ALEISTER CROWLEY -Okültist, yazar, şair

 

Aleister Crowley

aliester crowley

Aleister Crowley 1929

Doğum

Edward Aleister Crowley
12 Ekim 1875
İngiltere

Ölüm

1 Aralık 1947
İngiltere

Meslek

Okültist, yazar, şair

Aleister Crowley: (d. 12 Ekim 1875 – ö. 1 Aralık 1947), Ünlü İngiliz okültist, yazar, mistik, satranç ustası, dağcı, şair, ressam, astrolog. Eylemleriyle henüz yaşarken “Dünyanın En Kötü Üne Sahip Adamı” şeklinde adlandırılan Crowley,Altın Şafak Hermetik Cemiyeti , A∴A∴, Ordo Templi Orientis gibi farklı okült organizasyonların üyesiydi. Ayrıca Ozzy Osbourne çok ünlü Mr. Crowley isimli şarkısını Aleister Crowley adına yazmıştır.

Hayatı

Aleister Crowley ya da doğum adıyla Edward Alexander Crowley (12 Ekim 1875 – 1 Aralık 1947İngiltere,Warwickshire‘de doğdu.

Babası Edward Crowley bira fabrikası işletmiş ve Aleister doğduğunda emekliye ayrılmıştı. Kökleri Devon ve Somerset ailelerine dayanan annesi Emily Bertha Bishop ve babası Protestanlığın en uç kanadı olan ve Exclusive Brethren olarak bilinen Darbyte’nin üyesiydiler.

Babası Edward Crowley günlük işlerini bitirdikten sonra vaazlar verirdi ve çocuğu için de gündelik Kitâb-ı Mukaddes çalışmaları için özel öğretmen tutmuştu. Babasının ölümünden sonra annesinin oğlu üzerindeki denetimi Crowley’in Hristiyanlığa olan şüphesini arttırmaktan başka bir işe yaramamıştı. Asi oğlunu “The Beast” (canavar) diye çağırmaya başlamıştı ve Crowley hayatının ileriki yıllarında annesinin kendisine İncil’in Vahiy bölümünden alarak taktığı bu lakabı daha sonra kendisi için severek kullanacak ve “günah” olarak değerlendirilen eylemleri hayatın en önemli ve keyifli aktiviteleri olarak görecekti.

1895’de Trinity Koleje gitti. Kolejde felsefe, psikoloji ve ekonomi okudu. Okul yıllarında çeşitli cinsel aktivitelere kendini vermişti.

1896’da üstü kapalı olarak geçtiği bir olay sonrasında kendini okültizm ve mistisizme verdi. Bir sonraki yıl simyacı, mistiklerin eserleri ve büyü üzerine okumaya başladı.

Bir sonraki yıl ilk şiir kitabını (Aceldama) yayınladı ve kendisini Samuel Liddell MacGregor Mathers ve Altın Şafak (Golden Dawn) tarikatıyla tanıştıracak olan Julian L.Baker ile tanıştı.

Bilim ve Büyü

Aleister Crowley insanların spiritüel deneyimler dediği şeyleri araştırmakta bilimsel metodu kullanmak gerektiğini öne sürmüştür. Yayınladığı The Equinox dergisinin sloganı “Bilimin Metodu, Dinin Hedefi” (The Method of Science, the Aim of Religion) idi. Bununla mistik deneyimlerin değersiz görülmemesi gerektiği ancak altta yatan dini veya nörolojik anlama ulaşmak için deneyimlenmesi ve eleştirilmesi gerektiğini kastetmekteydi. Bu yönüyle Crowley kendisinden sonra gelen ve psikodelik (halisünojen) uyuşturucularla bilimsel metodu kullanarak deneyler yapan Dr.Timothy Leary’nin de habercisi gibiydi. Ancak Leary’den farklı olarak Crowley’in metodu kendi Thelema çevresinin dışında bilimsel dikkati pek az çekebilmişti.

Eserlerinden Bazıları

  • The Book of the Law
  • Magick (Book 4)
  • The Book of Lies (Crowley)|The Book of Lies
  • The Vision and the Voice
  • 777 and other Qabalistic writings
  • The Confessions of Aleister Crowley
  • Magick Without Tears
  • Little Essays Toward Truth
  • The Goetia: The Lesser Key of Solomon the King
  • The Confessions of Aleister Crowley : An Autobiography
  • Diary of a Drug Fiend
  • The Holy Books of Thelema
  • Hymn to Lucifer
  • Moon Child

Dış bağlantılar

ALTIN ŞAFAK

Altın Şafak (Golden Dawn), Söcietas Rosicrucıana’nın bazı üyelerince, kesinlikle maji uygulamak için kuruldu. 

