“MECMUA-İ UREF” HAZRET-İ İMAM ALİ ALEYHİSSELÂM VE DÜŞMANLARI

YAZAN : Erzurumlu Yeşilzade
MUHAMMED SALİH

NÂŞİRİ : Kimyacı: F. S. İSTANBUL

Burhaneddin Erenler Matbaası

19 4 7

ÖNEMLİ NOT: Ayet ve hadise müstenit ve yirmi üç Ashab-ı kiram: tabiîn: müfessirîn: muhaddisîn: müverrihinin nakil ve tetkiklerini hâvi olan bu eseri tamamen okumadan itiraza kalkışmak edebe, hakikate menafidir.

Kendi seviyyemde bulunanlar için yazdığım bazı eser ve levhalarımı, gören hocalardan bir kısmı fakiri techil [cahil sayma. ] için Cenâb-ı Ali’ye ve evlâtlarına aleyhisselâm yazılmanın caiz olmadığını – Ashaba: radiyallahu anh – Peygamberlere aleyhisselam denilebileceğini – bir defa olsun, Peygamber Efendimizin mübarek yüzünü görenlerin ashablık rütbesine nail olduğunu – Ebusüfyan – Muaviye – Vahşi ve emsali kimselere hürmette kusur edenlerin, ehl-i sünnetten olmadıklarını – Ehl-i Beyt denilen Fatıma – Ali ve evlâtlarına” pek ziyade hürmet edenlerin “Alevî, rafızî olduklarını, bu meyanda fakirin de “Alevî,, yani cehennemi bulunduğumu “Cemel, Sıffiyn,, hadiselerinin içtihadı bir mesele olduğunu, hattâ senelerden beri, Fatih camiinde müslümanları irşada çalışan Hüsrev hocamızın tetkik ve kanaatine göre “Kerbelâ,,, faciasının alelade bir mesele olduğunu ve Hazret-i Hüseyni şehit etti sözü ile: Yezide dahi lanet etmenin caiz olmadığını duydukça, kalbimde pek ağır bir istirap hissettiğimden dolayı, herşeyde olduğu gibi bu işlerde de, Hakk söz ancak Cenâb-ı “Hakkın ve Resul-ü zîşanının,, olduğuna “amenna” diyerek, müslümanlârı tereddütten halâs için “Müfessirîn – Muhaddisîn – Müverrihinin bu hususta ihticac [delil gösterme] ettikleri “âyat-i kerime ve hadîs-i şeriflere” istinaden işbu “Mecmua-i Urafa,, namındaki risaleciği yazmağa ictisar [Cür’et ve cesâret göstermek] eyledim.

Tekrar ediyorum!

Emir, ferman Cenâb-ı Hakkın ve Habibi Ekreminin olduğu için bu beyanı kabul ve red, yine onlara aiddir.

Vemâ tevfikî illâ bîllah

A’cizünnas: Erzurumlu

Yeşil Zade Mahammed Salih

1865 – 1947

Bu mecmua: Aşıkları hürmete, münafıkları hiddete getireceğinden, Ehl-i beyti sevmeyenlerin okumamalarını tavsiye ederim.

MECMUA-İ ÜREFA

Ey okuyucu!

Bihamdillâh biz evlâd-ı ‘Nebi,, ve bende-i Cenâb-ı İmam Ali’n ve ehl-i beytin kulu ve kurbanıyız.

“Muhammed”, “Fatıma”, “Ali”, “Hasan”, “Hüseyin” Salevâtullahi ve selâmuhu aleyhim ecmain Hazretlerinin ism-i şerifleri herhangi bir mecliste yad- edilse: bizim ve hakikî müminlerin kalpleri çarpar, kara günler hatıra gelir, gönüller yanar, gözler kanlı yaşlar akıtır. Kara kalpliler ise bize rafızî der ve gülerler.

Ey insan oğlu!

Bizi mazur gör kİ: Bihakk-ı Hûda, Ehl-i beyti sevenler, Kur’ana – Hadîse iman edenler bu işte tamamen mazurlardır, zira dört günlük evlâdını rahat döşeğinde kaybeden hassas bir baba, yahut ecdadının imhasını gören, duyan hamiyyetli bir evlât ve hakikatli bir ümmet, hayatının bütün günlerinde, baba ve evlâdının felâketini duydukça, onun kalbi sızlamaz mı?

Ey mü’min!

Ravzasında henüz mübarek kefeni kurumadan «Cemel-Sıffin» ve müteakiben «Kerbelâ» çöllerinde, binlerce ben-ı ümeyye eşkiyası elinde, ümmete emanet edilen ehl-i beytin zülmen dökülen kanları için, Peygamber Efendimizin ruh-u şerifleri acaba rencide olmaz mı ? Ve bu cinayete içtihat fetvası verenler pek büyük hata etmiş olmazlar mı ?

Ey mü’min!

Cenâbı Hakk [ قُل لَّا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبَى kul lâ es’elukum aleyhi ecran illâl meveddete fîl kurbâ ] ayetile mü’minleri, Fahr i âlem Efendimizin ve ehl-i beytinin hürmet ve muhabbetlerine davet buyurmuyor mu ?

Ey insan oğlu!

Eğerçi mü’min ruhlu ve Peygamber Efendimizin dostu isen, elbette ehl-i beytin katlinden sen de mahzunsun, eğerçi : Fasık – âsî – bağî – zalim – münafık tabiatlı isen : Ehl-i beytin imhasını muvafık görür, Kâtil ve âmir-i katilleri müçtehit bilir, himayeye kalkışır, Yezidi dahi korur, Ehl-i beyti sevenleri sevmezsin. Çünkü : Sen de mazursun. Zira cismanî muhabbetler, ruhani münasebetlerin mahsulü bulunduğu, reddi kabil olmayan bir hakikattir.

Her kuş kendi cinsile, her insan da kendi sevdiğile sevişir, dolaşır.

İtiraf :

Okuyucularıma herşeyden evvel şunu pek açık olarak arzedeyim ki • Âcizleri, hamdolsun Ali zade ve Aleviyim. Fakat, Kat’iyyen ve katibeten gulâttan ve şeyheyn hazeratına hakaret edenlerden değilim.

******

İmam Muhammed Şafiî diyor ki:

Ehl-i beyti sevmek rafızîlik ise, İnsanlar cinler şahit olsunlar ki, ben de rafızîyim ‘

Yine Muhammed Şafiî diyor ki:

Ehl-i beyti sevmek bizim üzerimize farzdır. Bu büyük zatlara hürmet etmeyen, Salâvat-ı Şerife okumayanların namazı yoktur .

Metaliinnucum S. 215

ALİ ALEYHİSSELÂM MESELESİ

Ali aleyhisselâm- Fatıma aleyhesselâm – Hasan ve Hüseyin aleyhimüsselâm denilir mi ?

Ey hoca efendiler!

Mü’minler biribirine Esselâmü aleyküm ve aleykümüsselâm demekte olduğumuz gibi “Buharî ve Müslim-i şerif namındaki hadîs-i şerif kitapları da, ehl-i beytten rivayet edilen hadîs-i şerifleri (an Ali Aleyhisselâm – an Fatımate Aleyhesselâm – an Hasan ve an Hüseyin ve an Zeynelabidin ve an Caferüssadık) aleyhimüsselâm tabirile, Fakat bütün eshapdan rivayet olunan hadîs-i şerifleri ise: (an Ebu Bekir Radıyallahü anh – an Ömer Radıyallahu anh – an Ayşe Radıyallahu anha kelâmile nakl ve tahrir buyurmuşlardır?. Bununla beraber bütün ashap ve mü’minler, namazın tahiyyelerinde ehl-i beyte Salâvat okumakla mükellef iken, ashab-ı kirama namazda Salâvat okunmamaktadır.

**********

Muhammed’e ve ehl-i beytine salâvat okunmaz ise, dualar kabul olunmaz. (Sahih-i Müslim) Hâdis-i şerif

Acaba namaz dahil midir ?

Evet.

İşte bu hadîs i şerife binaen büyük âlimler, şeyhler, Cenâb-ı imam Ali Sallâllâhu aleyhi ve sellem :

Fatıma sallâllahu aleyha ve sellem

Hasan ve Hüseyin Sallâllahu aleyhima ve sellem kelâm-ı âlilerile yadederler.

Ülema-i rüsum , bu gibi inceliğe malik değillerdir.

************

İstitrat [Ara söz]

– Tâbiînden bazı zatlar arasında, esbabın en büyükleri kimlerdir ?

diye vukubulan bir konuşmada – ashabın en büyüğü Hazret-i Sıddık-î Ekber, andan sonra Hazret-i Faruk-i âzam, andan sonra Hazret-i Osman ve diğer aşere-i mübeşşere ile, ashab-ı Bedir, ashab-ı Uhuddur, denilince, o meclisteki zatlardan bir kısmı hiddetle, neden Cenâb-ı Alinin ismi söylenmiyor demeleri üzerine Hasan-ı Basrî Hazretleri demişler ki: hiddet etmeyiniz, Cenâb-ı Hakk ve Nebiyy-i âzam Efendimiz «Fatıma ile Ali ve evlâtlarını» Ehl i-beyt kelâm-i alisile vasf buyurmuşlar, bu zatların, vücud-i Peygamberiden madut [sayıldıkları] olduklarını esbaba ve ümmetlerine duyurmuşlardır.

