GERÇEKTEN ALLAH TEÂLÂ’NIN AYETLERİ SATILIR MI?

وَآمِنُواْ بِمَا أَنزَلْتُ مُصَدِّقاً لِّمَا مَعَكُمْ وَلاَ تَكُونُواْ أَوَّلَ كَافِرٍ بِهِ وَلاَ تَشْتَرُواْ بِآيَاتِي ثَمَناً قَلِيلاً وَإِيَّايَ فَاتَّقُونِ

Ve âminû bi mâ enzeltu musaddikan li mâ meakum ve lâ tekûnû evvele kâfirin bih(bîhî), ve lâ teşterû bi âyâtî semenen kalîlen ve iyyâye fettekûni.

Elinizdekini (Tevrat’ın aslını) tasdik edici olarak indirdiğime (Kur’an’a) iman edin. Sakın onu inkâr edenlerin ilki olmayın! Âyetlerimi az bir karşılık olan [dünya nimetlerine] satmayın, yalnız benden (benim azabımdan) korkun. (Bakara,41)

Ön Bilgi

Yahudilerden, nimetlerin en büyüğü olan hak dini reddedip âhiret kurtuluşundan mahrum kalma pahasına, bunlarla mukayese edildiğinde hiçbir değer ve anlam ifade etmeyen dünya malı, dünyevî mevki ve itibar peşinde koşmamaları istenmektedir. “Ayetlerimi az bir karşılık ile satmayın.” mealindeki ifade, Allah’ın yüce ve kutsal kitabını ve dinini kişisel ve maddî çıkarlar için kullanıp yanlış yorumlayanlara, haramları helâl, helâlleri haram göstermeye kalkışanlara karşı kesin bir uyarıdır. (bk. Ateş, I, 155-156; İbn Âşûr, 1,467-469; Kur’an Yolu:I/52-53)

Bu mealdeki ayetlerin anlattığı hususlar, gerçekten  belli bir para karşılığı ayetlerin satımını gerçekleştirmek değildir. Bilakis, “dinlerini dünyaya satmak.” Allah’ın indirdiği ayetlerinde ortaya koyduğu emir ve yasaklarını -fani dünya hayatının değersiz menfaati uğruna- çiğnemek, kalplerindeki imanlarına rağmen, şeytanın ve nefs-i emarenin telkinlerine boyun eğmek gibi süflî ve aşağılık bir konumun sergilenmesi söz konusudur.

Örneğin -Yahudilere hitap eden- Maide Suresinin 44. ayetinde “Benim ayetlerimi az bir fiyata satmayın.” mealindeki ayetin sonunda “Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler / tasdik etmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.” ifadesi ile, Hristiyanlara hitaben gelen 47. ayetin sonunda da “Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler / tasdik etmeyenler fâsıkların- yoldan çıkmışların ta kendileridir.” ifadesinde arz ettiğimiz hususu görmek mümkündür.

Hukuku icra ederken, Yahudi hâkimlerin rüşvet alarak -bile bile- yanlış ve haksız karar vermeleri, bu cümleden olarak recim hükmünü uygulamamaları veya sadece halk kesimine tatbik etmeleri; yine, insanların teveccühünü kaybetmemek, makamlarından olmamak için -bile bile- Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellemin vasıflarını gizlemeleri, Allah’ın ayetlerini  değersiz bir menfaate satmak anlamına gelir.

[http://www.sorularlaislamiyet.com/article/14496/allah-in-ayetlerini-az-bir-menfaat-karsiliginda-satmayin-ayeti-nasil-anlasilmalidir-kur-an-ayeti-yazan-kitap-ve-levhalari-yazip-satmak-caiz-degil-midir.html]

Yorum

Yukarıda geçen meâlde  ve diğerlerinde Allah Teâlâ’nın ayetlerini “az bir karşılık” “az bir değer” vb gibi ifade edilen mefhumun üzerinde düşünürken, ayetleri “çok bir değer karşısında satabilir miyiz” gibi fikir akla gelmiyor değil.

