FEYRUZ [Fairouz, Firouz, Firoz, Fayrouz, Fayroz]

Hıristiyan bir aileden gelmesine ve kendisi de o inancı taşımasına rağmen,
kardeşi kardeşe kırdıran savaşta her türlü etnik ve dini ayrımcılığı reddetti,
“Ben Lübnanlıyım,”
diye haykırdı.

Huzurunda saygı ile eğiliyoruz.
İhramcızâde İsmail Hakkı

UMUDUN ACILI SESİ: FEYRUZ

Erdal ŞAFAK/Sabah

Sezen Aksu “Kıskanır rengini baharda yeşiller, sevda büyüsü gibisin sen Firuze. Sen nazlı bir çiçek, bir orman kuytusu,” dediği 20 yıllık şarkısında sanki ondan esinlenmiş. O kim mi? Feyruz… Yani, Firuze

Birleşmiş Milletler Barış Gücü’ne omuz vermek için yakında Lübnan’a gidecek olan askerlerimiz, Ortadoğu’nun her açıdan olağanüstü güzel ama o kadar da kadersiz bu ülkesinde kulaklarına bildikleri ezgiler çalındığında irkilmesinler. Örneğin Türkiye’de Ajda Pekkan’dan dinleyip sevdikleri Sana Neler Edeceğim‘in Arapça versiyonunu duyduklarında… Ya da Ferdi Özbeğen’in Bir Düşmeye Gör‘ü, Ebru Gündeş’in Tanrı Misafiri, Neşe Karaböcek’in Kısmet‘i, Semiha Yankı’nın Tatlı Cadı‘sı, Deniz Seki’nin Böyle Gelmiş Böyle Geçer‘i kulaklarına çalındığında… Çünkü duydukları ezgiler aslında o şarkıların özgün biçimleri. Bizimkiler abartıp üstüne -malum kişilere- Türkçe söz yazdırdılar ve yutturdular. Ya da yutturduklarını sandılar. Hem de çoğu kez beş kuruş telif hakkı ödemeden. Ve bu saydıklarımızın ve de Türkçe’ye uyarlanmış uyarlanmamış bin 500’ü aşkın parçanın asıl sahibi olan o sese iyi kulak versinler. Çünkü o dünyanın en güzel seslerinden biri. O, Feyruz. Yani, Firuze. Lübnan’ın divası, Magrip’ten Maşrık’a tüm Arap âleminin ilahesi… Ve de -henüz hiç gelmediği- Türkiye’de inanmayacaksınız, ama 100 binlerle ifade edilebilecek kadar geniş hayran kitlesine sahip olan kutup yıldızı…

SESİ ÇIĞLIK ETKİSİ YARATTI 

 

O, sesi anlatmaya sıfat yoksulu Türkçe bir yana, dünyanın en zengin, okyanuslar kadar derin dillerinden Arapça bile yetersiz kalıyor.

 O, son 30 yılda, üç kez yerle bir olan Lübnan’da yıkıntılar altında can veren binlerce kişinin son çığlığı. O uzun (17 yıl) ve korkunç (200 bin kurban aldı) iç savaşın kan gölünde çırpınanların can simidi. O, tüm bu yıkımlarda analarını-babalarını yitiren çocukların korkularını ve yapayalnızlıklarını tül gibi saran bir melek.

O, insanlıktan çıkmış insanları sesiyle durduran, hayaletlerin, hortlakların bile sığınacak yer aradıkları o vahşet döneminin Beyrut’unda, tek başına savaşa, her mezhepten, her etnik kökenden -tepeden tırnağa silahlı- milislere ve de ölüme meydan okuyan müthiş bir cesaret simgesi. O, sadece Lübnanlılar’ın değil, Filistinliler’in de geleceğe umutla, inançla sarılmalarını sağlayan bir kement. Iraklılar’ın da Sudanlılar’ın da Somalililer’in de. Hatta -inanmayacaksınız ama- İsrailliler’in de!

O Beyrut, o Kudüs, o Gazze, o Bağdat, o Cezayir, o Darfur… Ve -babası Mardinli olduğu için- o biraz da bizden biri. Kısacası o, dallarında dünyanın tüm kuşlarının yuva yaptığı, gölgesinde tüm ulusların dinlendiği bir ulu Lübnan sediri.

 