Ülemay-i rüsum bunu da kabul edemezler.

***********

Kulu kurbanıyım Allah ve Resulüssekaleynin

Bütün ashab-ı nebi «Fatıma. Haydar, Haseneynin

***********

Ruhulbeyan müellifi, İsmail Bursavî diyorlar- ki: Muhakkikler indinde, Cenâb-ı Muhammed salla’llâhu aleyhi ve sellem; Hakk celle ve âlânın mazharı ve Cenâb-ı İmam-ı Ali de, Cenâb-ı Nebiyy-i âzamin mazhar-ı tanımı ve varisidir. Anın için Habib-i Ekrem Efendimiz ferman buyurmuşlar ki;

Ya Ali! Beni senden, seni benden ziyade bilen ve hakayık-î eşyayı daha iyi anlayan yoktur.

Muhterem Hüsrev hocamız bunu kabul etmezler.

**********

RADIYA’LLÂHU ANH MESELESİ

Hocalardan bazıları diyorlar ki eshaptan başkalarına «radiyallahü anh» meşayihten gayrisine de “Kaddesallahu Teâlâ,, denemez. Halbuki, hocalar, ders okur ve okuturlar iken; talebe hocalarına “radiyallahü anküm,, Hocalar da talebeye radiyallahü anna ve anküm duasından sonra dersi takrir ederler idi: Acaba okuyanlar, okutanlar “Peygamber” Efendimizin eshaplarından mıdır? Bununla beraber, bugün dahi biri birimize bazı hizmetler sebebile, Allah senden razı olsun Allah seni azız etsin demekteyiz. Ayni manayı ifade eden sözlerin birisi arapca diğeri türkce:… Eh ne yapalım, bazan evet, bazan lâ.

*************

ASHABLIK MESELESİ

Hocalardan bazıları (Tubâ limen reânî- Beni görenlere müjdeler olsun) hadîsini okur okumaz, rast gelene hemen ashablık rütbesini tevcih eder de, bir kısım “müşrik – müfsit – muhalif – âsî – bâğî» tûbâya dahil midir, değil midir , bu ciheti katiyyen düşünmezler. Halbuki; Fazilet, Peygamber Efendimiz Hazretlerini görüp konuşmada değil; fazilet, Habib-i Ekrem Efendimizi görmek, edeple konuşmak, hürmet ve sahabet edip, emr-i şeriflerine her suretle itaatte bulunmaktadır.

İstitrat-

Bir gün Harem-i Şerifde Nebiyy-i Âzam Efendimizi gören Ebu Cehil habisi « Ya Muhammed» Cenâb-ı Hakk senden daha ziyade çirkin bir kimse halk etmişimdir ? Deyince ; Fahr-i Âlem efendimiz, evet etmemişdir cevabında bulunmuşlar. Bir müddet sonra ayni yerde Habib-i Ekrem Efendimize tesadüf eden Hazret-i Ebu Bekir Peygamber efendimize hitabeni ya Muhammedi Cenâb-ı Hakk senden daha güzelini halk etmiş midir? diyince, evet, etmemiştir, cevabım duyanlar

“Ya Nebiyyallah,, önada evet, buna da evet deyiverdiniz, bu nasıl şey?

Habib-i Ekrem Efendimiz emir buyurmuşlar ki, Ben mazhar ı «Hakk ve nur-u mutlak» olan bir ayineyim, ayineye bakanlar, kendilerini görürler.

************

VAHŞİNİN MÜSLÜMANLIĞI

Tafsili İslâm tarihlerinde yazıldığı üzere Muaviyenin anası “Hind” kadın tarafından, “Bedir harbine getirilen ve gizlendiği büyük bir taşın arkasından attığı okla, Cenâb ı “Hamza”yı şehit ederek ciğerini çıkarıp Hind kadınla birlikte çiğneyen “Vahşi» canavarı – «Mekke’nin fethi günü saklanıp iki gün sonra müslüman oldum diye “Habib-ı Ekrem” Efendimizin ikametgâhı kapısına gelmiş, eshaptan bazılarının delâletile huzura çıkarılmış olan bu habise, Cenâb-ı «Hamza» yı ne suretle şehit ettiği sualine pek çirkin cevap vermesinden dolayı, hemen huzurdan kovulup “Mekke,,den sürülen ve Ehl-i beytin kat’iyyen sevmediği bu herife “Peygamber” Efendimiz Hazretlerde konuşup eshap olmuştur, diye “vahşi,, radiyallahu anh diyen ülemay-i rusûm hazelelerinin dirayetlerine bizim tarafımızdan yüzlerce teessüfler vesselâm.

“Mecmua-yı Seyyit Abdulgaffur ve Mir’at-ül-iber: Bak”

******************

EHL-I SÜNNET, EHL-İ DALÂL

Medih ve zemmi anlatan bu kelimeleri en çok Hicaz, Irak, Suriye, Türkiye, İran âlimleri söyler, biribirlerini tahkir, tekfir ederler. Acaba bunlar neyi kasdediyorlar?

“Ehl-i sünnet,,kelimesinin kısaca tarifi şudur ;

“Peygamber” Efendimizin ve Ehl-i beytile beraber Hulefa-i Râşidîn Hazretlerinin tariklerin salik ve itikad meselelerinde imam-ı Matüridi veya Eşarinin tariflerine kail olan kimselere ehl-i sünnet ve Hulefa-i Râşidîne muhalefet ve Ehl-i beyte hakaret, ihanet edenlere de ehl-i dalâl denilir.

HÜLEFA-İ RÂŞİDÎN

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُم فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّن بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ [Nur, 55]

[Allah, sizden inanıp iyi işlerde bulunanlara, onlardan önce gelip geçenleri nasıl yeryüzüne sâhip ve hâkim kıldıysa onları da mutlaka yeryüzüne sâhip ve hâkim kılmayı ve onlara, râzı ve hoşnût oldukları dîni nasîp edip o dini, bütün dinlerden üstün etmeyi, korkularını emniyete tebdil eylemeyi vaad etmiştir; bana kulluk etsinler ve hiçbir şeyi eş tutmasınlar bana; ve bundan sonra kim kafir olursa o çeşit adamlardır, buyruktan çıkanların ta kendileridir.]

bu ayetin tefsirinde “Nizameddin-i Nisaburî,, c. 18, s. 112 de diyormuş ki; «Hulefâ-i Râşidîn»namiyla yadolunan «Ebubekir, Ömer, Osman, Ali ve Evlâdının» emanet ve imametlerine delâlet-i kat’iyye olduğu, (ا وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ ve bundan sonra kim kafir olursa) cümlesile de bu zatlardan sonra onların makamlarına gelenlerin “mütegallibinden” oldukları ve bunu te’yiden de Habib-i Ekrem Efendimiz (“Benden sonra hilafet -veya nübüvvet hilafeti- otuz yıldır.”(bk. Ebu Davud, Sünnet, 8; Tirmizî, Fiten, 48; Ahmed b. Hanbel, 4/272; 5/220, 221)) hadîs-i şerifini irad buyurduğu gibi Hazret-i Ebubekir radiyallahü anh da [“Isırıcı”, yani yok edici saltanat ] demişler imiş; [Kamus c. 2, s. 1277 ye bak.]

Kezalik; Fütühat-ı Mekkiye’de Cenâb ı Muhyiddin-i Arabî» dahi يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَخُونُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ وَتَخُونُواْ أَمَانَاتِكُمْ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ [Ey Mü’minler! Allah’a ve Peygambere hainlik etmeyin. Bile bile aranızdaki emânetlere de hainlik etmeyin. Enfal, 27] âyeti kerimesile de “Allaha ve Resulullaha” hıyanetin en büyüğü “Ehl-i beytine” hakaret etmektir. Zira kendileri dahi Ehl-i beytten bir ferd i âlidir. Bunu tasdik etmemek hamakattir. c. 4, s. 52

*********

İstitrat

– Ülema-yi kiramdan Abdurrahmanı Câmî» Hazretleri diyorlar ki: teessüfe şayan hallerdendir ki: “Cemel, Sıffiyn, Kerbelâ, hâdise ve fecayii konuşulur. Havariç hazelelerinin Cenâb-ı Ali’yi tekfir edişleri, Haccac ve vanın Ehl-i beyti seviyor diye ekserisi “tabiînden, binlerce müminleri öldürüşleri duyulur iken, avamın ekserisi ağlar, ulemayım diyenlerin çoğu sükût ederler. Fakat “Ehl-i beyte” zulüm ve hakaret eden “Ben-i Ümeyye,, eşkıyası aleyhinde! ufacık bir itiraz vuku bulunca, Şâmiler galeyana gelir, biz ashap aleyhinde söz söyleten müslümanlardan değiliz der, hiddetlenir, gürültü yaparlar. (El mer’u yuhşeru maa men ehabbeh) yani; her kez sevdiğile birleşir/haşrolur.

