“DOĞRU”NUN YANLIŞ “ÂN”I

Baktığımız konum bizi haklı çıkarabilir. Bir konuda haklı olmak bizim doğru yerde olduğumuzu gösterir mi/ göstermez mi?
Unutmayalım ki,  kararlarımızı  “ân”a göre verebiliyoruz. Ancak “ânlar” zaman ve mekanla  değişime uğrayınca kararlar ve yargılar da değişiyor. Örnek: Gençken hoş görülenin yaşlılıkta hor oluşu gibi. Bu nedenle yargılarımızda dikkatli olmalıyız.
Hayatımızın uzun ince yolunda ki çizgimiz ve noktamız şu olabilir!
“İki yargıdan U dönüşü olabileceği tercih etmek.”
“Hata yapmamaktan kurtulamayız, ancak açık kapıları olan yapıda ve düşüncede bulunmak bir şekilde can simiti olabilir.”
Aşağıdaki yazıda feminist görüş sistemi içerisinde haklılığını savunabilir ve doğruda olabilir. Tabii ki kürtaj kadının hakkını savunmak doğrudur. Ancak hiçbir suçu ve iradesi olmayan doğacak çocuğun hakkı ile kadın arasındaki adalet çizgisinde durulacak nokta ne olabilir?
Kadınlar birçok alanda kendilerini savunabildiler. “Cenin”in hakkını savunmak “kim”e düşecektir?
Hayvanların hakkını savunan feminist kurum ve kuruluşlar kadınlar tarafından kurulurken savunmasız bir canlının hakkına kim sahip çıkmakta niçin yavaş/yavan kalıyorlar?
Bu nedenle düşüncelerimiz “Benden bize” “Bizden bene” de orta yolu bulmanın güçlüğünü aşmak için “rahmet” tarafında durmak hatalı ve eksikleri de olsa  tercih edilmelidir.
İhramcızâde İsmail Hakkı

KÜRTAJ: CİNAYET DEĞİL HAK

“Kürtaj hakkı kadınların kendi yaşamlarını belirleme haklarına ve kazanmış oldukları özgürlük haklarına saygıdır.” Alice DELRE

Kürtaj lafı geçti mi şöyle bir irkilir insan. Sandalyesine iyice yerleşir, yutkunur. Etrafı iyice bir süzer acaba bir duyan var mıdır diye. Sözlerinin yanlış anlaşılmasından da korkar. Kürtaj kelimesi hani çok “utanılacak, tiksinilecek, kimsenin ağzına bile getirmek istemediği” bir kelime ya kimsenin olmadığı ortamlarda konuşulması gerekiyor belki de…

Kürtaj kadının kendi bedeni üzerinde tek söz sahibi olduğunu kanıtlayan insanlık hakkıdır. Kürtaj Yasası 1984’ten beri bu ülkede uygulanan bir yasa. Ama sadece kürtajın yasal olması onun utanılacak sakınılacak bir iş olmasının önüne geçemiyor bizim ülkemizde. Televizyonlarda yayınlanan dizilerde bile eğer bir kadın kürtaj olmuşsa ve özellikle bu kadın evli değilse binlerce şikâyet gelebiliyor dizinin Türk aile yapısına aykırı olduğu gerekçesiyle.

Kürtaj yasası hâlâ birçok ülkede yasak. Kürtajın “cinayet olması” sebebiyle kürtaj devletler tarafından yapılmıyor. Buralarda kürtaj olmak İsteyen kadınlar ya başka ülkelere gidiyorlar ya da sağlıksız koşullarda gizli kürtaj yaptırmak zorunda kalıyorlar. Türkiye’de 10 haftaya kadar kürtaj hakkı serbest. Ancak annenin hayatını tehlikeye soktuğu ya da çocuğun sakatlığı söz konusu olduğunda bu süre 24 haftaya kadar çıkabiliyor. Ancak her ne kadar kürtaj hakkı yasal olmasa da uygulamada bu hak engellenebiliyor.

Şöyle ki bazı devlet hastanelerine kürtaj yaptırmak için gittiğinizde sizden mutlaka evli olduğunuza dair bir belge ve eşinizin kürtajı onayladığına dair imza isteniyor. Eğer eşiniz bu kürtajı istemiyorsa kürtaj hakkınız elinizden alınıyor. Çünkü eğer kadın evliyse ve gebeliğini eşinden izinsiz sonlandırmışsa eşi hukuki olarak şikâyetçi olduğunda yasa hekimi cezalandırıyor. Dolayısıyla hekimler imajlarının sarsılmaması adına kürtajı devlet hastanelerinde yapmaya girişmiyorlar. Ancak aynı hekimlerin muayenelerinde dehşet paralara kürtajınızı rahatlıkla olabiliyorsunuz. Tabii paranız varsa.