اِنَّ اللّٰهَ اشْتَرٰى مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ اَنْفُسَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ بِاَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَۜ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْداً عَلَيْهِ حَقاًّ فِي التَّوْرٰيةِ وَالْاِنْج۪يلِ وَالْقُرْاٰنِۜ وَمَنْ اَوْفٰى بِعَهْدِه۪ مِنَ اللّٰهِ فَاسْتَبْشِرُوا بِبَيْعِكُمُ الَّذ۪ي بَايَعْتُمْ بِه۪ۜ وَذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ

İnna(A)llâhe-şterâ mine-lmu/minîne enfusehum veemvâlehum bi-enne lehumu-lcenne(te)(c) yukâtilûne fî sebîli(A)llâhi feyaktulûne veyuktelûn(e)(s) va’den ‘aleyhi hakkan fî-ttevrâti vel-incîli velkur-ân(i)(c) vemen evfâ bi’ahdihi mina(A)llâh(i)(c) festebşirû bibey’ikumu-lleżî bâya’tum bih(i)(c) veżâlike huve-lfevzu-l’azîm(u)

“Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Tevrat, İncil ve Kuran’da söz verilmiş bir hak olarak cennete karşılık satın almıştır. Verdiği sözü Allah’tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse, yaptığınız alışverişe sevinin; bu büyük başarıdır.” (Tevbe, 111)

Bu ayet ise insanın ahireti tercih ederek dünya nimetlerini terk etmesinin gerektiği izah ediliyor.

Sorun ise bence şurada başlıyor. Ayetler denilince insanlar sadece neden hep Kurân-ı Kerim ayetlerini ve alış verişinde hatim satan hocaları ve dini kendilerine alet eden din bezirganlarını zikrediyorlar.  İşte bu konuyu düşünürken, tekrar bir soru daha geldi.

“Allah Teâlâ’nın ayetleri sadece Kurân-ı Kerim ayetleri midir?  Her gördüğümüz ve bildiğimiz şey O’nun kudretinin tezahürü değil midir?

Sonra; telif hakları, patent haklarım…kendi gayretimle elde ettiğim haklarım… diyen insanlar. Düşünüyorum, bir fotoğrafçı çektiği manzaranın telif hakkı için Allah Teâlâ’ya ne ödedi? Bir çiçeğin renk ahengini uyumunu nasıl sağlayabilirdi ki, saniyelik gayreti karşılığında  onu az bir değere satıyor. Bir başkası da çıkıyor, o anı ben hazırladım, yayınlayamazsın.

Akla gelmiyor değil “mal sahibi mülk sahibi” mevzusu.

Bu meyanda’ Merhum Mehmed Emin Özlü [Kalaycı Baba] kuddise sırruhu’l-âlî Efendime sormuşlar.

“Dünyada en cömert kimdir?”  Hazretin cevabını biraz usturuplu söyleyeyim.

“Hayat kadınları, canlarını pazarlıyorlar,” demiş.

Cömertim diyenler bunun ince manasını çözebilirler mi?.

kalaycı baba

İnsanlar Simavna Kadısıoğlu Hz. Şeyh Bedreddin kuddise sırruhu’l-âlî Efendimizin buyurduğu üzere ”yarin yanağından gayri, her şey ortak olmalıdır”  dan fazla neyi birbirimizden esirgiyoruz. Allah Teâlâ, mal ve evlad için dünya ziyneti derken belki birçok manayı iredelememizi istemiştir.

Bu meyanda hatıramı nakledeyim. On seneye yaklaştı, bir gün evimi hırsızlar soymuştu. Evin altını üstüne getirmişlerdi. Gariban evi…Bir şey bulamamışlar, sadece bilgisayarımı alıp götürmüşlerdi. Tabiki rutin işlemler, polisler geldi.. Ancak geçenlerde çuvalladığım  kitaplarımın bulunduğu kütüphane olduğu gibi duruyordu. Polislere demiştim ki, “bu hırsızlar bu kitaplara neden değer vermezler“, Aslında kitapların olduğu kütüphane gözünde de bir bilgisayar vardı. Kitaplara bakmayınca onu da görememişler.

“Kitaplarım, dedim, insanlar size neden değer vermezler, hırsız sizi çalmaya değerli bulmuyor”. Meğer hırsızlar, süfli hakikate ermiş kişiler olarak demişlerdi ki,  “aptalım, kitaba boşuna para verme, biz çalmaya değerli bulmuyoruz”.

Yılar geçti sevdiğim bir arkadaşımda, dürüstlük abidesidir. O da aynı sözü söyledi: “Ben dedi kitaba para verecek kadar aptal mıyım?”

Demek ki; Biz aptalız, abdalız, deliyiz, kitap okuyup kendimizi heder ediyoruz.

Hulasa, bir yere gelmiş olduğunu düşünen kalem yalamış, kafa çizmiş kardeşlerimiz var, Onlara sözümüz, eğer bilginizi birileriyle paylaşamazsanız,  kapınızı açık tutmazsanız bugün var yarın yok olursunuz.   Çünkü hepimiz sahip olunan şeyi terk etmekle memur yaratılmış insanlarız.

Söz nerden nereye geldi. Allah Teâlâ’nın mülkünde alıp sattığını zannedenlerin  vehimden fazla neleri vardır ki….

İhramcızâde İsmail Hakkı

 

BAŞA DÖN

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s