DÜŞÜNCELERDEKİ ŞEYTAN-I GÖRME TEKNİĞİ

Havâtır (Düşünceler-İlhâmlar-Vesveseler )

Hatır: Zihin. Fikir. Gönül. Kalb. Hal. Tedbir. Vesvese.

Hâtır-ı nefs- Hâtır-ı şeytan arasındaki fark
Hâtır-ı Hakk ile Hâtır-ı nefs- arasındaki fark

 

Hâtır-ı Hakk’a, Hâtır-ı kalb ile hâtır-ı melek dâhildir.

Hâtır-ı nefs, hâtır-ı şeytana dâhil değildir. Aralarında biraz fark vardır.

Hâtır-ı kalb ve hâtır-ı melek Aziz ve celîl olan Allah Teâlâ’nın izniyledir. Bu ikisi günah işlemeyen, Allah Teâlâ’nın kendilerine emrettiği şeyi yapan ve O’na karşı gelmeyen iki melektir [4]

“Saf hâtır-ı Hakk” ilhamla olur. İlhamı da sahihtir. Gelen ilhama akıl, nefs, şeytan, kalp ve melek itiraz edemez ve reddedemez.

Bazen bu ilham gaybet hâlinde iken gelir. O zaman daha net bir şekilde hissedilir ve zevk hâline daha yakın olur.

Bundaki sır ve incelik, Hakkânî havâtırın ilm-i ledünnî olmasıdır. Yani ilham gerçekte hâtır değildir, Allah Teâlâ’nın ruhlara “elest bezmi”nde “Ben sizin Rabbınız değil miyim” diye hitap ettiği [5] ve “Allah, Âdem’e bütün isimleri öğretti…”[6] âyetinin işaret ettiği ezelî ilimdir. Ruhlar da bunu böyle öğrendi. Ruhlar, ilm-i ledünnîyi şu anda da öğrenebilecek durumdadırlar. Ancak bu ilim, bazen vücut ve varlık karanlığı ile örtülür. Seyyâr, vücuttan uzaklaşıp gâib olup temizlendiği zaman ledünnî ilim veya onun hüküm ve hikmetlerinden bir hikmet ortaya çıkar. Bu ilim ilhamdır. Seyyâr daha sonra beraberinde bu ilim ve ilham olduğu halde tekrar vücuduna döner. Artık bu vücut, toz ve kirden görünmez hâle gelen bir tahtadaki tozların silinmesiyle yeniden yazının okunur hale gelmesine benzemektedir.

 

Örnek

 

Bir kere gaybet hâlinde iken Hz. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemi yanında Hz. Ali kerreme’llâhü veche olduğu halde gördüm. Hemen koşup Hz. Ali kerreme’llâhü vechenin elini tutup musafaha ettim. O anda bana ilham geldi:

“Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemden gelen haberlerde şu şekilde bir şey işitir gibi oldum.

من صافح عليا دخل الجنة

 

 “Kim Ali ile musafaha ederse Cennete girer”

Döndüm Hz. Ali kerreme’llâhü vecheye

“Bu hadis sahih midir?” diye sormaya başladım.

“Evet, Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem doğru söylemiştir, Resûlüllah doğru söylemiştir. Benimle musafaha eden Cennete girer” dedi.[7]

 

Ek:

 

Velilerin ruhlarının nebilerin ruhlarından istifade edişleri gibi tâbi olan ruhlar şerefli ruhlardan bilgi alırlar.[8] Bu bilgi alışverişi şu anda da devam etmektedir. Fakat bu şehadet âleminde değil gayb âlemindedir. Seyyâr varlığından gâib olunca bunu tadar ve hisseder.

İlham, bazen huzur hâlinde de vaki olur. Fakat bu tip ilham önceki şekilden, gaybet hâlinde iken vaki olan ilhamdan daha kapalı ve gizlidir. Bununla beraber, içteki olan şeyler yani nefis, ruh ve şeytan ona itiraz edemez, organlar ona teslim olur, nefisler boyun eğer, gönüller onunla ferahlar ve kalpler tatmin olur.

Nefsin istememesine rağmen Hâtır-ı Melek sürekli olarak iyi ve yararlı olan şeyleri teşvik eder. Ancak nefis tezkiye olup arındığı zaman hatırların farkları kendisine gizli kalmaz, (hâtır-ı melek midir, hâtır-ı şeytan mıdır bunu ayırt eder).

Hâtırı Kalp, Hâtırı melek gibidir. Ancak kalp melekden şu özelliklerle ayrılır:

Şehvette, şevkte, haninde, tayşte, tayarânda, insıbabda, rağbette muhabbette, aşkda, valeh, cünûn ve Hakk’da cünûn’da.[9]

Müminlerin meleklerden daha üstün oluşunun sebebi de buradadır.