DÖNÜŞÜ UMUT OLDU

 
Tarih: 1994 Eylül’ü… 13 Nisan 1975’te başlayıp 21 Ekim 1991’deki ateşkesle noktalanan, Lübnan’ın toplumsal cinnet geçirdiği 17 yıllık iç savaşın üstünden neredeyse üç yıl geçmiş. Silahların sustuğu, ölülerin gömüldüğü ama onulmaz yaraların kanamaya devam ettiği üç yıl.
Her evden ağıtların yükseldiği, kurumuş göz pınarlarından yaş yerine kan geldiği, dinsel ve etnik gruplar arasındaki husumetin iç savaş dönemindeki kadar yoğun olduğu o günlerde Lübnan -nice zamandır beklediği- bir haberle çalkalandı: Feyruz dönüyor. Hayır, yurduna değil -çünkü iç savaş boyunca Lübnan’dan kaçan hali vakti yerinde yüzbinlerce yurttaşının aksine o evine kapandı- sahnelere dönüyor. Beyrut’ta Şehitler Meydanı’nda halka ücretsiz konser verecek. Çevresinde delik-deşik olmuş binaların çatılarında hâlâ roketatarlı milislerin mevzilendiği, pencerelerden otomatik makineli tüfeklerle donatılmış iç savaş artıklarının gölgelerinin yansıdığı, ama yine de herkesin mutlu günlerinden bir anısını gizlediği Şehitler Meydanı’nda… 50 bin kişi koştu alana. Beyrut’un tüm semtlerinden, Güney Dağı’ndan, anti-Lübnan Dağı’ndan… 50 bin kişi akın etti alana.

Şii, Sünni, Maruni, Dürzi, Ermeni, Yunan. Kısaca Lübnan’ın 17 etnik ve dini grubunun 17’sinden de.

Ve o sahneye çıktı. Daha dün ayrılmışcasına. 17 korkunç yılı bir çırpıda silerek. Aşkı anlattı şarkılarında, barışı, ama hepsinden önemlisi Lübnan’ı. 5 bin yıllık uygarlık beşiği Lübnan’ı. Tatlı, güzel, gelenin vurulup ayrılamadığı, 24 saat kutsal bir sarhoşluk yaşadığı Lübnan’ı. Kısacası yeryüzü cenneti Lübnan’ı. Ne bir el-kol işareti, ne seyirciye hitaben bir kelâm. Acı yüklü bir canlı anıt gibi sadece şarkı okudu. İçini nağmelerle döktü.

Meydandan sessiz çığlıkların ve bastırılan hıçkırıkların yükseldiği dört saat sonra 50 bin kişi huşuyla evlerine dönerken, hepsi de aynı şeyi düşünüyordu: “Lübnan’a barış bu gece geldi. Lübnan, üstüne çöken lanetten bu gece kurtuldu.” Hayranlarının her yılını ezbere bildikleri 71 yıllık yaşamını özetleyelim.

HAYATI HAKKINDA

Feyruz, 21 Kasım 1935’te Kuzey Lübnan’daki Cebel Alarz’ın Ddayeh Köyü’nde dünyaya geldi. Gerçek adı Nuhad Haddad’dı. Babası Vadi Haddad (aslında adı ‘w’ ile yazılıyor, ama ne me lazım; başımıza durduk yerde dert açmayalım) yukarıda belirttiğimiz gibi, Mardin’den Lübnan’a göç etmiş bir Süryani’ydi. Lisa El- Bustani ise Yunan Ortodoks kilisesine bağlı bir Maruni ailesinin kızı. Çok yoksullardı. Beyrut’a göç ettiler. Başkentin varoşlarından Zukak’ta mutfağını komşularıyla ortaklaşa kullandıkları bir eve… Daha doğrusu, bir aile pansiyonunun tek odasına. Baba matbaa dizgicisi (artık yok olan bir meslek) olarak çalışıp kalabalık (altı kişilik) ailesine bakmak için çırpınıyordu. Ama aydın biriydi; çocuklarının okuması için boğazından kesti. Feyruz, daha parmak kadar çocukken müziğe merak sardı. Ama, dedik ya; ailesi o kadar yoksuldu ki bir radyo almak, onlar için bir uçağa sahip olmak kadar uzak bir hayaldi. Feyruz, kardeşlerine bakarken, bir yandan da kulağını duvara yapıştırıp komşunun radyosundan yükselen şarkıları belleğine kazıyordu. Ama bir gün bir mucize oldu, okulun yıl sonu şenliğinde koroda şarkı söylerken, akranlarının hepsini bastıran sesi birinin dikkatini çekti. O biri, kompozitör Muhammed Fleyfel’di. Yıl 1947. Feyruz’u elinden tuttuğu gibi Beyrut Konservatuvarı’na götürdü. Genç kız kısa sürede konservatuvar korosuna girdi. O koronun konserlerinden birinde, ‘Yıldız avcısı’ diye ünlenen Lübnan Radyosu Müdürü, söz yazarı ve besteci Halim El-Rumi’yi yerinden zıplattı.

