AHDE VEFÂ- Muzaffer OZAK Kaddesellâhü sırrahu’l azîz Efendi -İRŞAD

 

وَلاَ تَقْرَبُواْ مَالَ الْيَتِيمِ إِلاَّ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ حَتَّى يَبْلُغَ أَشُدَّهُ وَأَوْفُواْ بِالْعَهْدِ إِنَّ الْعَهْدَ كَانَ مَسْؤُولاً

Ve lâ takrabû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddehu, ve evfû bil ahdi, innel ahde kâne mes’ûlâ(mes’ûlen). 

Kendisi reşid oluncaya-onsekiz yaşını dolduruncaya kadar, iyi niyetle değerlendirmelerin dışında yetimin malına yaklaşmayın.

Sözlerinizi taahhütlerinizi eksiksiz-kusursuz yerine getirin. Sözler ve taahhütler mesuliyeti gerektirir. Sûre-i İsrâ,34.

Muzaffer Efendi Hazretlerinin İRŞADadlı eserinde “ahde vefâ” husûsunda pek mânidâr bir kıssa var…Bu kıssayı sizlerle paylaşalım istedik…

HİKÂYE

Bugünkü hukuk fakültelerine muâdil olan “medresetü’l-kuzât”da tahsîl eden bir talebe, aleyhissalâtüvesselâm Efendimize cân u gönülden âşık imiş. O devirde, bu mektebi birincilikle ikmâl eden talebeleri, taltîf ve teşvîk için Medîne-i Münevvere kadılığına (hâkimliğine) ta’yîn ederlermiş. 

O devir deyince, gözlerimizin önüne Yunanistan, Arnavutluk, Sırbistan, Bosna, Hersek, Karadağ, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Eflak, Buğdan, Kırım, Irak, Suriye, Lübnan, Hicaz, Yemen, Mısır, Tarablusgarp, Fas, Cezayir, Fîzan, Habeşistan’ın sâhil kısımları ve Sudan’ın içlerine kadar alabildiğine genişlemiş muazzam bir ülkenin sınırları gelmelidir. Dünyadaki diğer islam ülkeleri de, ma’nen ve maddeten bize bağlı idiler. Bu arada, Hicaz “kıt’a-i tayyibesi”ndeki mukaddes şehirlerden mü’minlerin kıblesi, “Ka’be-i Muazzama”yı ihtivâ eden “Mekke-i Mükerreme” ile, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretlerinin kabr-i münevverlerini muhtevî “Medîne-i Münevvere” de, bu sınırların içinde bulunuyordu.

Fahr-i kâinât aleyhi ve âlihî ekmelü’t-tahiyyât Efendimize âşık olan talebe de, bir yandan derslerine çalışır, fırsat buldukça da sıcak göz yaşları dökerek, Allah teâlâ’ya niyazda bulunurdu.

– Yâ Rabbi! Zihnimi aç, bana himmet ve gayret ihsân buyur. Tahsîlimi birincilikle bitireyim de, Habîb-i edîbinin şehrine kadı olayım. Ey benim Rabbim! Bunu bana kolaylaştır, benden bu lutfunu esirgeme. Bu duâmı tenezzülen kabul buyurur ve o belde-i tâhireye kadı olarak murâdıma erdirirsen, ahdim ve nezrim olsun, bu mes’ud yolculuğa çıktığımda, benden ilk defa yardım isteyecek olana, cebimde ne kadar para varsa veririm.

Aradan günler ve aylar geçmiş, muhabbet-i Resûlullah ile yanıp tutuşan talebe, gerçekten “medresetü’l-kuzât”ı birincilikle bitirmiş ve Medîne-i Münevvere kadılığına ta’yîn olunarak murâdına ermişti. Vazîfesine başlamak üzere yola koyulan genç kadı efendi, Şam’da bir mescitde namazını kılarak dışarı çıktığı zaman, karşısına acâib bir zât çıkmış ve :

– “Şey’enlillah” diyerek kendisinden sadaka istemiş. Kadı efendi, derhal elini kesesine atmış ve olacak bu ya, eline bir beşibiryerde geçmiş. Bir an, daha küçük bir sadaka vermeyi düşünürken kulağına :

– “Ahdini yerine getir!” denilmiş.

