RÜYA GÖRMEKTEN KORKANLAR İÇİN

“RÜYANIN ÖTE YAKASI” Kitabından Seçilenler

“Her şey rüya görür.

Şeklin, varlığın oyunları, maddenin rüya görmesidir. 

Kayalar kendi rüyalarını görür ve yeryüzü değişir…  Ama  zihin bilinçli hale geldiğinde, evrim ivme kazandığında, işte o zaman dikkatli olmanız gerekir.

Dünyaya karşı özenli olmanız gerekir. Yolu yordamı öğrenmelisiniz, işin püf noktalarını, sanatını, sınırlarını öğrenmelisiniz.  Bilinçli bir zihin,  bilerek ve özenle bütünün bir parçası olmalıdır –  tıpkı kayanın bilinçsiz olarak bütünün  bir parçası olması gibi.”

**

Herkes rüya görür. 

Peki ya bir gün rüyalarınız gerçek olsa?

Hatta  her  rüyanızla gerçekliği  sürekli  yeni  baştan  yaratsanız? 

**

Konfüçyüs de sen de birer rüyasınız ve sizin birer rüya olduğunuzu söyleyen ben de bizzat bir rüyayım.

Bu bir paradoks. Gelecekte bilge bir adam belki bunu açıklayabilir; o gelecek on binlerce kuşak gelip geçmedikçe gelmeyecek.

CHUANGTZU: II

**

Tanrı’ya açılan kapı var olmayıştır.

CHUANGTZU: XXIII

**

 “Uykuya ihtiyacınız olduğunu biliyorsunuz. Tıpkı yemeğe, suya ve havaya ihtiyacınız olduğu gibi.

 

Peki, uykunun tek başına yeterli olmadığını, vücudunuzun rüyalı uyku hakkını da aynı şiddetle  talep  ettiğini  biliyor  muydunuz?

 

 Sistemli olarak rüyalardan yoksun bırakılması halinde beyniniz size çok tuhaf oyunlar oynamaya başlar.  Sizi asabileştirir,  sürekli  aç  hissetmenize  yol  açar,  herhangi bir şeye odaklanmanızı engeller –  bilmem bunlar size bir  yerlerden tanıdık geliyor mu?

Depresyon için ilaçda alsanız üstelik sonunda da ne yaparsanız yapın beyin sizi rüya görmeye zorlar. Bildiğimiz hiçbir ilaç rüya görmenizin önüne  geçemez;  tabii  sizi öldürmediği sürece. 

Örneğin  ileri boyuttaki  alkolizm,  santral pontin miyelinolizis  [ Dört Olgu Sunum- nörolojik bir bozukluk] adı verilen  ölümcül bir duruma yol açabilir; nedeni beynin altında, rüya görme eksikliği yüzünden oluşan doku bozukluğudur. Dikkatinizi çekerim, uykusuzluk yüzünden değil! 

Uyku sırasında baş gösteren  son derece özel bir halin, rüya görme halinin, REM uykusunun, r-  halinin eksikliği yüzünden.

Sizse alkolik değilsiniz ve hâlâ hayattasınız, buradan da rüyalarınızı bastırmak için aldığınız o ilaçların ancak kısmen işe yaradığını çıkarıyorum.

Yani a) kısmi rüya yoksunluğu yüzünden fiziksel olarak güçsüz düşmüşsünüz ve b) bunca zamandır çıkmaz sokaktan bir yerlere varmaya çalışıyormuşsunuz.

Şimdi, acaba sizi o çıkmaz sokağa iten neydi?

Anladığım kadarıyla rüyalardan, kötü ya da sizin kötü addettiğiniz rüyalardan  duyduğunuz korku. Bana bu rüyalar hakkında bir şeyler söyleyebilir misiniz peki?”

sh:15

**

 “Size bir teklifim olacak o halde. Bu sorunu bir deneye tabi tutup derinlemesine mercek altına almaya ne dersiniz acaba? Bu süreçte, güvenli bir şekilde, korkusuzca rüya görmeyi de öğrenebilirsiniz belki.

İzin verirseniz açıklamaya çalışayım.