1884’de Gül-Haç Derneği’nin üyelerinden biri, Peder R, F. A, Woodford, Gül-haçlılar’ın ilgisini çekebilecek kaba diyagramlar içeren, şifreli yazılmış bazı el yazmaları buldu. Bazıları bu kağıtları Londra’da Farrington Street’teki bir kitap sergisinden aldığını, başkaları Gül-Haç Derneği’nin arşivlerinde bulduğunu söyler. Woodford bu kağıtları, Gül-Haçlı ve bilgili araştırmacılar olan Dr. W, R, Woodman ve Dr. W. Wynn Westcott’a gösterdi, Ardından yardım için, Gül-Haç Derneği’nin bir başka tanınmış üyesi S, L. Mac-Gregor Mathers (daha sonra Glenstrae Kontu Mac Gregor olarak tanınan, ö. 1917) çağırıldı.

Kağıtlar aynı ad ve adresi içeriyordu: Bir Gül-Haçlı Üstat olduğu söylenen Nüremburg’li Bayan Anna Sprengel. Kendisiyle iletişim kuruldu ve biraz gecikme sonrasında, Woodman, Westcott ve Mathers’m Altın Şafak’ın Yıldız Tanrıçası İsis Tapınağı’nı kurmasını ve üçünün de yönetici olmasını sağlayan bir yasa metni dağıtıldı. Bu 1888’de gerçekleşti. Daha sonra İngiltere ve Yeni Zelanda’da başka tapmaklar da yapıldı. Paris’te de bir adet vardı.

Altın Şafak’ın masonluktan çok farklı olduğu anlaşılmalıdır. Yemin bozmanın cezası, zavallı suçlunun, şimşek çarpmış gibi, ansızın ölmesi ya da felç olmasına neden olan majik “irade akımına” maruz kalmasıydı. Altın Şafak, erkek ve kadın üyeleri eşit koşullarda alıyordu. En tanınmış üyelerinden biri Mac-Gregor Mathers’m eşi, ünlü Fransız felsefecisi Henri Bergson’m kız kardeşiydi. Şair ve Nobel ödüllü W, B. Yeats, okült, mistik ve mason konularının tanınan yazarı A. E. Waite, aktris Florence Farr, daha önce Mathers’m yöneticisi olduğu Horniman Müzesi’nin kurucusunun varlıklı kızı Bayan Horniman. İskoç Kraliyet astronomu Peck, yazar Arthur Machen, daha sonra Seylan’da (bugün Sri Lanka) bir Budist keşiş olan Ailen Bennett ve daha sonra söz edeceğimiz şair, dağcı ve büyücü Aleister Crowley aralarına katılan kişilerdi.

Örgütte her üye, kendisinin seçtiği Latince bir sözle tanınırdı. Örgütün her derecesinin kendine özgü bir ayini vardı19 ve derecelere girmeden önce her aday, sınamalar yoluyla, uygulamak maji etkinliklerinde yeterliliğini kanıtlamak zorundaydı. Bu etkinlikler sayısızdı ve ruh çağırma, kehanet, durugörü, duruişiti, tılsımlar yapmak, kehanette bulunmak, Tarot ve Kabala simgeciliği, Hanok (Enoch) Tabletleri’ni kullanma, Hanok satrancı (satranç taşı yerine tanrıların heykelciklerinin olduğa bir tür Doğu satrancı), türlü Gül-Haçlı renk ölçekleri ya da sistemlerinin kullanımı, majik silahların yapımı ve kutsanması, geomansi, astroloji, tanrı görünümüne bürünmek ve daha birçok çalışma. Altın Şafak’ın dereceleri şöyleydi: İlk derece girişti ve Neofit 0=02° deniyordu, ardından gelenler Zelator 1 = 10, ardından Theoricus 2=9, Practicus 3=8, Philosophus 4-7. Çok az üye sonuncuyu geçebilirdi. 0=0 ile 4=7 arasındaki dereceler Altın Şafak’ı kapsıyordu. Ancak bunun ötesinde, Rosae, Rubae et Aurae Crucis diye bilinen İç Örgüt vardı. Burada ulaşılması çok güç üç derece vardı. Bunlar Adeptus Minör 5=6, Adeptus Majör 6=5 ve Adeptus Exemptus 7=4. Örgütün, insanüstü bir yapıda olan bilinmeyen başkanlarca yönetildiği sanılırdı. Bunlar, Gümüş Yıldızın Gizemli Üçüncü Örgütü’ndendi (Argentinum Astrum ya da kısaca A.A.) ve bu üstün varlıklar son üç dereceye ulaşabilirdi, Magister Templi 8-3, Magus 9=2 ve Ipsissimus 10=1.