“Allah’ım bu kadar güzel, bu kadar büyüleyici bir ses olabilir mi?” diye tekrarlayıp duruyordu. Konser sonrası hemen Beyrut Radyosu’nun kadrolu sanatçısı yaptı. Ona sahne adı Feyruz’u veren de o oldu. İlk şarkılarını besteleyen de. Halim El-Rumi, Feyruz’u Beyrut Radyosu’na almakla kalmadı; genç kuşağın en yetenekli bestecilerinden Assi El-Ruhbani ile tanıştırdı. Assi, kardeşi Mansur’la birlikte Lübnan müziğini Mısır’ın etkisinden kurtarmak iddiasıyla kolları sıvamıştı. İyi bir grup oldular. Müzik arkadaşlığı hayat arkadaşlığına dönüştü: 19 yaşındaki Feyruz ile Assi El-Ruhbani, 1954’te evlendi. Sonuna kadar da mutlu oldular. Assi’nin 1986’da ölümüne kadar… Dört çocukları oldu. Biri doğuştan özürlüydü, biri de çok küçük yaşta dünyadan ayrılacaktı. Üçlü, yani Feyruz, Assi ve Mansur daha ilk şarkılarıyla Lübnan’da kasırga gibi esmeye başladı. Çünkü bir devrim yapmışlardı: Klasik, bezginlik verecek kadar tekrarlanmış konuları, ezgileri, ritimleri ve makamları bir yana bırakmışlar, Batı’nın çok sesli müziğinin motifleriyle süslü yepyeni bir akım başlatmışlardı. Muhafazakârlar “Lübnan müziğini katlediyorlar,” diye feryat ediyorlardı, yenilikçiler ise bu tepkilere “Lübnan müziğini yeniden yaratıyorlar,” karşılığını veriyorlardı. Bu arada Feyruz ile El- Ruhbani kardeşlerin şanları çığ gibi büyüyordu. Artık Lübnan sınırlarını aşmışlar, tüm Arap âleminde ünlenmişlerdi.

İLK CANLI SESLENİŞ

 
Kavga 1957 yılına kadar sürdü. O yılın yaz aylarında Feyruz, kendisini sadece radyo programları ve plaklarından tanıyan Lübnanlılar’ın önüne ilk kez canlı olarak çıktı. Baalbek’teki uluslararası festivalde. Orada, Romalılar’dan kalma Jüpiter tapınağının altı sütunu arasında verdiği konserde daha ilk parçasında binlerce kişiyi sesinin tutsağı yaptı:
Lübnan ya ahdar hilo. Lübnan’a bir ağıttı bu. Konser sonrası herkes duygularını tek ve aynı sözcükle özetledi: “Büyüleyici”. Ve o akşamdan itibaren dünyanın tüm hazinelerine değişilmeyecek bir unvan kazandı: “Jüpiter’in yedinci sütunu!” Feyruz, 1957 yazında başlayan Baalbek randevularını 1975’e kadar sürdürdü. İç savaşın başladığı yıla kadar. Dünyanın her yerinden konser daveti yağmaya başladı. Hayranları New York’ta Carnegie Hall’ü, Paris’te Olympia’yı, Londra’da Palladium’u doldurdu. Hem de en az 500 dolar ödeyerek. Şam, Montreal, Buenos Aires, Rio de Janeiro, Amman, Kuveyt, Cezayir, Tunus, Boston, Detroit, Chicago, Atlanta, Meksiko City, Rabat, Bağdat, Kahire, Miami, Washington, Toronto, Melbourne, Abu- Dabi, Bursa (Hazreti Muhammed salla’llâhu aleyhi ve sellem’in “Son peygamber olacaksın!” müjdesini verdiği Süryani rahibiyle karşılaştığı kent), Bahreyn, Dubai, Uncasville… Filistin davası dünyada bu kadar çok destek buluyorsa, İslam dünyasında sönmeyen bir meşaleye dönüştüyse, bu biraz da Feyruz sayesinde oldu. Onun El-Kudüs ve Cisr el-avda (Dönüş Köprüsü) gibi şarkıları Araplar’ın yüreğini dağlamakla kalmadı, dünyanın her yerinde yankılandı. Ve Feyruz, 1975’te sustu. İç savaşla birlikte. Evine kapandı. Ürdün’den Fas’a tüm Arap coğrafyasından, ABD’den Avustralya’ya tüm Batı’dan gelen “Başımızın üstünde yeriniz var,” çağrılarına kulak vermeyi reddederek.

Hıristiyan bir aileden gelmesine ve kendisi de o inancı taşımasına rağmen, kardeşi kardeşe kırdıran savaşta her türlü etnik ve dini ayrımcılığı reddetti,

“Ben Lübnanlıyım,” diye haykırdı.

 

 Onu en çok kahreden de iç savaşın tüm taraflarının her gün denetledikleri radyo istasyonlarından zaferlerini ilan ettikleri haber bültenlerinde fon müziği olarak kendi parçalarını ve sesini kullanmaları oldu. Sonra bir gün silahlar sustu. 1990 Ekim’inde. Ve Jüpiter’in yedinci sütunu Feyruz, 1994’te Baalbek’te yeniden halkıyla buluştu. Lübnanlılar yaralıydı ama o da… Beyin kanaması sonrası felç olan sevgili eşi Assi’yi uzun süren bir hastalığın sonunda yitirmişti. Babasının acısına dayanamayan kızı yüksek dozda uyuşturucu alarak intihar etmişti. Çok sevdiği kız kardeşi de kendi eliyle hayatına son vermişti. Eşinin kardeşi Mansur ile yollarını ayırmıştı. Tek dayanağı kalan oğlu ve babasının bestekârlık meşalesini devralan Ziad da eşinden boşanmıştı. Tüm acıların üstünden gelmeyi başardı. Ağırlığını oğlunun bestelerinin oluşturduğu yeni konserler, yeni albümler ve de artık gelenekselleşen Baalbek buluşmaları…

ONU DİNLEMEK GÜNAH MI?


