Melih Uluğ Kızılkeçili tarafından seçilmiş ; MESNEVİ ÖZDEYİŞ YORUMLAR

1

 

Mesnevi, “Fıh-i MafihMeclis-i Seb’aHâbnâmeHırka-i Kâmile veya Makalat Mektubat eserleri.

 

Mevlâna Mesnevisi hakkında şöyle der :

Biz öldükten sonra Mesnevi başkanlık eder,  taliblere mürşîd ve onları doğru yol olan “sırat-ı mûstakiym“e çeken kılavuz olur.! 

 

Mevlâna’nın en baştaki tavsiyesi ;

Hiçbir mahlûku incitmeden yaşamak demek, şahsi menfaat, kibir, hiddet ve içgüdülerimizi yenmek demektir.! Haksızlığa uğradığında hakkını aramayıp susmak demek değildir.! (C.H.S.)

 

Tasavvuf dilinde içimizdeki kötü insiyakları atmaya (nefis tasfiyesi = iç temizliği) denilir. Temiz olmayan gönüle Yüce Tanrı inmez, misafirliğe gelmez derler.! Yâni ‘kötü insiyakların çöreklenip yerleştiği yere yüksek duygular, yer bulup girmez demektir.!

 

Mevlâna’ya göre hayât yolu şudur :

Kâlbi temizleyerek halka hizmet ede ede ve hiçbir mahlûku incitmeyerek namütanai bir tekâmül yolu olan Tanrı yoluna devam etmektir.! Yaradışılında insânda, iyilik ve kötülük uyur bir hâldedir.! Terbiye sayesindedir ki iyilik tohumları filizlenir, çiçek ve ağaç olur meyveler verir.!

 

Şunu bil ki her cefa, ölümden bir parçadır, ölümün parçasını sürüp atabilirsen kendinden sürâtle, mademki ölümün parçası olan elemlerden sıkıntılardan kaçmaya muktedir değilsin, bil ki (Kül = bütün) olan ölümü başına dökeceklerdir.! Eğer ölümün parçası olan sıkıntılar sana şirin ise bil ki Tanrı sana ölümü hoş edecektir.! 

Elemler sıkıntılar ölümden elçidirler.! Bu elçilere dayan, dayan.! 

Uyanık insânın derdi çok olur, işlerden haberi olanın yüzü sapsarıdır.!

 

Hakîki basiret (kâlb gözüyle görme) odur ki Emniyet mahallini görür, Tanrı bizi kendine dost edeceği zaman bizi doğru yola ve kulluğa meylettirir.! Başına gelen felâketler, sende Tanrı korkusunuın olmamasındandır ve edepsizce hareketlerindendir.!

 

Ey İnsân ! Mahlûklar dizisinin en üstündesin, alçaklığı nasıl şeref zannediyorsun.!

 

Yüce Resûl’ün şu sözünü unutma :

Bir milleti, zâlime sen zâlimsin demekten korkar bir hâlde gördüğün vakit onların düzelmesi artık geçmiştir.!  

*  *

İnsân psikolojisini şu sözlerle pek güzel tasvir eder :

Tanrım yüzbinlerce tuzak ve yem var.! Bizler haris ve aç kuşlar gibiyiz.! 

Her birimiz şahinler kadar kuvvetli olsak da, her vakit yine tuzağa düşüyoruz.! 

Her defasında Sen bizi kurtarıyorsun.! 

Ama biz yeniden yine tuzağa doğru gidiyoruz.!

*

Ey yolcu ! Yanlış yola gitme.! Tanrı’yı dünyâ ve cennette arama.! 

Tanrı yolu gönüldür, Tanrı’ya gönülden daha yakın yoktur.! Gönül Tanrı nûrundan bir kıvılcımdır.!

 

Ey aday ! Bil ki yol gönüldür.! Yolcu sensin.! 

Gitmek kendine bağlıdır, ama dünyâya gelirken senin dahlin yoktu, sen dıştaki alimlere de dil uzatma.! 

Cahil sofuların onlar hakkındaki dedikodusuna bakma, onlar doğru yol kılavuzlarıdır.! 

Mürşîdler manevi tabiblerdir.! 

Şeriat, bir ağaçtır.! Tarikat, O ağacın çiçekleridir.! 

Marifet, Meyveleridir.! Hakîkat, lüb ve lezzetidir.!

 

Hazret-i PÎR HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELΠ

hakikati şöyle özetler :

 

Hararet nârdadır, sac’da değildir !

Kerâmet sendedir, tac’da değildir !

Her ne ararsan kendinde ara !

   Kudüs’de, Mekke’de Hac’da değildir.!   

 

Hayâtın alevi başkalarından ödünç alınamaz ; onu kendi iç yüzündeki mabedinde yakmalısın.!

 

Tasavvufa göre ; hayâtın gayesi böylece nefsini en iyi sıfatlarla tekâmüle mazhar kıldıktan, tanrılaştıktan sonra insânların tekâmülüne çalışmaktır.!

 

Bunu Şirazlı şâir Sadi, şöyle ifâde eder :

Gidilecek yol Halka hizmetten başka birşey değildir!

Tespihe, seccdaye ve yamalı cüppeye değildir.!  

*

İBÂDET

*Nefis çok övülmekle, çok tapılmakla firavunlaştı ! Alçak gönüllü ol, toprağa secde et !

*İbâdet tohum ekmek, marifet mahsûl dermektir.!

*İman kaynaktan suyu akıtmak, rûhu revan olup giden can demektir !

*Namaz ağacın kökünden su emmesi ve işâreti meyve vermesidir !

*Köpek gece karanlığında efendisi için uyanık olduğundan mağara köpeği dendi !

*Yumurtadan çıkmayan yavru asla havadaki kuşların tespihlerini duyamaz !

*Tanrı kıskançtır ! Yâni göz nereye bakarsa O’ndan başka yüz görmemelidir !

*Kiminin kıblesi baş, kiminin kuyruk ama hepsi O, yalnız zevk değişik !

*Tövbesiz ömür can çekişmektir !

*

*Tanrı hakkı ana hakkından ileridir, anayı da O yarattı !

*Gönül darlığı mazlumun ahından, gönül ferahlığı hizmetten doğar !

*Haram lokma kavga doğurur !

*Tanrı sıfatlarından başka tüm sıfatları tufanda gark et !

*İnsânlık Tanrı huzuruna kabûl fırsatıdır ! 

Huzurdaki birinin sultandan mektup beklemesi 

aracı koyması çirkin olur ; hemen Sultanın ayağına kapan !

*Ululuk satma, Tanrıyı noksan sıfatlardan tenzih et, O’na kendini eş tutma.

Ateş kimseyle dost/akraba olmaz, herşeyi ve en son kendini kül eder.!

*Kendi ekseninin etrafında dön, eksen değirmen taşının mili yâni kutb miğferi demektir ve kendinden geç ; dünyâ hem kendini hem merkezini tavaf etmede. Özünün ve Pîr’inin etrafında dön, dünyâ bilgin ne olursa olsun !

*Kurbân keserken tekbir çekilir, ALLAHU EKBER demek ; artık şu postumdan soyulmak bu deriyi değiştirmek istiyorum, şu hayvânsal canımı kıblemdeki yâni merkezimdeki ortak nokta için (canan) kurbân ediyorum demektir. Tanrı Babasına teslim olan İsmal’i değil hayvânı kestirdi, İbrahim’i de ateşte yakmadı !

*Kendinde olmadığın zaman, kendini bulmuşsun demektir.! 

O andaki duâyı tanrı yapmaktadır, hemen kabûl edilir, çünkü O’nun dediği olur.!

*

*Balçıktaki su denize akamaz özüne dönmek istersen canın ayağını bağlayan istekleri kes.!

*Nimete şükür, nimetten hoştur.! Şükre dalan nimeti unutur.!

*Kötüler nimet için alçak adamlara secde ederler, iyiler ise RABB’im yücelerden yücedir diyerek yücelere.!

*Nimet arayan Tanrı’dan başkasını velînimet edinmez.!

*Namaz ancak temiz (gönülle) kılınabilir.!

*Kötü fikirlinin soluğu yalvarırken sovan gibi kokar, onun için “kesin sesinizi” denip duâ reddolunur.! 

Başkası için duâ eden ağız pis bile olsa temiz kokulu sayılır.!

*Tanrı ahdine vefa ile öğünür.! Sen de vefalı köpek ol.!

*Topraktan yaratıldın alçak gönüllü ol.! Nimetler alçak gönülle toprağa inip insâna gıda olarak 

dirildi ve insân sıfatlarıyla aşılandı.!

*Ayıp gören Gayb’dan bir kuku bile alamaz.!

*

*Melekler gibi bizim bir bilgimiz (2/32.) yok deyip, öze âit bilgiyi iste.! Söz ilmi değil, öz ilmi.! 

*Tanrının ne babası var ne çucuğu, O’na akraba olmak için kulluktan başka yol yok.!

*Kendi izinden ayrılma, halkın kınayışına aldırma.!

*Yunus Tanrı’yı balıkta, Ahmet Gökte buldu. Şayet Yunus Balığın karnında iken özünü anmayı unutsaydı ten 

balığı onu sindirip kendi cinsine çevirirdi ama beceremedi yuttu, yine kustu, 

Ahmet benim mirâcım Yunus’unkinden yüce değil buyurdu.!

*Çocuk süte âşıktır, erginleşti mi süt anneye âşık olur. Ahret nimeti umarak gelenler reca ehlidir ve 

dünyâ nimeti umarak gelenler korku ehlidir.! Her ikisi de istemiyerek gelirler ; çünkü belâ yularıyla çekilirler.! 

Yalnız gönül ehli isteyerek (gönüllü) gelir.

*Nerde toprak üstünde bir kan damlası görsen izle, mutlaka gözümüzden akmıştır.! Ben hamdetmekle 

ağlamak arasında çırpınmadayım, ağlarken hamdetmekte kalırım, hamdederken ağlamaktan 

en iyisi ağlayarak hamdetmek.!

*Mahşer yeri dümdüzdür, en küçük bir kusu bile orda saklanamaz.! 

Sen de kendini düzelt de hiçbir ayıp barınamasın.!

*Ya RABB’i devlet istemiyorum.! Bana secdedeki devleti ver.!

*Edep edepsize sabretmektir.! Söven terbiyesiz, ondan yakınan edepsizdir.! 

Güzel huylu kişi kötü huyluyu gizleyendir.! Eren yüzlerse tanrı emriyledir.!

*Sofilik sâflıktır, sâf (suf = yün) elbise giymek değil.!

*

*Gece karanlıkta uyuma kalk, mum gece ayakta durur, körü yenene büyük ecir var.! İçindeki karanlık dağılıp şafak sökenedek niyaz et, şafak zikri meşhuttur (gözle görülen) yâni öze tanıklıktır.!

*Yeni testi sidik emdi mi ne koysan sidik kokar, gönlünü iyi yıka.!

*Baharı toprak gibi öv, onun övüşüne rengarenk çiçekleri şahittir, sen de namazda Tanrı’yı böyle öv, çıkarttığın çiçeklerle O’na şahit ol bahar güzeldir deme koynundan güzel bir çiçek çıkar “Cennet bahçe demek” unutma.! Tanrı “kadir”dir deme ; Musa gibi kadir bir el çıkar öbür övüşler şeytanın namazıdır, 

esmâya mazhar (ayna) olan şahittir.! Tanrı’nın hüccetidir (delili).! Çiçek açan toprak bahara şahittir.! 

*Apdes alırken ; ben dışımı arıttım, sen içimi arıt de.!

*Beden evinde kiracısın boyuna yamıyorsun.! 

Mülkün sahibi ol da yıkılınca çıkan define senin olsun “nimet emek karşılığı“dır âyetini oku.!

*Tanrı’dan iç yüzde oyalanma dile ! Yoksa ; dilber, uyku, mevki, para, manzara, dünyâ ile seni dışta oyalar.! 

*Testici sanat göstermek için değil su taşısın diye testi yapar.!

*Kitabı bırak, Musa gibi koynundan ışık bul.! (Kur’an – 20/22.)(26/33.)

*Güneşi öven kendini över, kör değilim gözüm aydın der.!

*

*Sunuş dostluğa tanıktır, âyettir ; her ibâdet bir sunuştur.!

*Memeyi red et de yemek versinler.!

*Göz gibi ışık ye de, melekler gibi tespihle beslen.!

*Şarap kokusunu sarhoş hemen tanır, Elest’de RABB’i görenin canı sultandan bir belirti (işâret) gördü mü 

hemen tanır ve kendinden geçer.! (Kur’an-7/172.)

*Tespihler Tanrı’yı değil, bizi arıtır ve O’nun cömertliğini sağlar.!

*”Keşke toprak olaydım” (Kur’an-78/40.) demek ; keşke içindeki tohumu ağaç hâline getirip meyve vereydim yâni içimdeki özüm olan Âdem’e secde edeydim demektir.!

*Kötü huylunun sesi de Eren kulağına kötüdür.! Susun denir ve duâsı kabûl edilmez ; 

önce tövbe edip helâllaşması gerekir.!

 *Tanrı gönlü gözyaşı ile yıkar, kan hâline getirir sonra sırlarını yazar, eski ev yıkılmadan yenisi yapılmaz.!

*İbâdet yakarıdır, ağlayın da süt versin ananız.!

*

*Puta tapan gibi taştan da olsa dost edin, düşmanı ürkütür.!

*Buğday eken saman da biçer ama saman eken hava alır.!

*Ben HAKK’ım sözünü vakitsiz söyleme, sonra nefis horozu kesilir!

*Başı taşla ezilmesin diye yılanın dişini çıkarırlar.!

*Nefis ateşe tapandır, o ateşi söndürüp gül bahçesi hâline getirin, zikir ağaçları ekin de cennet bahçesi olsun, 

insânlar da cehhenneme uğrayacak” sırrının bir batın yorumu budur.! (Kur’an-19/71.)

*Kim Elest günü o sütü içmiş ise Musa gibi annesinin sütünü ayırt eder, kötü dadılardan meme emmez, 

bu dünyâda kendini bulur “Ahde vefa” eder.!

*Sınanma da emin olma, İblis nice yıl iyi adla yaşadı sonunda rezil oldu.!

*Tanrı sıfatlarını seyretmedikçe yenen lokma haramdır, nefis seni “evin rızkını” kazanıyorsun, 

filândan himmet al da er, kusur işlesen de Tanrı ayıpları örter diye aldatır.!

*Dünyâ deniz, beden balık, can ise sabah ışığını göremeyen Yunus.! 

Tespih ederse balıktan kurtulur, yoksa balığın karnında sindirilip yok olur gider.!

*Çilelere dayan en doğru tespih budur.!

*

*Madem bu bilgiler kutlu değil onlardan yüz çevirip kendini ümmi yapta melekler gibi 

“Tanrım bize bellettiğin bilgiden başka bilgimiz yok bizim” de.!

*Beden ehli yanında edep görünüşe bağlıdır, edep ehli yanında ise gönlün içini gözetmektir.

*Musa taklit ehli olan akıldır ! Hızır ise tahkik ehli olan, Hızır’ı ALLAH satın almıştır, müşterisi sonsuzdur ! 

Âdem meleklere ders verdi, vahiy ehlinin melekler bile mahremi olamaz.!