Bu beyanattan sonra Hazret-i Câmî şöyle demişlermiş: Ey mümin “Ehl-i beyte” hürmet ve muhabbette bulunmaklığımız bir emr-i dinîdir. Zira [ قُل لَّا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبَى kul lâ es’elukum aleyhi ecran illâl meveddete fîl kurbâ Şura-23] âyetile Ehl-i beyte

muhabbet etmek «Farz» ve “Size iki şey bırakıyorum; onlara temessük etseniz necat bulursunuz: biri Kitabullah / Kur’an, biri Âl-i Beytim.”( Tirmizî, Menâkıb: 31; Müsned, 3:14, 17, 26)

Hulasaten maâlî:

Ey ümmetü ashabım! Cenâbı Hakkın kitabını ve evlâtlarımı size emanet eyledim: Kitabın ahkâmına, evlâtlarımın hukukuna dikkat ediniz: Hadıs-i şerifilede Ehl-i beyte muhabbetin “Sünnet i müekkede” olduğu bildirilmiş ve bu âyetin nüzulü sebebinden Habib-i Ekrem” Efendimiz sual buyruldukta «Fatıma ile Ali ve evlâtlarıdır» buyurmuşlar, müteakibende

“Hülâsatan meali : Ehli beytime ve evlâtlarıma zulüm ve eziyyet edenlere Cennet haramdır. Dedem Abdülmuttalibin evlâtlarına herkim hile yapar, zahmet verir ise Ahirette cezaya müstahak olur. hadîs-i şerifini irad buyurmuşlardır. Elkeşşaf c. 3 s. 67 bak.

Ö halde, Ehl-i beyte zulüm edenler ümmetlikten tard edilmişlerdir.

EHLİBEYT :

Tafsilâtı: Tarih-i hulefanın altmış beşinci sahifesinde ve diğer me’hazlarda yazıldığı veçhile Habib-i Ekrem Efendimiz bir gün Fatıma ile Ali ve evlâtlarını bir araya cem ve bir puşide ile özerlerini örtüp “Yarabbi bunlar evlâdlarımdır, bunları her türlü pislikten uzak eyle,” duasında bulunmuşlardır.

(Müslim-Tirmizi -Nisaburî-Şebini tefsirine bak)

İhtar : Bu kelâmları duyup – o kitapları okuduktan sonra yine, şöyle – böyle diyenler şakidir.

***************

ASHABA VE MÜMİNLERE SÖVÜLÜR MÜ?

Emr-i Resul-i Âzam:

Ashabıma şovenlere Allahın lâneti olsun; ve mümine sövmek fısk – mümini öldürmek küfürdür.

Sahih-i buharı c. 4, s. 183: bak.

– İstitrat –

okuyanların sol taraflıları hiç şüphe yok ki ; Bana hiddet buyuracaklardır.

Ey Muaviye’ci efendiler!

Alizadeyim; Özüm, sözüm şudur. Kötü halinden dolayı Şam valisi fasik Muaviye’yi nifak mucidi müstehzi Amr ibni As’ı, edep düşkünü Mugireyi, münafık Ziyyad bin Ebihi, Piç Velid Pelidi, namus satıcı Utbeyi ve Ehli beyte husumet eden bu emsaldaki bir alay haksız herifleri katiyyen sevmem, Ehli beyti seven diğer Ashabı Kiramdan Hazreti Ebubekir – Ömer – Osman ve umum Ashabı hüdayı Radiyallahu anhüm ecmain: dereceleri nisbetinde lisanen ve kalben hürmet ettiğim gibi: sevmediklerime de kat’iyen sövmem, sövmeyi de sevmem.

************

Üsdülgabede – El’âganide – Ebülfida tarihinde Zehebinin Elhakayıkında tasrih edildiği üzere İmamı “Şafii,, Hazretleri de bu herifleri sevmez «fasık – müfteri – katil» olduklarından dolayı makbulüş- şahade saymadığı gibi: «Muaviye» nin torunu küçük “Muaviye,, Radiyallahu anhda dedesi olan Muaviyenin ” gasıp – bağı – âsî,, babası: Yezidin de «kâfir – katil – zalim,, olduklarım ilân ve kendini “Hilâfetten» azil, isminin “Abdullah,, namile yad edilmesini tavsiye ettiği halde maalesef bu kıymetli zat da Mervan habisi tarafından haps ve günlerce aç bırakılarak “şehiden” vefat etmiştir ;

Ülemay-i rüsum bunu da çürütmek yollarını ararlar.

************

“MUAVİYE FASIK MIDIR?

Ben demiyorum :

Bütün “Hanefî va kısmen Malikî,, âlimlerinin hürmet ettikleri “Hidaye” namındaki “Fıkıh” kitabında şu meâlda bir mesele yazılı imiş. Ara bak.

Fasıktan tekallubi kaza caiz midir?

Elcevap: Fasikten tekallub-i kaza caizdir, nitekim Ashabtan bazıları Muaviyeden [1] kazayı kabul etmişler,: ve bu suretle Muaviyenin fenalığını kısmen önlemişler imiş.

[Muaviye kelimesine: Arapça – Türkçe Kamus: kopek ve Ahteri lügati: tilki eniği diyorlar. Acaba hangisi doğrudur?]

MUAVİYE MÜFTERİ MİDİR ?

Ben demiyorum :

Tafsilâtı : İslâm tarihlerinde yazıldığı üzere, Emevilere mensup olan valilerini şekva için “Mısır – Kudüs – Basra – Bağdat ve sair yerlerden “Medine”ye gelen yirmi bin müşteki Hazreti Osman Radiyallahu anha şikâyetlerini dinledemediklerinden dolayı isyan edip Hazreti Osman’ı şehit ettiklerini haber alan Şam valisi Muaviye güya bu halden pek müteessir olup Hazret-i Osman’ın kanlı gömleğini Şama götürttürüp bir çok aylar, bu gömleği cuma günleri eline alarak Minbere çıkar ve ağlıyarak:

Ey cemaat görünüz, ağlayınız, bu kanlı gömlek, asiler tarafından zulmen şehit edilen ve müslümanların halifesi Peygamber Efendimizin sevgili damadı olan Hazreti Osmanın gömleğidir.

Ey ahali!

Hazreti Osmana Fatiha oküyunuz, katillerede beddua ediniz diye halkı galeyana getirdikten sonra iftiraya başlamış ve yemin ederek Hazreti Osmanı kat’iyen Ali öldürtmüştür diye, halkı iğfal, îmamülmüminine isyan ve “Sıffîyn harbini ihdas ile müslümanları ikiye ayırıp kan döktürmüştür.

Halbuki: Cenâb-ı Ali Aleyhisselâm katilül- münafikin vel müşrikindir.[münafıkları ve müşrikleri öldürmüştür.] Ulemayı izam ve Meşayih’i kiramdan Hazreti ” Necmüddin-i Kübra ” diyorlar ki: müfteri ne büyük ahmaktır ki katli Cenab-ı Ali Aleyhisselâma isnat ile Hazreti Osman gibi bir zatı haşa “nifak ve şirk” sınıfına sokmak hatasında bulunuyor.

Mecmua-i Seyyit Abdülgafur

***************

Bugz edermi Ehl-i beyte ben müslümanım diyen

Harp açar mı Murtaza’ya ehl-i imanım diyen

MUAVİYE VE AMR İBNİ ÂS KATİL MİDİR?

İmamı Şa’raninin Mineni kebirini – Taberi tarihini – Ravzatülebrarı Hayatulhayevanı – Mürucüzzehebi – Elistiap fi marifetiiashabı Elkâmil c. 3 s. 196 yı okuyanlar diyorlar ki:

Katilleri himaye etmek isteyenler, bu kitapları tetkik buyururlar ise “Radıyallahu anh” ile yad ettikleri Muaviyeleri iğfal ettirdiği Câde nam kadınla Cenâb-ı İmam Hasan-ı ve diğer vasıta ile ashapdan Abdurrahmanı zehir ile ve İmam Alinin sevdiklerinden Hicir bin Adilkenediyi Şam’ın Azra mevkiinde ashaptan yedi arkadaşile nasıl katlettirdiğini ve Âsoğlu Amir katili de Muhammed bin Ebuhekir radıyailahu anhümayı Mısırda ne suretle katl ve mubarek cesedini hayvan derisine sardırıp gübre içinde yaktırdığını anlarlar ise : Ol vakit hürmetlerini biraz daha bu heriflere ziyadeleştirir sevaba girerler.

İmamı Süyutînin Mısır tarihini ve Hâbnâme-i Veysî’yi oku

Mümini kasden katledenin tevbesi kabul olmaz .

Kudretli ilmile vaaz eden, helâl malile hac için yalnız Medineye kadar gidip gelen Hüsrev hocamız, bu kitapları tashih ve sahiplerini tekzip ederler ise Hazreti Muaviyesile Âs oğlu Amrı memnun buyururlar .

EHLİ BEYTE SÖVÜLÜR MÜ ?