Bu yıl da Lübnanlılar’a ve dünyanın dört bir yanındaki hayranlarına 13 Temmuz’da Baalbek’te randevu verdi. Ama buluşmaya bir gün kala Hizbullah iki İsrail askerini kaçırdı ve… Sonrası malum. Yine evine kapandı Feyruz. Yine ağladı. Yine televizyonların ve radyoların (Türkiye’de de Açık Radyo’nun) haber bültenlerinde fon müziği olarak onun şarkıları çaldı. Ve yine Lübnan hükümeti, halkın moralini yükseltmek için ona bel bağladı: 1956’da başlayan, iç savaş yıllarında ara verilen Baalbek Festivali’nin 50’ncisi mutlaka yapılacak. Bir-iki ay içinde. Ve Feyruz, ‘Jüpiter’in yedinci sütunu’ bir kez daha toplumsal dayanışmanın orta direği olacak. Ama onun dillendirmekten kaçındığı bir acısı daha var: Denetimi altındaki bölgelerde din devletini dayatmaya başlayan Hizbullah’ın tüm şarkılarla birlikte onun yapıtlarını da “Dinlemesi günah,” ilan etmesi! Neyse… Savaş sonrası ortamın bu fanatizmi de bir gün söner. Umarız. Siz bu arada 
Askerin Dönüşü‘nü (iyi ki Türk hafif müziğine uyarlanmadı) dinleyin. Aslından. Bakalım gözyaşlarınızı tutabilecek misiniz?

 

Erişim: http://www.sabah.com.tr/yazarlar/pazar/safak/2006/09/17/umudun_acili_sesi_feyruz

 

*********************************

 

 Alıntı: Vikipedi

Feyruz

Konser sırasında (Beiteddine), 2001

Genel bilgiler

Doğum adı

نهاد وديع حداد

Doğum

21 Kasım 1935 (80 yaşında)
Jabal al ArzFransız Suriye Mandası

Köken

Lübnan MarunisiSüryani

Tarzlar

Arap müziği

Meslekler

ŞarkıcıOyuncu

Etkin yılları

1950-günümüze

Plak şirketi

EMI, Virgin,Voix de l’Orient, Fayrouz Productions

İlişkili hareketler

Ümmü GülsümAbdel Halim Hafez

Resmî sitesi

Fayrouz Official

Feyruz (FairuzFairouzFayrouzArapçaفيروز ), asıl adıyla Nouhad Haddad, Lübnanlı şarkıcıMardinli Wadi Haddad ile Lübnanlı SüryaniMaruni Liza Alboustani’nin ilk kızı olarak 21 Kasım 1935‘te Jabal Alarz‘da doğdu. Ailesi Süryaniortodoks Hıristiyandır.[1]
Arapça‘da Feyruz (firuze) turkuaz demektir.

Feyruz, şarkı yazarı ve kompozitörlerden Mohamed Flayfel‘in yardımıyla Lübnan Radyosu Korosu’na seçilmiş ve radyo yönetmeni Halim Elrumi aracılığıyla Assy Rahbani ve Mansour Rahbani kardeşlerle tanışmıştır. Şarkı yazarı ve kompozitör olan Rahbani kardeşler, geleneksel Arap şarkılarını ve bazı Batı müziği eserlerini de yeniden düzenlemekteydiler. Fairuz, bu tanışmanın ardından Rahbani kardeşlerin çalışmalarını yorumlayacaktır.

1955’ün temmuzunda Assy Rahbani ile evlenmiş, kocası ile birlikte Beyrut’un kuzeyindeki Antelias‘a taşınmıştır. 1956’da Ziad isminde bir oğulları olmuştur.

Fairuz’un Rahbani kardeşlerle çalışmaları Arap dünyasında büyük bir popülerliğe erişmiş, Batı’da da önemli yankı uyandırmıştır. 1971 yılında Batı’da oldukça başarılı geçen bir turneye çıkan Fairuz, New York‘ta Carnegie Hall,Londra‘da Albert Hall ve Paris‘te Olimpia’da konserler vermiştir.

Rahbani kardeşlerin yazdığı birçok müzikalde de sahne almış olan Fairuz; Yusuf Şahin’in Bayya’ al-Khawatim (Rings’ Salesman), Henry Barakat’ın Safar Barlik (The Exile) ve Bint al-Haris (The Daughter of the Watchman) adlı sinema filmlerinde de oynamıştır. Lübnan İç Savaşı (1975 – 1990) sırasında Lübnan’ı terk etmeyen ve ülkesinin birliği için mücadele eden Fairuz, müzik çalışmalarına devam etmektedir.

