UYAN PADİŞAHIM

Önsöz

Elinizdeki bu kitap bir tarih değildir. Bir halk edebiyatı eseri de değildir. Halkın gözü ile edebiyata akseden tarih aynasıdır.

Osmanlı tarihlerinde halk yoktur.

Büyük ihtilâller olur, büyük savaşlarda zaferler, yenilgiler olur, yine halk yoktur.

Padişahlar, değerli devlet adamları Öldürülür; halk ne düşünüyor diye ararsanız, bir şey bulamazsınız. Büyük, küçük vatan parçaları elden çıkar, ordular bozulur, feryad-ü figan içinde halk kılıçtan geçirilir, yine bir iki satırdan başka bir şey bulamazsınız.

Bizim Osmanlı tarihlerimizde başta SARAY vardır. Bütün tarih olayları onun çevresinde döner. Yeniçeri ayaklanmaları olur, devlet adamları arasında binbir entrika döner, hep saray duvarları içinde kalır. Haklı, haksız binlerin, yüz binlerin kellesi uçar. Ama, çekilen acılar, göz yaşları dile gelmez.

Bu neden böyledir?

Neden saray karşısında halkın ne düşündüğü, nasıl davrandığı söylenmez?

Osmanlı aristokrasisi halkı küçük görür, ona Medrese’nin gözü ile bakar ve «avam» der. Ondan yalnız vergi, savaşlarda can vermesini ister. Ahlâksız valilerin, derebeylerin, paşaların, ağaların zulmü altında halk inler, sızlanır; kimi zaman da haykırır… Ama, duyan olmaz. İyi padişahlar halkın ezilmesini istemezler. Zalimlerin cezasını da vermekten çekinmezler. Ama, her zaman şikâyetlerin sesi saray duvarlarını, aşamaz…

Osmanlı Tarihçisi

Osmanlı tarihçisi bir devlet memurudur. Sarayın, iktidardaki devlet adamlarının davranışlarını en küçük biçimde eleştiremez. Korkar. Sürülmekten, yerinden atılmaktan korkar.

Kâtip Çelebi gibi, Naimâ gibi değerli tarihçiler az çok eleştirilerde bulunurlar. Ama, daha çok iktidardakilerin uzaklaşmasından sonraya kalır. Hele saraya hiç mi hiç yanaşmazlar. İktidardan uzaklaşmış değerli devlet adamlarını da övemezler. Çünkü, yeni iktidardakilerden korkarlar. Böyle nice değerli devlet adamları yeni ve değersiz iktidarlar tarafından yok edilmişlerdir. Osmanlı tarihi baştan başa iktidar kavgaları içinde çalkalanır. İyi ya da kötü devlet adamlarından yatağında öleni çok azdır bu yüzden. Bunun sonucu «kaht-ı rical» denilen devlet adamı yokluğu, devleti uçuruma götürmüştür. iş başına kötü kişiler geçer, halk ezilir, soyulur. Yer yer ayaklanmalar çıkar. Halk bunları destekler. Çünkü bir kurtarıcı aramaktadır. Halkın desteklediği bu ayaklanmalar bazen yıllarca sürer.

Bir iki Örnek vermek gerekli ise Pazvandoğlu, Kalenderoğlu, İbşir Paşa ayaklanmalarını söyleyebiliriz.

Pazvandoğlu, on yıl süren ayaklanmasında Osmanlı ordularını bozmuş, Rumeli hemen baştan başa yönetimi altına girmiştir. Hele, bir Atçalı Kel Mehmet ayaklanması vardır ki, Aydın bölgesinde küçük bir devlet kurdu. Halk kendisini bütün varlığı ile destekledi. Halkın kötü idareden bunalımı o dereceye varmıştı ki, Atçalı’yı kasabalar, kentler çağırmaya başladılar. Gerçek bir halk ihtilâli olan bu davranış bizim Osmanlı tarihçisinin dilinde «bâgîlik» tir. Yani eşkıyalıktır.

İşte, Osmanlı tarihçisinin yazamadıklarını halkın dili olan halk ozanları söylemektedir. Onlar, tarihçi gibi maddî ve manevî ‘baskı altında değildirler. Halkın içindeler.

