Bugünün Diliyle HAYYAM- RUBAİYYAT

Hzl: A. KADİR

 

ŞARAP ve AŞK

HER ŞEYDEN UZAK

Şu yıkık bucakta oturmuşuz

şarabımız, aşkımızla başbaşa,

komuşuz nemiz var nemiz yok,

komuşuz şarabın yerine,

üstümüzü başımızı, yüreğimizi, canımızı.

Boş vermişiz acıların korkusuna, yarının  umuduna.

Topraktan, yelden çok uzağız,

ateşten, sudan çok uzak.

DÜNYA BİR YANA SEN BİR YANA

Yeryüzü padişahların, kralların olsun.

Cehennem kötü insanın olsun, cennet iyi insanın.

Tanrıya toz kondurmamak meleğin işi olsun,

temizlik cennet kapıcısının işi.

Kim ne olursa olsun,

sevgili bizim olsun tek,

cam canımızın olsun.

RÜZGÂRLAR GİBİ

Bırak dört unsuru bir yana,

beş duyguyu, ey şarap sunan.

Azı da bir insanda gamın, çoğu da.

Vur patlasın çal oynaşma başlayalım,

bir yudumcuk sun bize şarabından.

Esip duralını rüzgârlar gibi.

BİR BAHAR SABAHI

Dışarsı ılık, taze, güzel.

Bulut yıkadı bahçelerin yüzünü.

Kuşlar keyfe geldi,

şakıdılar kayısı gülüne bizim içimizi:

«Şarap içmeli, şarap içmeli, şarap».

DÖNEN KİM?

Al istersen, veresiye cennet senin olsun.

Bana bir açıklık yer,

bir çayır çimen olsun,

bir kadeh, bir güzel, bir şarap sunan olsun, yeter.

Ama bunlar peşin olsun.

Cennet, cehennem gibi lâflara boş verelim.

Cehenneme hani kim gitmiş,

hani, cennetten dönen kim?

KADİR GECESİNDE BİLE

Hiç ayık dolaşmadım ömrümde, ama hiç.

Kadir gecesinde bile fitil gibiyim, körkütük.

Kadehle kucak kucağayım o gece,

küple o gece göğüs göğüseyim.

Elim testinin koynunda, ta sabahlara dek.

KENDİNİ BİL

Yokluk halkasına gir, kral ol.

İçinin yüzünü yıka, kiri pası ant.

Meyhane sokağında ibadet edene şunu de

«İlkin kendini bil,

sonra ne halt edersen et.»

MUTLU KİŞİ

Aşk kitabını evirdim çevirdim.

Bir adam konuştu kitabın içinden,

yüreği yana yana, bir adam:

«Kimdir mutlu kişi, bilir misin?

Bir karısı olacak ay gibi güzel.

Bir gecesi sürecek yıl kadar uzun.»

TOPU TOPU

Yüreğine keder ağacını diktin mi, bittin.

Boyuna güler yüzlü kitaplar oku.

Çek şarabı, içinden ne gelirse onu yap.

Yeryüzünde topu topu kaç gün kalacağız ki

BİR GÜNÜN BEYLİĞİ

İki batman şarap olacak,

bir somun ekmek, pamuk gibi,

bir koyun budu olacak,

şipşirin bir de güzel.

Bir çardak altındasın,

gel keyfim gel.

Padişahta var mı böyle yaşamak.

BENİM PAYIM

Düşe düşe sarhoşluk düştü benim payıma.

İnsanlar, neden kınarsınız beni?

Ya bütün haram şeyler sarhoş etseydi,

ortada bir tek ayık zor görürdünüz.

İKİ YULAR

Ramazan geçti, dedim oh, tamam.

Dedim hiç durma, yumul şaraba,

gir ateşin içine, kıpkırmızı yan.

Artık ne namaz var sana, ne oruç var,

kurtuldun iki yulardan, hımbıl softa.

HANİ

Bir güzel sevelim, dedik.

Hani para?

İçelim, basalım nârâyı, dedik.

Hani şarap ?

Taş çatlasa çıkamazsın yoldan.

Kaldı bir tek çare:

Namaza dayan!

NE GÜNE DURUYOR

Biliyorum, kötü bir ad bırakacağım,

ne yapayım, elimde değil,

bir kerpiçim mi var, verdim şaraba gitti.

Sonra ne mi yaparım dediniz?

Şarabı neyle mi içerim?