*Onca ibâdet yapıyor tad almıyor, içsiz çekirdek fidan olmaz.!

*Eşini dostunu pek övme sonunda ayrılığa sebep olur.!

*Çocuk annesinden delil istemez, onun sesini hemen tanır, o ses “şahdamardan yakın” anasıdır, 

kimde duysa alır ; çünkü hikmet müminin yitik malıdır.! (Kur’an-50/16.)

*Ham koruğa Tanrı ezelden kâfir dedi, üzüm oldu mu kardeş olurlar, sıktın mı birtek şıra.!

*Sevgili herkeste olan sıfatlarla övülürse sana bağlanmaz, onun için herşeyi O öğrettiği hâlde 

“Kur’an’ı O öğretti” ve “herşeyi O yarattığı” hâlde “yüce gökleri O yarattı” deniyor, 

işemeyi O öğretti, sidiği O yarattı denmiyor.!

*Keramet seni aşağı hâlden yüceltmektir, topraktan başlayıp insân makamına çıkıştır.!

*

*Atın gıdası, atlınnın gıdasından ayrı ; dünyâ ahır, beden at, can atlıdır. Ahır bilgisini bırak, ahir bilgisine geç.!

*Horoz gibi yem için değil güneş doğdu diye öt.!

*Tanrı’dan başka herkes düşmandır, dosta düşmana yakınma.! 

Şerde de sabret ve şükret, bölüştüren O, bilen O.!

*İstemeden vermek Tanrı âdeti değildir.!

*Kul olanlar efendiden azad olmayı arar. Âşık olanlar ise efendiyi. O güzel dostu görüp Ona kul olmayı ararlar, 

kulluk âşk ile hizmetle elde edilir.!

*Evine (kâlb) her an bir düşünce konuk olarak gelir, adam yerine koy onu ağırla, 

zaten Âdem düşünceden ibâret.!

*Oku çıkarırken afyon verirler, ölüm sekeratı da afyonludur en iyi ile oyalanırken öl.!

*Ahmet başını puta eğilmekten kurtardı.! (Beyni nefse eğilmekten) 

Sen de çalış gönlünü kurtar, dini Ahmet’ten bedava buldun müsrif evlât gibi mirâs yedi olma kıymetini bil.!

ALLAH O’na “yüzünü atan ibrahim’in, fıtratım olan ve değişmeyen putsuz özlük dinine, Hanif Din’e çevir” dedi.! (30/30.) Sonra da : “İbrahim’in dininden yüz çeviren kendini bilmezlerden olma” diye işaret buyurdu..! 

Sen bundan ne anladın ??? Sen, özünü bırakıp da yüzünü kime döndün ?  

Bunun hesabını O senden sormayacak mı ? Bu nasıl Resûl’ün sünnetine uymaktır ki ?  

Resûl’ün sünneti HAKK’ın yasasına uymaktı, sen ne yaptın ? HAK sana : “dinimi parçalayanlar“dan mı ol dedi ? (6/159.) “Ey Muhammed ! Dinlerini parça parça edip fırka fırka bölenler var ya senin onlarla hiçbir işin yoktur.! Onların işi ALLAH’a kalmıştır.! Sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir.!” 

Bu âyete karşı gelenlere ALLAH hakkı için bu âyet yetmez mi ? Meshep ve Tarikatlar Resûl zamanında var mıydı ? veya Kur’anda bu bölücülere geçit veren bir tek hüküm olsaydı HAK bu âyeti verir miydi ?  

HANİF DİN’den başka İslâmiyet yoktur.! 

Ama “insânları çoğu bunu bilmez” diye HAK boşuna dememiş.! (30/30.) CHS.   

*

*Ney feryat eder ama kendisi için değil, dinleyenler için aynen taklit ehli gibi.! Zîrâ diliyle söylediği 

gönlünde yer etmeseydi bütün bedeni zerre zerre parçalanırdı.! Su arktan gelip geçer çünkü ark susamamıştır, 

o sudan bir damla içmez sadece değirmeni çevirir.!

*Gerçeğe ulaşıncaya kadar taklitten ayrılma, onun da sevabı var, 

içindeki damla inci olana kadar sedeften ayrılma.!

*Sinek gibi her yemeğe konma (nefis) çağrılmadan gelme, selâm vermeden oturma.!

*Hurma lifinden iple boynun bağlanmadan yâni kötü huylar kökleşmeden kökle onları zamanında.!

*Kâbe gönüldür, heves putlarını kır.! Lütuf bekçilerini dik, kuruntu şeytanlarını kov ki eminlik yurdu olsun.! 

Vahiy gelsin diye niyâz eyle.!

*Arınan haşa Tanrıya değil, tanrı yoluna ulaşır.! “Sırat-ı müstakiym“, “doğru yol“a erer.!

*Tanrı “lem yelid” dedi. Yâni akrabam, soyum sopum yok.! “Bana ancak kullukla yaklaşılabilir” dedi.!   

*HAK, kazancı ALLAH yolunda sarf için emretti.! Namaz kıl lâfında aptes al da dahildir.!

*Süleyman saltanata doydu da, Eyüb belâya doymadı.! 

Sıhhat ve mal Tanrı’yı anmaya mani en güçlü iki nedendir.!

*Bilgi, Erenlerden bellenendir.! İbâdet onların davranışlarıdır.!

*HAK uğruna can verirsen, can verirler, ekmek verirsen ekmek.!

Tanrı evreni kendini araştırsınlar diye âyet olarak yarattı.! Damdaki bir taş atsa ben burdayım 

bana bakın diye atar.! Sen tutup da taşı inceleyerek, putperest olma.!

*Tanrı insân gibi aceleci değil, 6 günde yarattı.!

*Kızınca öfkene uyma, sen de Tanrı gazabından kurtulursun.!

                                                                                           *

İRÂDE

*Kader Tanrı bilgisidir, rızası değil! Çocuğun buz yerse hasta olacağını bilmek başka, 

çocuğa buz yedirmek başka.!

*Ayan-ı Sabite’de çirkin de zuhur etti.! Ressam çizdiği güzel resmi de sever, çirkin resmi de.! 

İkisi de aynı fırçadan aynı sanattan çıkmıştır.! 

Şeytan ALLAH’a değil, RAHMÂN’a âsi oldu.!“(Kur’an-19/44.) 

Ancak RAHMÂN’da, Mudil’de ALLAH’ın güzel isimlerindendir.! 

(Açıklama : RAHMÂN ve MUZİL, ALLAH’ın Esmâ-ül Hüsna’ından olup mazharları farklıdır.! 

Bu dünyâ savaşı aslında bu iki esmâ’nın savaşıdır.! U.K.)

*Herkesi bir işi için yarattılar, herkesin gönlünü bir işe akıttılar.!

*Takdir bağını demirciler bile kıramaz.! O bağın adı boynundaki hurma lifinden iptir.!

*Odunda karanlıkla aydınlık beraber otururlar.!(U.K.)  

*Kör pisliğe düşse kokuyu bedeninden sanır, gül suyu versen onu kendinden bilir.! 

Gönül gözü açılınca ikisinin de kendinden olmadığını anlar, sınanmayı kazanarak kazaya uğramaz, 

gülsuyunun sevgili bağışı olduğunu kavrar.!

*Tutku (hırs) zincire benzer, tutkulu ise onun sürüklediği esire, yâni tutukluya hurma lifinden ip budur.!

*Cebri olma, şeytan gibi “RABB’im beni azdırdın” deme.! 

(Kur’an-7/16.) Sınama RAB’dendir, “Âdem ben sürçtüm” dedi. (Kur’an-7/23.) 

*

*İnsânın sütü kâlbe yakın memeden gelir, hayvânın sütü cinsel uzvuna yakın memeden, hangi sıfatta isen 

rızkın oradan verilir ; rızık ALLAH’tandır bu demek.!

*Ekmekçi, kazanç için insânların acıkmalarını ister ; ama onların acıkmalarının sebebi değildir ve aç kalmalarına da razı değildir. Öğrencinin bilmememsini öğretmen, irâde etmedi, öğrenmemelerine razı da değildir, nefis yaradılıştan hayırdan nefret eden bencil bir varlıktır. Onun şerri olmasa Tanrı’sal hayır da müstehakımız olmazdı. Küfür iman için gerekli bir unsurdu (öğrenci-öğretmen) hayır, şer ALLAH’tan budur.!

*Kalem yazdı demek her işin ecerini vereceğini yazdı demektir.! (ecir = karşılık)

*

*İRÂDE – KADER 

*Hurma lifi bağ cazip sürükleyici suçlardır.!

*Çorak yerde açlığa sabretmek ahmaklıktır.! Tanrı’nın diyarı geniş.!

*Tanrı icbar etmez, ilham eder iki koku salar ; ciğer kokusu köpekleri uyandırır, gül kokusu bülbülleri.!

*Tanrı güçlüdür, demirci de güçlüdür ama demire şekil vermekte, yoksa konuşturmakta değil.!

*Tanrı ne dilerse O olur demek, başkasının gözüne girmeye çalışma ondan başkalarının 

dilekleri olmaz demektir.!

*Kalem ezelde kaderi yazdı demek, HAKK’ın kalemi ezelde her işin hakkını vereceğini yazdı demektir.!

*Rızıları O dağıtır, birine eşeklerin şehvetini, öbürüne meleklerin aklını.!

*Suçun cezası kısastır, zina eden piç doğurur.!

*  *

DÜNYÂ ve AHRET

*Beden ve Dünyâ ana rahmi gibi dardır.! Kapıyı kırıp, tanrı’nın geniş yeryüzüne çık.!

Özünüzü bulup erin de gerçek âleme çıkın.!

*Dünyâ Tanrı’dan gaflet ettiren şeydir, yoksa mal, para, mevki nefreti değil. Ahmet, 

“HAK yolunda kullanılan mal için ne iyi mal” buyurdu.! 

Bu gemi suyu ayaklar altına alırsa desteklenir yüzer, koynuna alırsa batar.!

*Dünyâ timsah ağzı, biz de dişleri arasındaki kırıntıları gagalayan kör kuşlar.!

*Dünyâ ahret ehline, Ahret dünyâ ehline ikisi de HAK ehline haramdır.!

*Evren bizim hizmetçimizdir, onu gözünde büyütme Tanrılaştırma.!

*Dünyâ zayıf kuşların tuzağı, ahret de güçlü kuşların.!

*ALLAH’ın yeryüzü geniş, ayni bahçede sovan da var çiçek de, biri içtiği suyu acı su yapmada öteki koku, 

biri tencereye girecek öbürü kristal vazoya.!

*

*Eşeği olan nal çalar, müzik aşkı olan da ney.!

*Eşek rüyâda hiç Hindistan’ı görmez ; çünkü oradan gurbete düşmemiştir ! Bir de file sor.!

*Ahret deve, dünyâ onun yünü, deveyi elde edersen yün de senin olur. Yünü elde edersen deve senin olmaz.! (Ahret = Öz  / Dünyâ = Nefis)

*Dünyâ gazep üfürüğüdür, o düğümü rûhumdan üfledim demek (rahmet üfürüğü çözer) akıl çözebilse Nebi gelmezdi, var git de “insânlar eşlendirilince” denen eşi bul.!

*Dünyâ ayrılığına dayanamıyorsun da ALLAH (Ahret) ayrılığına nasıl dayanıyorsun ?

*Aklı külle barışsan dünyâ kıyâmet görünür.!

*Dünyâya Tanrı “oyun” dedi.! (Kur’an-29/64.) Cezalar fitneyi yatıştırmak için oyuncak kadar verilir ! 

Cani idâm edilse de kısas devam eder ! Uykusunu yorumlamak için kurt olarak kalkar ! 

Burdaki ceza sünnet olmak gibidir, ordaki ceza ise hadım edilmek.!

*Hayât domuz avıdır, kendine tuzak kurar kendini avlarsın sonra da yiyemezsin.!

*Ahret âleminin taşı, toprağı, suyu diridir söz söyler.!

*Ahret âleminin kıymetini bilelim diye, dünyâ Elest âlemiden sonraya kondu.!

*

*Dünyâ hayâtı boş övünme yeridir.! (Kur’an-57/20.)

*Dosta hediyesiz gidilmez, ahrete eli boş gitme.!

*Dünyâ rahimdir, ahret ALLAH’ın yeryüzü çok daha geniştir.!

*Şarap ahrette, testi Dünyâda.!

*Çocuğa oyuncak bebek verilir, büyüynce kendi doğurduğu bebekle oynar.!

 Dünyâdaki zevkler de ahrete göre böyle, buradakiler taklit ve ölü ; oradakiler gerçek ve diri.!

 *

CENNET

*Ücret işe benzemez, alınteri verirsin altın alırsın. Üşüyüp soğuk alırsın, hasta olup ateş içinde yatarsın, yanarsın.!  Bir damla su verirsin, bambaşka bir çocuk alırsın, burada zekât verirsin orada ağaçlık olur.! Aşkın süt ırmağı, kendinden geçişin şarap, kulluktan aldığın tad bal olur.! Bunlar burada nasıl senin buyruğunla meydana gelmişse sonuçlarıda orada senin buyruğunda olur, o sıfatlar senin emrindeydi ;suretleri de senin emrinde olur.!

*Cennette herşey seninle konuşur ; çünkü taş ve toprakla değil senin zikirlerinle inşâ edilmiştir.! Gönlündür, yapıcısı sen olduğundan seni överler böylece bütün âlemin Elhamdülillâh diye gönlündeki özü övdüğünü ölmeden önce duyarsın, o toprağa ekilen solmaz o su ile değil aşkın göz yaşı ile sulanıp yeşermiştir.!

*Güneş batıdan doğuncaya kadar, Cennetin sekiz tövbe kapısı açıktır.! Onun için gece ibâdeti mühimdir.! 

Çünkü sabâh kıyâm edip ayağa kalkıyoruz.! Bunun sırrı başkadır.! Fizik güneş değidir, yâni Resûl’ün bahsettiği öz güneşidir.! Sen ölünce batı olan senin içyüzünden O güneş denen Rûh doğar.! (CHS)

*

NEFİS

*Şeytan’ın partiyi kazanacağı yok.! Bu patırtı onun lânetlenmesine yaradı.!

*Şeytan sınamak için aynadır.! (19/83.)(43/36,37.) Herkesin kendi yüzünü gördüğü dosdoğru ayna yâni tanıktır.! İyiyi kötü yapmaz, tanık zindana atılmaz.! Küfür de Tanrı’ya tanıktır, iman da, biri kerhen öbürü tavan.! 

*Ateşi suyla korkuturlar fakat su ateşten korkar mı hiç ?

*Nefis şühecidir ne delille ne mucizeyle yola gelir, vur başına onun ; o dövülmekten anlar.!

*Gök gürültüsü sesi susamamışa baş ağrısı verir, hâlbuki bilmez ki o korkunç ses 

gökten inen suyun müjdecisidir.! Onun gözü yerdeki akar su da.!

*Zâlime yardım edene, ALLAH o zâlimi musallat eder.! 

*Nerde inci büyükse sedefi o kadar kalın olur, nerde kilit büyükse orda hazine çoktur, insânda da müthiş büyük bir hazine var da nefis perdesi o kadar kalın tutulmuş o kilidi, Hu yâni eren açar.! 

Hazine sopanın (Asâ = belkemiği) içinde saklı ve uyuyor.!

