MAÂNİ’L – AHBÂR- EBÛ BEKİR MUHAMMED EL – KELÂBÂZÎ – HADİSLERİ

 Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdular ki:

1.    “Size verdiği nimetlerinden dolayı Allah Teâlâ’yı, seviniz. Beni de, Allah sevdiği için seviniz. Benim ehl-i beytimi de, bana olan sevginiz sebebiyle seviniz.”

 

 

 

2.    “Allah’ı sevmenin alâmet i, O’nun zikrini sevmek, Allah’a buğzetmenin alâmeti de O’nun zikrini buğzetmektir.”

 

 3.    “Bana dünyadan üç şey sevdirildi; güzel koku, kadın ve gözümün nuru namazda kılındı.”

 

 

 

4.    “Hz. Peygamber (Medine’ye gelip de)kendisine Uhud(Dağı) göründüğü zaman, “Şu Uhud Dağı O(nun sakinleri ensâr)bizi sever,   biz de o(nun sakinlerini)severiz. Allah’ım, İbrahim Mekke’yi haram kıldı. Ben de, (Medine’nin) şu-iki kara taşlık arasındaki sahasını hürmet edilmesi vacip bir yer kılıyorum. “buyurdu. “

 

 

 

5.    “Hz. Peygamber, şöyle dua ederdi:    Allah’ım Sen’den sıhhat,   iffet, emanet, güzel ahlâk ve kadere razı olma hasleti isterim. “

 

 

 

6.    “Dua ettiğiniz zaman, kabul olunacağına kesin inanarak Allah’a dua edin. Bilmiş olun ki, Allah gafletle yapılan duaları kabul etmez. “

 

7.    “Adamın birisi Hz. Peygambere, Ya Hz. Rasûlu’llâh ! namazımda yapacağım en hayırlı dua hangisidir, diye sorunca Rasûl-i Ekrem şöyle buyurdu:    Cibril bana geldi ve namazda söyleyeceğin en hayırlı dua şudur dedi. Allah’ım, hamdin tümü Sanadır. Bütün mülk 5ana aittir.   Yaratmanın tümü Sana aittir. Bütün işler Sana dönecektir. Senden, hayrın tamamını ister, şerrin tamamından Sana sığınırım. “

 

 

8.    “Dua, gelmiş ve gelmemiş musibetlerin define faydalıdır.   Öyle ise ey Allah’ın kulları, duaya sarılın. “

 

 

9.    “Sizden kime dua iğin izin verilirse, ona rahmet kapıları açılır. Allah’tan istenenlerin en sevgilisi, dünya ve ahirette af ve afiyettir. “

 

 

10.  “Kafir, yedi bağırsağı, mümin tek bağırsağı yer.”

 

 

11.  “Hiçbir mü’min yoktur ki, onda haset, suizan ve uğursuzluk saymak olmasın. Bunların mü’minden ayrılıp gitmesi şöyledir:    Haset ettiği zaman, kardeşine karşı aşırı davranmamak. Kötü zanda bulunduğu zaman, üzerinde durup içyüzünü araştırmamak,   uğursuz diye bildiği tirşeyle karşılaştığında da aldırış etmeden işine devam etmek. “

 

 

12.  “Ümmetimin ebdalleri cennete amelleriyle girmeyeceklerdir. Onların cennete girişleri, Allah’ın rahmeti, nefislerin sehaveti ve müslümanların merhametiyle olacaktır, “

 

 

13.  “Kolaylaştırınız,   zorlaştırmayınız. Teskin ediniz, nefret ettirmeyiniz. “

 

 

14.  “Üç dua vardır ki, kabul olunmasında şüphe yoktur. Babanın duası, misafirin duası ve mazlumun duası. “Müslim b. İbrahim, Ebân’ın şöyle söylediğini nakleder:  “Ebeveyne yapılan dua”

 

 

15.  “Allah şöyle buyurdu:    Her kim ‘Ben’i tanıyan ve ihlâs ile gına ibadet eden bir kuluma eziyet ederse, Ben de ona harp ilân ederim. Kulum Bana kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevgili olan birşeyle yaklaşamaz. Kulum Bana nafile ibadetler le de yaklaşmaya devam eder. Nihayet Ben onu severim. Ben kulumu sevince de, artık onun işitir kulağı, görür gözü, tutar eli,   yürür ayağı mesabesinde olurum. (Ve, bu organlarıyla meydana gelmesini arzu ettiği bütün dileklerini veririm. )Diliyle de her ne isterse muhakkak onları da kendisine ikram ederim. Bana dua ettiğinde icabet ederim. Ben, yapmasını dilediğim hiçbirşey hakkında mü’minin ölümü karşısındaki tereddüdü» gibi tereddüt etmedim. Fakat bunda, kulum ölümden hoşlanmıyordu. Ben de, kuluma acı gelen şeyi sevmiyordum. “

 

 

16.  Hakkıyla ehl-i nâr olan cehennemliklere gelince, şüphesiz ki onlar cehennemde ne ölürler ne de dirilirler. lâkin,   Allah’ın kendilerine rahmet murad ettiği birtakım insanlar varadır ki, onlar cehenneme atıldıkları zaman Allah, onlara olan rahmetinin fazlından dolayı,   cehennemden çıkarıp cennete sokmaya izin verinceye kadar, onları öldürür. “

 

 

17.  “Üç şey, Ademoğlunun saadetindendir. Üç şey de yine, Ademoğlunun talihsizliğindendir. Geniş ev, iyi merkep ve saliha kadın Ademoğlu’nun şansındandır, kötü ev, kötü binit ve kötü kadın da Ademoğlunun talihsizliğindendir. “

 

 

18.  “Sakalının az olması, kişinin saadetindendir. “

 

 

19.  “Konuşma anında aksırmak, konuşmanın doğruluğuna adil bir şahittir. “

 

 

20.  “Kişinin hasebi dini, mürüvveti ise aklıdır. “

 

 

21.  “Ümmetimin münafıklarının ekserisi kârilerdir. “

 

 

22.  “Fakirlik, neredeyse küfre düşüreyazdı. Haset de, neredeyse kadere galip geleyazdı. “

 

 

23.  “Küfür ve borçtan Allah’a sığın. Bunun üzerine bir adam Ya Rasûla’llâh, borç küfre denk mi diye sorunca, Hz. Peygamber evet buyurdu. ”

 

 

24.  “Kur’ân’ı seslerinizle tezyin ediniz. “

 

 

25.  “Allah’a imandan sonra aklın başı, insanlara sevgi göstermektir. “

 

 

26.  “Hz. Peygamber mescidde Kur’ân okuyan,   bir grup insanı görünce şöyle buyurdu:    Kur’ân-i okun düzeltildiği gibi düzeltecek ve sevabında acele edip ahirete tehir etmeyecek bir kavim gelmeden önce, okuyunuz. “

 

 

27.  “Hatice’yi(Cennette inci)kamışından bir evle müjdeleyiniz. O evde, ne gürültü olacak, ne de meşakkat. “

 

 

28.  “Benden sonra dönüp birbirinizin boyunlarını vuran kâfirler olmayın. “

 

 

29.  “Hz. Ali anlatıyor:    Ben, Hz. Peygamberle beraber iken birdenbire Ebû Bekir ile Ömer görünüverdi. Bunun üzerine, Rasûla’llâh şöyle buyurdu:    Bu ikisi, nebî ve peygamberler hariç evvel ve âhir bütün cennet ehlinden olan ergin kişilerin efendileridir. Ey Ali,   bunu onlara haber verme. “

 

 

30.  “Câbir b. Abdullah anlatıyor:    Biz, (Peygamberin ashâbı) Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellemle birlikte Hendek günü istihkâm kazıyorduk.   Üç gündür birşey yiyip içmiyorduk, kazı esnasında bir ara şok sert bir yere rastgelmiştik. Bunun üzerine Hz. Peygambere geldim ve Ya Rasûla’llâh, hendekte (taş. parçası gibi) şöyle sert bir damar rastgeldi, diye haber verdim. O sert şeyin üzerine biraz su serptik. Hz. Peygamber, karnına açlıktan bir taş parçası sarılmış olarak kalktı ve eline sivri balyoz aldı. Bu kayaya vurmakla, o sert kaya en ince,   kum gibi dağıldı. “

 

 

31.  a-“Ademoğlunun her amelinin ecri ondan yediyüz misline kadar katlanarak ödenir. Allah Teâlâ buyurmuştur ki, oruç hariç,   o Benim içindir. Onun (sayısız)ecrini de doğrudan doğruya ben veririm. Çünkü, oruçlu kimse benim(rızam)için yemesini içmesini ve cinsî arzusunu bırakmıştır. ”

-b.  “Oruçlunun kendisiyle haz duyduğu iki sevinci vardır.   Birisi iftar vaktindeki(oruç bozmak)sevinci, diğeri Rabbine mülâki olduğu zamanki (orucunun,   mükâfatı ile)sevincidir. “

 c-“Oruçlu ağzın(açlık)kokusu Allah Teâlâ nezdinde misk kokusundan daha temizdir. “

 d-“Oruç, bir kalkandır. Oruç, bir kalkandır. (Oruçluyu beşerî ihtiraslardan korur. )”

 

 

32.  “Size, Yemen’liler geldiler. Onlar yumuşak kalpli ve nazik gönüllü insanlardır. ”

b-“İmân, Yemen’lidir. Hikmet de Yemen’lidir.   ”

c-“Küfrün başı şark tarafındadır. “

 

 

33.  “Allah Teâlâ şöyle ‘buyurur:     Ben,   kul umun Beni zannı yanındayım. Kulum Beni andığı zaman, muhakkak onunla beraber bulunurum. O, Beni gönlünde gizlice zikrederse, Ben de onu bu suretle anarım. Eğer, o Beni bir cemaat içinde zikrederse Ben de onu o cemaat efradından daha hayırlı bir cemiyet içinde yâd ederim. O kulum, Bana bir karış yaklaşırsa, Ben ona bir arşın yaklaşırım.   Kulum Bana bir arşın yaklaşırsa, Ben ona bir kulaç yaklaşırım. O Bana yürüyerek gelirse, Ben ona koşarak varırım. “

 

 

34.  “Allah Teâlâ, Adem’i kendi suretinde yaratmıştır. Onun uzunluğu, altmış zirâdır. “

 

35.  “Her kim, ben Yûnus b. Mettâ’dan daha hayırlıyım derse yalan söylemiştir. “Bir başka hadiste “Beni, kardeşim Yûnûs’a ustun tutmayın.”

 

 

36.  “Allah Teâlâ, vermiş olduğu nimetin eserinin kulun üzerinde görülmesini sever. “

 

 

37.  “Din, nasihattir. Din, nasihattir. Din, nasihattir. Kimin için Ya Rasulallâh denilince, Hz. Peygamber şöyle buyurdu:    Allah’a, kitâbına, Rasulüne, müslümanların imamlarına ve bütün müslümanlara, “

 

 

38.  “Bir adam, Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve selleme ‘Ya Rasûlallâh dedi. Vallahi ben seni gerçekten seviyorum. ‘Rasûl-i Ekrem ona ‘Söylediğin söze dikkat et’ buyurdu. Adam üç kere ‘Vallahi, ben seni gerçekten seviyorum’ diyerek mukabelede bulundu. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu ‘Eğer, beni seviyorsan fakirliğe karşı bir kalkan hazırla.   Çünkü fakirliğin beni sevene doğru akması selin durak yerine doğru akmasından daha süratlidir. ‘”

 

 

39.  “Cibrîl, Hz. Peygambere gelir ve onu üzüntülü bulur. Ya Muhammed, yüzünde gördüğüm üzüntünün sebebi nedir diye sorar. Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellemde, Hasan ve Hüseyin, onlara nazar isabet etti der. Bunun üzerine Cibrîl, ey Muhammed nazarı tasdik et, çünkü nazar haktır der. “

 

 

40.  “İhtiyaçlarınızın temin edilmiş olduğunu gizlemekle, onlara yardım arayın. Çünkü, her varlık sahibi haset edilir. “

 

 

41.  “Hz. Peygambere,   insanlardan hangisinin belâsı daha ağırdır,   diye sorulunca Rasûla’llâh şöyle cevap verdi. Peygamberler ve onların peşinden (derecelerine göre insanların)en liyakatlisi ve en liyakatlisi. Kişi, dindarlığı derecesinde belâya uğratılır. Şayet,   dininde sağlam ise, belâsı ağırlaşır ve eğer dininde gevşeklik varsa dindarlığı nisbetinde belâya uğratılır. “

 

 

42.  a-“İhtiyaçlarınızı, güzel yüz ve güzel ahlâklı kimselerden talep ediniz. ”

b-“Allah güzeldir, güzelliği sever. “

 