Neyimi mi veririm dediniz sonra?

Cübbemle sarığım ne güne duruyor,

onları meryem dokumadı ki.

YARIN

Alayı bırak, kendine gel, dostluğunu bil,

derdime ortak ol, şarapla, dolu tasla.

Yarın ben toprağım, al beni, tuğla yap,

kullan meyhane duvarında, yıkıkları kapa

BU YOLDAN ŞAŞMA

Yepyeni bir saltanat olacağına

yıllanmış şarap olsun, bir yudumcuk.

Şaşma seni şaraba götüren yoldan,

bir tası, sarayda yaşamaktan daha güzel.

Küpün ağzına konan kerpiç var ya,

metelik etmez yanında kral tacı.

KANCIKLIK YOK

Hiç ayrılma sevgilinin kapısından,

çal boyuna o kapıyı, çal gönül.

İstediğin ne, kimi beğendin, buyur al.

Ama kancıklık yok bu oyunda,

tak canını dişine,

atıl ortaya erkekçe.

BU KORKU NE?

Kendini sorguya çek, akim başındayken.

Ne getirdin? Ne götüreceksin?

Şarap içmem, diyorsun, ölmek var.

İçersen var da, içmezsen yok mu?

MEDRESE DEDİĞİN

Aklını kullan, oğlum Ömer,

ne var medresede, bok mu var?

Meyhaneye gir, sana hiç kimse dokanmaz,

keyfince kurul, istediğince çek.

Medrese dediğin ne ki, Ömer oğlum,

püf desen yıkılacak.

TIN TIN ÖTERSİN

İçmeyen insan ne anlar bu şarkıdan.

Yaşamanın tadını ne bilir yüzü paslı.

Yeryüzü sevene ışıl ışıl ışıldar.

Oysa sen tın tın ötersin,

sana bizim aşkımız bir şey demez,

ey içi kara, sersem yobaz!

HİÇ UYANMADAN

Bizde kalp para geçmez.

Süpürge temizledi burasını çoktan.

Ne ikiyüzlülük kaldı, ne yalan dolan.

Bir ihtiyar çıkageldi meyhaneden,

şarap içmeye bak, dedi, şarap,

yüzyıllarca uyuyacağan nasıl olsa,

toprak altında, hiç uyanmadan.

AŞK ŞERBETİ

Seni sevdim diye kınarlarsa beni,

kılım kıpırdamaz.

Yürek ne, sevgi ne, onlar bilir mi ki?

Bir kavgam bile yok benim onlarla;

dolu tas er kişiye gerek,

yaramaz aşk şerbeti er olmayana.

BIRAKMAZSIN ADAMI

Ey şarap, güzel şarap, tatlı şarap,

ne kadar iyisin tasın içinde, ne kadar iyi.

Ama bir bağsın aklın ayağında, bir düğüm.

Koyvermezsin adamı ne mal olduğunu anlamadan.

SOLMAYA GÖRSÜN

Çek şarabı, hadi durma, bugünler sayılı.

Sonrası ne, toprak altında uyu babam uyu.

Orda ne arkadaş var, ne dost var, ne karı.

Beri gel, dinle beni, sakın kimseye deme:

Bir çiçek soldu mu, tamam, hapı yuttu.

SAHİ

Yel olsam, bir ulaşsam saçının teline,

derdinin elinden bir kurtarsam dizgini.

Gözle hiç kimse göremez dediler yüzünü,

göz bizim gözümüzse, sahi, mümkünü yok.

EY ŞARAP SUNAN

İçki getir, ey şarap sunan, güle oynaya,

hafakanlar bastı bir şöyle görünmekten, bir böyle.

Koy rehine seccadeyi, sarığı, git şarap al,

bellesin cümle âlem, kafayı çekmek nasıl olur.

YAZ KÂTİP YAZ

Alçak felek bağladı beni kıskıvrak

ben elimin, ayağımın farkına varalı.

Yaşadım sayacaklar şarapsız günlerimi,

onlar da bu fakirin hesabına yazılacak.

VAR MI DAHA ÖTESİ

Bir batmanlık tasa sarılırım bu gece,

iki tasla zengin ederim kendimi,

dini de, aklı da boşarım üç kere,

sonra üzüm kızıyle nikâh kıyarım,

yatalım ciğerparem, derim, gel.

BU ŞARAP

Bu şarabı dilenci içti, bey oldu gitti.