1891’de Dr. Woodman ansızın öldü ve 1897′ de Dr. Wynn Wescott beklenmedik bir anda istifa etti. Dr. Wescott Londra’da adli tıpta çalışıyordu ve buradaki etkinlikleri bir şekilde dışarı yansıtılmıştı, istifasının nedeninin, söylenilene göre, herhangi bir adli tıp görevlisinin bir maji uygulayıcısı olmasmm eleştirilmesiydi. Bu olaylar Mathers’ı Altın Şafak’m karşı gelinmez başı yaptı. Tek başma beşerî varlığa açık olan en yüksek derece Adeptus Exemptus’du ve görünmeyen üstlerle kalan tek bağdı. Onlarla, Bayan Mathers’ı medyum olarak kullanarak iletişime geçiyordu, ancak bir kez Boulogne Ormanında bu Üstatlardan üçüyle buluşmuştu ve Örgütün tek başkanı olduğu onayladılar.21

Mathers 1899’da, bir Altın Şafak tapınağının bulunduğu Paris’e taşındı.

1898’de Aleister Crowley (1875-1947) Altın Şafak’m bir üyesi oldu ve ertesi yılın yarısı geçmeden Philosophus derecesine yükseldi. Mathers Paris’e gittiğinde, Crowley diğer üyelerle anlaşmazlığa düştü ve 1900’de o da Paris’e gitti. Mathers onu Adeptus Minör derecesine yükseltti, ancak döndüğüne, Londra Tapmağı üyeleri derecesinin yükseldiğini gösteren belgeleri vermedi. Crowley hızla Paris’e geri döndü ve Mathers inatçı üyelerin belgeleri koşulsuz olarak teslim etmelerini emrederek, onu Londra Tapınağına elçisi olarak gönderir. Crowley Tapmağa bir İskoç kabile reisi kılığında gitti, üzerinde İskoç eteği ve hançerler vardı, yüzünü de ağır bir makyajla boyamıştı.25 Belgeleri aldı, ancak başkaldıranlar yasal yollarla Tapınak’ın mülkünü elde etmişlerdi. Mathers’dan ayrıldılar ve önce Stella Matutina adında ayrılıkçı bir topluluk kurdular, bu topluluk daha sonra bölümlere ayrıldı ve sonunda tümüyle dağıldı.

Mathers’m majiyi konu alan “Book of Abramelin”i (Abramelin Kitabı) çevirdiğinden söz etmiştik. Crowley, bu kitapta tanımlanan majik ayinleri uygulamak amacıyla İskoçya’da Loch Ness yakınlarındaki Boleskine’de bir tapınak yaptırdı. Başlıca amacı Kutsal Koruyucu Meleğini çağırmaktı. Bu arada, Crowley kendini Vahiy’de 666 sayısıyla geçen yaratıkla eşleştirmeye başlamıştı. Kendine sık sık Yunanca yaratık anlamına gelen Therion derdi.

Crowley çok yolculuk yapardı. Meksika’ya gitmiş ve Himalayalar’a tırmanmıştı. 1904’te, kâhinliğini yapan karısıyla (Sir Gerald Kelly’nin kız kardeşi) Mısır’a gittiler. Dairelerinde Mısır tanrılarını çağırmaya başladırlar. Kahire Müzesine gitmeleri söylendi. Koridorlarda gezerken, 26. Sülale döneminde, ahşaptan bir anıtın üzerine çizilmiş olan Horus’un Ra-Hoor-Khuit biçimindeki resmi önünde durdular.” Bu resimle özellikle ilgilenmişlerdi, çünkü tanrılar kâhine Horus’u uyandırmak üzere olduklarını söylemişti ve sergilenen bu resmin numarasının 666 olması oldukça tuhaftı. Birkaç gün sonra kâhine başka bir mesaj geldi. Crowley’nin tapmağa gidip duyduklarını yazması gerekiyordu. Tapınağa gitti ve üç gün sonra döndü. Yazdıkları kendisine, en üst derecede bir melek olan Aiwass adında bir varlık tarafından aktarılmıştı. Bu yazı çok sonra “Liber Legis” ya da “Yasa Kitabı” olarak yayımlandı. Bu, Crowley tarafından kurulacak olan yeni bir din sisteminin kutsal kitabıydı. Kitap, varolan dinlere saldırının oldukça vahşi ve küfürle gerçekleştirmiş olduğunu, ancak Crowley içindeki pasajları asla anlayamadığını öne sürer. Nümerolojik sayılabilecek bir de bulmaca vardı. Güney Afrika’da eski bir matematik öğretmeni olan Crowley’in izdeşlerinden biri, gizemi çözmek için çok uğraştı. Zavallı adam sonunda intihar etti.