 

43.  ” Melekler, beraberlerinde köpek ve çıngırak bulunan yolcu cemaati ile birlikte bulunmazlar. “

 

 

44.  “Hakim b. Hizam, Hz. Peygambere Ya Rasûla’llâh cahiliyede kırk köleyi azad ettim, deyince Rasûl-i Ekrem şöyle buyurdu:    Sen, sana sebkat eden hayır üzere müslüman oldun. “

 

 

45.  “Allah Teâlâ, yaratıklarını karanlık içinde yarattı. Ve sonra onlara kendi nurundan saldı. O nurdan kine isabet ederse hidayet bulur. Her kime değmezse, dalâlette kalır. “

 

 

46.  “Her işte doğru dürüst olunuz. Bunu tam yapıp başaramayacaksınız.   (O halde)biliniz ki sizin en hayırlı ameliniz namazdır.   Ve, kâmil mü’minden başkası abdesti muhafaza edemez. “

 

 

47.  “Büyüklerle otur, âlimlere sor, hakimlerle birlikte ol!  Veya hakimlerle dostluk kur. “

 

 

48.  “Bu mescidde, ben ve Ali’den başka müslümanın cunüb halde bulunması sahih olmaz. Veya gerekmez. “

 

 

49.  “Biriniz uykusundan uyandığı zaman, üç defa burnuna su alıp sümkürsün. Çünkü, şeytan onun burnunda geceler. “

 

 

50.  “Şüphesiz ki, Allah Azze ve Celle uyumaz. Zaten ona uyumak da yakışmaz. Tartıyı indirir ve kaldırır;  gündüzün amelinden önce ona gecenin ameli, gecenin amelinden önce de gündüzün ameli arz olunur. Hicabı nârdır. Eğer onu açmış olsa, vechinin sûbûhatı, basarının ihata ettiği bütün mahlûkâtını yakardı. “

 

 

51.  “Hz. peygamber şöyle buyurdu:     Ümmetim için, Rabbimden şefaat istedim. Cenâb-ı Hak, senin hatırına yetmişbin kişi hesapsız olarak cennete girecektir buyurdu. Ya Rabbi, artır dedim. Senin hatırına her bin kişi ile birlikte yetmişbin kişi hesapsız olarak cennete girecektir, buyurdu. Ya Rabbi, artır dedim. Allah Teâlâ,   önünden, sağından ve solundan birer avuç aldı. Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir, bu bize yeter Ya Rasûla’llâh deyince,   Ömer Rasûl-i Ekremi bırak, Allah bizim için artırdığını artırsın dedi. Buna cevaben Ebû Bekir, bu Rabbimin avuç avuç yapmış olduğu inamlardan birisidir, deyince Hz. Peygamber:    Ebû Bekir, doğru söyledi, buyurdu.

  

 

52.  “Yûsuf’un sabır ve cömertliğine şaşırdım. Allah onu affetsin. ‘ Arık  inekler’den (rüya yorumu için)sorulduğu zaman onlar onu çıkarmadan önce, nasıl anlattı. Onun sabır ve cömertliğine şaşırdım. Allah onu affetsin. Elçi ona geldiğinde onun yerinde ben olsaydım, kapıya koşardım. Fakat o suçsuzluğunu göstermek istedi. Eğer söylediği söz olmasaydı, hapishanede uzun süre kalmazdı. “

 

 

53.  “Allah tektir, teki sever. Ey Kur’ân ehli, tek kılınız. “

 

 

54.  “Her Ademoğlunun kalbi,   Allah Teâlâ’nır iki kudret parmakları arasındadır. Onu sabit tutmak istediğinde sabit tutar. Çevirmek istediğinde de dilediği yere çevirir. Kalb, fırtınalı bir günde kırda atılmış bir kuş kanadı gibidir. Rüzgâr onu çevirir. “

 

 

55.  “Amr b. Ümeyye anlatıyor:    Hz. Peygambere sordum, Ya Rasûla’llâh devemi salıpda mı tevekkül edeyim, yoksa bağlayıp da mı tevekkül edeyim. Rasûla’llâh buyurdu, bağla ondan sonra tevekkül et. “

 

 

56.  “Hz. Peygamber Huzeyfe’ye münafıkların isimlerini bildirdi.   Ve ona, ben izin verinceye kadar kimseye haber verme buyurdu. Rasûla’llâh vefat etti. Ve Huzeyfe’ye bu isimleri bildirme konusunda kendisine izin vermedi. Huzeyfe, Ömer zamanına kadar durdu.   Ömer, kendisine, Allah aşkına Söyle, ben Hz. Peygamberin sana münafık olduklarını söylediği kimseler içinde var mıyım dedi. Huzeyfe de,   hayır, fakat Allah’a yemin olsun ki, senden sonra hiç kimsenin beraatine hükmetmeyeceğim. “

 

 

57.  “Beytullah’a ulaştıracak azık ve binek hayvanına mâlik olup da haccetmeyen kişinin yahudi veya hristiyan olarak ölmesinin kendisince ne önemi vardır? İşte Allah, kitabında İnsanlar üzerinde Allah’ın hakkı yoluna her kimin gücü yeterse Beytullah’a haccetmektir. ‘(Âl-i İmrân, 3, 97)buyurmaktadır. “

 

 

58.  “Hz. Peygamber,   ashabıyla beraber yürürken devesini lanetleyen bir adam duydu. Biraz yürüdükten sonra, devesini lanetleyen nerede, diye sordu. Adam, benim Ya Rasûla’llâh deyince, Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:    O deveyi aramızdan çıkar, çünkü senin bu konudaki duan kabul olundu. “

 

 

59.  “Allah üç kişinin kıyamet günü yüzüne bakmaz:    İkindiden sonra yalan yere yemin eden kişi, içkiye devam eden kişi, bir de verdiğini başa kalkan kişi. “

 

 

60.  “Fakirlikten, azlıktan, zilletten, zulmetmek ve zulme uğramaktan Allah’a sığınınız. “

 

 

61.  “Boynuzcu, boynuzu ağzına almış ve üfleme emri gelir gelmez derhal üflemek için izin beklemeye koyulmuşken, ben nasıl safa sürerim. Bu söz, Hz. Peygamberin ashabına ağır gelmiş olacak ki,   Rasûl-i Ekrem onlara şöyle buyurdu:    Allah’a güveniyoruz, en iyi vekil O’dur. Ve yalnız Allah’a bel bağlamışızdır, deyiniz. “

 

62.  “Hz. Peygambere soruldu:    Ya Rasûla’llâh, sen ebeveynine şefaat edecek misin? Rasul-i Ekrem şöyle buyurdu:    Bana verilsin veya menedilsin, ben onlara şefaat edeceğim. “

 

 

63.  “Adamın biri, Ya Rasûla’llâh dedi, bir adam bir amel işler ve onu örter, fakat bilâhare ona başkaları muttali olunca da hoşuna gider. $unun üzerine Hz. Peygamber, şöyle buyurdu:    Ona iki ecir vardır. Amelini örttüğü için gizlilik sevabı ve başkalarına örnek olacağına sevindiği için alâniyet sevabı. “

 

 

64.  “Malâyânîyi terketmek, kişinin müslümanlığının güzelliğindendir. “

 

 

65.  “Ebû Bürde, babasından naklen şöyle rivayet etti: Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte akşam namazını kıldık. Sonra beklesek de onunla beraber yatsıyı da kılsak a dedik. Ve bekledik. Derken yanımıza çıktı ve:    Siz hâlâ burada mısınız? dedi. Biz şu cevabı verdik:    Ya Rasûla’llâh, seninle birlikte akşam namazını kıldık,   sonra bekleyelim de seninle birlikte yatsıyı da kılalım, dedik.   “İyi ettiniz ” “Yahut” isabet ettiniz” buyurdular.   Müteakiben başını semâya kaldırdı(çok defalar(başını semâya kaldırırdı) ve:    Yıldızlar semânın emniyetidir. Yıldızlar gitti mi, semâya va’ad olunan gelir, Ben ashabım için bir emniyetim. Ben gittim mi, ashabıma va’dolunanlar gelir. Ashabım da, ümmetim için bir emniyettir.   Ashabım gitti mi, ümmetime va’dolunan şeyler gelir, buyurdular. “

 

 

66.  “Benim ümmetim, beş tabakaya ayrılır. Her tabaka kırk yıl sürer. Benim tabakam ve sahâbîlerin tabakası ilim ve imân sahibi olanlardır. Kırkıncı yıl ile sekseninci yıl arasına ait ikinci tabakaya gelince, onlar hayır ve takvâ sahipleridir. Sonra,   yüzyirmi yılına kadar onların ardından gelenler birbirlerine merhamet eden ve birbirleriyle iyi ilişki kuranlardır. Sonra yüzaltmış yılına kadar bunların ardından gelenler, birbirlerine sırt çeviren ve birbirleriyle iyi ilişkiyi kesenlerdir. Bundan sonra, birbirlerini öldürme devridir. “

 

 

67.  “Allah, mü’min kulunun tevbesine, çorak, helâk korkusu olan bir yerde devesi yanında yiyeceği ve içeceği onun üzerinde olduğu halde, uyuyan, uyandığında deveyi gitmiş bulan ve onu aramaya giden, nihayet kendisine susuzluk arız olan, sonra(kendi kendine)bulunduğum yerime döneyim de ölünceye kadar yatayım diyen ve uyuyan, sonra uyanarak devesini üzerindeki azığı, yiyeceği ve içeceği ile yanında bulan bir adamdan daha çok sevinir. “

 

 

68.  “Dünya ve içindekiler Allah için olanları hariç olsak üzere lanetlenmiştir. “

 

 

69.  a- “Hz. Peygambere ashâbdan bazıları Ya Rasûla’llâh, falanca kadın gündüz oruç tutuyor, gece namaz kılıyor. Fakat, komşusuna da eziyet ediyor, deyince Rasûl-i Ekrem:    O cehennemliktir, buyurdu, Yine onlar, şöyle dediler:    Peki, ya falanca kadın sadece farz namazları kılıyor, kurumuş yoğurdun yosunlarından tasaddukta bulunuyor ve komşusuna eziyet etmiyor. Bunun üzerine Rasûla’llâh O cennetliktir, buyurdu. ”

 

b-“Hz. Peygambere, falanca kişi bütün gece namaz kılıyor,   fakat sabah olunca da hırsızlık yapıyor,   denilince, Rasûla’llâh: Sizin söylediğiniz şey, onu çalmaktan nehyedecek, buyurdu. “

 

 

70.  a-“Namaz, her müttekî kişinin kurbanıdır, ”

b-“Hac, her zayıf ve kadının cihâdıdır. “

c-“Amelsiz dua eden, kirişsiz ok atan gibidir. ”

d-“Mallarınızı zekâtla koruyunuz. ”

e-“İktisatlı davranan, fakir düşmez. ”

f-“Takdir, maişetin yarısıdır. ”

g-“Sevgi, aklın yarısıdır. ”

h-“Keder, yaşlılığın yarısıdır, ”

ı-“Çoluk çocuğun azlığı, iki kolaylıktan birisidir. ”

i-“Ebeveynini üzen, onlara itaatsizlik etmiş olur. ”

j-“Musibet anında, elini ah, toh diye vuran kişinin ameli boşa gitmiş olur. ”

k-“Riyazâtın sadece necip kişilerin yanında gösterildiği gibi, mal mülk de ancak hasep sahibi dindar kişilerin nezdinde ‘ olur. ”

l-“Sabır, musibet oranınca iner. ”

m-“Rızkını daraltanı, Allah rızıklandırır. Saçıp savuranı ise mahrum eder. ”

n-“Emanet rızkı, hıyanet ise fakirliği çeker getirir. ”

o-“Şayet, Allah karıncanın salâhını istemiş olsaydı, onun için kanat bitirmezdi. ”

 

 

71.  “Allah, Osman’a merhamet et sin. Melekler kendisinden haya etmektedirler. “

 

 

72.  “Size iyilik yapana karşılık veriniz. Karşılık verecek bir- şey bulamazsanız ona dua ediniz. Allah için sizden birşey isteyene veriniz. Allah adına size sığınana yardım ediniz. Sizi davet edene icabet ediniz. “

 

 

73.  “İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a şükretmez. “

 

 

74.  “Hz. Peygamber, Mekke’nin fethi günü şöyle buyurdu: Kureyş’e gelince onlarla yarışınız. Çünkü, Allah için onlarda ihtiyaç vardır. Diğer insanlara gelince, onları parça parça kırınız. “

 

 