*Tanrı birini kahretmek istedi mi ona yüce bir mevki verir.! 

Suçluyu teşhir için herkesin göreceği yüksek bir yerde asarlar, Firavun gibi.!

*

*Firavun’un ihsanı efendisine ihânet içindir.!

*Nefis açlık korkusuyla, yarın endişesi ile kendini yer bitirir, açlık dilenciye değil ere mahsustur.!

*Mülkü nefis ele geçirmiş, Tanrı’nın dediği olmuyor.!

*Nefis hırsızdır, onu minbere çıkarma elini kes veya bağla, o baş aramaz ; baş olmak ister.!

*Haset kurdun yaradılışında var, Akrep herkesi sokar, insânın yaradılışında da hasetçilik var.!

Alçakların seni ağırlamasını, hizmetçinin ikrâmı bil.! Yabancıyı dost edinme, yabancı kim ? Topraktan yaratılmış bedenin.! Dost kim ? soluktan yaratılmış “Rûh”un.! Misk nedir ? Yüce tanrı’nın temiz adı.! 

“Pisler pislerin”dir, onun Tanrı’yı anması eğritidir. Pislikte gül bitmesi gibi o pis kokar.!

*Şişeleri kırıp gül suyu ile sidiği aynı şişeye koydular, Peygamberler bu iki bölüğü ayırmaya geldi, gül suyu olan koyna sürülecek ; sidik olan dışarı atılacak.!

*Kâfir düşman değildir, düşman cana kast edene derler, can çekişene değil.! Kendine kast eden yarasa gibi.!

*Kâfirler Nebileri öz oğulları kadar tanırlar ama hasetten tasdik etmezler.! Mucize onları tecziye (Parçalama, cezalandırma) içindir yoksa iman etmeleri için değil.! Zîrâ iman etmek için kanıt kokudur onlarda ise 

bu burun yoktur.! Suçluyu asmak için tanıklar ortaya çıkarılır.!

*Çişin gelince hemen helâya gidersin de , özün birşey dese yapmazsın, sidiğin dediğini hemen yaparsın.! (U.K.)

*“Dünyâ hayâtı boş övünme yeridir.!” (57/20.)

* *

2

**

ÂDEM  

*

*Akıl ve duyu sahipleri gönül ehlini küçümser.! Bağ gönüle bağ eğmek istemez.!

*O ne ad taktıysa değişmedi “Ayan-ı Sabite” âlimi idi, kalıpları klişelere göre düzer.! Sonumuz ne olacaksa Tanrı katında asıl adımız odur bizim.! Meninin adını meni olarak değil 

ondan oluşacak Ebucehil veya Ahmet olarak bilir.

*Tertemiz ışıkla bakılınca Âdem’in gözü tüm şemaları görür.! Ahmet’e “Oku” vahyi geldiğinde O, 

Ümmül Kitab’ı görmüştü, yâni âlemlerin bütün şemalarını okumuştu.!

(Tüm şemalar : Ümmül Kitab = Ana Kitab) (Kur’an ve diğer kitablar Ana Kitab’ın cüzüdür.)

*Âdem isrâf etmeyin buyruğunu müteşabih sanıp yorumlamaya kalktı ve sürçtü, hâlbuki muhkem idi.!

*Ekmek atamızın bedenine girince, ölüyken dirildi gafilken herşeyden haberdar oldu.!

*Tanrı, Âdemoğluna kendi adlarını bildirdi yâni kendi adlarına “mazhar” (Ayna) yaptı.!Başka yaratıklara takılan adların kapısı âdemden açıldı.! Tohum olmasa gübre nasıl kurtulur ?!

*Lokma için lokman rehin oldu.!

*

*Tanrı kıyas ehline soy, sop, yok üstünlük “Rûh“dadır dedi.!

*”Kitab âlimi” Belkıs’a mucize yaptı.! “Cin âlimini” aştı.! Âdem’in ilmi bu.! 

O zaman ve mekânı ortadan kaldırır.! (27/38,39,40.)

*Şeytan da Süleyman’ın emrinde O cinleri de çalıştırır.! (27/17.)

*Akli melekeler gönüle baş eğmedikçe ışıklanamazlar.!

*Balık yem ararken yem olur.! Harut’la Marut o şarabı içti de gök kapıları kapandı.!

*Musa bile sopayı sopa gördü, hâlbuki o sopada korkunç bir güç saklanmıştır.!

*Balçık ve üfürük iki zıt denizdir, birbirine karışmaz ; aralarındaki berzah seçimi yapacak candır.!

*Kâfir kimdir ? mürşîdinin imanından haberi olmayan.! Ölü kimdir ? mürşîdinin canından haberi olmayan.!

*İnsân hayvândan ileri ; çünkü ondan daha çok haberdar.! Melek, insândan ileri ; çünkü duygudan geçmiş.! Gönül ehli ise melekten de üstün, ondan Âdem’e secde edildi, diken güle secde eder.!

*RABB’ime konuk olurum O beni suvarır, doyurur âyetindeki ışık gıdasını unutma,

Biz Âdem oğullarını ululadık” dedi.!  Göğü ululadık demedi.! 

Hâlbuki gök durmadan yemek yetiştirmek için çalışmakta.!

*Âdem anasız ilim belledi, Mesih gibi Tanrı telkiniyle konuştu ve annem zaniye değil dedi.! 

(Yâni “çiftleşme ürünü değilim” dedi.)

*

*Âdem’e secde etmeyiş hasettendi ama o hasette Tanrı’ya aşk vardı.!

*Tenle hayvân, canla meleksin, hem yerde yürür hem gökte uçarsın.!

*Üç tip melek var.! “Aliyyün“, “Mukarrebin“, “Müdebbirat ve Kiramen Kâtibin” (Hazafa kitabı neziat) 

ALLAH ; İblis’e Âdem’e secde etmesini söyledi, şeytan Âdem’e secde etmeyince, ALLAH : 

Yoksa Aliyyün’den misin ?” dedi.! Demek ki “Aliyyün” makamı çok yüce bir makam ki, 

onlar Âdem’e secde etmediler.! Secde edilen Âdem onlar olsa gerek.! (U.K./C.H.S.)

*Arş’ı dört melek taşır, Kıyâmette ise sekiz melek.! Başkanları Yusuf güzel Cibril’dir ki Levh-i Mahfuzu görür, Tanrı ile konuşur.! Nefesi ile aydınlık gönülleri ölçüsüz rızıklandırır.! Mirâçta Hazret-i Resûl’ü sınıra kadar götüren Cibril o sınırda durdu, Hazret-i Resûl yoluna yalnız devam etti ve “iki yay arası ancak” kalasıya kadar yaklaştı “Onun gözü ne kaydı ne de saptı” âyeti nazil oldu.! Cibril, Onun gördüğünü görmedi yalnız duydu.! 

HAK perde ardından konuşur.!

*Hamlar dallara sımsıkı sarılır (taasup) .!

*

*Yıldızların ışığıydın gökten su olarak geldin, insâna gıda oldun tâ ki söz olasın, 

düşünce olasın da “O”nun sıfatlarına dönüşüp “O”na dönesin.!

*”İstemiyerek gelin” buyruğu akıl erbebınadır.! 

İsteyerek gelin” buyruğu aşk erbebına, duygu ehli yularsa çekilirse gelir.! (41/11.)

*Şeytan levh-i Mahfuz’u “gökten dinleyip” öğrenmek ister, “şahaplarla kovalanır” 

ve ona ‘git sırrı Ahmet’ten öğren’ derler.! (72/9.)

*Tanrı üzüm çekirdeğini gösterip ‘Gaybı biliyorsanız bunun Levhi Mahfuz’daki esas adını “Ayan-ı sabitesi“ni söyleyin’ dedi.! Şeytan, koruk ! Melek, üzüm ! Âdem, şarab dedi.! Hepsi haklıydı zîrâ herbiri kendi makamından konuştu.! Şeytan, sirke ! Melek, şıra ! Âdem, Kevser makamından baktı.! (U.K.)  

*Soğuk demirden elektrik geçti mi mıknatıs olup başına kutup denir ve bu kutba bağlı olan da kendi çevresindekini çeker, el ele el HAKK’a sırrı budur.! (U.K.)

*Evi ziyâret eden hacı olur, ev sahibini ziyâret eden Âdem.!

*

*Şeytan, Âdem’in yüzüne secde etmedi çünkü O yüzde herşeyi gören göz, herşeyi duyan kulak 

ve herşeyi dile getiren ağız vardı.! Tanrı da kendisi için “herşeyi bilen” ve “gören” dedi.! 

Göz göre göre suç işleyen insân utanmazdır, yüzsüzdür, yüze secde etmeyen şeytandır.! 

Secde etmediğin O yüz senin içyüzündür, özündür ! Her suçumuzda ayıbımızı yüzümüze vurur ama tövbe edip düzelmemizi bekleyerek bizi ele vermez çünkü şeytan nefis kıyâmete kadar yâni ecelimize kadar izin almıştır, teşhir ve tecziye oradadır.! 

*Cennette Âdem’in parçacıklarıyken o güzel sûr sesini, öz bir sesini duyardık.! Müzik sevmemiz o sesi hatırlamamızdandır.! Göklerin dönüşünden çıkan nağmeyi hatırlamamızdır.! Savaş delinin (nefsin) elinden kılıcı almak için akıllıy afarz oldu, ahmaklar baş olunca başını yorgan altına sokma.!

*Duygular birbirine benzemez, vücûtta saf saftırlar.!

*Akıl Musa, vehim Firavundur.! Musa da birini öldürdü ama nefsi için değil, Firavun ise nefsi için öldürdü.! 

Ama yine de Firavun Musa’ya ‘benim ekmek hakkımı ver horlama’ dedi.! 

Musa ; ‘kıyâmetin horlaması çok’ dedi.!

*Gönlünü kararttın yeryüzünde, fesat çıkarırlar manâsı budur.!

*

*Taneyi toprağa ısmarladın mı sana ağaç verir, kendini ALLAH’a ısmarla da bir iken bin ol.!

*Âdem başına balçıktan bir külâh giyince o cana mensup adların yüzü karardı.!

*Tanrı Âdem’e anasız babasız söz belletmiştir, İsa gibi.!

*Şeytan sana der : ‘bu beden bineltir, neye alıştıysa onu ver ona, huyunu değiştirme sonra sağlığın bozulur.!’ İşte Âdem’e de buğday yedirmek için böyle demişti. Siz beden lokmasını azaltın o eşssiz yüz görünsün.!

*Akıl, melek gibi her sabâh Levh-i Mahfuz’dan ders alır.!

*Âdem yem hırsına sürçtü, İblis mevki hırsına.!

*

*

3

*

EREN  

*

*Erenler kabahatı sırr gibi örterler bilenin ağzı mühürlenir.! 

*Nuh Kutb’dur.! Rûhta güçlüdür, bedende zayıftır ; beden teknesini onar da yardımcı ol ona.! 

Yardımın sana geri gelir “ALLAH’a yardım edene ALLAH da yardım eder.!“(22/40.)

*Mağara ehli Erenlerdir, köpekleri olan fizik beden erenini istedikleri gibi kullanırlar.!

Biz onları sağa sola çevirirdik.!“(18/18.)

*Eren işi maşrık sahibidir, hem dünyâ güneşinden hem ahret güneşinden yararlanır.!

*Eren, kaptana yıldız ; şeytana şahabdır.!

*Beden ipini kopardılar mı senin kapına gelirler.! Huriler onları uzun zamandır işlenen suçtan yıkarlar.! 

Kerem sahibinin huzurunda biz saf kuranlarız diyenlerin ışığında salâta dururlar.!

*Önce ceylanın ayak izi izlenir, sonra da göbeğinin kokusu. Denize varınca ayak izi biter, Pîrler o denizdedir.! 

Bu bedene düşmeden önce ömürler geçirdiler, nefsi küllün ayağı bağlanmadan herşeyin ne olacağını biliyorlardı.!   Dalga gibi çok, deniz gibi birdirler.! Kur’an’da “Biz” diye konuşurlar.! 

Güneş onların ikramıyla ışık saçar, O’da bir yudumcuk.! Canlar birtek güneştir, beden pencerelerimizde birbirinden ayrılır, bu insâni Rûh ne bölünür ne ayrılır ; bölünme ve ayrılma hayvani nefistedir.!

*

*Sultan sabah kadar su başında şarab içer, kurbağaların vıraklamasından haberi bile olmaz.! 

Kurbağaları sustur da seni duysun.! Onlara kesin sesinizi deyin.!

*Terâzide mala tamah olsa doğru tarmazdı.!

*Kalpazanlar ışıktan korkar, ak ve kara yüzü gösterdiği için kıyâmete gün denir.! 

Tanrı “andolsun kuşluk çağına” dedi.! 

Bu çağ gönlün ışığıdır, Tanrı “andolsun geceye” dedi ; bu ise o ışığı örten ermişin bedenidir.! 

Gündüz yâni o gönül ışığı , erenlerin sırrıdır ; Ona erenlerin yüzü denir.! Her sırrı bilirler, gece ise onların suçluları yüzlemeyip ayıplarını örtmeleridir.! “RABB’in seni terk etmedi“, gönlün bedene hitabıdır.! (93/3.) 

İbrahim ben batanları sevmem” dedi.! (6/76.) Tanrı ezeli olmayan yâni batan gündüz ve geceye and içer mi ?! Çünkü onlar fânidir, Erenler bâki.!

*

*Kimse ALLAH’ı kıskanmaz.! 

HAK, halkın hasedi açığa çıksın diye ermiş insân kılığında iner, her zaman peygamber yerine yüce bir zât vardır.! RAHMÂN, Hay, Hüve Fişen, zahir, batın, Hadi gibi ALLAH’ın tüm güzel isimleri onda tecelli eder, 

O zâtın gönlü nûrüssemâvat ve O zâtın aklı ise Cebrail’dir.! 

Kendinden sonraki makamdaki eren o zâtın kendilidir.! Üçüncü makamdaki eren zât ise kandilliğidir.! 

Böylece 7 dizi hâlinde ışık perdesi yâni 7 frekans/mertebe erenler ordusu vardır.! 

Her frekans erenin arkasında onun terbiye ettiği bir toplum vardır.! Her saf önündeki saftan habersizdir.! 

Merkez Kutb’un ışığına dayanan ilk saftaki eren demire benzer, İbrahim gibi kızardıkça kızarır, yedinci saftaki eren elmaya benzer, ışığa uzaktan katlanabilir ve dışı kızarır.! Yoksul yâni fakir ateşle arasındaki perdeyi yok eden demirdir, ateşe İbrahim gibi vasıtasız girer.! O zât kâinatın kâlbidir.! 

Tanrı görüşüne mazhar (ayna) gönül budur.! Kalan gönüller onun bedenidir.!

*Mağaradaki efendilerine yüzünü dönmüş o mahlûka köpek kılığında oluşu kusur verdi mi ? 

Tövbeni bozma ve düşmez kalkmaz bir ALLAH de.! (U.K.)

*

*Hazine toprağa gömülür ki garipler bulsun diye, Âdem’deki isimler gibi.! (2/31.)

Âdem’de saklı isimleri bulmak isteyenler ona secde etti, istemeyenler de şeytan gibi inkâr.!

*Sana kulluk etmek bütün varlığa farzdır.! Hiçbir şeye kul olma.!