Rüya görme  meselesi duygusal olarak sizi çok derinden etkilemiş. Rüya görmekten düpedüz korkuyorsunuz, çünkü bazı rüyalarınızın gerçek hayatı elinizde olmayan şekillerde etkileme gücü olduğu kanısındasınız. Tabii bu, bilinçaltınızın ürünü olan incelikli ve manidar  bir eğretileme de olabilir;  bilinçaltınız bu şekilde size gerçeklik  hakkında -yani sizin gerçeğiniz, hayatnıız hakkında- aklınız başınızdayken kabullenmeye hazır olmadığınız bir şeyler söylemeye  çalışıyordur belki de.

Ama bu eğretilemeyi kelime anlamıyla da  alabiliriz; bu noktada illa da ona akılcı bir karşılık aramamız gerekmiyor.  Halihazırdaki  sorununuz  şu: 

Rüya görmekten korkuyorsunuz, oysa rüya görmeniz de gerekiyor. Rüyaları ilaçlarla bastırmaya çalıştınız, işe yaramadı. Güzel, o halde tam tersini deneyelim. Size kasten rüya gördürelim!

Buracıkta, olabildiğince canlı,  yoğun rüyalar görmenizi sağlayalım.  Benim gözetimim altında,  kontrollü koşullarda. Böylece size çığırından çıkmış gibi görünen şeye hâkim olabilir, istenmeyen sonuçların önüne geçebilirsiniz.”

“İyi de nasıl sipariş üzerine rüya görebilirim ki?”

“Dr. Haber’in Rüyalar Sarayı’nda,  hem de nasıl  görürsünüz!  Daha önce hiç hipnotize edilmiş miydiniz?”

 

“Güzel. Peki. Sistem şöyle işleyecek. Sizi hipnotik transa sokacağım ve size uykuya dalacağınızı, rüya göreceğinizi telkin edeceğim. Bununla yetinmeyip size rüyanızda ne göreceğinizi de söyleyeceğim. Yalnız işlem sırasında trans başlığı takmanız gerekiyor ki gerçek uyku haline geçebilesiniz, aksi takdirde hipnotranstan  öteye gidemeyebiliriz. Siz rüya görürken, hem fiziksel durumunuzu hem de EEG sayesinde beyin etkinliğinizi anbean izliyor olacağım. Sonra sizi uyandıracağım ve rüya deneyimi hakkında konuşacağız. Eğer her şey yolunda giderse, belki bir sonraki rüyanızla yüzleşmek konusunda içiniz biraz daha rahat olur.”

“Ama burada etkili bir şekilde rüya göremem ki; size anlattığım  durum onlarca, hatta yüzlerce rüyadan ancak bir tanesinde oluyor.”  

Bizimle “Burada istediğiniz her tür rüyayı görebilirsiniz. Motive olmuş bir özne ve bu işin eğitimini doğru düzgün almış bir hipnozcu olduktan sonra, rüyaların içeriği ve etkisi neredeyse tamamen denetlenebilir. Ben bunu on yıldır yapıyorum. Siz de bu sisteme sorunsuzca uyum sağlayacaksınız çünkü trans başlığı takıyor olacaksınız. Daha önce hiç takmış mıydınız?”

“Ama ne olduğunu biliyorsunuz, değil mi?”

“Elektrotlarla  beyne  bir  sinyal  gönderdiğini  biliyorum…  ve beyni bu sinyali izleyecek şekilde uyardığım.”

“Evet, aşağı yukarı öyle. Ruslar trans başlığını elli yıldır kullanıyorlar, İsrailliler daha da geliştirdiler onu, nihayet bu katara biz de eklendik ve uzmanlar psikozlu hastaların sakinleştirilmesinde,  bireysel kullanıcılar da uyku haline veya alfa transına geçmekte  kullanabilsin diye cihazın seri üretimine giriştik. Birkaç yıl önce  Linnton’da Zorunlu Terapi Tedavisine mahkûm edilmiş, ağır depresyonda bir hastayla çalışıyordum. Çoğu depresyon hastası gibi kadın da pek uyuyamıyordu ve özellikle de r-uykusunun, rüyalı  uykunun eksikliğini çekiyor, r-haline girmeyi başardığı zamanlarda da çoğunlukla uyanıveriyordu. Tam bir kısırdöngü: Depresyonu ağırlaştıkça rüyaları azalıyor, daha az rüya gördükçe depresyonu  ağırlaşıyor.  Kısırdöngüyü kıralım dedik.  Demesi kolay,  ama  nasıl kıracağız?