75.  “Sa’d b. Ubâde, ben refikamı bir adamla bulsam hemen kılıçla vururum, dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber, siz Sa’d’ın gayretine şaşıyor musunuz? Vallahi, ben ondan daha gayurum. Allah da benden daha gayurdur. Gayretinden dolayıdır ki, Allah kötülüklerin aşikârını ve gizlisini haram kılmıştır. Allah’tan daha gayur hiçbir şahıs yoktur. Allah’tan başka hiçbir kimseye medh daha makbul değildir. Bundan dolayıdır ki, Allah cenneti vazetmiştir. “

 

 

76.  “Sahur yeyin, çünkü sahurda bereket vardır. “

 

 

77.  “Kişi, işlediği bir günahtan dolayı rızkından mahrum kalır.   Kaderi ancak dua geri dönderir.   Ömrü de,   ancak iyilikler ziyadeleştirir. “

 

 

78.  “İşittiği ezaya, Allah’tan daha sabırlı kimse yoktur. Kendisine şirk koşulur, çocuk iddia edilir, sonra O, yine Onlarara rızık ihsan eder, afiyet verir. “

 

79.  “Teşrik günleri yiyip içmeli de Allah için zikir günleridir. “

 

 

80.  “Allah yolunda(gazilere bulaşan)toz ile cehennem dumanı bir kulun karnında ebediyen bir araya gelmez. Hırs ve cimrilikle imân da bir kulun kalbinde ebediyen bir araya gelmez. “

 

 

81.  “Peygamberlerden biri, bir ağacın altına indi de kendisini bir karınca ısırdı. O da eşyasını, emrederek ağacın altından çıkartı. Sonra emir verdi ve karınca yuvası yakıldı. Bunun üzerine Allah ona ‘Bir tek karınca yaksaydın ya! diye vahy buyurdu. Bir başka hadisde “Peygamberlerden biri,   bir şehir veya köye uğrar.   Allah orayı ve ehlini helak etmiştir. Nebi şöyle der:    Ey Rabbim,   bu ahalinin içerisinde, çocuk, hayvan ve günaha karışmamış insan-lar vardı. O nebi, bir ağacın altına iner Ve onu bir karınca ısırır. “

 

 

82.  “Ticarette yalan yemin, malın sürümünü temin ederse de(kazancın) bereketini giderir. “

 

 

83.  “Sadaka, hiçbir malı eksiltmez. Af sebebiyle Allah, bir kulun ancak şerefini artırır. Ve bir kimse, Allah için tevazu gösterirse, Allah onu ancak yükseltir. “

 

 

84.  “Talha b. Berâ hastalandı. Hz. Peygamber ziyaretine geldi. Ayrılırken ailesine, ben Talha’yı Ölecek gibi görüyorum. Eğer Öyle birşey olursa, bana haber verin. Ona şahadet edip, cenaze namazını kıldırayım, buyurdu. Rasûla’llâh, Salim b. Avf oğullarına varmadan Talha vefat etti ve sesler duyuldu. Fakat, Talha daha önce ailesine, beni defnedin, Rabbime kavuşturun. Rasülullahı da çağırmayın.   Çünkü ben, onun için Yahudilerden korkuyorum, dediği için Hz. Peygambere haber verilmedi. Rasûl-i Ekrem, meseleye muttali olunca, geldi ve Talha’nın mezarının yanına durdu. Ve orada bulunan insanlar da, onunla birlikte saf haline geldiler. Sonra Hz. Peygamber ellerini kaldırdı ve şöyle dua etti:    Allâhım, Talha’ya o sana gülerek, sen ona gülerek mülâki ol. “

 

 

85.  “Hz. Peygamber, bir taş üstünde namaz kılan bir adamın yanından geçip, Mekke’nin kenarına vardı. (Orada)uzun bir süre kaldıktan sonra, geri döndü. Ve taş üstünde namaz kılan adana aynı durumda namaz kılarken rastladı. Bunun üzerine, Rasûl-i Ekrem ayağa kalkarak iki elini birleştirdi. Ye üç kere:    Ey insanlar mutedil davranın(yani ifrat ve tefritten sakının)buyurdu. Ve sonra şöyle devam etti:    Çünkü, siz ibadetten usanıncaya kadar Allah size ihsanını kesmez. “

 

 

86.  “Ebû Hureyre şöyle demiştir:    Rasûla’llâh’a bir adam geldi de:    Ya Rasûla’llâh, bana açlık ve meşakkat isabet etti(yani açlıktan dermansız kaldım), dedi. Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem onu(doyurmak için) kadınlarına haber gönderdi, fakat onların yanlarında hiç- birşey bulamadı. Bunun üzerine Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem:    Bu gece, şu adamı konuk edip yemek yedirecek bir adam yok mu ki, Allah ona rahmet eylesin, dedi. Derhal Ensâr’dan bir zât ayağa kalktı:    Ben,   Ya Rasûla’llâh, diye cevap verdi. Akabinde o adamı alıp ailesine götürdü. Kadınına hitaben:    İşte Rasûla’llâh’ın konuğu;  ondan hiç- birşeyi tutup alıkoyma(konuğa ikram et), diye tenbih etti. Kadın,   Vallahi yanımda çocukların azığından başka birşey yok, dedi. Kocası O halde çocuklar akşam yemeği yemek istedikleri vakit onları uyut, gel, kandili söndür, biz bu gece karınlarımızı dürelim(yani Rasûla’llâh’ın konuğu için biz bu geceyi aç geçirelim)dedi. Kadın, kocasının dediği işleri yaptı. Sonra o konuk sabahleyin Rasûla’llâh’ın huzuruna vardı. Rasûiuiiah:    And olsun ki, Azîz ve Celîl olan Allah, bu gece Fulân erkek ve Fulân kadının işlerinden hayret etti-yahut güldü, yani acîb hoşnûd oldu, dedi. Azîz Ve Celîl olan Allah da(onlar ve bütün ensâr hakkında) şunu indirdi:    Onlar, kendilerinde fakirlik ve ihtiyaç olsa bile, onları öz canlarından daha üstün tutarlar. Kim nefsinin hırsından ve cimriliğinden korunursa, işte onlar muradlarına erenlerin ta kendileridir. (Haşr, 59, 9)”

 

 

87.  “Gerçek şu ki, bazan kalbime gaflet çöküyor ama, ben Allah’a günde yüz defa istiğfar ederim.”

 

 

88.  “Rebiâ b. Ka’b-el-Eslemî anlatıyor:    Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte gecelemekteydim. Kendisine abdest suyunu ve ihtiyacı olan şeyleri getirdim, Bunun üzerine bana:    Dile, dedi. Ben:    Cennette,   senin refikin olmayı dilerim, dedim. Yahut bundan başka bir şey buyurdular. Ben:    Dileğim budur, dedim. Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem de o halde, çok secde etmek suretiyle nefsin için bana yardımcı ol” buyurdular. “

 

 

89.  “Allah, güzel sesli bir peygambere Kur’ânı cehren tegannî ettiğine mukabil verdiği mükâfaatı başka hiç kimseye vermemiştir. “

 

 

90.  “Ömer, Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellemin yanına girmek için izin istedi. Onun yananda Kureyş’ten birtakım kadınlar vardı. Kendisi ile yüksek sesle konuşuyor ve ondan çok şeyler istiyorlardı. Hz. Ömer izin İsteyince, kalkarak perdeye koştular. Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellemde ona izin verdi. Hz. Peygamber gülüyordu. Ömer, Allah yaşını güldürsün Ya Rasûla’llâh, dedi. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem:    Şu benim yanımda olanlara şaştım. Senin sesini işitince, perdeye koştular, buyurdu. Ömer, Ya Rasûla’llâh,   onların çekinmesine sen daha lâyıksın, dedi. Sonra kadınlara dönerek:    Ey nefislerimin düşmanla rı, Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellemden çekinmiyorsunuz da, benden mi çekiniyorsunuz,   dedi. Kadınlar, evet sen Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellemden daha sert ve şahinsin dediler. Hz. Peygamber, nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin olsun ki, şeytan sana bir caddede rastlamış olsa, mutlaka senin tuttuğun caddeden başkasına tutardı, buyurdular.   “

 

 

91.  “Zâni, zinâ ederken mü’min olarak zinâ etmez. Hırsız çalarken mü’min olarak çalmaz. Şarabı içerken dahi, sarhoş mü’min olarak içmez. Halkın gözleri önünde kıymetli birşeyi zorla yağma ederken mü’min olarak yağma etmez. “

 

 

92.  “Ben yürütüldüğüm gece, Kesîb-i Ahmer’in yanında Musa’ya uğradım. Kabrinde ayağa kalkmış namaz kılıyordu, “

 

 

93.  “Hz. Aişe’nin bildirdiğine göre Hz. Peygamber şu dualarla dua edermiş:    Allah’ım, ben cehennemin fitnesinden ve cehennemin azabından,   kabrin fitnesinden ve kabrin azabından zenginlik fitnesinin şerrinden ve fakirlik fitnesinin şerrinden sana sığınırım.   Mesih-i Deccâl fitnesinin şerrinden de sana sığınırım. Allah’ım,   benim günahlarımı kar ve dolu suyu ile yıka. Kalbimi beyaz elbiseyi kirden pakladığın gibi, günahlardan pakla. Benimle günahlarımın arasını, mağrib ve meşrik arasını uzaklaştırdığın gibi uzaklaştır. Allah’ım, ben Sana tembellik, ihtiyarlık günah ve borçtan da sığınırım, “

 

 

94.  “Pişmanlık, tevbedir. “

 

 

95.  “Allah, kıyamet günü üç kişinin yüzüne bakmaz. Zinâkâr ihtiyar,   yalan söyleyen imam ve kibirli muhtaç. “

 

96.  “Bir kaba sinek düştüğü zaman, onun her tarafını batırın.   Çünkü onun kanatlarının birinde şifa vardır, öbürüsünde de hastalık vardır.

 

97.  “Yalnız mü’minle arkadaş ol ve ekmeğini ancak mütteki kişi yesin. “

 

 

98.  “Bir kimse, kendini azâd edenlerin izni olmaksızın bir başka kavmi velî ittihaz edinirse Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Kıyamet gününde, onun farz veya nafile hiçbir ibadeti kabul edilmeyecektir. “

 

 

99.  “Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:    Kulum Benden birşey istemekten alıkoyacak tarzda zikrimle meşgul olursa, Ben ona isteyenlere verdiğimden daha üstününü veririm. “

 

 

100. “Haya örtüsünü atanın gıybeti yoktur. “

 

 

 

101. “Siz kendisine dünyaya rağbet göstermemek ve az konuşmak hasleti verilmiş bir adam gördüğünüz zaman ona yaklaşınız. (Sözlerini dikkatle dinleyiniz. )Çünkü o kimse, hikmetli söz söyler. “

 

 

102. “Mü’min güzel ahlâkıyla, gece namaz kılıp gündüz oruç tutanın derecesine ulaşır. “

 

 

103. “Hiç şüphe yok ki, Allah sizin için üç şeye razı olur. Üç Şeye de gazab eder. Sizin için kendisine ibadet etmenize, Ona hiçbir şeyi şerik koşmamanıza ve toptan Allah’ın ipine sarılmanıza razı olur. Ve size, kîlükâlden çok sual sormaktan ve birde mal itlafın dan dolayı gazab eder. “

 

104. “Kişinin imânının en faziletlisi nerede olursa olsun Allah’ın kendisiyle beraber olduğunu bilerek amelde bulunmasıdır.”

