KOPAN HAYATINI BAĞLAYAMAYANLAR

Bir doğup, bir ölmek gibi görünen hayatımızı film gibi düşünün. Bu filimde çok zaman kopan sahnelerimiz vardır. İmanı çelik kadar kuvvetli olsa yine de insanın yakasını pişmanlıklar bırakmaz. Sevmek veya sevmemenin değersiz/değerli olması şöyle dursun, acınası hayatımızı ölmenin mastürbasyonu intihar ile bitirmeyi çok zaman düşünürüz. Bu ara bir dostumuz olsaydı ne güzel olurdu. Değil mi?

İşte hayalin hayali olan hayatımızı, üçüncü bir çeşit hayale çevirmeden mutlu olmanın çaresine bakmalıyız. Gelişimiz ve gidişimizin durumunu kendi içinde değerli kılmalıyız.

İnsan, kendine olan sevgisini doğuştan getirse de bazen koyverdiği anları olur. İşte bu koyverdiği anları tekrar yoluna koyan ve kopan kısmı tamamlayan dostlarımız olmalıdır. Bu gerçekten inanılası bir güzellik.

Parçalanan hayatımızı bağlayan birini bulmak.

Parçaları bağlayan birini bulabilmenin hakikat veçhesinde çok sözler söylemeye gerek bırakmayan Yılmaz Güney’in bir anısı beni çok etkiledi. Sizlerle paylaşayım istedim.

Arif Keskiner, yıllar sonra kaleme aldığı “Çiçek Gibi” isimli kitabında yer alan, yakın arkadaşı Hülagü İlhan Tunç’un o dönemle ilgili anlatımları bu açıdan önemlidir:

“…Pursantaj memurluğu hem hamallıktır hem de patron vekilliği. Her filmin hangi tarihte, hangi şe­hirde oynayacağını işletme belirler. Sen de filmi alır, o tarihlerde gösterilmesi gereken şehirlere götürür­sün. Filmin oynayacağı salona giren kişilerin tek tek kontrolünü yaparsın. Biletli mi, kaçak mı? Yani bir anlamda kontrol memuru. Böylece salon sahibi sana yalan söyleyemez. Daha sonra, filme giren insan sa­yısına göre hisseyi alır, patrona getirirsin. Gittiğin şehirde bazen bir, bazen iki gün kalırsın. O tarihte filmler sinemalarda bir ya da iki gün oynatılırdı. Ben, Yılmaz’la birlikte bu işi yapıyorum. Ayrıca, yeni yer­ler görüyoruz. Film başlarken kapılar kapanır, biz de salona girer, filmi izlemeye başlarız. İşte yine böyle bir gün, İslahiye’de mi, Antep’te mi, hatırlamıyorum, bütün işler bitmiş, film oynamaya başlamıştı. Biz de Yılmaz’la bir kenara oturmuş filmi izliyoruz. Henüz on dakika geçti geçmedi, birden film koptu. Bildiği­niz gibi o tarihte her kopya iki yüz-üç yüz gösterim yapmış olurdu. Böylece filmin haşatı çıkardı. Film kopar kopmaz salonda ışıklar yandı. Yanımda otu­ran Yılmaz bir koşu sahneye çıktı. Herkes durmuş, ona bakıyordu. Ben de merak içindeydim. O utangaç Yılmaz gitmiş, başka bir Yılmaz gelmişti. Filmin kop­tuğu yerden itibaren beş dakikalık bölümü yokmuş. Yılmaz o beş dakikalık bölümü hem anlattı, hem oy­nadı. Ağzım açık kalmıştı. Yılmaz alkışlar arasında sahneden indi. Hiçbir şey olmamış gibi gelip yanı­ma oturdu. O arada kopan yer yapıştırıldı. Film de Yılmaz’ın anlattığı yerden itibaren gösterime devam etti…” [Arif Keskiner, Çiçek Gibi, Doğan Kitap] [1]

Sorun hayatımızın kopmuş parçasını birleştiren birini bulamadığımızda, zaman ve mekan ayarları bozulmuş halde biribirene eklenerek oluşan karmaşa içinde, bazılarımız vaktini bekleyemeden hayata veda etmek heyecanını duymaya başlar/üzüntüsüne düşer. Giden gider, kalan sağlar bizimdir dünyasında yalnızlığın hasretine düşeriz.

İnsanın kendini bitirmesi kurtuluş olabilir. Ancak bitirdiği yerde ne ile karşılaşacağını bir bilseydi, o zaman bitir, derdik. Fakat ispatlanması mümkün olmayan anlatılar var, Bir şey bittiğinde gerçekten o şey bitiyor mu?

Taammud. Stuyvesant Van Veen, Suicide with Skyscrapers- Man on Edge , 1940

Taammud. Alex Colville, Pacific, 1967

Şu yaşamda yeni bir şey değil ki ölüm, Ama pek öyle yeni sayılmaz yaşamak da Edouard Manet, Le Suicidé,1877-1881

Octave Tassaert, An Unfortunate Family Suicide , 1852

Müntehirin aynası

Alexandre Gabriel Decamps, Le Suicide , 1836

George Frederic Watts, Found Drowned , 1867

Henry Wallis, Death of Chatterton , 1856

Leonardo Alenza, Satire on Romantic Suicide , 1839

[2]

[1] Kaynak: Nevzat ERDEM, Beyaz Perdenin Yılmaz Devrimcisi- Yılmaz Güneyin Hayatı, Nokta Kitap, İstanbul, sh: 43-44

[2] Fotoğraflar [https://twitter.com/ImaCelik/media] alınmıştır.

 

BAŞA DÖN

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s