Bu şarabı tilki içti, arslan kesildi.

Bu şarabı ihtiyar içti, oldu delikanlı.

Delikanlı içti, ömrü bi uzadı, bi uzadı, bi uzadı.

ÇIKARALIM DEDİK ACISINI

Seccadeyi bir de şarap küpünün yanma serelim, dedik.

Kafayı bi güzel çektik, ama bi güzel.

Ayıp söylemesi, bayağ, adama benzedik.

Tekkelerde ne günlerimiz harcandı toz oldu gitti,

çıkaralım, dedik, acısını o günlerin meyhanelerde.

OLDU MU BU

Bir elimizde Kur’an, bir elimizde şarap tası.

Bir yanımız helâl, bir yanımız haram.

Şu ham gökkubbe altında biz neyiz?

Ne tam gâvur, ne tam müslüman-

Çalgıları şuraya alalım, baş köşeye.

Dostların parmağı ağzında kalsın,

öyle bir veryansın edelim.

İçkiyle değişelim seccademizi,

çatlasın namus mamus, falan filân.

BERİ DURSUN

Cennet varmış, bakın hele,

güzeller dolaşırmış salma salma,

sular akarmış şeker gibi tatlı,

ırmaklar gürlermig şaraptan, sütten, baldan.

Ey şarap sunan, hadi durma,

aklını başına al, bir tas şarap sun,

bin veresiye beri dursun,

bir peşin yeter de artar bile.

CEHENNEMİN DİBİNE

Eski şarabı da alırız, yeni şarabı da.

Cenneti iki arpaya satan kişileriz.

Öldükten sonra gideceğin yer neresi mi?

Sen getir şarabı, önüme ko hele,

sonra cehennemin dibine kadar yolun var.

KADEHİN GÖZLERİNDEKİ

Kur’an, yüce din kitabı, yeryüzünde tek,

tanrı iyi şeyler yazar okuyanın defterine,

oysa biz, estikçe okuruz, ara sıra.

Sen asıl kadehin gözlerinde ışıyan âyete bak,

bütün dünya okur onu,

dudaklar değer değmez, her dakka.

CENNETE KİMSE GİDEMEZ

Şarap iç, güzellerin çevresinde fır dön,

güzellerle düş kalk, gece deme gündüz deme.

Günahın, kusurun yokmuş gibi satma kendini,

görünme bir öyle bir böyle.

Esrik âşıkların sonu ne? Cehennem mi?

Demek cenneti göremeyecek hiç kimse.

DAHASI VAR

Bir gün beni nasıl sarhoş göreceksin, bilir misin,

alçalmış, küçülmüşüm, ayağına başımı komuşum,

sarığım bir yana gitmiş, şarap tasım bir yana,

puta tapan saçlarının zincirine vurulmuşum.

HARCAMA BENİ

İşte aydınlık, ey şarap sunan,

işte dolu tas, işte ay ışığı,

bir de güzel, yakut gibi, pırıl pırıl.

Kavrulan bu yürek toprak değil,

harcama, ey şarap sunan, harcama beni,

o sudan getir bana, ne olur.

SON GÜNE DEK

Keder seni bağrına basmak mı ister,

hadi ordan, çek arabanı, de.

Boş sıkıntılara kaptırma günlerini.

Yutmadan bedenini toprak

ne kitabı bırak, ne çayır çimeni.

Etele yârin dudağını, sakın ha,

ta son güne dek.

YAŞ YETMİŞ

Yarın bu bacaklar ayrılık dağını aşacak.

Önümde şarap, çek babam çek.

Saçlarım ne güzel, kar gibi ak,

yaş yetmişe vardı, lâf değil,

insan bugün yaşamazsa, ne vakit yaşayacak.

BENİ ARARSANIZ

Bu dünyadan çekip gittiğim gün

şarapla yıkayın beni.

Talkını şarapla verin bana, dolu tasla.

Kıyamet günü, nerde bu adam, dersiniz, olur

eşin meyhane önünde toprağı da, görün.

ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLİŞ

Bir gün kökünden sökülünce bu ömür ağacı,

nem varsa un ufak olacak toprakta.

Toprağımdan testi yapar, içine şarap korlarsa,

ossaat dirilir, oh derim, dünya varmış be!