1935-1950’ler – İlk yıllar

Nouhad Haddad, 21 Kasım 1935’te Jabal al Arz, Lübnan’da Maruni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Aile daha sonra Beyrut’un Zuqaq el Blatt bölgesine taşındı. Beyrut’un Patrikhanesi’ne bakan, komşuyla paylaşılan bir mutfağı olan tek odalı klasik bir Lübnan evinde yaşadı. Babası Wadīʿ, Mardin‘den göçen bir Süryani‘ydi ve bir baskı evinden dizgici olarak çalışıyordu. Annesi Lisa ise evde dört çocuğu, Nouhad, Youssef, Hoda ve Amal’a bakıyordu.

Nouhad utangaç ve okulda çok arkadaşı olmayan bir çocuktu. Ancak yaz aylarını geçirdiği Debbieh böglesinde yaşayan büyükannesine çok bağlıydı. Nohuad, kırsal köy hayatından zevk alıyordu. Gün içinde Nouhad büyükannesine atların bakımında ve yakındaki su kaynağından su getirme işinde yardım ediyordu. Pınara gidip gelişinde şarkı söylemeyi seviyordu. Akşamları ise mum ışığında büyükannesinin anlattığı hikayeleri dinliyordu.

10 yaşında Nouhad, olağan dışı sesi ile okulda dikkat çekti. Tatilde düzenlenen okul müsamerelerinde düzenli olarak şarkı söylüyordu. Şubat 1950’de okul şovlarından birine katılan Lübnan Konservatuvarı öğretmeni ve aynı zamanda ünlü bir müzisyen olan Mohammed Fleyfel’in dikkatini çekti. Sesi ve performansından etkilenen Fleyfel, Feyruz’u konservatuvara gitmesi konusunda etkiledi. Önce, Nouhad’ın tutucu babası onu konservatuvara gönderme konusunda isteksiz olsa da, kardeşinin de onunla birlikte gitmesi koşuluyla izin verdi. Nouhad’ın ailesi toplu olarak onun müzik kariyeri yapmasına destek oldu.

Mohammed Fleyfel, Nouhad’ın yeteneğiyle çok ilgilendi. Eğitiminin dışında, Kuran‘dan ayetleri okumayı öğretti. Bir kez şarkı söylerken, Lübnan Radyo İstasyonu ve müzisyen (ayrıca ünlü Lübnanlı şarkıcı Majida Roumi‘nin babası olan) Halim el Roumi’nin dikkatini çekti. Roumi onun sesinden etkilendi ve Arap notalarının yanında Batı notalarını da rahatça söyleyebilme yeteneğini farketti. Nouhad’ın isteği üzerinde, el Roumi onu Beyrut’taki radyo istasyonu korosuna şarkıcı olarak atadı ve onun için şarkı bestelemeye başladı. Nouhad’ın sahen adını “Turkuaz” anlamına gelen Arapça bir kelime olan “Feyruz” yaptı.

Kısa bir süre sonra, Feyruz, radyoda müzisyen olarak çalışan Assi ve Mansour Rahbani kardeşler ile tanıştırıldı. Üçlünün kimyası tuttu ve Assi, Feyruz için şarkılar bestelemeye başladı. Onun için yazdığı üçüncü şarkı olan ‘Itab, tüm Arap dünyasında kısa sürede bir hit oldu ve Arap müzik sahnesinde Feyruz’u en önemli Arap şarkıcılarından biri yaptı. Assi ve Feyruz 23 Ocak 1955’te evlendi ve Feyruz, Assi’nin inancı olan Yunan Ortodoks inancına geçti.

Feyruz ve Assi’nin dört çocuğu oldu: Ziad, müzisyen ve bestekar, Layal (1987’de beyin kanamasından öldü), Hali (menenjit nedeniyle çocukluktan beri felçli) ve Rima, fotoğrafçı ve yönetmen.

Feyruz, ilk büyük konserini 1957’de, dönemin Lübnan başkanı Camille Chamoun tarafından düzenlenen Uluslararası Baalbeck Festivali’nde, İngiliz balerin Beryl Goldwyn ve balet Rambert ile beraber verdi. Feyruz, şovdan 1 Lübnan Lirası kazandı. Yıllar içinde yer aldığı müzikal operettalar ve konserler, Feyruz’un Lübnan ve Arap Dünyası’nın en popüler şarkıcılarından biri olmasını sağladı.

1960’lar – Yeni bir yıldızın doğuşu

1960’larda Feyruz, Halim Roumi’nin deyimiyle “Lübnan şarkıcılığının First Lady’si” olarak tanımlanıyordu. Bu dönemde, Rahbani kardeşler, Feyruz için yüzlerce ünlü şarkı, operattalarının bir çoğunu ve 3 sinema filmini hazırladı.

1969’da, Cezayir Başkanı Houari Boumedienne huzurunda özel konsere çıkmaması nedeniyle altı ay boyunca Lübnan radyo istasyonlarında Feyruz şarkıları yasaklandı. Bu olay, popülaritesinin artmasına sebep oldu. Feyruz açıklamasında her zaman her ülke ve bölgede halklara şarkı söyleyeceğini ancak asla bir birey için şarkı söylemeyeceğini belirtti.

1970’ler – Uluslararası ün ve Lübnan İç Savaşı

1971’de Feyruz’un ünü büyük Kuzey Amerika turnesinden sonra uluslararası seviyeye çıktı. Konserler Amerikan ve Arap-Amerikan kitleler tarafından oldukça pozitif tepkilerle karşılandı.