*Âdem sepeti suyla dolunca, ariyeti variyet sandı ; baştan çıkıp kendini baş yaptı, inin buyruğuyla aklı başına geldi, tövbe edip yine o sıfatlara kavuştu “tamah eden alçaldı.!

*Bahçevanın ilk düşüncesi meyve idi, tarlada son suret meyve oldu.!

*Gönlüm “Musa’nın elinde sopadır, İsa solukludur, tıbbın dirilttiği ölür ; benim dirilttiğim ölmez” der, anlayana.!

**Erenlerin öfkesi sana değil, sendeki düşmanadır yâni senin düşmanına (nefis).! Kişiyi değil nefsini kınarlar.! Musa’nın sopası halıyı değil ; tozunu döver.!    

*

*Eren övülmeye bayılır.! Tanrı bizi kendine benzer yarattı, onun için övülmeye, sevilmeye, sarılmaya bayılır.!

*Gönül ehli zühdden, riyazattan kesilmiştir, İsa gibi “yakın“lardan olmuşur.! (3/45.)

*Denize ne aksa kirlenmez, bereketlenir ; lâğım suyuna ne kadar temiz su versen 

temizlenmez pisliğin hacmi artar.!

*Demiri mıknatıs çeker ; samanı kehribar.!

*Erenler sevinçle göçer, Ahmet sefer ayının çıktığını müjdeleyene cennet vaad etti.!

*İsa ile İdris’i gök çekti ; Harut ile Marut’u yer.! 

İnsânı kurtarmak için biri “illiyin” öbürü “siccin” cinsindendi.! O “Yüceler” insân kılığında indi.!

*

*Eve kapıdan girin“, gökten erilmez.! Ermişi bulun diye “şahaplar şeytanı taşlar.!” (67/5.)

*Esnerken istemeden ağzın açılır ya, bende sarhoşluktan ahmaklara susamıyorum.!

*Erenlerin yüzünü senin gördüğün gibi mi sanıyorsun ? “Ahmet nasıl oluyor da beni beni göremiyorlar” dedi.!

*Ey Musa, zamanın firavununa yumuşak konuş kaynayan yağa soğuk su dökme ocak berbad olur.! (20/44.)

*Erlerin bedeni padişahla doludur.! O yüzden cenk eder, padişahın öfkesi onlarda tecelli eder.!

*Eren bizi yıkamak için Arş’tan inen sudur.! Kirlendi mi yine oraya döner.! 

Herkezi teyemmümden kurtaran sudur onlar.! 

Kıble arayanları arayıştan kurtarırlar, kirlendiler mi gözleri Arş yolculuğundadır.!

*Yokluğa ulaşanın gölgesi olmaz.! “Fakir fahrim” (Fakrü fahri) budur.!

*Tanrı şehidler (şahidler) için “rızıklanırlar” dedi.! Bu güneşin yediği ışık rızkıdır.! 

Toprak yiyenin benzi sararır, bizim güneşimiz doğrulardan da dışarıda yanlışlardan da.! 

Ne doğar ne dolunur, ben bu denizde balığım, o suya kanmam içtikçe içeceği gelir.!

*

*Ey baykuşlar, ben padişahın doğanıyım.! Padişahla ayni cinsten değilim ; ama Onun ışığı vurmuş bana, ışığım aynı cinsten.! Şekildeki cins ayrılığı özdeki cins birliğinin gerçekleşmesine engel değil.! Su da nebatla ayrı cinsten ama özde birleşmedeler.! Şeklimizin de onun cinsinden olması için varlığımızı onun uğrunda mahvettik.! 

Şu can bedenle aynı cinsten değil ; ama beraber oturuyor.! 

Can Meryemdir, canın canından ışık alırsa İsa’ya gebe kalır.! 

Kılıma dokunursanız padişah tüm baykuşları helâk eder.!

*Yıkık evden vergi alınmaz, cezbedeki sarhoştur ; yenini yakasını yırtar.! 

Onlardan kılavuz arama Kâbe’ye yamacı değildirler, Kâbe’nin içindedir orda kılık aranmaz, bu aşk makamıdır.!

*Yarasaların Ahmed’den tiksinmeleri onun güneş olduğuna delildir, âyettir.! 

O diken değil ki develer sevsin onu, meleğin secdeside Âdem’e tanık ; şeytanın inadı da.!

*Kim Tanrıyla oturmak dilerse Erenlerin huzurunda otursun.!

*Eren’e hizmet Tanrıya hizmettir.! HAKK’ın oturduğu ev O’dur.! Safayı bulursun, hac etmiş olursun.!

*Eren’leri Eren’den başkası tanıyamaz, tahta kurdu fidanı nereden bilsin.! 

Kör güneşi nasıl görsün.! Sağır, O sesi nasıl duysun.!

*

*Başını suyun içine daldıran ne rengini ne dalgasını göremez.! Sıfatlardan geçen Zât’a dalar.!

*Sütte kıl hemen gözükür, göz için kıl bile perdedir.!

*Doğru olmasaydı yalana kim inanırdı, yalan doğrunun yüzü suyu hürmetine geçerlidir.! 

Zehiri şekere döküp yuttururlar.! (Doğru = Rûh = Öz / Yalan = Nefis = şeytan)

*Eren’lerin gönlündeki mesud herkesin secde yeridir.! O gönül kırılmadıkça Tanrı o ümmeti rezil etmez.!

*Halk Pîr’in çocuğudur.! Pîr o seviyeye iner.!

*Eren’in bedeni ışıkla doludur, o ışık pisliğe değse kirlenmez.!

*Bekçi uyanlar içindir, balıklara lâzım değil.!

*Lokma kimin karnında ululuk ışığı oluyorsa ne isterse yesin helâldir ona.!

*Her çağda bir Süleyman var, “hiçbir ümmet yoktur ki uyarıcı/kurtarıcı gönderilmesin.!” (35/24,37.)(26/208,209.)

*Su kuşlarıyız, bizim dilimizi Süleyman denizi bilir.!

*Mimârın düşüncesi ev olur, mimâr olmayanın düşüncesi hayâldir, hiçbir şey olmaz       

“De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak temiz akıl sahibi olanlar anlar.!” (39/9.)

*Şekercinin şekeri çok ama paran yâni emeğin kadar verir.!

*Tanrı âlim yâni her zaman bilicidir, arif sonradan bilici demektir ; ama bu biliş delilsizdir bakışla almıştır.! RABB’lerine nazar ettiler.!

*

*Şiir kim ben kim ? Halk işkembe çorbası seviyor diye işkembe ayıklıyorum.!

*Tanrı gizli idi bu “Nûr” görünsün diye karanlığı yâni evreni yarattı, erenlerin ışığını söndüremezler.!

*Tanrı ihtiyaç kadarını yaratır, israf etmez.!

*Her canlı O’nun tek evlâdıdır, babanın tek şımarık çocuğu nasıl rızık isterse ona istediği verilir.!

*Bir nebiyi inkâr hepsini inkârdır, çünkü nûrları birdir.! Ama hepsi ayni mertebe yâni frekans değil saf saf.!  “Bizden her birimizin belli bir makamı vardır.! Biziz o saf saf dizilenler, biziz.! Biziz o tesbih edenler, biziz.!” derler.  (37/1,164,165,166.)

*

*Tanrı haslarının halkasına gidiyorum, yüzük taşının yüzüğe nûr saçtığı gibi, RAB’de o halkaya nûr saçar.!

*Eren’e yardım, ALLAH’a borç vermektir.!

*Gurbet vuslatın zevkini arttırır.!

*HAK gelince batıl (yanlış) gider, yâni karanlık ; güneş doğunca aydınlığa dönüşür.! (U.K.)

*Balık nefis gibidir hayâta nefesini doğrudan değil su perdesi (gıdalar) ile alır.!

*Geceleyin zindandakilerin zindandan haberi yoktur.! 

Mağara ehli de böylece kendinden başka herşeyden habersizdir.! 

Hepsi gözünde yok olduğundan ona yoksul denir.!

*Abdal şırayı şaraba çevirendi.!

*Nefisten Musa’nın Tanrısına yâni Ahmed’e, ehad’a (tek) kaç.!

*Pîrler Ashab-ı Kehf’in köpeğine el verirler aslan geçinenlere değil.!

*Köyağası bedenlerin sultanı, gönül sahibi ise gönüllerin.!

*İnsân adımını gördüğü yere atar, iş görüşe tabidir.! 

Öyleyse insân gözbebeğinden ibâret

ne yazık ki bu dâirenin tam ortasına sahip olanlar bundan ötesini söyletmiyor.! 

Kalem burda kırıldı.! İzin ve görüş bitti.!!!  

*Sırlar, Tanrı izin verdikçe açtırılır.! Erenler sırr avcılarıdır.! (CHS)

*Eren erdiği yeri bilir..! Ermeyen de sade hayâl olan bu dünyâyı..! (CHS) 

*Erenler, Cenab-ı HAKK’ın gözü, ağzı, kulağı, elidirler.!

İnsanı biz yarattık” âyetleri boş yere inmedi..! (CHS)

(95/4.)(90/4.)(76/2.)(50/16.)

*Eren hem içtir hem de dış..! İçteki senin özün, dıştaki de içtekine uyandıran.!(CHS)

*Eren olmasaydı âlemler aydınlanmazdı..!(CHS)

*Uzaydaki her yıldız yol gösteren bir erene simgedir..!(CHS)

*Her plândaki öğretmenler erenlerdir.! (CHS)

*Perde kalkınca erenin bildiği değişmez.! 

Hazret-i ÂLÎ, “perde kalksa bildiğim değişmez” dedi..!(CHS)

*Eren nereye gideceğini bilendir.! Ermeyense bilmeyen aradaki fark budur.!(CHS)

*Ahret anlatılan gibi olsaydı, dünya cennet olurdu.! Bu kadar kör nerden iniyor.?!(CHS)

*Körleri bırak da görenlerin koluna gir, tökezleme.!(CHS)

*Eren nefsi arıtan temizlemecidir.!(CHS)

*Erene burada kulak vermeyen, ahrette ikinci ölümü tadar.! (40/11,12.)(CHS)

*Eren erdirmek için teşrif eder, özüne susamışlara Arş’tan rahmettir.!(CHS)

*

*Şarabı ister küpten iç, ister bardaktan.! Son mumu gören ilk mumu görmüştür.!

*Canın ışığı bedene nasıl varıyorsa abdalın ışığı da canıma öyle vurmada.!

*Tanrı sıfatlarına bürünen hürdür, nefse köle değildir.!

*Velî’yi insân görme, bu şeytan görüşüdür.!

*Yüce zâta daha çok belâlar gelir ; çünkü sevgili güzele daha çok cilve yapar.!

*Kardeşlerimde haste bulundukça Yusuf’umu kuyudan çıkarmam ben.! 

Gerçek kişiliğimi açıklayıp Firavun yerine başa geçmem ben.!

*Altın haydutlardan saklanır, içindeki cevheri bulduysan cevhersizden gizle.! 

Levh-i Mahfuz“, saklı levha demektir!  

*Cenab-ı HAKK hazinesinin anahtarlarını erenlerine vermiştir.!(CHS)

*Levh-i Mahfuz” erenin Arş olan kâlbidir.! O kâlbi anlayamadılar.!(CHS)

*Eren’in bedeni kandillik, gönlü sırça kandil, oradaki ışık ise HAK’tır.! 

Toprak kalıbına bakıp ona dil uzatma şeytan gibi.! (15/33.)  

*

*Eren’in bedeni zindanda ; ama canı Zuhal’dedir.!

*Gemi parçalanırsa kaz korkmaz ki, yenmekten kurtulup daha rahat yüzer.!

*Gök yüzünün merdiveni Pîr’dir.!  

*Erenler Pîrin basamaklarıdır.! Arşa’a kadar her kat farklı frekanstır.!(CHS)

*Herkes seni tanıyıp sendekini tanımayacağına, sen kendini tanı da kimse seni tanımasın.!

*Yüzbinlerce Ermiş bir kişinin varlığında gizlidir.! Musa’nın Asâ’sı budur.!

*Erenlerin işini Tanrı görür, onlar hiç yorulmaz, halk her işi kendi başına yapar ve yorulur.! (50/38.)

*El gönülden gizli iş yapamaz, biz eliz ; Eren ise gönül.!

*Beyin organları yönetir, Kâlb ise beyni.!

*Hazret huzura erendir.! (U.K.)  

*

*Tanrı ne alırsa ona karşı bir bağışta bulunur, kimseye borçlu kalmaz.! Bırak herkez senden birşey alsın, hakkını yesin ; herkesin sahibi olan HAK öder.! Çocuk camı kırdı mı veli sorumludur o tazmin eder.!

*İnsânlık vasfından birtek kıl kalsa o kişi Arş’tan değildir.!

*Savaş düzendir, Erenlerin namazı (salât’ı) örnek olmak içindir, çocuğa ilâç içirmek için 

önce hasta olmayan anne bir kaşık içer.!     

*Zemheriden güneşe ne gam, Eren’e nefsi birşey yapamaz ; ama sen nefis erbabından kaç, 

taş vücudun hararetini alır, onlarla oturma.!

*Padişahın elçisi padişah cinsindendir, Eren’leri onları gönderen Yüce Zât’tan ayrı cinsten sanma.! 

İnsânlar gönlünü duyup anlayabilsinler diye insân kılığında inmiştir.! Âdem’de meleklere öyle inmiştir de 

HAKK’ı tanıyamamışlardı.! (38/71,72,73,74,75.)(15/29,30,31.)

*Mağaradakiler gibi zeminden, zamandan, taamdan habersisiz biz.! Yaşlanmayız, genciz ve raharız biz, 

HAK nefesten başkasıyla alışverişte değiliz biz.!

*

*Âşıkların varlıkla işi yoktur, sermayesiz kâr ederler.!

*Temiz kişinin hamamda işi ne ? o ancak tellak olarak bulunur.! (U.K.)

*Eren’ler edepten başka ücretle himmet etmezler.!

*RAHMÂN Mustafâ’ya öğretti, Mustafâ yâni “Kalem” “Rûh” da ; insânlığa.!

*Sırçaya bakma yitersin, ışık aynı ışıktır.!

*Bilen iki yüzlüdür.! Gerçek yüzünü yabancıya göstermez, namâhreme sırrı apaçık söylemez.!

*Eren’ler satılmıştır, onları ALLAH satın aldı.!

*Ermiş gönül Tanrı’nın iki parmağı arasındadır ve o gönüle sahip Musa’nın Asâ’sıdır.!

*Eren “Sinâ ağacı“dır.! Gönlü ışık doludur, uzaktan bakana ateş görünür.! (27/7.)(28/29,30.) Dünyâ nimetlerinden yüz çevirmek insâna ateş gibi yakıcı gelir.! Hele kendinden geçmek kişiliğini boğazlamak, 

İbrahim gibi ateşe fırlatılmak, İsmail gibi kurbân edilmekle denktir.!

*Tanrı’nın seni sevdiğinin en gerçek işâreti şudur : 

Kâlbini yokla onu seviyor musun ? cevabın evetse O’da seni seviyordur.!

*

*Ben leş yemeğe değil, İsa gibi soluğumla leşleri diriltmeye geldim.!