Kahire’deki büyük vahyin sonucunda, Crowley Altın Şafak’ta yüksek bir dereceye ulaştığına karar verdi ve Mathers’a, gizli güçlerin örgütün başkanlığını kendisine verdiğini yazdı.

İlk başta Crowley, dünyadaki görevini sonradan alacağı kadar ciddiye almadı. Ancak, o günden sonra herkese, hatta yabancılara bile, “Ne yaparsan yap, yasanm bir parçası olacaksın” demeye başladı. Buna verilecek doğru karşılık şöyleydi: “Yasa sevgidir, isteyerek sev”, ancak çok az kişi doğru karşılığı verdi. Bu sözler Liber Legis le yer alır. Ancak, Aiwass bunu Rabelais’ten almış olmalıydı ve Crowley, seks büyüsü uygulamak için 1920’de Sicilya’da kurduğu örgütün adını Thelema Manastırı koydu, bu da aynı yazardan alman bir addı.

Crowley 1906’da Çin’e gitti. Orada, Tapmak Üstadı olmasına neden olduğuna inandığı majik ayinlerini sürdürdü. 1916’da Amerika’dayken bir adım daha ilerledi ve Magus derecesine yükseldi. Bu derecenin ayini, Incil’den bazı metinlere küfrederek bir kaplumbağayı çarmıha çakmaktı. Son olarak, 1921’de Sicilya’da son dereceye ulaştı, Ipsissimus, ve bunun ayini ise Deliliği çağırmaktı.27

Bundan böyle Crowley Argentinum Astrum’un denetimi altında olduğuna karar verdi.

Sh: 316-319

W. B. Crow , Büyünün, Cadılığın ve Okültizmin Tarihi ,çeviri: Fulya Yavuz, Dharma

 

NECRONOMİCON- Kara Dünyanın Kitabı-Kara Büyü

 Kabala’nın yaratılmasından çok önce tapınılan ve çağırılan eski çağlara ait güçler vardır. Bunlar Sümer inancındaki kadimlerdir ve Aleister Crowley’in majisinde[1] ve H. P. Lovecraft’ın mitosunda yaşarlar. Dünyayı bir kez daha yönetmek için kapının hemen ardında beklemektedirler…

Dee-Necronomicon_Sayfa_575_Görüntü_0001Uzun süredir kayıp olan sihirbazın elkitabı, büyülü sözler ve çağırışlar, ruhları defetme ve bağlama yollarını içerir. Ama bunlar düşüncesizce kullanılmamalıdır. Sadece, Abdül Alhazret’in, Kara Dünyanın Kitabı’nı tamamlamasına engel olan kaderini bile düşünmemiz yeterlidir. Ve hatırla ki, NECRONOMİCON’da çağrılan güçler için etkili bertaraf ediciler yoktur.

‘NECRONOMICON’un majisi kurcalanacak bir şey değildir ve seni baş edemeyeceğin psikolojik güçlere maruz bırakabilir. Şunu daima hatırla, eğer efsunlar konusunda acemice davranırsan uyarılacaksın.’

Fate Dergisi

GİRİŞ

1920’lerin ortasında, bir zamanlar Warlock Mağazası’nın olduğu Brooklyn Heights’tan aşağı yukarı iki blok ötede, sessiz ve her şeyden elini eteğini çekmiş bir adam olan, iki yıllık karısından en sonunda boşanarak ergenliğini geçirdiği ve iki teyzesiyle kaldığı Rhode Island’daki evine dönen bir kısa öykü yazarı yaşamaktaydı. 20 Ağustos 1890’da doğan Howard Phillips Lovecraft, 1923’te Weird Tales dergisi ile yakaladığı ilk başarılarının güdük kaldığı edebiyat dünyasında bir etki yaratmak için çaba harcayacaktı. 15 Mart 1937’de 46 yaşındayken bağırsak kanseri ve Bright hastalığının kurbanı olarak trajik biçimde öldü. Dee-Necronomicon_Sayfa_366_Görüntü_0001

Dashiell Hammett gibi şöhretli insanların, hem yurt içinde hem de yurtdışında basılması için antolojiye koyarak onun çalışması ile ilgilenmesine karşın, kendisine genellikle bahşedilen ‘Gotik Korkunun Babası’ ününü, seçilmiş mektuplarının bir cildi ve biyografisi gibi çalışmalarının çeşitli kitabevleri tarafından muazzam çoklukta yeniden basılmasına kadar geçen birkaç yıla dek gerçek yerini bulmadı. 1975’te, aylık Atlantic dergisinin Temmuz sayısında, Louis Borges’in ‘H.P. Lovecraft anısına’ başlığıyla, ‘There Are More Things’ adında bir hikayesi yayınlandı. Borges gibi edebiyatın önemli kişilerinden birinin yaptığı bu jest Lovecraft’ın, ölümünden kırk yıl sonra, Amerikan edebiyat tarihinde hak ettiği yere nihayet yükseldiğinin bir göstergesi idi kuşkusuz.