R-uykusunu yoğunlaştırmakta ahım şahım etkili  olan bir ilaç yok henüz. Beyni elektronik olarak uyarmak deseniz,  onun için de beynin içine elektrotlar yerleştirmek gerekiyor, hele  de uyku merkezlerine ulaşabilmek için iyice derine yerleştirmek  gerekiyor elektrotları; bense mecbur olmadığım sürece ameliyattan her zaman kaçınırım. Onu uykuya sevk etmek için trans başlığını kullanıyordum.  Sonra aklıma başka bir fikir geldi: Yayılım,  yani alçak frekanslı sinyal daha belirgin kılınabilse, beyindeki belli bir alana bölgesel olarak yöneltilebilse daha iyi olmaz mıydı?  

Tabii canım, hemen hallederiz Dr. Haber, çocuk oyuncağı!

Ama  ister inanın ister inanmayın, işin elektronik ayağını çözmek için  gereken araştırmayı yapıp bitirdiğimde, hayalimdeki makinenin  kaba prototipini ortaya çıkarmak yalnızca birkaç ayımı aldı. Ardından hastanın beynini tüm uyku hallerini yerli yerinde ve eksiksiz olarak deneyimleyen sağlıklı bir özneden elde edilmiş çeşitli uyku ve rüya görme safhalarına ait beyin dalgası kayıtlarıyla uyarmayı denedim. Ama yine pek sonuç alamadım. Başka bir beynin ürünü olan sinyale öznenin cevap verip vermemesinin tamamen şansa bağlı olduğunu keşfettim; bu da zorunlu olarak beni genelleme yapmaya, yüzlerce normal beyin dalgası kaydından bir çeşit  ortalama kayıt çıkarmaya sevk etti. Sonra hastayla çalışırken, bu  ortalama kaydı yeniden sınırlamaya, kişiye özel bir hale getirmeye başladım: Yani öznenin beyni yapmasını istediğim şeyi yapmaya  başlar başlamaz, o ânı kaydediyorum, o ânı artırıyorum, büyütüyorum, uzatıyorum, yeniden oynatıyorum ki beyin en sağlıklı itkilerinin peşine takılacak şekilde uyarılsın. Tabii bütün bunlar muazzam bir geri besleme analizi gerektirdiğinden o basit EEG artı  trans başlığı  sonunda böyle devasa bir şeye dönüşmek zorunda  kaldı.”

Hastaların çoğu makinelerden ya korkmak ya  da kendilerini onlarla fazla özdeşleştirmek eğiliminde olduğundan, makinenin büyük bir kısmını plastik kapaklı bir dolabın içine  gizlemişti  ya,  dolabın marifetine rağmen makine yine de  ofisin  dörtte birini kaplıyordu. “İşte meşhur Rüya Makinesi,” dedi sırıtarak, “ya da daha yavan bir dille söyleyecek olursam, Artırıcı. Size  ne  faydası  olacağını merak ediyorsanız hemen  söyleyeyim:

 Bir  güzel uykuya dalmanızı ve rüya görmenizi -hem de istediğimiz  kadar kısa ve hafif veya istediğimiz kadar uzun ve yoğun rüyalar  görmenizi- sağlayacak. Ha bu arada, depresyondaki hasta geçen yaz Linnton’dan  tamamen iyileşmiş  olarak taburcu  oldu.”  . sh:22-25

**

 Bir yıldız için nebula  neyse düşünce için o olan  gündüz düşü, uykunun  yanı  başında  konuşlanır ve  uykunun  sınırı  olarak  onunla  yakından  ilgilidir.