Ruhulbeyan C. 4 S. 492 de Muavîlerin etbaı kasitundan yani: Bunlar Hakk’dan yüz çeviren Cehennem odunu olduklarını ve tefsiri Garaibülkur’an ile; Taberi ve imamı Süyutî de Kadr Suresinin sebebi nüzulünü beyanları münasebetile Muaviyenin ” Şecerei mel’ûne” den bulunduğunu beyan eylemişlerdir. Anın için Ehli beytin ötedenberi düşmanı olan Muaviye meal hicap altmış dokuz, sene Resulüâzam sallallahü aleyhi vesellem efendimizin tesis buyurduktan minberlerde cuma ve bayram hutbelerinden sonra kendisi ve para ile etrafına cemettiği para dinli ulemayı rüsum köpekleri tarafından vârisi nebi Cenâbı İmam Ali aleyhisselâma ve tarafdarlarına seb etmiş ve ettirmiş ve İmam-ı Âli’nin en büyük taraftarı Peygamber Efendımiz olduğunu bildiği halde bu ciheti de düşünmek istememiş? Ve bu fezahat “Halife Ömer ibnî Abdül’lâziz” radıya’llâhu anh tarafından men olunup “İnnallaha ye’mururu….” âyeti kerimesinin okunması emrolunmuş olduğunu Elbeyanü vettebyin C. 1 S. 188 ve Akdülferit C 2 S. 305 ve Ibni ebilhadit ve Künhül Ahbar ve Nehcülbelâga ve Kısası Enbiya vesaireyi okuyanlar bilirler.

Asrımızın en kudretli âlimleri bu kitapları tetkik buyururlar ise ; Şüphesiz ki, bizi bırakıp o zatlarla uğraşmaya başlarlar.

Müfessirinden Bağdat müftisi Âlusi zade tefsirinde diyor ki :

Cenâbı Ali’ye sağlığında lanet etmek en büyük musibet ve mefsedet olduğu gibi badelvefat tel’in küfür derecesinde bir rezalettir. Zira o kerrema’llâhu vechehû ve radıya’llâhu anh ile mevsuftur.

Kezalik; Ruhulbeyan müfessiri İsmail Bursevî Hazretleri silsilename-i evliya nam eserinde Cenâb-ı İmam-ı Ali Aleyhisselâm hakkında yâni Allah ü teâla Ali’nin zatını tazim ye tekrim eyledi ve Habib-i Ekrem Efendimizin mukaddes silsilesine Aliyi vasıta kıldı. Bu silsilenamenin 138 inci sahifesindede şöyle bir cümle yazılıdır:

” Vahdeti hakikiye Âli de göründü ve Hakkın esrarı Alinin hilkatinde zuhura geldi. ,,

Bu halde Cenâbı Aliye isyan Allâha ve Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve selleme isyandır. Resulullaha isyan edenlerin de sonu hüsrandır.

İbni Süfyan kurdu istibdadı tuğyan namına

Etti isyan Ehli beyte huni Osman namına

Farz iken tazim-ü hürmet hanedanı Ahmed’e

Sebbü şetm ettirdi minberlerde isyan namına

EBU SÜFYAN VE MUAYİYE KİMDİR?

Ebu Süfyan : Kureyş kabilesinden, Abede-i Şems evlâdının Beni Ümeyye namile yadolunan güruha mensub tab’an hüekâr, le’im, nifakı seven, ara bozan, hatta bu muzır adamların adları dahi herhangi mecliste söylense : ……

Mutlaka oradaki müslümanlar, belki kardeşler arasında dahi nifak uyandıran bir kısım fena insanlardır.

Habib-i Ekrem Efendimizin “Nübüvvetinin” izharından ‘ Mekke,,nin fethi gününe kadar Ebu- Süfyan ile karısı meşhure Hint “Peygamber,, Efendimizi ve müminleri imha için başına topladığı binlerce şakilerle yirmi iki sene Peygamber Efendimize ve müminlere türlü türlü zahmetler veren ve bir kaçında oğlu Muaviye de bulunmak üzere on bir defa Medine şehri üzerine yürüyen Ebusüfyan Mekkenin fethi gecesi casusluk yapar iken yakalanmış pek zelilâne bir halde Hazreti Abbas’ın şefaatile huzur-u Celil-i “Peygamberiyle,, çıkarılıp kendisi ve karısile evlâtları ve “Kâbeye” iltica eden diğer otuz iki münafık [Kamus tercümesinde bu 32 herifin onları yazılıdır.] idamdan kurtarılmış ve tarafı celil-i Peygamberden sudur buyrulanyani:

Haydi gidiniz! Siz affolundunuz.

Hadisi şerifile kovularak affolunduklarından: Şeriat lisanında o günde ve o ânda, Kılıç korkusundan, amandır beni öldürmeyin müslüman oldum deyenlere “Tulaka” denilmiş olduğunu El Âganî c.13, s. 67 ile Kastelânî ve diğer mehazlar yazmıştır.

******

MEKKENİN FETHİNDEN EVVEL MUAVİYE MÜSLÜMAN MI İMİŞ?

Mekkenin fethinden evvel Muaviyenin babasından gizli müslüman olduğunu söyleyenler var isede: Tefsiri kebir c. 2, s. 734 de yazıldığı üzere vâris-i Nebî Cenâb-ı İmam-ı Âli Aleyhisselâm; Muaviyenin Tulekadan yani ölüm korkusile müslüman olup, Müellefe-i kulublerle para alanlardan olduğunu bildirmiş ve merkumun bu halini Esbabın cümlesi söylemişlerdir.

*************

(Lahmuke Lahmî) – Hadis-i şerifilede vücud-i «Nebiden» madut olan Cenâb-ı İmam-ı Ali hutbe okur iken [أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ بَدَّلُواْ نِعْمَةَ اللّهِ كُفْرًا وَأَحَلُّواْ قَوْمَهُمْ دَارَ الْبَوَارِ Allah’ın nimetine şükretmeyi küfre değiştiren ve kavimlerini helâk yurduna konduran Mekke müşriklerine bakmaz mısın? İbrahim,28] yani; Allahın iman nimetine nail olanlarını yoldan çıkaranların gidecekleri yeri cehennemdir Âyetinin sebebi nuzülünden işaret-i âli soruldukta, Ümmetin âlemi bulunan Cenâb-ı İmam Ali Aleyhisselâm “müminleri doğru yoldan çıkaranlar Kureyşın en faciri olan Beni Ümeyye güruhu olduğunu bildirmiş” ve bu kelâmı İbni Abbas ile Hazreti «Ömer» Radiyallahu anhüma tastik etmişlerdir: “Kastelânî c. 7, s. 184 ve El-âgani c. 14, s. 166 bak.”

Hikâye :

Cenâb-ı Akil bini Ebi Talip ile Muaviye arasında cereyan eden bir münakaşada Akîl Muaviyeye hitaben “Ey Hind kadının oğlu! Haşimîler acizden, kibirden, gururdan uzak Emevîler ise : Hiyanet, melanet, küfür ile doludur,” demiş imiş. Akdülferit C. 2. S. 34

EBU SÜFYANIN MÜSLÜMANLIĞI :

Muhammedi bini Cerir, Abdullah bini Zübeyr radiyallahu anhüma ile diğer dört zatı şahit göstererek demişki: Yermük harbinde müslümanların mağlup, Rumların galip olduğunu gören Ebu Süfyan Rumları alkışla medh, müslümanları zem ettiğini ışidince babama haber verdiğimde, babamla beraber yanındaki ashab hayret edip Allah Ebusüfyanı kahretsin diye bedduada bulundular. El- Âgani C. 6. S. 98

***********

Hikaye :

Ashaptan (Huzeyfetü İbnülyemane) Radıyallahu anh bütün münafıkları bilir, Süfyanîler den hoşlanmaz, münafıkların cenaze namazlarında bulunmazlar imiş.

İbni Ebilhadit Seyyit Abdülgafur.

MUAVİYE VAHY KÂTİBİ Mİ İMİŞ?

Tarihler diyor ki :

Habibi Ekrem Efendimiz Mekkenin fethinden sonra Ütap hini Üseyd Radıyallahu anh Mekke emaretine tayin buyurup Medineye avdet buyurduklarından Üseydin emri altında bulunmayı istemeyen Ebu Süfyan bir kaç ay sonra oğlu Muaviye ile Medineye gelmiş, zaruretleri sebebile Muaviye ganimet kâtipliğine, Süfyanda Buhran taraflarında zekât toplama memurluğuna tayin edilmişler imiş.

Muaviyenin hükümdarlığından sonra bunun meddahlarından bazı kimseler, İzafî bir şeref kasdile Muaviyenin de Vahy kâtipliğinde bulunduğuğunu söylemişler ise de bunun doğru olmadığı muhakkaktır. Zira Üsdülgâbe cilt 1 sahife 50 de ve diğer me’hazlarda vahy kâtiplerinin isimleri yazılıdır . Bununla beraber en evvel vahy kâtipliğinde bulunmuş olan Hazreti Osman Radıyallahu anhın süt kardaşı Abdullah bini Sâd bini Ebi Şerhin küfrünü izharla irtidat ettiği ve Hz. Ebubekir Radıyallahuanh’ın Hilâfetinin ilk aylarında ashabım, müslümanım diyen niçe kimselerin gizli ve aşikare dünden çıktıkları, şer’a muhalefet ettikleri de unutulmamalıdır.