Dee-Necronomicon_Sayfa_210_Görüntü_0001

Lovecraft, Weird Tales dergisinde yazısının yayınlandığı yıl bir başka beyefendinin daha adını görmekteydi ama İngiliz tabloid basınında. Sunday Express’in baş sayfasında ALEISTER CROWLEY’İN YENİ UĞURSUZ İFŞALARI yazısını okumaktaydı. Haber, kötü şöhretli majisyenin ilk takipçilerinden birinin (ya da gerçekte, takipçilerinden birinin karısının) Sicilya, Cefalu’daki Thelema Manastırı’nda ölen kocasından Crowley’i sorumlu tutan tanıklığı ile ilgiliydi. Kötü basına, gizli örgütlerin kafalarda oluşan hayali tehlikeleri de eklenince Mussolini, en sonunda Yüce Canavar’ı (The Great Beast)

İtalya’dan sürgün etmek zorunda kaldı. Gelecek haftalar ve aylar boyunca İngiltere’deki gazetelerin sayfalarını korku hikayeleri dolduracaktı: satanik ritüeller, kara kitle ayinleri, hayvan hatta insan kurban etmeler rapor edildi -ya da bu konularda bile bile yalan söylendi-. Çünkü, hikayelerin çoğu gerçek olmasa ya da fantastik abartmalar bile olsa tek bir şey belirgindi: Aleister Crowley bir majisyendi, ilk sıradakilerden biri.

Dee-Necronomicon_Sayfa_128_Görüntü_0001

12 Ekim, 1875’te İngiltere’de -Shakespeare ile aynı bölgededoğan Edward Alexander Crowley, ‘Plymouth İhvanı’ adında bir tarikatın üyesi olan katı, fundamentalist, dindar bir ailede büyüdü. Ona, (‘Book of Revelation’ kitabındaki atıftan sonra) meşhur olacağı şu ‘The Beast 666’ ismi ve sayısı ile hitap eden ilk kişi annesiydi ve o da bu unvanı gönülden kabul etti. Cambridge’de okurken ismini Aleister Crowley olarak değiştirdi; bu isim ve ona eklediği ‘666’ ile hiçbir zaman kitaplardan ya da basından uzak olmayacaktı. Çünkü kendisinin bir tanrı, bir kadim enkarnasyonu[2], insanlık tarihini Yeni Çağ’a, Osiris’in eski çağının yerini alacak Horus’un Eon’una aktaracak aracı kişi olacağına inanıyordu. 1904’te, Lovecraft’ın ‘Dış Uzaydan’ diyebileceği bir yerden, yeni bir felsefe, bilim, sanat ve din sistemini, Yeni Dünya Düzeni’ni içeren bir mesaj aldı, ancak bu yeni düzen, bir ana bölüm ve bu dördününün de ortak paydası ile başlamalıydı: Maji ile.

Dee-Necronomicon_Sayfa_234_Görüntü_0001

1937’de, Lovecraft’ın öldüğü sene, Naziler, aralarında Crowley’in yönettiği iki tanesinin de bulunduğu, Almanya’daki okült[3] locaları yasakladılar: A.:.A.:. ve O.T.O’yu. Crowley, ikincisine İngiltere’de başkan seçilmişti, ilkini bizzat kendisi kurmuştu. Onun, bir şekilde, majik anlamda Üçüncü Reich’ten sorumlu olduğuna inananlar bulunuyordu, bunun için iki sebep vardı: ilki, Yeni Dünya Düzenlerinin ortaya çıkışı genellikle holocaustlara[4] neden olmuş gibi görünüyordu ve ikincisi onun, Adolf Hitler’in aklını etkilemiş olması gerektiğinin söylenmesiydi. Crowley ve Hitler’in hiçbir zaman karşılaşmadığı neredeyse kesinken, Hitler’in Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki ilk günlerde bazı okült localara mensup olduğu biliniyordu. Bunlardan biri, Hitler’in, Üçüncü Reich adına, iğrenç sembolü Swastikayı[5] benimseyeceği, Arianların ırksal üstünlüğü öğretisini vaaz eden Thule Gesellschaft[6]’idi. Crowley’in, Nazizmi bütün biçimleri ile, yalnızca küçümsediği, pek çok yazısında, özellikle de otuzların sonlarında yazdığı denemelerinde açıktır. Crowley, Nazizm olgusunu, anti-semitizmi ve Reich’in liderliğinin büyük bölümünü nitelendiren çeşitli türdeki deliliklere ve ‘psikolojik tıkanıklıklar’a yol açmış, kendi taraftarlarına ilişkin katı ahlaki sınırlamalar içinde bulunan bir Hıristiyanlık yaratığı olarak düşünür görünmektedir. Yine de, bu yıllarda Dünya’yı içine çeken kaosun Crowley’in Liber Al vel Legis’inde (The Book of the Law) peşin olarak anlatıldığı ve öngörüldüğüne dair belki de çok az şüphe duyulabilir.