Yaşayan  saydamlıklarla  dolu  bir atmosfer:  İşte  bilinmeyene bir başlangıç. Ama onun ötesinde Mümkün  Olanlar Diyarı  uzayıp  gider,  hem  de  uçsuz  bucaksızca.  Başka  varlıklar,  başka  gerçeklerdir orada olan.  Doğaüstü biryanları yoktur, sonsuz doğanın esrarengiz bir devamıdırlar yalnızca… Uyku, Mümkün Olan’la temas  halindedir,  ki  ona  olası  olmayan  da  deriz.  Gecenin  dünyası  bir  dünyadır.  Gece, gece olmaklığıyla bir evrendir….  Bilinmeyen dünyanın karanlık şeyleri, ister hakiki  bir iletişim yoluyla olsun, ister uçurumun  erişilmez uzaklıklarının  hayali  bir büyüteç altında  büyümesi  yoluyla olsun  insana  komşu oluverirler… ve uyuyan  kişi, tam olarak  görmeden,  hepten  bilinçsiz de  olmadan  bir anlığına  o yabancı  hayvansallıkları,  tuhaf  bitki  örtülerini,  korkunç  ya  da  parlak  solgunlukları,  hayaletleri,  maskları,  siluetleri,  çok  başlı  yılanları,  karambolleri,  aysız ay  ışıklarını,  muğlak  mucize  bozumlarını,  karanlık  derinliklerde  serpilip  büyüyenleri  ve  ortadan  kaybolanları,  gölgede  süzülen  şekilleri  –   adına 

Rüya  Görmek dediğimiz ve aslında  görünmez  bir  gerçekliğin  yakına  sokulmasından  başka  bir  şey  olmayan  bütün o gizemi  görür.  Rüya  Gece’nin akvaryumudur.

VICTOR  HUGO,  Les  Travailleurs de la Mer

Sh: 107

**

 

Yıldızışığı  şöyle  sordu  Var  Olmayana:

“Usta,  sen  var  mısın,  yoksa  yok  musun?”

Ama  sorusuna  hiçbir  cevap  atamadı…

CHUANG  TZU:  XXII

Sh: 208

**

 Kaynak:  URSULA K. LE GUIN , RÜYANIN ÖTE YAKASI, Metis Yayınları, 2011, İstanbul

 

BİR MÜRŞİDİ GÖRMEK HAKK’I GÖRMEKTEN EVLÂDIR

Ve ârif-i mezkûrun vücûdu kalîl olmakla vicdâna dek, seyyâh olmak lâzım geldi. Pes seyyâh olmak Hakk’ı taleb için değildir. Zîrâ Hak dâimâ seninle biledir.

Ve sefer ve ikāmet bu hususta birdir. Belki Hakk’ı bulanı bulmak içindir. Zîrâ vâcid-i Hak bulunmadıkça mevcûd-i hakîkî bulunmaz. Onun için bir üstâd şâkirdine dedi ki;

“Yâ gulâm, bir kerre Bâyezîd’i görmek, bin kerre Hakk’ı görmekten evlâdır. Zîrâ Hakk’ıdâimâ görürsün velâkin bilmezsin.”

Var imdi bir bilire mukārin ol, tâ ki gördüğün zâtısana ta’rîf ede ve rü’yetin sahîh olduğu zuhûra gele. Pes padişâhı tebdîl-i câmede gören kimse padişâh idüğünü bilmeyicek; padişâhıgörmüş/5/ olmaz.

Ve buradandır ki bilkuvve ile bilfiil berâber değildir. Zîrâ kuvvede zuhûr yoktur. Nitekim bilfiil ile bilfiil dahi müsâvî olmaz. Zîrâ bilfiil pâdişâhı mutâlaa eden kimse, o idiğün bilmeyicek, bilfiil görmüş olmaz. Belki ol ru’yet ona bilkuvve gibi olur.

Nitekim a’mânın dâire-i başarı küşâde olsa dahi hatkesi görmeyicek, yine a’mâdır.

Bu sebebten mahal kifâyet etmedi. Belki mahalde nûr olmak dahi lâzım geldi. Ve bundan fehm olundu ki, insân-ı kâmil ve şeyh-i vâsıl müridin basîretine kehle’l-cevâhir gibi sürme-i tevhîd çeker. Ve kesrette vahdeti ona mutâlaa ettirir.

Kaynak: İsmail Hakkı Bursevi, Vesîletü’l-Merâm

BAŞA DÖN

 

BAŞA DÖN

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s