ÇOCUĞU OLMAYAN EVLİ ÇİFTLER İÇİN UNUTULAN BİR HAKİKAT VE DİĞERLERİ

Birçok kişiyi ilgilendiren bir konuda dünyada evlenip çocuk sahibi olmak/olamamaktır. Allah Teâlâ bu nimeti her kuluna eşit derecede nasip kılmamıştır. İnsanların geneli negatif durumlara yenik düşer. Vehm, vesvese ve ileri düzeyde üzüntüleri oluşur.

[Allah Teâlâ’nın kulları hakkında öyle işleri vardır ki, bunları anlamak arkaplanını çözmek mümkün değildir. ]

Deriz ki, “şu kişi çok iyi bir insan, fakat ulaşamadığı bir çok istekleri oldu.”. Buradan sözü her türlü güzel vasıflara haiz ve sağlıklı olduğu halde evlenmiş veya uzun süre evlenemeyip sonra evlenmiş, çocuk sahibi olmayan kardeşlerimize getirmek istiyoruz.

Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki;

“Allah, âhiret niyetine dünyayı verir de, dünya niyetine âhireti vermeyebilir”.  [Şihâbu’l Ahbâr, (698)]

Bu hadisi şerif “Ümmi Bilgi” denilen ana bilgiden çıkmış sızıntıdır.

Hadis-i şerifin işareti çocuğu olmayan evliliklerde bulunan gizli hikmettir. Bu evlilik yapmış fakat çocukları olmamış olanların durumunu izahtır. Aslında bu dünya hayatında nasibi yok iken, iyilik ve salih amel sahibi olması nedeniyle, Allah Teâlâ bu dünyada onu evlilikle ödüllendirmesidir. Yani Allah Teâlâ ahirette ikrâm buyuracağı bir karşılığı [huriyi/gılmanı] dünyada erkenden ödemesidir.

Bu hikmete binaen eşlerin kalbî üzüntülerini bırakmaları uygundur. Yani çocuksuz evlilikler ahirette Allah Teâlâ’nın bir erkeğe bağışlayacağı huriyi/kadınlara da vereceği gılmanları bu dünyada ihsan edişidir. [geniş bilgi: http://kuranrehberi.net/konular/cennette-evlilik-nasil-olur-cennette-huri-ve-gilmanlar-kimlere-verilecek.830/]

Çocuk konusu hakkında erkek kardeşlerimizin bu durumdaki [çocuk doğuramayan]  eşleri hakkında nazik ve kibar olmaları gerekmektedir. Çünkü  huri vasıflı bir hanımefendinin bu dünyada çocuğu olmaz.

Şu soru akla gelir.

Dünyada evlenemeyen bakire [erkek ile birleşmemiş] bayanlar için nasıl düşünülmelidir. Hristiyanlardaki rahibelerin durumu buna benzer.  Hz. Meryem’in sünneti olan “bakirenin Tanrıyı doğurma hali/düşüncesi” bu hikmetin tezahürüdür. Onlar (gerçek rahibeler) bu dünyanın özel misafirleri gibidir. Bu meyanda bu sınıf kadınlara dünyevi eş olacak vasıfta beşeri bir erkeğin bulunmaması nedeniyle bekar kalmışlardır. Çünkü Allah Teâlâ kadınları “emanet” hükmünde tutar. Allah Teâlâ emanete hıyanet etmeyeceğinden, kutsal emanetlerini ancak layık olan bir erkeğe ancak nasip olarak verir. Bu konuya işaret olarakta Kurân-ı Kerim’de şu ayeti işaret alabiliriz.

“Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler ise kötü kadınlara; temiz, lekesiz kadınlar temiz erkeklere; temiz, lekesiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır. İşte bu temiz olanlar, kötü söylenti çıkaranların, iftira atanların dillerine doladıkları şeylerle ilgileri olmayanlardır. Koruma kalkanına alınırlar, onlara bağışlanma, bol ve güzel rızıklar vardır.” (Nur, 26)

Evlenemeyen Erkekler konusuna gelince, dünyaya erkek olarak gelmenin bedeli olarak bazıları yalnızlık ile ödüllendirilmiş olma ihtimalleridir. Çünkü Adem aleyhisselâm ilk dönemlerinde cennette bir vakit Havva annemiz olmadan yaşamıştır. [Burada Fallus psikolojisinin etkisi de anlatılabilir. Çünkü kadınların genelinde fallus’un ezikliği izah edilmektedir. Bizim literatürde dahi konu edilmiştir. Eflaki-Ariflerin menakıbı Tahsin Yazıcı, c.II, sh: 73,430 MEB, 1954)

Dünyada evlenemeyen bir insan ahirette ne yapacak sorusuna gelince, Allah Teâlâ’nın iradesine göre olacaktır. Dünyada bizim onu sınırlayıcı bir bilgimiz olamaz/olmamalıdır. Ahirette ve dünyada “Allah Teâlâ  dilediğini siler, dilediğini bırakır. Kitab’ın anası (Ana Kitap) O’nun katındadır.” (Râd, 39)

Boşanmalar konusu ise insan mükemmel yaratılmıştır. Eğer iki insanın, fıtratlarında bulunan ilahi sıfatlarda çatışma olursa uyuşma sorunu çıkar ve ayrılırlar. Mesela muiz sıfatının galip olduğu bir hanımın, eşinde müzil sıfatının galip olması gibi. O zaman eşler arasında zıtlık meydana gelir. Boşanma zuhur eder/diğer sıfatların etkisiyle etmeyebilir. Fakat sonuçta sıfatlara bağlı bir durumdur.

Sonuç olarak dünyada huri/gılman vasıflı bir eşe sahip olmanın bedeli bazen çocuktan mahrumiyete sebep olur ki, bu nimetin bir külfeti ile gelmesidir.

Çocuk sahibi olan hanımefendiler için Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellemin müjdesini unutmayalım. “Cennet annelerin ayakları altındadır.”   Bu hadisi hürmet ve tazimi işaret eden hadislerden saydığımız gibi, Allah Teâlâ’ya kulluğunu terk etmeyen  bütün annelerimizin cennetliklerden olduğunun açıkça beyanıdır. Cennete giden bir anne manen kocasının  bir makamda annesi hükmündedir. Bu nedenle eşini de cennete götürür.

Allah Teâlâ’ya, bizleri anne ve baba duasını alanlardan eylemesi için niyaz ederiz.

İhramcızâde İsmail Hakkı

 

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s