RUMÎ VE İKBAL

İKBAL’DEN

Bu kadar merakla kimi arıyorsun ?

O meydanda saklı olan sensin.

Onu ara, kendinden başka bir şey bulmayacaksın,

Kendini ara, ondan başkasını bulmayacaksın..

Allah ile Benlik birbirine bağlıdır :

Benlik varlığını Allahın varlığından alır.

Benliğin tezahürü Allahın tezahürü ile kaimdir.

Umman olmasaydı,

Bu parlak cevher nerede olurdu, bilmem.

Hayatın gayesini ne güzel tasvir ediyor:

Allahtan kendini sor, kendinden de Allah’ı sor.

Din nedir ?

Din nedir ? İnsanın kendi sırlarını keşfetmesidir.

İnsan kendini görmezse hayat ölümdür.

Niçin Allah’ı arıyorsun ?

Biz Allahtan uzaklaştık, bizi asil arayan O’dur

Hem de, niçin dünyaya bakmakta ısrar ediyorsun ?

Eğer canlı isen, kendi dünyam yarat

**

Zamanın akışı ne kadar sür’atli ve çetin olursa olsun

Aşk kendisi bir seldir ve hayat akışına hâkim olur.

Aşk Cebrail’in nefesidir, Aşk Muhammed’in nefesidir,

Aşk Allah’ın resulüdür, Aşk Allah’ın kelâmıdır

Hakikî aşk din dâvasını çözer :

Küfr aşk ile birleşti mi İslâm olur.

Aşksız bir müslümansa kâfirdir.

Aşk insanın kuvvetini bin kat artırır.

Bir çırpıda, aşk bütün meseleyi halletti,

Bense zannederdim ki Dünya ve ahretin hududu yoktur

**

Aşk imamım, zekâ ise esirimdir.

Böylece kaderin sırları  da halledilmektedir:

Bir Müslüman kâfir olursa, kaderin esiridir

Fakat mümin olursa, bizzat kaderi İlâhidir.

İkbal bir az daha ileri gider :

Benliğini o kadar yükselt ki her mukadder fiilden önce

Allah kendisi insana sorsun : Arzun nedir?

Fakat bu yükselişe ancak devamlı gayretle erişilir, yoksa tefekkür ile değil.

Sağlam iman, mütemadi say-ü gayret ve aşk dünyayı fetheder;

Hayat mücadelesinde insanın silâhları bunlardır.

**

Sen ki bir gül gibi topraktan bittin,

Sen de bir şahsiyetin-rahminden doğdun,

 Terketme şahsiyet ! İsrar et

(Fakat ceyap veren yok…….      

‘Hayatın sırrının ne olduğunu ben sana söyliyeceğim :

Bir inci gibi içine çekil

Sonradan, dahilî yalnızlıktan dışarı doğru fırla

Esasen hayat, başkalarının etrafında dönmekten kurtulmak

Ve benliğini mukaddes bir türbe addetmekten başka denir ?

**

Sâhilde ziyafet çekme,

Çünkü. orda Hayatın çok tatlı melodisi akar

Denize dal, dâlgalarla mücadele et,

Çünkü ölmezlik mücadelede kazanılır.

**

Ey Batı topraklarının sâkinleri sizler,

 Allahın dünyası bir ticarethane değildir.

**

Batı topraklarında şafak ‘ yok, kan seli var, yalnız kan seli.

Bugün de dûn de şimdi birer silik, masal,

Bekle yarının kopacak büyük tufanını

Has ökçe sandığın, görürsün değersiz çıkacak.

**

Ey mecnun sen hiç kendini gördün mü ?

Yoksa sen de Leylâ gibi yalnız tahtarevanla mı mahdutsun ?

Hayâtın esası yiyip içmek olan bu yer,

Ey yolcu senin yurdun olamaz,

‘Olsa olsa, benliğinin misafir kaldığı yerdir. .

**

Eğer yıldızlar sapa yollara kaçmışlarsa,

Allah’ım söyle, dünya senin mi, yoksa benim midir?

Fâni insan kabul etmezse,

Allahım, kayıp senin mi, yoksa benîm midir ?

**

HZ. MEVLÂNÂ’DAN

Abdülbakiy Gölpınarlı tercümesi

Bugün Ahmet benim ;

Ama dünkü Ahmet. değil.

Bugün Anka benim ;

Ama bacaya konan kuş değil.

*

Enelhak kadehile,

Bir yudumcuk içen sızdı.

Tanrılık şarabından.

Şişelerle, küplerle içtim ben, sızmadım,

Ben sultanların aradığı sultan.

*

Ben hâcetler kıblesîyim,

Gönül kıblesiyim ben.

Ben Cuma mescidi değilim,

İnsanlık mescidiyim ben.

*         

Ben sâf aynayım,

Sırım dökülmemiş, paslanmamışım.

Ben kin dolu: gönül değilim,

Tûrisina’nın gönlüyüm ben.

*

Üzüm sarhoşluğu değil, benim sarhoşluğum ;

Benim sarhoşluğum ebedî.

Tarhana çorbası içmem ben

Ben can yemeği yerim,

İçerim can şerbeti.

*

Sararttı soldurttu seni,

Bir gümüş bedenlinin hasreti ;

Altın haline geldim artık.

Sen altına âşıksın,

Altın benim rengime âşık.

*         

Gönlü sâf sûfîyim ben ;

Benim tekkem âlem,

Medresem dünya benim.

Değilim âbâlı sûfîlerden.

*         

İster münacat eri ol    sen,      

Meyhane rindi istersen ;        

Bundan sanki ne çıkar  ?

Yok cumartesiymiş, yok cumaymış,.

Bence ne farkı var ?

*

Gerçek zevkine kapılan,

Ne altına aldırış eder,

Ne kalender tacına bakar.

Ne gamı vardır onun, ne kini.

 (Vatan 2-12-1951)

Kaynak: RUMÎ VE İKBAL, Pakistan Sefareti Basın Ataşeliği Ankara, “La Turquıe Moderne” 1952, İstanbul

 

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s