MİTOS ve MAJİ

Lovecraft’ın kısa öykülerinin pek çoğunun özü ile Crowley’in eşsiz törensel maji sisteminin ana temalarını yararlı biçimde kıyaslayabiliriz. İkincisi, inisiyeyi[7] Jungcu üstatların edilgen derinlik analizlerine karşı, (‘hasta’nın kendisi tarafından meydana getirilen) etken ve dinamik bir bireyleşme süreci sonunda daha yüksek benlik ile temasa geçme haline hazırlamak niyetinde olan sofistike bir psikolojik sistemken, Lovecraft’ın Cthulhu Mitosu yalnızca eğlence amaçlıdır. Okurları, elbetteki, Lovecraft’ın yazdıklarında, sanatın herhangi bir tezahürüne yapılabileceği gibi, daha yüksek, daha öte motifler bulabilirler.

Dee-Necronomicon_Sayfa_291_Görüntü_0001

Lovecraft, Cthulhu Mitosu’nda ışığın ve karanlığın, Tanrı ile Şeytan’ın zıtlaşan güçleri arasındaki mücadelenin bir tür Hıristiyan mitini resmetmiştir. Bazı eleştirmenler bunun gerçek Hıristiyan dogmasından çok, Manicilik[8] sapkınlığı koktuğu şikayetinde bulunabilirler. Yine de bir papaz ve öncesinde bir rahip olarak, bu dogmanın ne yazık ki müminlerin çoğunluğu tarafından olması gerektiği öneminden uzak olduğunu söylemenin adil olacağına inanıyorum. Şeytana ve iyinin ve kötünün neredeyse denk güçlere sahip varlıklarına karşı girişilecek bir savaş fikri belki de en iyi şekilde, Doğu’nun Ortodoks kiliseleri arasındaki kişisel iblis ve kişisel melek ortak inancı ile açıklanmıştır. Bu kavram Roman Katolik Kilisesi tarafından –belki de bilinçaltında- öyle bir noktaya dek abartılmıştır ki, editörün sahip olduğu bir dua kitabının içerdiği Havari Aziz Andrew Bayramı için yapılan 30 Nisan tarihli bir gravür ‘Ecce Qui Tollis Peccata Mundi’-Dünyanın Günahlarını Alıp Götürene Bakın’ altyazısını taşır ve üzerindeki resim bir atom bombasına aittir!Dee-Necronomicon_Sayfa_364_Görüntü_0010

Mitosta, iki temel tanrı ‘takımı’ vardır: haklarında Hıristiyanlık inancındaki ‘Işık’a tekabül ettikleri, insanoğlunu kurtarmak için gelen, yıldızlara ait bir ırk oldukları dışında pek fazla şey ifşa edilmeyen Yaşlı Tanrılar ve haklarında bazen muazzam ayrıntılarla çok fazla şey anlatılan ve ‘Karanlık’a tekabül eden Kadimler. Bu ikinciler insan ırkı için hastalıktan başka bir şey istemeyen ve sürekli olarak dışarıdan doğru, bir kapıdan geçerek dünyamızın içine girmeye uğraşan Kötü Tanrılar’dır. Aramızda, kendilerini kadimlere adamış ve kapıyı açmaya, böylelikle bu, görünüşte tiksindirici örgütün bir kez daha Dünya’yı yönetmesini sağlamaya uğraşan kişiler vardır. Kadimlerin şefi, bir deniz canavarı olarak temsil edilen, eski çağlara ait bir tür, Okyanus’un muazzam derinliklerinde ikamet eden Cthulhu’dur. Lovecraft’ın arkadaşı August Derleth onu yanlış bir biçimde bir ‘Su Elementali[9]’ olarak adlandırır. Aynı zamanda Kaos’un kör ve aptal tanrısı, Azathoth, Kaos’ta Azathoth’un ortağı Yog Sothot, ‘bin yavrulu keçi’ Shub Niggurath ve diğerleri de vardır. Bunlar, çeşitli zamanlarda Cthulhu Mitosu’nun öykülerinde kahramanların, cehennemi şeyleri geldikleri yere gönderme girişimlerindeki güçlerini ve becerikliliklerini sınayan korkutucu biçimlerde ortaya çıkarlar. Bu sayfalarda, insan sanki fiziksel güvenliğinden başka, spiritüel doğasını tehdit eden bir şeylerle temas kuruyormuş gibi ilkel korku ve kozmik dehşete dair egemen bir duygu vardır. Bu korku kozmolojisi NECRONOMİCON kitabının sık sık ortaya çıkışıyla daha da yayılır.Dee-Necronomicon_Sayfa_195_Görüntü_0001