Öyle ya; yola çıktığında ilk karşılaşacağı yardım talebine, cebindeki bütün parayı vereceğini ahdetmemiş miydi? Derhal, bu ahdini ve nezrini hatırlamış ve beşi birliği o garip sâile gönül rızâsı ile vermiş. Yorucu bir yolculuktan sonra, selâmetle Medîne-i Münevvere’ye varmış ve hemen huzûr-ı saâdete koşmuş… Mescid-i Nebî’ye girince, bir kenarda ayaklarını uzatmış yatan birisini görmüş, fena halde sinirlenmiş ve onu îkâz edebilmek için hafifçe ayaklarına vurarak uyandırmış. Ayaklarını uzatıp sere serpe yatan zât, doğrulmuş ve kadı efendiye dik dik bakarak oturmuş. Güneş batmış, önce akşam ve daha sonra da yatsı namazları kılınmış. Esâsen yol yorgunu olan kadı efendi de misafir olduğu yere giderek istirahate çekilmiş. Muradına ermiş insanların iç rahatlığı ve huzuru ile Rabbine hamd ü senâ ve Resûl aleyhisselâma salât ve selâmdan sonra, uykuya dalmış ve bir rüya görmüş. Rüyasında, kendisinden şikayetçi olduğu bildirilerek huzur-ı saâdete davet olunmuş. Aleyhissalâtüvesselâm Efendimiz, etrafında ashâb-ı kirâmı olduğu halde oturuyorlar ve şikayetçi olduğunu söyleyen zât da, huzurda ve ayakta duruyormuş. Şikayetçi, kadı efendiyi göstererek :

– “Yâ Resûlallah, bu zâtdan davacıyım, huzûrumu bozdu” demiş.

Aleyhissalâtüvesselân Efendimiz, kadı efendiye sormuşlar :

– “Bak, davacıyım diyor, ne dersin?”

Çok küçük yaşından itibaren aşkı ile yanıp tutuştuğu iki cihan serverini, karşısında nurlar içinde lemeân eder halde görerek gaşyolan kadı efendi :

– “Yâ Resûlallah, ben bu zâta ne yapmışım? Emredin de suçum ne ise söylesin” demiş..

Davacı olan zât, derhal cevap vermiş :

– “Ben mescitde yatıyordum. Bu kadı efendi bana ayakları ile vurarak uyandırdı, benim huzurumu bozdu”

Kadı efendi, özür dilemiş ve bağışlanmasını istirhâm etmiş. ResûI-i zîşân Efendimiz de, tarafların barışmalarını arzu buyurduklarını bildirmişler ve kadı efendi ile kendisinden davacı olan zât sarmaş dolaş olmuşlar ve barışmışlar. Kadı efendi , gördüğü bu lutf-i ilâhînin tesiriyle sürûr içinde gözlerini açtığı zaman, Mescid-i Nebevî’den ezân sesleri yükselmiş ve hemen abdest alarak sabah namazına koşmuş. Huzur-ı saâdete yöneldiği sırada, bir de ne görsün? Aynı zât,

aynı yerde yine ayaklarını uzatmış yatıyor. Bu defa dizleri üzerine çökerek, o zatın ayaklarını öpmüş. Meçhul zât uyanıp doğrulmuş ve kadı efendiye :

– “Benden ne istiyorsun? Dün teptin, bugün öptün” deyince,

Kadı efendi, özür dileyerek :

– “Beni afv buyurmanızı ve hakkınızı helâl etmenizi ricâ ediyorum” demiş . Meçhul zât, kadı efendiye yine dik dik bakmış :

– “Yâhû ne tuhaf adamsın, yarım saat evvel, seninle huzur-ı Peygamberde barışıp, helâllaşmadık mı?”

Kadı efendinin, hayretten irileşen gözleri önünde, cebinden çıkardığı beşi birliği uzatmış ve :

– “Hatırladın mı bu sarı lirayı? Hani bana Şam’da mescidin önünde vermiştin. Ahdine vefâkâr olduğundan sana Nebiy-yi zîşânın cemâlini gösterdim” demiş…

Kadı efendi avucuna bırakılan sarı liraya bakarken, o meçhul zât da gözden nihân olmuş…

Bu kıssadan sonra Efendi Hazretleri şöyle buyuruyorlar :

Ey âşık-ı sâdık! Ahdine vefâkâr ol, selâmeti bul…
Ahde vefâ etmemek, gerçekten münâfıklık alâmetidir…

Kaynakça:

http://defter-i-ussak.blogspot.com.tr

http://www.muzafferozak.com

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s