EY DOST

Bir dem seni unutamadım. Huzuruna da hiç varamadım. Aczimin rüzgârında hazan yaprakları gibi oraya buraya savrulup dururken hep Seni andım.

Çok yoruldum.

Bir gün kendimde güç bulursam Dost’a varabilir miyim diye, çok ümitvârım.

Dediler:

“Dostun yanına gidilir.”

-“Git”

 “Biriniz, bir dostunu sevdiğinde, bunu, ona belli etsin”. (504) 

-Ama, nasıl?

-Edebi erkânı vardır,  hediyesiz de olmaz .

“Hediyeleşiniz; zirâ o, sevgiyi ikiye katlar ve iç sıkıntılarını giderir”. (426) 

Duramıyorum, ziyaret edeyim, belki içim huzurla dolar.

Çok düşündüm, ne götürebilirim diye. Hediye, bir tanecik olmalıdır.

Biliyorum, O’na layık hediye bulmak, benim için çok zor. Noksan ve acizim. Hediyenin bende oluşunda, bir noksan bulunmayacak mı?

Ey Dost!

Aczimi bilerek, benim için bulabileceğim en değerli hediye ile kapına geldim.

“Mü’minin hediyesi, ölümdür”. (105)  

Bundan başka bir değerli şey bulamıyorum. Kabul eder misin?

Ey Dost!

Dilenciler gibiyim, değersiz kulunu çevirmezsin diye, düşünüyorum. Cömertlik, Senin vasfın değil midir?

“Yarım hurma ile de olsa, sâili boş çevirme”. (595)

Değerli bulmasan da, Cânımı  kabul eder misin ?

 “Hiç kimse, dostunun hediyesini reddetmesin; şâyet bulursa karşılığını versin”. (593)

Karşılık verenlerin en hayırlısı!

Korkuyorum, fakat ümitvârım, Neden yüzünü bir kez bu tarafa çevirmiyorsun. Küslük mü var?

“Bir kimsenin, üç günden fazla dostuna darılması helâl olmaz”. (568)

Sende kusur olmaz. Küslüğün  nedeni,  yine biz değil miyiz?

Anılmaya  değersiz cânı, kabul etmeyebilirsin.

Bizde gam  yok, keder yoktur. Sen çok büyüksün.

“Rabbimiz Allah Teâlâ kulunun peşin amelini veresiye mükâfatlandırmaktan yücedir.” [Hikem-i Atâiyye] .

Yine Senden Sana sığınırım.

Ey Yüce dostum

İhramcızâde İsmail Hakkı

Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki:

“Benim velimi hakir gören, bana meydan okumuş olur. Ben, yapmak istediğim hiçbir şeyde, mü’min kulumun rûhunu kabzederkenki kadar tereddüt göstermedim: O, ölmek istemez, ben de onu rahatsız etmek istemem; ne var ki, onun için bu, mutlaka gerekirde!”. (877) 

 

Not: Renkli olan yazılar, Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellemin Şihâbu’l ahbâr daki hadislerinden iktibas edilmiştir.

 

 

 

 

 

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s