altında dönüp duruyorum.
Aşk, beni nereye çekerse,
oraya gidiyorum.
Bana “Ne diye benim çevremde dönüyorsun?”
dedin.
Ben, senin çevrende değil, kendi çevremde
dönüyorum.

 

(Rubai 1289)

******

Telsiz yanımıza gelme.
Çünkü biz düğündeyiz.
Sen kalk davul çal âleme duyur ki
Biz Mansûr’uz.
Aşk ilkimini ele geçirmişiz.
Sarhoşuz ama
üzüm şarabında sarhoş değiliz.
Senin düşüncenden, hayâl ettiklerinden çok
uzaklardayız.
 

(Rubai 1428)

******

Ona bazen şarab lâkabını verdim,
bazen kadeh dedim,
Bazen sâf altın, bazen de ham gümüş diye ad taktım,
Bazen yem, bazen tuzak, bazen av
diye onu çağırdım,
Bütün bu adların takılmasının
sebebi nedir?
Adını söylememek için.

 

(Rubai 1143)

 ******

Adını söylememek arzusu, Hz. Mevlana kaddesellâhü sırrahu’l azîzin tarifi zor saygı, sevgi ve bağlılığı ile içsel (gizemci) yaklaşımından kaynaklanmış olsa gerek.

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s