*İsa nefsi erenlerin rûhudur, hem diriltir hem de öldürür.!(CHS)

*Erenler “OL” deyince oldurandır.! (16/40.) (CHS)

*Erenlerin önü ardı yoktur, sonsuzluk denizinin can suyu onlardır.! (70/41.)(56/60.)(CHS)

*Kul olan Hızır, onlardan biridir ; Musa onu bulunca erdi.! Sen de bulup er..!(CHS)

*Sırlar açıldı mı kıyâmetin yakındır.! Dünyâ harap olmaz coğrafyası değişir, 

bu okuldan daha çok geçecekler var.!(CHS)  

*Güneş doğunca yıldızlar yok olmaz, ışıkları o yüce ışıkta kamaşıp göze görünmez.! 

Kişi kendi ışığını buldu mu aklının ışığıda kendini bulur.! O artık kendini bilmez, kendindekini bilir.! 

Onun indinde herşey yok olur, yalnız “O’nun yüzü bâki kalır.!” (55/27.)   

*Sarhoştan nasıl şarap konuşursa, bizden de “Kevser” (ilim) konuşmakta ; 

çünkü kendimizde değiliz, sadece kendimizdekine tanığız.!

*Eren’ler her an bizi sınar, makamımızı bilelim ve ayan ile beyan âlemi arasında ayniyet olduğuna tanıklık etsinler diye.! Bu amaçla sınamak onlara yakışır kendini sınadın mı başkalarını sınamaktan vaz geçersin.! 

Ateş her madeni sınar, yanarsa odundur ; kızarırsa demirdir, daha çok güzelleşirse altındır.! 

Hazret-i İbrahim’i hatırla, ateşe atıldığında oan birşey olmadı.!

*Her Ermiş gönül bir penceredir.! Her pencereden bir güneş ışığı geçer, pencereyi kaldırsan hepsi bir ışık olur ; böylece Erenlerdeki ışık birleşik bir tek ışıktır.! “İbrahim birtek ümmet oldu.!” Karanlık ise eve pencereden girmez zaten evin içindedir.! Bir kemik attın mı hayvânlar birbirini paralar, onların canında birlik yoktur ; karanlıktır.! Hayvânsal canlar kendi cinsiyle birleşir sürü yapar “7 cahim sürüsü” budur.! İnsâni canlar ise bir tek beyaz ışık olmakla beraber aslında 7 münferit ışından (8 cennet).! Işık karanlığı yer yok eder, Musa’nın Asâ’sıdır ; karanlık ışığı yiyip yok edemez, Firavun’un aciz sihirbazlarıdır.! (U.K.)

*Peygamberler birbirleriyle çatışmaz birliktir.! 

(Cahim a.i. = yedi kat cehhennemin 4.katı, İslâm’dan ayrılanlarla şeytanların azab çekecekleri yer.) 

(Münferid a.s. = 1.yalnız tek, kendi başına, ayrı)

*Ahmed put erine putu kırmak için, Ebu Cehil tapmak için girdi.! Kimi can bedene tapmak için girer.! 

Beden evine girmek Ahmed’in nûrunu karatmaz.! 

Işık tozda da ışıldar, altın ateşte daha çok parlar ; başka maden kararıp erir.!

 

4

*

  KIYÂMET  

*

*Sabâh huylarımız posta güvercini gibi dönerler.! 

Köpeğin canı sabâh köpeğin bedenine döner, bak da ölünce canın, köpek huylu olarak çıkmasın.!

*Ölünce gözdeki perde kaltığı için evrenin içyüzü görülür.! 

Dolayısıyla dışyüzü ortadan kalkıp, yok olmuş görünür.!

*O gün herşey hâl diliyle meydana çıkar.! Diken tohumdan çıkıp ben yırtıcıyım der, 

tohumlardaki tüm esma toprakla cemden farka geldi, adına uygun sıfata büründü.!

*Kötü ana karnında kötüdür.! 

Acı biber daha tohumunda acı ismine mazhardı.! 

Ki ölüp bedenden çıkınca yüzü kara ise “Zebani“ler sahip çıkar, beyaz ise huri gibi güzeller.!

*Kıyâmette haksız yediklerin kusturulur, sıcak su verirler irin yersin ; zaten çıban gibi haram yiyordun.! 

Çıban ne yese irin yapar.!

*

*Eşek eşekle çiftleşir, Tanrı herşeyi çift yarattı.! Nasıl eş istiyorsan onun huyuna bürün.! 

Tanrı gönüle yâni iç surete bakar, öz ; cana şahittir, bu şehadete göre kalıp verilir ve âlette tanıklık eder.! 

Timsahın dişleri parçalayıcı nefsinin şahididir.!

*Tanrı her âyetin iptalinde daha iyisini getirir.! 

Evrim-devrim ! Tohumu harcar, ağacı getirir ! Nefsi harca, özü getir.!

*Helâk olan apaçık âyetle helâk olur, yâni kısımlar surete bürünür ve kimseden saklanamaz.!

*Kıyâmet bayram günüdür, içi boş olan davullar tokmak yer.! İnsân olanlar bayram yemeği.!

*Tanrı “dört kuşu” bedenimize ayaklarından bağladı ve ihtiyarlık onların asıllarına dönmek için çırpınışından doğar ; iplerini koparmasınlar diye kendi asıllarından yem veririz, ecelde ip kopar onlar aslına döner, 

can kuşu ise ten kuşlarından daha dertleridir aslı Arş’tır.!

*

*Mahşere gün dendi ; çünkü güneş doğunca kandiller söner, 

beden evi beynin cılız ışığıyla değil gönlün güneşiyle aydınlanır.!

*Kıyâmette rüzgârı, suyu, taşı toprağı kendine düşman görürsün, onlar Tanrı ordusudur ; Taş Lût kavmine yağar, Lût’u korur.! Ateş nemrut kavmini yakar, İbrahim’i korur.! Su Nûh kavmini boğar, Nûh’u başının üstünde taşır.! Rüzgâr Ad kavmini süpürür, Süleyman’ın tahtını taşır.! Sûr sesi beldeler yıkar, Belkısın tahtını getirir, yâni erince tüm varlıklar ve Evren emrine girer.! Daha önce seni emrine almışlardı, ateş seni kızdırır, toprak mal mülk yağdırır, hava dereden tepeden söz ettirir, su her kalıba eğip bükerdi, 

hasılı evren erene cennet, kâfire zindan kesilir.!

*Ahmet “herşeyi senin katında nasılsa bana öyle göster” dedi.!

  “Bana eşyanın aslını göster.!” (Hadis)   

*Dalgıç inci mi, taş mı toplamış çıkınca görür.!

*Kıyâmette güneş de kalmaz Arş’da ışığın aslı yâni Arş’ın ardı ortaya çıkar.!

*

*Herşey önce düşüncedir, sonra surete bürünür. Düşünce yumurta, suret tavuktur.! Sonr atvuktan yine yumurta çıkacak, yâni insân düşüncesi surete bürünüp insân olunca dünyâda bir takım düşünceler imal edecek ; bu düşünceler de ahrette surete bürünecek.! Kıyâmette yâni suretten apaçık ortaya çıkınca günah işlemek kimin haddine, Tanrı herkesin içyüzü tamamen açığa çıksın diye kıyâmeti erteledi.!

*Uzanırken o ayak sahibine şahitlik edecek, sen de sahibine şahitlik et de Onun eli ayağı ol.! (U.K.)

*Yılanın kuyruğu başının etrafında kıvrılıp tavaf eder, o baş o kuyruğa lâyıktır.! 

Sıfatlar canlara, organlar gövdelere lâyık ve uygun verilir.!

*Deniz büyük bir kilittir, insânı içeri balığı dışarı bırakmaz.! 

Anahtarı soluk alma tarzını, yaşama sistemini değiştirmektir, denizin sistemi değişmez.!

*

*Farenin Azraili kedi kılığındadır, sen insân ol da, ölüm sana insânca gelsin.! (U.K.)

*Eşya bu yanda susar ama o yanda söyler.! Toprak donduğu için camit dendi yâni kaskatı kesilmiş şey.! 

Nefsin de donmuş ejderhadır, şehvetle ısınırsa seni yer, öbür yanda cansız sopa ejderha olur.! 

Ateş İbrahim’i yakmadı çünkü diridir, işitir, görür ve Nemrud’u İbrahim’den ayırır.! 

Cansızların canına özlerine elini sür onlara eriş de tespihlerini duy ve tasarruflarını kazan, 

nefsi emmâre o ortak iç levhaya el süremez.!

*Rüyâda biri sana konuşur sen dinlersin hâlbuki rüyâda yalnız sen varsın uyanıkken de.! Vicdân konuşur sen dinlersin, hâlbuki o konuşan yine sensin.! Uyanınca rüyândaki dünyâ kadar çokluğun senden ibâret ve senin evhamın olduğunu ve senden başka gerçek mevcut bulunmadığını anlarsın.!

*Hasetçiler kurt, zina edenler domuz kılığında kalkarlar.! 

İçinde binlerce iyi ve kötü huy var.! Hangisi ağır basarsa hüküm galibindir.! 

Yarattığın hangi iyi düşünce hurisi veya kötü düşünce zebânisi şahitlik ederse o surette ayağa kalkarsın.! Külçede bakır fazlaysa bakır madenidir, ibrik yapılır.! 

Altın fazlaysa altın madenidir, ziynet yapılır.!

*Varlığında hangi kötü huy en üstünse önce onun suretinde kopuşman gerek.!

*Dört unsur da Tartı’dan haberdar, buyruklarını dinler eza ve cefa verirler.! 

İnsânda tersine tanrıdan başka her şeyden  haberi var ; hasılı hepsi de Tanrı emânetini yüklenmekten korktu.!

*Herşey göründüğü gibi olsa Ahmet herşeyi nasıl ise öyle göster bana der miydi ?

*

*Kıyâmet, âlemlerdeki herşeyin her anda O’na hâlini arz etmesinden başka birşey değildir.!

Kimi dört ayaklı, kimi insân, kimi şeffaf, kimi yoğun, kimi alçak, kimi yüksek.! 

Her demin sırrı özüne er de kıyâmetini bilerek kopar.! (CHS)   

* *  

*

5

*

ÖZ

*

*Pekmezde hangi meyve kaynatılsa pekmez tadını alır.! (U.K.)

*Dünyâda yem kuşu besler, ahrette kuş yemi.! (U.K.)

*Gönül kafesindeki kuşun yemi içerden verilir.! (U.K.)

*Şarap ahrette, testi dünyâda.!

*Can bedensiz iş göremez, beden cansız donar. İnsân balçıktan yaratıldı kesif (yoğun) de var lâtif de.! 

(Su – Toprak)

*Cennete gözlerin görmediği nimetler var yâni rüyâdaki gibi gözsüz görülenler.!

*Akıl biraz baştan çıksa, halk birbirine sarılıp öpüşmeye başlar, meyhânedeki sarhoşlar gibi.!

*Musa’nın baş gözü elini el gördü ama gönül gözü o eli başka gördü.!

*Özü unutmak suçtur, savaşta dalgınlık affedilmez.! Sarhoş bilinçsizlik için özür dileyemez, çünkü bilinçli içti, diledi.! (Elesti hatırlamamak suçtur, bile bile sürçtük. (Kur’an-7/172.) yâni dünyâya gelirken ;

 RABB’im seni unutmayacağız diye verdiğimiz sözü unutmayacağız.!)

*Kafesten çıkan (Bedenli) ışıkla, gölgesiz ışık bir mi ?

*

*Arı süt, kan ırmaklarının arkasındadır.! Çocuk (İsa) doğmadıkça kanı süte dönüşmez.! 

Âdem yanlış adım atınca da sütü kana dönüşür.! 

Önce bir dosta danışmalıydı, zîrâ akıl akılla birleşince nûr artar.! 

Nefis nefisle birleşince de karanlık.! Beden duyguları karanlıkla beslenir, 

Batini (içyüz) beş duyu ise o can güneşinden.!

* “O” güzeldir, güzeli sever.! “Temizler temizlerindir.!” (24/26.)

*O temiz gönül defteri o kalemle yazılır.!

*Tanrı bir ağaç, evren bir elma, insân bir elma kurdu.! Ne ağaçtan haberi var ne bahçevandan.!

*Cebrail can : “yay boyu ilerlersem yanarım” der, Ahmet can ise “evedna” makamıdır.!  

*Akıl ilmi nehirdir, gönül ilmi kaynaktır.!

*Belâ küpünün şarabı “Ashab-ı Kehf“i uyuttu.! Sihirbazları Musa’ya secde ettirdi.! 

Kadınların ellerini doğrattı.! İbrahim’i ateşe yaslattı.!

*

*Senin şeklini bir ayna gibi senin önüne koymuştur O, orda çirkin bir yüz görürsen o sensin ! 

Güzel bir yüz görürsen o yine sensin ! O ne budur ne odur, burda kalem kırıldı.!

*Sen temizlendin mi perde kalkar, abdalların ışığı vurur.!

*Her gönül gizli vahyi duysaydı ses olur muydu hiç ? (Telepati yeterdi)

*Gerçek olan Rabbani candır, yakın olan ise nefistir.! Eren yayık olarak yağı ayrandan ayırır.!

*Sen sanırmısın ki Mesneviyi okuyan sırrı da, manâsını da bedavaca anlasın ? 

yüzünü bir güzel böyle örtmüş, senin gözünden gizlemiş.!

*O sopa (Asâ) ne dişi yılandan doğdu ne erkek belinden.!

*Ten onu elinden atmadan odundur, sopadır ! Ona ağaç ol buyruğuyla Tanrı sıfatları belirir, 

kökü salût dalları gökte ve ALLAH benim diyen Yüce bir ağaç olur.!

*Cibril’in heybetinden Ahmet ürktü, Cibril Onu kucakladı ! 

Padişah halka heybetlidir, özel mecliste değil ! 

Hesap divânı halkadır.!

*

*O tertemiz üstadı zindandakilere övmek yazıktır, 

halk perde ardında yoğun hâlde olmasa başka sözler söylerdim ben.!

*Halil İbrahim gibi ateşe vasıtasız giremeyeceğinden elçi olarak hamam geldi sana.! 

Sen ancak hamama girersin!  Beden ehli rızkını emeksiz alamaz ki ! 

Can, perdeden sıyrıldı mı nûr olan rızkını koynunda bulur, onu gökten alır.!

*Öz kıblesini gizlemişlerde o yüzden herkes yüzünü başka yana tutmuş.!

*Öz şu leş olmasa da güzelliğini gösterse aklın kayar ; toprağa o güzelliğin binde biri sinmiş.!

*Rahmeti kahrına galiptir. HAK batıla galip gelecektir.!

*Tanrı helâl büyücüdür, pervane ateşi ışık görür yanar (dünyâ cazibesi) Halil ışığı ateş görüp gider.!

*Sopa Musa’nın elinde tanık oldu, büyücü (nefisçi) elinde hiçbir işe yaramadı.! 

Ben RABB’im sözü” firavunun ağzında gazab, İsâ’da rahmet oldu.!

*

*Rûh seferdedir, beden savaş çadırı ; çadır söküldü mü sultan sarayına döner.!

*Topraktan yaratılanları arıtıp göklerden ileri geçirdi, ateşten alıp aparı nûr hâline getirdi. O ışıkla bütün ışıkları uyandırdı, o ışık canlara vurdu da Âdem ilim sahibi oldu.! İbrahim’in canı o ışıkla aydınlandı da ateş aldı ! 