Halkın dili ozanlar

Halkın içinden çıkan bu ozanlar her çeşit tarih olaylarının içindedirler. Halkla birlikte sevinir, birlikte ağlarlar. Saraydan uzaktadırlar. Ama, sınır boylarında, bozgunların içinde onlar da vardır. Zalim valilerin, derebeylerin karşısındadırlar. Ellerindeki silâh da sazları ile gönülden gelen feryatlarıdır. Bütün acıları halkla, askerle birlikte çeken bu sanatçılar halkın saygısına dayalı yarı ermiş bir Şaman tipidir. Ellerinde sazları ile imparatorluğu baştanbaşa dolaşırlar. Her yerde iyi karşılanırlar. Köy odalarından ağa konaklarına kadar halkın tesellisi olurlar. Söyledikleri padişahın, sadrazamın kulağına gitmez. Gitmez ama, yine de bir umut ışığı olur ezilmişler için.

Nasıl yetişirler

Türkler İslâm- olmadan çok Önceleri de ozanlar vardı. Ellerinde sazları, oba oba dolaşırlardı, Destanlar, Oğuznâmeler söylerlerdi. Bu destanlar birer canlı tarihti. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu destanî tarih, halkın kahramanlık duygularını ayakta tutar, uyuşukluktan kurtarırdı. Daha sonra, büyük devletler kurulunca da ozanlar büyük halk topluluklarında, ordu içlerinde görevlerini sürdüler. İslâm olduktan sonra da yeni dinin rengine girmekle birlikte eski kahramanlık duygu ve alp erenlik ruhunu kaybetmediler. Ulusun duygu ve düşünce temsilcisi oldular.

Osmanlı çağında halk ozanlarını yetiştiren ocaklar sönmedi. Daha çok gelişti. Bu ocakların başında Bektaşî ve Alevî tekkeleri gelir. Bu tekkelerde saz ve söz dinsel bir kavram kazandı. Gençler buralarda tarikat kuralları ve eğitimi içinde yetiştirilirken bir yandan da sanat eğitimi görürlerdi. Bu, dinsel nitelik taşıyan eğitim sayesinde Tekke Edebiyatı çok gelişti. İçlerinde büyük sanatçılar yetişti.

İkinci kaynak da Yeniçeri Ocağı’dır. Gençler, Ocağa girmeden önce Acemi Oğlanlar okulunda gerekli dersleri görürken bir yandan da edebiyat ve müzik eğitimi görürlerdi. Bu nedenle ordu içinde de âşık edebiyatı gelişti. Bugün de adı unutulmayan usta ozanlar yetişti. Bu eğitimin asıl amacı askere «moral» vermekti. İkinci Dünya Savaşı sırasında bir yenilik olarak bulunan «askere moral verme» yolunu Türk devletleri ilk çağlardan beri bilmekte, uygulamakta idi.

Bu iki önemli ocaktan başka sınır boyları kalelerinde, köylerde, kasabalarda kuşaktan kuşağa geçen sözlü edebiyat geleneği sürmekte idi. Böylece Türk şövalye ruhunun vazgeçilmez bir parçası olmuştur şiir ve müzik…

Her yerde ozan

İmparatorluk sınırları içinde binlerce ozan halkın içinde bir uçtan bir uca dolaştı durdu. Büyük sa- yaşlarda, da ordu ile birlikte yürüdü. Aylar süren yürüyüşlerde askere moral verdi. En tehlikeli zamanlarda askere kahramanlık duyguları vermeye çalıştı, onları hayladı. Bunun en güzel örneğini, kitabımızın Dördüncü Murat bölümünde, Bağdat Seferi sırasında söylenen bol koçaklamalar vermektedir.

Öte yandan ulusun sevinçleri, acıları, güncel olayları ozanın dilinde ve telinde çınladı. Bunların da çeşitli örnekleri kitabın belli bölümlerinde görülecektir.

Canlı tarih

Halkın içinden gelen, ondan hiç bir zaman kop- mayan bu sanatçılar destanları ile, şiirleri ile birer canlı tarih belgesi bırakmışlardır. Tarihlerimizin yazmadıklarını onların bu şiirlerinde buluyoruz. Tarihçi çok zaman olayların geçtiği yerlerden uzaktadır. Ancak, resmî belgelerden, görenlerden, duyanlardan aldığı bilgilere dayanmaktadır. Bir yandan da iktidarların işine geldiği gibi yazmak zorunluğu içindedir.