Ve yine bütün müverrihlerin müttefikan yazdıkları veçhile Muaviye, Yezit ve Mervanın parasına tamaan, yahut emirlerine itaaten Veya tabalarındaki şekavete binaen 69 sene Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellemin vazı’ buyurduğu minberlerde Cenâbı Aliye ve muhibleriyle taraftan olan yüzlerce ashab ve tabiîne lânet okuyan ve okutan imamül mü’minin olan Ali ye isyan ile Sıffîyn harbini ihdas, Hazreti Hasanı İmamet makamından tenkil eden ve ettiren, biz ashabız, tabiiniz, büyük adamız deyenler değil midir?

Ve yine tarih namına tekrar ediyorum : Asrımızda dahi çok zamanlar camilerde vaaz eden, şehirlerde müftülük yapan meşayih meclisine riyaset edenlerden bazı zatlar hükümetin hiç bir tazyiki olmaksızın ya zatî menfaat veya vicdanî kanaatîariyle Ankara millet Meclisine verdikleri takrirlere istinaden, İslâm âleminde hilâfet, Türkiyede Şer’iye Vekâleti ilga, medreseler tekkeler, türbeler kapatılıp mekteplerde Kur’an ve din dersi okunmanın, bir yerde toplanıp Allah, Allah demenin kanunen yasaklığına, kezalik din inkılâbı olmak üzere Diyanet Reisi Şeref İzmirli İsmail Hakkı, Reisü’l ülema Arabkîrli Hüseyin Avni hocalar dahil, Babanzade Ahmed Naim’le, Ferit Kam hariç, Darülfünun İlahiyat müderrisleri tarafından yapılan mazbata ile, camilere ayakkabı ile girmek, kanepe koymak, çalgı çaldırmak ibadetleri Türkçe yapmak teklifinde bulunanlar yine din âlimleri denilen muhterem üstatlarımız değil midir ?

Arada şahıslar ve şahıslara hürmetsizlikler yok, bütün sözler, vakalar yapılan şeyler tarihin inalıdır. Tarihin malı olan ve tarih için yazılan bu beyanın tafsilini arzu edenler, Kemal Atatürkün tarih namına cihan halkına karşı irat ettiği nutkun 514 numaralı sahifesile, Cümhuriyet hükümetinin resmî kitaphanelerinde ve gazete idarehanesinde gene tarih için kolleksiyonları mevcut olan ve münderecatının sıhhati hiçbirisi tarafından tekzip edilmeyen Vakit adlı gazetenin 20-6 1925 tarihli nüshasını okusunlar.

Hikâye:

Cenâb-ı “Hüseyin,, Âleyhisselâmın şehadetinden sonra, Küfe münafıklarından bir sürü azametli hoca, hac için Mekkeye gelir ve bunlardan birisi Harem-i şerifte yüzüne konan bir sineği öldürdüğü için aralarında senin haccın bozuldu diye münakaşa başlar, meselenin halli için Mekke müftüsü Abdullah bini Ömer” Radiyallahu anhümaya müracaat ederler. Hazreti Abdullah bunların Küfe münafıkı olduğunu anlayınca, der ki:

Behey para dinli habis herifler: Yezitin emrile Peygamber Efendimizin sevgili evlâtlarını evlatlarile beraber öldürüp, gâvur olduğunuzu düşünmüyorsunuz da, Sivrisineğin öldürüldüğünü arıyorsunuz. Defolun şuradan domuz herifler!..

Tarihi Nizami ve Cevahiri Mültekaka

MUAVİYE PEYGAMBER EFENDİMİZİ SEVER Mİ İDİ ?

Künüz-üddekayik

Ehl-i beytime eziyyet eden Allah’a eziyyet eder.

***

Taberani

Ehl-i beytime buğz eden münafıktır.

***

Câmiüssagîr

Ali’ye düşmanlık eden Allaha düşmanlık eder.

***

Câmiüssagîr

Şefaatim Ehl-i beytimi sevenleredir?

***

Ya Ali seni müminler sever. Münafıklar düşmanlık eder,

Bu hadisi şerif; hadis kitaplarının beşinde de yazılıdır,

**

Câmiüssagîr

Ali’yi sevmek imanın; Aliye hakaret nifakın alâmetidir.

**

Câmiüssagîr

Ali’ye düşmanlık kabahattir, hiç bir iyilik onu affettiremez.

**

Câmiüssagîr

Ali’yi seven beni sever; Aliye hakaret eden! bana hakaret eder.

**

Taberanî

Zat-i Risaletpenahımla Âli, ümmetin delilidir:

**

Taberani

Zat-ı Risaletmaâbım kimlerin büyüğü isem Ali’de onların büyüğüdür:

**

Deylemî

Ali benim gizli olan kudsiyyetime maliktir.

Ey hoca efendiler! Bu gibi hadisi şerif Ali’den gayrisi hakkında irad buyrulmuş mudur?

**

Buhari

Ya Ali! Sen benim: Harun da Musanın kardaşıdır:

**

Taberanî

En sevgili kardaşım Âli en sevgili amcamda Hamzadır!

**

Mesabîh

Hüseyin benden – Ben Hüseyindenim:

Peygamber Efendimizin bu sevgili evlâdınıda Muaviyenin sevgili oğlu Yezit şehit etmiş olduğu halde Hüseyin için ah yazık oldu diyenler de bazı kimseler tarafından tahkir ediliyorlar?

Taberanî ve Deylemî

Hasan ve Hüseyin Ehl-i beytin en sevgilileridir.

Peygamber Efendimizin bu emri şerifine itaat, hürmet etmeyen Muaviye Çenab-ı Aliden sonra Küfede Emirelmüminin intihap edilen Cenah-ı Hasanın üzerine atmış bin kişilik -bir ordu ile gitmiş Hasan’ı tenkil etmiştir.

**

Buharî ve Müslim

Âli Süfyan bize dost değildir? Cenâbı Allah ile müminlerin iyileri bizim dostlarımızdır?

Peygamber Efendimiz: Süfyan oğullarını kendisine ve müslümanlara dost addetmiş midir?

**

Menavî ve Yenabiülmeveddet

Müjde sana ya Ammar! Bağiler tarafından şehit olacaksın;

Bu zati şerif ” Sıffîyn ” harbinde Muaviler tarafından şehit edilmiştir. Bu hadis ahkâmına binaen Muaviler bağî midir, değil midir ? ^ _ __ _

**

Tirmizı Umdetülkari
c. 5, s. 652

Ammar’e düşmanlık eden Allaha düşmanlık eder. Her kim Ammar’e zulüm ve hakaret ederse: Cenâb-ı Allah da ana hakaret eder. Cehennem narı Ammare haramdır. Ammar nerede olsa, Hakk onunladır.

Ey mümin!

Ehl-i beyte ve Ammare hakaret eden Muaviler ve taraftaranı bin üçyüz küsur senedenberi hakikî müminler tarafından hakaretle yadedildiği ve edileceği gibi bunların kıyamette ne büyük cezaya düçar olacaklarını bütün mahşer halkı görüp “oh,, diyecektir.

**

Künûzüddekayık

En evvel benim ümmete talim ettiğim dini: Beni Ümeyyeden biri tebdil eder?…

Acaba o muzır herif kimdir?

**

Künûzüddekayık

Beni Ümeyyenin bağî – asî – fasile – katilleri cehennem kuyusuna girecektir.

**

Feraidüssimtîn ve Künuzüddekayık

Muaviyeyi minberim özerinde görürseniz öldürünüz?

Ashaba terk edilen minberi şerif: Muaviyeden niçin menedilmiştir. Bu cihet neden düşünülmüyor? Muaviye iyi adam ise neden öldürülmesi emir buyuruluyor

**

Künuzüddekayık

Herkim hilâfet namına Ali ile mukatele eder ise: nerde olursa olsun onu öldürünüz?

**

Sahihi Müslim

Her nebinin maddî ve manevi bir vasî ve varisi olduğu gibi Ali de benim vasim ve varis imdir:

**

Tirmîzi ve Şerh-i şifa s. 694

Muaviye: Kıyamette ateşten bir tabuta yahut cehennem kuyusundan birisine girecektir.

Ey hocalar!

Ashab-ı kiram cennetle: Şam valisi Muaviye neden cehennemle müjdelenmiştir?

**

Sahihi Müslim ve Üsdülgabe c. 3, s, 41

Birçok şer ve fesat zuhura getirilecektir- Bu ümmetin birliğini herkim bozar, halkı ikiye ayırır ise: kim olursa olsun, onu kılıçla öldürünüz.

Sual:

Muhterem efendiler!

