HACI MUSTAFA TÂKÎ Kaddesa’llâhu sırrahûl aziz EFENDİ

1873de Sivas’ta doğdu. Mehmet Selim Efendi’nin oğludur. İlk ve orta öğrenimini Sivas İbtidai Mektebi ve Rüştiyesinde tamamladıktan sonra 19 Ekim 1887’de Sorgu hâkim yardımcılığı ile Adliye hizmetine girdi. l Kasım 1891’de Hafik İlçesi Sorgu Hâkim yardımcısı oldu. 17 Nisan 1894 – 29 Haziran 1913 tarihleri arasında Sivas Adliyesinde Zabıt Kâtibi, Başkâtip ve Mahkeme Üyesi olarak görev yaptı. 13 Kasım 1914’te Sivas Sultanisi Arapça Öğretmenliğine atandı. Öğretmenlik görevini 22 Nisan 1920’ye kadar sürdürdü.

TBMM’nin 1. Dönemi için yapılan seçimlerde Sivas Milletvekili olarak 23 Nisan 1920’de Meclisin açılışında hazır bulundu. Şer’iye, Evkaf, Adalet, İrşad, Anayasa, Dilekçe, Millî Eğitim komisyonlarında ve memurin Muhakematı Tetkik Kurulunda çalıştı. III. Toplantı yılında bir süre Dilekçe Komisyonunun Başkanlığını yaptı. Dönem içinde yedi adet gizli oturumda olmak üzere kürsüde toplam kırküç adet konuşma yaptı. Beş adet kanun önerisi verdi.

1. Dönemde Milletvekilliği sona erince yeniden hizmet isteminde bulunması üzerine 10 Kasım 1923’te Sivas İmam Hatip Okulu Hadis ve Arapça Öğretmenliğine atandı. Bu görevde iken l Ağustos 1925’te Sivas’ta öldü. Kabri Yukarıtekke olarak bilinen “Abdulvahap Gazi” kabristanlığındadır. Evli olup yedi çocuk babası idi. Ailesi DOĞRUYOL soyadını almıştır. Mecliste ve Millî Eğitim Bakanlığındaki kayıtlarda Mustafa Tâkî olarak geçmesine mukabil nüfus kaydında adı sadece Mustafa’dır.

İlmi Şahsiyeti:

 

Arapça ve Farsça’yı çok iyi bilen Mustafa Tâkî Efendi kelam ilminde ihtisas sahibidir. Ayrıca, fıkıh ve tefsir hocalığı da yapmıştır. Sırat-ı Müstakim, Sebilü’r-reşad ve Beyanü’1-hak dergilerinde birçok yazısı yayınlanmıştır. Aynı zamanda da tasavvuf şairi olan Mustafa Tâkî Efendi, Meclis-i Mebusan’da Tokat Mebusu olan Mustafa Haki Efendi’ye müntesiptir. Onun vefatından sonra yazdığı mersiye Mustafa Tâkî Efendi‘nin şairlik yönüne ışık tutmaktadır. Yine Sivasta hizmetleri ile tanınan İhramcızâde İsmail Hakkı Efendinin manevi üstadı olarak bilinir.

Mustafa Tâkî Efendinin Düşüncesi:

 

Mustafa Tâkî Efendi, makalelerinde dini, ilmi, siyasi ve içtimai meselelere değinir. Onun yazılarında bir Asr-ı Saadet özlemi görürüz.

Ümmetçi bir görüşe sahip olmasının tabii bir sonucu olarak dünyanın, diğer yerlerindeki müslümanların içler acısı durumunu yazılarında serdeder ve onlar için son ümit kaynağının “Anadolu Müslümanlığı’nın başarısında yattığını görür. Halkın mücahede ve mücadele şevkini artırmak için, ilk müslümanların çektiği çilelerden ve fedakârlıklarından bahseder. “İdad-i kuvvet”! bir farz-i ayn olarak görür. Tâkî Efendi kendi düşüncelerini Sırat-ı Mustakim, Sebilür’Reşad, Bayanü’l-Hak mecmualarında yayınlamış ve meclis konuşmalarında bütün beyanatlarında fikriyatının genel hatlarını yansıtacak tarzda yapmıştır.