 

TANRI’YLA KONUŞMALAR

YASAK

Süsle, beze, lokum gibi ko kargımıza,

esmeri, de, beyazı, de, pembesi, de,

baştan çıkar, yerlere ser bizi, öldür,

sonra çevir dört yanımızı bir sürü yasakla,

ona bakma, şuna bakma, buna bakma,

dolu tası eğri tut, ama içindekini dökme.

YA O YA BU

Tepeden tırnağa varlıksın, ey tanrı,

ne yoklarla birsin, ne yok olacak şeylerle.

Ne yerin var senin, ne yurdun var.

Ama her yerdesin, olmadığın yer yok.

Ey, yerden yurttan, yönlerden ayrı, uzak,

ya olduğun yeri de bana,

ya olmadığın yeri de.

FARK NE

Günahsız tek kişi göster bana,

insan nasıl yaşar günah işlemeden?

Ben kötü bir şey yapıyorum günün birinde,

sen küplere biniyorsun o zaman,

ağlatıyorsun anamı, kıyasıya.

Kötü şey değil mi bu seninkisi?

Öyleyse aramızda fark ne?

FASAFİSO

Bir güzel allamış pullamışsın bizi,

bir alay da güzel şeyler çıkarmışsın bizden.

Potadan beni böyle sen döktün madem,

daha iyi, daha güzel ol, deme,

ben bu kadarım, ötesi fasafiso.

ALIŞVERİŞ

Hadi ben isyan etmiş bir kulum,

sen de ne olur bir kere ne, de.

Hadi ben içi kapkara bir nesneyim,

ama senin aydınlığın hani nerde?

Bizden sana ibadet, senden bize cennet ha

Nerde kaldı öyleyse iyiliğin, adamlığın,

seninkisi düpedüz alışveriş değil de ne?

İSTEDİĞİM ÇOK DEĞİL

Bir ekmek kapısı aç bana,

bir geçim yolu bulayım

kula kulluk etmeden.

Öyle sarhoş olayım ki şarapla,

öyle kendimden geçir ki beni,

duymayayım bir baş ağrısı bile.

BAĞIŞLA BENİ

Bu yüreğe acı bir parça, ne olur.

Dertlerin yurduna bir parça acı.

Tutsağın olmuş bu cana kıyma.

Meyhaneye giden bu ayağı hoş gör.

Bağışla şarap tasını tutan bu eli.

NEDEN

O gün başka işin yokmuş ki,

yetmiş iki millet çıkarmış komuşun ortaya,

bir sürü soy sop çıkarmış komuşun.

Bense, aşk soyuna bağlı doğmuşum sımsıkı.

Bu ayrılık gayrılık neden diye sormuş durmuşum,

bu müslümanlık, bu gâvurluk neden,

aşk içinde erimek varken?

 

DÜNYA İNSANLAR VE ÖZGÜRLÜK

BAŞKA

Tam yatmasın aklın hiç bir şeye.

Neler çıkar karşına kimbilir yarın,

bu karanlıktan başka bir karanlık,

bu sabahtan başka bir sabah.

TESTİCİK

Dün çini testiyi taşa vurdum.

Adamakıllı sarhoştum, zilzurna.

Kendiliğinden konuşuverdi testicik:

«Senin gibiydim ben de bir zamanlar.

Ya sen de bir gün benim gibi olursan.»

GÜMBÜR GÜMBÜR

Doğruyu savundun mu, halin duman.

İnsanın eli kolu bağlanmış bi kere.

Sıvarsın günün birinde paçaları,

ha babam, dersin, gerçeğe uzanırsın,

gümbür gümbür yuvarlanırsın karanlığa.

O KİŞİLER

En ince düğümler nasıl çözülür,

gösterdiler dostlara bir bir,

erdemi, yolu yordamı bilen kişiler.

Ama atamadılar nedense tek adım

şu karanlık gecenin içerisine,

anlata anlata bitiremediler masalı,

daldılar deliksiz uykuya.

MASAL

Ne diye güvenirsin paraya pula?

Ne diye övünürsün evlerinle, konaklarınla?

İnsan ömrü masaldan başka ne?

Kasırgalar üstüne yaparsın evini,

mumlar yakarsın içinde üstelik,

bir bir konaklar dizersin sel uğrağına.

ALDIRMA

Çalıma bak şu zibidilerde.

Geçirmişler ellerine bu ülkeyi,

en bilgini sanıyorlar kendilerini buranın.