22 Eylül 1972’de, Assi Rahbani bir beyin kanası geçirip hastaneye kaldırıldı. Hayranları hastanenin dışında buluştu ve dua ederek, mumlar yaktı. Üç ameliyat sonrası Assi’nin beyin kanaması durduruldu. Feyruz ve Assi’nin en büyük oğlu Ziad Rahbani, 16 yaşındayken yayınlanmamış şarkılarından “Akhadou el Helween”i (aslen Marwan Mahfouz tarafından Ziad’ın ilk albümü “Sahriyyi”de söylenmesi için yazılmıştı.) amcası Mansour Rahbani’nin yazdığı yeni sözlerle “Saalouni n’Nass” (İnsanlar bana sordu) haline çevirdi. Şarkı, Feyruz’un Assi’siz ilk kez sahnede olmasını anlatıyordu. Beyin kanamasından üç ay sonra, Assi, Hamra Caddesi’ndeki Piccadilly Tiyatrosu’nda sahnelenen “Al Mahatta” müzikalinin galasına katıldı. Assi’nin kardeşi Elias Rahbani perfromansın müzikal aranjmanını yaptı ve orkestrasını yönetti.

Bir yıl içinde Assi, beste yapıp, kardeşi ile şarkı yazmaya devam etti. Konuları daha da politikleşen müzikaller hazırlamaya devam ettiler. Lübnan İç Savaşı çıktıktan sonra, kardeşler oyunlarında politik satir ve sert eleştiriler kullanmaya devam ettiler. 1977’de müzikalleri “Petra” hem Müslüman batı ve Hıristiyan doğu Beyrut’ta gösterildi.

1978’de üçlü Avrupa ve Basra Körfezi ülkelerini dolaşıp, Paris Olympia dahil olmak üzere konserler verdi. Bu yoğun tempo nedeniyle, Assi’nin beden ve ruh sağlığı bozulmaya başladı. Feyruz ve Rahbani Kardeşler 1979’da profesyonel ve kişisel ilişkilerini bitirmeye karar verdi. Feyruz, oğlu Ziad Rahbani’nin yönettiği bir prodüksiyon ekibiyle çalışmaya başlarken, Assi ve Mansour kardeşler Ronza‘nın başta olduğu birkaç sanatçıyla çalışmaya başladı.

1975-1990 arasında devam eden iç savaşta, Feyruz yurtdışında yaşamak için Lübnan’ı asla terk etmedi ve 1978’de Beyrut’un batı ve doğu taraflarında gösterilen Petra operettası dışında, Lübnan’da canlı performans yapmadı. Ancak aynı dönemde dünya çağında birçok başarılı ve rekorlar kıran konserler ve turlar düzenledi.

İlk Avrupa TV performansını, 24 Mayıs 1975’te Fransız televizyonunda gerçekleştirdi. En büyük hitlerinden biri olan “Habbaytak Bissayf”ı söyleyen Feyruz’u performanstan sonra programın sunucusu Fransız yıldız Mireille Mathieu sarılarak kutladı.

1980’ler – Yeni prodüksiyon ekibi

1979’da yaşanan Feyruz ve Rahbani Kardeşler arasındaki sanatsal ayrılıktan sonra, Feyruz yola oğlu, besteci Ziad Rahbani, söz yazarı arkadaşı Joseph Harb ve besteci Philemon Wehbe ile devam etti.

Feyruz, Fransız televizyonlarındaki ikinci ve son performansını 13 Ekim 1988’de Du côté de chez Fred şovund gerçekleştirdi. 16 Ekim’de Paris Bercy Sahnesi’nde konser verecek olan Feyruz, konserden üç gün önce daha sonra Fransa kültür bakanı olacak Frédéric Mitterrand‘ın programına katıldı. Programda Bercy konseri provaları dışında, dönemin Kültür Bakanı Jack Lang’ın Feyruz’a “Commandeur des Arts et des Lettres” madalyasını vermesini de içeriyordu. Ayrıca eski film ve konserlerinden görüntüler gösterildi. Şovda, Feyruz “Ya hourrié”, “Yara” ve “Zaali tawwal” şarkılarını söyledi.

1990’lar ve günümüz

1990’larda, Feyruz altı albüm yayınladı (yayınlanmamış şarkıların da bulunduğu iki Philemon Wehbe saygı albümü, bir Zaki Nassif albümü, üç Ziad Rahbani albümü ve Ziad tarafından düzenlenmiş bir Assi Rahbani saygı albümü) ve büyük çaplı konserler düzenledi. Bunların en önemlisi Beyrut’un iç savaş döneminde yıkılmış olan merkezi Şehitler Meydanı’nın Eylül 1994’te yeniden düzenlenmesi nedeniyle düzenlenen konserdi. 1998’de Uluslararası Baalbeck Festivali’ne 25 yıl aradan sonra çıkıp, 1960 ve 1970’lerde çok ünlü olan üç oyununun en önemli şarkılarını seslendirdi.