Sopa Musa’nın elinden su içti de firavunu yuttu ! Ahmet o nimeti buldu da Ay’ı ikiye böldü ! 

Âlî o ışıkla Tanrı Arslanı oldu ! O ışığın hakkı için ve o denizde balığa dönen ışıklıların hakkı için 

o ışığa can denizi de desem lâyık değil, denizin canı desem de.!

*Yeni bir ad aramam gerek Ona, özler bile ona karşı kabuktur, O süper özdür.!

*Öz ortaya çıkınca herşeyde Ondan başka varlık göremezsin.! 

Ne dağ kalır ne yıldızlar, herşeyde O özü görürsün.!

*Demir ateşte kızarır, oraya ne girse aynı renk olur ; bu Tanrı boyasıdır.! 

Vücûda hangi gıda girse bizim boyamıza dönüşür.! 

Koruk ışık aldı mı üzüm olur, bir daha da geriye korukluğa dönmez.! 

Eren kurtulmuştur, ne yer ne de yenir.! Soyutlaşır.!

*Şehre bütün bağ değil de oradan bir dal getirilir, o koku bağa tanıktır.! 

Gömlek Yusuf’un kokusunu getirir, Ahmet o koku için “salâtta gözlerim ışıklanır” dedi.!

*Sen sana bir örneksin, görünen değil.!

*

*Mümin lûtfa, kâfir kahra mazhardı.! Mümin Nebi’de kendi sesini duyar, kendini görür ! 

Kimse kendini inkâr edemez ! 

Biri bu benim elim derse ondan şahit istenmez, ama bu benim çocuğum derse ondan şahit istenir.! 

Çünkü el onun ayrılmamış, çocuk ise ayrılmış bir parçasıdır. Bizden şehadet ister ! Resûl’ün eline elim der.!

*Güneşten körün payına ısı, görenin payına ışık düştü.! (U.K.)

*”Hoş rızıkları kim haram etmiş ki ? Onlar inananlar içindir.! (7/32.) “Kâfire haram.!”  

*Yusuf rüyânı tabir/tevil eder, hayâtına göre kalıplar.!

*Öz pembe beyaz kadındır, örtülü (cennet) ve gizli (sırr) olduğu için gelin denir.!

*Kendini önü ardı var sanıyorsun çünkü özden mahrumsun o yönsüz âlemdir.!

*Gizli demin apayrı bir gözü ve apayrı bir güneşi var ama bunlar öz kişilere belirirler, kalanı 

yeni yaratıştan şüphe içindedir.!

*Yılan dışını değiştirir, insân için.! (U.K.)

*Güzel ayna arar.!

*Gönlü ululayanlar her nefes bir güzel seyrederler.!

*İşlerini danışarak yap yâni vicdân olan özünle ile uzlaş.!

  Onların işleri de kendi aralarında bir istişare iledir.! (42/38.)

*

*Musa’nın avucu koynunda ışıklandı.!

*Sultan güzele bakar, güzel ise gönüldekine.!

*Kuş yücelerde (Makam-ı ÂLÎ) uçar, yere gölgesi vurur.!

*Yusuf zindandakilerden yardım istediği için yedi yıl daha zindanda kaldı.!

*İçimde kulaklarımı sağır eden bir ses var.! Herkes bu sese sağır, rüyâda nara atanı uyanıklar duyamaz ki.!

*Musa’nın sopası (Asâ) her süprüntüyü yutar semirmez, hayvân değil ışıktır O, karanlığı yutar.!

*Tanrı insânın özü, insân Tanrının özetidir.! (U.K.)

*Işık gören yumurtadan civciv çıkar.! 

Işık ölüden diriyi çıkarır, namazda içindeki aşk ateşinden o yakmayan güneşten ısın da 

bedenin içindeki ölü ayağa kalksın.!

*Yusuf dünyâdaki makamını bildiği için kuyuda ve zindanda dayandı.! 

Sen de “Elest” sesine teslim ol da dayan.!

*HAKK’a dayanan, haksıza dayanır.! (U.K.)

*İnsân sultan oldu mu kendi postuna oturur.! (U.K.)

*

*Seven sevgilinin sesinden başkasına sağır olur.! 

Elest” sesinden başkasına kulak verme “kesin sesisnizi” de.!

*Bu güneşin ışığını hayvân da görür, “İnsânoğullarını yücelttik” sözünün anlamı nerede kaldı, 

namaz gönülde pencere açmaktır.! O zaman Tanrı mektubu aralıksız gelir, 

penceresiz ev cehennemdir, dinin direği pencere açmaktır.!

*Öz temizlere helâldir, “Tarık” yıldızı gibi parlayan “Kadir gecesi” odur.! (CHS)

Resûlün aslı Nûr-u Muhammedi görmek isteyen kâlbine baksın.! (CHS)

*Özünden özür dile, gafletine tövbe et.! (U.K.)

*Biz ümmeti vasatız, gönül ehliyiz.! (U.K.)

*Davudun sesi dağda yankılandı da taş yüreklilerde yankılanmadı.!

*Yusuf’un gömleği (hicabı) onu getirenin elinde eğreti maldı, esirci elindeki halayık gibi.! 

Yakub ise uzaktan kokusunu aldı, irfansız bilginlerde o kokudan habersizdirler.!

*Çocuk doğmadıkça annenin sütü memeden akmaz. Onları Rab’leri sular.!

*Sütü öz annenin memesinden em, ondan başkası üvey annedir.!

*

*Özü olmayan dal güneşe yaklaşırsa daha da kurur, kökünden su emen yaş dal eğride olsa meyve verir.!

*O ışıklı âlemde ne zaman, ne mekân ne taam (yiyecek) vardır.!

*Ezeli hatırlamak için aklını bırak da, akıl et.! Kulaklarını tıka da kulak ver.! 

Yâni beyin ve duyulardan öteye geç.!

*Elindeki şeyi daha iyisini almak için satarsın, özden daha iyisi yok ki !

*Körler testinin dolduğunu ağırlaşmasından anlarlar, gözün açılmasa bile gönül testisinin dolduğunu gönlün ışıklandığını ağır başlı davranışlarınla sezersin.!

*Vücûtta iki ses var ; acı denizle tatlı deniz bunlar, birbirlerine karışmaz.! Vicdân ve nefsin sesi.!

*Tüm ışınlar birtek güneşten çıkar ve nokta kadar gözbebeğinden hepsi yine bir olarak geçebilir.! 

Göz bebeğinden büyük kap yaratılmadı.! (U.K.)

*

*ALLAH onları sever, onlar da ALLAH’ı sever” âyetindeki cevher özlerimizdir.! (5/54.)

*Evreni ayakta tutan bizim özümüzdür o ağacın tohumu biziz.!

*Ağaçtaki tüm kuvvetlerin (melek) yâni kök, dal, çiçek cemaatının meyve olup gübreye dönüşmekten kurtulmaktır, kıbledeki meyvedir ve ona kulluk edip rızık taşırlar çünkü yaratıcıları ve şefaatçıları odur.! 

Onsuz rızıksız kalırlar ve kesilirler, ağaç kökünden su emdikçe büyür, meyve verip erer.! 

Cenin anasından kan emer insân olur. Kamış su emer şeker olur, mirâç budur.! 

Buharın göğe çıkması değil evrimle kişilik değiştirmesidir.!

Güzel isimler köklü ağaçtır” yâni özündeki tanrısal güçleri açığa çıkar da göğe er, ulu ol yüzel.!

*Öz ışığın “doğusu batısı yoktur.!” Ölünce tam parlar, “ışığı önlerinde yürür” âyetindeki ışıktır.! (66/8.)(57/12.) “Dönün de arkanızda arayın onu” âyetine (57/13.) göre ancak dünyâda iken elde edilebilir.! 

Karanlıkta kalmış ölü başkasının ışığından yararlanamaz bu ışık RAHMÂN’ın yemenden gelen kokusudur, 

Ahmet olanın burnu her mesafeden duyar.!

*Beden belkıs’tır, onu Süleyman’a teslim et.!

*

*Dükkânda şehirden toplanan birkaç parça eşya satılır. Dükkân alışverişini bırak da şehiri gör.! 

Aklın kayar.! Dükkân dünyâ, şehir AHMET ! Dükkân can, şehir Öz’dür.!

*ALLAH yok diyen doğru söylüyor, onda öz yok.!

*ALLAH yok diyen, evsahibi evde yok diyen aptal ev sahibine benzer, hâlbuki bu kişiler ne de akıllı geçinir.! 

A kıllılar, yüzü kararmışlar.! (U.K.)

*Cüzi aklı kendine vezir yapma ;sonra tertemiz canı havaiyata sevk eder.! 

Külli aklı vezir yap, Süleyman Asaf’ı vezir yaptı, cinni değil.! (27/38,39,40.)

*Vahiy ustadır, cüzi akıl çırak ; ustasız sanat öğrenilemez.! 

Tanrı aklı kül için “gözü ne kaydı ne saptı” dedi.!(53/17.) 

Aklı cüz ise şaşkın, şaşı ve sapıktır her yana kayar yanılır durur.!

*Keşke Kenan yüzme bilmeseydi de, Nûh’a teslim olup tûfandan kurtulsaydı, melekler gibi 

biz birşey bilmeyiz deseydi. Vahiyden başka her bilgi eğretidir, bilgini helâk eder.!

*

*Yusuf’un yüzünü seyredenin ellerinden haberleri yoktur, doğrarlar.! (12/31.)

*Zât sıfattan ayrılamaz ve sıfatsız olmaz.! İkisi arasında zaman ve zemin farklı değil, makam ve mertebe farkı vardır.! Sıfat çoktur, Zât ise tek.! Zât güneşe benzer ışınları sıfatlar, ışın döner dolaşır aslına döner ve tekrâr çıkar.! Güneş hep var ışın hep var, ışın karanlıktan korkmaz ve karanlığı yemekle ne artar ne eksilir, güneş ışınlardan görünmez hicaplıdır (perdeli) ışın “esma-ül hüsna“dır.!

*Güneşi ışığı odada amma Zâtı Arş’ta.!

*Levh-i Mahfuz yanlıştan korunmuştur, en doğrusunu ALLAH bilir, bu gönül habercisidir.!

*

 

6

*

  GENEL ÖZET  

*

*Gönül darlığı mazlum ahından, ferahlık hizmetten doğar.! Haram lokma kavga doğurur.!

*İnsânlık huzura kabul fırsatıdır aracıyı kaldır vicdân mektubunu cevaplandır ve efendine secde et.!

*Ateş kimse ile dost akraba olmaz, yakacak vermez isen kendini yer kül eder.!

*Kulluk et kulluk edilecek makama çık niyaz ehli iken naz ehli ol. Kendini övdürüp firavun olma.!

*Kendinde olmadığın an kendini bulursun ve o anki duâ kabûl olur, 

çünkü duâyı eden HAK’tır ; “dediği olur.! Aklını bırak da akıl et.!

*Kurbân keserken tekbir çekilir İsmail, İbrahim’e teslim oldu mu yerine koç kurbân edilir.!

*Kutb miğfer demek, özün çevresinde dön.!

*Nimet arayan ondan özge velinimet aramasın.!

*RABB’im en yüce diyerek “yücelere” yüz çevirmeyen alçaklardan yüz çevir.!

*Nefsin soluğu yalvarırken sovan gibi kokar.! Onun için kesin sesinizi deyip duâ reddolur.! 

Başkası için duâ edin, ağız pis koksa da temiz sayılır.!

*

*Tanrı sözüne sadıktır, sen de köpek gibi vefalı ol ve gece efendin için uyuma.!

*Ayıp gören “Gayb“dan koku bile alamaz.!

*Dünyâ bilgin ne olsa melekler gibi ; “bizim bilgimiz yok” de ve Gayb ilmini iste.!

*Tanrı’nın ne anası var ne babası, ona akrabalık için tek yol kulluk.!

*Kendi izinden ayrılma, kınanmaya aldırma.!

*Yunus o balığın karnında özünü anmayı unutsaydı ten o canı sindirip balığa çevirirdi ama yutsa da kustu.!

*Çocuk süte aşıktır ve sopadan korkar, erginleşti mi süt anneye aşık olur ve cefadan korkmaz.! 

Dünyâ nimeti için korku, ahret nimeti için gelen rica ehlidir ; 

içi istemiyerek gelirler, belâ yularıyla çekilir, isteyen gönül ehli gönüllü gelir.!

*Sınanmada emin olma, İblis gibi son anda kaybedebilirsin.!

*Kim Elest günü o sütü emmişse Musa gibi öz anası dışında, dadıdan süt emmez.!

*Tanrı sıfatlarını seyretmedikçe yenen lokma haramdır.! 

Nefis seni evin rızkını kazan bu da bir ibâdettir,Tanrı ayıpları örter diye aldatır.!

*

*Dünyâ deniz, beden balık, can ise sokak ışığını göremeyen Yunus ; tespih ederse kurtulur, 

yoksa sindirilip yok olur, çileye dayan en doğru tespih budur.!

*Musa taklitçi akıldır, Hızır tahkikçi öz.! Vahiy ehlinin melek bile mahremi olamaz.! 

(Tahkik a.i. = (hak’tan) 1.gerçek olup olmadığını araştırma 2.Gerçeğini ispatlama.(tahkikat > çoğulu.)

*Eşi dostu çok övme, ayrılığa sebep olur.!

*Hikmet müminin cennette yitirdiği malıdır.! Kimde bulsa alır, çocuk annesinin sesini tanır delil istemez.!

*Koruk kâfirdir, ışık aldı mı üzüm olur, sıktın mı birtek şıra ; yıllandı mı “Kevser .!

*Şıra, sirke ve şarab ayni üzümdendir.! (U.K.)

*Özü özel öv genel sıfatla övme, RAHMÂN insânı yarattı da sineği yarattı deme, sevgili ayrıcalık ister.!

*Dünyâ ahır, beden at, can atlıdır.! Ahır bilgisini bırak ahir bilgisine geç.!

*Mîrâç tohumun ağaç olmasıdır, koruğun üzüme dönüşmesidir, keramet budur.!

*İbâdet tad vermiyorsa, içsiz çekirden gibidir.!

*Öz ses “şahdamarından yakın” ana sesidir.! (50/16.)

*

*Sabâh köpeğin canı köpek bedenine döner ve havlıyarak ayağa kalkar, bak da canın köpek huylu çıkmasın.!

*Tohumda diken ve gül bir arada idi, Toprak onların makamını gösterdi.!

*Kötü ana karnında kötüdür, biber daha tohumda acı ismine mazhardı.! 

Cesetten çıkan yüz kara ise zebâniler, pâk ise hûriler kapar.!

*Gözden perde kalkınca dış yüz Gayb olur.! İç yüz ayan, evren ölene yıkılmış görünür.!

*Eşek eşekle eşlenir, Tanrı herşeyi çift yarattı ; nasıl eş istiyorsan onun suretine bürün.!

*Ya RABB’i başka devlet istemem, bana secdedeki devleti ver.!

*Edep edepsize sabretmektir.! Ayıbı yüzleme, Eren yüzlerse Tanrı emriyledir.!

*Tanrı’dan, Tanrı’dan başkasını isteme ; karga gibi kıyâmete kadar leş ömür isteme.!

*Tanrı’dan başka şeye tapma.!