Bu ümmet arasına ilk fesat ve fitneyi sokan-Siffîyn harbini ihdas eden, müslümanları ikiye ayıran “çariyar,, hazeratı mıdır? Yoksa, Şam valisi, saltanat delisi Muaviye midir?

**

Camiüssâgîr ve Taberanî

Her kim Aliye hakaret ederse bana hakaret etmiş olur.

Herkim Allahın ve Resülullahın emirlerine muhalefet ederse: Dünyada ve âhirette Allah’ın laneti ânın üzerine olsun:

***********

DİN ÂLİMLERİNE HİTAP

Ey din rehberleri asırlardan beri kitaphanelerinizde hürmetle şakladığınız (Buharı – Müslim – Mesabih – Meşarik – Deylemi -Taberanî-Tirmizî – Künuzüddekayik – Camiüssagîr) gibi hadis kitaplarında ve (Kur’an-ı mübinde) hâsseten Ehl i beytin fazilet ve muhabbeti ve bunlara buğuz ve hakaret edenlerin rezileti hakkındaki hadisi şeriflerde bozukluk var ise: şimdiye kadar bunları imha etmediğinizden dolayı eslâfınızla beraber âhirette mesul olmıyacak mısınız?

Eğer ki bu hadisi şerifler hatadan salim iseler, bunları benim gibi cahillere ve umum müminlere anlatmadığınız için Peygamber Efendimize karşı mahcup olacağınızı düşünmüyor musunuz?

Tekrar ediyorum: Hakikaten Peygamberimiz Efendimize hürmetkar iseniz: Ehl-i beyti seviniz, sevdiriniz “Tevellâ ve Teberraya,, dikkat etmeleri için bu ümmete hakikî rehberlik yapıp «dinî» vazifenizi ifa ediniz, katilleri Ehl-i beyte tercih etmeyiniz?

Peygamberinizin evlâtlarını öldürenlere «Müctehit» deyip günaha girmeyiniz! Peygamberin evlâtlarını sevenlere hakaret etmeyiniz.

*************

NEBİ VE EVLÂD-I NEBİYYE MUHABBET

İslâmiyet iddiasında bulunan kimse, Habibi Ekrem Efendimizi ve vücudu nebîden madut olan Ehli beytini kendi nefsinden ve evlâdından ziyade sevmez, “Kur’anın,, ahkâmına, Resulûllahın emirlerine itaat etmez ise, o kimse müslüman değildir ?

Peygamberin evlâtlarına kılıç çeken, hakaret edenleri düşün, hükmünü ver.

************

Dergâhı Muhammed haremi emn ü amandır

Mihrabı Ali cayi necatı dil-ü candır

Allah ve Muhammedle Alîdir deri hacat

Ümmidi kerem babı diğerden hezeyandır.

İhtar

Ey mü minim deyen insan! İmanın kemali, Ehli hakikate göre Tevellâ ve Teberra iledir.

Tevellâ Cenâbı Allaha ve Resulullaha hürmet ve emirlerine itaat etmek, itaat edenleri sevmektir.

Teberra Cenâbı Allaha, Resulullaha ve Ehl-i beyte eziyyet, muhalefet edenleri sevmemektir.

**************

DOSTLAR TENKİT DÜŞMANLAR TAKDİR EDİLİYOR ?

Eyvah !

Ne acayip zihniyet ?

Bazı memleketlerde, bazı kimseler tarafından :

Peygamber Efendimiz Hazretlerinin müteaddit emri Şeriflerde hürmet edilip sevilmeleri emrolunan sevgili evlâtlarını sevip hürmet eden mü’minler tenkit edilmekte ve yine Peygamber Efendimizin sevmediği ve sevmeyiniz dediği bir kısım bağı, âsî, fasık, katil kimseleri de Peygamber Efendimizin pek aşikâr olan emri şerifleri hilâfına sevip hürmet edenler maalesef hürmetle takdir olunmaktalar ?

Fesüphanallah, bu ne fena itiyat, ne yanlış telâkki… Bu adamlar bu hallerde kimleri memnun etmek istiyorlar ?

Ey mü’min !

Cenâbı Hakkı ve muhterem Peygamberde evlâtlarını seven, çariyari güzin ve ashabı Sadikıyn Hazaratına hürmet edenler tahkîr edilebilirler mi ?

Ey müslüman !

Peygamber Efendimizin sevmediği kimseleri Cenâb-ı Hakk sever mi ?

Ey insan! Senin evlâdını, dostunu öldüren, sözünü dinlemeyen bir kimseyi, sen sever, hürmet eder misin ? Düşün, hükmünü ver, herhangi taraflı olduğunu anla.

Ne acayip teklif :

İlim inhisarcılığı yapan, her şeyi yalnız biz biliriz deyen zatlardan bir kısminin fikrine göre, evvelce müslümanlar arasında vukua gelmiş olan tarihî vakaları ye hususile Peygamberin evlâtları aleyhindeki Sıffîyn – Kerbelâ ” hâdiselerini müslümanların konuşmaları, bilmeleri, hikâye etmeleri gûya caiz değilmiş ?

Ey halkı sözden, tarih okuyup yazmadan menetmek isteyen efendiler!

Ehli beytin fazileti, Ehli beyte düşmanlık ve hakaret edenlerin rezaleti hakkında vahy ve irat buyurulan ayatı Kerime ve Hâdisi Şeriflerin muhatapları hassaten müsiümanlar mıdır Yoksa bu emri âliler, müslümanların gayrisi için mi irat buyurulmuştur ?

Aman Yarabbi bu ne mânâsız teklif!

Hazreti Osman Radıyallahu anhın kanı için şehidi mağfurun varisleri sükût, Şam valisi Muaviye ise: Cihanı velveleye vermiş, hükümdarlığı için binlerce insan öldürtmüş ve Cenâbı Ammar ile Hazreti Hasanın kanlarını, katillerini aramak şöyle kalsın, hatta canileri taltif ettiğini dahi duymuş, bilmiş olanlar bu fenalıklar hakkında söylenmesi vacip olan sözleri söylemedikleri gibi, bu kerrede, sevgisi farz, zikri vacip olan sözlerden müslümanlan menetmek istiyorlar ?

Eyvah bu hale binlerce teessüfler ….

Ey ashabım ve ümmetlerim: Cenâb-ı Hakkın Kitabını ve Ehli beytimi size emanet ediyorum. Kitabın ahkâmına itaat, Ehli beytime hürmet ve muhabbet edip hayatlarını koruyunuz, namlarım zikrediniz. Zira emanete dikkat ve hürmet edenler Cennetle, emanete hiyanet ve hakaret edenler Cehennemle mübeşşerdir.

[1] Keşşaf – Taberi – Müşrigûlekvan

***************

MUAVİYE: ŞER AN CEHENNEM EHLİ MİDİR?

Şâmın meşhur âlimlerinden “Hayyat-i Mütekellim” hal tercümesinde diyor ki;

Emevî camiinde vazederken (وَلاَ تَرْكَنُواْ إِلَى الَّذِينَ ظَلَمُواْ فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ اللّهِ مِنْ أَوْلِيَاء ثُمَّ لاَ تُنصَرُونَ Ve zulmedenlere meyletmeyin, sonra ateşle azâba uğrarsınız ve Allah’tan başka bir dostunuz yoktur, sonra yardım da görmezsiniz. Hud, 113) âyetini okuyup cemaata zalim olmamalarını, zalimleri sevmemelerini, zalimlerin, zalimleri sevenlerin cehenneme gireceklerini anlattığım ânda, genç bir köylü ayağa kalkarak, bana;

Ey vaiz efendi! O halde Muaviye ile oğlu Yezit hakkındaki kanaatiniz nedir dedi?

Ben: Hazreti Muaviye aleyhinde hiç bir sözüm yoktur. Lâkin oğlu Yezit “katil – kâfir – zalim,, olduğu için o habise her ân lanet okurum dedim: köylü:

Hocam! Yezit gibi zalim kimseleri sevenlere ne dersin? O gibilere de lanet okur, hakaret ederim, derdemez, köylü; hocam sana düşünce temenni ederim; zira Yezit zalimini babası Muaviyeden daha ziyade seven bir kimse tasavvur edilebilir mi ki; sağlığında, malını, makamını, sevgili oğluna vasiyyet edip ölüverdi deyince: yüzüm kızardı, dilim tutuldu, hemen kürsüden iniverdim.

Ruhulbeyan c. 1, s. 122 ve meemua-i Seyyıt Abdulğafur

Hikâye-

Yemenli Şeyh Nasrullah hal tercümesinde demiş ki; Hicri 120 Ramazanının yirmi yedinci gecesinde Cenâb-i Aliyi rüyada gördüğümde

Ya Emirilmüminin! Siz Mekkeyi fethettiğinizde size her türlü fenalık yapan Süfyanileri affedip onlara Iûtf ile muamele ettiğiniz halde, otuz sene sonra Süfyan oğlu Muaviye ve bunun habis evlâdı sana ve evlâtlarına yaptıkları mezalim ve hakarete ne mana verelim? Dediğimde, Cenâb ı İmam Ali Aleyhisseîâm dediler ki: “Ya Nasrullah! Bunda hayret edilecek bir şey yoktur, kerimden kerimlik, leimden leimlik zuhura gelir.»