Lovecraft’ın öykülerine göre, NECRONOMİCON, M.S. sekizinci yüzyılda ‘Deli Arap’ lakaplı, Abdul Alhazred tarafından Damascus’ta yazılmış bir cilttir. Hikayelerden birinde 700’lü sayfalardan bir tanesinin bazı eksik kısımları olduğuna dair bir gönderme bulunduğuna göre, kitabın uzunluğu aşağı yukarı 800 sayfa olmalıdır. Çeşitli dillerde -diye devam eder hikaye- kopyalanmış ve yeniden basılmıştır. Bunlar arasında Latince, Grekçe ve İngilizce vardır. Elizabeth döneminin ünlü majisyeni, Doktor Dee’nin bir nüshaya sahip olduğu ve bunu tercüme ettiği sanılmaktadır. Mitosa göre bu kitap inanılmaz şeyleri, insan ruhunun Uçurumu’nda (Abyss) ve Dış Uzayı’nda (Outer Space) ikamet eden varlıkları ve canavarları çağırıp görünür duruma getirmenin formüllerinden oluşmaktaydı.

Bu tür kitaplar gerçekte vardır ve gerçekten de varolmuştur. İdris Şah, Arap majisyen Abdül-kadir tarafından yazılan, şimdiye kadar yalnızca bir tek nüshasının bulunduğu Gücün Kitabı’nın (Book of Power) bir kopyasını bulmak için yürüttüğü araştırmadan bahseder (Bkz. The Secret Lore of Magic-İdris Şah). Barrett’in The Magus’u gibi, Hz. Süleyman’ın Anahtarları da (The Keys of Solomon), bütün bu çalışmalar son on beş yıl ya da ona yakın bir zaman içinde, nihayet tekrar basılana kadar, benzer bir üne sahipti. Yüzyılın ünlü İngiliz ve Amerikan okült locası Altın Şafak’ın, bir başka Arap tarafından yazılan ‘Negatif Varoluşun Peçeleri’ (Veils of Negative Existence) adlı bir elyazmasına sahip olduğu söylenmektedir.Dee-Necronomicon_Sayfa_148_Görüntü_0001

Bunlar sihirbazların kitaplarıydı ve çoğunlukla, törensel majiye dair metinlerden oluşan kitaplar ve ansiklopediler anlamına gelmiyorlardı. Bir başka deyişle, sihirbaz ya da majisyenin, tıpkı bir aşçıdan ‘yumurtaların Benedicti’nin ruhunu çağırmadan önce yumurtaları çırpmayı çok iyi bilmesinin’ beklenmesi gibi, karmaşık bir majik ritüeli yerine getireceği elzem bir bilgi ve eğitime sahip olması umuluyordu. Grimoire’lar ya da Kara Kitaplar, yemek kitapları gibi, bir tema üzerinde yapılan çeşitlemeler, daha önceki majisyenlerin neler yapmış olduğuna, bağlantı kurdukları ruhlar ve kazandıkları başarılara dair farklı kayıtlardı. Şu an, bu çalışmaları okuyan majisyenlerden, bir simyacının kendi konusundaki bir eserde kasten yapılmış hataları fark etmesi ile çok benzer bir yolla, sapı samandan ayırması beklenmektedir.

