“HAYVAN BAĞIMLILIĞI SENDROMU”NDA TERCİH KEDİ OLMALIDIR. NEDEN?

Aşağıdaki yazı hayatını kısıtlayanlara yazılmıştır.

Kapitalizmin reklam ettiği “hayvan sevgisi” altında yatan gerçekler, aslında köleleşmenin ön adımlarıdır. [Rant mevzusuna girmiyoruz.]

Hayvanlarla doğayı paylaşabiliriz/paylaşıyoruz.

Soruyoruz ki;

Özgürlüğünüzü neden hayvanlarla paylaşıyorsunuz?.

Özgürlük doğuştan beraberimizde getirdiğimiz en büyük özelliğimizdir. Kendi cinsimiz ile mecburî ilişkilerimiz yüzünden sorumluluklar almak için ahlakî ve etik bir gerekçemiz vardır. Ancak bir hayvan ile olan ilişkimiz yaratılışa hürmeten kabul ederken, özgürlüğümüzü sorumsuzca bir hayvana kaptırmak, sömürü düzeninin, emperyalistlerin pohpohladığı new-age türü yeni üretilen inançlar manzumesi olarak insan ırkına karşı düzenlenmiş komplolardandır.

Eğer bir şahsiyet olarak özgürüm diyorsanız, afakî bağımlılıklardan kendimizi korumamız gerekmektedir. Sosyalitesini [sosyetik kimse, sosyeteden birinin hayatı ] bir hayvana göre düzenleyen kişi ne kadar özgür olduğunu söyleyebilir ki?

Binaenaleyh; yine de “hayvan bağımlılığını” sosyal bir gerçek kabul ederek/varsayımıyla konuya başlayalım.

İnsan yalnızlığı sevemez.

İnsan yalnızlık ve monotonluktan kurtulmak için çareler ararken “hayvana bağlanma” tercihini kullanabilmekte/tavsiye edilmektedir.

Yapılan araştırmalarda görüldüğü üzere, “bağımlılık”, “kronikleşen ilişki sonucunda dönüşü olamayan mecburi ilişkiler” olarak insanı bir şekilde bağlayıcı kılmakta, yaratılışında getirdiği özgürlüğünü de kısıtlayıcı olmaktadır.  Bağımlılık ne şekilde [maddî ve mânevî] olursa olsun özgürlüğün anti-tezidir.

Bağlanmak, insanın hayatında köleliğin/köleleşmenin kapısıdır. Bu nedenle bir insan kendini bir hayvana neden bağlar/bağlanır, sorgulanması gereken hususlardandır.

Özgürlüğünü kendi eliyle kısıtlamakta olan insanın menfaat/zarar ilişkisi meyanında düşüncesi ile,  kapısındaki bir köpeğe bakması korunma amaçlı olabilir. Fakat evin içine bakım hususunda ise çeşitli varsayımların arasında hangi sonuçu aklına yatkın hale getiriyor diye fikirler üretebilirsiniz.

Günümüz insanlarında görülen “hayvan bağımlılığı sendromu” konusunu üzerinde biraz ayrıntıya girilince, görülen manzara çaresizlikler sebep kılınarak ve neticesi ile [örnek olarak]  köpek-insan ilişkisi nin temelini cinselliğin, insan-kedi ilişkisinde ise stresin ve korkunun etkisini fark edebilirsiniz.

Köpek-insan ilişkisinde; köpeğin karekter analizinde kişiselleşme/aynileşme değeriyle köpek insanla “yaşamda ortak olma”, kedi-insan ilişkisinde ise; menfaat birlikteliği oluştuğu  görülmüştür.

İnternet araştırması yapabilirsiniz. “Hayvan bağımlılığı sendromu” (Çünkü bazı kişilerde bu hastalık halini aldığı için bu tarif kullanılıyor) Site durumu müsait olmadığı için videolar da cinsellik  köpek-insan ilişkisinde %80 düzeyine varırken, kedi-insan ilişkisi ile alakalı videolar %2 seviyesinde kalmasının düşündürücü,  garip! sebepleri hemen göze çarpmaktadır.

  • Konuyla alakalı olarak, cinler ve havas (gizli ilim/sihir /büyü) kitapları üzerine yapılan birçok araştırmada cinlerin/şeytanın kedileri sevmedikleri kadar ters oranda köpeklerle aşırı bağıntıları vardır.  [Büyülerde kedi kullanımı azdır] [Satanistlerin kedi düşmanlığını barındırmasını unutmamak gerekir.]
  • Bir köpeğin haz aldığı anlarda gözgeze gelen insanın [kadınlar için daha fazla] aşırı bir bağlanma aktivitesi yaşadıkları varsayılıyor. Kedilerde ise bu durum nadirattandır. Bu durum yani bağlanma ile [eşi yerine kabullenme] nedeniyle köpeklerde kıskançlık durumları baş göstermektedir.
  • Kedi bağımlılığında yaşlıların ön plana çıkmasına karşıt,  köpeklerde genç olanların ilgi alaka duymasının en ön sebebinde cinsellik faktörü yatmakta olduğu açıklanıyor.
  • Köpek ilişkisinde bu durumun bariz örneği olarak hayvan barınaklarında erkek cinsi köpeklerle kadın bakıcıların, dişi köpeklerle ise erkek bakıcıların ilgilenmesi cinselliğin köpek bağlılığında ön planda olduğunu göstermektedir.  Etrafınızda hayvan bakım bağımlısı olan kişilerde bu karşıt cins olma faktörü açıkça göreceğinizi düşünüyoruz. (istisnalar kaideyi bozmaz, sokak köpeklerine, bakıma muhtaç hayvanlara hizmet edenleri tenzih ederiz.)

Aile hayatında sınırlı sayıda yani az nüfuslu ailelerde köpeklerdeki insana bağlanma/ “sahiplenme” faktörü % sinin artışı nedeniyle, ailenin ötekiyle olan ilişkilerindeki negatif durumlarda hayvanların pozitif/aktive duruma geçip saldırdıkları görülmektedir. Bu durumun görülme yüzdesi, kedilere oranla köpeklerde çok yüksek olmaktadır. (Araştırma yapabilirsiniz; doğuda birçok kan davasının temelinde köpek saldırması vardır.)

Ayrıca köpek beslemek batıya doğru yükseliş gösterirken doğu tarafında kedi besleme oranı artar. Bunun sebebi ise dinsel içerik olduğu gibi, insanlar arasındaki evlenme yaşıyla da alakalı olduğunu düşündürmektedir.

 hayvan bağımlılığıhayvan bağımlılığı2

Sonuç olarak “Hayvan Bağımlılığı Sendromu”  diyerek tarif edebileceğimiz özgürlüğümüzü kısıtlayan yaşam tarzında eğer bir mecburiyet oluşuyorsa  “kedi bağımlılığı” nı, “köpek bağımlılığı“ndan daha emniyetli ve insan fıtratına uygun olduğunu söylemek zorundayız.

İhramcızâde İsmail Hakkı

Aşağıdaki sitelerden konuyla alakalı bilgilere bakabilirsiniz.

http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=11654

http://www.kedimveben.com/

http://kokler-ve-kanatlar.webnode.fr/news/kara-kedinin-laneti-vatikan%C4%B1n-kedi-ve-kad%C4%B1n-sevgisi-/

http://www.halisece.com/sorulara-cevaplar/919-islam-da-kedinin-yeri-hukmu-ve-ebu-hureyre-r-a.html

http://www.haber7.com/hayvanlar-alemi/haber/984173-islamda-ozel-bir-hayvan-kedi

 

 

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s