*Gece kalk nefis karanlığında şafak sökene kadar secde et.! Yüzün ağarınca özüne şahit ol.!

*Baharı toprak gibi öv ki övüşüne çiçeklerin şahit olsun, cennet bahçe demek ; başka övüş şeytanidir.!     

*Beden evinde kiracısın mülkün sahibi ol da yıkılınca çıkan hazine senin olsun kendine saray satın al ; 

artık hırka yamamayı, ev tamirini bırak.!

*

*Tanrı’dan içte kendisiyle oyalanma iste, yoksa dışta seni sevgili, mal, mevki, 

manzara, yemek, araba, yat, kat velhasıl dünyâ ile oyalar.!

*Altın özündür, Sultanın kaimesidir.! (U.K.) 

(Kaime a.i. = 1.Uzun kâğıt üzerine yazılan buyruk. 2.Kitap yaprağı)

*Testici sırf sanat için değil su taşısın diye testi yapar, ne kadar güzel olsa çatladı mı kırar.!

*Güneşi öven, gözünü över ; şehit ol ben kör değilim der.! Güneşte ona ‘gözün aydın’ der.!

*Hediye dostluğa tanıktır.!

*Gözce ışık ye de melek gibi tespihle beslen.!

*Toprak olaydım demek, keşke özümdeki tohumu ağaç yapaydım demektir.!

*Sarhoş şarap kokusunu hemen alır, Elest’te RABB’i görenler, sultandan bir âyet gördü mü 

kendinden geçer ve her kaptan içer.!

*İbâdet yalvarmaktır, ağlayın da süt versin öz anamız.!

*Nefis ateşini İbrahim gibi gül bahçesine çevir, inanlar da cehenneme uğrayacak bu demek.!

*Sıfat zâta uygun verilir.!

*

*Her âyet gittiğinden, daha iyisi gelir ; tohum gider ağaç gelir.! (Evrim – devrim)

*İnsânın kimliğne şahit yüzüdür.! Kalan âletler onun âleti, kuludur.! (U.K.)

*Yılanın kuyruğu başını tavaf eder, o baş o kuyruğa lâyıktır ; organlar mizaca uygun verilir.!

*Deniz kilittir, balığı dışa insânı içe bırakmaz.! (Berzah = intikal, engel)

*Toprak ölü değil camit yâni donmuştur, nefsin gibi kaskatı uyanınca seni yer.! Musa’nın sopası ejderha olur.! Ama Musa’yı yemez, onun emrinde ve tasarrufundadır.! Ateş, İbrahim’i yakmaz.! 

Sen de eşyanın iç yüzüne gir tespihini atom düzenini anla, ortak noktadan yakala, 

yılanın başını tutarsan sokamaz.! Kâfire evren zindan, mümine cennet kesilir.!

*Uyanınca çokluk kaybolup yalnız sen kalırsın, erince ve ölünce.!

*Dört unsur kuşu beden dağına bağlamış ipini çözmesin diye istediklerini veririz ; asla dönmek için çırpınırlar ; hastalanırlar, ölünce onlar asıllarına döner biz de Arş kuşu olarak aslımıza.!

*Mahşere gün dendi ; çünkü akıl kandili söner, akl-ı küll güneşi doğar.!

*Kıyâmette dört unsur Tanrı ordusu olur.!

*Dalgıç inci mi, taş mı toplamış çıkınca görür.!

*

*Ahmet herşey nasılsa öyle göster dedi.! “Ya RABB’i bana eşyanın aslını göster.!

*Tohum düşünce ağaç surettir, önce yumurta sonra tavuk ; bak da Zümrüd-ü Anka yumurtası yap.!

*Kıyâmette ne Güneş kalır ne de Ay.! Işığın aslı ortaya çıkar.!

*Tanrı önünde suç işlemek kimin haddi, herkesin saklı huyu çıksın diye O saklandı kıyâmet ertelendi.!

*Hasetçi kurt, zinacı domuz olur.! Hangi maden fazlaysa cismin o olur ; ilk o surette kopuşursun.!

*Dört unsur tasarruf emânetini almaktan korktu infaz memuru oldu. Onu Âdem yüklendi, halife oldu.!

*Gözü yum da kendini görme ayıbından kurtul.!

*Göz sevgiliden başkasına kaymamalı.!

*

*Cennette ilk ciğer yenir, yola ahdederek gir ; yoksa rahimde kan yiyerek girersin.! 

Ey sâki kadehe ciğer kanı dök.!

*Hamların bakışından kurtulsun diye Yusuf’u sakladılar.!

*Secde et yakın ol, sevgilinin rengine boyan, pervane gibi yap.!

*Tertemiz zâtın kaderi pisle buluşmaktır, su gibi.!

*Dış yüzünü gölge bil, aslı olan ışıkta yok et iki yüzlü olma.!

*Simurg yüzündeki perdeyi kaldırdı mı ondan başka birşey kalmaz ; onun ancak gölgesine bakılabilir.! 

(Simurg (f.i.) = Kaf dağında bulunduğu söylenen masal kuşu)

*Âdem aşk ile yâni nazarı teveccühle yakın oldu İblis ibâdet ile uzaklaştı.! Hüt hüt Süleyman’a bakışla yaklaştı.!

*Ölümde nefis köpeğinden ayrı düşer, cehhenemde yine buluşup hoşça vakit geçirirsiniz.!

*Dünyâtı verseler sen canını satar mısın ? 

Öyleyse ondan bin misli kıymetli olan öz canını evreni verseler satma.!

*Nefse haram olan dünyâ onun varisi öze helâl olur.!

*Perde kalktı mı dünyâ ahret görünür, mesâfe bir soluktur.!

*Musa’nın ışığına elinden ayağından kesilip git ; büyüyü boz.!

*Bir gece uyanık uyu da “Kadir Gecesi” güneşini seyret.!

*Posta, Dost’un konuk olması en büyük devlettir.!

*

*Rûh ve melekler her gece iner uyuma da karşıla.!

*Musa can gözünü bulsun diye nice çocuğun başı kesildi.!

*Başını Hızır’a kestir de daha hayırlısı çıksın.!

*Tevhid vadisinde herkes bir gömlekten baş çıkarır, zaten sayı birin tekrârından ibâret, 

ancak bu bir ALLAH demek.!

*Güneşin Gayb âlemindedir, buluttan sıyrıldı mı doğar ne iyi kalır ne kötü, 

buluttan arınmadın mı kıyâmete kadar yılanlar (hırslar) seni sokar.!

*Kuvveti Tanrı’ya ver güçsüzü azad ederler.!

*Perde önünde hayâl var, arkasında hâl.!

*Kıl kadar izafi varlık kalsa, yüzlerce perde yapar.!

*Ne yapayım deme, zaten hep sen yaptığın için düştün.!

*Çok birde yok oldu mu tevhid, yok yok oldu mu tefrittir.!

(Tefrit = bütün varlığı, tanrı varlığında bulup dünyâdan geçerek tanrı ile meşgul olma.)

*Her dert geçer, gaflet geçmez.!

*

*Yusuf birgün kimliğini açıklar kuyuya atanların ayıbını yüzlerine vurur.!

*Başkasınınkini bırak da kendi cenazeni kıbleye çevir.!

*Birinin yüzü sevgiliye dönmüş, öbürünün yüzü sevgilinin yüzü kesilmiş.!

*Şaşı bir şişeyi kırınca iki şişede yok olur.! Zahiri, dışı çözdün mü batın da o olur.!

*Perdeyi kaldır, güzelle gömlekli yatılmaz.!

*Koku almayanın burnu mühürlenecek.!

*Kim dünyâdan vazgeçmeyi kurarsa, dünyâ ona sınama olarak daha çok yaklaştırılır.!

*Yüze kara dendi, ölü yüzü olduğu için !

*Kimde aşk varsa koku alan odur.!

*Kâfir siccin cinsindendir, onun için dünyâ zındanına sevinerek gelmiştir.! 

Nebi “illiyin” (yüceler) cinsidir, gönül cennetindedir.!

*Gül, ALLAH’tır, gülsuyu Nebi ; gülün kokusunu buruna verir.!

*O güzel rengin adı Tanrı boyasıdır, o çirkin rengin adı Tanrı lâneti.!

*Mal hırsını gönlünden sürene yoksul denir, Süleyman gibi ; 

evren Süleyman’ın mülküdür de onun için mal mülk gözünde hiçtir.!

*

*Erenler mağara köpeğine el verir.!

*Akıl önce öğretmen sonra öğrenci oldu, Ahmed’e.!

*Ahmed’in adı tüm nebilerin adıdır, yüz geldi mi doksan dokuz içindedir.! 

Biz Âdem’e esmayı verdik.!” 

(Bütün isimleri öğrettik)

*Yusuf değilssen hiç olmazsa Yakub ol gözyaşı dök.!

*Her nefes altındır, onu sana sayarlarken başka şeye bakma.!

*Tavaf etmiş sayılmazsın, kendindesin sen.! Kendinden geç de kendindeki Kâbe’yi gör.! 

Âlem “O“na secde ediyor, sen daha neyi bekliyorsun ?!

*Yağın aslı sudan çoğalır, sonra suya düşman kesilir.!

*Cennetlik cehennemle birlikte oturur ama birbirine kavuşmaz aynı madende toprakla altın gibi.!

*Musa ateş ararken öyle ateş buldu ki ateşten vazgeçti.!

*Perhiz ilâcın başıdır, az ye.!

*

*Bu yolu yalnız aşan da var ama pek azdır, yine Pîr marifetiyledir zîrâ Pîr kapısında olmayana da uzanır.!

*İblis nice zaman abdaldandı.! Hâl diliyle herşeyin meydana çıkacağı gün nice muhterem şeytan olur.!

*Sınır bekçisinin Sultana sadakati, huzurdakilerden üstündür.! Gayb’a inananların sadakati yüksek ücretlidir.!

*Musa’ya Firavun değil, büyücüler inandı, şeytan kahroldu.!

*Yüz suyu döken söğüt yetiştirir, meyve vermez odun olur.!

*Kötüleri az kına, kadere tutsaktırlar.!

*Söz bulandı mı ağzını kapat, Tanrı yeniden doğrultur.!

*Cezbe kuşu âniden gelir, sabâhı gördün mü söndür mumu.!

*

*Hayy yâni nefsi vahit makamından konuşanın sesi nefsi emmâre makamındakilere kahır gelir.!

 HAKK kendini önce duyucu sonra görücü tanıttı (Bişnev = dinle) çünkü kulak olmayınca lisan (kelam, söz) teşekkül (oluşmaz) etmez.! Dile (müezzine) müşteri (velinimet) can kulağıdır.! 

*Balıktan (Erenden) başkası suya kandı.!

*Herşeyin bulûğ ve kemâli vardır. Meyve olunca araplar meyve hür oldu derler 

yâni herşeyin amacı hürriyettir.!

*Sırrını” salda, tohum gömülünce meyve verir.!

*Rahmet su’dur, ayân-i sabite tohumlarıdır, aynı sudan acı tohum biber, tatlı tohum şeker olur. 

Terbiye aslı değiştirmez sarsarı bal arısı olmaz.

*Velî Dünyâdan uykudadır.! Tanrı elindeki kalem gibi sağa sola çevrilir, yazıyı 

kalemden (doğadan) bilme, kâtipten bil.!

*Dost ancak Velî’den olur, nakıs insân bencildir, dost olmaz.!

*Dalga deryayı bilmez.!

*

*Gözün nûru, gönüllerin nûrundan meydana gelir, gönül rûhu ise ALLAH’ın nûrundan meydana gelir ki akıl ve duyu ile hiç ilgisi yoktur. Güneş nûru gibi zıddı (karanlık) olan ışık değildir.! 

Gözle görülemez “şah damarından yakın” (50/16.) olduğundan zuhurdaki şiddetle hicaplanmıştır.! 

(Hicap = perde, utanma perdesi, utanma)

*Âşıka Maşuktan gayrısı yok görünür ; “Lâ ilâhe” budur.!

*Çamur iken insân olacağını inkâr ediyordun, insân iken HAK olacağını inkâr ediyorsun.!

*Göz zinası kendi baldırını kesip kebab yaparak yemek.!

*Susuz ırmağı tavaf eder, zaten âşık maşuktan uzak değildir, bunlara nâs denir.! 

Kalanı nes nas yâni Yec’uc Mec’uc’dur.! 

(Nâs = insânlar, Alâ-mele-in-nâs, halk arasında, açıkça)

(Nes nas = yarısı insân, tek gözlü, tek el ve ayaklı sıçrayarak yürüyen masal hayvânı, 

büyük maymun, goril cinsinin adı.)

*

*Saltanat hırsını bırak da sultan ol, damda deve aranmaz.!

*Dünyâ oyundur yâni gölge oyunu gönlümüzdeki varlıklar dışımızda bir aynaya yansıyor, biz bunun seyrine dalıyoruz esasında gölgelerdir, netekim gönlü sıkıntıda iken en güzel gölge bizi avutmuyor, demek işin aslı bizde imiş bizdekinin aslı da erenin gönlünde bu oyun bozulacak ; ama âmânın sopasız gidişi kadar.! 

*(Hiç kimse hangimizin gölgesi daha güzel diye yarış yapmıyor, bu gölge oynunda kim birinci olur ki 

Gölgeleri oynatandan başka.! C.H.S. )

*Nefsin emretti mi hemen yaparsın, bir de övünürsün.! Vicdân emretti mi bin dereden su getirir sonra da suçu ona atarsın, şeytan sen beni kaydırdın dedi, âdem ben kaydırmadım dedi.! 

Ehliyetsiz duâlara Tanrı susuyor, sen de ahmaklara cevap verme.!

*

*Bizde güneşin nûru gözün nûru ile birleşince renk görünür bu görüntü gönül nûruyla (akıl) değerlendirilince idrâk edilir.! Bu son nûr hayvânda yoktur, bizde “kukla” vardır, Velî’de tamdır, onlar önce nûru sonra rengi görür, biz ise önce rengi yâni eseri sonra müessiri görürüz, göz evreni görme âleti olduğu için kendini göremez, 

insânda Tanrı’nın evreni bilme âleti olduğu için kendini bilemez.! 

İnsân Tanrısal bakandır, ALLAH’ın gözüdür, evren bakılandır. Bakılan bakanı (ALLAH’ı) görür.!

*Her an idâm ve icâd vardır, buna teceddüdü emsâl derler, kıvılcım hızla çevrilirse çember görünür.! Evren tek kıvılcımdır, şiddet ve sürât sayesinde bize zaman ve mekân görünmektedir. ALLAH sihirbazdır.!

*İlim malûma tabidir, ezelî bilgide çeşitli basamaklarda sıralandık buna kaza denir, “Ümmül Kitab“da yâni 

Levh-i Mahfuz“da yazılı sabir karakterimizdir.! Sonra zürriyet âleminde müşâhade ederiz ki bu kaderdir.! 

Takdiri görmeden önceki cehdimiz ve gördükten sonraki tepkimiz ise irâde-i cüziye olup 

kazanın seyrini değiştirebilir yâni kaderi.!