18 yaşını tamamlamamış iseniz ailenizin onayı gerekiyor. Eğer 18 yaşınızı doldurmuş ve evli değilseniz yasada kürtaj yaptırabilirle hakkınız var deniliyor ama yine kadınların önüne birçok engel geliyor.

Mesela devlet hastanesine gittiniz ve ücretsiz kürtaj yaptırmak istiyorsunuz. Öncelikle sizi sorgulayan bakışlardan kurtulduktan sonra bebeğin babasının kim olduğu sorusu gündeme geliyor. Çünkü yine bu kişinin onayını almak istiyorlar. “Babasını bilmiyorum” dediğinizde ise size yönelik bakışların şeklinin nasıl olacağını tahmin edebilirsiniz bu ülkede.

Ya da tecavüze uğradınız ve hamile kaldınız. Peki, şimdi ne olacak? Tabii ki bizim “çok saygıdeğer devletimiz” buna da bir çözüm bulmuş. Tecavüz vakalarında 20 haftaya kadar kürtaj hakkı serbest. Ancak yine burada kocaman bir “AMA” karşılıyor sizi. Tecavüze uğradığınızı kanıtladığınız ve tecavüzcüden onay imzası aldığınız takdirde kürtaj yaptırabiliyorsunuz. Hala birçok ülkede tecavüz sonucu hamile kalmış kadınlara kürtaj yaptırmak yasak. Mesela İran. İran Parlamentosu kadınların hamileliklerinin dördüncü ayma kadar kürtaj yaptırabilmelerini kabul etti. Ancak yasa sadece annenin ya da fetüsün hayatı tehlikedeyse kürtaja izin veriyor. Tecavüz sonucu hamileliklerde kürtaj izni yok. Yine aynı şekilde bazı ülkelerde, örneğin Brezilya’da, kürtaj hukuken yasak. Hatta kürtaj yaptırmak tecavüz etmekten daha “ahlaksızca”. Tecavüz edenler beraat ediyor ama kürtaj yaptıran kadınlar cezalandırılıyor. Bununla da yetinmeyip dinden çıkartıyorlar.

Özellikle İslam çevreler, kürtajın yasalarla desteklenmesine rağmen kürtajın yapılmasına karşı çıkıyorlar. Çünkü onlara göre “Allah’ın verdiği canı Allah alır” safsatasıyla kürtaj yaptırmanın dine aykırı olduğunu dayatarak kürtajı engellemeye çalışıyorlar. Çoğu İslamcı hekime kürtaj için gittiğinizde sizi ikna etmenin yollarını arıyor hatta sizin duygusal ikilemde kalmanızı sağlayarak ceninin kalp atışlarını dinletmeye çalışıyor. Ve hatta bebeğin sakat doğması riski olmasını durumunda bile kürtajın yapılmasının da dine aykırı olduğunu söylemektedirler. 2003’te AKP “Yaşama hakkının kutsallığı ve dokunulmazlığı temelinde özürlü doğma ihtimali gerekçesiyle kürtaja izin verilemez” maddesini yasa tasarısı şeklinde sundu. Devletin özürlülere yönelik hizmetinin yetersiz hatta olmadığının farkına varırsak bu özürlü doğacak çocukların bakımını kimin üstleneceği ise aşikar. Çünkü özürlü çocuklar için yapılan rehabilitasyon merkezlerinde bu çocukların tedavi görebilmeleri için bu ailelerin hatırı sayılır cinsten paraları olması gerekiyor.

Kadının gebeliğini sürdürüp sürdürmemesi embriyoya danışarak alacağı bir karar değil. Embriyo kadının bir uzantısıdır. Karar hakkı kadınındır. 1970’lerde feministlerin “İstediğimiz çocuklara, şayet istersek ve ne zaman istersek sahip olacağız.” sloganı bu talebe tanıklık etmektedir. Dolayısı ile ne kürtaj cinayettir, ne de kürtaj yaptırmak isteyenlerin karşılaştığı zorluklar kabul edilebilirdir. Kürtaj hakkı yukarıda da belirttiğim üzere, kadının kendi bedeninin tek hâkimi olduğu gerçeğinin en doğal sonucudur.

Cansu Eralan

Alıntı Kaynak: PROVOKATÖR- Mayıs 2010, Sayı 4

VERDİĞİM RAHATSIZLIKTAN DOLAYI BAĞIŞLAYINIZ…
-Eduardo GALEANO

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s