ALLAH TEÂLÂ CÖMERTTİR

Muhakkak Allah Teâlâ, İslâm’a hizmet edenin karşılığını ödemiştir. Buna bugün bir daha iman ettim.

Şerli zamanlarda hakkı haykıran olmak normal zamanlardakine benzemediğini ve mükâfatının husûsî olduğunu bir daha gördüm.

Sûi-zanna düştüğümüz hallerden Allah Teâlâ’m bizleri afv buyursun Âmîn.

İhramcızâde İsmail Hakkı

Allah Teâlâ mahlûkatı yaratmış, her şeyi tam yerli yerince koymuştur. Bir kul, Allah Teâlâ’nın fiillerinden kendi ilmine, zevkine ve tab’ına aykırı olan bir şeyi sormak isterse Allah Teâlâ onun basiret gözünü açar ve kul Allah Teâlâ’nın o şeydeki hikmetini görür. Bu suretle kul, zaruri olarak kalbinden niçin, nasıl sorularını çıkarır ve artık ondan hayret etmez. Onu yerine layık görür. Artık hiç bir şeyin sinek kanadı kadar fazla yahut eksik tarafını dahi Rabbına sormayı kendine yakıştıramaz. Elbette bir hastalığın, bir kusurun, bir eksikliğin, bir fakirliğin, bir zararın, bir cehlin, bir küfrün kaldırılmasını doğru bulmaz. Allah Teâlâ’nın insanlara ezelde taksim ettiği rızkı, eceli, kudreti, aczi, taati ve masiyeti değiştirmeyi istemez. Eşyayı olduğu gibi görür. Bunların hepsini, içinde hiç zulüm olmayan, sırf adalet ve eksiksiz sırf kemal, hiç bozukluğu, eğriliği büğrülüğü olmayan tam doğru kabul eder.

Her şer sandığının altında bir hayır vardır ve her zarar sandığı şeyin sonunda bir fayda vardır.

Bir zaman zulmetin kapladığı bir şeyi, başka bir zaman nur kaplar.

Allah Teâlâ cömert, kerim ve merhametlidir. Yaratıklarına asla cimrilik etmez. Onların yararına olan bir şeyi kendine alıkoymaz. İşte bu, ikinci bir soru daha meydana çıkarır ki keşf erbabı bunu sormaktan ve buna cevap vermekten menedilmişler, bilginler bunda hayrete düşmüşlerdir.

“Bizi buna ileten Allah’a hamdolsun. Allah bize hidayet etmeseydi, biz hidayete eremezdik.”  (A’raf, 43)-

[İrfan Sofraları Niyazîi Mısrî. Ankara Onuncu sofra (Süleyman ATEŞ, 1971)]

 

“Ey Allah Teâlâ’m!

Sen lütuf ve iyiliklerini sürdürüp dururken,

Senden başkasına nasıl ümit bağlanır?

Sen ihsanda bulunma âdetini hiçbir zaman değiştirmemişken

Senden başkasından nasıl istenir?”

**

 

“Ey dostlarına dostluğunun hazzını tattırıp,

hu­zurunda saygı ile durdukları zat!

Ey veli kullarına heybetinin elbi­selerini giydirip,

Kendisiyle izzet bularak huzurunda izzetle durdukları zat!

Sen, Seni zikredenlerden önce onları hatır­layansın.

İbadet ehli insanlar Sana yönelmeden önce onlara ih­sanda bulunansın.

İsteyenler henüz istemeden dileklerini cömert­çe yerine getirensin.

Sen, bize bağışı çok olan ve bize bağışladıkla­rını da sonradan bizden satın alansın!”

**

“Ey Allah Teâlâ’m!

Sen beni zilletin ortasına düşürürsen benim nasıl izzetim olur?

Beni Kendine ait gösterirsen, ben nasıl izzete ka­vuşmam ki?

Beni yoksulluk içinde bırakırsan ben nasıl fakir olmam ki?

Beni cömertliğinle zenginleştirirsen nasıl muhtaç durum­da olabilirim?

**

“Himmetini (isteklerini) Allah Teâlâ’dan başkasına yöneltme.

Çünkü hakiki cömertten arzular geri dönmez.”

**

 

“Allah Teâlâ’dan başkasına ihtiyacını arz etme.

Çünkü ihtiyacı yaratan ve çözen O’dur ve kendi ihtiyacını çözemeyene nasıl ihtiyacını götürürsün.

Eğer onun gücü olmuş olsaydı önce kendi ihtiyacını giderirdi.”

**

“O’nun güzel sıfatlarından dolayı O’nun hakkında hüsnü zan edemiyorsan, bari sana verdiği güzelliklerden dolayı hüsn-ü zan et.

Çünkü O, hep sana güzel­likler vermiş ve sana birçok nimetler ulaştırmıştır.”

 

Kaynak:
İBN-İ ATÂULLÂH EL -İSKENDERÎ -EL-HİKEMÜ’L ATÂİYYE
(Hikmetli Nasihatler)

الحكم العطائية  ابن عطاء الله السكندري

 

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s