İşte, elinizdeki bu kitap, bu eksikliği kapatmak amacı ile meydana getirilmiştir. Bu yolda yazılmış birkaç makalemizi gören değerli tarihçi arkadaşlarımızın bizi böyle bir derleme yapmaya heveslendirdiklerini de söylemek isterim. İşe giriştikten sonra, gerçekten ben de doğruyu gördüm. Birçok bilinmeyenlerin, halk edebiyatı içinde yattığını gördüm. Bu bakımdan tarihçilerin bu derlemeden yararlanacaklarını umuyorum. Benden önce de birkaç araştırmacı küçük denemelerde bulunmuşlardı. Özellikle Batılı tarihçiler, halk türkülerinin genel tarihe yardımcı olacağım daha yakından kavramışlardı. Bunlardan birisi «Cezayir Türküleri» adlı küçük bir de eser vermişti. Ben de Cezayir ve Garp Ocakları türkü ve destanlarını topladım. Ama, bu kitaba almadım. Kitabın daha çok büyümesini önlemek için onları başka bir kitapta vermeyi uygun buldum. Çünkü ayrı bir kitap olacak kadar çok malzeme var elimde. Yine, Anadolu Aşiretlerinin kuşaktan kuşağa geçen çok canlı sözlü bir «Tarih» edebiyatı var dosyalarımızda. Bunları da ayrı bîr kitap halinde vereceğim. Bütün bunlar yayın alanına çıktığında tarihlerimizde toplumumuzun görüntüsü başka bir açıdan ele alınacaktır. Böylece, halk edebiyatının bir toplum görevi yaptığı da ortaya çıkmış olacaktır.

Nasıl hazırlandı

Kırk yıla yakın bir süreden beri halk edebiyatı ile uğraşmaktayım. Yüzlerce cönk elimden geçti. Bunlar içinde tarih ve toplum olayları ile ilgili olanları bir araya toplandı ve bu kitap ortaya çıktı. Hepsini de almadım, alamadım. Ancak, gerek konu, gerek sanat yönünden ilginç bulduklarımı aldım. Verdiğim şiirlerin çoğu ilk olarak burada çıkmaktadır, Bir kısmını yerlerini de bildirerek, daha önce yayınlanmış yerlerden aldım. Burada, şunu da belirtmekte yarar vardır, ki ilk olarak burada çıkan şiirlerin ozanlarını da yine ilk defa tanımış olacağız. Halk ozanlarının yaşantılarını elde etmek son kertede güç bir iştir. Ancak, kendi eserleri aracılığı ile az çok bir bilgi elde edebiliriz. Bunun için kitabımız edebiyat tarihimize de yardımcı olacaktır. Ozanlar üzerine ayrıca bilgi vermedim. O, ayrı bir çalışmayı gerektirir. Araştırıcılar buraya bakarak sonuçlar çıkarabilirler.

Kitabı, konulara göre bölümlere ayırdım. Bunu yaparken her bölümü kendi aralarında tarih sırasına göre dizdim. İlk bölüme padişahlardan başladım. Padişahlar devleti temsil ederler. Bütün devlet yükünü ve sorumluluğunu onlar sırtlanır. Bu sorumluluk kimi zaman onların hayatlarına da malolur. Halkın gözünde padişahlar, kutsal birer varlıktırlar. Padişaha saygı sonsuzdur. Ona inanmak, onu korumak, onun ulusunu koruduğuna inanmak, kutsal bir görevdir. Bunun içindir ki, halk en bunalımlı günlerinde padişaha seslenir, onun kurtarıcılığını bekler. Bu yön, verilen şiirlerde açıkça görülecektir. Bunu göz önünde tutarak kitabın adını «Uyan Padişahım» koydum. En umutsuz günlerde devlet adamlarından inancını kaybeden halkın sesi böyle bağırmakta, buna biraz da kızgınlık duygusu karışmaktadır. Halk inanmaktadır ki, devlet başkanı olan padişah yurdun, ulusun mutluluğu için çalışır, hiç bir zaman ezilmesine katlanamaz. Ama olayların gerçekleri padişahtan gizlenmektedir. Bütün kötülükler yönetici devlet adamlarından gelmektedir. Bu olanağı bulamadığı zaman, ayaklanan kişilerin yanında yer alıyor. Bu gibi ihtilâller devlete karşı değildir. Kötü yönetime karşıdır halk… Onun için haykırmaktadır:

Uyan Padişahım…

Cahit ÖZTELLİ

Sh:9-15

Kaynak: UYAN PADİŞAHIM, Hazırlayan : Cahit ÖZTELLİ, MİLLİYET YAYIN LTD. Birinci Baskı: Mart 1970, İstanbul

 

KİTAPTAN ALINTILAR DİĞER YAZILARDA GELECEKTİR

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s