 

 

105. “Güneş ve ay bir kimsenin ölümünden dolayı tutulmazlar.   Allah Teâlâ mahlûkatından birine tecelli ettiği zaman o O’na karşı huşu eder. Öyle ise, bunlardan birisi tutulduğu zaman farz namazı kılar gibi, tam bir namaz kılınız. “

 

 

106. “Geçmiş peygamberlerin sözünden(Hiç eksiksiz)nâsın eriştiği haberlerden birisi de utanmazsan dilediğini işle(sözü)dür. “

 

 

107. “Her kim, (yaptığını)işittirirse Allah o kimseyi diğer mahlûkatına işittirir ve onu tahkir eder, küçültür. “

 

 

108. “Hz. Peygamberin yanında bir gece, Allah’ı zikretmeden ta sabaha kadar uyuyan adamın lafı edildi. Rasulullah, bu öyle bir adamdır ki,   şeytan onun kulağına yahut kulaklarına bevletmiştir,   buyurdular. “

 

 

109. “Kıyamet günü, vali getirilir. Ve cehennemin üzerindeki köprüye konur. (atılır)Allah emreder ve öyle bir sarsılır ki, vücutta bulunan bütün kemikler yerlerinden ayrılır. Daha sonra, Allah kemiklere emreder ve yerlerine dönerler. Bilahare, Allah bu valiyi sorguya çeker. Eğer vali itaatkar birisi ise, Allah onun elinden tutar ve rahmetinden iki nasip verir. Eğer, Allah’a asi birisiyse o zaman köprü onu yakar ve uzun süre(yetmiş yıl)kalmak üzere cehenneme atılır. “

 

 

110. “Musa b. İmrân Cenab-ı Hakka duada bulunmak için ellerini kaldırdı ve Ya Rabbi Sen uzakta mısın ki, sana nida edeyim, yoksa yakında mısın ki, münacaatta bulunayım. Bunun üzerine, Allah Teâlâ şöyle buyurdu:    Ey Mûsa, Ben, Beni zikredenle birlikte olurum. “

 

 

111. a-“Ümmetimden lir dost edinmiş olsaydım, Ebû Bekir’i dost (halîl) edinirdim. ”

b-“Rabbimden başka bir dost edinmiş olsaydım, Ebû Bekir’i dost edinirdim. ”

c-    “Sizin arkadaşınız, Allah ‘ın dostudur. ”

d-“Abdullah b, Şakîk, Aişe’ye Rasûla’llâh’a en sevgili kim diye sorar. Aişe, Ebû Bekir der. Sonra kim, Ömer, sonra kim, Ebû Ubeyde el-Cerrah, der. ”

e-“Rasûla’llâha, insanların en sevgilisi Fâtıma’dır. ”

f-“Hz. Peygamber, Hasen ve Hüseyin hakkında şöyle dua ederdi:    Allah’ım ben o ikisini seviyorum. Sen de, onları sev. ”

g-“İbn Abbas anlatıyor:    Peygamberin ashabından bazı kişiler kendisini beklemek üzere oturmuşlardı. Sonra Rasûl-i Ekrem çıktı ve onlara yaklaşınca birbirleriyle müzakere ettiklerini duydu. Konuşmalarını dinledi. Ashâbdan biri, Allah’ın mahlûkatından bir dost edinmesi şaşılacak şey doğrusu. İbrahim’i dost edinmiş dedi, Öbürü Musa’nın konuşmasından daha hayret verici ne olabilir? Allah Teâlâ onunla apaçık şekilde konuşmuş dedi. Bir başkası İsâ, Allah’ın kelimesi ve ruhu dedi. Bir başkası da, Adem, Allah onu istifa’ etmiş(ayıklamış)dedi. Rasûl-i Ekrem üstlerine çıkageldi. Selâm verdi ve şöyle buyurdu:    Konuşmalarınızı ve hayretlerinizi duydum. İbrahim Allah’ın dostudur ve bu bir gerçektir.   Mûsa Allah’ın konuştuğu kişidir ve bu bir gerçektir. İsâ, Allah’ın ruhu ve kelimesidir ve bu bir gerçektir. Allah, Adem’i istifa’ etmiştir ve bu da bir gerçektir. Dikkat ediniz! Allah’ın Habîb(sevgilisi)-övünmeksizin-benim, Kıyamet gününde Hamd sancağının hâmili-övünmeksizin-benim. Kıyamet gününde ilk şefaat eden ve şefaati ilk kabul edilen-övünmeksizin-benim. Cennetin(kapılarının) halkalarını ilk harekete geçiren-övünmeksizin-benim ki Allah bana (cennet kapısını) açacak ve beraberimde mü’mirlerin fakirleri olduğu halde beni cennete sokacaktır. Ben geçmişlerin ve geleceklerin-övünmeksizin-en değerlisiyim, “-

112. “Huzeyfe’nin rivayet ettiğine göre, ashâbdan bazıları Rasûla’llâha Ya Rasûla’llâh, keşke bizim için bir halife tensib etseydin deyince, Hz. Peygamber şöyle buyurdu:    Eğer sizin için, benden sonra yerime geçecek bir halife tayin edip de siz de ona isyan etseydim, üzerinize azab inerdi. Sonra şöyle devam,   etti:     Bu işi, Ebu Bekir’e havale ederseniz onu Allah’ın emrinde kuvvetli bedenen zayıf bulursunuz. Bu işe, Ömer i tensib ederseniz onu dinen ve bedenen kuvvetli bulursunuz. Eğer Ali’yi getirirseniz ki bunu yapmayacaksınız. O zaman onu hidayete ermiş ve yol gösterici olarak bulursunuz. O sizi doğru yola iletir. “

 

 

113. “Benden sonra, peygamber olsaydı Hattâb’ın oğlu Ömer olurdu”

 

 

114. “Ey Ali, cennette senin için bir hazine vardır. ”

b-“Ya Ali, bir bakışın ardından hemen bir daha bakma. İlk bakış senin(için bağışlanmış)ise de İkincisi sana ait değildir, “

 

 

115. “Ali, Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve selleme:    Sana ben mi, yoksa o mu yani Fatıma mı daha sevimli diye sordum,   der. Hz. Peygamber şöyle buyurur;  O bana, senden daha sevimli, sen ondan daha kıymetlisin. “

 

 

116. “Allah, haya sahibidir. İkramı boldur, kulunun O’na ellerini havaya kaldırıp da, hayır koymaksızın boş çevirmekten hayâ eder. “

 

 

117. “Muhammed’in nefsi elinde olan Allah’a yemin olsun ki, dininde fâcir [Haktan sapan. Haram ve günaha dalmış kötü insan. Günah işleyen] , fakat maişetinde ahmak [ Aklını gereği gibi kullanamayan, bön, budala, aptal] olan kimse cennete girecektir. “

 

 

118. “Cennet ehli(kendilerine verilen)nimet içinde(yaşar)iken aniden onlara bir nur çıkıp yükselecektir. Bunun üzerine onlar başlarını kaldıracak(bu nura bakacaklar). İşte o anda Rab Teâlâ,   şanına layık bir yükseklik ve yücelikle onların fevkinde onlara zuhur edecektir. Sonra(onlara):    Ey cennet ehli, selâm siziere olsun, buyuracaktır. Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki:    İşte(Allâh’ın cennet ehline buyurduğu)şu selâm O’nun-Allah Teâlâ tarafından bir söz olarak onlara “Selâm” vardır. -(Yâsin, 36, 58.   )Kavl-i Celîlidir.   Bundan sonra Rasûla’llâh şöyle buyurdu:    Allah Teâlâ (Selâm verdik- ten)sonra onlara bakar, onlar da Allah’a bakarlar da Allah’a baktıkları sürece hiçbir nimete iltifat etmeyecekler. Nihayet Allah zâtını onlar tarafından görülmez kılar. Fakat cennet ehlinin makaralarında ve onların üzerinde Allah’ın nuru ve bereketi devamlı kalır. “

 

 

119. “Ölüye evinde eziyet veren şey, kabrinde de eziyet verir. “

 

 

120. “Ebû Seleme, Aişe’ye Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellemin ramazandaki namaza nasıldı, diye sormuş, o da:  Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem, ne ramazanda ne ramazandan başka gecelerde onbir rekâttan fazla namaz kılmış değildir. Dört rekât namaz kılardı. Artık onların güzelliğini ve uzunluğunu sorma. Sonra dört rekât daha kılardı. Onların da güzelliğini ve uzunluğunu sorma. Sonra üç rekât namaz kılardı. Ben Ya Rasûla’llâh Vitr’i-kılmadan mı uyuyorsun dedim. Hz. Peygamber, ya Aişe, gerçekten benim gözlerim uyur, fakat kalbim uyumaz , buyurdu, demiş. “

 

 

121. “Âlu-Muhammedi bilmek, tanımak cehennem ateşinden kurtuluş tur. Onları sevmek, sırattan geçme iznidir. Onlar için velayette bulunmak, azâbdan emandır. “

 

122. “Saliminin aleyhine dua eden, ona yardım etmiş olur. “

 

 

123. “Allah Teâlâ şöyle buyurur. Kibriya, benim ridâm, azamet de izanındır,   (büyüklük;   ve azamet bana mahsus sıfatlardır.   )Kim bu sıfattan birisinde benimle nizâlaşırsa o kimseyi cehenneme atarım. “

 

 

124. “Birbirinize buğzetmeyiniz. Birbirinize hasetlik etmeyiniz.   Ve birbirinize sırt çevirmeyiniz. Ey Allah’ın kulları, kardeş olunuz. “

 

125. “‘De ki, Allah üstünüzden ve ayaklarınızın altından size bir azâb göndermeye kadirdir. ‘(En’âm, 6, 65)âyeti kerimesi indirildiği zaman Hz. Peygamber ‘Sana sığınırım’ dedi. Sonra ‘Yahut sizi muhtelif gruplar olarak karıştırıp, kiminizin kuvvetini kiminize tattırmaya da kadirdir. ‘(En’âm, 6, 65)âyeti inince  Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem ‘Bu iki şey, daha ehven veya bu iki husus daha kolay buyurdu. “

 

 

126. “Abdullah İbn Ömer anlatıyor:    Hz. Peygamber, Allah Teâlâ gökleriyle yerlerini iki eliyle tutacak ve Allah benim, Melik benim buyuracaktır, demiş parmaklarını yummuş ve açmış. Abdullah diyor ki, bir ara minbere baktım,   altından birşey kıpırdıyordu. Kendi kendime, acaba bu minber Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem düşürecek mi, dedim. ‘

 

127. “Üç zümre cennet kokusunu koklamayacaktır:    Kendisini babasından başkasına isnad eden, bana yalan isnadda bulunan ve gözlerini yalanlayan zümre. “

 

128. “Kula, dünyada kendisine izin verilip de kıldığı iki rekât namazdan daha hayırlısı verilmemiştir. “

 

 

129. “Herşeyin bir zekâtı vardır. Cesetin zekâtı da oruçtur. “

 

 

130. “Başını imamdan önce kaldıran kimse, Allah1ın onun başını eşek başına çevireceğinden korkmuyor mu?”

 

 

131. Hz. Peygamber,   fâsıklar cehennem ehlidir buyurunca,   orada bulunanlar, Ya Rasûla’llâh fâsıklar kimler dediler. Rasûla’llâh,   kadınlar buyurdu. Ya Rasûla’llâh, kadınlar bizim annelerimiz, kız- kardeşlerimiz ve kızlarımız değiller mi, denilince Rasul-i Ekrem şöyle buyurdu-. Evet, fakat onlar kendilerine bir nimet verildiğinde şükretmezler. Herhangi bir belâya duçar olduklarında da sabretmezler. “

 

 

132. “Hikmetin başı, Allah korkusudur. “

 

 

133. a-“İlim talebi, her müslümana farzdır. ”

b-“Melekler, talebetmiş olduğu şeyin rızası için ilim öğrencisine kanatlarını indirirler. “

 

 

134. “Ebû Hureyre anlatıyor:    Hz. Peygamber, üzerinde Şam mamûlü bir aba olduğu halde geldi ve minbere çıktı. O dönemde minber üç basamaklı idi. Allah’a hamd ve senada bulunduktan sonra ’emmâ ba’d’ [bundan sonra] diyerek şöyle buyurdu:    Kim dünyayı helalinden, istemekten vazgeçmek,   çolugunun çocuğunun rızkını temin etmek ve komşusuna iyilikte bulunmak için isterse Allah’a yüzü ayın ondördündeki ay gibi mülâki olur. Kim de, dünyayı helalinden, fakat öğünmek, gösteriş yapmak ve çoğaltmak için isterse, Allah’a, Allah ona gazablı olduğu halde mülâki olur. “

 

 

135. “Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem, Medine’ye gelince muhacirler ona gelerek, Ya Rasûla’llâh dediler. Aralarına indiğimiz cemaat kadar çoktan bol bol saçan ve azdan da en iyi şekilde muvasatta bulunan bir cemaat görmedik. Geçim sıkıntımıza yettiler. Mutluluklarına bizi de ortak ettiler. Nihayet bütün sevabı alıp götüreceklerinden korktuk. Bunun üzerine Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:    Ne var ki, onlar sizin için Allah’a dua ettiğiniz ve kendilerine mefthü senada bulunduğunuz müddetçe siz de onlara karşı teşekkür vazifenizi yapmış olursunuz. “

 

 

136. “Her kimin kaygısı ahiret olursa, Allah onun zenginliğini kalbinde kılar. İşlerini dağınık olmaktan kurtarır. Ve dünya ona boyun eğerek gelir. Her kimin kaygısı da dünya olursa, Allah onun fakirliğini iki gözü arasında kılar. Kendisini derbeder eder. Ve dünyadan da kendisine ancak mukadder olan gelir. “

 

 

