KUR’AN VE HADİSTE ALLAH TEÂLÂ’YI GÖRME RU’YET MESELESİ

 

 

Hzl: Doç. Dr. Talât KOÇYİĞİT

Delillerin münakaşası göstermiştir ki, ehli sünnet yönünden ru’yetu’llah, kıyamet Günü mü’minler için mümkün ve Allah Teâlâ üzerine câiz olan bir şeydir. Kur’ânı Kerîmde vârid olan âyetler ve Hazreti Peygamberden rivayet edilen hadîsler, buna delâlet ederler. Kur’ânı Kerîm insanlara, anlayıp kendisiyle amel etmeleri için gönderilmiş, Hazreti Peygamber de onu hem teblîğ, hem de, ihtiyaç hasıl olan yerlerde tebyîn ve tafsil ile görevlendirilmiştir. Ru’yete taalluk eden âyetler, anlaştışları itibariyle ru’yetin mümkün ve Allah üzerine câiz olduğuna ve Kıyamet Günü mü’minler için gerçekleşeceğine delâlet ettiklerine göre, müslümanların bu âyetleri anlayışlarında her hangi bir hata mevcut değildir. Anlayıştan mütevellid bir hata bulunsaydı hile, bunun, Hazreti Peygamber salla’llâhu aleyhi ve sellem tarafından düzeltilmemiş olması kabil değildir. Oysa ki Hazreti Peygamberden gelen, haberler, müslümanların bu âyetleri anlayışlarında her hangi bir hata bulunmadığım göstermekte ve hattâ onları teyîd ve takviye etmektedirler. Bununla beraber, âyetleri anlayışta bir hata varsa, bu, ru’yetin gayri mümkin ve Allah üzerine gayri câiz olduğunu iddia edenlerin aniayışlarındadır. Bu hatanın büyüklüğü o kadar açık ve o kadar kesindir ki, onun içine düşenlerin, ru’yetle ilgili âyetleri, anlaşılan, manâlarından saptırmaktan ve onlara, tevil adım verdikleri bir metodla, kendi anlayışlarına uygun, manâlar vermekten kurtulamamaları, bunun başlıca delilini teşkil eder. Bu bakımdan hiç tereddüt etmeden denilebilir ki, ru’yetle ilgili âyetler, önce, hem muvafık hem muhalif, yani hem ehli sünnet hem mutezile olmak üzere, bütün miislümanlar tarafından aynı manâda anlaşılmışlardır ve aralarında biç bir ihtilâf yoktur. Fakat sonradan mutezile, bu âyetler hakkındaki anlayış, yahut âyetlerin manâsı hoşlarına gitmediği veya gerçek düşüncelerine uymadığı için, onları tevil etmişler, ve lâfızlara, delâlet ettikleri manâya ters düşen manâlar vermişlerdir. Bu, onların anlayışlarındaki hatanın ve ehli sünnet anlayışındaki isabetin en şaşmaz ölçüsüdür.

Mutezile yönünden ise, Allah Teâlânın Kıyamet Günü görülmesi mümkün değildir; çünkü görme fiili, görülecek şeyin belirli bir cihette ve belirli bir mekânda bulunmasıyla gerçekleşir; bu ise onun cisim olmasıyla mümkündür; Allah Teâlâ cisim değildir; dolayısıyla görülmesi de mümkün değildir.

Görüldüğü gibi, mutezile nazarında ru’yetin ademi cevazını isbat için nakli delile ihtiyaç yoktur; akıl, bu meselenin çözümlenmesinde yeterlidir. Bununla beraber, aklı teyîd ve takviye eden nakli bir delil varsa feni ‘mel- matlûb… Fakat bu nakli delili aklın hükmüne aykırı düşerse, o zaman delili tevil etmekten ve akla uydurmaktan başka çare yoktur; bu zahmete de ancak Kur’ân âyetleri için katlanılabilir; hadîsler için, değmez.

Ru’yet hakkında söylenebilecek son söz kanaatımızca bu mesele, hem bir inanç, hem de bir başka dünya ile ilgili olması dolayısıyle, aklın dar çerçevesi içinde halledilebilecek bir mesele değildir. Biz Kıyamet ahvalini, ister Kur’ândan ister hadîsten, ancak sahih haberler vasıtasıyle öğrenebiliyoruz. Burada mühim olan husus, bu haberlerin, sâhiplerinin kasdettikleri manâya uygun bir şekilde değerlendirilmeleridir ve aklın rolü de bu değerlendirmede bahis konusu olabilir. Aksi halde, ulaşılan netice, keyfî bazı tahminlerden başka bir manâ ifade etmez.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ BASIMEVİ, 1974

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s