Aldırma, serin tut sen içini,

bilmezsin, öyle eşektir ki onlar,

eşek olmayana dinsiz imansız derler.

Bir sürü alçağı sensin adam eden,

toprak sahibi yaptın hergeleleri, davar sahibi.

Han verdin, hamam verdin, bol keseden.

Beri yanda yiğit adamın kuru ekmeği yok.

Köpek işesin senin içine, kancık dünya.

ALABİLDİĞİNE

Bir tek soluğun bile boşa gitmesin,

her solukta alabildiğine yaşa,

bu dünya bahçesinin anasıdır yaşamak.

Ama durmaz, uçar gider yel gibi.

OYUNCAK

Beni dinle, eski dostların bir tanesi,

kulak asayım deme sakın feleğin işine,

ne başı var onun, ne dibi.

Bir ufacık arsa yeter bana, de,

çöküver o arsanın kıyıcığma,

hiç durmayan oyuncağı seyreyle.

PAÇACIYA MİNNET ETMEM

Önce dert avucundan çekerim kana kana şarabı,

sonra gider bir yudumcuk su içerim, oh derim.

Önce ciğerimi pişirir, bir güzel yerim,

sonra banarım lokmamı bir ahbabın tuzuna.

DEĞMEZ

Bütün bu çabalaman neden?

Karnını doyurman içinse bir diyeceğim yok.

Üstün başın, çotuğun çocuğun içinse gene yok.

Ama çok paralı bir adam olmak içinse

kıyma güzel ömrüne, değmez.

SATMA

Kulak verir dinlersen, bir çift sözüm var sana

Taş çatlasa ikiyüzlülük rubasını giyme,

bir dakkalık mutluluk mutluluk değil.

Ne olur, satma ölümsüzlüğü iki pula.

TOPRAK

Dün testicilerin ordan geçiyordum,

elleri baktım ne güzel oynuyordu toprakla,

baktım on parmakta on hüner.

Kimse farkında değildi, bir ben gördüm,

babamın toprağıydı ellerindeki toprak.

GÖZÜNÜ DÖRT AÇ

Şu zamanda bir sürü dostun olacak da ne olacak.

Şöyle uzaktan bi selâm, nasılsın iyi misin, o kadar.

Tam inanır güvenirsin, basarsın bağrına,

bir de can gözünü açtın mı, ne göresin,

dost bellediğin dost değil, yılan.

VIZ GELECEK

İster Müslüman olsun, ister gâvur olsun, bana ne,

sımsıcak olsun yürek dediğin,

sevgiyle dolu olsun ağzına dek.

Bizim deftere adın hele bir yazılsın, kardeş,

o zaman cennet de vız gelecek sana,

göreceksin, cehennem de vız gelecek.

ŞEYH İLE OROSPU

Bir şeyh dedi ki bir orospuya:

«Sarhoşsun kızım sen oldum bittim,

bugün birinin koynundasm, yarın birinin.»

Orospu, bakıp bakıp şeyhin suratına, ne dese:

«Ben dediğin gibiyim, şeyhim, doğru,

ama sen, şu göründüğün gibi misin?»

 

DİLE BENDEN

Tanrı gibi gökyüzüne uzanabilseydim,

canına okurdum şu düzenin, canına.

Bir dünya kurardım gönlümce, yepyeni,

ey insan, derdim, ey insan,

dile benden ne dilersen.

DEVEDE KULAK

Dünyamız baştanbaşa acı dolu, dert dolu.

Dünyamız kan içinde, felek domuz, ikiyüzlü,

Rahat adam nerde hani,

mutlu adam hani nerde?

Varsa bile, devede kulak, aldırma.

ZAMANA UYGUN BİR ÖĞÜT

Dinle beni, akimı başına devşir oğlum,

dostluk ne, sevgi ne, bir sürü ıvır zıvır.

Sarıl dünya işine, dilini sıkı tut ama,

gözün mü var, kulağın mı var, neyin varsa,

ko bir yana hepsini, bi güzel turşusunu kur.

FÎTÎZ

Gül mü yok, diken olsun diken.

Güneş mi yok, ateş olsun ateş.

Hırka mı yok, şeyh mi yok, tekke mi yok,

kiliseye, çana, puta fitiz.

VAKTİ GELİNCE

Gözümü korkutan ne, yok olmak mı?

Bu yarımdan daha güzel bana öbür yarım.

Na şurda bir can var, şöyle böyle, iğreti,

vakti geldi mi, bas git, derim, oldu bitti.