*Âdem Velî idi yine de edepte nefsime zulmettim dedi.! Bu benim ayân-ı sabitem’de vardı o ise senin ezelî ilmin iktizası idi demedi ve kazayı tebdil etti. Yağmurda buluttan, şimşekte buluttan, gülersek RAHMÂN, kızarsak kahhar isminin mazharıyız.! Hayır ve şer ondan ama edeb ile şer gibi bunları kendimize isnad etmeliyiz. Hayır gibi ise Ona böylece Onu tenzih ve tesbih ile övmüş oluruz.!

*

*İnsânın ağaçtaki katkısı tohum ekmek kadardır, esas fâni ALLAH’tır ama insân vesile olur.! 

İki tip kaza vardır, kazayı muallaktır, kaderi şarta bağlıdır. Velî bunu değiştirebilir ; meselâ ; Parise gidip de ölecekse oraya göndermez veya uçakla gidip ölecekse, arabayla gitmesini düzenler.! 

İkinci tip, kazayı mübremdir, aynen olur, Velî bunu rüyâya çevirir zîrâ hayât da rüyâdır.!

*Öz arıdır, beden ise hücre hücre bal peteği .!

*Baharda taş yeşerebilir mi ? toprak ol, dirilme günü cevher ol.!

*Gaflet dünyânın direğidir.! (Teknik ve uygarlık ona borçlu.)

*Dünyâ oyun yeri insân oyuncakla oyalanan çocuktur, Velî buluğa ermiş çocukluktan kurtulmuştur.!

*O, onları sever onlarda O’nu sever” (5/54.) yâni önce aşk HAKK’tan gelir, kul cevaplar.!

*Bozuk terâzi doğru terâzi ile ayar edilir.!

*

*Dilencinin ibâdeti ALLAH için değil, ekmek içindir.! ALLAH rızası derse de riyadır.! 

Anamın ibâdeti talit ise de riyasızdır tahkike gidebilir.!

*Pîrler için kerpiç bile aynadır.! Kesafetin içini görürler, sermayeleri ayak eseridir, seyri sülûktur.!

*Ayna kendi yüzünü saklar, başka yüzü gösterir.! (U.K.)

*Ayna ile Ayan ayni harflerle yazılır, türkçede.! (CHS)

  *Aynada ayan olan, kendini görür ! Âlemi de böyle bil, HAKK âlemde ayan oldu.! 

Yâni kendini gördü.! (CHS)

*Herkes yazar olursa, kim kimi okuyacak.? Bir bilgide tüm bilgiler saklı olsaydı birşeyi bilmen 

herşeyi bilmene sebep olacaktı.! HAKK ilmini o kadar ucuza satmaz.! 

Hakikat yedi evre çalışarak alınır..! (CHS)  

*

*HAKK’ın nûru ilk yaratılan Muhammed’in nûrudur, Muhammed en son gelmiştir ; çünkü amel fikirden sonradır, bu nûr Arz’da önce Âdem’de sonra nebilerde sonra Velî’lerde yansır.! Gavs-i azam’da tam tecelli eder, Cibril onun aklıdır arada postacılık yapar, ikinci saf onun kandili, üçüncüsü saf kandilliğidir.!

*Bizim cinsimiz HAKK’ın cinsinden olmadığından ekmek nasıl bizde fâni oluyorsa biz de onda fâni olmalıyız.!

*Hamın olması için yalnız hamlığa tövbe etmesi yetmez ısı ve su da ister yâni aşk 

ve ağlamak gerçek tövbe budur.!

*Madde bizden habersiz, HAKK’tan haberdardır ; biz ise aksine maddeden haberli HAKK’tan (öz) habersisiz.!

*Su ile karışık yağ ışık vermez.!

*Tanrı hilesi fitnedir. Bu ise ehliyet sınamasıdır, hüsranlılar bundan korkmaz 

zaten HAKK’tan gafildir, müslim korkar.!

*Kıyâmet göz kırpmasından yakındır, neşir ve haşir yâni radyasyon hâlinde rûh ve madde hâlinde yoğunlaşıp toplanma haşır her dem infilâk ile sağlanır.!

*

*Sen duyu adamısın özü anmaktan değil zeker’den (erkeklik organı) zevk alıyorsun boş bir kalıpsın, davul gibi içi hava dolu boşsun bu kafayla çok tokmak yersin, Lût kavmisin, o balıktan çık 

dünyâ denizi can balığı pîrlerle dolu, bir mürşid bul.!

*Ayân-ı Sabite makamında şer ve hayır bahis konusu olamaz, ezelî nakışta ressam çirkin de çizer güzel de, kendisi çirkin olmaz. Kemâli için çizer, âleminde kıyas ile şer ve hayırı çıkar HAK’tan, esmâ’larının zuhurudur ; ezelî istidatımızdır ; yâni Zât-ı Mutlak’taki mutlak çekirdeğimizdir.!

*İbâdeti içten yap, içsiz tohum ağaç olmaz.!

*Tanrı sonsuzdur, sonsuzda orta olmaz.! 

Ümmet-i Vasat ol demek, makamına göre ortayı seç demek, kimi bir rekâtta kimi bin.!

*Ceninken kan, çocukken süt, adamken ekmek yedin bütün bunlar akıl baliğ ve reşit olman içinde 

bunları azalt kendi rahminde büyü ve vücûdundan uzaya çık.!

*Nefis donmuş yılandır, mal ve mevki ona fırsat verirse firavun olur ; ancak Süleymân bu fitneyi atlatabilir.!

*Kıyâme” nedir ? o ALLAH’ın bir ateşidir ki kâlbleri sarar.! Vicdân azabıdır, vücûtta iken ikâzıdır, az duyulur.! (75.Sûrenin ismi)

*

*Rüyâdaki suretleri gerçek bil, hayâl sanma bedensiz bedene sahipsin, tenden çıkmaktan korkma.!

*Tanrı’yı Tanrı olduğu için sev, karşılık umarak değil.! Buna rıza denir, bu kula da Hasbi.!

*Sen nefsine eziyet etmeye kıyamıyorsan ALLAH’ın ona terbiye için sana verdiği eziyete razı ol.!

*Biri Hazret-i Âlî’ye : kendini damdan at, ALLAH korusun dedi.! Âlî : “Kul ALLAH’ı sınayamaz” dedi.!

*İnsânlar hep birbiriyle didişir ; çünkü hayvâni rûhta birlik yoktur.!

*Madde ağacının en yüce meyvası insân ve insân meyvasının içindeki çekirdek Ahmed’dir.!

*Saltanat hırsını bırak sultan ol, damda deve aranmaz .!

*Aklı cüz icat ve istihraç edemez, aklı küll ilham eder ; ustası odur.! Aklı cüz çıraklık edip onu işler.!

*Dostu bulamazsan ömrün yarısı perişan, yarısı pişman geçer.!

*Dört unsur kuşu ölümle aslına ferşe gider, can kuşu Arş’a gidememişse ikisi arasında berzahta kalır.! 

(Yâni cehennemde)

*Aklı külün vahyine nas, aklı cüzün ilmine kıyas derler.!

*

*İnsân makamında ölürsek melek oluruz, kanattan yâni ibrikten de geçersek vechi bâki oluruz (M) uruç ayani sabitede biter, bu son makama izafi yokluk denir ; zîrâ Zât’ta değil O’nun sıfatında mahvolmak.!

*Rûh “Diri” isminin mazharıdır, ölü diriltir.! 

Cibril yâni rûh bu işlemde nefha kullanır, İsa da nefha’sı ile diriltti.!

*Ferahlamayın, ALLAH ferahta olanları sevmez.! (âyet)

*Aklın âlemi misâldaki lâtif suretine melek, nefsin oradaki sûretine ise şeytan denir, süfli kuvvettir.! 

Secde edemez hayvân suretindedir.! 

*Rûhun görmek için göze ihtiyacı yok. (rüyâ) Nefsi emmâre âlete muhtaçtır, mîrâçta gönül, kâlb kullanıldı.!

*Aklı cüz beş oluktan gelen suyla beslenir, pistir.! Aklı küll ise içinde kaynaktır, temizdir.!

*Yoktan cezbe gelmez, öyleyse bu aşk nerden geliyor ?

*Tûr-i Sinâ’daki “Ben ALLAH’ım” sözünü ağaçtan bilme.! Kur’an da Ahmed’den duyuldu.!

*Emmâre ahit ve tevbesini tutmaz onun için cehennemden salınmaz.! Beden dışında beş duyu idrâk kesilir, 

hepsi göz olur.! Ateşte göz olmasa İbrahim’i ağırlar, kulak olmasa duyar mıydı ?

*

*Akıl, özün elinde hayvânın dizginidir.! Öz, akıla öğüt, hayvâna emir verir ; çünkü akıl, ikilik arasında 

(ümmeti vasat) muhtardır. Eşyâ ise sâde emmâredir, mecburdur ; kul değil köledir.! (U.K.)

*Göz aynayı görür, ayna gözü görmez ; biz HAKK’a aynayız.! (U.K.)

*Varın aksi yoktur, HAK var olduğuna göre ayna hayâldir, “Lâ İlâhe İllallah” budur.! (U.K.)

*ALLAH rızası kuru zikirle kazanılsa, Tanrı nimeti dilenciye verirdi.! (U.K.)

*Ayân Velî’lerin özleridir, başkanları Rûh’tur, cennettir, Sidere ağacıdır, Nefsi Vahid’dir.! 

Bunun üstünde “Makam-ı Mahmud” vardır.!  Rububiyet makamıdır. (U.K.)

*HAKK zâtını Muhammed, Muhammed zâtını Rûh olarak, Rûh zâtını Enfas olarak gördü.! (U.K.) 

(Enfas = Nefesler, soluklar.)

*Benlik şeytan merdivenidir, ne kadar çıkarsan öyle fena düşersin.!

*Tevbe ölüme dek mümkün, dünyâya dönüş yok cezadan önce.! 

İsa, İdris (Hermes) özdür, melek cinsindendir, kâfir ise şeytan cinsi.!

*İstidadı da HAK verir ezelî ilme göre, mîmâr ev tasarlarken salon da düşünür, helâ da.!

*Cansızlar asâ gibidir, Musa tasarruf eder.!

*

*Emmârenin hocası kargadır, Kabil’e defin öğretti.!

*Emmâre kişiliği padişah parasına benzer öldü mü değişir.! 

Öz kişilik Ahmed parasına benzer, değişmez ; her devirde altın gibidir.!

*Her gönül vahyi duysa harf ve söze ne gerek kalırdı, onun için gönül ehli Nebiler aracı geldi, yâni şefaatçı.!

*Hak batılda, yağ ayranda gizlidir ; dövmedikçe ayrılmaz.!

*Bu ne sihirdir ki kabuk gerçek, iç yalan görünmede.! Dünyâ varlık, ahret yokluk sanılmada.!

*Baş gözü güneşi varken görür, rüyâ gözü güneşi yokken de görür ; 

çünkü o âlemin güneşi ayrıdır, baş gözü ışıkta görür, rüyâ gözü karanlıkta ama pırıl pırıl.!

*Köy beden, Şehir ALLAH’ın geniş arz’ı gönüldür.!

*

*Toprakta camiddin bilgin donmuştu, insân kılığında Musa’nın sopası gibi dirilip ayağa kalkan camidleri 

(donmuş, donuk) yâni maden, nebat ve hayvâna tasarruf ediyorsun.! 

Çocuğuna göre evvel babana göre ahirsin, kendine göre ise hep ayni an, dem’sin hazır zaman hazretisin.!

*Kıyâme nedir ? O ALLAH’ın bir ateşidir ki kâlbleri sarar, vicdân azabıdır.! 

Vücûdda iken ikâzıdır az duyulur.!    

*

***Deduki ; Âşık ve kerâmet sâhibi bir zât idi, yerde gökteki ay gibi seyreder dururdu ayni evde iki gün kalmaz sonra o eve sevgiye bağlanmaktan korkarım diye hep seyahat ediyordu. Amacı Tanrı haslarını yüce zâtları arıyordu. Tıpkı nebi iken Hızırı arıyan Musa gibi, dikende yalınayak yürüyor ve bu keramete şaşanlara ben hayret içindeyim, kendimde değilim ki cesedin acısını duyayım diyordu.! 

Birden karşı sahilde 7 mum gördüm sonra hepsi birtek nûr oldu ki nûru gök kubbeyi deliyordu.! Tekrâr 7 mum oldular hayret ettim, halk hiçbirini görmüyordu.! Sonra o 7 mum, 7 ağaç oldu.! İnsân onların yeşilliklerinden neşeleniyordu. Kökleri yerde kolları “Sidre“ye kadar yükselmişti. Olgunluktan yarılan meyvalarından su gibi nûr fışkırmaktaydı, asıl şaşılacak şey o çölden yüzbinlerce adam geliyor da onların gölgesini bile görmüyorlardı.! Halk çürük meyveleri toplamak için birbirine girmekteydi. Birden 7 ağaç bir ağaç hâline geldi dondum kaldım.! Sonra 7 ağaç yedi adam oldu, hepsi ALLAH’ın huzurunda salâtta idiler, gözlerimi oğuşturup 7 adam kimlerdir diye bakarken, “Ey Velî ey temiz dost biz salâtta sana uymak istiyoruz dediler.!” Deduki salâtı kıldırmak için onların önüne geçti, bunlar cemaatle salât kılmakta iken denizde bulunan bir gemiden imdat sesini Deduki duydu, o bu kıyâmeti görünce gözyaşlarıyla : 

Ya RABB’i bunları kıyıya çıkar” dedi.! Nihayet gemi kurtuldu ve cemaatin namazı tamamlandı.! 

Açıklama : 7 mum, 7 kutbdur ; emri ilâhi ile âlemi yönetirler, taayyünde farklı zâtta birdirler.! 

Meyvaları ilimleridir, körün arkasında namaz kılmazlar, imdat isteyeni korurlar. 

(Taayyün ayndan’ = 1.meydana çıkma, belli olma 2.Âyan sırasına gelme, itibarlanma)(U.K.)

*

*Çıplak, müflis doğdun, maddede kaybedecek neyin var ? 

Cenin teslimiyetten başka ne iş yaptı da emeksiz nimet buldu ; çünkü gıdadan habersizdi.! 

Şeytan müflistir, çıplaklığını mal ve mevki ile örtmeye bakar, zikirle örtmeli.!

*Zahir alimi dışı inceleyip bir takım misâller hükmeder, vaz eder.! 

Hâlbuki madde misâldir, misâlin misâli olmaz, eşya son surettir.! 

Kopyanın kopyası ilim olmaz, onlar Âdem’in rûhuna değil, çamuruna ; kopyasına bakarlar.!

*Biz cehennemi (nefsi emmâreyi) kâfirlere mahpus yaptık. (Hasret yeri)

*Her kör alim fil kadar koca evrenden tuttuğu kadarını tahmin eder.!

*ALLAH amel eder sorumlu olmaz âyeti ayan-ı sabite yaratımına âittir.! 

Akıl melektir ekmek istenmez, koku ister.! Emmâre ekmek ister.!

*

 

KAYNAK*

ŞARK İSLÂM KLÂSİKLERİ

MESNEVİ 1-2-3-4-5-6 Cilt

Veled İZBUDAK tarafından tercüme edilmiş ;

Abdülbâki GÖLPINARLI tarafından muhtelif şerhlerle

karşılaştırlılmış II.Basım 1956 İSTANBUL – MAARİF BASIMEVİ  nüshasından yorumlanmıştır.! 

* *

 

 

BAŞA DÖN

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s