137. “Hz. Peygamberin visal orucu tuttuğundan insanların haberi olunca, onlar da visal orucu tutmaya başladılar. Durumdan haberdar olan Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem, onları nehyetti ve şöyle buyurdu:    Şüphesiz ki, ben sizin gibi değilim. Çünkü ben, Rabbim beni doyurup, suladığı halde yaşarım. “Bir başka rivayette Hz. Peygamber şöyle bu- yurdu:    “Sizi visal orucu tutmaktan sakındırırım (Uç kere) Ashâb, ama sen de visal yapıyorsun dediler. Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem, ben sizin gibi değilim. Çünkü ben. Rabbimin yanında gecelerim. O beni, yedirir ve içirir. Yapabileceğiniz işleri üstlenin. “

 

 

138. “Hz. İbrahim, üç şeyin dışında hıçbirşey hakkında yalan söylememiştir. Hasta olmadığı halde hastayım sözü, Sâre için hemşiremdir demesi ve bunu (putları kırıp dökme işini)onların şu büyüğü yaptı demesidir. “

 

 

139. “Bir adam,   Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem gelerek:    Ya Rasûla’llâh, dedi.   Hizmetçiyi kaç kere affedeyim. Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem ona cevap vermedi.   Sonra,   Ya Rasûla’llâh hizmetçiyi kaç kere affedeyim, dedi.   Rasûl-i Ekrem, hergün yetmiş kere buyurdu. “

 

 

140. “Enes’ten rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyuruyor:     Kıyamet gününde, başının üzerindeki toprak ilk yarılıp çıkacak benim. Bunun için övünmüyorum. Hamd sancağı bana verilecekti:     övünmüyorum. Ben, kıyamette,   insanların efendisiyim, övünmüyorum, Kıyamet günü cennete ilk defa girecek benim, yine övünmüyorum. Cennetin kapısına geleceğim, halkasından tutacağım. (İçerden) kim o? diyecekler, benim, Muhammed, diyeceğim. Benim için kapıları açacakla! içeri gireceğim. Cebbar’ı karşımda bulacağım, hemen O’na secde edeceğim.   (Bana)başını kaldır, ey Muhammed, konuş ki, dinlenesin, söyle ki kabul edilesin,   şefaat dile ki sana şefaat hakkı verilsin, buyuracak.   Bunun üzerine ben başımı(secdeden)kaldıracağım ve;  Ya Rabbi,   ümmeti.   . . ,   ümmeti. . . , diyeceğim. Allah;  Ümmetinin(arasına)git, kimin kalbinde arpa tanesi kadar iman bulunsan, onu cennete sok, buyuracak. Ben ümmetimin yanına gideceğim, kalbinde arpa tanesi kadar imân bulunanları cennete sokacağım. Cebbar’1 (tekrar)karşımda bulacağım, yine O’na secde edeceğim. (Bana)Ey Muhammed, başını kaldır.   Konuş ki dinlenesin, söyle ki kabul edilesin,   şefaat dile ki sana şefaat hakkı verilsin, buyuracak. Bunun üzerine ben de başımı(secdeden)kaldırıp;   Ya Rabbi, ümmeti. . . , ümmetî. . . , diyeceğim. Allah;  öyle ise, ümmetine git, kimin kalbinde hardal tanesi kadar iman bulursan onu cennete sok, buyuracak. Ben de ümmetimin yanına gideceğim ve kalbinde hardal tanesi kadar imanı olanları cennete sokacağım.  İnsanların hesaba çekilmesi bitip de,   ümmetimden geri kalanları cehennemliklerle birlikte cehenneme girdiklerinde,   cehennem ehli onlara şöyle diyecek:    ‘Allah’a yapmış olduğunuz ibâdetler ve O’na şirk koşmamanız size fayda vermedi. ‘Bunun üzerine Cebbar;  İzzetime yemin olsun ki, onları ateşten âzad ediyorum’, buyuracak.   Onlara haber gönderilip, cehennemden, derileri yanık oldukları haldi çıkarılacaklar ve hayat nehrine atılacaklar. Orada, sel yatağında biten taneler gibi yeniden bitecekler. Alınlarına da,   ‘Bunlar Allah m âzâdlılarıdır. ‘diye yazılacak ve götürülüp cennete sokulacakla! Cennet ehli onlara;  bunlar cehennemlikler, diyecekler. Bunun üzerine Cebbar şöyle buyuracak;  Aksine,   onlar Cebbâr’ın âzâdlılarıdır. “

 

 

141. “Kıyâmet günü bir adam getirilir, sonra doksandokuz sicil(defteri)getirilir. Her sicil, gözün görebildiği saha kadar uzundur. Onlarda o adamın hataları ve günahları vardır. Sonra Mîzân getirilir.   Siciller (yâni günah ve hataların yazılı olduğu büyük defterler) terazinin bir kefesine konulur. Sonra, içinde Şehâaet kelimesinin yazılı olduğu bir kağıt çıkarılır ve terazinin diğer kefesine Konulur.   Büyük defterler hafif gelir ve o kağıt parçası ağır gelir. “

 

 

142. “Ölüm Meleği, Hz. Musa’ya gönderildi. Fakat ona geldiğinde Musâ bir tokat vurdu.   O da Rabbine döndü ve beni ölmek istemeyen bir kuluna göndermişsin, dedi. Bunun üzerine Allah Teâlâ meleğe gözünü iade etti ve tekrar Musa’ya gidip,   elini bir öküzün sırtına koymasını,   elinin kapladığı yerdeki her kıl için kendisine bir sene Ömür verileceğini söylemesini istedi. Mûsâ, sonra ne olacak, deyince sonra ölüm, cevabını aldı. Bunun üzerine Mûsâ, o halde şimdi öleyim,   dedi ve Allah’tan kendisini Arz-ı Mukaddese’ye bir taş atımı yaklaştırmasını diledi. Hz. Peygamber devamla şöyle buyurdu;  orada olsaydım, yolun kenarında kırmızı kum tepesinin altında onun kabrini size gösterirdim. “

 

 

143. “Ummü Habîbe veya bir başkası Hz. Peygambere şöyle dedi;  Ya Rasulallah, kadının kocası ölür, sonra bir başkasıyla evlenirse öldükten sonra o kadın kıyamet gününde hangisine ait olur? Rasûl-i Ekrem;  Beraber olduklarından ahlak bakımından en güzeline, buyurdu.   Bir başka hadîste, -En son zevcine ait olur, buyuruldu. Atiyye b. Kays’ın anlattığına göre, Muâviye b. Ebu Süfyân Ebu’d- Derdâ’nın vefatından sonra,   Ümmü’d-Derdâ ‘ya tâlib olur.   Ümmü’d-Derdâ şöyle der: Ebu’d-Derdâ’yı şöyle derken işittim. O da Hz, Peygamberi şöyle buyururken işitmiş;  Kadın,   cennette en son zevcine aittir. Binaenaleyh,   Ebu’d-Derdâ’ya kimseyi tercih etmem. “

 

 

144. “Hz. Peygamber Muaz’ı Yemen’e gönderirken Muaz Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem, Ya Rasûla’llâh bana tavsiyede bulun deyince, Rasûl-i Ekrem:     Sana gucün yettikçe Allah’dan ittıka etmeni tavsiye ederim.   Allah’ı her ağaç ve taş yanında(her yerde) zikret. Herhangi bir şer(günah) işlediğin zaman, gizli işlediğin günaha gizli tevbe,   aleni işlediğin günaha da aşikar tevbe ederek, Allah’a tevbe et. “

 

 

145. “Benim ismimi takının, ama künyemi takınmayın!”

 

 

 

146. “Hz. Peygamber zamanında bir adam öldü. Sahabiler, bu cenazeyi hayırla anıp övdüler. Hz. Peygamber “Vâcib oldu”aedi. Sonra bir başkası öldü. Onu da, sahabiler şer ile anıp kötülediler. Hz. Peygamber yine “Vâcib oldu” buyurdu. Bunun üzerine birisi, ne vâcib oldu, diye sordu. Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem . -Birisi öldü, hayırla yad ettiler. İşte ona cennet vâcib oldu. Şu sonraki cenazeyi de şer ile anıp kötülediler. Buna da, cehennem vâcib oldu. Çünkü, sizler yeryüzünde Allah’ın şahitlerisiniz, buyurdu. “

 

 

147. a-“Ümmetim yağmur gibidir. Başı mı hayırlıdır, yoksa sonu mu bilinmez. ”

b-.   “Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem sordular:    Ey Allah’ın Rasulü,   insanların en hayırlısı kimdir? Ben ve benimle olanlar, buyurdu. Sonra kim dediler. İzi takip edenler,   buyurdu. Sonra kim, dediler. İzi takip edenler,   buyurdu.   Sonra,   kim,   dediler.   Hz’. Peygamber,   onları reddetti ve cevap vermedi. “

 

 

148. “Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:    Kim Benim Veli’me eziyet ederse, Bana açıkça harp ilân etmiş olur. Ben, yapmasını dilediğim hiçbir şey hakkında mü’minin ölümü,   karşısındaki tereddüdüm gibi tereddüd etmedim. Fakat bunda, kulum ölümden hoşlanmıyordu. Kulum,   Bana yaklaşabilmesi için, kendisine farz kıldığım şeylerin mislini yapması gerekir. Kulum, Bana nafile ibadetlerle de yaklaşmaya devam eder. Nihayet, Ben onu severim. Ben kulumu sevince de, artık onun işitir kulağı, görür gözü ve tutar eli mesabesinde olurum. Bana dua ettiğinde, icabet ederim. Bana samimi davrandığında, Ben de ona samimi davranırım. Kullarımın içerisinde öyleleri vardır ki,   kulluk kapısını ister. Fakat, Ben onu nefsini beğenme kendisine hâkim olur da, ifsat eder diye bundan vazgeçiririm. Yine kullarımın içerisinde, imanının ancak fakirliğin sâlih tuttuğu kimseler vardır. Şayet onları zengin kılsaydım, bu zenginlik onları ifsad edecekti. Aynı şekilde, kullarımın içerisinde, imanını ancak zenginliğin ıslah ettiği kimseler de vardır. Şayet onları fakir kıl,   saydım, bu onların imanını ifsad edecekti. Kullarımın içerisinde,   imanını ancak sıhhatin ıslah ettiği kimseler vardır. Eğer onları hastalandırmasını, bu onların imanını ifsad edecekti. Kullarımın içerisinde, imanını ancak hastalığın ıslah ettiği kimseler davardır. Onlara sıhhat vermiş olsaydım, bu onların imanını ifsad edecekti. Bunun için, Ben kullarımın işlerini, kalblerindeki geçen şeyleri bilerek, evirip çeviriyorum. Muhakkak ki Ban, herşeyi bilirim ve herşeyden haberdarım. “

 

 

149. “Ebû Hureyre’nin rivayetine göre Hz. Peygamber:    Müflis kimdir, bilir misiniz, buyurmuş. Aahab:    Bizim aramızda müflis, hiçbir dirhemi ve eşyası olmayan kimsedir, demişler. Bunun üzerine Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:    Hakikaten benim ümmetimden müflis, kıyamet gününde namaz, oruç ve zekâtla gelecek olan kimsedir.   Ama şuna sövmüş, buna zinâ isnadında bulunmuş;   şunun malını yemiş,   bunun kanını dökmüş;  diğerini de dövmüş olarak gelecek ve buna hasenatından, şuna hasenatından verilecektir. Şayet,   davası görülmeden hasenatı biterse, onların günahlarından alınarak bunun üzerine yüklenecek, sonra cehenneme atılacaktır. “

 

 

150. “Enes anlatıyor. Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem hizmet ettim. Onun kere şu kelimelerle dua ettiğini işitirdim: Allah’ım, sıkıntıdaki üzüntüden, güçsüzlükten, tembellikten, cimrilikten, borcun yükünden ve kişilerin tahakkümünden sana sığınırım, “

 

 

151. “Deecâl, gözü kör, yassı ve buruşuk yüzlü ve çirkindir.   Başı ağaç dalı gibidir. İnsanlar içerisinde ona en çok benzeyen Abdu’l-Uzzâ b. Kutn’dur. Onun tek gözü kördür. Halbuki Allah öyle değildir. “

 

 

152. “Çocuk kokusu,   cennet kokularındandır. “

 

 