Ayrıca 1999’da çoğunun Araplardan oluştuğu 16,000’den fazla seyirciye Las Vegas MGM Arena’da konser verdi. Bundan itibaren 2000-2003 arasında Lübnan’da Uluslararası Beiteddine Festivali, 2001’de Kuweit, 2002’de Paris, 2003’te ABD, 2004’te Amman, 2005’te Montreal’de, 2006’da Dubai’de, Abu Dhabi’de, Baalbeck’te, BIEL’de, 2007’de Atina ve Amman’da, 2008’de Şam ve Bahreyn’de biletlerinin hepsinin satıldığı konserler verdi.

Feyruz, günümüzde çoğunlukla bestekar oğlu Ziad ile çalışmaktadır. Yeni milenyumdaki ali albümü “Wala Keef” 2002’de yayınlandı. 2008’de Şam’de verdiği konser, Lübnan ve Suriye arasındaki gergin ilişkiler nedeniyle büyük tartışma yarattı. Bazı milletvekilleri Feyruz’a konseri iptal etmesi teklifinde bulundu. Suriye’de 7000 hayranı tarafından, arabasının Suriye sınırından geçmesi ile çığlıklarla karşılandı. Neredeyse her Suriye medya biriminde Feyruz şarkıları çaldı. Radyo kanalları, TV kanalları, restoran ve kafeler, Feyruz’un 20 yıllık aradan sonra Suriye’ye gelmesinin etkisi altındaydı. Ancak bu tartışma Lübnan’daki popülaritesini etkilemedi ve Batı Beyrut’ta yüzlerce kişi karşısında Cuma Toplu Duası’nda yer aldı.

Feyruz’un “Eh… Fi Amal” isimli yeni albümü 7 Ekim 2010 yılında yayınlandı. Albümdeki şarkılar Ziad Rahbani tarafından yazılmıştı. 7 ve 8 Ekim’de Beyrut’taki BIEL Sahnesi’nde iki konser verdi. Bu konserler Rahbani Kardeşler oyunu “Sah El Nom”un 2006’daki yeni versiyonu için verilan Aralık 2006 konserinden sonraki ilk Beyrut konseriydi.

FAİRUZ’UN SÖYLEDİĞİ ŞARKILARIN TÜRKÇE DÜZENLEMELERİ

Türk sanatçı

Türkçe aranjmanı

Yabancı orijinali

Ajda Pekkan

Sana neler edeceğim

Kan Izzaman

Ajda PekkanEbru Gündeş

Tanrı Misafiri

Tarik El Nahl

Ajda Pekkan

Yere Bakan Yürek Yakan

Akher Ayam El Sayfieh

Erkin Koray

Eyvah

Waynon

Ferdi Özbeğen

Elini Sallasan

Ya Ya Nassini

Ferdi Özbeğen

Bir Düşmeye Gör

B’Hebbak Ya Lebanon

Ferdi Özbeğen

Kurumuş Bir Dal Gibiyim

La Enta Habibi

Ferdi ÖzbeğenNilüfer

Nerdesin Nerde

Hela Ya Wasea

Ferdi Özbeğen

Sanki Bulunmaz Hint Kumaşı

Akher Alem El Sayfieh

Ferdi Özbeğen

Seviyorum Delicesine

Kenna Netlaka Fi Al Shieh

Gönül AkkorDeniz Seki

Böyle Gelmiş Böyle Geçer

Al Bint Chalabiya

Gönül Turgut

Birazcık Yüz Ver

Al Oudal El Mensiyyi

Kamuran Akkor

Kim Kimedir Bu Dünya

Nassam Alaynal Hawa

Neşe Karaböcek

Aradı Buldu Beni

Rejhet El Shatweye

Neşe Karaböcek

Kısmet

Nehna Ouel Amar Jirane

Neşe Karaböcek

Yalvarma

Habbeytak Bissayef

Semiha Yankı

Tatlı Cadı

Sahar El Layali

Semiha Yankı

Kurtarma Beni

Habbeytak Bessayf

Zümrüt

Şeytan Tüyü

Ya Ana Ya Ana

Ümit BesenMüslüm Gürses

İçelim Yavaş Yavaş

Ya Ana Ya Ana

ŞARKI ALBÜMÜ 97 adet

************

أوف أوف بكير طل الحب عا حي لنا

حامل معو عتوبي و حكي و دمع و هنا

كنا و كانوا هالبنات مجمعين

يامي و ما بعرف ليش نقاني أنا

جايبلي سلام عصفور الجناين

جايبلي سلام من عند الحناين

نفض جناحتو عا شباك الدار

و متل اللي بريشاتو مخبي سرار سرار

قلي عالرماني غطيت و حكاني

و بعيونو الدبلاني شفت الهوى باين

شو قلي شو قلي عتبان المحبوب

ما بدك تطلي ابعتيلو مكتوب

وديلو شي ورقا عليها كتيبه زرقا

و امرقيلك مرقا مطرح منو ساكن

كل ليلة عشيي قنديلك ضويه

قوي الضو شويي و ارجعي وطيه

بيعرفها علامة و بيصلي تتنامي

و تقومي بالسلامة و يبقى قلبك لاين

MÜZİĞİNİN TURKUVAZ SESLİ KRALİÇESİ FEYRUZ’DAN DİNLEMENİZ GEREKEN 10 ŞARKI

 

