TEFE’ÜL (FAL AÇMA-BAKMA)

RÛHU’L- MESNEVÎ’DE MESNEVÎ’NİN İLK 18 BEYTİNİN  ŞERH YÖNTEMİ

İsmail Hakkı Bursevî kaddesellâhü sırrahu’l azîz, Mesnevî’yi şerh etme işinin kendisi için iyi olup olmayacağı düşüncesiyle, gelenekte yaygın olan bir çareye başvurur; tefeül etmek.

Mesnevî’nin ilk cildinde herhangi bir yeri açarak fal bakmaya karar veren Bursevî’nin, falına isabet eden;

“Şeyh kamil idi ve talip iştahlı – Adam çabukdu merkeb dergahlı – O mürşid onun irşad sahibi olduğunu gördü – temiz tohumu temiz zemine ekti” beytindeki işaretin olumlu olması, onu yüreklendirmiş, ancak, tereddütten kurtarmaya yetmemiştir.

SEKİZ TAİFENİN BEŞİNCİSİ OLAN SELÇUKLU AİLESİNE MENSUP SULTANLAR

Selçuk oğullarından Mikail’in iki yetenekli oğlu vardı. Büyük olanın adı Davud, künyesi Ebû Süleyman ve lakabı Çağrı Beğ idi. İkincisinin ismi ise Muhammed, künyesi Ebû Tâlib ve lakabı da Tuğrul Beğ idi. Selçuklular, oybirliğiyle Çağrı Beg’i padişah yapıp Merv’i de başkent ilan ederek bütün Horasan’ı ele geçirdiler. Derler ki, o padişah olacağı hafta bir gün Kur’ân-ı Kerîm’i eline aldı ve fal açtı.

Açtığı falda şu ayet çıktı: “Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefsinin arzusuna uyma.” [Kur’ân-ı Kerîm, 38/26]

O hafta içinde padişah oldu. Bütün insanlar bilsin ki, yüce Allah her kime bir devlet vermek isterse, an be an onun nişanelerini müjde ile ona ulaştırır.

EY BÎ-MİSÂL VÂHİD-İ HÜSNÜN MİSÂL İÇİNDE

Ey bî-misâl vâhid-i hüsnün misâl içinde,
Âyînenin göründü bir hub cemâl içinde.

Düştü kamû heyâkil kâmetine mukâbil,
Cünbüşü gösteren sen şekl ü hayâl içinde.

Bu san’atı kim bilür,  bu kudreti kim görür,
Bu vuslatı kim bulur ceng ü cidâl içinde.

Kande bulur isteyen lütfunu ey dost senin,
Çünkim anı gizledin kahr ü celâl içinde.

Mushaf-ı hüsnüne çün tefe’ül eyledim ben,
Burc-u belâda gördüm kendimi fâl içinde.

Taliimi yokladım mihnet evinde buldum,
Anın için yürürüm herdem melâl içinde.

Kısmet-i rûz-i ezel aldı kâmû nasîbîn,
Kimisi buldu râhat kimi nekâl içinde.

Bizim de mihnet imiş kısmetimiz ezelde,
Kaldı başım anın çün fitne vü âl içinde.

Gamsız olan adamı sanma anı âdemi,
Hayvandan ol edaldir kaldı dalâl içinde.

Şadlık ehl-i aşka,  aşkın gamıdır veli,
Şol ayrılık güzeldir ola visal içinde.

Haddin tecellîsine müştak olur bu cânım,
Görmedi çoktan anı şol zülf ü hâl içinde.

Mescide varmak ile zevke ereydi zâhid,
Kılmazdı da’vâyı ol bu kîl ü kâl içinde.

Meyhânede bir kadeh nûş etmeği vermezem,
Bin şuğluna sofinin tekyede şâl içinde.

Mescidi meyhâneyi fark eylemem zâhidâ,
Göründüm ise ne var hâ ile dâl içinde.

Ver serini Niyâzî sırrını verme yâda
Nadâna sırrın veren kalur vebâl içinde

Açıklamayı oku:

https://ismailhakkialtuntas.com/2010/09/23/ey-bi-misal-vahid-i-husnun-misal-icinde/

 

 

 

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s