153. “Ebû Râfi oğullarından İsmail, babasından naklen anlatıyor:     Allah’a yemin olsun ki, biz oturmuş, nafile namazı kılmak, teşbih çekmek için bekliyorduk. Allah kendisinden razı olsun, birden Ebû Zerr el-Ğıfârî'(radıya’llâhu anh) göründü. Mescidin direklerinden birinin yanında namaza durdu. Ben, orada bulunan arkadaşlarıma, ne dersiniz Ebû Zerr namazını bitirdikten sonra, yanma gidip ona Hz. Peygamberden sorsak, dedim. Ebû Zerr namazı bitirince yanma geldik,   sağına ve soluna oturduk. Selâm verdik, selâmımızı aldı ve kendisine bize Hz. Peygamberden haber ver, dedik. O, sevgimden dolayı, onun,   şöyle buyurduğuna şehadet ederim,   dedi ;  Bir kimse farz namazlarını kılar, Ramazan orucunu tutar ve namaz kılıp zekât verirse,   onun için Cennet vâcib olur. ‘Yanımızda Cüheyne’den bir genç vardı. O şöyle dedi:    Ey amca, bazı çirkin şeyler olduğu halde bu nasıl mü’min olur? Ebû Zerr:    Ey kardeşimin oğlu, sen kimlerdensin,   dedi.   O,   Cüheyne ‘ den bir genç, diye cevap verince, bunun üzerine Ebû Zerr şöyle dedi:    Senin ihmal etmediğin gibi, amcan da ihmal etmedi. Ben, senin sorduğun şeyi, Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem sordum.   O şöyle buyurdu:    ‘Yakîn’ onları götürür. “

 

 

154. “Gaflet üç şeydedir:    Allah’ı zikirden gaflet, fecrin doğumuyla sabah namazı vakti arasından gaflet ve kişinin dinde kendisinden gafleti. “

 

 

155. “Allah’ın dûnunda nur ve zulmetten müteşekkil yetmiş hicâb (perde) vardır. Bu perdelerin hissinden birşey işiten bir kimsenin nefsi, cesedinden çıkar. “

 

 

156. “Ebû Hureyre’nin haber verdiğine göre birtakım insanlar Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem:    Ya Rasûla’llâh! biz kıyamet gününde Rabbimizi görecek miyiz? demişler. Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlar;   Bedr-i Tâm halindeki gecede siz ayı görme hususunda itişip kakışarak birbirinize zahmet verir misiniz? Ashap;  Hayır, Ya Rasûla’llâh. O halde siz onu, işte böyle göreceksiniz. Kıyamet gününde Allah insanları toplayarak:    Her kim(dünyada) neye ibadet ediyordu ise, onun ardına düşsün diyecek, bunun üzerine(dünyada iken) güneşe tapan güneşin, aya tapan ayın ardına takılacak, putlara tapanlar da onların peşine takılacaklar, (ortada)içlerinde münafıkları da olduğu halde(yalnız)bu ümmet kalacak, derken Allah Tebareke ve Teâlâ onlara evvelce tanıdıklarından başka bir suretle tecelli edecek ve:    Ben’sizin Rabbinizim, diyecek. Onlar (Allah’ı tanıyamadıkları için):    “Biz senden Allah’a sığınırız! Rabbimiz bize gelinceye kadar bizim yerimiz burasıdır. Rabbimiz geldiği zaman biz onu tanırız. “diyecekler. Bunun üzerine Allah Teâlâ hazretleri(karşılarında)onların tanıdıkları sureti ile tecelli edecek ve ;  “Ben sizin Rabbinizim” buyuracak. Onlar da:     Evet, bizim Rabbimiz sensin diyerek ona tâbi olacaklar. Cehennemin üzerine sırat(köprüsü)kurulacak ondan ilk geçen ben ve ümmetim olacak. O gün peygamberlerden başka konuşan bulunmayacak. O gün peygamberlerin duası da:    Allah’ım, selâmet ver! selâmet, demek olacak. Cehennemde sa’dan -dikeni gibi mahmuzlar olacak, siz sa’dan dikenini hiç gördünüz mü buyurmuş. Ashab, evet Ya Rasûla’llâh, demişler. İşte o mahmuzlar sa’dan dikenleri gibi olacak. Şu kadar var ki onların büyüklüğünün miktarını Allah’tan başka bilen olmayacak. Bu mahmuzlar(kötü)amellerinden dolayı insanları kapacaklar,   İnsanların kimi mü’rain olduğu için ameli sayesinde (kurtulup)kalacak, kimi de kurtarılıncaya kadar ceza görecek,   ta ki Allah kulları arasında(vereceği) hükmü bitirip rahmetinden dolayı cehennemliklerden dilediğini oradan çıkarmak murad edince, meleklere(dünyada)Allah’a şirk koşmayan cehennemlikleri,   Allah’ın.   kendilerine rahmet buyurmak dilediklerini, Allah’tan başka Allah yoktur diyenleri çıkarmalarını emredecek. Melekler,   bunları cehennemde tanıyacaklar, onları secde eserinden bilecekler(çünkü)ateş Ademoğlunu yiyip bitirecek(yenmedik)yalnız secde yeri kalacak. Secde yerini yemeyi, Allah cehenneme haram kılmıştır. Bu suretle, (adı geçen kimseler)cayır cayır yanmış bir vaziyette cehennemden çıkarılarak üzerlerine hayat suyu dökülecek ve selin getirdiği milli toprakta yabanî ot tohumu nasıl biterse, onlar da öyle bitecekler. Sonra, Allah Teâlâ hazretleri, kulları arasında vereceği hükmü bitirecek, ortada yüzünü cehenneme doğru dönmüş(yalnız)bir kişi kalacak. Bu zât, cennet ehlinin cennete en son gireceği olacak ve Ya Rab, benim yüzümü cehennemden çevir, çünkü onun kokusu beni zehirleyip berbat ediyor. Alevi de, beni yakıp kavuruyor, diye Allah’ın dilediği kadar dua edecek. Sonra Allah Tebâreke ve Teâlâ, ona:    bunu yaparsam, acaba başkasını da ister misin, diyecek. Hayır, Senden bundan başka birşey istemem cevabını verecek. Ve Rabbine, Allah’ın dilediği kadar ahd u peymanlar verecek. Bunun üzerine Allah, onun yüzünü cehennemden çevirecek. Bu zat, cennete doğru dönüp de onu görünce, Allah’ın dilediği kadar susacak, sonra ey Rabbim,   beni cennetin kapısına bari götür,   diyecek. Allah Teâlâ ona,   sana verdiğimden başka birşey istemeyeceğine söz vermemiş mi idin? Yazık sana Ademoğlu! Ne de gaddarmışsın,   diyecek. O zat yine – aman Ya Rabbi, diye Allah’a dua edecek. Nihayet, Allah Teâlâ ona acaba bunu verirsem başkasını da istemeyecek misin diye soracak. O hayır. İzzetine yemin ederim ki istemem, diyecek. Ve Rabbine,   Allah’ın dilediği kadar sözler verecek. Bunun üzerine Rabbi onu cennetin kapısına götürecek, cennet kapısına dikildiği zaman cennet ona açılarak içindeki hayır ve sürür şeyleri görecek ve yine Allah’ın dilediği miktar sükût edecek, sonra, Allah’ım beni cennete koy diyecek. Allah Teâlâ, ona, hani sana verilenden başkasını istemeyeceğine dair söz vermemiş miydin? Yazık sana Ademoğlu. ‘ Ne gaddar şeymişsin, diyecek. O zât, aman Allah’ım mahlûkatının en şakisi ben olmayayım, diye niyaz edecek. Allah’a dua ede ede, nihayet Allah Teâlâ ona güleryüz muamelesi edecek, Allah ona gülümser muamelesi edince bu sefer, haydi cennete gir diyecek. Cennete girdiği zaman ona, dile benden ne dilersen diyecek. Artık, Rabbin- den isteyebildiği kadar isteyecek ve dileyecek. Hatta, Allah kendisine şunu da iste, şunu da, diye istenecek’ şeyleri hatırlatacak.   Nihayet, dileklerin arkası kesilince Allah Teâlâ bütün bunlar ve daha bir o kadarı da senindir buyuracak. “

 

 

157. “Herhangi bir mü’mine bir yoksulluk isabet ederse, ihtiyacını gizlesin. Eğer gizleyemeyecekse, şikâyetini hamele-i Kur’ân’a açsın. Eğer hamele-i Kur’ân’dan birini bulamazsa o zaman hasep sahiplerine şikâyetini bildirsin. Çünkü, onlarda imana delâlet eden bir şube vardır. “

 

 

158. “Hz. Aişe anlatıyor: Bir gece Rasâlullah’ı, yanımdan kaybettim. Onu aramaya başladım. Baktım ki, o bir otlakta namaz kılıyordu. Başında üç tane nur gördüm. Rasûl-i Ekrem namazını bitirince,   orada kim var, dedi. Benim, Aişe, Ya Rasûla’llâh dedim. Üç nuru gördün mü buyurdu. Gördüm, Ya Rasûla’llâh dedim. Bunun üzerine anlattı:     Rabbimden bana birisi geldi ve Allah Teâlâ’nın ümmetimden yetmişbin kişiyi herhangi bir azab olmaksızın cennete sokacağını müjdeledi. İkinci nurda Rabbimden ikinci biri geldi. Ve bana Allah’ın ümmetimden yetmişbin kişiden her birinin yerine, yetmişbin kişiyi daha yine hesapsız ve azapsız olarak cennete sokacağını müjdeledi. Sonra üçüncü nurda, Rabbimden, birisi daha geldi. Ve bana, katlanmış yetmişbin kişinin her birinin yerine yetmişbin kişiyi cennete hesapsız ve azapsız olarak sokacağını müjdeledi. Eunun üzerine ben:    Ya Rabbi, ümmetim bu sayıya ulaşmaz,   dedim.   Allah şöyle buyurdu: Senin için, namaz kılmayan ve oruç tutmayan araplarla [cinler] bu sayıyı ikmal edeceğim. “

      

159. “Allah Teâlâ, meleklerine şöyle buyurdu:    Sıkıntılı halinde kulumun aleyhine birşey yazmayın. “

 

 

160. “Evsat el-Becelî, Ebû Bekir’i şöyle derken işittiğini söydi:    Hz. Peygamber, ilk yıl aramızda ayağa kalktı. Anam ve babam  ona feda olsun, bu ara gözyaşı onun konuşmasına mani oldu, yutkundu,   sonra tekrar söze başladı. Rasûla’llâh ilk yıl aramızda ayağa kalktı. Anam ve babam ona feda olsun, şöyle buyurdu:    Allah” tan afiyet isteyin. Zira kula, yakînden sonra afiyetten daha hayırlı birşey verilmemiştir. “

 

 

161. “Ümmetim için, ancak yakîn zaafından endişe ederim. “

 

 

162. “Süleym. oğullarından bir kişiden rivayet edildiğine göre,   o şöyle dedi:    Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem, şunları benim elimde veya kendi elinde saydı. Tesbih (Subhanallah) terazinin(mizânın)yarısıdır.   Hamd (Elhamdülillah) onu doldurur. Tekbîr (Allahuekber) ise gök ile yeryüzünün arasını doldurur. Oruç sabrın yarısı ve temizlik de imanın yarısıdır. “

 

 

163. “Hz. Peygambere birisi geldi ve:    Ya Rasûla’llâh, benim bir karım var. Hareketlerine hiç dikkat etmiyor. Erkeklerle münasebeti gayet rahat, dedi. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem:    öyle ise, onu boşa buyurdu. Adam da Rasûlallah, boşadığımda nefsimin onu arzulayacağından endişe ediyorum deyince, Hz. Peygamber, o zaman ondan istifade et,   buyurdu. “

 

 

164. “Gerçekten cennette bir ağaç vardır. Binek giden, onun gölgesinde yüz sene yürür. Bitiremez. Hz. Peygamber devamla şöyle buyurdu:    Sizden öncekilerden hiç hayır işlememiş bir adam ehline şöyle dedi. ‘Ben öldüğüm vakit, beni yakın ve yarısını karaya yarısını da denize olmak üzere savurun. Allah’a yemin olsun ki,   Allah onun için alemde hiç kimseye vermediği bir azapla onu cezalandırmayı takdir etti. Adam ölünce, ailesi bunu yaptı. Bunun üzerine Allah denize emretti. İçinde bulunanları bir araya getirdi. Karaya emretti. O da, o adamla ilgili bünyesinde bulunanları bir araya getirdi. Sonra, Allah o adama sordu. Bunu niçin yaptın? Adam, Sen daha iyi bilirsin ya, korkumdan Ya Rabbi, dedi. Bunun üzerine affedildi. “

 

 

165. “Hz. Peygamber bir cenazeye çağrıldığında, cenazenin durumunu sorar. Eğer oradakiler, cenazeyi hayırla yad ederlerse namazı kıldırır. Yok şerle anarlarsa, ailesine cenazenizle siz ilgilenin, der ve namazını kıldırmazdı. “

 

 