Eserleri:

Tarih-i Nur-u Muhammedi: Eser 1921-1923 tarihleri arasında Sivas matbaasında basılmıştır. Eser on yedi cüz’den oluşmaktadır. Her cüz’ü değişik matbaalarda bir risale olarak yayınlanmıştır. Eserde Hz. Muhammed (s.a.s.)’in hangi soydan geldiği, soydan soya nasıl nüzul ettiği ve hayatı hakkında malumatlar bulunmaktadır. Eserde faydalanılmış olan kaynaklar eserin sonunda yer almaktadır. Eserin on yedinci cüz’ü 1925 tarihinin Ramazan ayında İstanbul Öğüt Matbasında basılmıştır.

Kırk Hadis veyahut İlmihali Siyasi ve İctimai: Kırk Hadis-i Şerif öğrenip, ümmet-i muhammede nakledenlere Peygamberimiz (salla’llâhu aleyhi ve sellem)in şefaat edeceğine dair hadisinden hareketle kaleme alınmış bir eserdir. Eserin üzerindeki ismi yukarıda verildiği gibidir. Yazar künyesinde, muharriri; Sivas Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyyeti efradından Selim Efendizâde Mustafa Tâkî yazılıdır. 1327 yılında Mithat Paşa Sanayi Mektebi Matbaasında basılmıştır. Her ne kadar “Kırk Hadis” olarak zikrelidilse de eserin içerisinde konu ile alâkalı altmış hadis vardır. Zaten son kısmında Tâkî Efendi kırk hadisten sonra ilgili yirmi hadis daha ekleyerek böyle bir eseri meydana getirdiğini belirtmiştir.

Eserin takdiminde hamdele ve salveleden sonra şunları yazmıştır;

“İnsan için bir dinini bir de dünyasını bilmek lazımdır. İşte bunun için her sözü tanrımızın vahyi ile buyurmuş olan Peygamberimiz “aleyhis-salatü ves-selâm” efendimizin mübarek ağızlarından çıkan hadisi şeriflerinden kırk hadisi şerif yazacağım. Elbette o mübarek sözlerin her biri canımız feda edercesine muhabbetle aşk ile dinler ve böylece de gideriz…”

Darendeli H. Hasan Akyol kuddise sırruhu’l-âlînin el yazısı ile istinsah ettiği nüshası Sivas Kemaleddin İbn-i Hümam Vakfı Kütüphanesindedir. Matbu Tarih-i nur-u Muhammedi cüzleri ile; Sivaslı İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak kuddise sırruhu’l-âlî Efendinin “Yâre Yâdigar” adlı mevlidiyle bareber siyah deri ciltli bir kitaptır. 18.1.1393 Rumi tarihinde istinsah edilmiştir. 13X18 ebadındadır. Kitabın son kısmında ilave hadislerde mevcuttur. Altmış hadisin bulunduğu bölüm 36 sayfa, tamamı 51 sayfadır. H. Hasan Akyol tarafından rika hattı ile yazılmıştır.

Sivastan yetişen bu ilim ve fikir adamımızın milletimizin zor günlerinde, özellikle milli mücadele vaktinde ve daha sonra mebus (milletvekili) olarak Cumhuriyetin temellerinin atılmasında üstlenmiş olduğu rol çok büyüktür. Gerek ilmi şahsiyeti, gerekse düşünce yapısıyla milletini seven, memleketine ve dinine hizmet eden bir büyüğümüzdür.

Sivas Yukarıtekke Kabristanlığında Bulunan Kabri Şerif-inin Mevkisi

yukarıtekkemustafa taki Efendi (2)

BAŞA DÖN

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s