KÜRT SORUNUNUN ARKAYÜZÜ: TÜRKLERİ VE DOLAYISIYLA MÜSLÜMANLARI YOK ETMEKTİR

Türkler, diğer milletlere nisbetle elbette bir adım öndedirler. Bu gerçeği, târihleri, târih boyunca taşıdıkları  misyon ve îfâ ettikleri hizmetler açıkça ortaya koyar. Ancak, yine Türkler târihin hiçbir döneminde pür kavmiyet dâvâsı gütmediler. İdâreleri altındaki etnik unsurları kendilerinden ayrı tutmadılar; onların çocuklarını en yüksek makamlara getirmekten gocunmadılar; onlarla aralarına kalın duvarlar örmediler. Bir Acemi, bir Sırp’ı, bir Hırvat’ı, bir Arnavut’u, bir Rum’u sultanlarının hemen altındaki makamlara getirmekten çekinmediler; Türklüklerine, Kürtlüklerine,  Çezkezliklerine, Gürcülüklerine, Boşnaklıklarına, Rumluklarına, Ermeniliklerine veyâ başka kimlikliklerine bakmayı akıllarına getirmeden, onları paşa, vezir, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı olarak görmeyi anormal bulmadılar; kucaklarını ve evlerini her etnik kökten insana açmaktan kaçınmadılar. Türkler ve Türk milliyetçileri kavmiyetçilik, ırkçılık, kafatasçılık dâvâsı gütselerdi, bunların hiç birisini yapmazlardı. Türkler, Türklüğü bir kan dâvâsı olarak değil, kültürel bir zemîn olarak gördüler. Durum bu olduğuna göre, bu derece cihan-şümûl ve insânî bakan, bu ölçü de müsâmakâr davranan bir milletin adıyla, diliyle, milliyetiyle, kültürüyle oynamak, tek kelimeyle nankörlük olur.

Fahri Unan,  Sh:28,  Türk Yurdu • Nisan 2013 • Sayı: 308

Şeyh Şerâfeddin kaddesellâhü sırrahu’l azîz Efendinin müridi Ali Usta şöyle anlatmaktadır:

“Yunan harbi sırasında, memleketteki harb hali ve harbin sonu, İslamiyet’in durumu sohbet konusuydu. Şeyh Şerâfeddin kaddesellâhü sırrahu’l azîz Efendi’ye:

–  Müslümanların ve memleketin sonu ne olacak, hazret?’ diye sordum. Bu soruya karşılık Şeyh Şerâfeddin, Hz. Ali kerremallâhü vecheden bir kıssa anlatarak  buyurdu ki:

“-  Bir gün, Hz. Ali’ye kendisi ile birlikte muharebe edenlerden biri bu muharebe esnasında, “Böyle fitne içinde bu işin sonu ne olacak?” diye sormuş. O da:

“Din kıyamete kadar bakidir.” dedikten sonra bir müddet başını önüne eğmiş, öylece kalmış. Hatta, etrafındakiler ‘uyudu’ zannetmişler. Neden sonra Hz. Ali kerremallâhü veche başını kaldırıp 3 defa  ‘Ni’mel Etrak, Ni’mel Etrak, Ni’mel Etrak..’ “Güzel Türkler” “Güzel Türkler” “Güzel Türkler” dedikten sonra ‘Din Türkler elinde kalacak, Türkler ile yücelecek ve kıyamete kadar baki kalacak’, demiş,  buyurdular.”

Erişim: http://tasavvuf.info/?page_id=351

11 EYLÜL’ÜN GERÇEK YÜZÜ

[Araplar İslâm-ı temsil etmekte başarılı olamadılar. Amerika’nın tertiplediği 11 Eylül hadisesi İslâm’ın temsil cephesini Türklerden alıp Araplara vermek için yapılan bir komplo idi. Ancak Arap baharı denilen sahte rüzgârın sonuçları da bu imajı yıktı. Ayrıca Suriye –Şam Meselesi ve dolayısıyla Kürt Sorunu yine herşeyin merkezinde ve İslâm-ı temsil hüviyetine Türklerden başkasının sahip olmadığını gösterdi. Bu Allah Teâlâ’nın gerçek hakikatidir.

İhramcızâde İsmail Hakkı]

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s