166. “Allah, Adem’i yarattığı -zaman onun belini sıvazladı ve kıyamete kadar yaratacağı zürriyetinin her canlı kişisi onun belinden düştü. Bunlardan her insanın iki gözü arasında nurdan bir parıltı yarattı. Sonra onları Âdem’e sundu. Bunun üzerine Adem,   : Ey Rabbim, dedi. Bunlar kimilerdir? -Allah,   bunlar senin zürriyetindir, buyurdu. İçlerinden bir adam gördü ve onun gözleri arasındaki nurun parıltısı hoşuna gitti. Bunun üzerine, ey Rabbim, bu kimdir dedi. Allah, bu zürriyetinin son ümmetlerinden birisidir ki,   adına Davud denilir buyurdu. Âdem, Rabbim onun ömrünü kaç yıl kıldın diye, sordu. Allah, alpmış sene buyurdu. Âdem, ey Rabbim benim ömrümden ona kırk sene ilâve et, dedi. Adem’in ömrü dolunca ölüm meleği kendisine geldi. Âdem, ömrümden kırk sene daha kalmış değil miydi, diye sordu. Ölüm meleği, bu kırk seneyi oğlun Davud’a vermedin mi, diye karşılık verdi. Rasûl-i Ekrem buyurdu ki:     Âdem, inkâr etti. Bu yüzden onun zürriyeti de inkâr etmektedir.   Adem, unuttu. Bu yüzden onun zürriyeti de unutmaktadır. Âdem yanıldı.   Bu yüzden, onun zürriyeti de yanılmaktadır. “

 

 

167. “Hz. Peygambere soruldu:    Allah’a en sevgili olan din hangisidir? Şöyle buyurdu:    Semahat ve kolaylık üzerine kurulmuş olan hanîf İslâm dinidir. “

 

 

168. “Kim cennet için ağlarsa, Allah onu cennete sokar. Kim de dünya için ağlarsa Allah onu cehenneme sokar. Dünya için ağlaması nasıl olur denilince, Hz. Peygamber şöyle buyurdu:    İnsanlara ahiret için ağladığını gösterir. Halbuki o dünya için ağlamakta dır. Allah, dünyadan daha çok buğzettiği birşey yaratmamıştır. Bu buğzundan dolayı da, ona yarattığından beri bakmamıştır. “

 

 

169. “Ebû Hureyre anlatır:    Hz. Peygamber işin bir koyun kesilir ve pişirilir. Rasulullah, oradaki birisine bana koyunun Ön budunu ver, buyurur. Onu, ona verirler. Tekrar, bana koyunun ön budunu ver, buyurur. Onu, yine ona verirler . Sonra tekrar,   koyunun ön budunu bana ver,   buyurunca,   koyunun sadece iki ön budu var,   der. Bunun üzerine Hz.   Peygamber . -Eğer sen arasaydın,   onu bulacaktın,   buyurur, ” Bir başka rivayette Ebû Ubeyde şöyle anlatır:    “Hz. Peygamber için bir kazanda et pişirildi. Rasulullah, bana hayvanın ön budunu ver,   buyurdu. Verdim, tekrar, bana koyunun ön budunu ver, buyurdu. Yine verdim. Sonra,   tekrar,   koyunun ön budunu bana ver,   buyurunca Ya Rasûla’llâh, koyunun kaç ön ayağı var, dedim. Bunun üzerine Basûl-i Ekrem şöyle buyurdu:    Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin olsun ki, eğer susmuş olsaydın ben istediğim sürece sana ön bud verilecekti. “

 

170. “Nimet ehlinin, düşmanları vardır. Bunun için onu sakınınız. “

 

 

171. “Hz. Peygamber fazlasıyla üzüldüğü zaman, başını ve sakalı eliyle mesheder ve derin bir nefes alarak “Allah bana yeter.   O, ne güzel vekildir”der. Bu durum, yüzünden belli olurdu. “

 

 

172. “Hz. Musa kendisine Tevrat indiğinde onu okudu ve orada bu ümmetin zikrini buldu. Ya Rabbi, dedi. Levhalarda ben bir ümmet buldum. Onlar, sonradan gelecekler ama, cennete ilk olarak girecekler. Onları, benim ümmetim kıl. Allah, bunlar Ahmed’in ümmetidir, buyuracak. Hz. Musa yine:    Ya Rabbi, ben levhalarda bir ümmet buldum. Onlar şefaat edecek ve edilecekler. Onları benim ümmetim kıl, dedi. Allah, bunlar Ahmed’in ümmetidir. buyuracak. Musa,   ey Rabbim levhalarda ben bir ümmet buldum. Onların Incil’leri (kitapları)sadırlarında ve onu zahiren okuyorlar. Onları benim ümmetim kıl, diyecek. Allah, onlar Ahmed’in ümmetidir, buyuracak.   Mûsa, ey Rabbim levhalarda bir ümmet buldum. Onlar, fey’i(harpsiz elde edilen ganimet)yiyorlar. Onları benim ümmetim kıl. diyecek.   Allah,   onlar Ahmed’in ümmetidir buyuracak. Mûsa, ey Rabbim ben levhalarda bir ümmet buldum. Bunlar sadakayı karınlarında kılıyorlar ye ondan dolayı da ecir kazanıyorlar. Onları benim ümmetim kıl, diyecek. Allah, onlar Ahmed’in ümmetidir buyuracak.   Mûsa  ey Rabbim levhalarda ben bir ümmet buldum. Onlar bir iyilik yapmaya azmettikleri halde yapmasalar bile, onlar için bir iyilik yazılmakta, yaptıklarında ise onlara on iyilik yazılmaktadır. Onları, benim ümnetim kıl. Allah,   onlar Ahmed’in ümmetidir buyuracak. Mûsa, ey Rabbim levhalarda ben bir ümmet buldum, onlardan birisi bir kötülük yapmaya azmettiği halde yapmazsa, o ya- i mı vor.   Yaptığında da sadece tekbir seyyie yazılıyor.   Onları benim ümmetim kıl, diyecek. Allah, onlar Ahmed’in ümmetidir, buyuracak. Mûsa. Ya Rabbi ben levhalarda bir ümmet buldum. Onlar evvel ve âhir bütün ilimlere vâris kalacaklar. Deccâl mesihi öldürecekler. Onları benim ümmetim kıl, diyecek,   Allah,   onlar Ahmed’ in ümmetidir, buyuracak. Bunun üzerine Musa, öyle ise Ya Rabbi, beni de Ahmed’in ümmetinden kıl da, böylece ben de iki haslete sahip olmuş olayım, deyince Allah Teâlâ şöyle buyurdu:    Ya Musa, ben seni insanlara risâlet ve kelâmımla seçtim. Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol. Mûsa, ey Rabbim razı oldum, dedi. “

 

 

 

173. “Raita Bintu Müslim’in babası Hz. Peygamberle birlikte, Hay- ber’e iştirak eder. Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem ona ismini sorar. O isminin “Gurâb” olduğunu söyleyince Hz. Peygamber:    Hayır, sen “Müslim”sin,   buyurur. “

 

 

174. “İçinde resim, köpek ve cunüb kimse bulunan eve melekler girmez. “

 

 

175. “Allah Teâlâ kıyamet gününde, ey Ademoğlu Ben hasta oldum sen Beni dolaşmadın,   diyecek. Ademoğlu, Ya Rabbi ben seni nasıl ulaşabilirim? Sen âlemlerin Rabbisin cevabını verecek. Allah Teâlâ bilmezmiydin ki, falan kulum hasla oldu, sen onu dolaşmadın. Bilmezmiydin ki, onu dolaşıp ziyaret etmiş olsaydın, Beni onun yanında bulurdun, buyuracak. Ey Ademoğlu, senden yiyecek istedim beni doyurmadın diyecek. Ademoğlu, Ya Rabbi, seni nasıl doyurabilirim ki Sen alemlerin Rabbisin diyecek. Allah Teâlâ, bilmezmisin ki, falan kulum senden yiyecek istedi. Sen onu doyurmadın. Bilmezmiydin ki,   onu doyurmuş olsan  bunu Benim nezdimde bulacaktın, buyuracak, Ey Ademoğlu, senden su istedim. Beni sulâmadın, diyecek. Ademoğlu, Ya Rabbi, ben Seni nasıl sularım. Sen âlemlerin Rabbisin cevabını verecek. Allah Taala hazretleri, falan kulum senden su istedi, ona su vermedin. Onu sulamış olsaydın, bunun karşılığını Benim nezdimde bulurdun, buyuracaktır. “

 

 

176. “Eğer mü’min işin günah ucubtan daha hayırlı olmamış olsaydı, Allah mü’minle günahın arasını ebediyyen hâli bırakmazdı. “

 

 

177. “Rızkı, yeryüzünün gizliliklerinde arayınız. “

 

 

178. “Ümmetimin sevapları bana arz edildi. Hatta kişinin mescid- den çıkardığı çörçöpün sevabı bile. Aynı zamanda ümmetimin günahları da bana arz edildi. Bir insana Kur’ân’dan verilen ve bilahare unuttuğu bir sûre veya bir âyetten daha büyük bir günah görmedim.”

 

 

179. “Cennete girdirildim. Bir de baktım ki, ekserisi abdal, saf kimseler. “Bir başka rivayette “Cennet ehlinin ekserisi saflardır. “

 

 

180. “Ruhlar toplu cemaatlardır. Onlardan birbirleriyle tanışanlar kaynaşır. Tanışmayanlar da ayrılırlar. “

 

 

181. “Kim âşık olur, bu aşkında iffetli olur ve bunu gizlerse, o kimse şehid olarak ölür. “

 

 

182. “İnsanları, kişinin işlerinde işe yarar bir – tane bulamadığı yüz deve gibi bulacaksınız. “

 

 

183. “Kur’ân yedi harf üzere inmiştir;  ondan her âyetin, zahiri ve bâtını vardır. Her haddin de bir matlaı vardır. “

 

 

184. “Gözle görmek, haber gibi değildir. “

 

185. “Ümmetimin yok olması yaralama ve veba yüzünden olacaktır. Ya Rasûla’llâh, yaralamayı anladık, bildik ama veba neyin nesi denilince, Rasûla’llâh şöyle buyurdu:    (Bu)cin düşmanlarınızdan bir ağrı ve yaradır. Ve her birinde de şehitlik vardır. “

 

 

186. “İbn Abbâs şöyle diyordu:    O;  perşembe günü ne acı gündü,   dedi de, sonra ağladı. Hatta gözyaşları yerdeki çakılları ıslattı.   (Saîd b. Cübeyr. dedi ki:    )Ben:    Ey Abbâs oğlu!  O perşembe günü nedir,   dedim. İbn Abbâs dedi ki:    Perşembe günü, Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellemin ağrısı şiddetlenip arttı. Bunun üzerine, bana bir kürek kemiği getirin, size bir’kitap(bir vasiyetname )yazdırayım ki, ondan sonra ebediyyen yolunuzu şaşırmayasınız, buyurdu. Bunun üzerine, orada bulunanlar ihtilâf edip çekiştiler. Rasûla’llâh, hiçbir peygamberin yanında ihtilâf edip çekişmek, lâyık ve doğru olmaz, buyurdu. Oradakiler:    Rasûla’llâh’in nesi var(hastalığın şiddetinden dolayı)sayıkladı mı? Bunu, kendisinden almak isteyin dediler. Rasûla’llâh, beni(kendi halime)bırakınız. Benim şu içinde bulunduğum hal, sizin beni davet ettiğiniz şeylerden hayırlıdır» buyurdu ve sahabelere üç şey emretti:  

 a-Bütün müşrikleri Arap yarımadasından çıkarınız,  b-Elçilere, fert ve heyetlere benim izin verip hediyeler ikram etmekte olduğum gibi, siz de yabancı elçilere, heyetlere hediyeler vermek suretiyle hürmet gösteriniz. c-Üçüncusunü unuttum. “

 

 

187. “Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem bir şâhidle birlikte, (davacının)yemini ile {davanın subutuna) hükmetmiştir. “

 

 

188. “Kur’ân’ı kalpleriniz onun üzerinde birleştiği müddetçe okuyun. Onun hakkında ihtilâfa düştünüz mü hemen kalkın. “

 

 

189. “Zilzâl sûresi, Kur’ân’ın yarısına denktir. İhlâs sûresi Kur’ân’ın üçte birine denktir. Kâfirûn sûresi ise Kur’ân’ın dörtte birine muadildir. “

 

 

190. “Kavme Allah’ın kitabını en iyi okuyan imamlık eder. Eğer kıraatte müsavi iseler o zaman Allah’ın dinini en iyi anlayan,   eğer fıkıhta da müsavi olurlarsa o zaman da en yaşlısı, yaşta müsavi iseler o zaman yüz bakımından en güzel olanı, güzellik bakımından da müsavi iseler o zaman da hasep bakımından en çok olanı imamlık eder. “