İbni Ebilhadit

ALLAH TEÂLÂ’NIN LANETİ ZALİMLER ÜZERİNE OLSUN

Lanet: Şer’an iki suretledir ; Birisi Cenâb-ı Hakkın Kur’an-ı Mübin ile medh buyurduğu âlim ve âbit kullarından yüz çeviren ve Cenâb-ı hakkIN mahlûkata ihsanı olan yiyecek ve içecek gibi nimetleri insanlardan meneden veya bunların alım ve satımında ihtikâr yapan ve yaptıranlar içindir.

Nitekim Peygamber Efendimiz bu gibileri “el muhtekirü mel’ünün” hadisi şerifile insafa davet buyurmuşlardır.

Diğeri de zâlim, katil, kâfir, münafıklarla din âlimlerini din âmirlerini tahkir, tezyif ve imhaya teşebbüs edenler içindir. Cümhurı ulemaya göre zalimler, münafıklar din âlimlerini tahkir ve imhaya teşebbüs edenler ve ettirenler ebediyen lânete müstahak olurlar.

Harrerehülfakir Ahmet bin Süleyman bin Kemal

Afa anhümülmelikülmüteal

Bu fetvayı şerifeyi okuyan ulemadan Medineli Seyyid Necmeddin efendi müftissekaleyn unvanıle yadolunan Kemal paşazadeye tahriren müracaatla fetvayı şerifenin istinat ettiği birkaç âyatı Kerime ve Ahadisi Şerife yazarak Nebiyyi âzam Efendimizin vârisi ve ümmetinin en â’lemi, dinin hâmisi bulunan Cenâb-ı imam-ı Âlı ye buğuz ve hakaret ve imhasına teşebbüs edenler Sıffîyn hâdise sinde müslümanları ve merkeplerini Şattan su içmeye ve abdest almaya bırakmayan kimseler de şer’an lânete müstahaklar mıdır ?

Şeriatın şerefi ilmin kudsiyeti narama âciz ve câhil olan fakiri ikaz ve irşat buyurunuz efendim.

Türabî dergâhı Şeyhi hâdimülfukara

Esseyyid Muhanamed Necmeddin

Bu sualnameyi okuyan Şeyhülislâm efendi ağlayarak, pek iyi: yarın gelip cevabını alırsınız dedikten sonra on gün kadar temerrüz edip evinden çıkmayan efendi Hazretlerine tekrar müracaatımda

Şeyh! Öğrenmek istediğin meselenin cevabını sual varakanızda yazdığınız hadisi şeriflerden alabilirsiniz deyip sualnamemi iade ve kahve ikramından sonra kusura bakmayınız biraz rahatsızcayım deyip harem dairesine gidiverdi.

Bu meseleyi asrın âlimlerinden olup veresiye müftü macinlik yapanlara sorsanız!!!? Alacağınız cevap (Müctehid-i muhti) sözü olacaktır?… Tuh dirayetlerine!

SON SÖZ

“Abdurrahman-ı Cami,, Hazretleri diyorlar ki: Ehl-i beyte yapılan zulüm ve hakaret, İslâmiyet ve insaniyet için silinmez bir kir, unutulmaz bir elem ve bir yaradır?

Islâm âleminde ilk fesat ve fitne ve ilk nifak ve tefrikaya sebep olan ve dünya saltanatı için Ehl-i beyti imhaya kalkışan Muaviye ve Yezidin harekâtı elbette kitabullaha muhalif bir cinayettir?

Cezası uhraya – matemi dünyaya kalan ve acısı gönüller yakan bu cinayatı, ne bir kısım taşkınlar gibi sövmekle. ne de bir takım şaşkınlar gibi içtihat sözile kapamağa çalışmayıp, ancak muhterem şehitleri her ân kemâli hürmet ve muhabbetle maelfatiha yadeder, katillerle âmir i katilleri ve koruyucularım Cenâb-ı Hakkın adline havale eyleriz,

ASHABIN AKŞAMI

Ashap: Fazilet cihetile üç kısım ve onbir tabakadır?

Birinci kısım

Bi’seti nebiyi müteakiben, evvel be evvel «Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve selleme» iman edip Habibi Ekrem Efendimizin uğurunda her türlü fedakârlıkta bulunan ve «dinlerini» muhafaza için “Habeş» memleketimi kadar hicret eden zevati kiramdır.

İkinci kısım:

Mekkenin fethinden evvel: “Habib-i Ekreme,, gelip, İslâmiyetin intişarı için malik; canile mücahede de bulunan ve şirkte kalan baba ve kardaşlar ile harp eden zevati kiramdır.

Üçüncü Kısmı:

Alelıtlak âkil ve baliğ olarak Cenâb-ı Nebiyi âzam Efendimizin sohbet ve sahabetinde bulunan ve ahdinde sabit, emre muti ve müslim olduğu halde ahire te intikal eden zâtlardır.

Ülemadan bazılarına göre bir defa olsun Peygamber Efendimizi gören bazılarına göre de mü’min olarak zamanı saadette bulunup yine, mü’min olarak vefat edenler de ashapdan addedilmekte iselerde, halbuki : Ashabın büyüklerinin içtihadına göre bir müddet, sohbet ve sahabeti seniyede bulunmayan ve Habibi Ekrem ile bir veya iki defa gazaya gitmeyen kimseler ashapdan addolunulamaktadır. Anın için “Sahibülisabe,, Haccetül- vedada hazır bulunmuş ve müslimen vefat etmiş olan kırk bin kadar zatları ashapdan sayıp bunun ziyadesine ashaplık rütbesini lâyık görmemiştir.

Müslim şarihi imam Nevevî de “Aşerei mübeşşere ile ashab-ı Bedir ve Uhud’un kudsiyyetlerini diğer ashaba tercih eylemekte ve hususile Mekkenin fethi ânında ve fethinden sonra kılıç korkusundan Müslüman oldum diyen “Tuleka” yâni şüpheli iman sahibi olan ve Müellife-i kutup denilenlerle o zatları müsavi tutmanın şer’e muhalif, edebe münafi olduğunu beyan buyurmuşlardır.

Tabakalı ashap;

On ve yahut on bir tabakaya ayrılmış olan ashabın Birincileri’ en evvel “Hahib-i Ekrem” Efendimize iman eden Cenâb-ı (Hadiceiülkühra ve Aliyülmürteza ve Zeyd ibni Sabit ve Ebubekir) Hazretlerinden sonra mümin olan otuz dokuz zavat-ı kiram dır.

İkincisi’. Hazreti Ömer’in islâmiyetinden sonra ve hicretten evvel iman şerefile müşerref olan zatlardır.

Üçüııcüsü: Resül-1 Âzam Efendimize birinci akebede biat eden zatlardır.

Dördüncüsü: Peygamber Efendimize ikinci akebede biat eden zatlardır.

Beşincisi: Resül-i Ekrem Efendimizin Mekkeden hicretle henüz “Küba,, denilen mevkie muvasalat buyurdukları zaman Peygamberimiz Efendimize iltihak eden zatlardır.

Altıncısı: Bedir gazasında bulunup müşriklerle harp eden zatlardır.

Yedincisi: Bedir gazasile Hudeybiye rausala- hası esnasında, Medineye hicret eden zatlardır.

Sekizincisi: Hudeybiyede “Seçerei ridvan” altında Resül-i Ekrem Efendimize akti biat ederi, yâni Peygamber Efendimizin uğurunda canlarını fedaya söz veren zatlardır.

Dokuzuncusu: Hudeybiye musalâhasmdan sonra udin” aş kile Medine’ye hicret eden zatlardır.

On ve on birincileride’. Mekkenin fethi günü veyahut fetihten sonra kılıç korkusile kerhen veyahut mal zıyaı düşüncesile havfen [korkudan] müslüman olanlardır.

Ahmet ibni Hanbel – İbni Şirin – İbni Âbbasın içtihatları ve bütün müfessir ve muhaddislerin kavline göre: Mekke’nin fethinden evvel İslâmiyyeti gönül arzusıle kabul edip de en tehlikeli anlarda Peygamber Efendimizin yanından ayrılmayan ve çok mühlik muharebelerde islâmiyyet için ölümü cana nimet bilen ashabı kiram ile evvelâ Peygambere kılıç çeken; Mekkenin fethinden sonra ölüm korkusundan, mal derdinden dolayı müsiüman oldum diyen ve şüpheli iman sahibi bulunan «Müellif ei kulüp” münafıklarını müsavi addetmek, en büyük ve hamakattir?

Ey mümin!

İslâmiyetin zuhurundan itibaren «Peygamberimiz» Efendimize bütün varlıklarile iman eden ve ölene kadar ahtierinde sabit olan ve Peygamber Efendimize ve evlâdlarına itaat ve hürmette kusur etmiyen Ashabı kiram için ( Ashabım yıldızlar gibidir ) Hadîsi şerifini irad buyurmuşlar ve hassaten Çıharıyâr-ı güzîn – ve Aşerei Mübeşşere – ashabı Bedir – ashabı Uhud ve emsali muhterem zatların ” Din Rehberi ” şeriat hadimi olduklarını ümmetlerine lütfen duyurmuşlardır.