Öyleyse, bir acemi için ruh çağırma alıştırmaları yapmak için Lesser Key of Solomon gibi, törensel majiye dair bir çalışmayı öğrenmek delilikti(r). Aynı zamanda Crowley’in Magick in Theory ve Practice çalışmasını da aynı niyetle pratik anlamda öğrenmek akılsızlık olacaktı. Her iki kitap da kesinlikle yeni başlayanlar için olmadığı gibi söylediklerinin doğruluğu sık sık kanıtlanabilecek şeyler de değildir. Ne yazık ki, dehşet verici NECRONOMICON da belki bu kategori içinde yer alır.Dee-Necronomicon_Sayfa_084_Görüntü_0001

Crowley’in majisi, onun geçmiş uygarlıkların ve kadim zamanların yasaklanmış ve unutulmuş bilgisi üzerine yaptığı araştırmalarda bulduklarının kanıtıydı. Book of the Law kitabı 1904 İlkbaharı’nda Kahire’de, kitabı oluşturan üç bölümü kendisine dikte ettiren Aiwass adında insan-evveli entelijans ile temas kurduğuna inandığı sırada yazılmıştı. Herhangi bir başkasından daha fazla etkilemişti, bu onu ve hayatının geri kalanı bunu tam olarak anlamakla ve mesajlarını dünya tarafından bilinir hale getirmekle geçti. O kitap da görünmeyeni çağırarak görünür hale getirmek için gerekli formülleri içeriyordu ve sayfaları içinde dönüşümün gizleri saklıydı, ancak Crowley’in bu kendi NECRONOMICON’u Ortadoğu’da, Gize’deki Büyük Piramit’in gölgesinde alınmıştı ve içinde yalnızca Güzel ile ilgili değil, hali hazırda insanlığı beklemekte olan Çirkin ile ilgili şeyler de yazılıydı.

Crowley’in felsefesini, ‘Ne istersen onu yap, kanunun hepsi budur’ şeklindeki Rabelaisci cümlenin nakaratı olmasından başka, özete indirgemeye yönelik bir girişim beyhude olacaktır. Bu cümle kalıbının gerçek anlamını açıklamak ciltlerce kitap tutar, ancak kabataslak söylersek bilinçli benliğin birleşmesi, melek saf ve tekamül etmiş benliği belirtecek şekilde, ‘Kutsal Koruyucu Meleğin Bilgisi ve Konuşması’ ayini ile doruk noktasına yükselen bireyleşme süreci ile ilgilidir.

Dee-Necronomicon_Sayfa_572_Görüntü_0001

Yine de, benliğe giden yolda pek çok tehlike ve zaferin ilan edilebilmesinden önce geçilmesi gereken bir uçurum vardır. Demonlar, vampirler, psişik sülükler, arzu dolu majisyene her bir açıdan, büyüsel çemberin her yönünden yaklaşan dehşet verici biçimlerdir ve majisyeni mahvetmeden yok edilmeleri gerekir. Crowley engelleri aştığını ve bilgi uçurumunu geçtiğini, gerçek benliğini bulduğunu iddia ettiğinde, bunun, Hıristiyanlar’ın İblis’i temsil ettiğini düşündüğü, Book of Revelation kitabındaki Canavar (The Beast) 666 ile özdeş olduğunu gördü. Aslında Crowley, bilgisinin, kitaptaki bu girişi aralayan dizeleri ilan etmesine yol açtığı, Mezopotamya’daki Yezitler’in, sözde ‘iblise-tapan’ kültünün Shaitan’ına (Şeytan) hayranlıktan başka bir şey beslemiyordu. Çünkü Yezitler’in yüce bir sırra ve zamanın gerilerine, Osiris’in güneş kültlerinin, Mithra’nın ve İsa’nın ötesine, hatta Yahudi dininin ve İbrani dilinin oluşumundan bile öncesine uzanan yüce bir geleneğe sahip olduklarını gördü. Crowley, Ay’ın tapıldığı zamandan önceye, ‘Zamanın Dışındaki Gölge’ye geri gönderiliyordu ve bu zamanın içinde, o farkına varsın ya da varmasın ‘Cthulhu’nun Çağrısı’nı duyuyordu.

Dipnotlar

[1] Aleister Crowley’e göre maji, irade doğrultusunda değişiklik yaratmanın sanatı ve bilimidir.

[2] Vücut bulma

[3] Bâtıni. Bilinmeyen bilimi.

[4] Toplu ölüm.

[5] Gamalı haç

[6] Hitler’i iktidara getiren, Dünya’daki siyasi , kültürel ve askeri hareketleri yönlendirmeye çalışan gizli Alman örgütü.

[7] Erginlenme, Tekris

[8] İranlı düşünür Mani’nin III. yüzyılda kurduğu ve iyilik kötülük esasına dayalı dinî doktrin, Manihaizm.

[9] Water Elemental: Saf Su, Suya ait…

Dee-Necronomicon_Sayfa_222_Görüntü_0001Dee-Necronomicon_Sayfa_277_Görüntü_0001

Kaynak: H.G. Ginger , NECRONOMICON, Kara Dünyanın Kitabı, ALTIKIRKBEŞ YAYIN, 2005 Kadıköy, İstanbul

Dee-Necronomicon_Sayfa_202_Görüntü_0001

BAŞA DÖN

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s