İNCİR , KAVAK, KABUK MESELESİ

Bir gün kavak ile incir konuşurlar. 

Kavak:

“İncir senin en büyük özelliğin nedir?”. İncir:

“Ben Adem aleyhisselâm’a giyinmeyi öğretenim” dedi. Kavak:

“Allah Teâlâ, Âdem’e bütün isimleri öğretmedi mi, sen neyi öğrettin” dedi. İncir:

“Olurmu, cennette Hava ile ikisi yasaklanmış işi işlediklerinde üzerlerinde bir elbise kalmamıştı. Şaşırdılar.  Ben onlara örtü oldum. Örtünmenin ne olduğunu çıplak olunca gördüler. Havva’nın üzerindeki ziyneti kalkınca vücudundaki güzelliği birden açığa çıktı. Âdem aleyhisselâm yasak fiili işlemiş olsa da, gözünü Havva’dan alamıyordu. Çünkü çok güzel bir endamı vardı. Bir yandan ağlıyor, bir yandan şaşkınlık içindeydi. [Erkeğin üzüldüğünde kalbini teskin eden tek ilaç eşinin varlığıdır.] Bu sıra Cebrâil aleyhisselâm geldi ve bana onların üzerlerine “örtü olarak gel” dedi. Bende yapraklarım ile onları örtmeye başladım. Örtü olan yapraklarım ile Âdem aleyhisselâmın aklı tekrar yerine geldi. Ağlamaya başladı. Ne oldu, neden oldu.

Ağladı, yıllarca ağladı. Sonunda Allah Teâlâ onları affetti.

Kavak: “Sen üzerlerini örtmeseydin, onlar akıllarını toplayamazlar mıydı.” İncir:

“Evet” dedi.

“Ey kavak kardeş. Senin örtün yok mu? Tabii ki var. Gövdeni saklayan kabukların, dallarını koruyan yaprakların. Düşünsene biri gelse kabuğunu soysa, kurumaya başlamaz mısın? Gövdenin kabuksuz halini bilirsin. İncecik bir zarla çevrilmiş, bembeyaz, pürüzsüz, nemli bir güzellik altında değil mi? Ama sen ne yapıyorsun. Daha çirkin kaba pütür pütür el değince bir daha dokunmak istemeyeceği kabalıktaki bir kabuğa sarınıyorsun. Çirkinlik ile kendini neden koruyorsun. İnce narin vücudunu daha kaba gösteriyorsun.

Kavak: “Evet sarınmasam, böcekler, güneş, hava, her şey bana o zaman zarar veriyor. Ayrıca birde kururum, beni keserler ateşe odun ederler” dedi.

İncir: “Anladın ya, insana örtünmeyi öğreten benim, dolayısıyla Âdem ve Havva örtünmeyi bitkilerden öğrendi.” “Bizim için aklı olmayan mahlûk derler ama bizim kadar aklı olmayan çok insan var. Hele Havva’nın kızları bu konuda hataya düşüyorlar. Onlar örtünmeden gezmeye çalışıyorlar. Bazende örtünmeye benzer bir çıplaklık içindeler. Vücutları zannedersin meydanda. Çünkü giyinmek süslenmek değil. Biliyorsun korunmak içindir. Korunmak ise engel olmak perde olmaktır. Ancak insanlar bazen zararı tek yönlü düşünürler.

Kavak: Evet. Benim kabuklarım olmasa ben çok çabuk kururum ve birde soyum tükenir. Sonra fıtratım bozulur. Kaybolan binlerce yaratıklar gibi adım anılmaz olur.

İncir: İnsanlara giyinmeyi öğreten bizler hala özelliğimizi kaybetmedik. Aynı şekilde devam ediyoruz. Ancak insanlar daha fazla soyunmaya çalışıyorlar. Bu soyunmalarının ne zararı olur, bizim bilmemiz mümkün değil. Ancak Âdem’den öğrendiğimize göre aklın örtünme ile bir alakası vardır. Akıl bir bağdır. Tutunacak bir yer iplik arar. Olmayınca uzaklaşır gider. Bağı tutacak şeyin korunması gerekir. Kendini korumayanın aklı azalır derler. Bazen şunu demenden de edemiyorum. İnsanların bitkiler kadar aklı yok mu? Düşünüyorum, bizde kabuğu soyulmuş ağaç kurur, sonrada olacağı şey odun olmaktır. İnsanın ateşi de bu dünyada huzursuzluk ahirette ise cehennem girmektir. Biliyoruz ki, hiçbir bitki kabuğunu yerine koymadan terk etmez.

Kabuğunu soyan için ancak ateş vardır.

İhramcızâde İsmail Hakkı

 

 

Reklamlar

yorumda sahte e-posta yazanlara cevap verilmez.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s