******

Arş-ı Rahmana güneştir ol Habibi müctebâ

Etrafında aylarıdır Ehi-i beyti Mustafâ

**

Şer’a hizmet eyleyen bilcümle Ashabı güzîn

Din semasında birer yıldızdır anlar Mutlaka

**

Ehl-i beyte hürmet etmek farzdır mü’minlere

Anın için okuruz ” Sallû alâ ehlil-hüda ”

***********

Ey okuyucu!

Islâm tarihinden bir hülâsa olan ve müteaddit Âyâtı kerîme ve Ahadîsi şerifelere ve isimleri kitapta muharrer ashab ve tabiînin nakilleriyle beraber « İmam Muhammed Şafiî – Muhyiddin Arabi – Kastalânî – Âbdurrahman-ı Câmî – İmam ı Şa’ranî – İmam-ı Süyutî – Taberî – Hayatül-hayevân – Ravzatül-ebrâr – Rayzatül-ahbâr – Mürucüz- zeheb El’istiâb fî marifetil-ashab – Elkâmil – Akdül-ferîd – Nehcül-belâga – İbni Ebil-hadîd Üsdüİ- gabe – Keşşaf – Elbeyânü vettebyin – Tefsiri garâibül-Kur’an -Fetva yı Ibni Kemâl – Ruhül-beyân – Hâbnâme-i Veysî- Kasas-i Enbiyâ » kitaplarının sahipleri gibi din âlimleri olan muhterem zatların tetkiklerine istinaden yazılan bu ” Mecmua-i Urafa ” hilkaten saîd olanların Resulü a’zam Efendimize ve Efal-i beytine hürmet ve muhabbetlerini : Tab’an şakî ve Muavîler gibi Ehl-i beytin düşmanı ve düşmanlarının dostu olanların da hiddetlerini artıracağından Süfyanî taraftarlarının bu yazıları okumamalarını, okuyanların da edeben kimseye sövmemelerini ve Ehl-i t beytin katillerine de Müctehid deyip günaha girmemelerini tavsiye eyleriz.

( Elervghü cünudün mücennedeiün )

Meali;

( Evet; her kuş kendi cinsiyle uçar,her insan sevdiğiyle dolaşır. )

*********

Cenâb-ı Hak ; Ehl-i beyti sevenleri, dünya ve ahirette Ehl-i beyt ile; Süfyanîleri sevip koruyanları da, iki cihanda Süfyanîlerle haşir ve neşir buyursun. Âmîn.

Emri şer’i çiğneyip. Peygambere İsyan eden

Ahmed-ı Muhtara bilmem ki: nasıl ashab olurl

Ehl-i beytin katiline mü’mln-i müslim diyen

Dü-cihanda şüphesiz ki s fasik u kezzâb olur

Cenâb-ı İmam « Ali » Aieyhisselâm; Küfe camiinde Hutbe okur iken şöyle buyurmuşlar.

“— Dünya – Sanki bilmiyor muşum gibi beni aldatıp, yoldan çıkarmak istiyor ?

Hakk-Teâlâ Hazretleri, haram olan şeyleri zem ettiği gibi; ben, helâl olan bazı şeylerden de sakınırım ?

Cenab-ı Hakk bizi Fahriâlem Efendimiz Hazretlerinin vekâletinde bulundurarak kendisine halkı davet etmek üzere İmam-ı müslimîn tayin buyurmuştur.

Bize iktidâ edenlere dünyada iman, ahirette selâmet mukarrerdir. Bizim. vasıtamızla Hakk’ka inabet edenler saadete nail olurlar.

Biz ol Hanedanız ki: Mazarratımıza çalışanlar elbette zarar görürler? Bize havlayan köpekler uyuzlaşır ? Bizi dövmiye, hakaret etmiye kalkışanlar dövülür ve tahkir olunurlar !

Ey bizi sevmeyen zeliller !

Sizde sevmek ve sevilmek istidadı bulunaydı ve mâyenizde saadet eseri olaydı siz istemeseniz dahi sizi cezb ve celb edip kendi hizbimize dahil eder idik. Ne edelim ki : Bahtsızlığınız ve şekavetiniz sizi geri bırakmıştır ? “

” Müşrikul-ekvan”

*********************

GEÇMİŞTE BİR MUHAVERE:

Yine tarih namına arz ederim ki : Birkaç sene evvelisi maa aile İstanbuldan Medineye giden ve orada bolca yoğurt, ayran olmadığından az zaman sonra yine İstanbul’a dönen ve şimdi Fatih camiinde vaz ile meşgul bulunan Siirtli Hacı İbrahim Hoca namındaki zat, Muaviye’ye hürmet etmediğimden dolayı fakiri Alevîlik’le ittihama kalkıştığını, Süleymaniye Kitaphanesi müdürü Hazmı efendi Hazretlerinden haber almış, Hoca İbrahim ile aramızda şöyle bir muhavere cereyan etmişti:

İbrahim Hoca! Sen beni ashab düşmanı diye tahkir ediyormuşsun, günah olmaz mı ?

Hamdolsun ben mü’min ve Muhibbi EhH beyt ve Ashabı kiramın hürmetkarıyım! Ancak Cenâbı ” Nebiyyi a’zam ve AJiyyi Ekrem ” senin dostun olan Muaviye’ye kötü halinden dolayı ne demişler ise, ben de o kelâmı şerifleri okuyup o herifi ve arkadaşlarıyle, koruyucularını sevmemekteyim ? Ve Peygamberini sevenlerin de böyle olması lüzumuna kailim !. »

Deyip, iki Hadîs okudum.

C. Hacı İbrahim :

«- Evet! amma, madem ki Alevîler Hazreti Muaviye radıya’llâhu anhı sevmezler; Ben o zatı çok sever ve hürmet ederim ? »

Demesi üzerine yanımızda bulunan Binbaşılıktan mütekaid Kastamonulu, Meydanî Efendi zâde İsmail Hakkı Bey namında bir zat da, evvelâ çirkin bir söz söyledikten sonra, İbrahim hoca kaçmaya, İsmail Hakkı da ;

“— Dur Hocam, dur : Şüphesiz kı (Muaviye – Süfyan – anası Hind Kadın – Mervan ) hürmete lâyık ashaptan; ( Yezid – İbni Mülcem – Şimir ) ve emsalleri de, tâbiîndendir ?

Aferin, dirayetli Hocam! îşte hakikî Muaviyecilik böyle olur.

Demiş, söze hitam verilmişti.

Ey eden Hakk’dan ümid-i iltifat

Ehl-i beyte hürmeti ef itiyad

EN SON SÖZ

Mevzuu pek mühim — tenkide lâyık olan bu risalecikteki ” nakil ve tetkik ” hatalarının tashih ve noksanının ikmâlini ulemâyi kiram Hazeratın- dan bekler — Muavîler gibi şuna, buna lâ’net okuyarak günaha girmemelerini de okuyucularımıza halisane tavsiye eyleriz.

Erzurum’un eski meb’uslarından
Yeşilzade Seyyid Muhammed Salih

 

BAŞA DÖN

 

Evliya bendesi Salih Fakiri

Elimizde Yeşilzade Mehmed Salih Efendi’nin hazırladığı Rehber-i Tekâyâ isimli bir eser var. Tekkeler hakkında çok önemli bilgiler var bu kitapta. Erzurumlu Yeşilzâde Mehmed Sâlih Efendi “Yeşil Hoca” diye meşhur olmuş Şeyhu’l-Kurrâ Mustafa Niyazî’nin oğludur. Yeşilzâde, Erzurum’da Cafer EfendiYeşilzâde Mehmed Salih Efendi Mahallesinde 1874 yılında doğmuştur. Erzurum Mülkiye Rüşdiyesini bitirdi. Döneminin meşhur âlimlerinden tefsir, hadis, fıkıh ve hüsn-ü hat dersleri aldı. 1897 yılında şer’î hukuk ve cezâ muhâkemeleri usûlü okuyarak 1889-1901 arasında iki yıl avukatlık yaptı. Daha sonra on iki yıl kadar muallimlik yaptı. Döneminin hareketli siyasî mücadelelerine de katılan Yeşilzâde Mehmed Salih Efendi, 1917 Rus saldırısı sırasında ailesi ile birlikte İstanbul’a göçtü. Geçim sıkıntısı sebebiyle de oradan Bursa’ya geldiler. 1919 yılında Bilecik mebusu seçildi. 1954 yılında vefat etti. Kabri, Merkez Efendi Haziresinde, Rufai Şeyhlerinden Kenan Rufai’nin kabrinin hemen yanında yer almaktadır. Kabir taşında; Ya Rahim/Evliya bendesi/Erzurumlu Yeşil/oğlu Muhammed/Salih Fakiri/4-7-1954 yazıyor.

Reklamlar

yorumda sahte e-posta yazanlara cevap verilmez.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s