MEZARLARINI KAZIYORLAR

Allah Teâlâ vermedi,
vermeyecek, vermezde.

Bazıları ne yarsa yapsın,
Allah Teâlâ vermedi, vermeyecek.

Çünkü yolları, yol değil.
Yolsuzlar.

Hainler için kader hainlik etmez
kaza edip mahveder [yok eder].

MUSTAFA MUCURİ (OZEREN)
HZ. FEMİ SAADETLERİNDE SADROLAN KELAMI KİBARLAR

Mustafa Mucuri Özeren

BİZE EĞER EVDE ÇİLE GELMEZSE, DEVLETLE UĞRAŞIRIZ

Mustafa Mucuri Hz. ile otuz seneye yakın çok sıkı temasım ve hizmetlerimde bu hadiseyi yakinen yaşadığım halde bir hadise üzerine fakire (Oğlum sen karışma, Hakk’ın bizim üzerimizdeki her türlü tecellisine rıza göstermek şanımızdandır.) buyurdular.

Yine bir gün kendilerini çok üzgün olarak gördüm, Efendim ne oldu diye sorduğumda, hadiseyi anlattıktan sonra (Oğlum bugün herkesin çilesi evindedir, bize eğer evde çile gelmezse, devletle uğraşırız, bu çilede çok ağır olarak tecelli eder.)buyurdular.

**

KAFAMA GÖRE İSTİMLAK EDERİM KESERİM YAKARIM DERSEN

Sene 1956 Mustafa Bey Hz. ikimiz sabah Fatihe ziyarete gittik, Yavuz Selim durağın da otobüsten indik, Fatih Fevzi Paşa caddesindeki bütün çınar ağaçları kesilmiş koyun gibi yerlerde. Fakirden çınar ağaçlarını saymamı istediler, 63 adet dedim, (mübarek ellerini açarak Allah’a hitaben, her biri için bir baş istiyorum diye) buyurdular. Amele başını isteyerek ne zaman kesildiklerini sordular, gece saat 24.00’den sonra kestiklerini söylediler. Bu olaydan sonra 60 ihtilali oldu, yassı ada muhakemesinden 63 adet idam kararı çıktı, sonra bu tecelli değişerek 3 idama düştü.

Bu tarihlerde bir ikindi vakti Beyazıt Bahar pastanesinde Fikret Çelikoğlu da vardı, çaylarımızı içerken ben efendim Beyazıt meydanını kazıyorlar dedim, bana dönerek (oğlum mezarlarını kazıyorlar) buyurdular. Sonra kendileri eczacılık fakültesinin önündeki büyük bir çınar ağacını göstererek (oğlum bu çınar, sabah semâvatı yani yedi kat göğü temsil eder, buna nasıl kıyarlar) buyurdular.

Yine 1957 yılında, o dönemin Başbakanı Paris te bir uçak kazası geçirdi ve başbakan Menderes bu kazadan sağ olarak kurtuldular. Ben durumu kendilerine arz edince (oğlum âkibetine bakın, durumun nasıl olacağını görürsünüz) buyurdular.

**

BU DEFA PARTİSİZ GÜNLER GERİ Mİ GELECEK

Yine bir ikindi çayını birlikte Beyazıt’a Bahar pasta salonunda içerken, 1957 seçimleri arefesinde, kendilerine hangi partiyi tasvip ettiklerini, daha doğrusu hangi partiye oy kullanmamızı istediklerini arz ettim. (Oğlum partisiz hükümet olmaz mı, bu defa partisiz olsun) Buyurdular.

Hakikaten 27 Mayıs hareketleri başladı, her şey alt üst oldu, altmış ihtilalinde talebe hareketlerinde, talebelere H. Partisinin komplosuna geliyorsunuz diye söyledimse de, o İstanbul Ünv. Rektörü Sıdık Sami, H. Nail Kubalı, Tarık Zafer Tunalı ön ayak oldu ve milli yüzkarası, bir muhakeme ve ihtilal oldu. Ben hadisenin çok içinde yaşadığım için siz gençlere tarihinizi iyi öğrenin, hep bize dolma yutturdular. Sağ görüşlü iktidarı karşı bu anti demokratik zihniyet karşı çıkmıştır.

**

KEÇİLER DAĞLARI MESKEN TUTSADA ÇOBANDAN KURTULAMAZ

Bir gün fakire (oğlum çobanın kuzuyu güttüğü gibi güdüldüğünden haberin yok mu) buyurdular. O zaman müridin bedenin bir uzvu olduğunu idrak etmeye ve hareketlerimizden Mürşidi Kamilin haberdar olduğunu bilmek gerekir. Allah tan hiçbir hareketimi gizli ifa edemediğim gibi Mürşidin de gizli hiç bir şey hatta gönlünden geçirilen niyetlerin dahi onlar için bir sır olmaktan uzaktır.