1. Kan Edna Tahoun

2. Nahna Wil Amar Jiran

3. Baadak Ala Bali

4. Nassam Alayna al Hawa

5. Al Bint El Chalabiya

Türkçe Aranjman:

Gönül Akkor- Böyle Gelmiş Böyle Geçer Dünya

https://www.youtube.com/watch?v=pxPppEzE71M

 

6. Habaytak Bisayf

7. Kifak Inta

8. Zahrat Almada’en

9. Aâtini Ennaya wa Ghanni

10. Kan El Zaman Wo Kan

Türkçe Aranjman:

Ajda Pekkan-Sana Neler Edeceğim

https://www.youtube.com/watch?v=v12EYL1TMUI

[http://onedio.com/haber/arap-muziginin-turkuvaz-sesli-kralicesi-feyruz-dan-dinlemeniz-gereken-10-sarki-545223]

HABERLERDEN

 

‘LÜBNAN’IN RUHU’ FEYRUZ, NASRALLAH’A ARKA ÇIKTI

Etnik ve dinsel gruplara bölünmüş Lübnan’ı birleştiren şarkıcı Feyruz’un Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’a sevgisini ilan etmesi tartışma başlattı. Nasrallah ise Feyruz’un açıklamasından memnun

 

DIŞ HABERLER SERVİSİ

Suriye’deki iç savaşın etkilerini doğrudan hisseden, Sünni ve Şiiler arasında gerilimin yer yer çatışmalara dönüştüğü Lübnan‘da simgesel öneme sahip ünlü şarkıcı Feyruz, siyasi bir tartışmanın göbeğine düştü.

1975-1990 yılları arasında süren iç savaşta, etnik ve dini kimliklerden bağımsız bütün Lübnanlıların sevdiği bir figür olarak efsanevi bir konuma yükselen Feyruz’un Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’a ‘derin bir sevgi duyduğu’ açıklandı. 2010’dan beri sahneye çıkmayan 78 yaşındaki Feyruz adına açıklamayı besteci oğlu Ziad Rahbani yaptı. İsrail‘e karşı kurulan ve Suriye’de Beşar Esad rejimiyle birlikte savaşan Hizbullah’ı destekleyen Rahbani’ye, 17 Aralık’ta yaptığı bir söyleşide  “Anneniz de sizin görüşlerinizi paylaşıyor mu?” sorusu yöneltildi. Rahbani, annesinin Hizbullah lideri ‘Seyid Nasrallah’a büyük bir sevgi duyduğunu’ açıklayınca ortalık karıştı.


‘Feyruz eleştirilemez’

Maruni Hıristiyan köklerini iç savaş yıllarında ‘reddederek’ Filistinli mültecilerden yana tavır koyan Feyruz’un sözleri sosyal medyada alevli tartışmalar yarattı. Hizbullah’ın Esad rejimiyle bağlantısı nedeniyle sertçe eleştiren Lübnanlı siyasetçilerden, Dürzi lider Velid Canbolat efsanevi şarkıcıyı savundu.

Canbolat “Feyruz eleştirilemeyecek kadar büyük bir isim. Bir siyasi cephe ya da ittifakla anılmayacak kadar büyük bir isim. İcra ettiği sanatın yüksek kalitesi dar siyasi  gruplara indirgenemez. Onu her ayrımın üzerindeki konumunda tutmaya devam edelim” dedi.
Lübnan siyaseti üzerinde etkili olduğu dönemde halkın önemli bir kısmının tepki gösterdiği Suriye’ye, 2008’de Şam’da konser vermeye giden Feyruz’a yönelik eleştirilere oğlu Rahbani “Direnişin efendisine sevgiyi belli etmek imkânsız gözüküyor. Feyruz ve Nasrallah’a saldıran herkes İsrail’i savunur” cevabını verdi.

‘Sevmeye hakkı yok’

Feyruz’un sevgisini açıkladığı Nasrallah yaptığı bir konuşmada gülümseyerek “Büyük saygı duyulan bir sanatçı siyasi konularda görüş ayrılığı olsa bile sizi sevdiğini söylüyorsa bütün dünya birbirine girer” dedi.

2006’da İsrail’e karşı Lübnan’ı savunarak destek toplayan fakat Suriye iç savaşındaki rolü sorgulanan Nasrallah “Öyle bir duruma geldik ki biri bir insanı sevdiğini söylediğinde ülke yok olmanın eşiğine geliyor. Kimsenin sevmeye hakkı yok” diye dert yandı.

ekler:

http://www.milliyet.com.tr/-lubnan-in-ruhu-feyruz-/dunya/detay/1814578/default.htm

bkz: http://www.uludagsozluk.com/k/feyruz/

https://eksisozluk.com/feyruz–208597

 

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s