BİZ İNSANLAR

Kuşlar gibi tuzağa düşmüşüz.

Feleğin durmadan yumruğunu yemişiz.

Al kanlar içinde baştan çıkmışız.

Kapısız, damsız şu yuvarlakta

bir sürü insanız, başıboş, kimsesiz.

Bu dünyaya istediğimiz gibi gelmedik,

bu dünyadan istediğimiz gibi gidemeyiz.

CEHENNEM

Görmüş geçirmiş adama canım kurban,

ayağının tozu olayım onun, tozu.

Asıl cehennemi sen gel bana sor, ahbap,

asıl cehennemi sen gel bana sor:

Hiç yanmamış bir adamla otur bir parça konuş,

gör bak, cehennem denen şey nasıl oluyor.

ÖLMEZLİK

Şurda, oh diyecek bir yer olaydı,

ya da şu uzun yolun güzel bir sonu:

Yüzbin yıl sonra, yerin altından,

otlar gibi, yeşil yeşil, çıkma umudu.

ACI ŞİİR

Dost mu dedin? Şu hokkabaz evinde ha?

Sakın arayıp durma onu boş yere,

bunu benden duy, kimseye bir şey deme.

Dermanı falan geç bi kalem, derde sarıl,

sarmaş dolaş otur kal acılarınla.

Acılara ortak mı dedin? Geç onu da.

BAKMADAN GÖZYAŞINA

Bilmez miyim seni, domuz, bilmez miyim seni,

insanoğlu bir kere düşmeyegörsün zora,

şöyle bir parçacık uzatmazsın elini,

nerde bir acı görsen, nerde bir yaralı yürek,

bakmadan gözyaşına, katarsın acıya acı,

al dersin yaranın üstüne bir yara daha.

BEY GİBİ

Acılara, kaygılara kapılmak da ne?

Hoş tut yüreğini, gününü gün et, eğlen,

ama bu namussuz yolda namuslu yürü.

Sahiden yokluksa bu gidişin sonu,

sen kendini bugünden yok say,

yaşa kendi buyruğunda bey gibi.

HANİ DUMAN

Bu dünyaya geldik de ne anladık, ne gördük?

Yaşamak umudunun çiçeği hani nerde?

Bu ateşte bir hayli iyi insan yandı,

kül oldu gitti bir hayli iyi insan.

Bir parça duman hani yok mu, bir parça duman?

DAKKA ŞAŞMA

Şu olan biten var ya, boş ver ona.

Taş yağsın isterse, çok sürmez.

Dakka şaşma dakka, yaşamaya bak.

Ne geçmişi düşün, ne gelecekten kork.

BİR GÜN GELİR

Yaşadın, yaşadın, bin yıl yaşadın diyelim hadi,

sen bana sonunu de bunun, sonunu.

Şu yıkık dökük saraydan çekip gitmek değil mi?

Ha anlı şanlı bir sultansın, ha bir dilenci,

bir gün gelir ikisi de çıkar bir kapıdan.

ANLADIMSA

Dünyaya gelirken sormadı kimse bana

ister misin gelmek, istemez misin?

Şaştım kaldım burda ne gördüysem.

Şimdi de çekip gidiyorum işte,

bu da elimde değil, ne yapayım.

Anladımsa bu işi arap olayım.

SAKIN HA

İyi yürekli mi, akıllı mı, yanaş, korkma.

Nobran mı, yetersiz mi, kaç bucak bucak.

Akıllı insan zehir sunsa al, iç.

Nobran bal şerbeti uzatsa, sakın ha!

KULLUĞA PAYDOS

İki günde bir somunla katığım olsun,

kırık bir testide yarım tas soğuk suyum.

Bunlar varken el kapısında kulluk ha?

Gel gör, yaparsam namussuzum.

KAZIK

Çıkıncaya dek bedenden bu kuru can

en iyi şeyi yapacağım, inadım inat.

Saçma sakalına edeyim, kim kınarsa beni.

Dokanmasmlar bana, deyyustuk etmesinler,

görsünler biraz da oturdukları kazığı.

KÖTÜ TOHUM

Bakıyorum cenneti arıyorsunuz boyuna

kiminiz tekkede, kiminiz medresede,

kiminiz manastırda, kilisede kiminiz.

Ödünüz kopuyor cehenneme gitmekten.