 

 

191. “Kur’ân, şayet tabaklanmamış bir deride dahi olmuş olsaydı,   ona ateş dokunmazdı. “

 

 

192. “Kim, Kur ‘ ân’ı okur ve kıraatini kurallarına uygun yaparsa,   onun için,   okumuş olduğu her harf karşılığında yirmi iyilik vardır. Kim de, düzgün okumazsa onun için de her harf karşılığında on iyilik(sevab) vardır. “

 

 

193. “Kim(elde edemediği)bir dünyalık için hüzünlenerek ; sabahlarsa, Rahibine kızgın olarak sabahlar. Kim müptelâ olduğu bir musibetten şikâyetçi olarak sabahlarsa, Allah’tan şikâyetçi olmuş olur. Kim bazı şeyler elde etmek için bir zenginin yanında zelil olursa, Allah onun amelinin üçte ikisini boşa götürür. Kim ki,   kendisine Kur’ân verildiği halde cehenneme girerse, Allah onu kendisinden uzaklaştırır. “

 

 

194. “Kıyamet gününde, Kur’ân ve onunla amel edenler getirilecekler ,   Kur ‘ân ‘ ın önünde Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri bulunacak. Bu iki sûre için Hz. Peygamber üç misal getirdi ki, ben onları hâlâ unutmadım:    Bu iki sûre, sanki iki bulut yahut aralarında bir nur bulunan iki siyah gölgelik, yahut da sahiplerini müdafaa eden safbeste kanat germiş iki kuş sürüsü gibi olacaktır. “

 

195. “Allah Teâlâ, nebilerden birisine şöyle vahyetti:    Sadık kullarıma gururlanmamalarını söyle. Çünkü Ben şayet onlara adaletle hükmedersem, onlara zâlim olmaksızın azab ederim. Yine hatalı kullarıma rahmetimden ümit kesmemelerini söyle. Çünkü, Bana affede c eğim günah’ büyük gelmez. Allah Teâlâ, yine peygamberlerden birine şöyle vahyetti:    Kavmine, mescidlerime temiz olmayan kalb ve ellerle girmemelerini söyle. Onlar, mescidlerde ellerini boşuna kaldırırlar . Beni arzu etmezi er. Beni aldatmaya çalışıyorlar. İzzetime ve Celâlime yemin olsun ki, onları öyle bir belâya duçar ederim ki, onlar içerisinde sadece boğulanın duası gibi dua eden kurtulur. “

 

 

196. “Hz. Peygambere nebîz yapılırdı. Rasûla’llâh, onu o gün ve ertesi gün içerdi. Eğer daha kalırsa, onu ya hizmetçiye içirir yahut da döktürürdü. “

 

 

197. “Bir seferinde, Hz. Peygamber Benû Heceâr’a ait bir harabeye def-i hacetini gidermek için girer. Oradan korkarak çıkar ve şöyle buyurur:    Eğer defnetmemeniz endişesi olmasaydı, kabir azabından, benim işitmekte olduğumu size işittirmesini Allah’tan isterdim.”

 

 

198. “Allah’tan hakkıyla haya edin. Bunun üzerine, ey Allah’ın peygamberi, biz Allah’tan haya ediyoruz, dedik. Buyurdu ki:    O (sizin anladığınız hayâ)değil. Fakat, Allah’tan hakkıyla hayâ eden başı ve başın topladığı uzuvları, karnı ve o mm ihtiva ettiği uzuvları korusun. Ölünü ve (toprak altında) çürümeyi hatırından çıkarmayasın.   Ahireti isteyen,   dünyanın süsünü terketsin. Kim bunu yaparsa,  Allah’tan hakkıyla hava etmiş olur. “

 

199. “Sizden biriniz sol eliyle yiyip içmesin, çünkü şeytan sol eliyle yer içer. “

 

 

200. “iki kişinin yemeği üç kişiye,   üç kişinin yemeği de dört kişiye yet er. “Bir başka rivayette “Bir kişinin yemeği iki, iki kişininki dört, dört kişinin yemeği de sekiz kişiye yeter. “

 

 

201. “Cennetlik olan (mü’min) o kimsedir ki, Allah onun ıki kulağını (işlediği)iyi bir şeyden dolayı insanların övgüsüyle doldurur.  Kendisi de, (hayır ile anıldığını)işitir. Cehennemlik olan da o kimsedir ki, Allah onun iki kulağını(işlediği şer birşeyden dolayı)insanların onu fena anmaları sözleriyle doldurur. Kendisi de şer ile anıldığını duyar. “

 

 

202. “Ebû Zerr, Hz. Peygambere sormuş:    Bir adam kendisi için bir hayırda bulunur da, halk da kendisini severse, överse ne buyurur- sun? ‘Bu mü’minin âcil müjdesidir. ‘”

 

 

203. “Abdullah (Abdurrahman)b. es-Sâib en-Nehiyk şöyle demiştir:     Sa’d b. Ebî Vakkas’a(gözü kapanmış iken)gitmiştim. Bana,   ey kardeşimin oğlu, sen kimsin dedi. Kendimi tanıttım. Bunun üzerine, merhaba ey iktisab ettiğim komşu. Kur’ân’ı nasıl okursun, dedi. Ben de,   güzel okurum deyince şöyle dedi:    Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururken işittim’Kur’ân’ı okuyunuz ve ağlayınız. Eğer ağlamanız gelmezse,   ağlamaya çalışınız. Onu okurken, sesinizi güzelleştirmeye gayret ediniz, Kim Kur’ân’ı güzel sesle okumaya gayret etmezse bizden değildir. “

 

 

204. “Mü’minin misali ekin gibidir. Ekini rüzgâr sallar durur.   Mü’mine de belâ gelmekte devam eder. Münafıkın misali ise, erz ağacı gibidir. Kesilmedikçe,   sallanmaz.”

 

 

205. “Bana koyun ayağı, yahut sığır ve davar ayağı hediye edilse onu kabul ederdim. Yine ben, koyun ayağı yahut sığır ve davar ayağı yemeğine çağrılsam, bu davete icabet ederdim. “

 

206. .

207. .

208.

 

209. “Şahitlerin en hayırlısını size haber vereyim mi? O kendisinden şahitlik istenmeden önce, şahitliğini yerine getirendir.

 

b-“İnsanların en hayırlısı, benim asrımın insanlarıdır-. Sonra onların peşinden gelenler, sonra anların da peşinden gelenler,   sonra onların da peşinden gelenler(üç defa)sonra onların arkasından bir kavim gelecektir ki, göbek şişirecekler, şişmanlığı sevecekler ve kendilerinden talep edilmeden Önce de şahitlik yapacaklar . “.

 

210. “Hz. Peygamberin ashabından bazı kimseler gelerek, şöyle dediler: Gönüllerimizden öyle şeyler geçiyor ki, herhangi birimiz onları söylemeyi bile, büyük bir suç sayıyor. Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem,   hakikaten böyle birşey hissettiniz mi, diye sordu. Ashab, evet dediler. Rasûl-i Ekrem, işte açık açık iman budur, buyurdu. Bir başka rivayette, onlar şöyle dediler:    Ya Rasûla’llâh, bizim gönlümüzden;   öyle şeyler geçiyor ki onları konuşmayı hiç sevmiyoruz. Bizim için güneşin doğmaması(bir başkası) semadan (gökyüzünden) yere düş m emiz onu konuşmaktan daha sevimlidir. “

 

 

211. “Allah, sizin üç şeyinizi hoş karşılamaz:    Sıhhat, kişinin kardeşinden ilgiyi kesmesi ve ona karşı övünmesi. “

 

212. “Allah, cennete kalpleri kuş kalbi gibi olan birtakım kavimler sokacaktır. “

 

 

213. “Hz. Peygamber, Ali’yi şu dört hasletten nehyetti;  Haset, hırs,   kibir ve gazap. “

 

214. “Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:    Üç sınıf vardır ki, kıyamet günü Ben onların hasmıyım. Birincisi (Benim adımı anarak)söz verir de, sonra ahdini bozar. İkincisi hür bir kimseyi(köle) diye satar da pahasını yer. Üçüncüsü de, bir işçi tutup çalıştırır da ücretini tam vermez. “

 

 

215. ‘Aranızda,   kadınlarınızdan cin çocukları çoğalmadıkça ve onların nesepleri aranızda çoğalıp da sizinle Kur’ân’la mücadele edip, sizi dininizden çevirmedikleri müddetçe kıyamet kopmayacaktır.”

 

 

216. “Hz. Peygamber, Ebû Bekir’e:    Geceleyin seni Kur’ân okurken işittim. Sesini alçaltarak okuyorsun, buyurdu. Ebû Bekir, muhakkak ben münacaat ettiğim zâta sesimi duyuruyorum,   dedi. Ömer’e,   ya. Ömer, seni dinledim. Sesini yükselterek okuyorsun, buyurdu. Ömer,  “muhakkak ben uyuklayanı uyandırıyor ve şeytanı kovuyorum, dedi.   Bilâl’e, ya Bilâl seni okurken dinledim, bir şu sûreden okuyorsun, bir şu sûreden, buyurdu. Bilâl, Kur’ân Allah’ın bazısını bazısına cem ettiği temiz bir kelâmdır, dedi. Bir başka rivayete göre,  bir bahçeden diğerine geçiyorum, dedi. Bunun üzerine Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem, hepiniz isabet ettiniz buyurdu. “

 

 

217. “Cabir b. Abdullah anlatıyor:    Hz. Peygamber yanımıza çıktı ve ey insanlar, cennet bahçelerinden otlayınız buyurdu. Biz,   cennet bahçeleri neresidir deyince, o zikir meclisleridir buyurdu. Ve şöyle devam etti:    Allah’ı zikir için sabah akşam gidiniz. O’nu nefislerinizde zikrediniz. Kim, Allah nezdindeki yerini bilmek istiyorsa,   Allah ‘ ın kendi nezdindeki yerine baksın. “

 

 

218. “Hz. Peygamber, Eksem b.   Ebi’l-Cevn el-Huzâi’ye şöyle buyurdu:    Ya Eksem, kavminden başka kavimlerle(kâfirlerle)savaş ki, huyun güzelleşsin. Ve arkadaşların yanında kıymetli olasın. Ya Eksem,    arkadaşların en hayırlısı dört kişidir. Öncü kuvvetlerin en hayırlısı kırk kişidir. Seriyyenin en hayırlısı dörtyüz kişidir.   Askerlerin(ordunun) en hayırlısı dörtbin kişidir. Onikibin kişilik(bir askeri birlik)azlık nedeniyle ansızın basılıp mağlûp edilemeyecektir.”

 

 

219. “Süleyman b. Davud, yeminle söylüyorum ki ben bu gece yüz kadını yahut doksandokuz kadını dolaşırım da, onların her biri Allah yolunda cihâd edecek bir süvari getirir, dedi. Arkadaşı kendisine, inşaallah de, dedi. Fakat o, inşaallah demedi. Butün kadınları dolaştı. Neticede, bir tek kadın müstesna kadınlardan hiçbiri hamile olmadı.   Hamil e olan o ‘tek kadın da, yarım bir erkek çocuğu dünyaya getirdi. Muhammed’in nefsi elinde olan Allah’a yemin ederim ki, eğer Süleyman inşaallah deseydi, o çocukların hepsi de Allah yolunda birer süvari olarak muhakkak cihâd ederlerdi. “

 

 

220. “. Akşam yemeği takdim edilir de, namaz vakti de gelirse akşam namazını kılmazdan önce işe o yemekten başlayın. “

 

 

221. “Şüphesiz ki, bir kavmin sakisi suyu en son içendir. “

 

 

222. “Her devenin zirvesinde şeytan vardır, Bunun ipin, onu binmekte kullanın. Ama, taşıyan ancak Allah’tır. “

 

 

223. “Sizler benim yanımda olduğu gibi(benden ayrıldıktan sonra da) aynı şekilde olsanız melekler sizleri kanatlarıyla gölgelendirir. Bir başka rivayette:    Şayet siz, benim yanımdaki gibi olsaydınız, buyrulmuştur. Bir başka hadiste de:    Biz senin yanında olduğumuz zaman şöyle şöyle iken, senin yanından ayrıldığımız zaman ise, gocuklarımızla oynaşır, gülüşürüz. “

 

Kaynak: Ebû Bekir Muhammed El – Kelâbâzî Ve Maâni’l – Ahbâr, hazırlayan: Yrd. Doç. Dr. Bilâl SAKLAN, 1991, Konya

 

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s