 

Örnek

 

Ebu Hasan Harakanî kaddese’llâhü sırrahu’l azîz (hyt.[10] 425/1033) şunu dedi:

“Bir gün öğle üzeri arşa yükseldim, tavaf etmeye başladım. Bin veya bine yakın tavaf ettim. Bu esnada arşın etrafında, tavaflarını beğenmediğim halde benim tavaflarımın süratinden şaşıran sakin ve mutmain bir topluluk gördüm ve sordum:

“Kimsiniz, tavafınızdaki bu soğukluk ve ağırlık nedir.?”

“Biz meleğiz dediler, biz nuruz, tabiatımız böyledir. Bundan daha farklı bir şey yapmaya gücümüz yetmez”, dediler. Bu defa onlar;

“Sen kimsin, tavafındaki bu sürat ve hareket nedir?”

“Ben âdemoğluyum. Bende nur ve nâr özelliği vardır. Süratim ise şevk ateşinin sonucudur” [11]

Onun için melekler için asla arzu ve şehvet düşünülmez.[12]

 

Ek:

Hâtır-ı nefs, rahat ve istirahat sonucunu meydana getiren bir hatırdır. Temizlense, arınsa ve teslim olsa bile durum değişmez. Ancak temizlendiği zaman istirahatını ibadet sınıflarında ve hayır işlerinde yapar, rahatını bu gibi yerlerde arar ve bulur. Habis ve pis olduğu zaman ise kötülüğü emreder.[13] Temizlendikten sonra hâtır-ı nefs yine iyi olur. Bunun da alâmeti kendisinden emin olduğu halde kalbin rahatlık, ferahlık ve tatmin bulmasıdır. Tezkiye edilmeyip temizlenmediği zaman ise hâtır kötü olur. Bunun da alâmeti kalbin elem, ruhun da bir sıkıntı, organlarında bir sızlama nefsde bir korku bulunmasıdır. Muhakkak nefis, iğne veya yumurta çalan çocuğun korkusundan suçu inkâr etmesi gibi korkaktır, inkârcıdır. Böyle bir nefse sahip olan kimse iki cihanın ve içinde var olan şeylerin kendisine itiraz ettiğini hisseder.

Hâtır-ı şeytan, bazen ibadet şekillerinde, hayırlı iş çeşitlerinde, kuvvet ve keramet arzusunda olur. Bu durum, kişi gerçekten ihlâs sahibi oluncaya kadar devam eder. Kişi ihlâs sahibi olunca, bu hâl ondan ayrılır ve artık o şahsa tamah etmez. Hâlbuki şeytan, nefsin hatırına muvafakat eder. Eğer hatır kötü ise teşvik eder ve ona hâkim olur. Kötüyü iyi olarak gösterir, hâtır-ı şeytan, hâtır-ı nefisten daha zordur. Çünkü nefsin hatırı bir tek hüner ve oyundur. Şeytanın ki ise pek çok hünerler ve oyunlardır.

Nefis çocuk gibidir. Düşmanı olan şeytan ona bir şeyi musallat kılar, nefs de küçüklüğü ve önemsizliği sebebiyle onu tasdik eder. Çünkü şeytan tuzak ve hileler konusunda mahir ve ustadır. İhlâs kapısı hariç her yol ve kapıdan insana ulaşabilir.

Ey sevgili, ihlâslı ol! Eğer ihlâs üzere isen kesinlikle kendini ihlâs makamında görmemelisin. Çünkü bu da ihlâsın için bir kusurdur. Eğer böyle olursan şeytan iç dünyana girer.

Hâtır-ı şeytanın alâmeti

Bu nevi bir hatır geldiği zaman telaş verir, acele ettirir. Buna karşı kalbinde bir rahatlık bulamazsın. Karanlıklarla karşı karşıya kalmışsın gibi, olursun, riya ile haşir-neşir olursun, Hakk’ın dışındaki şeylere yönelirsin. Onun sana gelişi sebebiyle organların kırılıp parçalanır.

 

ŞEYTANIN DA HAK YOLA HİZMETİ VARDIR

Allah Teâlâ bazen, işindeki incelik ve hikmetin gereği olarak şeytan vasıtası ile kullarını kurb makamına ulaştırır.

Şeytan halka karşı riya gayesi ile o kulların kalplerine ibadet sevgisini yerleştirir. Böylece onlar da halkın iltifatı için ibadet ederler. Halkın onlara iltifatı ve ilgisi arttıkça ibadete olan rağbetleri de artar. Bunun tadını aldıktan sonra gerçek kulluğun deryasına dalarlar. Diğer taraftan ibadet sadece Hakk için olmak ister, başka türlü olmaktan kaçınır. Bu şekilde zikirlerle Hakk’a ibadet etmenin lezzetini tadarlar.