Oysa hiç ekmedi yüreğine bu tohumu

aklı başında olan.

ANLAMADIMGİTTİ

Bugün benim gibi sevdalı var mı,

bugün benim gibi deli,

yerlere serilmiş, yüreği kan içinde?

Ben değilsem kim şu adam?

Bir zamanlar vardım, ben bendim.

Bugün var olan neyin nesi?

DAHA NE İSTERSİN

Doyacak kadar aşın varsa,

başını sokacak bir de damın,

insanoğluna kulluk etmiyorsan,

başkasının sırtından değilse geçimin,

tamam, güneşli günler içindesin.

ÇIĞ TANESİ GİBİ

Her şeyi düzene koymuşun gibi yaşa,

içindeymişin gibi yemyeşil bir sevincin,

sanki geçimin falan yolunda,

çiğ gibi oturdun say yeşillikte bir gececik,

kalkıp gidiyormuşun gibi sabahleyin.

KALAKALMIŞIM

Epey şey öğrendim, diyordum kendi kendime,

çok az şey kaldı, diyordum, anlamadığım.

Aklımı başıma alınca ne göreyim,

ömrüm yel gibi esmiş gitmiş,

hiç bir şey öğrenmeden kalakalmışım.

NEYİM, NERELİYİM Kİ

Ben istedim de mi böyle oldum ?

Kendiliğimden mi girdim bu kanlı yola?

Neden bu yolda koşup duruyorum?

Bir gerçek var beni doğuran,

bir gerçek, benim dışımda,

ben neyim, nereliyim ki kalkıp geleyim?

EY KARDEŞ

Bu yolda yürümene bak,

ikilik kalkıncaya dek.

Sen dayanırsan ikilik kalkar.

Öyle bir yere de varırsın ki,

senden senlik uçmuş gitmiş.

EYVALLAH ETME

Bir sürü ite kopuğa kulluk

daha ne kadar sürecek?

Konma ordan oraya sinek gibi,

kimseye eyvallah etme,

yeter iki günde bir somun ekmek.

İç yüreğinin kanını,

ellerin aşını yeme.

GÖRÜRÜM

Uyuyanlar görürüm toprağın üstünde,

görünmeyenler görürüm toprağın altında.

Bakar bakarım yokluk çölüne,

kimi yola çıkmış gelir,

kimi sonra gelecek,

kimi gelmiş gitmiş.

YALAN

Namaz mamaz yalan,

böyle bir bahane gerekti.

Neden mi geldik camiye?

Burdan yürüttüğümüz seccade eskidi.

Belki bir yenisi vardır, bakalım dedik.

DÜZEN OLSAYDI

İyi bir düzen olsaydı dünyada,

doğru tartılsaydı insan emeği,

dünya, sevilen dünya olurdu.

Namuslu insanlar kalmazdı bir köşede.

Bir yemiş koparsaydım umut dalından,

bir uç bulsaydım yumağıma,

yoluna koysaydım işimi bir parçacık.

Açılsaydı tokluk ülkesine bir kapı

bu karanlık, kör zindanda.

UĞURLAR OLSUN

Özgürlük yoluna girmezsen,

bu yolda koşmazsan vargücünle,

yıkamazsan yüzünü kanında yüreğinin,

yarın avucunu yalarsın.

Er dediğin kendini yok bilmedi mi,

cayır cayır yanmadı mı yürek dediğin,

hadi öyleyse, uğurlar olsun.

YOLCULUK VAR

Yaşlandım, oldum iki kat.

Oysa kumaşlar dokumadaydım, yepyeni, sağlam.

Demin cana baktım, kalktı gidecek,

aman, dedim, ne olur can, gitme,

dedi, dam çöktü çökecek, duramam.

SIKIYSA

Güneşi balçıkla gel de sıva.

Gizli türküleri gel de söyle.

Bir güzel inci çıkardı akü,

düşüncemin denizinden,

sıkıysa gel de del.

İNSANCA YAŞAYAMAMAK

Bu dünyadan mı korkar sanırsınız beni,

ölmekten mi korkar sanırsınız,

canımın, bırakıp bedenimi, gitmesinden mi?

Ölüm gelmiş gelmemiş, umurumda değil.

Yolumu kesen, insanca yaşayamamak.

Kaynak: Bugünün Diliyle HAYYAM, Yenileştiren : A. KADİR, İKİNCİ BASKI- Şubat 1969, İstanbul

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s