**

EŞKİYAYA DUA EDEN SEYYİDLERİN İTİBARLARI ASKIYA ALINDI

Müteaddit defalar (sen bana Hoca Efendi Hz.’nin emanetisin, o kara kaşlı kara gözlü uzun boylu Hataylı genç var ya, onu sana emanet ediyorum, ona dikkat et) buyurmuşlar. Aynı şekilde Ahmed Aydın Bolak Bey Hz. bana (siz bana amcamın (Mustafa Mucuri Hz.) emanetisiniz, sizi bana emanet ettiler) buyurdular. Böylece emanetler devri teslimle olmaktadırlar, (biz evladı sülbiyeye değil, evladı maneviye ye itibar ederiz) buyurdular. Devir teslimler böylece bu güne kadar geldiler, benimde bendeki Hakkın tecellisini asıl teslim vakti yaklaştığı için sizlere beyanda bulunma cesaretimi bağışlayın.

**

TÜRKÜN YİĞİDİNE KÜRT DERLER – [KÜRDÜN HAİNİ BAŞKA MİLLETTENDİR]

Bir gün fakire (oğlum Kürtler yol alır, Türkün yiğidine Kürt derler) buyurdular. Kürt Türk hadisesinin başlangıcı 1936’da Dersim isyanı, yani Kürt Sait isyanı ile Dersim de başladı. O tarihte isyan bastırıldı ise de, onu bilen ve yaşayanlarda acı bir hatıra bırakmıştır.

(Yiğit Türk kalleş ve hain olamaz.)

**

TÜRK’E İHANET EDEN DEVLETLERİN SONU

Bir çok sabahları Efendi Hz. buluşur, müsait bir yerde oturur günlük gazeteyi A-Z ye kadar okurlardı, (oğlum bakın bakalım, Rusya’dan bir haber varmı? Gönlüm Rusya’yı parçalasınlar, öyle küçülsünler ki, Moskova ve civarı münhasır kalsın) buyurdular. Hakikaten bir müddet sonra Rusya hakimiyeti altındaki bütün küçük devletler ayrılarak o Rus hegemonyası yıkıldı. İktisaden büyük çöküntü geçirdiği gibi, askeri otoritesi de büyük kayba uğradı. Artık Rusya eski saltanatını yitirdi.

(oğlum bir gün gelecek İngiltere o kadar küçülecek ki, sadece adaya münhasır kalacak. İngiliz halkı uzaktan bir gemi gördüklerinde, bizimde ecdadımızın böyle gemileri vardı diyecekler.) buyurdular. Hakikaten şu anda İngiltere’nin hükümranlığı altındaki Dominyonlarla iltisakı kesilmiş olup yalnız iki adaya münhasır kalmışlarsa da teseyyüp derecesinde fakirleşmediler. Yine bir gün fakire (oğlum bir gün gelecek Avrupa ya giden turistler, Paris şehrinin yerini bulamayacaklar) buyurdular. Şu anda Fransa da eski saltanatını kaybetmiş bulunmaktadır.

Daha fazlası için bakınız:

https://ismailhakkialtuntas.com/2015/05/01/deryadan-damlalar/

Kaynak: Deryadan Damlalar, hzl: Av. Mustafa KULAĞASI, Baskı: Seçil Ofset, Tarihsiz. İstanbul

*****************************

SEYYİDLERİN SIRLARI

Bulundukları toplumda kabul gören sâdâta birçok keramet ve olağan üstünlükler de atfedilir.

“Hakiki seyyidin üstüne sinek konmaz”

veya

“Seyyidler evliya kılıcı gibidir, üstüne basmadıkça kesmez”

 gibi sözler de seyyidlere isnad edilen özellikler arasındadır. Kendilerine duyulan ihtiram ile sâdâtın toplumsal barışta önemli rol oynadığı bilinmektedir. Örneğin, eskiden Güneydoğu Anadolu’da aşiretler arasındaki çatışmalar esnasında sâdât-ı kiram ellerindeki sancaklarını açıp çatışan taraflar arasına girip onları uzlaştırıyor, karşılığında da belli bir meta veya para alıyorlardı. Hatta 1960’lara kadar Urfa, Mardin, Batman, Siirt ve Hakkari gibi illerde sâdât-ı kirâmın bu işlevi sürmekte idi.. sh:9

Ebussuud Efendi’den bir hayli sonra şeyhülislâmlık yapan Ali Efendi, “Sâdâttan olan Zeyd-i fakire zekât vermek câiz olur mu?” sorusuna, “Olmaz.” cevabını vermekte ve Hz. Ali’nin soyundan gelen hiçbir Haşimî’ye de zekât düşmeyeceğini ilave etmektedir. Sh: 10

Kaynak: Ahmet Rıf’at, Osmanlı Toplumunda Sâdât-ı Kirâm ve Nakibuleşrâflar, DEVHATÜ’N-NUKABÂ, Hazırlayanlar: Doç. Dr. Hasan YÜKSEL M. Fatih KOKSAL, Sivas 1998

 

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s