İlimler, sırlar ve nur nevinden olan zikir ve ibadetlerin gereği zuhur etmiştir. Böylece halktan yüz çevirip Hakk’a yönelmiş olurlar. Unutma ki;

“Bu dünyadan en ufak bir şey, seninle beraber olduğu müddetçe şeytanın hilelerinden emin olamazsın!”

 

Hikâye

Nakledilir ki, Hz. İsa aleyhisselâm bir gün başını bir tuğlanın üzerine koyarak uyumuştu. Korku ile uyanınca laîn şeytanı başucunda görünce:

“Niçin yanıma geldin? Ne işin var” diye sordu. Şeytan

“Seni (yoldan çıkarmaya) tamahım var”, deyince Hz. İsa aleyhisselâm:

“Ey melun ben Allah’ın ruhuyum, bana nasıl tamah ediyorsun”, diye sormuştu. Şeytan:

“İyi ama benim kumaşımı aldın onun için senin yanına geldim”. Hz. İsa aleyhisselâm:

 “Nedir o kumaş?”, şeytan:

“Şu başının altındaki tuğla”, deyince hemen Hz. İsa aleyhisselâm tuğlayı aldı, fırlattı ve parçaladı.[14]

 

Örnek

Bir gün halvette dünyadan kesilmiş Allah Teâlâ ile olarak zikirle meşgulken lâin şeytan geldi. Halvet ve zikir hayatımı karıştırıp bozmak için hile ve tuzaklarını artırdı. O anda elimde bir himmet kılıcı hâsıl oldu. Ucundan kabzasına kadar üzerinde: “Allah”, “Allah”  kelimeleri yazılı idi. O kılıçla, beni meşgul eden ve Allah Teâlâ’yı zikirden alıkoyan düşünceleri kovuyordum.

O anda kalbime “Hıyelu’l-merîd ale’l-mürîd” (Azgın şeytanın mürid için kurduğu tuzaklar) ismi ile halvette bir kitap yazmak hatırıma geldi. Şeyhim izni olmadan böyle bir kitap yazmam sahih olmaz, dedim.

Benimle şeyhim arasındaki rabıtanın sıhhatli olması sebebiyle gaibte (rabıta yolu ile) danışınca, sesini işittim. Şunu dedi:

“Bu düşünceyi bırak. Allah Teâlâ bundan uzaktır. Bu düşünce şeytandandır. Şeytan, kendisine merid (azgın ve inatcı gibi çirkin ve kötü) bir isim verdi. Böylece şeytan kendine sövmez (kötü isim vermez) zannettin onun böyle yapacağını uzak bir ihtimal saydın. Gayesi seni (kitap yazmakla) meşgul edip Hakk’ı zikirden alıkoymak ve işini sarpa sarmaktır”.

Bunun üzerine uyandım ve vazgeçtim.

Kaynak: NECMEDDÎN-İ KÜBRÂ, Fevâihu’l Cemal Ve Fevâtihu’l Celâl, hzl: ihramcızade



[4] “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır.” Tahrim, 6

[5] A’raf, 172

[6] Bakara, 31

[7] Kütüb-ü Sitte’de bulunmayan bu hadis meşhur hadislerdendir. İrşad’ül Kulûb, s. 257

. من صافح علياً فإنما صافحني ومن صافحني فكأنما صافح أركان العرش .  ومن صافح محباً لعلي (عليه السلام) غفر الله له

[8] Her veli bir nebinin hükmü altındadır. Bu nedenle Muhammedî, İsevî, Musevî….isimleri verilmesi gibi.

[9] Istılahlar için bk. Kelâbâzî, Süleyman Uludağ”, Doğuş devrinde Tasavvuf (Ta’arruf), s. 278-308 (İst. 1979).

[10] Hakka Yürüyüş Tarihi

[11] Attar, Tezkiretü’l-evliya, s. 253, 254    (Leiden 1907);  Ali Hemedanî, Risâle-i İnsan-ı kâmil, Süleymaniye Kütp. Ayasofya Kit, no. 2873, 420 a.

[12] Abdülkerim Cilî, Şerh-i Müşkilât-ı Futuhât-ı Mekkiyye, Dârüssaade se Sabah, s. 204)

[13] Yusuf, 53

[14] Ebu Talib Mekkî, Kûtu’l-Kulûb, II, 192 (Mısır 1932); Gaznevî Senaî, Hadikatu’l-hakika, s. 392 vd. (Tahran 1329)

Bu hikâyedeki hisse, sofilerin maddî olan bütün şeylerden bağıntılarını koparmaları istenmektedir.

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s